Bütün Eserleri 5

Uluç Reis

Halikarnas Balıkçısı
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı:
480
Basım Tarihi:
Eylül 2016
İlk Yayın Tarihi:
1962
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
ISBN:
9789754940121
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·480 syf.·
2020 17. kitabı
Yazılı olan bazı araştırmalara göre uluç reisin Türk anne ve babadan olma olduğu bir kaç yerde denk geldiğim araştırmalar annesinin Türk olduğu babasının italyan olduğu yönünde. Gemidekilerin birçoğu haç işareti çıkartarak, "Kimbilir Türk korsanları kimin canını yakıyorlar?" dediler. Oysa korsanlığa ilk önce onlar başlamışlardı. Türk korsanlığı, canını savunma kabilinden tabii bir tepkiydi.
1000Kitap
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
8/10
·
Beğendi
Ben tarih dinlemekte ve okumakta (akıcı olmadığında) zorlanan bir insanım. Sıkıcı olduğu anda uykum gelir bırakırım. Ancak bu kitap öylesine akıcı ve içine sürüklüyor ki, olay örgüsü de bir hayli yoğun ki okurken hiç zorlanmadım. Kalın olmasına karşın 2 günde bitirmiştim. Oldukça iyiydi.
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2022 156. kitabı
Adı Akdeniz’le özdeşleşmiş sayılı denizcilerimizden biridir Uluç Reis. Cesareti, zekâsı ve bilgisiyle Turgut Reis’in dikkatini çekmiş ve onun tarafından yetiştirilmiştir. Preveze zaferinde, Malta kuşatmasında, Kıbrıs’ın ve tüm Ege adalarının fethinde büyük yararlıklar gösteren Uluç Reis, Trablusgarp ve Cezayir genel valilikleri sırasında Akdeniz’de Türk egemenliğini perçinlemiştir. Daha sonra imparatorluğun Kaptan-ı Deryalığına yükselen Uluç Ali Paşa, on beş yıl süren bu görevi sırasında Türk donanmasını cihanın en büyük deniz gücü halinde tutmasını bilmiştir. Bu eserinde Halikarnas Balıkçısı, başta Uluç Reis olmak üzere, korsanlığa bir yandan Anadolu çelebiliğini, öte yandan Magrip’in büyüleyici gizemini katan, asıl önemlisi Avrupa kıyılarını bir “Kartaca” hışmıyla vuran Türk denizcilerini, o kendine özgü üslubu, içten ve coşkulu anlatımıyla romanlaştırıyor. HALİKARNAS BALIKÇISI (asıl adı Cevat Şakir KABAAĞAÇLI), 17 Nisan 1890’da doğdu. İlköğrenimini Büyükada Mahalle Mektebi’nde, ortaöğrenimini Robert Koleji’nde yaptı (1904). Oxford Üniversitesi’nde dört yıl Yakın Çağlar Tarihi okudu, üniversiteyi orada bitirdi. İstanbul’a dönünce Resimli Ay, İnci vb. dergilerde yazılar yazdı, kapak resimleri ve süslemeler yaptı, karikatürler çizdi (1910-1925). Cumhuriyetten sonra asker kaçaklarıyla ilgili bir yazısı yüzünden üç yıl kalebentlikle Bodrum’a sürüldü. Cezasının son yarısını İstanbul’da çektikten sonra yeniden döndüğü Bodrum’da kaldı; Anadolu ve Akdeniz kültürünün tanınması için çalıştı, kapsamlı araştırmalar yaptı. Araştırma sonuçlarını denemeleriyle dünya okuruna sundu. Serveti Fünun, Cumhuriyet ve daha sonra Demokrat İzmir gibi dergi ve gazetelerde yazdığı yazı, hikâye ve romanlarla uluslararası bir üne ulaştı. Hedefi Yunan uygarlığının kökeninin Anadolu uygarlığı
Uluç Reis
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
7/10
·480 syf.··
2020 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 18:11
Kitabı okurken kendinizi Uluç Ali'nin yerine koyuyorsunuz ve sürükleniyorsunuz. Deniz terimleriyle hiç aram olmamasına rağmen kitabı okurken sözlüğe ihtiyaç duymadım. İspanyol Müslüman Necmeddin'in annesiyle yaşadığı imtihan beni çok etkiledi kitapta. Kitap edebi haz vermiyor daha çok olay ağırlıklı. 275. sayfalara kadar roman tadı veriyor ama ondan sonra tarih kitabına dönüşüyor. Benim de tarihle hiç aram olmadığından ondan sonrasını okumak zulüm gibi geldi. Konuya alakası olanlar için gayet güzel bir kitap ama bana pek hitab etmedi. Yine de güzel bir deneyimdi.
