Adı:
Simyacı
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726439
Kitabın türü:
Orijinal adı:
O Alquimista
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâ­nâ'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
184 syf.
·2 günde·2/10
Neden Simyacı dünyanın en çok abartılan kitabı?:
https://youtu.be/lFYm2W7uV0o

Evrenin dili, kişisel menkıbe, evren işaretleri, sözcüklerin ötesinde bir dil, evrenin işbirliği bla bla bla...

1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı.

"Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum.

Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : https://eksisozluk.com/entry/24419002
Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan.

Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek çok fazla sayıda başka kitap var iken bu kitabın neden bu kadar popüler ve kıymeti abartılmış, gereğinden fazla değer verilmiş olmasını sorguladım kendi adıma.

Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve "kişisel menkıbe"nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki.

Dediğim gibi benim için hala tuzsuz bir pilav, şekersiz bir tiramisu, ekşisiz bir mandalina, acısız bir çiğköfte etkisi bırakan kitaptır.

Eğer gerçekten kişisel olarak gelişmek istiyorsanız Simyacı, Ferrari'sini Satan Bilge ya da bu minvaldeki kitapları bu kadar abartmanıza gerek yok. Dostoyevski, Kafka, Yaşar Kemal, Yusuf Atılgan kitaplarından okuyarak da kişisel olarak çok fazla gelişirsiniz.
188 syf.
·2 günde·9/10
Simyacı kitabını okumama öğrencilerim sebep oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel de mi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince mecbur alıp okumaya karar verdim. Kitabı aldığım esnada kitabın beni kendine doğru çektiğini hissettim. Ciddi anlamda uzun süredir beni bu denli kendine çekebilen bir kitap olmamıştı. Açık okumaya başlayınca kendimi bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi hissetim. Neticede yolculuğumuz gayet keyifli geçti.

Kitabın olay örgüsü baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bu konuda yorum yapmayı düşünmüyorum.

“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.

Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Nasihatlerin genel amacı “kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi”dir. Kitabın belki eleştirilebilecek tek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi.

Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek istiyorsanız okumanız gereken bir kitap diyebiliriz.
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (22.489 Oy)25.783 beğeni82.411 okunma11.498 alıntı412.259 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (24.779 Oy)29.051 beğeni95.348 okunma17.210 alıntı1.805.965 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (25.822 Oy)26.241 beğeni91.382 okunma9.324 alıntı587.262 gösterim
  • Dönüşüm
    8.1/10 (21.821 Oy)21.552 beğeni87.226 okunma4.420 alıntı2.247.310 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (22.312 Oy)23.506 beğeni79.254 okunma5.075 alıntı2.433.064 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (20.911 Oy)24.044 beğeni73.181 okunma7.014 alıntı273.846 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (38.648 Oy)45.700 beğeni127.467 okunma23.312 alıntı426.832 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (15.461 Oy)15.712 beğeni59.439 okunma4.088 alıntı253.719 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (12.089 Oy)13.254 beğeni45.804 okunma2.671 alıntı199.636 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (16.995 Oy)18.252 beğeni55.768 okunma14.175 alıntı229.747 gösterim
184 syf.
·5 günde·8/10
Simyacı, ülkemizde popüler bir roman olmakla birlikte adını genel kültür yarışmalarında bile duyduğumuz bir eserdir.

Endülüslü çoban Santiago'nun İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya gitmesinde çıkarılacak çok ders olduğunu düşünüyorum. Nitekim hayallerimizin peşinden gitmeyi bırakın, hayal kurmayı bile unutturdular bize.

''Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen hazinesi vardır.'' Hazinelerimizi bulmak ümidiyle...

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
192 syf.
Genelde diğer yazılara bakmam bir şeyler karalamadan önce. Fakat Simyacı için istisnada bulundum diyebilirim. Elbette kâhir ekseriyet kitabın çok beğenildiğinden bahsetmiş. Fakat beğenmeyenler de var. Hatta çok abartılmış bulanlar da. Acaba aradaki bu uçurumu ne oluşturmuş olabilir diye düşünerek başlıyorum kurtlarımı dökmeye:)

İktisatta 'azalan marjinal fayda' denen bir kanun var. Toplum içinde dile getirildiğini hiç duymadım. Fakat burada çok uygun olacağını düşünüyorum. Hemen açıklayayım: Bir maldan alınan faydanın o malın tüketimi arttıkça birim başına düşen faydası azalır. Yani ilk bardak çay size çok fayda verirken, ikinci bardak daha az verir. Üçüncü daha az, dördüncü daha az, derken sonunda fayda sıfırlanır. Hatta bir yerden sonra çaydan alacağınız fayda tamamen bittiği gibi hâla içmeye devam ederseniz size zarar verecektir (tuvaletinizin gelmesi, yararlı vitaminlerin beraberinde atılması, kansızlık yapması gibi). Sanırım anlaşılmıştır.

Şimdi bunu neden anlattığıma ve kitap konusuna nasıl bağlayacağıma gelelim. Düşüncem itibariyle daha çok genç arkadaşlara hitap eden, onlara daha yakın gelecek bir kitap Simyacı. Ayrıca o dönemlerde okuyanlar (11-16) henüz yaşları itibariyle de çok kitap okumuş olamayacakları için bu kitaptan alacakları marjinal fayda maksimum olacaktır. Yani kitap onlara çok şey katacaktır. Fakat 40'lara-50'lere gelmiş, binlerce kitap okumuş bir adamın Simyacı'dan büyük kazanç almasını beklemek mantıklı olmasa gerek. Gerçi o derece okumuş bir kişiye çok az kitap çok şey verebilir.

Aslına bakarsak bir sözde de geçtiği gibi ''Kitabın kalitesini belirleyen okuyucunun da kalitesidir.'' bence de. Yani içinde ne yazdığı kadar, sizin ne alabildiğiniz de önemli. Bu yüzden kitapları yerden yere vurmayı öncelikli olarak hoş bulmuyorum. Hele ki yüzyılları aşıp gelmiş kitapları sırf kendileri otorite görünecek diye ya da egolarını tatmin edecekler diye yerlere çalmayı sıradanlaşmak olarak görüyorum. Zira demin de söylediğim gibi kişinin kendisiyle alakalı nereden ne alacağı.

Kitaba dönerek konuyu bağlayayım. Simyacı; anlatımıyla, konusuyla ve ilham olması nedeniyle kesinlikle hoş bir kitap. Özellikle içinde bir kısım var (tahta kaşıktaki yağ) gerçekten beğenmiştim.

Sonuçta isim yapmış bir kitap eninde sonunda okunması gerekiyor:) Fakat ne kadar erken, o kadar kâr (azalan marjinal fayda kanunu) :)

Keyifli bir okuma dilerim.
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı 2 yıl önce 1Mayıs`da kız kardeşimin doğum gününe hediye almıştım. Ne yazarı tanıyordum o zaman ne böyle bir kitabın mevcut olduğundan haberim vardı. Çok aramıştım. Yanımda arkadaşımla bir kitapçıya girdik. Böyle eski kitapçılardan. Tam "Kız Külesi"nin yanında. Onun kadar tarih ve kültür kokan bir yerdi. Sahibi, yaşlı, gözlerinde kocaman gözlüğü olan, ufak tefek adamdı. Güya kitap alacağım. Tam 1 saat adamla ( dedemden yaşlıydı ) sohbet ettik. Daha kitaplar hakkında bilgimin aşk romanlarıyla sınırlı kaldığı, 1k`nı keşfetmediğim ( yalnızca kaydolmuştum) zamanlarımdı. O, "Sade" diyor, ben " o kim ki?" diye bakıyorum. Kafka uzatıyor, tereddüt ediyorum. "Klasik" diyor burun kıvırıyorum. Ne istediğimi yine kendim de bilmiyorum...

Sonunda, arkadaşım kendini kötü hissettiği için çabuk çıkmayı denedim. "Ne alsam acaba?" sorusu beynimde uğuldadı. Ve o zaman gözüme bir kitap ilişdi. Ucuzdu. Çünkü 2. eldi. :) Çaresiz aldım. Yol boyu hem kitapları, hem o adam`la kitap hakkında hiç bitirmek istemediğim söhbeti ve arabir gözüm kaydığında içimi sıkıntı kaplayan aldığım kitabı düşünüyordum. "Beğenecek mi acaba?" "Yine kafamı şişirecek. Ben senin doğum gününde böyle mi yapıyordum?"
Sıkıntıyla kitabın sayfalarını çevirirken, altı çizilmiş cümleleri gördüm. Hepsini okudum. Takdir edersiniz ki, ne kadar etkilenmiştim.

Tabii, kardeşim beğendi. :) Aramızda hep "çok saf kitap" diyorduk. Ne zaman içim daralsa açıp, eskiden kimin olmuşsa onun çizdiği cümleleri okuyorum.

Bu kitabı almak hayatıma bir sürü yenilikler, kendimi kavrama yeteneği, kitapları uzun bir süre sonra hayatıma dahil etme, 1000kitap gibi bir yerle tanışma imkanı, gitmiş olduğum kitapçı`da durmadan kitaplardan konuşacağım birini tanıma fırsatı, edebiyyat alanının daha bir katresine dahi dalmadığım yazarlar, kitaplar olduğunu bilme yetisi kattı. Ve de en esası, kardeşimin dilinden kurtulmak :)

Kitabın içeriği ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira bana hayatımın mutluluklarını armağan eden kitap ve yazar`ı en üst seviyyede anlatacak kadar Türkçe kelimelere sahib değilim.

:)
192 syf.
·7 günde
Kitabı tavsiye üzerine okudum ve kendi adıma büyük çıkarımlarda bulundum. Ama şunu da belirtmek istiyorum: Bu tarz kitaplar piyasada fazlasıyla var ama kitabın dilinin sade ve akıcı olması kitabı bu kadar ünlendirdi diye düşünüyorum.

Yazar yüreğimizin sesini yükseltmemizi istiyor onu dinlersek istediğimiz kişi olabileceğimizi söylüyor. Okunabilir bir kitap.
184 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho'nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago'nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika'ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar.

İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı'da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. "Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek'in ağzından çıksa da  Santiago'nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte. Melkisedek'le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de  Santiago'nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci'nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada rağmen olacak bir bu olmayabilir) aralarında gayet iyi bir ilişki var. Billuriyeci hacca gitme hayaliyle yaşayan, aslında bunun için fırsat da bulan ancak, kendisini bu hayalin ayakta tuttuğunu söyleyen ve bu hayalini gerçekleştirirse ne duruma geleceğinden endişe duyan biri. İşleri kötü giden ancak bunun için hiçbir çaba sarf etmeyen Billuriyeci'nin işleri Santiago ile tanışmasının ardından iyiye gitmeye başlıyor, çünkü çeşitli tabular yıkılıyor. Yani yazarımız burada diyor ki : "Şikayet etmeyi bırakın, kötü giden şeyleri iyileştirmek için çaba sarf edin. Bir şeyler başarabilmek için sizin gayretinizden daha önemli olabilecek hiçbir şey yok." Tanıştığı kişilerle yaptığı konuşmalar, ardından meydana gelenler Santiago'yu yeni bir amaca sürüklüyor. Kendi "kişisel menkıbesini bulmak". Bu noktada, amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan İngiliz karakter giriyor devreye. Santiago ise bu kişinin aksine amacına ulaşma yolunda kitap da okuyor, gözlem de yapıyor, çevresindekilerle fikir alışverişinde de bulunuyor.

Tüm karakterler okura istediği şeye ulaşması yolunda yoluna taşlar çıksa da bunları kendi istekleri, çabası ve Evren'in de işbirliği ile aşıp amacına ulaşabileceğini iletiyor. Hedeflerinden sapmaması ve bu yolda ilerlemesi gerektiğini aktarıyor. Simyacı birçok harika cümleyle dolu bir kitap. Altı çizilebilecek ve hayran hayran okunabilecek onlarca cümle, paragraf var. Kitapta geçen bir hikaye ve kalbin istekleri ile ilgili bir yazı var ki sırf bu bölümler için bile Simyacı övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Simyacı'yı henüz okumadıysanız bence kesinlikle okumalısınız.

Son olarak, "Gerçekten gönülden istediğiniz ve ona ulaşmak için çabaladığınız bir şeye evrenin de yardımıyla er geç ulaşacaksınız, yeter ki işaretleri takip etmeyi bilin."
192 syf.
·3 günde·6/10
"Simyacı" əsərini bədii cəhətdən təhlil etmək istərdim. Çünki əsərdə baş verənlərin təhlilini verməli olsam, çatışmazlıqlar olmasına baxmayaraq gərək ki, hamı kimi əsəri tərifləyim. Bu əsər didaktik (tərbiyəedici) tərzdə yazılmışdır. Realist yox, romantik üslubdadır. Çünki adi həyatda insanı arzularından əl çəkməməyə nə adi insan cildinə girmiş şah, nə də ki daş cildinə girmiş varlıq bizə yol göstərmir. Əsərdə rupor üsulundan istifadə edilmişdir. Yəni, yazıçı demək istədiyi fikri hansısa obrazının dili ilə pafoslu şəkildə oxuyucuya çatdırır. Bu da bədii əsər üçün ən böyük nöqsandır. Düzdü, əsəri oxuduqca yazıçının insana aşılamaq istədiyi fikirlər böyük məna kəsb edir. Amma bədii əsər olduğu üçün bu da onun bir nöqsanı sayılır. Çünki ədəbiyyat insana həyatı göstərməlidir, amma həyatda necə yaşanmalı olduğunu öyrətməməlidir. Yazıçı kişisel gelişim, ya da fəlsəfə haqqında bir kitab yazmış olsaydı, təbii ki bu, nöqsan sayılmazdı.
Amma yenə də oxumağa dəyər.... Xoş mütaliələr....
184 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Simyacı Paulo Coelho'dan okuduğum ilk kitap. İyiki de okumuşum dediğim kitaplar arasında. Yazarın anlatımı, olayların kurgusu sürükleyici ve anlamlı. Öylesine okunacak bir kitap değil, bir oturuşta bitirmemenizi öneririm kitapta bulunan felsefeye kafa yormalısınız, anlamlar çıkarmalısınız.

''Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen hazinesi vardır.''
Santiago gibi azim ve kararlılıkla herkesin kendisini bekleyen hazinesini bulması dileğiyle.
İyi okumalar.
192 syf.
Çok satanlar listesinde ilgimi çeken bir kitaplardan biriydi. Hakkinda bir çok olumlu yorum yapıldı. Santiago adında bir gencin kişisel menkıbetine ulaşabilmek için hayallallerinin peşinden gitmesini anlatıyor. Kitabin bu kadar çok satılmasında ki temel sebepleri arasında, dilinin çok sadece olması yatıyor. Bir çırpıda okuyup bitere bileceğiniz bir eser.
Son olarak hayal kurmaktan ve o hayalin peşinden gitmekten vazgeçmeyin..
Çünkü bize hayal kurmayı bile unutturdular...
184 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Ard arda iki rüya görüp İspanya'dan kalkıp, Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden, Endülüslü Çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü.
Santiago yolculuk sırasında gerçek mutluluğu buluyor.
Kitabın her sayfası ders niteliğindeydi.
Okuması çok rahat, dili akıcıydı.

*"Umutsuzluğa teslim olma" dedi. Simyacı alabildiğine tuhaf, yumuşak bir sesle "Yoksa yüreğinle konuşmana engel olur."
'' Bir şeyi gerçekten istersen ,''demişti yaşlı adam ona, ''onu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar. ''
Paulo Coelho
Sayfa 56 - CAN
İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.
- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.
- Bir hain olsa da mı?
- İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Simyacı
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726439
Kitabın türü:
Orijinal adı:
O Alquimista
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâ­nâ'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

Kitabı okuyanlar 80.601 okur

  • Elif Doğanoğlu
  • Çiğdem
  • Ahmet Selim Keleş
  • shpjo
  • Aydoğan Ünal
  • Derin
  • UĞUR YAŞAR
  • aleyna deniz atapek
  • İlknur Özdemir
  • Sude

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.4
14-17 Yaş
%22
18-24 Yaş
%16.4
25-34 Yaş
%15.2
35-44 Yaş
%15.5
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.3
Erkek
%32.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.8 (6.437)
9
%20.5 (4.432)
8
%18 (3.892)
7
%8.7 (1.887)
6
%3.5 (760)
5
%2.3 (499)
4
%0.7 (159)
3
%0.5 (109)
2
%0.3 (55)
1
%0.3 (55)

Kitabın sıralamaları