Kitap
Simyacı

Simyacı

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.6
33,6bin Kişi
127bin
Okunma
35bin
Beğeni
406bin
Gösterim
184 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 5 sa. 13 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Mayıs 2015 · Karton kapak · 9789755106823
Orijinal adı
Alquimista
Diğer baskılar
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye’de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlânâ’nın ünlü Mesnevî’sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir “klasik” yapıt haline geldi. Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatnâme”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
5 mağazanın 18 ürününün ortalama fiyatı: ₺34,89
8.6
10 üzerinden
33,6bin Puan · 3842 İnceleme
Oğuz Aktürk
Simyacı'ı inceledi.
184 syf.
·
2 günde
·
2/10 puan
DÜNYANIN EN ÇOK ABARTİLAN KİTABI
Neden Simyacı dünyanın en çok abartılan kitabı?: youtu.be/lFYm2W7uV0o Evrenin dili, kişisel menkıbe, evren işaretleri, sözcüklerin ötesinde bir dil, evrenin işbirliği bla bla bla... 1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı. "Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum. Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : eksisozluk.com/entry/24419002 Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan. Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek çok fazla sayıda başka kitap var iken bu kitabın neden bu kadar popüler ve kıymeti abartılmış, gereğinden fazla değer verilmiş olmasını sorguladım kendi adıma. Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve "kişisel menkıbe"nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki. Dediğim gibi benim için hala tuzsuz bir pilav, şekersiz bir tiramisu, ekşisiz bir mandalina, acısız bir çiğköfte etkisi bırakan kitaptır. Eğer gerçekten kişisel olarak gelişmek istiyorsanız Simyacı, Ferrari'sini Satan Bilge ya da bu minvaldeki kitapları bu kadar abartmanıza gerek yok. Dostoyevski, Kafka, Yaşar Kemal, Yusuf Atılgan kitaplarından okuyarak da kişisel olarak çok fazla gelişirsiniz.
Simyacı
8.6/10
· 127,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
32
945
Sedat ÇİÇEK
Simyacı'ı inceledi.
188 syf.
·
5 günde
Gerçekten ama gerçekten okurken etkilendiğim kitaplar arasında 2.sırada diyebileceğim bir kitap. -okurken kendini delikanlının yerine koymamak elde olmasa gerek. -okurken Mısır'a gidip piramitlerin altında hazine aramamak elde olmasa gerek. -okurken delikanlı gibi fatimayı sadık sevmemek için kıskanmamak çok zor olsa gerek. -Okurken kendinizi delikanlının yerine koyuyorsunuz birden sabrediyorsunuz, en önemlisi de sabrediyorsunuz Sabır, sabır, sabır en önemli dersi alıyorsunuz. TAVSİYE EDERİM İYİ OKUMALAR
Simyacı
8.6/10
· 127,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
83
Serdal
Simyacı'ı inceledi.
Hayal kırıklığı
Denizli'li amcamızın dediği gibi "çok tepkiliyim" Okuduğum tam olarak neydi ? Masal mı, kişisel gelişim klavuzu muydu yoksa "Hayal kırıklığı mıydı?" Evet, çok popüler olan bu kitap "hayal kırıklığı" intibası bıraktığı üzerimde. Hoş, popüleritenin bir ölçütü olmadığı için bazen duvara toslamak da mümkün. Neyse popülizmi fazla da deşip "Düz Dünyacılar" tarafından hain ilan edilmek istemiyorum ki bana göre de dünya düzdür, bir boğanın boynuzları üzerindedir bazen balina karnına girdiği de oluyordur (atlantiği geçinceye kadar) Kitabı biraz deşmek isterim. (Dikkat: Bu bir İnceleme değil eleştiridir.) 