Edebiyat Mutluluktur

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.709
Gösterim
Adı:
Edebiyat Mutluluktur
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050911473
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Zülfü Livaneli, Vatan gazetesindeki köşesinde çok zevk aldığı, hayatını adadığı edebiyat konusunda görüşlerini paylaşmak ve özellikle de "yüreğini kanatlandıran sözlere sevdalanmış" yazar adaylarına faydalı olmak için "Edebiyat Notları" yazmaya başlamıştı. Don Kişot'tan Karacaoğlan'a, Tolstoy'dan Yaşar Kemal'e, Güneş-Dil Teorisi'nden Nâzım Hikmet'e, film müziklerinden @ işaretine kadar pek çok kişi ve konuya değinen bu yazılar kısa sürede büyük ilgi gördü, sadık bir okur kitlesi oluşturdu. Edebiyat Mutluluktur'da bu yazılardan ince elenip sık dokunarak seçilmiş yazıları ve Livaneli'nin "Benim Gözümden Yaşar Kemal" ve "Edebiyat Üzerine" başlıklı iki konuşmasını bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
Bu kitabın eleştirisini ben okumaya üşenirim, izlesem daha kolay olur diyorsanız videomu izleyebilirsiniz : https://youtu.be/_kMiRxsVn3o

Livaneli, Livaneli
Cebindeki para kaç haneli?

Bu kitap için Livaneli egosu mu desek, kibri mi desek bilemedim. Maalesef ki adam kendisini bir Proust, Dostoyevski ya da Eco sanıyor. Kendisini yazın dünyasının Mevlanası ilan etmiş desek yanlış olmaz.

18. sayfada "İnsanlar kitapları ilaç niyetine değil, zevk almak için okuyorlar." demiş kendisi.
Katılmıyorum.
Salt pragmatist bir bakış açısıyla okunulduğu sürece kitapların hedonizme hizmet eden haz oyuncaklarından farkı kalmazdı. Hem kitaplar, neden ilaç niyetine okunmasınlar ki? Benim için bir Vermidon, Parol, ağrı kesici ya da vitaminin veremediği mental etkinin çok daha fazlasını bir kitaptan alıp, kendi auramı iyileştirebiliyorsam misal olarak bir Zweig ya da Dostoyevski kitabını insanın dünyasını geliştiren bir ilaç olarak düşünmenin nasıl bir sıkıntısı olabilir?

18. sayfanın hemen yan sayfasında, bir kitabı okumaya zorlanmak saçmalıktır, düşüncesini savunuyor.
Katılmıyorum.
İnsan artık bir süre sonra akıcılıktan uzak, okumanın çetin olduğu Karasu, Musil, Proust gibi yazarları okumanın özlemini duyuyor. Bu tip yazarlar insanın beynini sanki unutulmuş bir makine odasına uzun yıllar sonra ilk kez girildiğinde tekrar çalıştırılıyormuş gibi bir etki veriyor diye düşünüyorum.

25. sayfada Türkiye'deki bazı yayınevlerinin edebiyatı salt ticari bir kurum, ürünün niteliğiyle değil daha çok edeceği piyasa değeriyle öne çıktığını savunan kapitalizmi eleştiriyor. Ama kendisi Türkiye'nin kapitalizm yayınevlerinin babası olan Doğan Kitap'ta kitaplarını yayımlıyor.

49. sayfada Dostoyevski'nin romanlarındaki St. Petersburg sokaklarını esrarengiz ve çılgınca olduğunu belirtip sonrasında yazarın bize bu durumu belirten bir tek cümle sunmadığını söylüyor.
Yoo, katılmıyorum ki.
Beyaz Geceler'de Dostoyevski'nin şehirdeki binaların farklı karakteristikleriyle konuştuğu bölümlerden tutun da, Budala'daki idam mahkumunun son saniyelerini 3 parçaya ayırıp şehri detaylı bir şekilde tasvir ettiği bölüme kadar Dostoyevski anlattığı şehirleri gayet de belirten cümleler sunuyor aslında. Kemiklerin sızlama partisine hoşgeldiniz.

