Adı:
Simyacı
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106823
Kitabın türü:
Çeviri:
Özdemir İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Simyacı
Simyacı
Simyacı
Simyacı
Simyacı Özel Baskı
The Alchemist
197 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Burada okuduğum yorumların tesiriyle okuma kararı aldığım bir kitap The Alchemist (Simyacı). Daha en başlarında kitabı okurken biraz kitaba ihtiyar kaldığımı hissettim. Sanki orta-lise arası dönemde okusaydım çok daha keyif alacaktım kitaptan. Zamanı geri alma şansım olmadığına göre ve ruhumun da beni okumaktan caydırma çabalarını bertaraf edebilmek için kitabı okurken şöyle bir yöntem geliştirdim. Lise dönemlerimdeymiş gibi hayal ederek okudum kitabı. Sanıyorum taktiğim işe yaradı. Çünkü son derece keyif almayı başardım.

İspanya’dan Mısır piramitlerine gördüğü rüyaya dayanarak hazinesini aramaya giden Endülüslü genç bir çoban Santiago’nun masalsı öyküsü.

Santiago’yu anne ve babası rahip olması için papaz okuluna göndermiştir fakat on altı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğine karar vermiştir. Okuldan ayrılmak ve gezgin olmak istemektedir. Babası da onun bu isteği üzerine ona bir miktar para verir ve bir sürü satın almasını ister. Çünkü babası oğlunun, en iyi şatonun kendi yaşadıkları, en iyi yerin kendi çevreleri ve en güzel kadınların kendi kadınları olduğunu kendi gözleriyle görmesini istemektedir. Burası beni şaşırttı çünkü bizim hikayelerimizde kahir ekseriyetle babalar oğullarına karşı çıkar ve oğul tası tarağı toplayıp kendi başına buyruk bir şekilde -bir nevi evden kaçarak- hikayesine atılırdı:)).

Aslında daha fazla hikayenin içine girip büyüsünü bozmak istemiyorum. Buradan sonrası Santiago’nun rüyasında gördüğü hazineyi ararken yolda karşılaştıklarıyla ilgili. Ve filmin sonunu söylemiş gibi olmamak için burada hikayeden bahsetmeyi kesiyorum. Lakin son olarak şunu da ilave edeyim: Öykünün içinde bir hikaye var. Sanıyorum 15-20 yıla yakın olmuştur o hikayeyi bir yerde duyalı. Çok sevmiştim. Bir kaşığın içindeki bir kaç damla zeytin yağı ile ilgili. O hikayenin bu kitapta olduğunu görünce bir kez daha hayıflandım lise dönemlerimde okuyamamış olmama. Neyse, en azından geç oldu ama oldu. Bardağa dolu tarafından bakıp daha da geç olmadan okumuş olmanın keyfini çıkarmalıyım sanırım. Son olarak okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Ve geciktirmeyin:))
188 syf.
·2 günde·9/10
Simyacı kitabını okumama öğrencilerim sebep oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel de mi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince mecbur alıp okumaya karar verdim. Kitabı aldığım esnada kitabın beni kendine doğru çektiğini hissettim. Ciddi anlamda uzun süredir beni bu denli kendine çekebilen bir kitap olmamıştı. Açık okumaya başlayınca kendimi bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi hissetim. Neticede yolculuğumuz gayet keyifli geçti.

Kitabın olay örgüsü baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bu konuda yorum yapmayı düşünmüyorum.

“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.

Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Nasihatlerin genel amacı “kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi”dir. Kitabın belki eleştirilebilecek tek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi.

Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek istiyorsanız okumanız gereken bir kitap diyebiliriz.
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (8.772 Oy)10.370 beğeni29.970 okunma2.182 alıntı152.778 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (9.811 Oy)10.029 beğeni33.973 okunma1.091 alıntı157.889 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (12.146 Oy)15.048 beğeni40.302 okunma4.406 alıntı168.186 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (10.825 Oy)10.815 beğeni31.371 okunma2.428 alıntı139.459 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.778 Oy)12.655 beğeni32.666 okunma1.829 alıntı163.972 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (8.632 Oy)9.332 beğeni27.336 okunma1.082 alıntı107.826 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (17.565 Oy)21.767 beğeni51.057 okunma4.247 alıntı208.294 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (6.554 Oy)6.712 beğeni23.207 okunma1.107 alıntı118.615 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (7.292 Oy)8.925 beğeni24.611 okunma5.680 alıntı151.040 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.838 Oy)7.579 beğeni22.907 okunma876 alıntı123.503 gösterim
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı 2 yıl önce 1Mayıs`da kız kardeşimin doğum gününe hediye almıştım. Ne yazarı tanıyordum o zaman ne böyle bir kitabın mevcut olduğundan haberim vardı. Çok aramıştım. Yanımda arkadaşımla bir kitapçıya girdik. Böyle eski kitapçılardan. Tam "Kız Külesi"nin yanında. Onun kadar tarih ve kültür kokan bir yerdi. Sahibi, yaşlı, gözlerinde kocaman gözlüğü olan, ufak tefek adamdı. Güya kitap alacağım. Tam 1 saat adamla ( dedemden yaşlıydı ) sohbet ettik. Daha kitaplar hakkında bilgimin aşk romanlarıyla sınırlı kaldığı, 1k`nı keşfetmediğim ( yalnızca kaydolmuştum) zamanlarımdı. O, "Sade" diyor, ben " o kim ki?" diye bakıyorum. Kafka uzatıyor, tereddüt ediyorum. "Klasik" diyor burun kıvırıyorum. Ne istediğimi yine kendim de bilmiyorum...

Sonunda, arkadaşım kendini kötü hissettiği için çabuk çıkmayı denedim. "Ne alsam acaba?" sorusu beynimde uğuldadı. Ve o zaman gözüme bir kitap ilişdi. Ucuzdu. Çünkü 2. eldi. :) Çaresiz aldım. Yol boyu hem kitapları, hem o adam`la kitap hakkında hiç bitirmek istemediğim söhbeti ve arabir gözüm kaydığında içimi sıkıntı kaplayan aldığım kitabı düşünüyordum. "Beğenecek mi acaba?" "Yine kafamı şişirecek. Ben senin doğum gününde böyle mi yapıyordum?"
Sıkıntıyla kitabın sayfalarını çevirirken, altı çizilmiş cümleleri gördüm. Hepsini okudum. Takdir edersiniz ki, ne kadar etkilenmiştim.

Tabii, kardeşim beğendi. :) Aramızda hep "çok saf kitap" diyorduk. Ne zaman içim daralsa açıp, eskiden kimin olmuşsa onun çizdiği cümleleri okuyorum.

Bu kitabı almak hayatıma bir sürü yenilikler, kendimi kavrama yeteneği, kitapları uzun bir süre sonra hayatıma dahil etme, 1000kitap gibi bir yerle tanışma imkanı, gitmiş olduğum kitapçı`da durmadan kitaplardan konuşacağım birini tanıma fırsatı, edebiyyat alanının daha bir katresine dahi dalmadığım yazarlar, kitaplar olduğunu bilme yetisi kattı. Ve de en esası, kardeşimin dilinden kurtulmak :)

Kitabın içeriği ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira bana hayatımın mutluluklarını armağan eden kitap ve yazar`ı en üst seviyyede anlatacak kadar Türkçe kelimelere sahib değilim.

:)
184 syf.
·2 günde·3/10
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı.

"Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum.

Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : https://eksisozluk.com/entry/24419002
Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan.

Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek çok fazla sayıda başka kitap var iken bu kitabın neden bu kadar popüler ve kıymeti abartılmış, gereğinden fazla değer verilmiş olmasını sorguladım kendi adıma.

