Simyacı

8,5/10  (5.471 Oy) · 
18.145 okunma  · 
6.226 beğeni  · 
77.483 gösterim
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâ­nâ'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 1996
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789750726439
  • Orijinal Adı:
    Alquimista
  • Çeviri:
    Özdemir İnce
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
21 Oca 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Kitabı okuma sebebim biraz öğrencilerim oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel demi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince alıp okumaya karar verdim. Herhalde çok söz edilmesinden dolayı olsa gerek ya da kitabın kapağının güzelliğinden dolayı daha kitabı elime alırken bile kitabı sevdiğimi hissettim. Kitabı açıp okumaya başladım. Ciddi anlamda uzun süredir hiçbir kitap bu kadar içine çekmemişti beni. Açık okumaya başlayınca kitabın olay örgüsünden daha çok bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi bir hisse kapıldım. Kitabın olay örgüsü ise Santiago adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bir şey demeyeceğim. Santiago kişisel menkıbesini gerçekleştirmek için karşılaşacağı bütün zorluklara göğüs gerir. Aslında kişisel menkıbesinin çok yakında olduğunu anlar. Santiago ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile böyle bir şey başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Hatta bunları sıkmadan veriyor. Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitapta karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla okuyucuya örtülü bir nasihat verilmiş. Nasihatler en çok kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi için verilmiş. Kitabın belki eleştirilebilecek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi. Buna bağlı olarak ta kitabın genel olarak verdiği mesaj kişinin kendi kararlarını kendi vermesidir. Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek adına okunması gereken bir kitap diyebiliriz.