1) İki yıl boyunca koyun cobanlığı yapan baş karakter Sntiaogo'nun bir zoologtan veya zoolotekni uzamanından daha fazla bilgi ve birikime sahip olması çok şaşırtıcı geliyor insana. Hatta koyunlarla geçirdiği bu iki yıl o kadar şey öğretmiş olacak ki kitabın bir yerinde "koyunlar kitaplardan çok daha öğreticidir" şekline talihsiz bir konuşma geçiyor. Ben de köyde büyüdüm sayılır. Çobanlık yapmışlığım da vardır (büyükbaş, küçükbaş falan) Ya benim tanıdığım koyunlardan bahsetmiyor ya da benim tanımadığım koyunlardan bahsediyor, ikisinden biri.. Kitabın her birkaç sayfasında bir kendisinin koyun çobanı olduğunu ve koyunları birer Ordinaryüs Profesürüymüş gibi vurgulaması gerçekten insanın okuma hevesini kırıyor. Aklıma Hrabal'ın Gürültülü Yalnızlık Kitabı geldi. O da her paragraf başında "Ben otuzbeş yıldır kitap presleme işinde çalışıyorum" gayet tabi bir durum. 35 yıl yolun kaçta kaçı eder bilmiyorum ama Hrabal'ın bunu her sayfada okurla paylaşması en doğal hakkıydı. 2) bir kişisel "menkıbe" dir almış başını gidiyor. Yazar, Herkesçe "Kader" diye bilinen bu olguyu masalsı bir anlatımla bıyıkları yeni terlemiş bir çocuğa öğretir gibi sayfalarca dillendirmiş durmuş. Tabi ki hiçbir kitabı zaman kaybı olarak değerlendirmem mümkün değil. Olsa olsa kendi talihsizliğimdir olan. Yani sitemim tam olarak bu kitabın neden bu kadar popüler olması ile alakalı? Benim göremediğim neyi gördü insanlar? O zaman aptallığımı tescil etmek için yarın öğlen namazına müteakip sokağa çıkma yasağını bildiğim halde kendimi sokaklara vurup kanun ihlalinden cezamı yiyip eve gelmem gerekiyor. Sözün kısası: bir kişisel gelişim kitabı okuyorsanız bir kişisel gelişim kitabı okuyorsunuzdur. İçini bir iki rütuşla ısmarlama aşkla romana çevirmek çok büyük bir gaflet. Çölde kızla tanışıyor. Allahın çölündeki kız filozof! Deveciyle karşılaşıyor deveci filozof! İngilizle tanışıyor ingiliz filozof..... Ismarlama olmaz. Olay akışı bu kadar uç noktalarda olamaz kanımca. Diğer kitaplarda bir uşak konuştuğunda bir uşak gibi konuşur vs. 3) Biri çıkıp bana "Simyacı" yı kısaca anlatır mısın derse, ona özet olarak sadece şunu söylerim: "ihtiyar bir dolandırıcı tarafından "kader" teması ile kandılmış bir koyun çobanının başından geçen olayların masallanmış hali" derim ve kendime demli bir çay ısmarlarım. Sevgi İçimizde
Simyacı
8.6/10
· 127,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
19
Nyks
Simyacı'ı inceledi.
192 syf.
·
Puan vermedi
Siz Santigo'nun gerçek hazinesinin o altınlar olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sizi bilmem ama ben öyle düşünmüyorum. Santigo bir çobandı. Koyunlarını bırakıp çölde hazinesini aramaya koyuldu. Ancak hazinesini ararken çok şey öğrendi. "Evrenin dili, yüreğin sesi...bir şeyi çok istemek" ve daha nicesi. 'Bir şeyi çok istersen' dedi, 'bütün evren onu gerçekleştirmek için işbirliği yapar.' Bir şeyi çok istedi çoban Santigo ve bunun için çalıştı. Hazinesini aradığı süre boyunca o kadar çok şey öğrendi ki, o şeyler asla bir altın külçesiyle bir tutulamaz değerdeydi. Ben bir altının asla Santigo'un öğrendiklerini kadar değerli olduğunu düşünmüyorum. O nasihatler benim de hayatıma katkı sağladı. İki cümlesinden biri nasihatken, bu nasihatler o kadar güzel şekilde verildi ki, öğüt verilmesinden nefret eden ben bile bu kitabı bir solukta okudum. Lütfen bu kitaptan mahrum kalmayın. Okuyun, öneriyorum. Küçük bir not: Min Yoongi nin de okuduğu kitap buydu. Yazarın karısı ARMY=)
Simyacı
8.6/10
· 127,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
44