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
Denizcilik Uluç Reis
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2020 00:01
Uluç reisin zamanında yaşayıp gören bir kişi bile bu şekil bir edebi ve mesleki anlatım yapması çok zor. Film tadında bir kitap. Özellikle tüm denizciler okumalı
Edebiyat
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
İyiki Halikarnas Balıkçısı gibi usta yazarlarımız var. Bir denizci olarak çok güzel bir denizci hikayesi okumak çok daha da kefifli. "Uluç Ali altı ay gece, 6 ay gündüz olan bir memleketten kız kaçırıyor" bir zamanlar masal gibi anlatılanlardan gerçekleri öğrenme zamanına geçiyor çocukluğum. Böyle bir eseri kitaplığımda tutmamıştım, başkaları da okumalı diye ellere verdim bu sevgili kitabımı.
1000Kitap
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
7/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2020 19:37
Turgut Reis’i anlatmıştık. Uluç Reis’i de anlatmadan olur mu hiç? Akdeniz’in en büyük denizcisi, Turgut (Dragut) Reis tarafından yetiştirilmiş; cesareti, zekası ve bilgisiyle örnek olmuş bu kişinin hakkında yazılan bir eseri de es geçmek olmaz. 15 yıl Kapta-nı Derya’lık yapmış ve Türk donanmasını cihanın en büyük gücü halinde korumuştur. Hikayemiz ise Haziran 1557’de başlar. Uluç Reis gerçekten de büyük bir karakter. Kılıç Reis olarak da bilinir, kafalar karışmasın diye ekliyorum. Cevat Şakir ve Musa Cevat Şakir arası fark neyse; bu fark da o’dur. Bakıldığı zaman kitabın gerçekten aşırı derecede tarih koktuğunu görüyoruz. Hani nerede ne yapmışlar, ne olaylar yaşamışlar, düşman tarafın çaresi neler olmuş, insanların hayatı nasılmış ve kitabın konusuna göre en önemli olan soru gelir: Denizcilik Neden Bir Tutkudur? Bunun yanında ‘Korsanlık’ bilindiği gibi sadece kötü bir şey midir yoksa gerçekten o döneme göre iyi bir yanı da var mıdır bunları görüyoruz. Jack Sparrow gibi şirin gösterilmeye çalışılan bir karakter tanımlamaya çalışmıyorum yanlış anlaşılmasın tabi. Demek istediğim farklı. Ne diyelim her gün bir kitap bitiriyoruz bu seride de. Umalım ki gitmeden yetişeyim de tüm seriyi tamamlayıp öyle gideyim. Müjdeyi vereyim, bu gece askerlik yerim belli oluyor. 6 ay kadarcık aramızda olamayacağım. PDF kitap servisimiz biraz duracak artık kusura bakmayın. En son giderken bu konuyla alakalı bir İLETİ paylaşacağım ki en başta kalsın gerçi. Şimdiden de haber vermek istedim. İyi okumalar dilerim..
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 11:54
Halikarnas’tan okuduğum içlerinde en uzun olan eseri idi Uluç Reis. Romanın ilk elli sayfası zaten sizi içine hapsediyor fakat tam ortaları -ne yazık ki tarihsel ve gerçek bilgiler olduğu için- sizi biraz sıkabilir ama sabredin ortaları aşınca yine bir kurgusal olaylar sizi yakalayıveriyor. Eserde genel olarak Uluç Reis (Uluç Ali) aslında gerçekte İtalyan asıllı sonradan Müslüman olan bir denizci romanda da kurgusal olarak anne Türk baba da Türk ama dünyaya gözlerini kaderin cilvesi olarak bambaşka topraklarda açıyor ve onun kaçış mücadelesi ile birlikte Cezayir, Tunus , İspanya özellikle de geçtiği rotları uğradığı ve hayatta kalma mücadelesini okuyoruz (beni özellikle hayat hikayeleri kısmı çok etkiledi ) Türk denizcilerinden başta Turgut Reis olmak üzere ona bu yolda bir çok kaptan eşlik etmektedir. Nasıl ki Ateşten Gömlek okumak bizim için kutsalsa şüphesiz ki deniz tarihimizi tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren ULUÇ REİS’i okumak da bir o kadar kutsaldır ve değerlidir diyorum , kesinlikle okunmalı ️
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
7/10
·480 syf.··
2026 4. kitabı
Köyde Kevser C. kitaplığından yararlanıyorum. İkide bir onlara gitmem gerekmesin diye son kitap değişiminde üç tane orta kalınlıkta kitap aldım. Kevser C. seçtiklerime bakarken "uluç reis'ten sıkılırsın bence, kahramanlıkla dolu" dedi. Sözüne güvenip bırakacaktım ama arkasından da ekledi "deniz terimleri okumak hoşuna giderse güzel ama". Deniz romanlarını genelde severim. Ne yalan söyleyeyim BİZe ait deniz ve insanları anlatacağı için de merak ettim. Baştan söylemeli, sıkıldım. Kurgu kısımlar güzeldi. Deniz savaşlarına ya da gemi tayfasına mercek tutulan kısımların okuması da keyifliydi. Fakat özellikle sona doğru olan kısımlarda sadece komutan ve gemi isimlerinden, kadırga filika sayılarından, limanlardan ve çatışmalardan bahsedilen bir kısım vardı. Dümdüz bir tarih kaydı gibiydi. Anlatıcının dili buna buna evrildi. Güzel bulduğum kısımlarda bile o "kahramanlık" çok ön plandaydı. Kadına olan yaklaşımı da bana ters geldi ve kitap boyunca tekrar edip durdu. Vaktimi boşa harcadığımı hissettim okurken. Vakit bol evet ama okuma vakti ayrı. Bunda harcayıp bir başka kitabı daha dahil edemiyorsun. Kitabın başları anlattığı dünyaya götürme konusunda başarılıydı. Bir romandan beklentim de budur. (Ne yazık ki öyle devam etmedi.) Kitabı bitirmiş olmaktan da mutluyum. Güzel bir roman okumuş olmak değil ama ismini bildiğim birkaç deniz savaşı ve işlerin nasıl yürüdüğü hakkında bilgi edinmek, İstanbul'a gidince ziyaret edecek birkaç yerin çıkması olumlu tarafları oldu.
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Halikarnas Balıkçısı'nın kalemini en iyi konuşturduğu kitapların başında geliyor. İnsan, neden Barbaroslar'dan başlayıp Turgut Reis'e sonra Uluç Reis'e uzanan bir film serisi ya da dizisi yapılmaz şaşırıyor.
Tarih
Uluç ReisHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2016411 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Halikarnas BalıkçısıYazar · 30 kitap
Cevat Şakir Kabaağaçlı veya tanınan adıyla Halikarnas Balıkçısı (17 Nisan 1890, Girit – 13 Ekim 1973, İzmir), Bodrum'a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikâye yazarıdır. 17 Nisan 1890 tarihinde, Osmanlı'nın son köklü ailelerinden Şakir Paşa Ailesine mensup babası yüksek komiser olarak görev yaptığı Girit'te doğdu. Babası Girit ve Atina'da sefirlik ve valilik yapan Mehmed Şakir Paşa, annesi Giritli Sare İsmet Hanım; amcası II. Abdülhamid devri Sadrazamı Ahmed Cevad Paşa, dedesi Şurayı Askeri Dairesi Reisi Miralay Mustafa Asım Bey'dir. Kendisine, iki evliliğinden de çocuğu olmayan ve onu kendi çocuğu gibi seven amcasının ismi verildi. Cevat Şakir, altı çocuklu ailenin en büyük evladıydı. Ailesinin tüm fertleri sanatta yetenekliydi. Sırasıyla dünyaya gelen Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrelnisa ve Aliye adlı kardeşlerinden Fahrelnisa resim alanında, Aliye gravür alanında üne kavuştu; Hakkiye’nin kızı Füreya Koral, ilk Türk kadın seramikçi oldu; Fahrelnisa’nın çocukları Nejad Melih Devrim ressam; Şirin Devrim ise tiyatrocu oldu. Cevat Şakir, çocukluk hayatının ilk yıllarını babası Şakir Paşa’nın elçi olarak bulunduğu Atina’da geçirdi. İlköğrenimini Büyükada'da, orta ve liseyi 1907'de Robert Kolej'de tamamladı. İlk yazısı aynı yıl İkdam gazetesinde yayımlandı. Bu, İngilizce ’den tercüme bir yazıydı. Lise öğreniminden sonra İngiltere’de denizcilik öğrenimi yapmak istediyse de ailesinin ısrarı ile Oxford Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gördü. 1913’te İtalyan bir hanımla evlenerek İtalya’da kaldı ve resim öğrenimi gördü. İstanbul'a döndüğünde gazete ve dergilerde yazılar yayınlamaya başladı. Aile, 1914 yılında maddi sıkıntı içine girmiş ve babası Mehmed Şakir Paşa Afyon’daki Kabaağaçlı çiftliğine yerleşmişti. Babasının çiftlikte bir tartışma anında Cevat Şakir’in silahından çıkan kurşunla vurularak ölmesi üzerine cinayet iddiasıyla yargılandı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra baş gösteren verem hastalığından ötürü tahliye edildi. 1925 yılına kadar geçimini haftalık dergilerde tercümeler, yazılar yayınlayarak, resim ve yeni tarz tezhipler yaparak, karikatür yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları hazırlayarak temin etti. Türk basınında kapakçılığın gelişmesinde katkısı vardır. Cevat Şakir Kabaağaçlı, yazılarında Halikarnas Balıkçısı takma adının yanı sıra Hüseyin Kenan, Musa Cevat, M.C., H.B, Sina imzalarını kullandı. Genç yaşta yazın hayatına başlayan yazarın ilk yazısı 1904’te Robert Koleji’nin son sınıfında iken İkdam gazetesinde yayımlandı. Dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak "Hüseyin Kenan" takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. ‘Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak’ tan suçlu bulundu. Mahkeme Başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. 3 yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamladı. Cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamadı ve Bodrum'a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı. Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum’da yazdı. İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım’la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocuklarının orta öğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir’e nakletti. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği ile sürdürdü, rehberlik kurslarında da ders verdi. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü. Kabri Bodrum-Gümbet'teki Türbe Tepesinde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerde küçük bir müzesi ile birlikte "Halikarnas Balıkçısı Müzesi" adı altında bulunmaktadır. 1926'dan sonra deniz hikâyeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi. Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı'na Kültür Bakanlığınca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir. Bodrum'da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikrini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Bu Mavi Yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve rakı idi. Mavi Yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysa ki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolculuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir. Geniş bibliyografyası Yeni Yayınlar dergisinin Ekim 1974 sayısındadır. Kızı İsmet Kabaağaçlı Noonan, oğulları, Dr. Sina Kabaağaç ve Suat Kabaağaçlı'dır.