66. sayfada Umberto Eco'nun Prag Mezarlığı'nda anlattığı kişilik bölünmesine diss atıyor. Eco'ya klişe falan demeye kalkışıyor. Eco, mezarından Livaneli'nin bunu dediğini duysaydı sanırım Livaneli, Eco'nun önünde diz çöker tövbe isterdi. Bir tarafta göstergebilim, mimari mekan anlatma ustalığı ve Hristiyan dünyası ustası Eco, diğer tarafta halk tarafından sürekli beğenilecek şeyler yazan popüler kültür hizmetlisi Livaneli? Kemiklerin sızlama partisine 3. aranıyor...

73. sayfada, Postmodern edebiyatın modasının bittiğini savunuyor, hatta postmodernizme gönül vermiş yazarlara siyasi suçlar ve toplumsal trajediler konusunda edebi yazım kısıtları sunuyor. Yahu Livaneli, bırak da insanlar istediklerini yazıp, istediklerini okusunlar. Sana mı kaldı, eksperimental tarzda ürün vermek isteyen yazarları tek tipleştirme sevdası?

81. sayfada Fransız basını tarafından göklere çıkarılan Livaneli'yi ben, gökteki bacaklarından aşağı tutup Dostoyevski, Eco, Musil ve Proust'un mezarlarının başında dua etmeye yollamak istiyorum.

96. sayfada Türk-İslam geleneğinin düşünceye önem vermediğini belirtip sonrasında Gazali gibi isimler yüzünden bilime bile kuşkulu gözlerle bakıldığını belirtiyor ama kendisi her fırsatta Elif Şafak gibi bir Mevlana alıntısı paylaşıp, popüler halk onayını kazanmayı pek bir vizyon sanıyor. Bu kısımda kendisinin bu Gazali görüşü, yine kendisinin sürekli kullanmakta olduğu Mevlana vizyonuyla çelişiyor.

107. sayfada Türkiye'nin son yıllarda müzik konusunda içine sürüklendiği yaratıcılık fukaralığını ve genç müzisyenlerin deneme yapmadığını belirtiyor. Bu bölümün altına gerçekten de kocaman bir "NE?!" yazdım. Livaneli kendi müziğini gözleri kapalı icra etmeye çalışırken bilmiyor ki, Türkiye'de elektronik indie deneyen Büyük Ev Ablukada, thrash metal, garage rock, alternatif rock, ska-punk, psychedelic rock deneyen Athena, reggae deneyen Sattas, Komik Günler, Luxus, rap deneyen Mode XL, İndigo, elektronik rock deneyen Nihil Piraye, Rebel Moves, Jazz deneyen Dolunay Obruk, Eylem Pelit, Volkan Öktem, 123, İlhan Erşahin, Elif Çağlar, anadolu Rock deneyen Flört, indie rock deneyen Palmiyeler, The Revolters, The Away Days, southern metal deneyen Black Tooth, punk rock deneyen Cemiyette Pişiyorum ve alternatif rock deneyen Gaye Su Akyol, Alarga, Peyk, Malt, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Adamlar, Bubituzak, Ayyuka, Kalben, hard rock deneyen The Ringo Jets gibi isimler var. Türkiye müziği Livaneli ve onun sevdiği müzik tarzlarından ibaret değil! Türkiye'deki genç müzisyenlerin hepsini bu incelemeye sığdıramadım, geri kalanı burada : #37038363

219. sayfada sanatın oyun olmadığını kesin bir dille belirtiyor, zaten sırf bu yüzden yanlış bir kere. Küçük bir çocuğun legoları birleştirmeye çalışıp yaptığı şey bir oyundur ve aynı zamanda sanattır. Kumdan kaleler bir sanattır. Mimarlık aynı zamanda mekanlarla ve labirentlerle bir oyun oynama sanatıdır. Eğer sanat, bir oyun ya da bir arayış hiyerarşisi olmasaydı bu kadar -izm çıkamazdı canım Livaneli.

Kitapta anlatılan aslında çok güzel şeyler de olmasına rağmen sırf bu dediklerimin varlığı, genellemelerin çok isabetsiz ve güncellikten uzak olması Livaneli'nin kendisinden soğumamı fazlasıyla sağladı. Doğan Kitap'ın Livaneli'ye ayarladığı evler kaç haneli ya da Livaneli'nin cebindeki para kaç haneli bilmiyorum ama kesin bir şey var ki, Livaneli popüler kültürün bug'ını bulmuş. Para vanaları onun elinde ve o bu vanaları istediği gibi yönetmeyi çok iyi biliyor. Yani, "En doğru, en iyi ve en okunabilir edebiyat, en dinlenebilir müzikler seninki be tamam işte kardeşim!" demeden bu adamı anlayamıyorsunuz, benden söylemesi.
Edebiyat üzerine güzel bir deneme olduğunu düşünüyorum. Kitapta ortaya attığı fikirlerin biri hariç hepsine katılıyorum. Bu deneme sayesinde Zülfü Livaneli'nin romanlarındaki yazma tavrının nedenini anlamış bulunmaktayım. Düz bir anlatımı, dili ortadan kaldırarak anlatmayı derin bir romanda başarı olarak görüyor Livaneli. Onun romanlarını okurken beğenmediğim yanı da bu tarafı zaten. Neyse bunlar kitabın konusu değil, kitap gerçekten değerlidir. Son zamanlarda deneme kitapları okumaktan büyük keyif almaya başladım ki, çokta faydalı buluyorum bu tür denemeleri. Kitapta edebiyatla ilgili gerçekten güzel notlar bulacaksınız. Nazım Hikmet ve Yaşar Kemal, Karacaoğlan, belki de düşünmediğiniz noktaları düşündürtecek size. İlginç olan bir şey de 40 yıllık Yaşar Kemal arkadaşlığı ve birlikteliği!!!
Ben uzun zamandır nasıl yazarım sorusunun cevabını arıyorum. Şimdi kalkıpta bu kitapta tüm sorularımın cevabını buldum diyemem. Gerçek bir yanıt arayan bir insanda kalkıp hiçbir şey göremedim diyebilir. Ama ben çok şey gördüm. İlerlemek istediğim bir yol vardı ve ben bu yolun aklımdaki kısımları için bazı bilinçli adımları Livaneli sayesinde atmış bulunuyorum.
Bu kitabı okuduğum için mutluyum çünkü deneme kitaplarını severim hele de altı dolu deneme kitaplarını...
Kitapta Yaşar Kemal ismine sıkça rastladım. Kendisinin bir kitabını okumuştum ve anlamam için yeterli olduğunu da düşünmüştüm ama iş öyle değil. Livaneli bana çok başka bir pencere gösterdi.(sayfa 20'de) Genel olarak romanlarda 'Cinsellik ve şiddet birbirini doğurur' gerçeğini gördüm. Özellikle bunu Yaşar Kemal'in kitaplarında da yaptığını öğrendim. Kitap benim birçok insanda bulunan kalıplarımı yıktı diyebilirim. Çok fazla kelime kullanmak iyidir diyor Livaneli bir yerde ama insanların anlamadığı kelimeleri kullanmak kesinlikle derin bir eser kaleme almak değildir diye de ekliyor. Nazım Hikmet'ten de bahsediyor kitabın bir bölümünde yazarımız. Mesela bilmezdim devletimizin sürgüne gönderdiği Nazım Hikmet'in Rusya tarafından öldürülmek istendiğini, fikirlerinin engellenmek istendiğini...
Böyle anlatınca belki parça parça, zıplaya zıplaya anlatıyorum size ama bende bilmiyorum nereden başlamam gerektiğini, nasıl devam etmem gerektiğini... Yazmanın inceliklerini gördüm bu kitapta. Dili zengin tutmayı ama konuyu sade bir şekilde anlatmayı; afilli, postmodern akımın kölesi cümlelerden ziyade düz bir cümle ile de etkili şeyler yazabileceğimi; halkın mı popüler kültürü istediğini yoksa sistemin mi popüler kültürü dayattığını; bir kitabın sayfa sayısını kendi kendine var ettiğini; edebiyatın da bir inşaata benzediğini ve temel yapı taşlarını düzgün kurmak gerektiğini; büyük bir yazarın yazma sebebinin anlamak olduğunu ve daha birçok şeyi bu kitapta gördüm, öğrendim. Bu kitabı okuduğum için mutluyum çünkü 'Edebiyat Mutluluktur'.
“Alıntılamaya doyamadığım, bitirdiğimde bilgiyle doymuş olduğum şaheser”
Zülfü Livaneli gibi bir yazarın ülkemizde kıymetinin bilinmemesini ne zaman bir eserini okusam daha çok anlamıyorum. Dünyada bir çok ülkede fazlasıyla tanınan, özellikle müzik ve edebiyat alanlarında kayda değer eserler üreten, hatta kitapları bazı yabancı üniversitelerde derslerde okutulan Livaneli bizimkiyse, sorun kimde? Evet, apaçıktır ki düşünceleri ve savunduğu şeylerden dolayı, sisteme ve bir takım devlet şahıslarının amaçlarına ters düşmesi buna sebep oluyor. Bizim hiçbir şeyi sorgulamamızı, kafa yormamızı istemeyen sistem bu gibi insanları sürgün ediyor, yeri geliyor bir şekilde yok ediyor ya da eserlerini yasaklıyor. Büyük kayıp bizim için. Ama son yıllarda insanların biraz daha bilinçlenmesi biraz daha umudumuzu diri tutuyor.
İçeriğe gelecek olursam; her zamanki gibi büyük beklentilerle başladığım ve okudukça da kendimi çok daha mutlu hissettiğim bir eser oldu. Yazar yine tarzını ve bilgisini konuşturmuş. İlk defa bu kadar akıcı ve sıkmayan, konuları bu kadar güzel işleyen bir deneme alanında eser okudum. İnanın o kadar çok şey öğreniyorsunuz ki; bir de baktım ki neredeyse kitabı komple çizmişim- cümlelerin altını yani. Bu güzel düşüncelerinden ve de bilgilerden bir kısmını mahrum kalmamanız adına burada da paylaştım. :) İçerisinde edebiyat ile diğer sanat dalları arasındaki bağlantı, bazı yazarlarla ilgili spesifik bilgi, alıntı ve kısa hikayeler, siyaset, kitap önerileri, yayıncılık ve günümüz sorunları gibi aklınıza gelmeyecek bir çok alanda fikirlerini beyan etmiş, bunları yazarken de bilgi hazinesini resmen konuşturmuş. Bitirdiğimde o kadar mutluydum ki çünkü bir kitaptan bu kadar çok şey öğrendiğim ilk defa oluyor.
Edebiyata fazlasıyla ilgi duyan ve kitap kurdu olan herkesin kesinlikle okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser. Romanlarından aldığınız tadın daha da üstünde, kat kat bilgiyle donatılmış bir deneme okuyacağınızdan şüpheniz olmasın. Keyifli okumalar :)
#edebiyatmutluluktur Livaneli'nin edebiyata dair düşüncelerini paylaştığı denemelerden oluşuyor.
Okumak,yazmak,şiir,müzik,
tiyatro,yazarlar,şairler... Her konu üzerine sohbet havasında yazılmış ve derlenmiş harika denemeler yer alıyor kitapta.
'
Livaneli'nin dünya Edebiyatına ve ülkemiz edebiyatına bakışını öğrenmek ve onu can kulağıyla dinlemek edebiyat seven biri olarak bana müthiş keyif verdi
Yalnız bu kitabı sadece Edebiyatı sevenler değil,kitap okumayı sevenler de okumalı ki Livaneli'nin o uçsuz bucaksız bilgi Umman'ından faydalanmalı diye düşünüyorum.
Çünkü içersinde çok güzel kitap tavsiyeleri de var
Edebî eser yazıp para kazanıp "ebedi - yat" mı yapıyoruz gerçekten "Edebiyat" mı yapıyoruz? cevaplarını bulabileceğiniz, roman nedir? Niye yazılır? Bu alanda kalıcı olmanın sırları nelerdir ? bu konuları anlatan bir kitap. Gerçekten mi yazmak yoksa yazmış olmak için mı yazmak fikrini sorgulatıyor. Yoksa birçok yazar var ama hepsi kelimeleri de notalar gibi kullanamıyorsa bu tip yazarlara da gönderme yapan yazarın kitabını tavsiye ederim.
"Ernest Hemingway’in bütün eserleri, özellikle de İhtiyar Adam ve Deniz hayatımı ve kariyerimi büyük ölçüde etkiledi. Çünkü Hemingway’i çocuk yaşlarımda okudum ve hemen benim idolüm haline geldi. Onu sadece bir yazar olarak değil, dünya gençliğinde uyandırdığı macera duygusu nedeniyle de çok sevdim. İhtiyar Adam ve Deniz’i birçok kez okuduktan sonra bazı bölümlerini ezberlemiştim. Yazar olmaya ve onun gibi maceralarla dolu bir hayat sürmeye karar verdim."

Ben bu kitapla Zülfü Livaneli'yi kişisel olarak tanıma firsatı elde ettim.Bu eser bizlere onun edebi dilinin ,kaliteli romanlarının nasıl bir altyapıyla oluştuğu hakkında ipucu veriyor.Açıkçası bu engin bilgi birikimine hayran kaldım.Sizlere birbirinden farklı alanlarda ön bilgi aktarıp araştırma ödevleri verecek ,okumakla dagarcığınıza cok şey katacak bir kitap.Tavsiye ederim
Yazarın köşe yazılarından oluşan bir derleme kitap aslında edebiyat hakkındaki görüşlerini içeriyor.
Okumak,yazmak,şiir,müzik,
tiyatro,yazarlar,şairler... Her konu üzerine sohbet havasında yazılmış ve derlenmiş harika denemeler yer alıyor kitapta. Kitabı okurken yanınızda mutlaka küçük bir not defteri olsun çünkü tavsiye ettiği bir sürü yazar ve kitap mevcut bunları mutlaka not almanızı tavsiye ederim.
Livaneli'nin bütün romanlarını çok severek okudum bir de denemelerine göz atayım diyerek başladım okumaya. Hiç yanıltmadı beni yine çok güzeldi. Hele edebiyat ile çok ilgili iseniz kesinlikle okumalısınız. Çok akıcı bir dili var, ilgi çekici ve güncel konular üzerinde durulmuş. Edebiyat sohbeti yaptığınız arkadaşlarınız varsa bu kitabı okumak onlarla sohbet etmek gibi.
Livaneli'nin edebiyat mutluluktur'unu okurken, yıllar geçtikçe artık deneme gibi kurgusal olmayan metinlerden daha çok keyif almaya başladığımı fark ettim. Ama bunun için elbetteki metinlerin iyi yazılmış olması gerekiyor. Edebiyat mutluluktur montaigne'nin denemeleri kadar olmasa da türü ciddi biçimde sevdirecek kadar iddialı metinlere sahip bir eser. Livaneli'nin yazım kabiliyeti dışında çevresi ve dış dünyadaki kitapçı, yayımcı vs. ile olan etkileşimi de bunda etkili olmuş. Eser yazım işi ile uğraşmak isteyenlere çok güzel sırlar vermekle birlikte, aynı zamanda edebiyat dünyasında daha önce (en azından benim) pek duyulmamış yaşanmış ilginç olaylara da yer vermekte. Ayrıca livaneli'nin okuma listelerini de beğendiğimi eklemeliyim. Kısaca okuma, yazma ve edebiyat dünyasına dair kaliteli deneme metinleri okumak isteyene kesinlikle tavsiye olunur.
En çok sevdiğim yazarların başında gelen sevgili Ömer Zülfü Livaneli hakkında ne konuşsak az kalacak ender insanlardan biri. Kitaplarının hepsi defalarca okunmaya değer. Edebiyat Mutluluktur kitabı onun daha önce yazılmış yazılarının ve denemelerinin yer aldığı kitaptır. Kitap gerçekten kafa açıcı, geliştirici. İçinde kocaman bir dünya saklı. Okuyucu da kitabın kapağındaki kuş gibi o dünyanın içinde keyifli bir seyre başlıyor. Bilgilerini geliştirmek ve bir çok yenilerini öğrenmek için tavsiyemdir.
Kitabı okumaya başladığımda nedendir bilmiyorum beklentim düşüktü.. Edebiyata övgü dolu sözler bi takım sevdirme ısındırma çabası içerisinde yazılmıştır diye önyargılarım vardı. Fakat okumaya başlayınca sindirerek yavaş yavaş okuyup bitmesini istemeyecegim bi serüvene dönüştü.. Bi kitaptan isteyebileyecegim çoğu şeyi bu kitapta buldum..
İçerisinde Zülfü Livaneli'nin denemelerinden oluşan edebiyatın önde gelenleri hakkında fikir sahibi olabileceğiniz bilgiler barındırıyor. Farklı bakış açılarından bakmayı sevdiğimden olsa gerek kitap beni heyecanlandırdı..
Ben kitabı beğendim.. Tavsiye ederim..
Aslında, siz dünyanın derin gerçekliğini algıladığınız zaman, o dünya da size uygun bir biçimde davranıyor ve hayat, sanatı taklit etmeye başlıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Edebiyat Mutluluktur
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050911473
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Zülfü Livaneli, Vatan gazetesindeki köşesinde çok zevk aldığı, hayatını adadığı edebiyat konusunda görüşlerini paylaşmak ve özellikle de "yüreğini kanatlandıran sözlere sevdalanmış" yazar adaylarına faydalı olmak için "Edebiyat Notları" yazmaya başlamıştı. Don Kişot'tan Karacaoğlan'a, Tolstoy'dan Yaşar Kemal'e, Güneş-Dil Teorisi'nden Nâzım Hikmet'e, film müziklerinden @ işaretine kadar pek çok kişi ve konuya değinen bu yazılar kısa sürede büyük ilgi gördü, sadık bir okur kitlesi oluşturdu. Edebiyat Mutluluktur'da bu yazılardan ince elenip sık dokunarak seçilmiş yazıları ve Livaneli'nin "Benim Gözümden Yaşar Kemal" ve "Edebiyat Üzerine" başlıklı iki konuşmasını bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 325 okur

  • Çağatay Sırtbaş
  • mesut kaya
  • merve
  • Benodegilim
  • Deniz Maria Çetin
  • Oğuzhan Özkan
  • Savcı Yukay
  • Fehime ERGÜN
  • Yakup Başoğul
  • Muleyke Sadiye

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0.7
14-17 Yaş
%2.8
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%34.5
35-44 Yaş
%29
45-54 Yaş
%15.2
55-64 Yaş
%2.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.7
Erkek
%42.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.6 (28)
9
%21.9 (25)
8
%35.1 (40)
7
%11.4 (13)
6
%2.6 (3)
5
%1.8 (2)
4
%0.9 (1)
3
%1.8 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları