Adı:
Casus
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750733062
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Espiã
Çeviri:
Emrah İmre
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu. Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.

Mata Hari’nin tek suçu özgür bir kadın olmaktı: Sınırlar ve sınırlamalarla dolu bir dünyada kaderine boyun eğmeyen bir kadın...

Paulo Coelho, 20. yüzyıl başında casuslukla suçlanarak idama mahkûm edilen Mata Hari ile avukatı arasındaki yazışmalardan yola çıkarak kurguladığı Casus’ta bu olağanüstü kişiliği bir roman kahramanına dönüştürerek hayatın ve aşkın gizemlerini sorguluyor.
Wow, başlık titretti mi? Hımm, devam edelim o halde.

“Davacınla mahkemeye giderken yolda onunla anlaşmaya
çalış ki seni hâkim karşısına çıkarmasın ve hâkim seni
zindancıya teslim etmesin ve zindancı seni zindana
kapamasın. Söylemiş olayım, borcunu son kuruşuna kadar
ödeyene dek kurtulamazsın oradan.”
Yeni Ahit, Luka, 12: 58,59



“Hazır ol!”

On iki asker önce esas duruşa geçip sonra da tüfeklerini
omuzlarına dayadılar.

Kadın hiç kıpırdamadı.

Hâlâ hiçbir korku belirtisi göstermeden karşılarında
dikilmekteydi.

''Nişan al!''

''Ateş!''

Televizyonlarda, filimlerde izlediğiniz gibi vücudu titreyerek, sallanarak yere yığılmadı, kollarını kaldırıp çırpınmadı bile. Olduğu yere hafifçe yığıldı, başı hâlâ dimdik, gözleri hâlâ açıktı. O masum yüzün altında kan havuzu oluşmuştu. Askerlerden biri bu görüntüye dayanamadı ve oracıkta bayıldı. Teğmen tabancasını çıkarıp kadının yanına geldi, yüzüne kan sıçramaması için silahı şakağına bastırmadı ve tetiği çekti. Mata Hari öldü...

Acıyı hisset, daha, daha ve daha...

16 yaşlarında evinden uzak, yatılı bir okuldasın. Müdür zürriyetsizi seni bir gün odasına çağırıyor, ardından kapıyı kapatıyor ve seni öpmeye... şeyinle oynamaya başlıyor sonra hızlı bir şekilde masaya yatırıyor ve bekaretini bozuyor. Evet, Mata bunları yaşadı, öyle ki korku onu anlatmaktan alı koyuyordu. Ta ki okulda kendisi gibi buna maruz kalan arkadaşlarının olduğunu duyana kadar. Ne fark eder? Müdür emekli olmuş, kimse suçlama da bulunamazdı. Onlarca kız, hepsine tecavüz eden bir zürriyetsiz! Yinede korku engel oluyor, birilerine anlatsan eve çağırılır, olay duyulur, hayatın alt üst olur. Hoş, şimdi sanki çok iyiymiş gibi...

Mata o kadar güzel bir kadın ki, ama bir o kadar da bahtsız ve şanssız. Ülkeden ayrılmak ve kaçmak istiyor, bunun için gazeteye ilan veren bir subay(Rudolf MacLeod) ile tanışır ve bu subay baya varlıklı biridir. Endonezya'da varlıklı bir subay, bir kadın daha ne isteyebilir ki? Mata bu hayal ile geçmişi bir kenara bırakıp 3. buluşmada evlenme teklifini kabul eder ve 11 Temmuz 1895'te evlenirler.

https://hizliresim.com/16PqqA

Günler ilerledikçe alkolik Rudolf, bakire olmadığını öğrenir ve ondan olanları anlatmasını ister; Mata hıçkırıklar içinde müdürün odasında olanları anlatır Rudolf günler geçtikçe daha fazla ayrıntı ister. Hatta o kadar ileri gider ki, tecavüze uğradığı o gün üzerindeki etekte alması için onu çarşıya yollar Mata'ya bazen karşı koymasını, bazen de inlemesini ister. Evet, haklısınız o kel kafasına kızgın yağ dökmek gerekiyor. Neyse, bunu yapmasının sebebi evde bulunan hizmetçilerin Mata'nın bundan zevk almasını hissettirmek. Mata o anları şöyle açıklıyor:''Yavaş yavaş benliğimi kaybettim. Günlerimi kızıma
bakarak geçiriyordum, hırçın bir asilzade havalarında evde
geziniyor, cildimdeki morlukları aşırı miktarda makyajla
gizliyordum ama kimseyi, hem de hiç kimseyi kandıramadığımın farkındaydım. Yeniden hamile kaldım, oğlum doğduktan sonraki birkaç günü müthiş mutlu geçirdim, ardından bakıcı kızlardan biri bebeğimi zehirledi ama neden yaptığını bile öğrenemedim; bebeğimin ölüsünün bulunduğu gün evdeki diğer hizmetçiler bakıcı kızı öldürdüler. Çoğu
intikam alacağım derken ölçüyü kaçırdığını düşünüyordu; çünkü kızcağız sürekli dayak yemiş, tecavüze uğramış
ve bitmek bilmez çalışma saatleriyle emeği sömürülmüştü.''

