Demirciler Çarşısı Cinayeti (Akçasazın Ağaları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8334
Gösterim
Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807367
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki ağanın ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır.

“Yaşar Kemal sadece Mitterrand’ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi.”
Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

“Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor.”
Alain Bosquet, (Fransa)

“Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar Kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor.”
Bulletin Critique du Livre Française, (Fransa)


“Dramatik devinim öylesine canlı bir şekilde anlatılmış ki, insan Torosların eteklerinde kimi zaman bir kovboy filmi kimi zaman da bir Shakespeare trajedisi izlediği kanısına kapılıyor.”
Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)
576 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler..." Kitabın ilk cümlesi aynı zamanda bu kitabı okumadan önce de en sevdiğim alıntılardan biri. Yaşar Kemalden okuduğum ilk kitap oldu ve daha önce kalemiyle tanışmadığım için çok üzüldüm açıkçası. O kadar güzel, akıcı anlatıyor ki olayları sanki yaşananları okur kendi gözleriyle görüyor, sayfalarda yaşıyor resmen. Hem bitirmek istiyor, hem de hiç bitmesin istiyorsun.

Kitabın konusu çok konuşulan, çok yazılan, uzun yıllardır bitmek bilmeyen şimdi bile bazı bölgelerde var olan "Kan davası" mevzusu. Akçasaz'ın tanınmış Türkmen Beyi olan Akyollu Mustafa Bey ile Sarıoğulları'ndan Derviş Bey arasında olan, yıllardan beri her iki tarafın kurbanlar verdiği bir dava. Neden başladı, nasıl başladı bilinmez. Ama bir taraftan birisi ölse diğeri bunu yerde koymaz, genç yaşlı demeden mutlaka öldürür düşmanı. Bu iki kişinin düşmanlığını görüyoruz eser boyu. Ama ne düşmanlık... "Hayatta bir düşmanım olacaksa, o da böyle olsun!" dedirten türden. Biri ötekine laf söyletmez, onun korkaklığını kabul etmez, kim söylerse de susturur hemen.

"Beklemek zor. Gelmeyeni ,gelmeyeceği ..." Düşmanını böyle bekliyor Mustafa bey.
"Sana ölüm bulamıyorum. Şaşırdım kaldım. Tam yirmi yıl geceli gündüzlü düşündüm de sana layık bir ölüm bulamadım"- diyor düşman kendi düşmanına. Nasıl öldürsün, nasıl öç alsın diye gecesinden gündüzünden oluyor. Tüm hayatını sadece bu ölüme bağlıyor. Ama kendisini de yavaş yavaş bitirdiğinin farkında değil...

Ama sadece bu kan davasını anlatmıyor tabi ki Yaşar Kemal. Akçasaz toprakları uğrunda öldürülen köylüleri, bataklıkları kurutarak toprak sahibi olmak isteyen ağaları, beyleri de görüyoruz ölümü her sayfasında hissettiren kitapta. Gariban, köylü ama beyine nasıl sadık, nasıl seviyor ölür de onun namını vermez... Çok karakter var eserde, pek çok hayat, her birinin hayatı da kendi içine çekiyor adamı. Sevgi, sadakat, düşmanlık, her şey var. Ama en çok Ölüm!!! Ölümü bu kadar ayrıntılarıyla, her dakikasını yaşatarak sayfalarla anlatanı çok az okudum.

Yazarın tasvirleri kitapta çok zengin ve bol bol kullanmış her yerde. Çukurova toprakları, Anavarza kayalıkları, Vayvay köyü Akçasaz bataklığı, Van, Diyarbakır... Hepsinden bahsediyor Yaşar Kemal. Bununla beraber yıllar önce bu topraklardan sürülmüş Ermenileri, Kürtleri, Alevileri, zulme uğramış Türkmenleri hepsini anlatıyor. Ve hepsini birbirine bağlıyor sayfalar ilerledikçe.
Doğa tasvirleriyle beraber bir yerde karıncanın böcekle mücadelesine tanık oluyoruz. Ve çok uzun oluyor bu mücadele, Mustafa bey sanki yazarın kendisi gibi karşımıza çıkıyor da o seyrediyor onları. Çok farklı bir doğa, hayvan sevgisine şahit oluyoruz burada da. Resmen insana aşılıyor sevgiyi yazar.

Kitapta en çok dikkatimi çeken hem de iç konuşmalar oldu. Her zaman severim böyle konuşmaları. Bu zaman daha çok anlıyoruz karakterleri. Söylediklerinden farklı olduklarının, kafalarında yarattıkları kendileriyle ne kadar uzak olduklarının şahidi oluyoruz böylelikle...
Töreye bağlılığı, eskilerde kalan soylu beyleri, aşiret ağalarını, feodal sistemin yavaş yavaş ortadan kalkışını görüyorsunuz eserde.

Kitap "Akçasaz'ın Ağaları" serisinin ilk kitabı. İkinci kitap ise "Yusufçuk Yusuf". O kitabını da severek okuyacağımdan eminim.
Okuyan her kese teşekkürler. Keyifli okumalar dilerim...
572 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Işte öyle bir şarkıydı ..
Daha en başından "kara" ...

#spoiler

Şimdi elimde kahve,geçmişe dönük okuduğum kitaplar aklımda demlenirken ,binlerin içinden "unutulmaz"kelimeleri olanlar tek tek gönlüme düşüyor .. ben ondan ilk kez bahseden Muzaffer Akar hocama ithaf etmek istiyorum bu incelemeyi ,artık inceleme mi dersiniz iç döküm mü orası sizlere kalmış "ben bilmem "
__okuyorum okuyorum hâlâ çömezim ne enteresan ..(iç ses)

Istanbul okuma grubuna ilk katıldığım dönemde ,hemen hemen her toplantıda Yaşar Kemal adı edilirdi ,ve ben ..burun kıvırırdım, kibrimden değil,cehaletimden :)) ince Memedler, sarı sıcaklar bolca çukurova önüme önüme sürülürdü de "hıh" derdim :)) şimdi anlıyorum ki "kayıpta olan benmişim"
bu vesile ile bir vefa borcumu ödemek ister ve beni "bu demirciler çar ..... :)) okumalısın! diye diye bu yola iten Muzaffer hocama canı gönülden teşekkür ederim. ..

Kitap ile bir şarkı çakışması anı vardır benim beynimde .. bazen bir şarkı dinler bir kitabı anımsarım bazen tam tersi olur kitabı okurken yankılanır içimde şarkılar .. bu duyguyu hissettiğim zaman "yazmak " eylemi de şart olur .. yazmayı sevmiyorum (iç ses) yazdığım zaman sanki "zaaflarım" dökülüyor sayfalara ,sanki içimi görüyor herkes. .belki korkuyorum"duygu" dökmekten..insan olmaktan .. (bir fırt duman bir fırt kahve ) .. yazmasak mı acaba? Ne dersin iç ses .... uzun zamandır da kalem almadık elimize .. (en nefret ettiğim kelime ) ... neyse ...

Yaşar Kemal efendim :)))
Bir öç alma bir sabır kitabı yazmış koymuş önümüze OKU BUNU EY!!OKUR!!
beni sinirlendirme :)) zaten üst katın banyosundan su sızıyor bir de sizinle uğraşmayım :))) OKU! !! O kadar :)))

Iki can düşman Derviş bey ve Mustafa bey. . Ölseler kurtulacaklar ..
bu kadar kuruntudan ,bu yoğun ölüm duygusundan ,pusulardan, kanlı geçitlerde kurulan tuzaklardan ,hayallerden, hummalı sanrılardan... sağa dönsen yaşamak sola dönsen ecel sarkacı, başlarının üzerinde sallanan keskin bıçak ... bir insan halleri"psikolojisi " okutuyor ki bize büyük usta "kim kendine dost kim karşıya düşman, kim ki karşıya dost kim ki kendine düşman " afallayıp kalıyorsunuz

Of ki ne of " düşman bana hayran ben düşmana , ben düşmana aşık düşman bana "

"Sana ölüm bulamıyorum.
Şaşırdım kaldım.
Tam yirmi yıl geceli gündüzlü düşündüm de sana layık bir ölüm bulamadım"
Diyor kanlısına..
insanın düşmanı da "adam gibi adam olmalı " be. .. dirisine de ölüsüne de saygı duyulmalı ..

Daha kitaba başlarken o meşhur söz çıkıyor karşınıza ..

“O iyi insanlar..
..o güzel atlara bindiler çekip gittiler.”

O yiğitler..
..o her birisi kaplan örneği şahinler
... o ceren gibi atlara bindiler de başlarını aldılar gittiler.
Bir daha, bir daha hiç gelmeyecekler.
Hiç, hiç, hiç!
"Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.
Şu dünyanın yaşaması müşkül hal ilen.
Bin iyiyi bir kötüye kul eden…

YAŞAR KEMAL .. efendim bu gece
Saygıyla ve sevgiyle andım ..

İyi ki yazmışlar iyi ki okumak gibi bir meziyetimiz var .. ha şarkı mı :))
O burada... :))
" efkâr " olsun ... :))
https://youtu.be/Bj-1xPt0Ktg
Iyi okumalar :)))
572 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal, Demirciler Çarşısı Cinayeti romanında kan davasını, ağa-köylü çatışmasını ve soylu beyler arasındaki çatışmayı dile getiriyor. Derviş Bey ile Mustafa Bey arasında bitmek tükenmek bilmeyen öldürme mücadelesi etrafında Akdeniz Bölgesi'nin yaşamı gözler önüne seriliyor. Ancak Yaşar Kemal, diğer romanlarında olduğu gibi ağa-köylü çatışmasını eserin ana unsuru yapmamıştır.
Romanda Derviş Bey ve Mustafa Bey karakterleri aracılığıyla eskiye özlem,töreye bağlılık; toprağın, paranın kölesi olmayan soylu beylere olan özlem dile getiriliyor. Zaten roman da "O iyi insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler." cümlesiyle başlıyor. Yaşar Kemal, kapitalist düzenin temsilcileri olan sonradan görme ağalarla, gelenekleri yaşatma mücadelesi veren soylu beylerin çatışmasını da gözler önüne seriyor.
Ölümün her sayfada kendini hissettirdiği romanda sayfalar ilerledikçe insanı öfkelendiren,hüzünlendiren,çaresiz bırakan pek çok olay ve kişiyle karşılaşıyoruz. Ama Yaşar Kemal sanki kapıldıgımız bu duyguyu hissetmişcesine şöyle diyor: "Umut kesmek insanlığa aykırıdır."
Bölümler arasındaki geçişlerde yazar, doğa betimlemerine ve folklorik ögelere fazlasıyla yer veriyor.Karıncanın böcekle olan mücadelesinin anlatıldığı bölümdeki ayrıntılar Yaşar Kemal'in doğaya yüreğiyle baktığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Romanda yer yer özne-yüklem, tekillik-çoğulluk uyumsuzluğunda kaynaklanan yanlışlıklara rastlıyoruz.Ama bu hatalar Cemil Meriç'in ifade ettiği gibi "Dil Cinayeti" boyutunda değil.Yerel sözcüklerle örülü, okuyucuyu yormayan şiirsel bir anlatım bulacaksınız romanda.
Keyifli okumalar.
572 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal bir kaç kelimeyle anlatılacak bir yazar değildir. Bir büyük deryadır.. Kitabı okurken kendinizi bir film sahnesinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Yazar olayları anlatırken betimlemeleri öyle geniş tutmuş ki sineğin vızıltısından yerdeki dal parçasına varana kadar.... Kitabı okurken adeta olayları görür gibi oluyorsunuz..
572 syf.
·30 günde·10/10
Kitapta sınıf ayrımı(köylüsü beyi yanaşması yiğitleri) karakter kurgusu ve analizleri o kadar gerçek ve güzel anlatılıyor ki evet bu Yaşar Kemal diyorsunuz. Daha kitabın başlarındayım sindire sindire devam ediyorum.
..
Ve kitap bitti o kadar güzeldi ki, hiç bitmesin istiyor insan ince yergiler var içinde aslında öldürmeyi istemeyen ama bunu icsellestirmis, Derviş Bey ve Mustafa Beyin kan davası etrafında dönen olaylar ağaların kuklası olmuş kaymakamı , savcısı, çavuşu...yanaşması, aç gözlü ağaları, sürülmüş Ermenileri, zulme uğramış Türkmenleri, Kürtleri, Alevileri... kurguyla içiçe geçmiş destanları.. her şeyi büyüleyen bir dille o kadar ince anlatıyor ki. Hele o renkleri tasviri mavi yağmur, sarı ak yeşil Çukurova'sı.. Van'ı ... Diyarbakır'ı Usoyu.. kuşları cerenleri her şeyiyle bir başyapıt. İyi ki okumalar.
584 syf.
·62 günde·8/10
Yaşar Kemal okumak, tarihi okumaktır. Kitapta 1950 sonrası Demokrat Parti etkisiyle yıkılan feodal sistemi okuyoruz. Tabi ki bu kadar basit değil. Yaşar Kemal'in kaleminde olunca işler çok farklı boyutlara ulaşıyor. Yer yer kitabı bir köşeye bıraktırıp, canlandırma isteği uyandırıyor. Lezzet katıyor.
572 syf.
·5 günde·8/10
"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler." diyerek ilk sayfada etkileyici bir biçimde sesleniyor okuyucuya Yaşar Kemal. Akçasaz'ın önde gelen iki Türkmen Beyi olan Akyollu Mustafa Bey ile Sarıoğulları'ndan Derviş Bey arasında uzun yıllardır süregelen kan davasını anlatırken pek çok insanla tanıştırıyor bizi yazar. Birbirinden farklı, her biri şahsına münhasır bu kadar çok karakteri tanıyınca ve bu karakterlerden çoğunun çirkin yüzünü görünce insan, kimi zaman kitabın giriş cümlesini anımsamadan edemiyor; "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler."
Her ne kadar kitabın temel konusu bir kan davası ise de, bu olay ele alınırken o kadar çok insanın hayatıyla karşılaştım ki, bunların hepsi nasıl bir bütün haline gelecek diye kendime sormadan edemedim. Pek çok karakter ve pek çok hayat... İlk anda insanın zihni karışabiliyor, şahısları akılda tutmak güçleşiyor ama zamanla alışıyorsunuz. Kitabın sonuna geldiğimde ise oluşturulan kurgunun başarısına hayran kaldım.
Yaşar Kemal"in bugüne kadar okuduğum eserlerinde de gördüğüm üzere bu eserinde de tasvirler fazlasıyla bol ve zengin. Okuyucu her bölümün giriş kısmında ortama uyum sağlayabilmesi açısından tasvir yağmuruna tutuluyor. Yeri geliyor Anavarza kayalıklarında, Binboğalar'da, Adana'da; yeri geliyor Akçasaz bataklığında, Vayvay köyünde buluyor kendini. Çukurova'dan ayağımızın ucuna kadar gelen doğa manzaraları da ayrı bir güzellik zaten. Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal yapan unsurlar, hepsi bir bir önünüze seriliyor.
Kitapta ölüm teması her sayfaya hakim. Bir yanda kan davası ve ölüm, diğer yanda Akçasaz bataklığinı kurutup toprak sahibi olmaya çalışan kan içici ağalar ve zorbalık uğruna öldürülen insanlar... Hemen her sayfada bir ölüm hazırlığı ve iç konuşmalar mevcut. Kitaba olaydan çok durum hakim. Bunun yanı sıra kitabın içerisinde İnce Memed'de yer alan unsurlar ile benzer unsurlar var. Murtaza Ağa, Yel Veli gibi karakterler, aynı köyler ve Osmanlı döneminde sürgüne uğrayan aşiretler bu unsurlardan bazıları.
Yaşar Kemal'in bu eserini de beğendim fakat tabii ki bir İnce Memed değil benim için hiçbir zaman. Serinin ikinci kitabı olan Yusufçuk Yusuf isimli eseri de okuyup, konuyu zihnimde bütünleştirmek dileğindeyim. Yaşar Kemal sevenler için okunası, henüz kendisiyle tanışmamış olanlar için ise İnce Memed'ten sonra tavsiye edilesi bir eser. Okumayı düşünenler için şimdiden keyifli okumalar dilerim.
624 syf.
Hani Ne zamandır radyo dinlemiyorsundur,
Dur Bi açayım hele dersin ya.
Açarsın, açmanla birlikte hüzün dolu Bi Türküye denk gelirsin.
Seni bugünlerden alıp taaaaaaa geçmişe götüren Bi Türkü.
Bolca hüzün,
Acı,
Gözyaşı,
Pişmanlıklarla dolu Bi Türkü.
Ahh işte bu kitap da öyle hüzün dolu Bi Türkü gibi...
Tabi, Bi İnce Memed değil,
Ammaaa İnce Memed 'den de hiç eksik kalır yanı yok.

O nasıl betimlemeler öyle?
Ne yalan başta epey ağır akıyor kitap,
Sanki sıcacık ekmeğin üzerine sürülmüş hakiki tereyağ üzerine dökülmekte olan süzme karakovan balı gibi ağır ağır akıyor kitap.
Hani tereyağ bal Antep fıstığı üçlemesi Bi araya gelir de,
Müthiş bir tat çıkar ya ortaya,
İşte ağır ağır akan bu kitap,
Kah o müthiş üçlü tadında,
Kah hakiki bol maraş biberiyle pişmiş kebap tadında...
Bi bakmışsın kitabın içinde kan vahşet gözyaşı var,
Bi bakmışsın konuyla yakından uzaktan hiç ama hiç alakası olmayan şeyler...
Hoş alakası olmayan şeyleri okumak bilem çok keyifli ya.
Demem o ki,
"Yaşar Kemal ile bu yaşıma geldim hâlâ tanışamadım,
Ahhh eşşek kafam,
Bana öyle bi kitabını önerde,
Okudukça okuyasım gelsin,
Hiç bıkmayım,
Bu kitabıyla birlikte tüm Yaşar Kemal kitaplarını okumaya heves edeyim" diyenlere bu kitabı tavsiye etmiyorum.
Yaşar Kemal 'e başlangıç için bu eser pek uygun değil.

