Hep Genç Kalacağım (Bütün Yapıtları - Mektup)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5719
Gösterim
Adı:
Hep Genç Kalacağım
Alt başlık:
Bütün Yapıtları - Mektup
Baskı tarihi:
Nisan 2008
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750814099
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi. Hep genç kalacağım.

Kitapta, Sabahattin Ali'nin ailesine, arkadaşlarına ve iş ortaklarına yazdığı mektuplarla , Sabahattin Ali'ye ailesi, Nazım Hikmet, Esat Adil Müstecaplıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mehmet Ali Cimcoz, Aziz Nesin, Melahat Togar, Ayşe Sıtkı İlhan, Nihal Atsız, Cemal Kutay, Samim Kocagöz başta olmak üzere arkadaşları ve öğrencileri tarafından gönderilen, Markopaşa ve Yeni Dünya'nın kuruluşunda yazılan mektuplar ve resmi yazışmalar bulunmaktadır.

Bu mektupların Sabahattin Ali'nin edebi kimliğinin oluşumuna ışık tutan metinler olduğunu, okuduklarını, yazdıklarını ve yazacaklarını anlattığı mektupların yazarın notları olarak da okunabileceğini özellikle belirtilmelidir.

Hep Genç Kalacağım'da bir araya getirilen mektuplar sadece Sabahattin Ali'nin hayatına tanıklık etmekle kalmıyor, Cumhuriyet'in ilk on yılında Ankara'da yaşam, II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ortam ve Türkiye'de giderek cadı avına dönüşen sol görüşlü kişilerin tutuklanması gibi pek çok olayla ilgili tanıklıklara da yer veriyor.
(Arka Kapak)
560 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Ah, söze nereden başlasam bilemiyorum. Bir insanı sadece sizinle olan iletişimi ile tanıyamazsınız, illâ ki bir topluluk içinde görmek gerekirmiş. Sanırım ben de artık Sabahattin Ali'yi tanıyorum diyebileceğim bir nebze. Zira bugüne kadar yazdığı her şeyi okumak biraz tek taraflı imiş. Şimdi anlıyorum.

Nasıl da seviliyor, üstelik öyle ilginç ki. Nihal Atsız ve Nazım Hikmet mektuplarını yanyana gördüğünüzü düşünün. İkisi de sevgilerini iletiyor kendisine. Gerisini siz düşünün..

Öğrencilerinin, dostlarının, akrabalarının sevgisi ve ilgisi ise öyle güzel ki. İnsan üzülmüyor değil, günümüzde iletişim şansımız bu kadar arttığı için mi sevgi ve ilgiler bu kadar azaldı? Şimdilerde kimse kimseye "gözlerinden öperim" demiyor. Halini merak etmiyor kimse kimsenin, sürekli 'takip edilip 'beğenilmek'' yetiyor mu sahiden?

"Bana mektup yaz, bana her hususta mutlaka mektup yaz, bana uzun mektup yaz" diyor her firsatta sevgili Sabahattin Ali. Kendimi ona ne kadar da benzetiyorum. Ben de bir isteğim olup olmadığını soranlara "mektup!" Diyorum her fırsatta. Boşuna değilmiş her yazısında kendimi bulmam. Ruhumuz kardeşmiş bilhassa. En azından bu hususta. (Nasıl da özeniyorum böyle kelimeler ile derdini dökebilmelerine. Kitabı her elime aldığımda büyük bir hızla değişiyor kullandığım kelimeler.)

Kitaba gelince; okurken bir parça rahatsızlık duyduğum oldu. Bu kadar özeline girmek doğru mudur bilemedim. Mesela Ayşe Sıtkı İlhan'ın bir mektubunda söylediği "Bugüne kadar kaç kişi ile evlenmek istemişsindir, sınırsız!" Kısmını bilmeli miydim? Emin değilim. Fakat bildiğim bir şey var ki bir kez daha samimiyetine hayran oldum. Ve bir kez daha yanlış dönemde yaşadığım için üzüldüm.
560 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Sevmenin ve sevilmenin kıymetini bilen koca yürekli adam. Üzgünüm, senin için, kendim icin, hepimiz için üzgünüm. "İhtiyarlayacağımı kim söyledi, hep genç kalacağım" deyip 41 yaşında vefat etmen yürek yakıyor ...
Sevdiklerimizle mektuplaşmamış, belkide sırf bu yüzden sabırı, kıymeti bilmeyen bir nesile ait insan olarak bu kitap icime çok farklı şekilde dokundu. Yine kendimden birşeyler bulduğum kitabını kütüphaneme eklemenin mutluluğuyla, iyiki geçtin bu Dünya'dan Sabahattin Ali ...
560 syf.
Hep Genç Kalacağım; Sabahattin Ali'nin 1922-1948 yılları arasındaki mektuplaşmalarını içeren; ailesiyle, dostlarıyla, öğrencileriyle olan ilişkisini görebileceğiniz bir anı-mektup derlemesi.

Nâzım Hikmet, Hasan Alî Yücel, Hüseyin Nihal Atsız ve daha birçoklarıyla olan ilişkisini görebileceğiniz gibi, dönemin toplumsal yaşantısına, eğitim sistemine ve politik gündemine de tanıklık edeceksiniz.

Mektupların en önemli tarafı bence şu: bu mektuplar yazılırken, o dönemin koşulları gereği, yalnızca iletişim kurmak için yazıldı. Sabahattin Ali'nin bir gün ÖLDÜRÜLECEĞİ, katilinin bulunamayacağı* ve dolayısıyla mektupların Sabahattin Ali anısına yayınlanacağı hesap edilmedi. Bu nedenle hepsi son derece gerçek ve önemli.

Okurken beni çok duygulandıran ve Sabahattin Ali'yi gerçek mânâda tanımak ve dönemi anlamak için okunması gerektiğini düşündüğüm önemli kitaplardan biri oldu.

Sabahattin Ali'yle ve kitaplarıyla ilgili daha detaylı bilgiye bu videodan ulaşabilirsiniz:

https://youtu.be/cLkygG5JZyE
560 syf.
Tek söyleyeceğim şey bu kitabı okumadan önce 'Değirmen' adlı kitabını okuyun. Çünkü arkadaşlarıyla mektuplaşması sırasında çokça geçiyor. Gerek Nazım Hikmet gerek Aziz Nesin ile mektuplaşmaları var. Sabahattin Ali ve çevresindeki inşaları anlamak için faydalı olabilir.
Sabahattin Ali, her zaman bende apayrı bir yere ve öneme sahiptir. Yazarın edebi kimliğinin oluşumunu mektuplarından takip edebilmek çok güzel. Bu çalışmayı yapanın ellerine sağlık. Yazarın mektupları hem asılları ile hem de düzenlenmiş biçimleriyle verilmiş. Ayrıca yazarın gezdiği yerleri, beğenileri, bazı sırlarını ve duygu be düşünlerini bu kadar yakından görmek mutluluk verici. Keşke daha çok yaşasaydı Sabahattin Ali. Bizi o güzel yazılarından mahrum bırakan kanlı ellere lanet olsun.
560 syf.
·Beğendi·10/10
Hep Genç Kalacağım adlı eser Sabahattin Ali’nin arkadaşları ile mektuplaşmalarını içermekle kalmayan, Sabahattin Ali’yi bize tüm yönleriyle tanıtan müthiş bir başucu kitabı. Yazarın aşka olan bakışı, edebi çizgisi, yakın çevresindeki dostlarıyla olan münasebetindeki tutumu, eşi ile olan mektuplaşmaları ve daha neler neler...

Türkiye’nin yakın geçmişine ışık tutarken edebi lezzeti de dudaklarınıza çalan kült bir kaynak. 547 sayfayı sıkılmadan okuyacağınız bu eseri mektup türünden bir eser olarak nitelemek, esere haksızlık olacağı kanaatindeyim. Yazar, muvazenemi şaştım derken, okuyanın da muvazenesini şaşırtacağından o kadar emin ki.

Nazım Hikmet’e mahpushanedeyken Kürk Mantolu Madonna’nın tefrikası gönderilir Sabahattin Ali tarafından.
Nazım Hikmet övgü yağmuruna tutar yazarı. Kim Mavi Gözlü Dev’in övgüsüne mazhar olmak istemez ki bu hayatta.

Sabahattin Ali onun dostluğunu ve takdirini kazanmış olmanın haklı gururuyla kalmaz, çevresinde eserlerini okuyan her dostu tarafından da övgü yağmuruna tutulur.

Yakın çevremizin bazen bizi motive eden pembemsi övgü yağmurları gibi bir methiye değil tabi bunlar.
Haklıya hakkını veren dokunuşlar. Bir ananın ak sütü gibi helal olan, emeklerin karşılığı olan methiyelerdir.

Fakat ne hikmettir ki her dönemde olduğu gibi vatan hainliği suçlaması ile geçen yıllar hiç yakasını bırakmamış Sabahattin Ali’nin. Aksi olsa şaşardık belki; ama maalesef her dönemde siyaset edebiyatın üstündeki demir yumruk olmuş.

Sabahattin Ali’nin ‘Yeni Dünya’ eserindeki ‘’Asfalt” hikayesini okumak, siyasetin ne denli menem bir şey olduğunu anlamamız için yeterli olacaktır. Tavsiye ederim.

Tarih boyunca eleştiriyi seven bir toplum olmadık, bu gidişle seveceğimiz de pek görünmüyor galiba. Haklıyı haksızdan ayırmak bir yana dursun herkes haklı olmasının derdinde. O dertle debelenmekte. Siyaset ile söylemler de bulunmak namümkün zaten. Eskiden eleştiren bir aydın Komünistti şimdi terörist. Değişen hiçbir şey yok. Çünkü tahammülümüz yok. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Kulağımıza çalınan o çelik ses, haykırırcasına ‘Tarafını Seç’ diyor.

Hayatımızda hiçbir şeyin değişmediğine tanık oldum.Ekonomiye, siyasete vb. bakış açımız bir adım öteye gidememiş. Reklam kokan hareketlerin tam ortasında kalmışız.

“Herkes beni keyfi yerinde, daima gülen biri sanır. İşte bunun için yazılarım hep dertlidir. Hayatımda gösteremediğim teessürümü yazılarımda gösteriyorum.” diyerek birçoğumuzun sesi olmuyor mu sizce Sabahattin Ali?

Çığlık tadında dizeleriyle duvarların ardında kalmış çiğ yosun kokulu bir ses bize sesleniyor:

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah'a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma.

Onu duyabildikse ne ala. Sesini sadece roman,hikaye mektuplarda değil; dilimize pelesenk olmuş şarkılarda da duyduğumuz kadife bir ses.


Boğazımıza düğümledikleri kemendin uzunluğu kadar özgür olabiliyoruz. Ne acı!

Şunu merak ediyorum. Sabahattin Ali gibi kabiliyetli bir yazar 41 yaşında öldürülmeseydi de ortalama bir insan gibi yaşamasına müsade edilseydi en azından o temel hakkı elinden alınmasaydı, kim bilir yazın dünyasına neler neler kazandırırdı. En üretken yıllarında hayatı ellerinden çalınan; fakat onun hayatını elinden alan katilinin aynı yıl salındığı güzel ülkem.

Keşke hesap sorabilecek kadar cesur olabilseydik. Keşke şuncu buncu demeden, hakkın uygun gördüğünü talep edebilme cesaretini gösterip onurlu bir yaşam sürebilseydik.

“Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.” diyordu Sait Faik,

fakat burada hikayemiz Sabahattin Ali’yi sevmekle bitmeyecek! Onunla ilelebet sürecek...

Edebiyatı seven ve bu nazarda fikri olan her kim varsa ihtiyarlamayacak bundan sonra,

*HEP GENÇ KALACAĞIZ...

Esen kalın, sevgiyle kalın.
560 syf.
·19 günde
Arkadaşlarımızla, sevgililerimizle mektuplaşamamış; belki de bu yüzden sabrı ve bazı derinlikleri hiç öğrenememiş bir nesle ait bir insan olarak, bu kitap benim içime çok farklı bir şekilde dokundu. Birine bir gün içinde, en geç, ulaşabilmenin kolaylığıyla kıymet bilmez oluşumuz yüzüme her sayfada daha çok vuruldu. Kitap aşırı uzun olmasa da okuma açısından biraz uzun kaldı benim elimde, bunun sebebi de bolca eski kelime bulunmasıydı. Bunun haricinde okuduklarım, Sabahattin Ali’nin hayatının aldığı yol, yazdıkları hakkındaki detaylar ve hayatındaki insanlarla ilişkisi gayet doyurucuydu.

Çokça cümlesini not almışım, benim için en etkili olanı yazayım: "Dixi et salvavi animam meam." Bu cümle aynı zamanda Sabahattin Ali’yi de çok güzel anlatıyor, her şekilde. Ve bu kitap, tıpkı hayatı gibi ortasından kesiliyor birileri yüzünden.

Kitapların kurtarıcılığı ve her zaman yetmediğiyle ilgili Sabahattin Ali’nin yazdıklarıyla bitsin o zaman bu inceleme: "Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu. Fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmal edeceksin."
560 syf.
·19 günde·10/10
İhtiyarlayacağımı kim söylemiş, hep genç kalacağım..
Evet güzel bir kitabın daha sonuna geldik. Mektuplardan oluşan bir kitap. İçeriğinde Sabahattin Ali’nin ailesine, arkadaşlarına yazdığı mektupların yanı sıra Sabahattin Ali’ye arkadaşlarının, yakın çevresinin, öğrencilerinin, ailesinin, Yeni Dünya ve Markopaşanın kuruluşunda yazılan mektuplar ve resmî yazışmaları içermektedir. Sabahattin Ali’nin hayatına büyük bir oranda tanıklık ediyoruz ayrıca Ankara’da yaşama ve sol görüşlü ortamlara ve kişilere de tanıklık etmiş oluyoruz. En çok hoşuma giden Nazım Hikmet ile mektupları oldu. Bu kitapla Sabahattin Ali’nin kitaplarını bitirmiş bulunuyorum. Şiirleri hariç bütün kitaplarını okudum. Keyifli okumalar.
560 syf.
Bitiriyim diye şu saate kadar direndim resmen çalışan biri için çok zor oldu her zamankinden faklı olarak bu kez zor okudum :) ama her şeye rağmen çok güzel yeni bilgiler edindim o kadar güzeldi ki en çok Nazımın mektuplarıydı beni etkileyen en sevdiğim iki insanın mektuplarını okumak mütişti. Yer geldi çok fazla güldüğüm mektuplarda oldu. Yeri geldi hasret çektim Sabahattin Ali ile yeri geldi yanlızlığın özlemini duydum.

Eskiler ne kadar güzel hasretler çekmiş. Telefon yok. Televizyon yok. Yalnızca çok acil haberleri bile mektupla telgrafla öğrenmenin zorlukları bunları okurken kendimi onların yerine koyuyorum çok zor olmalı çocuğu hastayken uzak diyarlarda haber alabildiği tek kaynak mektup fena halde sabır gerektiren bir dönem ama güzel yanlarıda vardır elbet bilgiye ulaşmanın güçlüğü ve zorluğu. Çok değerli kelimeler ... Birinden haber alabilmek için katlanılan güçlükler...

Bir çok yazıyı diğer kitaplarda da aşina olduğum bölümler olarak okudum değirmen kitabının öncesinde yaşananlara şahit oldum bütün arkadaşlarının fikirlerini alarak yazması...

Ayşe ile olan arkadaşlık bağı kullanılan kelimelerin samimiyeti ben iki gözüm Ayşe kitabını okuyamadım fakat Başın Öne Eğilmesin kitabında karşılıklı bir kaç mektubu vardı baya etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Aralarında hissedilir derecedeki sevgi ama her şeyden önce aralarındaki sözler , arkadaşlıkları o kadar seviyeli ve güzel ki nerede böyle arkadaşlıklar diyesi geliyor insanın.

Yaşadıklarına sırayla Canım aliye ruhum filiz kitabında ve Markopaşa’da şahit olduğum için pek ilgi çekici gelmedi okuduklarım ama o hüznü beni her okuduğumda derinden etkiliyor.

Çaresizliği, her şeye rağmen muzipliği, elinden geleni fazlasıyla yapma çabası ve okuma sevdası başka bir insanın mektuplarını yazılarını okumak pek sevdiğim bir şey değildir fakat Sabahattin Ali okumak canı gönülden kendimi odaklayarak yaptığım en güzel şeydir. Sözlerinde kendimi bulduğum tek insan olarak güzel bir kitap daha bitirdim. Ona daha yakın olabildim :)
560 syf.
·Beğendi·9/10
Hep Genç Kalacağım Sabahattin Ali

Hep Genç Kalacağım Sabahattin Ali'nin gönderdiği ve ona ailesinden, arkadaşlarından ve öğrencilerinden gelen mektuplardan oluşan uzun bir mektup/anı eseridir. Bu mektuplarda Sabahattin Ali'nin hem iç dünyasını hem aile ve arkadaşlık ilişkilerini, öğrencilerine kendisini nasıl sevdirdiğini ve toplumun içinde bulunduğu psikolojik ve sosyolojik durumu görüyoruz. Bu mektuplar bizlere Sabahattin Ali'yi biraz daha yakından tanıma fırsatı veriyor. Sabahattin Ali'nin mektupları derlenerek ve kitap hâline getirilerek çok güzel bir eser hâline getirilmiş. Mektup/Anı sevenler için okunması tavsiye edilir...
560 syf.
Sabahattin Ali'den okuduğum Canım Aliye Ruhum Filiz kitabından sonra mektup türünde okuduğum ikinci kitabı.
Açıkçası fazlaca sıkıldım bu kitabı okurken.Okuduğum hiçbir kitabı yarım bırakmak gibi bir huyum olmadığı için zorlayarak okudum.
Sabahattin Ali'ye arkadaşlarının,öğrencilerinin ve ailesinin yazdığı ve kendisinin onlara yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor.
560 syf.
·Beğendi·10/10
Sabahattin Ali’nin hayatına tanıklık eden mektuplar,cumhuriyetin ilk yıllarını 2.dünya savaşının son bulması ile gelişen önemli olaylara detaylı ve tamamen şeffaf bir gözlem yapabilmemizi sağlıyor.
Marşoba ve Yenidünya’nın kuruluşuna yakından şahitlik ediyorken cumhuriyetçi görüşlerinden ötürü Nihal Atsız (turancılar) ile çatışma halininin sanatına ve insanlığına yapılan boykotun en sonunda ülkeyi terketmeye ve bulgarstan sınırında ona eşlik eden kişi tarafından öldürülmesiyle son buluyor.
Asıl güzel olan tarafı bana göre Nazım Hikmet,Aziz Nesin,Ayşe sıtkı ilhan,Cemal kutay gibi ustaların Sabahattin Ali ile arkadaşlıklarına şahit olmak.İletişim aracı olarak sadece mektuplaşmanın olduğu kullanılan dilin de bir o kadar naif,incelikli ve edebi bir dil olduğu bir dönem düşünün..Döneme ait bir çok resmî yazışmayıda buluyoruz kitapta kimi orjinal mektuplar kimi yıpranmış ve eskimiş olduğundan anlaşıldığı kadar temize çekilmiş.
Bilhassa bugünün okuyucu kütlelerine doğru gelip,onlardan alıp onlara yol göstererek çıkmazdan kurtaracak bir kitap.
Alıntı;
‘’Türk hikaye ve romanının tek bayrağı bilfiil sensin.Bugünkü durumda böyle.Bunun zorluklarını ve mesuliyetlerini gayet iyi anlıyorum.Fakat sana her zaman o kadar güvendim ve o kadar güveniyorum ki bu zorlukları,yüklendiğin ağır yükün altından kalkarak yeneceğine inanıyorum.Romanını doğacak çocuğumu bekler gibi bekliyorum.Orhan Kemal’le şimdiden ilgilendiğini anlıyorum,onun elinden tutarsan sana yalın zamanda yardımcı olabilir.Yolun açık olsun.’’
Nazım Hikmet
560 syf.
·10/10
Sevdiğim yazarların hayatına dair kitaplar okumak her zaman hoşuma gitmiştir. Bu kitapta Sabahattin Ali’ye yazılan mektupların yanısıra Sabahattin Ali’nin yazdığı mektupları da okuyarak onun yaşadığı yıllara bazen keyifli, bazense hüzünlü bir yolculuk yaptım. Beni en etkileyen ise Nâzım Hikmet’in Sabahattin Ali’ye yazdığı “Kardeşim Sabahattin” diye başlayan o içten mektuplarıydı. Sevdiğim iki yazarın mektuplaşmış olması beni inanılmaz mutlu etti. Bir de bir mektubunda eşine yazdığı şu satırları okurken gözlerim dolu dolu oldu. Sanki içine doğmuş gibi...
“İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi. Hep genç kalacağım.”
"Gözlerimi kapattığım zaman senin hayalini görüyorum..." diyorsun. Ah Aliye, ben gözlerim açıkken bile hep seni görüyorum.
Yalnız bir şeye kızıyorum kardeşim: Bari bu hiçliği düşünemeyecek kadar aptal olsaydım. Kendimi bir şey zannedebilseydim. İnansaydım.
Sabahattin Ali
Sayfa 28 - (Melahat Kemal'in mektubundan.)
Düşün, dünyada yalnızlık kadar feci şey var mıdır. Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kastediyorum, yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu...
Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.
……
Sabahattin Ali

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hep Genç Kalacağım
Alt başlık:
Bütün Yapıtları - Mektup
Baskı tarihi:
Nisan 2008
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750814099
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi. Hep genç kalacağım.

Kitapta, Sabahattin Ali'nin ailesine, arkadaşlarına ve iş ortaklarına yazdığı mektuplarla , Sabahattin Ali'ye ailesi, Nazım Hikmet, Esat Adil Müstecaplıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mehmet Ali Cimcoz, Aziz Nesin, Melahat Togar, Ayşe Sıtkı İlhan, Nihal Atsız, Cemal Kutay, Samim Kocagöz başta olmak üzere arkadaşları ve öğrencileri tarafından gönderilen, Markopaşa ve Yeni Dünya'nın kuruluşunda yazılan mektuplar ve resmi yazışmalar bulunmaktadır.

Bu mektupların Sabahattin Ali'nin edebi kimliğinin oluşumuna ışık tutan metinler olduğunu, okuduklarını, yazdıklarını ve yazacaklarını anlattığı mektupların yazarın notları olarak da okunabileceğini özellikle belirtilmelidir.

Hep Genç Kalacağım'da bir araya getirilen mektuplar sadece Sabahattin Ali'nin hayatına tanıklık etmekle kalmıyor, Cumhuriyet'in ilk on yılında Ankara'da yaşam, II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ortam ve Türkiye'de giderek cadı avına dönüşen sol görüşlü kişilerin tutuklanması gibi pek çok olayla ilgili tanıklıklara da yer veriyor.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 305 okur

  • BURCU
  • sad-pâre gönül
  • Tanju Erarslan
  • Mariposa
  • Ecem
  • duyguseliii
  • Fatma Dogru
  • Kübra
  • Havva
  • Hasan Tunç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%48.1
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.5
Erkek
%43.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.5 (50)
9
%22.7 (22)
8
%9.3 (9)
7
%14.4 (14)
6
%0
5
%1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1 (1)

Kitabın sıralamaları