Simyacı

8,6/10  (4.009 Oy) · 
13.408 okunma  · 
4.525 beğeni  · 
52.282 gösterim
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâ­nâ'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2017
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789750726439
  • Orijinal Adı:
    Alquimista
  • Çeviri:
    Özdemir İnce
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
21 Oca 14:05 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Kitabı okuma sebebim biraz öğrencilerim oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel demi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince alıp okumaya karar verdim. Herhalde çok söz edilmesinden dolayı olsa gerek ya da kitabın kapağının güzelliğinden dolayı daha kitabı elime alırken bile kitabı sevdiğimi hissettim. Kitabı açıp okumaya başladım. Ciddi anlamda uzun süredir hiçbir kitap bu kadar içine çekmemişti beni. Açık okumaya başlayınca kitabın olay örgüsünden daha çok bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi bir hisse kapıldım. Kitabın olay örgüsü ise Santiago adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bir şey demeyeceğim. Santiago kişisel menkıbesini gerçekleştirmek için karşılaşacağı bütün zorluklara göğüs gerir. Aslında kişisel menkıbesinin çok yakında olduğunu anlar. Santiago ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile böyle bir şey başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Hatta bunları sıkmadan veriyor. Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitapta karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla okuyucuya örtülü bir nasihat verilmiş. Nasihatler en çok kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi için verilmiş. Kitabın belki eleştirilebilecek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi. Buna bağlı olarak ta kitabın genel olarak verdiği mesaj kişinin kendi kararlarını kendi vermesidir. Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek adına okunması gereken bir kitap diyebiliriz.

Aysel 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı 2 yıl önce 1Mayıs`da kız kardeşimin doğum gününe hediye almıştım. Ne yazarı tanıyordum o zaman ne böyle bir kitabın mevcut olduğundan haberim vardı. Çok aramıştım. Yanımda arkadaşımla bir kitapçıya girdik. Böyle eski kitapçılardan. Tam "Kız Külesi"nin yanında. Onun kadar tarih ve kültür kokan bir yerdi. Sahibi, yaşlı, gözlerinde kocaman gözlüğü olan, ufak tefek adamdı. Güya kitap alacağım. Tam 1 saat adamla ( dedemden yaşlıydı ) sohbet ettik. Daha kitaplar hakkında bilgimin aşk romanlarıyla sınırlı kaldığı, 1k`nı keşfetmediğim ( yalnızca kaydolmuştum) zamanlarımdı. O, "Sade" diyor, ben " o kim ki?" diye bakıyorum. Kafka uzatıyor, tereddüt ediyorum. "Klasik" diyor burun kıvırıyorum. Ne istediğimi yine kendim de bilmiyorum...

Sonunda, arkadaşım kendini kötü hissettiği için çabuk çıkmayı denedim. "Ne alsam acaba?" sorusu beynimde uğuldadı. Ve o zaman gözüme bir kitap ilişdi. Ucuzdu. Çünkü 2. eldi. :) Çaresiz aldım. Yol boyu hem kitapları, hem o adam`la kitap hakkında hiç bitirmek istemediğim söhbeti ve arabir gözüm kaydığında içimi sıkıntı kaplayan aldığım kitabı düşünüyordum. "Beğenecek mi acaba?" "Yine kafamı şişirecek. Ben senin doğum gününde böyle mi yapıyordum?"
Sıkıntıyla kitabın sayfalarını çevirirken, altı çizilmiş cümleleri gördüm. Hepsini okudum. Takdir edersiniz ki, ne kadar etkilenmiştim.

Tabii, kardeşim beğendi. :) Aramızda hep "çok saf kitap" diyorduk. Ne zaman içim daralsa açıp, eskiden kimin olmuşsa onun çizdiği cümleleri okuyorum.

Bu kitabı almak hayatıma bir sürü yenilikler, kendimi kavrama yeteneği, kitapları uzun bir süre sonra hayatıma dahil etme, 1000kitap gibi bir yerle tanışma imkanı, gitmiş olduğum kitapçı`da durmadan kitaplardan konuşacağım birini tanıma fırsatı, edebiyyat alanının daha bir katresine dahi dalmadığım yazarlar, kitaplar olduğunu bilme yetisi kattı. Ve de en esası, kardeşimin dilinden kurtulmak :)

Kitabın içeriği ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira bana hayatımın mutluluklarını armağan eden kitap ve yazar`ı en üst seviyyede anlatacak kadar Türkçe kelimelere sahib değilim.

:)

Simyacı benzeri kitaplar

Mahmut Çayır 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Celaleddin Rumi'nin bir öyküsünden esinlenerek yazılmış bir eser. "Emeksiz yemek olmaz." atasözünün ispatı niteliğinde bir hikaye. Ayrıca Paulo Coelho kitaplarının korsan basımına bile destek veren bir yazarmış, "İnsanlar okusun da gerisi mühim değil" diye düşünüyor belliki, Böylelerinin değerini bilmek gerekir.

Damla Köseoğlu 
 15 Eyl 18:50 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho'nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago'nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika'ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar.

İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı'da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. "Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek'in ağzından çıksa da  Santiago'nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte. Melkisedek'le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de  Santiago'nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci'nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada rağmen olacak bir bu olmayabilir) aralarında gayet iyi bir ilişki var. Billuriyeci hacca gitme hayaliyle yaşayan, aslında bunun için fırsat da bulan ancak, kendisini bu hayalin ayakta tuttuğunu söyleyen ve bu hayalini gerçekleştirirse ne duruma geleceğinden endişe duyan biri. İşleri kötü giden ancak bunun için hiçbir çaba sarf etmeyen Billuriyeci'nin işleri Santiago ile tanışmasının ardından iyiye gitmeye başlıyor, çünkü çeşitli tabular yıkılıyor. Yani yazarımız burada diyor ki : "Şikayet etmeyi bırakın, kötü giden şeyleri iyileştirmek için çaba sarf edin. Bir şeyler başarabilmek için sizin gayretinizden daha önemli olabilecek hiçbir şey yok." Tanıştığı kişilerle yaptığı konuşmalar, ardından meydana gelenler Santiago'yu yeni bir amaca sürüklüyor. Kendi "kişisel menkıbesini bulmak". Bu noktada, amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan İngiliz karakter giriyor devreye. Santiago ise bu kişinin aksine amacına ulaşma yolunda kitap da okuyor, gözlem de yapıyor, çevresindekilerle fikir alışverişinde de bulunuyor.

Tüm karakterler okura istediği şeye ulaşması yolunda yoluna taşlar çıksa da bunları kendi istekleri, çabası ve Evren'in de işbirliği ile aşıp amacına ulaşabileceğini iletiyor. Hedeflerinden sapmaması ve bu yolda ilerlemesi gerektiğini aktarıyor. Simyacı birçok harika cümleyle dolu bir kitap. Altı çizilebilecek ve hayran hayran okunabilecek onlarca cümle, paragraf var. Kitapta geçen bir hikaye ve kalbin istekleri ile ilgili bir yazı var ki sırf bu bölümler için bile Simyacı övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Simyacı'yı henüz okumadıysanız bence kesinlikle okumalısınız.

Son olarak, "Gerçekten gönülden istediğiniz ve ona ulaşmak için çabaladığınız bir şeye evrenin de yardımıyla er geç ulaşacaksınız, yeter ki işaretleri takip etmeyi bilin."

Melisa... 
 18 Nis 17:17 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sırf şikayet edildigi için spoi içerir. Bir insanın bir hazine için başka şeylerin yönlendirmesiyle mısır piramitlerine hazine için gidiyor fakat bulamıyor sonrada hislerine dayanarak başka yerlere gidiyor ben çok begendim ve etkilendim herkesin okumasını isterim

yusuf şimşek 
16 May 13:34 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

simyacı kitabını ilk olarak Hüseyin Hocamda gördüm sonra ablam da okuyunca okumaya karar verdim. Simyacı kitabı hayatımda gördüğüm en değişik kitaplardan biridir ama şunu unutmayalım ki en güzel kitap değil. Hayatımda ilk kez bir kitaptan bu kadar ders aldım. İşte işaretlerdir bilmem hac meselesidir, kişisel makbıledir[yanlış yazmış olabilirim) gerçekten hayatıma çok şey kattı.Ama tek bir yeri beğenmedim oda müslümanlara laf atması aklımda kalan şunlardı:alınlarını değişik biçimde yere sürten insanlar,minarede bağıran insanlar. Çoban:"imansızlar"diye geçirdi.böyle yazıyordu.bir yazarı yapacağı en yanlış şeylerden biri başka dine laf atmak ama Paulo bunu yapmış.Hoşuma gitmediğini açıkça belirmek isterim.en çok beğendiğim taraf şu değerli taşlarla olan fincan satan tüccar oldu. Mekkeye gitmek istiyor ama şunu biliyor mekkeye giderse başka hedefi kalmıyacak. Kitap bazen çok bunaltıcıydı ve buda insanı sıkıyordu içine heyecan çok az katmıştı.Bilmiyorum,hiç kendimde kitap hakkında o adranali yaşıyamadım. Yani hissedemedim o duyguyu kendimde. Kendimle ilgilimi yoksa paulonun hatasımı karar veremedim.Ama ALLAH var güzeldi zaten dediğim gibi en beğendiğim yeri ders vermesiydi.Benim hayatıma katkıda bulunan en iyi kitaptı ders vermesi açısından.Burdan Hüseyin Demir hocama çok teşekkür ediyorum çünkü çoğu kitabı okumamın sebebi Hüseyin Hocaydı ve kitap okuma alışkanlığını kazandıranda oydu.Annem der Hüseyin Hoca olmasa senin kitap okuman yok. Ama şu anda gerçekten kitap okuma alışkanlığını bana kazandıran Hüseyin Hocaydı. Hüseyin Hocama bir kez daha teşekkür ediyorum.ve kendimi hocam sayesinde çok şanslı hissediyorum...

Oğuz Aktürk 
05 Kas 15:50 · Kitabı okudu · 2 günde · 3/10 puan

1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı.

"Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum.

Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : https://eksisozluk.com/entry/24419002
Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan.

Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek çok fazla sayıda başka kitap var iken bu kitabın neden bu kadar popüler ve kıymeti abartılmış, gereğinden fazla değer verilmiş olmasını sorguladım kendi adıma.

Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve "kişisel menkıbe"nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki.

Dediğim gibi benim için hala tuzsuz bir pilav, şekersiz bir tiramisu, ekşisiz bir mandalina, acısız bir çiğköfte etkisi bırakan kitaptır.

Aliye Arslan 
20 Eyl 2012 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Kütüptane arşivinde olması gereken bir kitap.Masalsı bir yaşamın felsefi öyküsü. Kişisel gelişime destek verecek nitelikte. Özellikle gençlere tavsiye ediyorum.

Başucumda Kitap 
09 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı biraz önce bitirdim, karşıma koydum. Bakıyorum. Bir yandan bakıyorum, bir yandan düşünüyorum bir yandan da anlamaya çalışıyorum. Bunca verilen bilgiyi, öğütü anlamaya çalışıyorum. Kitabı bitirdiğimde allak bullak olsam da sükunet yaratmaya çalışıyorum beynimde. Yanlış anlamayın kitap kötü sonla bitmedi aksine mutlu sonun mükemmel telaffuzu ile bitti. Böyle mutlu bir son göremedim ben efendim. Erişmişliğin, mutluluğun, kendi istedikleri doğrultusunda gitmenin, bilmenin ve pişmenin mutluluğuyla son buldu kitabımız. İçinde kendimden milyonlarca parça bulduğum, karakterinin bana benzediğini düşündüğüm bir kitap bu Simyacı. Yanlış anlamayın hayatımda hiç hazine rüyası görmedim, dünyayı dolaşmak istemedim, paramı çaldırmadım, başımdan bu kadar ders alabileceğim bir olay geçmedi veya bir simyacıyla tanışmadım ama sizin -okuyanların- da öğrendiği gibi bir işaret, bir benzetme, en küçük benzetme bile bir diğerinin aynısı. Onu yaratan da aynı, bunu yaratan da. Kitaptan alıntı yapabileceğim gibi "Her şey bir tek ve aynı şeydir." Bu sözde de kendimi buldum, Paulo Coelho'nun en ufak bir simgenin bile mesaj içerdiğini yazdığında da. Belki saçma gelicek ama çocukluğumdan beri bir kalemi şuradan alıp şuraya belli bir nedenle koymamın bile bana öğrettiği bir bilginin olduğunu düşünürdüm. Eskiden insanların böyle küçük olaylardan ders çıkaracağını veya çıkardığını düşünmediğimden bu fikrin aptalca olduğunu sandım. Sonrasında oturup düşündüğümde ise "insan her zaman ders çıkarmak ve hayatının istikametini değiştirmek için en büyük vuruşunu bekliyor ben en büyük vuruşumu beklemeyeceğim, hazırlıklı olacağım" diye kendime bu fikri telkin etmeye çalıştım. Bir süre sonra bu fikir de uçup gitti, ben de en büyük vuruşu beklemeye başladım. Bu kitap bana verdiğim kararı hatırlattı, beni hatırlattı, içimdeki hayallerimi gerçekleştirme isteğimi hatırlattı. Ben Paulo Coelho'nun bu kitabında kullandığı karakterlerin bizim içimizden yarattığını düşünüyorum. Söz konusu karakter "SANTIAGO" bizim içimizdeki hayallerimizi gerçekleştirmek için yola koyulan ya da yola koyulmak isteyen, bu uğurda kendini adamış, kimi zaman vazgeçen kimi zaman ise bu hayale sımsıkı sarılan biricik özelliğimiz. Bahsi geçen Kral bizim öğütlerimiz çingene ise yorumcumuz. Paulo bu kitabında kişinin ne yapmasını açıkça vurgularken karakterlerini de insanların özelliklerinden seçmiş. Bir temsil olarak kullanmış. Ve ben böyle ustaca yazılmış bir kitabı okumaktan gurur duyuyor olacağım her zaman. İki gün gibi kısa sürede bitirdiğim için kitabı gelecek zamanlarda tekrar okuyacağım. Çünkü bu beynin bu kitabı unutmaması, her an hatırlaması lazım. Aslında hafiften kitabın konusunu da anlattım, olaylarına da değindim ama ben bir de açıkça belirtmek istiyorum tıpkı Paulo'nun bu kitabında bizlere sabretmeyi açıkça gösterdiği gibi, öğrenmeyi ve dikkatli olmayı belirttiği gibi. Tabi eğer becerebilirsem. Kitap aslında insanlara istediklerinizin peşinden gidin ve bu yolda gelişen tüm olaylara dikkat edin, Tanrının size sunduğu tüm olanaklardan yararlanın, pes etmeyin öğütlerini vermek için yazılmış. Kitabın içerisinde ayrıca kişinin kendi kaderini kendi yazabileceğine, sadece tek gerekenin kalkıp bu istikamette ilerlemesi gerektiğine de değinmiş. Buradan Paulo Coelhoya ve Can yayınlarına, ayrıca çevirmeni Özdemir İnceye de teşekkürlerimi sunuyorum. Böyle bir kitabı çevirdiği için Özdemir İnceye büyük bir teşekkür borçluyuz. Aynı zamanda böyle bir kitap yazdığı için değerli yazarımıza da. Kitaba ayrı bir sükun kazandıran, sadece yazıyı hissettirip içine hapsettiren sayfalar için de Can Yayınlarına. Ben Can Yayınlarının bir kitabını okurken kendimi bir boşlukta hissediyorum. O boşlukta sadece ben ve kitabım var. Ve bundan pek bir hoşnutum. . Bu kitabın yorumunu yapmak çok zor. Okumak ve yaşamak gerek. Anlamak gerek. Anlatamıyorsanız da pek bir önemi yok. Anlayın yeter. Elinizdeki kitabı bitirdiğinizde bunu okuyun, bir diğer okuyucuya kitap önerisinde bulunduğunuzda bu kitabı önerin, başarmak isteyenlere veya dileğini gerçekleştirmek isteyenlere de bu kitabı önerin. Keyifli günler.

* AYBALAM * 
14 Nis 13:15 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 6/10 puan

Çok güzel bir kitap herkese okumasını tavsiye ediyorum bir insanin dünya da ki güzellikleri gezip görmek için çoban olduğunu ve bi rüyasının peşinden gittiğini anlatıyor

Kitaptan 812 Alıntı

Salih Çermik 
09 Oca 22:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yüreğin nerdeyse hazinen de oradadır…

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları - 136. Baskı)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları - 136. Baskı)
Vedat Geçit 
10 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 36)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 36)
Asude 
19 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 27)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 27)
Aysel 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.
- Bir hain olsa da mı?
- İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 134)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 134)
mehmet pak 
 02 Oca 17:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'' Yüreğimizi neden dinlemeliyiz ? '' diye sordu, mola verdikleri akşam.

''Çünkü yüreğin neredeyse hazinen de oradadır.''

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları)
A juez 
20 Ağu 12:21 · Kitabı okudu · Puan vermedi

- Okumayı nasıl öğrendiniz , diye sordu genç kız.
- Herkes gibi, diye yanıtladı çoban. Okulda .
- Peki ama, okuma bildiğinize göre niçin çobanlık yapıyorsunuz ?

Delikanlı bu soruyu yanıtlamamak için duymamazlıktan geldi. Vereceği yanıtı genç kızın anlamayacağından emindi.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 17 - Can Yayınları)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 17 - Can Yayınları)
82 /

Kitapla ilgili 4 Haber

2017’nin En Çok Satan 10 Kitabı!
2017’nin En Çok Satan 10 Kitabı! 2017 yılında yerli ve yabancı en çok satan kitaplar, popüler kitap sitelerinin hazırladığı listelere göre hazırlandı.
Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar
Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar Dünyada bugüne kadar birçok kitap yayımlandı. Bunlardan birçoğu filme uyarlandı, tiyatro oyunu olarak sahnelendi ya da çeşitli ürünlere çevrilerek edebiyatseverlere sunuldu. Bizde en çok tercih edilen 20 kitaptan oluşan bir liste hazırladık…
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap Yaratıcı baskı formatları açısından farklılıklara alışkın olmayan yayıncılık sektöründe, son yılların belki de en etkili tartışması “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” başlığını taşıyordu. Kitap kokusunu sevenlerle teknoloji çağına doğanları karşı karşıya getiren bu başlığa eklenebilecek üçüncü seçenek Can Yayınları’ndan geldi: Minikitap.