manevi olarak doyum sağlayacak harika bir kitaptı. coelho'nun yazımını çok beğenmiştim zaten veronika ölmek istiyor'u okurken ama simyacı bambaşkaydı. alıntılarımın çoğunu paylaşmadım bana özel kalmaları için... hafızam silinirse ilk okuyacağım kitaplardan biri olur.
Kitap, bir çoban olan Santiago'nun okumayı seven bu gencin bir gün gördüğü rüya ile hayatının nasıl değiştiğini anlatıyor. Yaşlı bir çingeneye gördüğü rüyanın anlamını sormasıyla başlayacak olan uzun yolculuğu sonunda kişisel menkıbesini gerçekleştirmesiyle noktalanacak. Ama asıl hikaye işte o uzun yolda, yolda karşılaştıklarında ve karışılaştıklarından ne öğrendiğinde saklı. Güzel ve sürükleyici bir hikayeydi. Acaba benim kişisel menkıbem ne diye durup düşündüm. Santiago gibi kişisel menkıbemin peşinden gidecek güçte miyim? Ya siz? Kişisel menkıbenizi biliyor musunuz? Neyse güzel bir hikayeydi. Umarım bizlerde Santiago gibi kişisel menkıbemizin peşimden gidip ona ulaşanlardan oluruz. İyi okumalar. :)
Simyacı’yı bitirdiğimde içimde garip bir huzur vardı. Sanki bana ait olan ama unuttuğum bir şeyi hatırlattı. Kişisel menkıbemizin peşinden gitmenin cesaret istediğini, ama evrenin gerçekten de niyetimizi gördüğünü fısıldadı.
Bu kitap sadece bir çobanın hazine arayışı değil; korkularımızla, ertelediklerimizle ve vazgeçtiklerimizle yüzleşme hikâyesi. Altını çizdiğim o kadar çok cümle var ki… Bazıları resmen kalbime yazıldı.
Simyacı’yı ilk kez 12 yaşındayken okumuştum. O zamanlar benim için sadece sürükleyici bir macera hikâyesiydi. Santiago’nun hazine arayışı heyecanlı gelmişti ama açıkçası verdiği mesajların çoğunu tam olarak anlayamamışım.
Şimdi 32 yaşımda, yıllar sonra ikinci kez okudum. Ve fark ettim ki aynı kitabı okumadım sanki…
Çünkü bu sefer satırlar bambaşka anlamlar taşıdı.
Santiago’nun yolculuğunu okurken kendimi onunla birlikte yürür gibi hissettim. Korktuğu yerde ben de tereddüt ettim, vazgeçmeyi düşündüğü yerde “ben olsam ne yapardım?” diye sordum kendime. Özellikle “kişisel menkıbe” fikri beni derinden etkiledi. Büyüdükçe insanın hayallerini ertelemeyi ne kadar kolaylaştırdığını fark ettim.Yazarın dili yine çok sade ve akıcıydı ama bu kez altını çizdiğim cümleler çoğaldı. Bazı sayfalarda durup uzun uzun düşündüm. Sanki kitap bana “kalbinin sesini hâlâ duyabiliyor musun?” diye soruyordu.
İlk okuduğumda bir macera görmüştüm, şimdi ise kendimi gördüm.
Sanırım bazı kitaplar büyüdükçe bizimle birlikte büyüyor.
Kısacık ama insana çok şey hissettiren, umut veren ve hayallerini hatırlatan bir kitap oldu benim için.
İyi ki yıllar sonra tekrar elime almışım.
Tavsiye ederim.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 1997246,4bin okunma
SİMYACI
Paulo Coelho
Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir ‘nasihatname’: ‘Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın?’ sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu.
Mistik bir peri masalına benzeyen romanın altı yılda, yedi milyondan fazla okur bulmasının gizi, kuşkusuz onun bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.
Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken, güneşin doğuşunu seyretmek için şafak vakti uyanmaya benziyor.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 1997246,4bin okunma
Her sayfasında yepyeni ,bazende tanıdık ufuklarla karşılaşmak içten içe bildiğiniz bir dili bir anda hissetmek ,anlamak ve konuşmak gibi…yeniden görmek gibi…
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 1997246,4bin okunma
Mistik bir hikaye. Milyonların gönlüne dokunan bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Çok keyifle okumuştum yıllar önce. Sonra yine okudum. Biliyorum yine okuyacağım...
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 1997246,4bin okunma
!
"Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir."
Amaç neydi? Yolda olmak mı, hedefe varmak mı? İşte Simyacı size bunu anlatıyor. Hedefe varmak için düştüğünüz yolda geçirdiğiniz zaman, yaşadığınız her olay size ne katabilir. Kaybettiğini sandığınız anda aslında kazandığınızı bilmek. .
Öğrenmek, evreni okumak, yaradılışı kavramak ve insanlığın ulaşabileceği en büyük sırra kavuşmak...
Yıllar önce okul kütüphanesinden alarak okuduğum bu kitap, her zaman favorilerim arasındaydı. Sonsuzlukta bir kütüphanem olacağını söyleseler, rafların ilk sıralarında yer alacak kitaplar arasına olurdu kesinlikle..
SimyacıPaulo Coelho
Simyacı kitabını okumama öğrencilerim sebep oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel de mi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince mecbur alıp okumaya karar verdim. Kitabı aldığım esnada kitabın beni kendine doğru çektiğini hissettim. Ciddi anlamda uzun süredir beni bu denli kendine çekebilen bir kitap olmamıştı. Açık okumaya başlayınca kendimi bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi hissetim. Neticede yolculuğumuz gayet keyifli geçti.
Kitabın olay örgüsü baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bu konuda yorum yapmayı düşünmüyorum.
“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.
Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Nasihatlerin genel amacı “kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi”dir. Kitabın belki eleştirilebilecek tek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi.
Netice olarak hem
Çoban Santiago, sıradan bir hayat yaşarken, bir gün rüyasında gördüğü hazineyi bulmak için her şeyi geride bırakıp Mısır'a gitmeye karar verir. Bu, onu hem heyecanlandıran hem de korkutan bir maceraya sürükler. Yolculuğu boyunca birçok zorlukla ve engelle karşılaşır. Fakat pes etmez ve her adımda daha da güçlenir.
Santiago'nun hikayesi, sadece bir hazine arayışı değil, aynı zamanda kendini keşfetme ve hayallerinin peşinden gitme yolculuğudur. Bu yolculukta ona rehberlik eden Simyacı, bilgeliği ve öğütleriyle Santiago'nun potansiyelini keşfetmesine yardımcı olur.
Roman boyunca Santiago, sevgi, dostluk, ihanet ve kayıp gibi birçok duyguyu da deneyimler. Bu deneyimler onu olgunlaştırır ve hayata dair yeni bakış açıları kazanmasını sağlar.
Simyacı, okuru da kendi hayallerinin peşinden gitmeye teşvik eden ilham verici bir eserdir. Roman boyunca vurgulanan en önemli mesaj, "kalbinin sesini dinlemek" ve "evrenin akışına uyum sağlamaktır."
Paulo Coelho, sihirli gerçekçilik akımını kullanarak okuyucuyu büyülü bir atmosfere sürükler. Roman boyunca rüyalar, semboller ve gizemli olaylar önemli bir yer tutar. Bu sayede okurun hayal gücü ve yaratıcılığı da harekete geçer.
Simyacı, sadece yetişkinler için değil, her yaştan insan için okunabilecek bir romandır. Bu romanda herkes kendine ait bir mesaj ve ilham bulabilir. Hayallerinin peşinden gitmek isteyen, kendini keşfetmek isteyen ve hayata dair yeni bakış açıları kazanmak isteyen herkes Simyacı'yı okumalıdır.
Simyacı, sadece bir roman okumak değil, aynı zamanda bir ruhsal yolculuğa çıkmaktır. Bu romanı okuduktan sonra hayata bakış açınız değişecek ve kendinize olan inancınız artacaktır. Unutulmaz bir deneyim yaşamak ve hayallerinizin peşinden gitmek için Simyacı'yı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Paulo Coelho yazarlığa başlamadan önce ülkesinde tanınan bir şarkı sözü yazarıydı. Bir süre gazetecilik de yapan Paulo Coelho, 1986 yılında Hıristiyanların Batı Avrupa'dan başlayıp İspanya'da Santiago de Compestela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini Hac (özgün adı: "The Pilgrimage") adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan romanı Simyacı, Coelho'yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. 42 ülkede yayınlanan, 26 dile çevrilen Simyacı, benzersiz bir başarıya ulaştı ve bu kitap sayesinde Gabriel Garcia Marquez'den sonra en çok okunan Latin Amerikalı yazar oldu. Paulo Coelho'nun kurduğu Paulo Coelho Enstitüsü, ülkesindeki yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmektedir. Coelho, UNESCO'nun Kültürlerarası Diyaloglar programında danışman olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulundadır. Paulo Coelho pek çok saygın ödülün sahibi oldu; bunlar arasında Dünya Ekonomik Formu'nun verdiği Crystal Award ve Fransız Légion d'Honneur nişanı da vardır. Yazar 2002 yılında Brezilya Edebiyat Akademisi'ne kabul edildi. Coelho, ayrıca pek çok saygın basın kuruluşu için haftalık köşe yazıları yazmaktadır. Paulo Coelho Rio de Janerio'da yaşamaktadır.
Elif adlı romanı, Portekizce'den sonra ilk olarak Türkçeye çevrildi ve Mart 2011'de yayınlandı. Romanda, yazar ve yetenekli bir keman virtüözü, sıradışı genç bir Türk kızı Hilal'in Sibirya'yı baştan başa geçecekleri bir yolculuk sırasında, kendileri, birbirleri ve varoluşları ile yüzleşmeleri anlatılmaktadır. Kitabın tanıtımı için açtığı yarışmayı Aleph by Raif Kurt videosuyla, Türk sanatçı Raif Kurt kazanmıştır.
Türkçe'ye "Okçu'nun Yolu" (The Archer) adıyla çevrilen son kitabını 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya kazanarak tarihi bir başarıya imza atan milli okçumuz Mete Gazoz'a adadı.