Bütün Eserleri 3

Mavi Sürgün

Halikarnas Balıkçısı
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sürgünümüz Mavi
10/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2025 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 10:04
Mavi Sürgün ” derken aslında şunu kastediyor: karanlıktan aydınlığa, boğucu bir yazgıdan beklenmedik bir özgürlüğe çıkış. Sürgün deyince akla hep acı ve zorunluluk gelir ya, işte “mavi” kelimesi bütün bu anlamı değiştiriyor, ona yepyeni bir ufuk açıyor. Trajedinin içinden doğan bir özgürlük, yeni bir hayat ihtimali… Kitap da tam bu duyguyu yaşatıyor bize. Daha kapağını görür görmez, aslında içine gireceğimiz dünyanın ipucunu veriyor. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, savaş yıllarının İstanbul’unu kendi tanıklıklarıyla ve iç dünyasındaki duygu-düşüncelerle yoğurarak, incelikli bir biçimde anılarını kayda geçirmiştir. Onun anlatım tarzı bir ders kitabı ciddiyetinde değil; tam tersine, içten, kişisel ve çok canlı. Okurken “hayat pek anlatılmaz, yaşanır” dedikleri şeyin yazıya dökülmüş hâlini hissediyoruz. Ve Bodrum nasıldı ve nasıl bugünkü Bodrum hâline geldi, bir de Cevat Şakir’den dinleyin. İnsana ve hayata bir insan nasıl dokunabilir! Bu anılarda bunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. İçten ve kişisel bir birinci tekil anlatımı ile, cümleler hem içten hem de edebi bir tat taşıyor; yer yer metaforlar. Duyguların, çağrışımların ve kişisel izlenimlerin ön planda olduğu bir dil. Yazar dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi iç dünyasından süzerek aktarıyor; hüznü hem de o anıların getirdiği sıcaklık bir arada. Yazar bir fikri tek bir cümlede söylemek yerine onu katmanlı bir anlatımla, farklı aşamalarla güçlendiriyor. Aynı şekilde müzikten sanata, tarihten denizciliğe, dostluktan tarıma kadar birçok konuyu sohbet havasında işlerken hem hüznü hem de o anıların getirdiği sıcaklığı yan yana veriyor. Bazen de anlatı birden başka bir yoğunluğa kayıyor. Hikâye bir noktada bir idam mahkûmunun anılarına dönüşüyor; o an aklıma Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü geldi. Üstelik Cevat
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
9/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
"Yaşamak, gönlü de dünyayı da aşar taşarcasına hayatla doldurmak demektir." Kitabın en başında yazar İstanbul'daki rutin hayatından, yaptıklarından, çevresinden ve I. Dünya Savaşı sırasındaki ortamdan bahseder. Burada çeşitli gazete ve dergiler için yazdığı yazıları ve çizdiği karikatürleri anlatır. Bunların yanında yazarın alışveriş sonraları poşetleri taşımasına yardım eden ve sadece yazarın güvendiği yoksul çocuklar geniş olarak anlatılır. Bu şekilde devam eden hayatının ardından bir gün yazarın kapısına polisler dayanır. Apar topar karakola götürülen yazar, burada İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanmak üzere Ankara'ya götürülür. Yazar iki defa İstiklal Mahkemesi'nin karşısına çıkar ve idamın aksine Bodrum'a sürgün kararını öğrenir. Yazar'ın Bodrum'a gidişi oldukça maceralı ve uzun bir süreci kapsar. Sürgüne giderken; yolcuların davranışlarını, konuşmalarını, doğanın canlılığını devamlı olarak betimleyen yazar, sonunda Bodrum'a ulaşır. Yazar, üç yıllık sürgün dönemini sandığının aksine bir hapishanede değil, kalebentlik şeklinde sürdürecektir. Ancak Halikarnas Balıkçısı, buraya gelir gelmez Bodrum'a aşık olur ve yıllar sürecek olan Bodrum yaşantısını sürdürmeye karar verir. Öyle ki, yaşamını oltayla tuttuğu balıklardan geçirirken bölgedeki genel yaşamdan da bahseder. Bir buçuk yıllık sürgün dönemini tamamlayan yazar, kendi deyimiyle adeta buranın yerlisi olmuşken birden gelen ve sürgünün geri kalan kısmını İstanbul'da tamamlayabileceğini bildiren haberle umutsuzluğa kapılır. Aslında bu durumun yazar için olumlu olması beklenirken, yazar bunun büyük bir mutsuzluk kaynağı olduğunu söyler. Bir buçuk yılını İstanbul'da annesinin yanında geçiren yazar, sonrasında ailesiyle beraber yeni aldığı tarım kitapları ile beraber Bodrum'a geri döner. Burada çiftçilikle ve
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
“Merhaba” Maviye Boyanmış sürgünüm benim…
Puan vermedi·265 syf.·
2022 25. kitabı
Peki, Halikarnas Balıkçısı neden seviyor bu kadar “Merhaba” sözcüğünü. Kendisinden dinleyelim de, toprağımıza “merhaba” tohumları eksin, birbirimizin yüzüne bakmaya dahi tenezzül etmediğimiz şu zamanlardan geçerken… “…‘Rahat edin. Benden size kötülük gelmez’ demektir. Sonra, aklımızı işimizden ayırmamalıyız. ‘Günaydın’ mı diyeceğiz, ‘İyi akşamlar’ mı diyeceğiz, ‘Allahaısmarladık’ mı diyeceğiz? Düşünmeye, aklımızı meşgul etmeye gerek yoktur. Bunların yerine söyleriz merhabayı, olur biter… Bir şey daha var. Merhaba sözcüğü, eski harflerle yazıldığı zaman yelkene benzer. Belki bunun da etkisi vardır merhabayı sevmemde…” Peşinden birde, bana, şiirlerini “en çok maviye boyayan” oymuş gibi hissettiren Edip Cansever’in, zaten satırlarında da “Mavi huydur bende” diye bize kendi dizeleriyle bunu anlattığı, o güzelim şiirinin bir kısmını da paylaşmak istiyorum. “Maviyi soruyordun, gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi Bir renk değildir mavi huydur bende Ve benim yetinmezliğimdir Ve herkesin yetinmezliğidir belki Denecektir ki bir süre Ve denecektir Bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki. Gelecekten utanarak dönen bir sevinçliyim Ya sizler Ey sırasını beklemeden gelen akşamüstleri.” Ve işte, mavi böyle huy olur Halikarnas Balıkçısı’nda; bir vazgeçilmezlik, bir yetinmezlik, tutkularıyla, arzularıyla, onu hapisteyken özgür kılan, nereye baksa göreceği “mavi gök, mavi deniz” vedaları ve merhabalarıyla. Kitaptan bahsedeceğimi unutup böyle mavi mavi gideceğim ben sonsuza dek… İlk önce biraz yazarımızdan bahsedelim: Cevat Şakir Kabaağaçlı, herkesin eserlerinden tanıdığı takma adıyla, Halikarnas Balıkçısı. Bilinir ki; varlıklı ve soylu bir Osmanlı ailesinden gelir, babası Mehmet Şakir Paşa, Abdülhamit Döneminin bürokratlarındandır. Hep deniz kenarında
Edebiyat
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
Sürgün yeri Bodrum
10/10
·265 syf.··
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 11:40
Cevat Şakir Kabaağaçlı. Herkesin bildiği isimle, Halikarnas Balıkçısı . Halikarnas, Bodrum'un antikçagdaki ismi. Sonradan buraya neden bu isim verilmiş, hep merak etmisimdir. Karanlık, izbe bir yermiymis ki bu ad layık görülmüş? Aynen kalsaymis ne sakıncası olurmuş? Neyse... Halikarnas balıkçısı, Abdülhamid dönemi tarihçilerinden Şakir Paşa'nın oğlu. Oldukça iyi bir eğitim almış. Robert kolej, Oxford üniversitesi yakın çağlar tarihi. Sonra yurda dönüyor, çeşitli dergilerde yayınlanmış makaleleri ve karikatürleri bulunuyor. Ayrıca çevirilere imza atıyor. Çalıştığı dergiler arasında, döneme ışık tutan resimli ay dergisi de bulunuyor. Malumunuz, Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel'in çıkardıkları dergi. Mavi sürgün, roman tadında okunabilecek bir yaşam öyküsü. Balıkçı hayatının bir kesimini kaleme aktarmış. Ki bu kesim onun bütün hayatını değiştirmiş. Şöyle ki; Dergide yayınlanan bir makalede, kendisine istiklal mahkemesi tarafından bir dava açılıyor. Bu dava sonucunda Bodrum'a sürgün ediliyor. Bildiğiniz üzere, Bodrum sınırlarında kalmak ve her gün imza vermek. Ceza bu. Onunla beraber yargılanan dergi sahibi Zekeriya Sertel ise Sinop'a sürgün ediliyor. Hiç bilmediği bir yer Bodrum, Balıkçı'nın. Tek meşhur yeri kalesi. Zaten cezanın açılımı kalebentlik cezası. Bodrum, söylenene göre iki dükkan, bir fırın o günlerde. Ona verilen bu ceza, ilerleyen günlerde onun ödülü oluyor. Bodrum'a bayılıyor. Herkesin sevgilisi oluyor. Değer veriliyor, değer veriyor. İnsana, ağaca, balığa, denize. Bu süre içinde Bodrum'a adeta sınıf atlatıyor. Bodrum'un gelişmesine inanılmaz derecede katkı veriyor. Turizmine, tarımına, hayvancılığina. Doğru dürüst tek bir gol ağacı yokken, yurtdışından tohum getirip, yörenin turunç zengini olmasını sağlıyor örneğin. Deniz turizmi diye birşey bilinmiyorken, bu yönde
Edebiyat
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
10/10
·226 syf.··
2024 120. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2024 19:52
Kendi halinde bana gelen mucizem. Yazar büyük sözlerini yalnızca denizler ve bitkiler söz konusu olduğunda kullanmış, kendi büyük sözlerimi yazar için de kullanmayı seçiyorum. Sevdalısı olduğum her şeyin sevdalısı. Kitabının bana gelmesiyle, akdenizin ona gelmesini benzetmekten kendimi alamıyorum. Bu kitaba “gönül vermek” için Ege sevdalısı ya da herhangi bir şey olmanıza ihtiyaç olduğunu sanmıyorum. Bu bir gezi kitabı degil yanlış anlaşılmasın yalnızca yaşamaya gönüllü, haksızlık kadar iç kemiren bi durumda dahi kendine amaç bulabilen, sevebilen, üretebilen bir insan. Bizim şansımız ise bu insanın yazar olup bize “bakın böyle pencereler var. bakın, görün ve hissedin”demesidir.
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
Halikarnas Balıkçısı
8/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Halikarnas balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı , bir deniz tutkunu adam, bodrumu tüm dünyaya tanıtmış olan , Akdenizi elzem türdeki bitkilerle donatan, saygıdeğer yazar ,haksız yere sürgün edilen ama sürgünlüğü en iyi anlatan ,iyiki varolmuşsun, bu kitabı okuyan herkes sana karşı minnettar olacaktır eminim, diğer kitaplarında buluşmak üzere görüşürüz
1000Kitap
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
Sürgün mü ödül mü ?
8/10
·226 syf.··
2022 132. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2022 22:58
* Mavi Sürgün * #halikarnasbalıkçısı Yorumum :Yazarın kendini anlattığı daha doğrusu anlatmakla kalmayıp yaşattığı bir kitap oldu.Halikarnas Balıkçısı her zaman ki betimlemeleriyle gitmeden yaşatıyor ortamı.Zevkle okunacak bir sürgün hikayesi.İstanbuldan başlayıp Bodruma kadar giden belkide yazara bir yaşam kaynağı olan bir yeri keşfetme fırsatı bulmasını sağlayan bir sürgün hikayesi.Kim istemez ki şimdi Bodruma sürgün edilmek değil mi?Zamanımızın ödülü,geçmişin sürgünü olabiliyor bir nevi kum saati gibi ters dönüveriyor dünya… İyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar Sabırlı insanların ağır ağır kabaran öfkeleri korkunç olur. İster katı taş olsun, ister kuştüyü yastık olsun, insan her yerde oturup kolayca rahat edebilir. En can sıkıcı şey havanın kasvetli olması ve oturulan evden hiçbir manzara görülmemesidir. Bir insan alkışlandığına veya kötülendiğine göre sevilecekse, dünyada insanlar arasında insanca sevgi kalmaz. Vakit öldürüyoruz, diyorlardı. Kimin haddine düşmüş vakti öldürmek! "Vakit" onu yaşatmayı bilmeyenleri öldürür; bitkileri, insanları, imparatorlukları, uygarlıkları, çağları hep yok eder. Bir şeyi olur gibi görünmeye çabalamaktansa, o şeyi gerçekten olmak daha kolayıma gelir. Ne tuhaf dünya? Fukaralıktan utanılıyor. Bunların hiç utanacakları bir şeyleri yok. Bir görenek dolayısıyla fukaralıklarından utanıyorlar. Fakat utanacakları her şey varken, hiçbirinden utanmayıp yalnız fukaralıktan utananlara ne demeli?
Edebiyat
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
Mavi Sürgün
Puan vermedi·265 syf.·
2020 15. kitabı
Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) yazdığı bir yazı nedeniyle döneminin İstiklal Mahkemesi'nde yargılanır ve cezası kesilir: Bodrum sürgününde kalebentlik! Gitmesi ayları bulan bir yolculukta, acaba kalede esaret günleri mi başlıyor diye düşünürken, bir mavi cennete düşer Halikarnas Balıkçısı.Deniz kenarında kiraladığı evde, her gün maviye uyanarak geçirdiği sürgün hayatını o kadar sever ki, yaşamının sonraki 25 yılını da Bodrum'da geçirir. Salgın nedeniyle karantina günlerimizde en özlediğim denizin kokusunu burnuma, sesini kulaklarıma doldurduğum bir okuma oldu desem yeridir. Kitapta yazarın yaşadığı iki ayrı hayatı okudum ve tabii ki Bodrum hayatına gıpta ettim
Edebiyat
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
10/10
·265 syf.··
2020 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2020 02:38
Halikarnas Balıkçısı’nı bu kitapla tanıdım. Daha doğrusu kim olduğundan haberim vardı elbette. Ancak okuduğum ilk kitabıydı. O kadar lezzetliydi ki okurken karşımda tertemiz biçeme sahip bir büyüğüm varmış gibi hissettim. Edebi açıdan düşününce dili konuşma dili diyebilirim. Anlattıkları, hissettirdikleri o kadar değerliydi ki. Lisede Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Bodrum’a sürüldüğü için Mavi Sürgün’ü yazdığını duyduğumda “Hadi canım Bodrum gibi sürgün yeri mi olurmuş?” demiştim. İstanbul’dan başka yerde yaşamamış biri için o dönem şartlarında bal gibi olurmuş... Ancak Bodrum’a varana kadar. Kendisinin de fark ettiği üzere Halikarnas Balıkçısı’nın asıl sürgünü İstanbulmuş. Rutin denilen şey onu mahvetmiş, kendi hayatından sürmüş meğer. Büyük bir haksızlık sonucu Bodrum’da mahkum edildiği kalebentlik yeniden doğuşuna sebep olmuş. Sürgünde yaşamayı, yaşatmayı keşfetmiş. Türkiye için öyle yararlı şeyler yapmış ki saymakla bitmez. Mesela ülkemizde hiç olmayan ama Bodrum’un iklim şartlarına müsait bitki tohumlarını bir bir keşfedip özenle yetiştirmiş. Günümüzde Bodrum’a gittiğimizde gördüğümüz rengarenk çiçeklerin ilk yetiştiricisi oymuş yani. Bana göre sanata bambaşka bir boyut kazandırmış. Sanatını sadece kalemle kağıtla değil taşla, toprakla, denizle icra etmiş. İlmek ilmek işlemiş eserini doğaya, topraklarımıza. Siz de kendisine hayran olmak ve yaşamanın aynı zamanda yaşatmaktan geçtiğini öğrenmek için mutlaka okumalısınız. Sevgiler
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2023 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2023 12:35
İstiklal Mahkemesince ,yazmış olduğu bir yazıdan dolayı Bodrum’a kalebent olarak sürülen Cevat Şakir , Halikarnas Balıkçısı’na dönüşümünü anlatmış diyebilirim. Meğer rutin yaşamındaki sürgünden kurtulmuş ona göre. Zaten cennet olan Bodrum’u daha da cennet yapmak için adeta çırpınmış. Yurt dışından tohumlar getirtmiş,balıkçılıkla ilgili uygulamaları değiştirip geliştirmiş vs. Halikarnas Balıkçısı’nın öyle bir üslubu var ki samimiyeti ve yaşadığı hissi çok doğal bir şekilde okuruna geçiriyor. Ben onu ne zaman okusam denizciliğe ,bu pek çoğunu bilmediğim denizcilikle ilgili terimlere yoğun bir ünsiyet peyda ederim.
Edebiyat
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma

Yazar Hakkında

Halikarnas BalıkçısıYazar · 30 kitap
Cevat Şakir Kabaağaçlı veya tanınan adıyla Halikarnas Balıkçısı (17 Nisan 1890, Girit – 13 Ekim 1973, İzmir), Bodrum'a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikâye yazarıdır. 17 Nisan 1890 tarihinde, Osmanlı'nın son köklü ailelerinden Şakir Paşa Ailesine mensup babası yüksek komiser olarak görev yaptığı Girit'te doğdu. Babası Girit ve Atina'da sefirlik ve valilik yapan Mehmed Şakir Paşa, annesi Giritli Sare İsmet Hanım; amcası II. Abdülhamid devri Sadrazamı Ahmed Cevad Paşa, dedesi Şurayı Askeri Dairesi Reisi Miralay Mustafa Asım Bey'dir. Kendisine, iki evliliğinden de çocuğu olmayan ve onu kendi çocuğu gibi seven amcasının ismi verildi. Cevat Şakir, altı çocuklu ailenin en büyük evladıydı. Ailesinin tüm fertleri sanatta yetenekliydi. Sırasıyla dünyaya gelen Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrelnisa ve Aliye adlı kardeşlerinden Fahrelnisa resim alanında, Aliye gravür alanında üne kavuştu; Hakkiye’nin kızı Füreya Koral, ilk Türk kadın seramikçi oldu; Fahrelnisa’nın çocukları Nejad Melih Devrim ressam; Şirin Devrim ise tiyatrocu oldu. Cevat Şakir, çocukluk hayatının ilk yıllarını babası Şakir Paşa’nın elçi olarak bulunduğu Atina’da geçirdi. İlköğrenimini Büyükada'da, orta ve liseyi 1907'de Robert Kolej'de tamamladı. İlk yazısı aynı yıl İkdam gazetesinde yayımlandı. Bu, İngilizce ’den tercüme bir yazıydı. Lise öğreniminden sonra İngiltere’de denizcilik öğrenimi yapmak istediyse de ailesinin ısrarı ile Oxford Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gördü. 1913’te İtalyan bir hanımla evlenerek İtalya’da kaldı ve resim öğrenimi gördü. İstanbul'a döndüğünde gazete ve dergilerde yazılar yayınlamaya başladı. Aile, 1914 yılında maddi sıkıntı içine girmiş ve babası Mehmed Şakir Paşa Afyon’daki Kabaağaçlı çiftliğine yerleşmişti. Babasının çiftlikte bir tartışma anında Cevat Şakir’in silahından çıkan kurşunla vurularak ölmesi üzerine cinayet iddiasıyla yargılandı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra baş gösteren verem hastalığından ötürü tahliye edildi. 1925 yılına kadar geçimini haftalık dergilerde tercümeler, yazılar yayınlayarak, resim ve yeni tarz tezhipler yaparak, karikatür yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları hazırlayarak temin etti. Türk basınında kapakçılığın gelişmesinde katkısı vardır. Cevat Şakir Kabaağaçlı, yazılarında Halikarnas Balıkçısı takma adının yanı sıra Hüseyin Kenan, Musa Cevat, M.C., H.B, Sina imzalarını kullandı. Genç yaşta yazın hayatına başlayan yazarın ilk yazısı 1904’te Robert Koleji’nin son sınıfında iken İkdam gazetesinde yayımlandı. Dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak "Hüseyin Kenan" takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. ‘Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak’ tan suçlu bulundu. Mahkeme Başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. 3 yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamladı. Cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamadı ve Bodrum'a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı. Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum’da yazdı. İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım’la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocuklarının orta öğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir’e nakletti. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği ile sürdürdü, rehberlik kurslarında da ders verdi. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü. Kabri Bodrum-Gümbet'teki Türbe Tepesinde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerde küçük bir müzesi ile birlikte "Halikarnas Balıkçısı Müzesi" adı altında bulunmaktadır. 1926'dan sonra deniz hikâyeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi. Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı'na Kültür Bakanlığınca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir. Bodrum'da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikrini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Bu Mavi Yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve rakı idi. Mavi Yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysa ki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolculuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir. Geniş bibliyografyası Yeni Yayınlar dergisinin Ekim 1974 sayısındadır. Kızı İsmet Kabaağaçlı Noonan, oğulları, Dr. Sina Kabaağaç ve Suat Kabaağaçlı'dır.