Geri Bildirim

Demirciler Çarşısı CinayetiYaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.837
Gösterim
Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
572
ISBN:
9789750807367
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki ağanın ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır.

“Yaşar Kemal sadece Mitterrand’ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi.”
Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

“Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor.”
Alain Bosquet, (Fransa)

“Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar Kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor.”
Bulletin Critique du Livre Française, (Fransa)


“Dramatik devinim öylesine canlı bir şekilde anlatılmış ki, insan Torosların eteklerinde kimi zaman bir kovboy filmi kimi zaman da bir Shakespeare trajedisi izlediği kanısına kapılıyor.”
Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)
Yaşar Kemal, Demirciler Çarşısı Cinayeti romanında kan davasını, ağa-köylü çatışmasını ve soylu beyler arasındaki çatışmayı dile getiriyor. Derviş Bey ile Mustafa Bey arasında bitmek tükenmek bilmeyen öldürme mücadelesi etrafında Akdeniz Bölgesi'nin yaşamı gözler önüne seriliyor. Ancak Yaşar Kemal, diğer romanlarında olduğu gibi ağa-köylü çatışmasını eserin ana unsuru yapmamıştır.
Romanda Derviş Bey ve Mustafa Bey karakterleri aracılığıyla eskiye özlem,töreye bağlılık; toprağın, paranın kölesi olmayan soylu beylere olan özlem dile getiriliyor. Zaten roman da "O iyi insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler." cümlesiyle başlıyor. Yaşar Kemal, kapitalist düzenin temsilcileri olan sonradan görme ağalarla, gelenekleri yaşatma mücadelesi veren soylu beylerin çatışmasını da gözler önüne seriyor.
Ölümün her sayfada kendini hissettirdiği romanda sayfalar ilerledikçe insanı öfkelendiren,hüzünlendiren,çaresiz bırakan pek çok olay ve kişiyle karşılaşıyoruz. Ama Yaşar Kemal sanki kapıldıgımız bu duyguyu hissetmişcesine şöyle diyor: "Umut kesmek insanlığa aykırıdır."
Bölümler arasındaki geçişlerde yazar, doğa betimlemerine ve folklorik ögelere fazlasıyla yer veriyor.Karıncanın böcekle olan mücadelesinin anlatıldığı bölümdeki ayrıntılar Yaşar Kemal'in doğaya yüreğiyle baktığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Romanda yer yer özne-yüklem, tekillik-çoğulluk uyumsuzluğunda kaynaklanan yanlışlıklara rastlıyoruz.Ama bu hatalar Cemil Meriç'in ifade ettiği gibi "Dil Cinayeti" boyutunda değil.Yerel sözcüklerle örülü, okuyucuyu yormayan şiirsel bir anlatım bulacaksınız romanda.
Keyifli okumalar.
Yaşar Kemal bir kaç kelimeyle anlatılacak bir yazar değildir. Bir büyük deryadır.. Kitabı okurken kendinizi bir film sahnesinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Yazar olayları anlatırken betimlemeleri öyle geniş tutmuş ki sineğin vızıltısından yerdeki dal parçasına varana kadar.... Kitabı okurken adeta olayları görür gibi oluyorsunuz..

Benzer kitaplar

"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler." diyerek ilk sayfada etkileyici bir biçimde sesleniyor okuyucuya Yaşar Kemal. Akçasaz'ın önde gelen iki Türkmen Beyi olan Akyollu Mustafa Bey ile Sarıoğulları'ndan Derviş Bey arasında uzun yıllardır süregelen kan davasını anlatırken pek çok insanla tanıştırıyor bizi yazar. Birbirinden farklı, her biri şahsına münhasır bu kadar çok karakteri tanıyınca ve bu karakterlerden çoğunun çirkin yüzünü görünce insan, kimi zaman kitabın giriş cümlesini anımsamadan edemiyor; "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler."
Her ne kadar kitabın temel konusu bir kan davası ise de, bu olay ele alınırken o kadar çok insanın hayatıyla karşılaştım ki, bunların hepsi nasıl bir bütün haline gelecek diye kendime sormadan edemedim. Pek çok karakter ve pek çok hayat... İlk anda insanın zihni karışabiliyor, şahısları akılda tutmak güçleşiyor ama zamanla alışıyorsunuz. Kitabın sonuna geldiğimde ise oluşturulan kurgunun başarısına hayran kaldım.
Yaşar Kemal"in bugüne kadar okuduğum eserlerinde de gördüğüm üzere bu eserinde de tasvirler fazlasıyla bol ve zengin. Okuyucu her bölümün giriş kısmında ortama uyum sağlayabilmesi açısından tasvir yağmuruna tutuluyor. Yeri geliyor Anavarza kayalıklarında, Binboğalar'da, Adana'da; yeri geliyor Akçasaz bataklığında, Vayvay köyünde buluyor kendini. Çukurova'dan ayağımızın ucuna kadar gelen doğa manzaraları da ayrı bir güzellik zaten. Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal yapan unsurlar, hepsi bir bir önünüze seriliyor.
Kitapta ölüm teması her sayfaya hakim. Bir yanda kan davası ve ölüm, diğer yanda Akçasaz bataklığinı kurutup toprak sahibi olmaya çalışan kan içici ağalar ve zorbalık uğruna öldürülen insanlar... Hemen her sayfada bir ölüm hazırlığı ve iç konuşmalar mevcut. Kitaba olaydan çok durum hakim. Bunun yanı sıra kitabın içerisinde İnce Memed'de yer alan unsurlar ile benzer unsurlar var. Murtaza Ağa, Yel Veli gibi karakterler, aynı köyler ve Osmanlı döneminde sürgüne uğrayan aşiretler bu unsurlardan bazıları.
Yaşar Kemal'in bu eserini de beğendim fakat tabii ki bir İnce Memed değil benim için hiçbir zaman. Serinin ikinci kitabı olan Yusufçuk Yusuf isimli eseri de okuyup, konuyu zihnimde bütünleştirmek dileğindeyim. Yaşar Kemal sevenler için okunası, henüz kendisiyle tanışmamış olanlar için ise İnce Memed'ten sonra tavsiye edilesi bir eser. Okumayı düşünenler için şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Yaşar Kemal okumak, tarihi okumaktır. Kitapta 1950 sonrası Demokrat Parti etkisiyle yıkılan feodal sistemi okuyoruz. Tabi ki bu kadar basit değil. Yaşar Kemal'in kaleminde olunca işler çok farklı boyutlara ulaşıyor.
*Lirik bizim coğrafyamızın gerçeğidir.

Yaşar Kemal'i tanıdıktan sonra bana bu cümleyi gözü kapalı yazdıran İnce Memed serisinden sonra bağrıma basarak okuduğum kitaplardan biridir; Demirciler Çarşısı Cinayeti.

Belkide geçmiş ve gelecek çağların betimleme ustası lirik şahı olan Yaşar Kemal bu kitapta, Çukurova' da Akcasazın Ağalarini konu alıyor.
Bol ölüm planlarının içerdiği, her satır başında nutkum tutuk bir diğer satırı zorladigim okumaktan başka hiç bir şeye hakimiyet kuramadigim günlerimin güzel ugrasiydi bu kitap.

Kitabı kısaca derleyip toplarsak; Çukurova'nın iki önde gelen Türkmen beyi Derviş Bey ve Akyollu Mustafa Bey'in kan davası etrafında şekillenen bir kitap. Bunun yanı sıra ağalar bir bir dönüp dururken, yeni yasalar Çukurova'ya sinmeye başlıyor.
'Beklemek zor gelmeyeni , gelmeyeceği ... ' ahh bu nasıl bir yorumdur. Nasıl bir kalemdir. İki tane karınca bir böcek böyle nasıl anlatılır . Böyle nasıl anlatılır da insanlığa dair dersler verilir . Nasıl bakar da insan böyle detayları görür yazar . Muhteşemsin yaşar Kemal . Bu ülkenin en büyük degerlerinden birisin..
Yıllar oldu bu kitabı okuyalı... Bu kitap şu cümleyle başlıyordu. '' O güzel insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler'' Aslında bu cümle öykünün en net özetidir. Büyüleyici bir perde sarıp sarmalar sizi. Okudukça daha çok merak sarar sizi. Yaşar Kemal'in kitaplarında bu hep böyledir. Bu çizgiyi bütün kitaplarında korur. Her cümlede doğaya karışırsınız. Toprağa, ağaca, akan kana...Bir cinayete tanık olursunuz. Sanki sizde ordasınız, yanı başınızda olmuştur sanki tüm olup bitenler... Evet kitap kokusunda kendine hayat biçenler.... O güzel inşalar o güzel atlara bindiler çekip gittiler
Kitabı okurken fark edeceksiniz ki karakterler bir süre sonra akrabanız gibi oluyor; kiminin yüzünü görmek istemiyor, kimini de hep yanınızda istiyorsunuz. Onlarla düşünüp onlarla izliyorsunuz.... ama şunu diyeyim ki kitapta öyle bir sahne var öyle bir sahne... hayatınız boyunca hiçbir kitaptan alamayacağınız zevki aldırır size. Belki de Yaşar Kemal'in topyekün cinayete teşvik edişiydi o satırlar...
Bu romanda haqlı və ya haqsız yoxdu. Bu romanda yaxşı və ya pis insan yoxdu. Bu romanda xarakterli və ya xaraktersiz var. Və dövrün gerçəkləri var
Yazarın okuduğum ilk eseri olması sebebiyle dil ve uslubu biraz farklı geldi. Bol tasvirli bir anlatımla birlikte bazen hayaller gerçeğe bazen de gerçekler hayallere karışmakta.Edebi yönü güçlü bir eser, sanırım olayları tam anlamak için serinin ikinci kitabını da okumak lazım.
İnsan ömrü ne kadar ki zaten... Onu istediği gibi geçirmedikten sonra...
insanların içlerinde kan döken canavarlar var. Bir uyur,bir uyanıktırlar. Aaah, nasıl baş etsek bunla.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
572
ISBN:
9789750807367
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki ağanın ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır.

“Yaşar Kemal sadece Mitterrand’ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi.”
Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

“Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor.”
Alain Bosquet, (Fransa)

“Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar Kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor.”
Bulletin Critique du Livre Française, (Fransa)


“Dramatik devinim öylesine canlı bir şekilde anlatılmış ki, insan Torosların eteklerinde kimi zaman bir kovboy filmi kimi zaman da bir Shakespeare trajedisi izlediği kanısına kapılıyor.”
Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)

Kitabı okuyanlar 168 okur

  • Mücahit Ozan
  • Yücel Gökhan KARASAKAL
  • Yunus Akar
  • Neşe Kaya
  • İlhan efendioğlu
  • Ekrem Çalış
  • Eşref Kuday
  • Turgut uyar
  • hiekinci
  • Zafer ARDA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%29.3
35-44 Yaş
%31.3
45-54 Yaş
%17.2
55-64 Yaş
%4
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%37.3
Erkek
%62.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.6 (26)
9
%21.3 (13)
8
%19.7 (12)
7
%8.2 (5)
6
%1.6 (1)
5
%4.9 (3)
4
%1.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0