-Eeee peki ne zaman okuyalım arkadaş biz bu eseri?

İnce Memed serisinden Bi kaç kitap veya tamamını bitirdikten sonra okuyun bu eseri.
Unutmadan bu eser Akçasaz' ın Ağaları adlı serinin ilk kitabı.
Devamın da Yusufçuk Yusuf var.
İnşallah en kısa sürede o eseride okumak nasip olur bizlere.

İyi okumalar, güzel paylaşımlar ‍️
576 syf.
·51 günde·10/10
O iyi insanlar, hakikaten, o güzel atlara binip, çekip gittiler.. Yaşar Kemal'in, benim için, İnce Memed ve Yılanı Öldürseler kitaplarından sonra gönlümde üçüncü sırayı bu kitabı aldı. Aldı yatırdı, belik belik beledi, yer yer nenniledi.. Kaşlarım eminim sürekli kalkık yada çatıktı okurken. Hayretle karışık öfke içinde okudum sanırım. İnsanoğluna şaşırmamak gerekse de ağaların zalimliği yaktı ciğerlerimizi.. İyi ki varsın Yaşar Kemal.. İyi okumalar...
576 syf.
·3 günde·7/10
O iyi insanlar o güzel atlara bindiler ve çekip gittiler. Kitabin başlangıcındaki Emir Sultan benim için anlaşılmaz kaldı. Kitap 50. Sayfadan sonra müthiş güzel aktı. Olay örgüsü okuduğum diğer yasar Kemal eserlerine göre çok çeşitliydi. Sonu istediğim gibi bitmedi belki serinin ikinci kitabina bırakıldı bazı şeyler. Ama yasar Kemal diye bir adam var ve üslubuna hayranım.
572 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Merhaba.
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıydı. İlk sayfalarda gerçekten zorlanılıyor. 50 sayfa felan geçtikten sonra kitabın konusunu kavradım. Kitap tasvirlerle dolu. Kitapta anlatılan her şey hayal edilebilir bu tasvirlerle. Kitap iki seriden oluşuyor. Olay örgüsü çok fazla.
Kitabın içeriğine gelecek olursam, Derviş Bey ve Mustafa Beyin kan davasını, feodal sistemin yavaş yavaş ortadan kalkışını, yeni yetme ağaların bu iki ağayı sevmeyecek onları sürgün etmek istemesini, halkı ezdiğini anlatan kitap bunun yanı sıra bu iki gelenekçi ağanın kan davasında ölen yanaşmaları da konu alıyor.
Yaşar Kemal'i ilk defa okuyacaklar için ağır bir kitap. Okuyunca anladım.

Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807367
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki ağanın ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır.

“Yaşar Kemal sadece Mitterrand’ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi.”
Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

“Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor.”
Alain Bosquet, (Fransa)

“Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar Kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor.”
Bulletin Critique du Livre Française, (Fransa)


“Dramatik devinim öylesine canlı bir şekilde anlatılmış ki, insan Torosların eteklerinde kimi zaman bir kovboy filmi kimi zaman da bir Shakespeare trajedisi izlediği kanısına kapılıyor.”
Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)

Kitabı okuyanlar 731 okur

  • Eyüp Aktaş
  • Zeki Gürbüz
  • Bekir ÇAVUŞ
  • Ceyda Gülşen
  • Cumhur Salcı
  • Asya Aydoğdu
  • Utku Gurtunca
  • Baran Karğı
  • Ezgi Toy
  • paylun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%29.3
35-44 Yaş
%31.3
45-54 Yaş
%17.2
55-64 Yaş
%4
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%37.3
Erkek
%62.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47 (116)
9
%20.2 (50)
8
%14.6 (36)
7
%7.3 (18)
6
%2.4 (6)
5
%2 (5)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0.4 (1)
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları