Bu kitabı okurken sanki kendi içsel yolculuğuma çıkmış gibi hissettim. “Kendi kişisel menkıbeni keşfet” derken, aslında Coelho hepimizin içinde yatan o derin arayışa dokunuyor. Simyacı, Santiago’nun hikâyesi ama aynı zamanda hepimizin hikâyesi. Hepimizin peşinden koştuğu hayaller, kaygılar, umutlar… Kitap, sade bir dille yazılmış ama altındaki anlamlar o kadar derin ki, her cümle durup düşündürüyor.
Belki de en çok hoşuma giden şey, Coelho’nun “yol” metaforunu çok güzel işlemesi oldu. Herkesin bir amacı var ve bazen hayatın bize sunduğu işaretleri fark etmek yeterli. Kitabı okurken, hayatta neleri kaçırdığımı, hangi işaretleri göz ardı ettiğimi düşündüm. Simyacı, bana sadece hikâyesiyle değil, bıraktığı bu düşüncelerle de ilham verdi.
Dönüp dönüp tekrar okunacak türden bir kitap. İnsanı hem sakinleştiren hem de içindeki ateşi yeniden yakan bir yanı var. Kısacası, Santiago’nun hazine arayışı, aslında hepimizin kalbinin derinliklerinde bulmak istediği bir hazineyi simgeliyor. Okudukça, kendi yolculuğumun da bir parçasını bulmuş gibi oldum.