Neden mi yazdım bunları? Kadın olmak, üzgünüm 'kız' olmak... hiç düşündünüz mü? Aşağlık, ucube, şerefsizlerin yanında neden masum, doğal, birçok şeyden çok daha güzel genç kızların olduğunu? Para için mi? Yoksa servet için mi? Hayır. Çünkü dünyanın, bu aşağlık evrenin bir sistemi var, güzel olan her şey soldurulmalı ve yavaş yavaş eritilmeli. Bunu da iblisin gayrimeşru çocukları, yani göbekli, kendini beğenmiş, kibirli, kağıtlara sahip, takım elbiseli, sadece iki dakikalık fiziksel haz peşinde koşanlar yapmakta.

Kitap hakkında...

Paulo Coelho'ya ait okuduğum üçüncü kitap. Elbette bununla sınırlı kalmayacak. Hayır hayır, sevdiğim için okumam;önemli bir şeyler 'söylediği' için okurum.Yemek için yemem, yemeği sevdiğim için yerim. Eğer sevmezsem, neden yiyeyim ki?

Casus kitabı, 2016 yılında yayımlanmış olup, klasik kitaplarında da olduğu gibi düşündürmeye, analiz etmeye ve çelişkiye düşürmeye çalışmıştır. Çelişki mi? İyi de kiminle?

Neden bir aynanın karşısına geçip sormuyorsun?


''Kendimden kaçamayacağımı ancak şimdi anlıyorum'' (86)

Bir daha oku, bir daha ve bir daha... Analiz edelim. Kendim'den' bütünüyle kaçmak istemek gibi. Ancak kaçamıyorsun, bu acı bir durum. Seçeneğin var mı peki? İki seçeneğin var. Ya kaçacak bir yer aramaktan vazgeçecek ve sonsuza dek sessizliğe mahkum olacaksın, ya da kabulleneceksin. Asıl soru: Hangisinin daha acı verici olduğu. Kaçmak mı, yoksa aramak mı? En zor şey de nedir bilir misin, aslında bu ikilemlerin birer safsata olduğunu bildiğini bildiğin halde arayışta olduğun. Aslında anladığın falan yok, sadece inandırmak ve kendini kandırmak istiyorsun hepsi bu. Bu göremeyebilir, duyamayabilirsin hatta yüz çevirebilirsin ama hissedemeyeceğini söyleyemezsin değil mi? His yanıltmaz, seni kandırmaz, sadece olsı gerçekleri sunar ve bu çoğu zaman acı olmuştur.

''Acıyı hissetmelisin, ancak o zaman özgürlüğe kavuşabilirsin.''


''Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.''


Sen ve senin gibiler bedelin en ağır şeklini ödedi, en aşağlık pozisyonlara girdi, aşağlık insanlara sunuldu, aşağlık insanların salyaları altında sahip olundu, aşağlık insanlar tarafından aşağlandınız... Suç sizde mi? Hayır. Yukarıya bakın!

Keyifli okumalar.
Kitabın vurucu bir bölüm ile başlaması, yazarın kaleminin bu kadar akıcı olması kitabın üçte ikisini bir solukta okutuyor. Son bölümleri olayların ağırlaşması ile birlikte biraz yavaşlasa da yine de akıp gitti. Yazarın kitapta yer verdiği aşk ve hayat hakkındaki satırları beni oldukça etkiledi. Alıntı yapmama ve oturup üzerinde düşünmeme neden olacak güzel paragraflar vardı.
Mata Hari etkileyici bir karakter. Kitabı bitirdikten sonra başka kaynaklardan da kendisi hakkında okuduğum yazılara dayanarak bu kitabın böyle bir kadını anlatmak için yetersiz kaldığı hissine kapıldım. Tarihteki yerinin belirsiz olması belki de bunun nedeni. Halen daha casus olup olmadığı konusunda, bu kitaba rağmen, kafamda kesin bir karar veremedim ama eğer casus olsaydı kendisi daha çok saygı duyabileceğim bir kadın olacaktı. Bu şekilde hayattaki amacını bulamamış, şöhret ve göz önünde olma, rahat ve lüks yaşama takıntısı yüzünden kendi kendini felakete sürükleyen bir kadın olarak aklımda yer etti. Oysa kitabın ilk başlarında kendisini dönemin getirdiği her türlü zorluklara rağmen bir kadın olarak bağımsızlığını kazanmış, özgürlüğünü dilediğince yaşayan ve bunun için her türlü zorluğa göğüs gerebilen bir kadın olarak rol model olabilecek biri gibi görmüştüm.
Savaş zamanının acımasızlığı ve birilerinin birileri üzerine basarak ilerleme çabalarının iyi verildiğini düşünüyorum. Aklımda çok yer edici bir kitap olmadı evet ama hoş bir roman olarak okunabilir. Kadının arkada bıraktığı kızından çok az bahsetmesi, kendi duygu ve düşüncelerinin kitapta çok yer almaması kadını şöhret için çabalayan bencil bir kadın gibi göstermiş. Belki öyleydi, belki değildi. Bunu bilemeyiz ama bu sebepten kitap bana yetersiz gibi geldi.
"Yanlış bir devirde doğmuş bir kadınım ben,hiçbir şey düzeltmez bunu. Gelecekte de hatırlanacak mıyım bilmiyorum. Şayet hatirlanirsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan Ödemiş biri olarak görülmek istiyorum." Kendisinden böyle bahsediyor 'Mata Hari'

Hepimiz kendi yaşamımızın,gecmisimizin doğru ya da yanlış kabul ettiğimiz yasaların tutsağıyız. Mata Hari yaşadığı dönem boyunca özgür bir kadın olarak yola devam etmek istedi.
Içine düştüğü bir yanlış vardı. nacizane yorumum bundan yana olacak. Adaletin var olduğuna inandı o da. Söz konusu özgür olmaksa hangimiz için adalet sağlandı ki. Hangi yasa,kanun özgür olma fikrimizi ve zikrimizi destekledi ki. Dönem farketmez. Her zaman öyleydi.
Mata Hari' nin ölüme mahkum edilmesinin ve idam edilmesinin en büyük sorumlusu olan savcı bir gazeteciye davanın tamamının tahminlere, tümdengelimlere ve varsayimlara dayandığını söylemiş, sözlerini şu cümleyle bitirmiş:
"Aramızda kalsın ama elimizdeki deliller o kadar yetersizdi ki bir kedi yi bile mahkûm etmemize yetmezdi."
İnsan hayatı işte yasalar önünde de bu kadar basit...Adalet diye diye ölüme giden nice Mata Hari' lere yine de selam olsun!
"Yanlış bir devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltmez bunu. Gelecekte de hatırlanacak mıyım bilmiyorum. Şayet hatirlanirsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan Ödemiş biri olarak görülmek istiyorum."
~ 'Mata Hari' ~

Mata Hari kadar özgür ruhlu olmak isterdim. Veyahutta onun kadar özgür ruhluyum ama bunu işleve dökmediğim için bir anlamı yok. Hikayesiyle resmen bir başkaldırı, bir anlatı, bir özgünlük gördüm onun hayatında. Bana vay be dedirtti. Bir kadın olarak, bir kadın olan bana cesaret verdi yaşamaya dair. Bu kitaptan sonra hayata karşı daha güçlü duracağım. Hayallerinin peşinde koşmak nedir bir kadın için? Kitapta bunun cevabını gördüm.

Biyografik bir roman olsa dahi kesinlikle kuru tekdüze bir anlatımı yok. Son derece akıcı, insanı merakta bırakıp okuyucuyu elinde tutan bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim.

Son sayfayı okuyupta kitabın kapağını kapattığım vakit zihnime uçuşan tek düşünce şuydu, birinin daha hayatı, ben daha doğmamış iken hiç edilmiş. Arabesk olduğunu bilmekle birlikte, şunu demeden edemiyorum: hayat sen cidden adaletsizsin.

"Adaletin yerinde küfür vardı, doğruluğun yerinde daha da fazla küfür vardı. Ama Tanrı hepsini yargılayacak, adil olanı da küfür edeni de, Tanrı her ikisini de yargılayacak; çünkü her amaç gerçekleşmek için vakit ister."
Tarih insanları aldatır. Bugün doğru olan yalan tümüyle yanlış olabilir. Ya da tam tersi.Kitleler ya cahil ya da değildir. İlk sayfasından son sayfasına kadar bir aşk uğruna ruhunu ordan oraya sürükleyen bir kadının bazıları için alışılmadık ama çoğumuz için tanıdık bir hikayesi. Bölümler ilerledikçe aslında sözde! en medeni toplumda bile var olan erkek egemenliği altında bir kadının neler yapabileceğini gösteriyor. Doğru ya da yanlışı sorgulamadan giden bir kadın Mata Hari. Coelho okumaktan sanırım hiçbir zaman pişman olmayacağım.
Gençliğinden itibaren ailesinden kopan ve hayatını dünyanın dört bir yanında dans ederek geçiren güçlü ve akıllı bir kadının idam edilmesinin hikayesi. Olay tamamen gerçek olup kitapta yer yer çeşitli belgelere bile yer verilmiş.
Bir Kadın/Mata Hari, Bir Suç/Casusluk ve Ceza/Ölüm Cezası...
Güzelliği ve dansıyla kendine hayran bırakan bir kadının -her ne kadar kurgulanmış olsa da-gerçek hikayesi.
Korkunun, boyun eğmenin, acizliğin hüküm sürdüğü Birinci Dünya Savaşı’nın Fransa’da sadece özgür, varlıklı, şaşalı bir yaşam sürme hayali içindeki Hollanda’lı bir kadının, casusluk iddiası ile, yaşamının kurban edildiği yıllları anlatan muazzam bir kitap.
Casusluk iddiası diyorum çünkü kitapta (“Aramızda kalsın ama elimizdeki deliller o kadar yetersizdi ki bir kediyi bile mahkum etmemize yetmezdi”, syf:146) ölüme mahkum edilmesini sağlayan Savcı’nın sözleri benim için iddia olarak kalmasını sağladı.
Ayrıca karşılığında verilen cezanın ceza olması bile şüpheli; Ölüm Cezası?.
Telafisi olmayan, ıslah edemeyen sadece korku ve nefret uyandıran insanlık dışı bir intikam aracı olduğunu düşündüm Mata Hari’nin infazını anlatan satırları okurken.(Kitaptada yazarın özellikle bahsettiği Dreyfus olayı da bu görüşü sağlamlaştırıyor)
1999 yılında yayınlanan İngiliz istihbarat raporunda casuslukla ilgili yeterli delillerin mevcut olmadığını 2001 yılında ise Fransız mahkeme raporlarında Alman casusu olduğu ve asıl 2017 yılında tüm dosyanın yayınlanacağı bilgisini edindim.
Lakin her ne olursa olsun Mata Hari o zamanın ve o coğrafyanın kadını değilmiş. Hoş günümüzde de kadın olmak, suç ve ceza sorunsal olarak devam etmekte..
Aykırı, cesur ve özgür ruhlu Mata Hari’yi, Coelho’nun eşsiz anlatımıyla mutlaka okuyun.
Kitapla Kalın
Yanlış devirde doğmuş bir kadındı Mata Hari, tek suçu özgür bir kadın olmayı istemekti. Sınırlara boyun eğmeyen yapısı infaz edilmesine sebep olurken ardında bıraktığı, avukatına yazmış olduğu mektuplar onu ölümsüzleştirdi. Tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bir kitap ki ben Paulo Coelho hayranı olduğum için çok şanslıyım
"Tellerin akordu bozuksa dünyanın en güzel melodisi bile bir faciaya dönüşür."
".... içinde lale tohumları var, ülkemizin sembolüdür. Ama daha da önemlisi, sana verecekleri bir ders var; onlar, görünüşte başka çiçeklerden ayırt edemediğin anlarda bile hep lale kalacaklar. Ne kadar isteseler de güllere veya ayçiçeklerine dönüşmeyecekler. Kendi varlıklarını inkar etmek istedikleri takdirde hayata küskün ölecekler. İşte bu yüzden, kaderin ne olursa olsun mutlulukla yaşa..."
İki kelimeyle çok iyiydi.:) zaten yaşanmış olduğunu bilmek kitaptaki akıcılığı daha da sürükleyici bir hale getiriyor ve kitabın içinde kayboluyorsunuz. Hayalleri için kendinden vazgeçen kadınlar gördüm, istediklerini söküp alabilen kadınlar. Ve kitapta da dediği gibi "hayallerin bedeli hep yüksek oldu." iyi okumalar. :)
"Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu. Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.”

Dikkat! Bundan sonrası kitabın konusu hakkında ayrıntılı yazı içerir!

Bu romana konu olan "Mata Hari", yaşadığı zamanın en alımlı kadınlarından biriymiş. Sahneye dans etmek için çıktığında kendine olan güveni ve güzelliğiyle izleyicileri büyülermiş.
Özel hayatında ise hep dönemin en zengin ve güçlü erkekleriyle ilişkiler yaşamış, gizemli geçmişiyle herkesin merakını ve kıskançlığını toplamış.
20. yüzyılın başlarında Avrupa’daki ahlakçılığa meydan okumasının bedeli ise , onu için çok ağır olmuş:(
Casuslukla suçlanmış ve 1917’de Fransız ordusunun askerleri tarafından "suçlu olduğu net bir şekilde kanıtlanmadığı halde" kurşuna dizilerek idam edilmiş. İşte,
Paris’teki cezaevinde idam edilmeyi beklerken Mata Hari, uzun bir mektup yazmış.
Resmi makamlar da yıllar sonra Mata Hari’ye ait dosyaların açılmasına izin vermiş. Yazar da bu belgelerden ve o mektuptan yola çıkarak bu romanı kurgulamış.
Gerçekten son zamanlarda altını çize çize okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu .
Ve bir kez daha anladım ki, çocuklukta yaşayan her darbe o insanın geleceğini de etkiliyor:(
Kadın olmak ise bu darbelere dayanmayı daha da güçleştiriyor.
Erkek bazen öyle kolay sıyrılıyor ki yaptıklarından, ama kadın öyle mi?
Hep en ağır bedeli kadın ödüyor!!!
Yakın zamanda bitirdiğim bu kitap hakkında söylenecek çok şey olsa da benim yorumlarım da diğer arkadaşlardan farklı olmayacak. Kitap gerçekten güzeldi. anlatımı akıcı, okuması kolay ama sindirmesi zordu. kitabın daha ilk sayfalarında ana karakterimizin öleceğini bilmemize rağmen ( ki bu zaten bir gizem değil ) yine de hayatını okumak çok heyecanlıydı. dönemin zor şartlarında bile bir çok şey başarmış, yalanı ustaca kullanan , güzelliğinin son derece farkında olup bunu da koz olarak gören bir kadın. idama giderken bile kürk mantosunu, şapkasını , takılarını takması bana çok asil gelmişti. bir de ilk dans deneyiminde pat diye çırılçıplak soyunduğu o sayfayı okurken vay be ne kadın dediğimi hatırlıyorum :)
yanlış dönemde doğduğu bence de doğru.
Cinselliği sanata katarak dikkat çekmeye çalışmış. Sürükleyici anlatımı yok. Sade dilli. Yaşamı dikkatimi çekmedi. Açıkçası ben beğenmedim. Okumak için okumak.
Çünkü gerçekten aşık olduğumuzda başkalarının da kendimizin de en iyi yönlerini görürüz.
Hep iyimser bir insandım ama zaman beni buruk,yalnız ve üzgün bir kadına dönüştürmekte ısrar ediyor...
Paulo Coelho
Sayfa 23 - Can sanat yayinlari

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Casus
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750733062
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Espiã
Çeviri:
Emrah İmre
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu. Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.

Mata Hari’nin tek suçu özgür bir kadın olmaktı: Sınırlar ve sınırlamalarla dolu bir dünyada kaderine boyun eğmeyen bir kadın...

Paulo Coelho, 20. yüzyıl başında casuslukla suçlanarak idama mahkûm edilen Mata Hari ile avukatı arasındaki yazışmalardan yola çıkarak kurguladığı Casus’ta bu olağanüstü kişiliği bir roman kahramanına dönüştürerek hayatın ve aşkın gizemlerini sorguluyor.

Kitabı okuyanlar 993 okur

  • Betül Özer
  • Aslı Ayçin
  • Eylem Gökmeydan
  • Mina Tomaç
  • Müge Erol
  • Emine Toprak
  • Burcu Kuzucu
  • Ayşe Boz Aktaş
  • Aleyna Akgüneş
  • Gökçe Köseoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.2
14-17 Yaş
%5.8
18-24 Yaş
%22.3
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%8.8
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.2
Erkek
%14.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.1 (57)
9
%10.8 (38)
8
%27.2 (96)
7
%22.4 (79)
6
%13 (46)
5
%6.2 (22)
4
%2 (7)
3
%1.4 (5)
2
%0.3 (1)
1
%0.6 (2)

Kitabın sıralamaları