Hayatın sürekli devam ettiğini, kendini tanımanın ve "kişisel menkıbe"nin önemini, yolculukların, gelişimin ve güzelliklerin önemini ben de biliyorum fakat bu bir romana yoğrulunca bende bir kişisel gelişim kitabıymışçasına algı bırakıyor sanki.

Dediğim gibi benim için hala tuzsuz bir pilav, şekersiz bir tiramisu, ekşisiz bir mandalina, acısız bir çiğköfte etkisi bırakan kitaptır.
184 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho'nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago'nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika'ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar.

İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı'da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. "Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek'in ağzından çıksa da  Santiago'nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte. Melkisedek'le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de  Santiago'nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci'nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada rağmen olacak bir bu olmayabilir) aralarında gayet iyi bir ilişki var. Billuriyeci hacca gitme hayaliyle yaşayan, aslında bunun için fırsat da bulan ancak, kendisini bu hayalin ayakta tuttuğunu söyleyen ve bu hayalini gerçekleştirirse ne duruma geleceğinden endişe duyan biri. İşleri kötü giden ancak bunun için hiçbir çaba sarf etmeyen Billuriyeci'nin işleri Santiago ile tanışmasının ardından iyiye gitmeye başlıyor, çünkü çeşitli tabular yıkılıyor. Yani yazarımız burada diyor ki : "Şikayet etmeyi bırakın, kötü giden şeyleri iyileştirmek için çaba sarf edin. Bir şeyler başarabilmek için sizin gayretinizden daha önemli olabilecek hiçbir şey yok." Tanıştığı kişilerle yaptığı konuşmalar, ardından meydana gelenler Santiago'yu yeni bir amaca sürüklüyor. Kendi "kişisel menkıbesini bulmak". Bu noktada, amacına ulaşmak için sadece kitap okuyan İngiliz karakter giriyor devreye. Santiago ise bu kişinin aksine amacına ulaşma yolunda kitap da okuyor, gözlem de yapıyor, çevresindekilerle fikir alışverişinde de bulunuyor.

Tüm karakterler okura istediği şeye ulaşması yolunda yoluna taşlar çıksa da bunları kendi istekleri, çabası ve Evren'in de işbirliği ile aşıp amacına ulaşabileceğini iletiyor. Hedeflerinden sapmaması ve bu yolda ilerlemesi gerektiğini aktarıyor. Simyacı birçok harika cümleyle dolu bir kitap. Altı çizilebilecek ve hayran hayran okunabilecek onlarca cümle, paragraf var. Kitapta geçen bir hikaye ve kalbin istekleri ile ilgili bir yazı var ki sırf bu bölümler için bile Simyacı övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Simyacı'yı henüz okumadıysanız bence kesinlikle okumalısınız.

Son olarak, "Gerçekten gönülden istediğiniz ve ona ulaşmak için çabaladığınız bir şeye evrenin de yardımıyla er geç ulaşacaksınız, yeter ki işaretleri takip etmeyi bilin."
184 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Simyacı Paulo Coelho'dan okuduğum ilk kitap. İyiki de okumuşum dediğim kitaplar arasında. Yazarın anlatımı, olayların kurgusu sürükleyici ve anlamlı. Öylesine okunacak bir kitap değil, bir oturuşta bitirmemenizi öneririm kitapta bulunan felsefeye kafa yormalısınız, anlamlar çıkarmalısınız.

''Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen hazinesi vardır.''
Santiago gibi azim ve kararlılıkla herkesin kendisini bekleyen hazinesini bulması dileğiyle.
İyi okumalar.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap çok güzel konuları farklı olabilir 2 günde bitirdiğim bir kitap daha önce okumuştm etkileyici yazarı güzelce anlatmış herşeyi kitabın konusu ise tek hayali dünyayı gezmek olan Santiago adında bir gencin, ailesinin rahip olmasını istemesine karşın, hayallerinin peşinden koşarak İspanya'dan Mısır'a yaptığı yolculuğu konu alıyor. Yazarı Paulo güzelce anlatmış kitabın sözleride etkileyici sade üslüpla anlatılmış ben kitabı beğendim sizede tavsiye ediyorum ....
184 syf.
·15 günde
Simyacı'yı okumasaydım da olur muydu?

Hayır olmazdı. İki sebepten dolayı.

1) Haklı övgüleri hak eden ve insana bir şeyler katabilecek bir kitap olduğu için.

2) Çoğu kişinin okuyup sen okumadığında; 'aaa sen simyacıyı okumadın mı?' deme şansını ortadan kaldırmak için.

İkinci madde şakaydı.

Güzel bir kitap. Sempatik, sıcak bir anlatımı var. Beğendim ve sizlere de okumanızı tavsiye ederim.
184 syf.
·2 günde·10/10
Kütüptane arşivinde olması gereken bir kitap.Masalsı bir yaşamın felsefi öyküsü. Kişisel gelişime destek verecek nitelikte. Özellikle gençlere tavsiye ediyorum.
184 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Sırf şikayet edildigi için spoi içerir. Bir insanın bir hazine için başka şeylerin yönlendirmesiyle mısır piramitlerine hazine için gidiyor fakat bulamıyor sonrada hislerine dayanarak başka yerlere gidiyor ben çok begendim ve etkilendim herkesin okumasını isterim
184 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Artık seninde kişisel MENKIBE'NI yaşma zamanı gelmedi mi?

Hep istediğim ama bir türlü okumaya fırsat bulmadığım bir kitaptı, nasılda erteleyip aksatmışım böyle bir kitabı hala çözemedim.
Sanırım bu cümlelerden sonra kitabı alıp okuman gerektiğini anlamışsındır.


Kitap içeriğinden bahsetmeyeceğim
Sadece bana yaşattıklarından ve neyle bağlantı kurduğumdan bahsedeceğim, yok öyle beleşten kitabı okumak

Sizin hiç, bir kitabı okurken tüyleriniz diken diken oldu mu? Kalbinizin çarpıntısını hiç bu kadar canlı bir şekilde duyduğunuz oldumu acaba? Bunların tümü olmadıysa simyacı kitabıyla olma zamanı gelmedi mi artık?

Temizlik jel satış reklamı gibi oldu, bir an yazdıklarım ama olsun.

Herkes ne yapması gerekirse onu yapıyor aslında ne yaparsan yap onu yapmış olacan
Boş boş oturrsan bile kendi kişisel menkıbeni yapmış oluyorsun. Çünkü bu hayatta herkes kendi yazgısını yaşamaya gelmiş bulunmakta

Maddelerin dönüşümü
Manaların dönüşümüdür
Dönüşümlerin tümü bir tek şeyi anlatmak içindir.

"Her şeyi bir tek şeyin işareti nişanesidir"

Bu kitap bana Hz. Ibrahimin Allahı bulma yolu kıssasını buraya geçirmemi hissettirdi.

Hz. İbrahim’in Rabbini aklıyla bulmasını kısaca şöyle açıklayabiliriz.

Hz. ibrahim, geceleyin bir yıldız gördü. Rabbim budur dedi. yıldız batınca, ay’ı gördü. Rabbim budur dedi. Ama ay da batınca benim Rabbim bu da olamaz dedi.
Sabah güneş doğdu. Çok büyük çok sıcaktı. Rabbim budur dedi ama akşam olunca güneş de battı. Güneşin de Rabbi olamayacağını düşündü. En son bir haykırışla “ben Allah’ı buldum. ne putlar, ne yıldızlar, ne ay ve ne de güneş Allah olamazlar. Şüphesiz beni ve bunları yaratan bir Allah vardır, fakat ben onu göremiyorum. Çünkü benim yaratılışım onu görmeye müsait değildir. O’nu görmek benim kudretim dışındadır. İşte benim bu düşüncem hakikatin ta kendisidir. Bütün bu gördüklerimi yaratan ve sınırsız bir kudrete sahip olan bir Allah vardır. İşte ben ona ibadet ederim” dedi.

Okuduğun için çok teşekkür ederim inceleme hakkındaki fikrinizi merak ediyorum
Saygilar
181 syf.
·4 günde·9/10
simyacı kitabını ilk olarak Hüseyin Hocamda gördüm sonra ablam da okuyunca okumaya karar verdim. Simyacı kitabı hayatımda gördüğüm en değişik kitaplardan biridir ama şunu unutmayalım ki en güzel kitap değil. Hayatımda ilk kez bir kitaptan bu kadar ders aldım. İşte işaretlerdir bilmem hac meselesidir, kişisel makbıledir[yanlış yazmış olabilirim) gerçekten hayatıma çok şey kattı.Ama tek bir yeri beğenmedim oda müslümanlara laf atması aklımda kalan şunlardı:alınlarını değişik biçimde yere sürten insanlar,minarede bağıran insanlar. Çoban:"imansızlar"diye geçirdi.böyle yazıyordu.bir yazarı yapacağı en yanlış şeylerden biri başka dine laf atmak ama Paulo bunu yapmış.Hoşuma gitmediğini açıkça belirmek isterim.en çok beğendiğim taraf şu değerli taşlarla olan fincan satan tüccar oldu. Mekkeye gitmek istiyor ama şunu biliyor mekkeye giderse başka hedefi kalmıyacak. Kitap bazen çok bunaltıcıydı ve buda insanı sıkıyordu içine heyecan çok az katmıştı.Bilmiyorum,hiç kendimde kitap hakkında o adranali yaşıyamadım. Yani hissedemedim o duyguyu kendimde. Kendimle ilgilimi yoksa paulonun hatasımı karar veremedim.Ama ALLAH var güzeldi zaten dediğim gibi en beğendiğim yeri ders vermesiydi.Benim hayatıma katkıda bulunan en iyi kitaptı ders vermesi açısından.Burdan Hüseyin Demir hocama çok teşekkür ediyorum çünkü çoğu kitabı okumamın sebebi Hüseyin Hocaydı ve kitap okuma alışkanlığını kazandıranda oydu.Annem der Hüseyin Hoca olmasa senin kitap okuman yok. Ama şu anda gerçekten kitap okuma alışkanlığını bana kazandıran Hüseyin Hocaydı. Hüseyin Hocama bir kez daha teşekkür ediyorum.ve kendimi hocam sayesinde çok şanslı hissediyorum...
“Because, wherever your heart is, that is where you´ll find your treasure”

Çünkü kalbiniz her neredeyse, hazinenizi bulacağınız yer orasıdır.
İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.
- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.
- Bir hain olsa da mı?
- İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.
'' Bir şeyi gerçekten istersen ,''demişti yaşlı adam ona, ''onu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar. ''
Paulo Coelho
Sayfa 56 - CAN

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Simyacı
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106823
Kitabın türü:
Çeviri:
Özdemir İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Simyacı
Simyacı
Simyacı
Simyacı
Simyacı Özel Baskı
The Alchemist

Kitabı okuyanlar 30.941 okur

  • öznur ışır
  • Şüheda Solak
  • Deniz Atabey
  • Hilal Durmaz Arıman
  • Tugce genoglu
  • Enis Özbek
  • Burcu Ünlü
  • asena öğüşlü
  • İSMAİL A.
  • Derya yüksel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%32.6
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%12.8
25-34 Yaş
%20.9
35-44 Yaş
%22.1
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.9
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (47)
9
%0.4 (32)
8
%0.4 (41)
7
%0.2 (19)
6
%0.1 (5)
5
%0 (4)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları