Simyacı

8,5/10  (1.892 Oy) · 
6.482 okunma  · 
1.594 beğeni  · 
28.847 gösterim
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâ­nâ'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2016
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789750726439
  • Orijinal Adı:
    Alquimista
  • Çeviri:
    Özdemir İnce
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mahmut Çayır 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Celaleddin Rumi'nin bir öyküsünden esinlenerek yazılmış bir eser. "Emeksiz yemek olmaz." atasözünün ispatı niteliğinde bir hikaye. Ayrıca Paulo Coelho kitaplarının korsan basımına bile destek veren bir yazarmış, "İnsanlar okusun da gerisi mühim değil" diye düşünüyor belliki, Böylelerinin değerini bilmek gerekir.

Aysel 
20 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı 2 yıl önce 1Mayıs`da kız kardeşimin doğum gününe hediye almıştım. Ne yazarı tanıyordum o zaman ne böyle bir kitabın mevcut olduğundan haberim vardı. Çok aramıştım. Yanımda arkadaşımla bir kitapçıya girdik. Böyle eski kitapçılardan. Tam "Kız Külesi"nin yanında. Onun kadar tarih ve kültür kokan bir yerdi. Sahibi, yaşlı, gözlerinde kocaman gözlüğü olan, ufak tefek adamdı. Güya kitap alacağım. Tam 1 saat adamla ( dedemden yaşlıydı ) sohbet ettik. Daha kitaplar hakkında bilgimin aşk romanlarıyla sınırlı kaldığı, 1k`nı keşfetmediğim ( yalnızca kaydolmuştum) zamanlarımdı. O, "Sade" diyor, ben " o kim ki?" diye bakıyorum. Kafka uzatıyor, tereddüt ediyorum. "Klasik" diyor burun kıvırıyorum. Ne istediğimi yine kendim de bilmiyorum...

Sonunda, arkadaşım kendini kötü hissettiği için çabuk çıkmayı denedim. "Ne alsam acaba?" sorusu beynimde uğuldadı. Ve o zaman gözüme bir kitap ilişdi. Ucuzdu. Çünkü 2. eldi. :) Çaresiz aldım. Yol boyu hem kitapları, hem o adam`la kitap hakkında hiç bitirmek istemediğim söhbeti ve arabir gözüm kaydığında içimi sıkıntı kaplayan aldığım kitabı düşünüyordum. "Beğenecek mi acaba?" "Yine kafamı şişirecek. Ben senin doğum gününde böyle mi yapıyordum?"
Sıkıntıyla kitabın sayfalarını çevirirken, altı çizilmiş cümleleri gördüm. Hepsini okudum. Takdir edersiniz ki, ne kadar etkilenmiştim.

Tabii, kardeşim beğendi. :) Aramızda hep "çok saf kitap" diyorduk. Ne zaman içim daralsa açıp, eskiden kimin olmuşsa onun çizdiği cümleleri okuyorum.

Bu kitabı almak hayatıma bir sürü yenilikler, kendimi kavrama yeteneği, kitapları uzun bir süre sonra hayatıma dahil etme, 1000kitap gibi bir yerle tanışma imkanı, gitmiş olduğum kitapçı`da durmadan kitaplardan konuşacağım birini tanıma fırsatı, edebiyyat alanının daha bir katresine dahi dalmadığım yazarlar, kitaplar olduğunu bilme yetisi kattı. Ve de en esası, kardeşimin dilinden kurtulmak :)

Kitabın içeriği ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira bana hayatımın mutluluklarını armağan eden kitap ve yazar`ı en üst seviyyede anlatacak kadar Türkçe kelimelere sahib değilim.

:)

Hüseyin DEMİR 
21 Oca 14:05 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı okuma sebebim biraz öğrencilerim oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel demi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince alıp okumaya karar verdim. Herhalde çok söz edilmesinden dolayı olsa gerek ya da kitabın kapağının güzelliğinden dolayı daha kitabı elime alırken bile kitabı sevdiğimi hissettim. Kitabı açıp okumaya başladım. Ciddi anlamda uzun süredir hiçbir kitap bu kadar içine çekmemişti beni. Açık okumaya başlayınca kitabın olay örgüsünden daha çok bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi bir hisse kapıldım. Kitabın olay örgüsü ise Santiago adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bir şey demeyeceğim. Santiago kişisel menkıbesini gerçekleştirmek için karşılaşacağı bütün zorluklara göğüs gerir. Aslında kişisel menkıbesinin çok yakında olduğunu anlar. Santiago ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile böyle bir şey başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Hatta bunları sıkmadan veriyor. Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitapta karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla okuyucuya örtülü bir nasihat verilmiş. Nasihatler en çok kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi için verilmiş. Kitabın belki eleştirilebilecek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi. Buna bağlı olarak ta kitabın genel olarak verdiği mesaj kişinin kendi kararlarını kendi vermesidir. Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek adına okunması gereken bir kitap diyebiliriz.

Sevda 
12 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Eserin konusu insanın kişisel menkıbesi olduğunu ve o kişisel menkıbesine ulaşmak için mücadele içinde bulunacağına sonunda bunu başaracağıdır. Bu kişisel menkıbeye ulaşmak için hiçbir engel tanımıyacak bu aşk olsa bile. Eserin ana kahramanı Santiago'dur.

Olay örgüsü Santiago denilen bir delikanlının bir düş görmesi ve bu düşün ardından gitmesi ve hazineyi bulma çabaları oluşturur.

Mekan olarak Mısır ve Afrika'da geçmektedir.

Dil olarak ise sade anlaşılır bir dil vardır . Süslü bir anlatıma başvurulmamıştır. Yabancı kelime yok denilecek kadar azdır. Eserde kişileştirme sanatina yer verilmiştir. Rüzgarla güneşle konuşulması vs... Betimlemelere yer verilmiştir.

İnsanın hayatına yön verebilen, yer yer öğüt verdiği için bu kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum.

Bu kitabı şimdiye kadar okumadığım için ufak bir derece pişmanlık duydum. İçinde o kadar bilgelik dolu bölümler var ki. Hakikaten helal olsun Coelho'ya. Bu kitapla birlikte onunla da tanışmış oldum. Tatilde olduğum için bir-iki günde bitirebileceğim bu kitabı bir haftada anca bitirebildim.Düşünüyorum, acaba bir şeyi çok istersek bütün evren yolumuzu açar mı diye? Açar herhalde ve açıyordur. Hedeflerimiz olduğunda birçok imkan ansızın çıkabiliyor karşımıza, bazense istemediğimiz sonuçlar olabiliyor ve üzülüyoruz. (Kitapta da delikanlının malının üç kez çalınması gibi) Dilerim herkes hayatında kendi Kişisel Menkıbesini bulur ve bir yaşama nedeni olur. Güneşte olduğu gibi..

Başucumda Kitap 
09 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı biraz önce bitirdim, karşıma koydum. Bakıyorum. Bir yandan bakıyorum, bir yandan düşünüyorum bir yandan da anlamaya çalışıyorum. Bunca verilen bilgiyi, öğütü anlamaya çalışıyorum. Kitabı bitirdiğimde allak bullak olsam da sükunet yaratmaya çalışıyorum beynimde. Yanlış anlamayın kitap kötü sonla bitmedi aksine mutlu sonun mükemmel telaffuzu ile bitti. Böyle mutlu bir son göremedim ben efendim. Erişmişliğin, mutluluğun, kendi istedikleri doğrultusunda gitmenin, bilmenin ve pişmenin mutluluğuyla son buldu kitabımız. İçinde kendimden milyonlarca parça bulduğum, karakterinin bana benzediğini düşündüğüm bir kitap bu Simyacı. Yanlış anlamayın hayatımda hiç hazine rüyası görmedim, dünyayı dolaşmak istemedim, paramı çaldırmadım, başımdan bu kadar ders alabileceğim bir olay geçmedi veya bir simyacıyla tanışmadım ama sizin -okuyanların- da öğrendiği gibi bir işaret, bir benzetme, en küçük benzetme bile bir diğerinin aynısı. Onu yaratan da aynı, bunu yaratan da. Kitaptan alıntı yapabileceğim gibi "Her şey bir tek ve aynı şeydir." Bu sözde de kendimi buldum, Paulo Coelho'nun en ufak bir simgenin bile mesaj içerdiğini yazdığında da. Belki saçma gelicek ama çocukluğumdan beri bir kalemi şuradan alıp şuraya belli bir nedenle koymamın bile bana öğrettiği bir bilginin olduğunu düşünürdüm. Eskiden insanların böyle küçük olaylardan ders çıkaracağını veya çıkardığını düşünmediğimden bu fikrin aptalca olduğunu sandım. Sonrasında oturup düşündüğümde ise "insan her zaman ders çıkarmak ve hayatının istikametini değiştirmek için en büyük vuruşunu bekliyor ben en büyük vuruşumu beklemeyeceğim, hazırlıklı olacağım" diye kendime bu fikri telkin etmeye çalıştım. Bir süre sonra bu fikir de uçup gitti, ben de en büyük vuruşu beklemeye başladım. Bu kitap bana verdiğim kararı hatırlattı, beni hatırlattı, içimdeki hayallerimi gerçekleştirme isteğimi hatırlattı. Ben Paulo Coelho'nun bu kitabında kullandığı karakterlerin bizim içimizden yarattığını düşünüyorum. Söz konusu karakter "SANTIAGO" bizim içimizdeki hayallerimizi gerçekleştirmek için yola koyulan ya da yola koyulmak isteyen, bu uğurda kendini adamış, kimi zaman vazgeçen kimi zaman ise bu hayale sımsıkı sarılan biricik özelliğimiz. Bahsi geçen Kral bizim öğütlerimiz çingene ise yorumcumuz. Paulo bu kitabında kişinin ne yapmasını açıkça vurgularken karakterlerini de insanların özelliklerinden seçmiş. Bir temsil olarak kullanmış. Ve ben böyle ustaca yazılmış bir kitabı okumaktan gurur duyuyor olacağım her zaman. İki gün gibi kısa sürede bitirdiğim için kitabı gelecek zamanlarda tekrar okuyacağım. Çünkü bu beynin bu kitabı unutmaması, her an hatırlaması lazım. Aslında hafiften kitabın konusunu da anlattım, olaylarına da değindim ama ben bir de açıkça belirtmek istiyorum tıpkı Paulo'nun bu kitabında bizlere sabretmeyi açıkça gösterdiği gibi, öğrenmeyi ve dikkatli olmayı belirttiği gibi. Tabi eğer becerebilirsem. Kitap aslında insanlara istediklerinizin peşinden gidin ve bu yolda gelişen tüm olaylara dikkat edin, Tanrının size sunduğu tüm olanaklardan yararlanın, pes etmeyin öğütlerini vermek için yazılmış. Kitabın içerisinde ayrıca kişinin kendi kaderini kendi yazabileceğine, sadece tek gerekenin kalkıp bu istikamette ilerlemesi gerektiğine de değinmiş. Buradan Paulo Coelhoya ve Can yayınlarına, ayrıca çevirmeni Özdemir İnceye de teşekkürlerimi sunuyorum. Böyle bir kitabı çevirdiği için Özdemir İnceye büyük bir teşekkür borçluyuz. Aynı zamanda böyle bir kitap yazdığı için değerli yazarımıza da. Kitaba ayrı bir sükun kazandıran, sadece yazıyı hissettirip içine hapsettiren sayfalar için de Can Yayınlarına. Ben Can Yayınlarının bir kitabını okurken kendimi bir boşlukta hissediyorum. O boşlukta sadece ben ve kitabım var. Ve bundan pek bir hoşnutum. . Bu kitabın yorumunu yapmak çok zor. Okumak ve yaşamak gerek. Anlamak gerek. Anlatamıyorsanız da pek bir önemi yok. Anlayın yeter. Elinizdeki kitabı bitirdiğinizde bunu okuyun, bir diğer okuyucuya kitap önerisinde bulunduğunuzda bu kitabı önerin, başarmak isteyenlere veya dileğini gerçekleştirmek isteyenlere de bu kitabı önerin. Keyifli günler.

Firuze çicek 
 16 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Spoil uyarısı: Yaptığım alıntılardan özet çıkarmış gibi oldum zaten. Delikanlının kendi menkıbesini arayışı bana Yunus Emre'nin ömrünü yollarda geçirmesini hatırlattı. Neden bu kadar çok okunduğunu hep merak ettim.
Biraz felsefe, biraz fantastik, bir az aşk ve bolca hayatın gerçekleri ve savaş. Hepsi bir arada şahane harmanlanmış, şade ve masalsı bir hikaye kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Çalışmak, azim, mücadeleden vazgeçmemek. Bir amacı olmalı insanın, hayattan beklediği bir umudu. Elde edilen başarı, yaşamdan kopmak yerine Yen'i başarılar getirmeli." Dünyada herşeyin bir yaratılış amacı var ve aynı El tarafından yaratılmıştır." Cümlesi kitabın özü olabilir.
Sonunda kötek yemeseydi iyiydi ya neyse! Hikayenin başladığı yerde bitmesi ilginçti ama insan kendi menkıbesini yazması için Pramid leri görmesi gerekiyormuş. Okunmalı!

tülay abaza 
15 Oca 01:12 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Beğenmemek ne mümkün! Bugüne kadar okumadığım için kendime kızdım. Gördüğü bir düşün peşine takılarak diyar diyar dolaşan, bu serüven esnasında dolandırılan, ilim ve bilim öğrenme fırsatı bulan, aşık olan ve en sonunda hedefine ulaşan bir delikanlının hikayesi. Delikanlının farklı yerler gezmesi ve gittiği bu yerlerde farklı insanlarla farklı maceralar yaşaması bana Küçük Prens'i hatırlattı. Kelimelerin büyüsüne o kadar kapılıyor ki insan, bir an her şeyi bırakıp çıkıp dünyayı dolaşmak isteği uyandırıyor. İyi okumalar:)

Gözde Albayrak 
22 Kas 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle şunu söylemek istiyorum kesinlikle birçok kez okunması gereken bir kitap..
İspanya'da çobanlık yapan Santiago'nun rüyasında gördüğü hazinesine ulaşmak için başından geçen türlü maceraları gerçek ve doğaüstü olaylarla harmanlamış yazar..
Ayrıca kitap gayet öğretici insanın kendi kaderini yaşaması ve inandığını başarabilmesi için öğütler veriyor aynı zamanda kitabı okurken sürekli not alacaksınız..
Tadı damağımda kaldı diyebilirim
Kesinlikle kitaplığınızda bulunmalı:))

...
"Peki benimAşk'ı niye tanımadığımı söylüyorsun ?"dedi Güneş.
"Çünkü Aşk ,ne çöl gibi devinimsiz durmaktan , ne rüzgar gibi dünyayı dolaşmaktan, ne de senin gibi her şeyi uzak görmekten ibarettir. Aşk, Evrenin Ruhunu değiştiren ve geliştiren güçtür. İlk kez onun içine girdiğimiz zaman , onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun, yaratılmış olan herşeyin yansıması olduğunu ,onunda şavaşları ve tutkuları olduğunu gördüm. Evrenin gücünü bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya, bizim daha iyi ya da daha kötü olmamiza göre daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Aşk'ın gücü işte burada işe karışır, çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumzdan daha iyi olmak isteriz her zaman."

Kitaptan 375 Alıntı

Vedat Geçit 
10 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 36)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 36)
Salih Çermik 
09 Oca 22:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yüreğin nerdeyse hazinen de oradadır…

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları - 136. Baskı)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları - 136. Baskı)
Aysel 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.
- Bir hain olsa da mı?
- İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 134)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 134)
Asude 
19 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 27)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 27)
mehmet pak 
02 Oca 17:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'' Yüreğimizi neden dinlemeliyiz ? '' diye sordu ,mola verdikleri akşam.

''Çünkü yüreğin neredeyse hazinen de oradadır.''

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 151 - Can Yayınları)
İrena 
10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Sen öleceksin" diye yanıtladı Simyacı. "Ben rüzgara dönüşmeyi biliyorum."

Simyacı, Paulo CoelhoSimyacı, Paulo Coelho
Tuğba A. 
15 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kız için bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 40)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 40)
Dila. 
14 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kötülük insanın ağzına girende değil, oradan çıkandadır.

Simyacı, Paulo CoelhoSimyacı, Paulo Coelho
38 /

Kitapla ilgili 4 Haber

Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar
Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar Dünyada bugüne kadar birçok kitap yayımlandı. Bunlardan birçoğu filme uyarlandı, tiyatro oyunu olarak sahnelendi ya da çeşitli ürünlere çevrilerek edebiyatseverlere sunuldu. Bizde en çok tercih edilen 20 kitaptan oluşan bir liste hazırladık…
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...!
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...! Can Yayınları Minikitap Serisi yeni eklenen kitaplarla büyümeye devam ediyor. Şeker Portakalı, Dava, Simyacı, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Zorba ve 1984 eserleriyle toplam 6 kitap ile başlangıç yapan seri yeni eklenen 5 Minikitap; Hayvan Çiftliği, Aldatmak, Genç Werther'in Acıları, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Lüsyen Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikâyesi ile birlikte 11 kitaba yükselmiş oluyor.
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap Yaratıcı baskı formatları açısından farklılıklara alışkın olmayan yayıncılık sektöründe, son yılların belki de en etkili tartışması “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” başlığını taşıyordu. Kitap kokusunu sevenlerle teknoloji çağına doğanları karşı karşıya getiren bu başlığa eklenebilecek üçüncü seçenek Can Yayınları’ndan geldi: Minikitap.