8,7/10  (741 Oy) · 
2.011 okunma  · 
674 beğeni  · 
7.821 gösterim
"Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir."
-Yaşar Kemal-

Son Ada'nın adsız anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri "son sığınak, son insani köşe" olarak niteliyor. Anlattığı, nerdeyse bir ütopya: "Herkes elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yapıyordu." Ancak bu durum uzun sürmez: Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi, bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.

Başkan, Son Ada'yı her tür "anarşi"den kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu "çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak" oluşturduğu "kurul"lar eliyle yönetmeye, adanın ağaçlıklı yolunu "park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş" bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.

Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken, başta martılar, bu gidişe başkaldıranlar da vardır...

"Livaneli'nin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya... Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okunmalı."
-Prof. Lenore Martin, Harvard Üniversitesi-

"Romanı bitirdiğinizde, bir yurdu yok eden kişilerin, küçük bir adayı da kolaylıkla yok etmesinin doğal olduğunu anlıyorsunuz."
-Hasan Akarsu, Cumhuriyet-
(Tanıtım Bülteninden )
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    196
  • ISBN:
    9786050916362
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
 22 Oca 14:54 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Metnin içeriği hakkında bilgi verebilir...
Son ada okumaya başladığım ilk andan itibaren beni içine çeken bir roman oldu. Kitabın konusu kısaca: Sadece kırk ailenin yerleştiği kimsenin bilmediği bir adada başlıyor. Bu adada insanlar huzur ve eşitlik içinde yaşıyor. Buradaki yaşam hayatın bütün streslerinden uzak, politik ve siyasi çekişmelerin dışında bir yerdir. Daha sonra darbeci albayın buraya gelerek bir takım uygulamalarından sonra “Cennet Ada” yitirilir. Aslında kitabı ilk elinize aldığınızda bir ütopya kitabı okuyacağınızı düşünüyorsunuz ama öyle değil. Kitap bir ütopya sayılamaz. Yazarın vermek istediği mesajı örtülü bir şekilde vermiş sadece. Kitapta sözü edilen ada aslında bizim kendi vatanımız Türkiye’dir. Eskiden herkes Türkiye’de huzur içinde yaşıyor ama sonra işler değişiyor. (Yazarın burada pek haklılık payı yok. Çünkü millet olarak bizler kendimizi bildik bileli sürekli bir açmazın içindeyiz) Son Ada tamamen yazarın özlem duyduğu eski huzurlu Türkiye’dir. Herkes bu adada eşittir. Kimse mülkiyet hakkına sahip değildir. Adanın ormanlarındaki çam fıstıkları herkes tarafından ortak çalışmayla toplanır ve gelir eşit şekilde dağıtılır. (Tabi burada iki sorun var. Birincisi bu düşünce komünist düşünce yapısının bir hayalidir. Fakat bu hayal geldiği her yerde yine kan ve gözyaşı getirmiştir. Hiçbir yere bir huzur ve eşitlik getirdiğine şahit olan kimse yoktur. İkincisi ise eşitlik ve adalet kavramlarının tartışılmasıdır. Bir yerde eşitlik mi sağlanmalıdır yoksa adalet mi? Benim şahsi kanaatim eşitlik olan yerde zaten adaletsizlik vardır. Fakat bu ayrı bir tartışma konusu olduğu için çok fazla bu konudan söz etmeyeceğim.) Daha sonra bu adaya emekli olan darbeci bir albay gelir. ( Kenan Evren’in kast edildiği çok açıktır.) Bu darbeci albay adaya geldiği gibi bir sürü değişlik yapmaya başlar. İlk yapacağı şeylerden biri de martıları düşman ilan etmesidir. Martılar düşman ilan edildikten hemen sonra martılara karşı bir katliam yaşanır ve martılar da saldırıya geçerler. Bunun üzerine halk kendine gösterilen düşmana karşı açıkça tavır alır ve barış içindeki adada artık savaş başlar. ( Burada yazar gerçekten eşine az rastlanacak bir şekilde alegorik bir anlatıma başvurmuştur. Daha önce bu şekilde başarı sağlayan iki öykü okumuştum: “Martı ve Küçük Karabalık.” ) Sonrasında martılar ile baş edilmeyeceği anlaşılınca martılara karşı adaya tilkiler getirilir. (1980 öncesi gibi ilk olarak bir düşünce taraftarları düşman seçilir. Ardından düşmana karşı ayrı bir düşman ortaya sürülür. Bu iki düşman birbirini yer.) Fakat ummadıkları bir şey olur ve tilkilerin martıları yemesiyle ortaya bu sefer yılanlar çıkmaya başlar. ( 1980 sonrasında aslında ülkede anarşi bitecekken kimsenin hesap bile etmeği şekilde, o andaki boşluktan yaralanarak en büyük terör örgütleri kuruldu.) Ada artık yaşanmaz bir hal almıştır. Yılanlardan, tilkilerden ve martılardan dolayı insanların için artık o ülke yaşanmaz hale gelmiştir. O ülkeyi de o hale getirenler hiçbir suçları yokmuş gibi ortada dolaşırlar. Adadaki halk ilk olarak kısık sesle bu olanlara karşı çıksa da sonradan herkes albaya uymuştur. Onun dediklerini yapmışlardır. Adada ismi geçen yazar ise adanın aydını olarak geçmektedir. Sürekli albaya muhalefet etmekte halkı uyarmaktadır. Kendini halka anlatamayan yazar, halkında bu tavrını bir türlü anlayamaz. İşin sonunda her cuntada olduğu gibi bu muhalifte önce kelepçelenir ve bir daha akıbeti hakkında kimse bir şey duymaz. ( Özellikle yazar üzerinden ülkedeki aydın kesimin hali anlatılmaya çalışılmış. Derin hayallerde bile “aydın kesim” kendini halka anlatamamış. Görüldüğü üzrede bunun sonucunda halk suçlanmış. Keşke yazar birazda bu aydın kesim “neden kendini hakla anlatamıyor” diye sorsaymış.) Neticede ada herkesin gözü önünde yok olur. Artık yaşanmaz. ( Ülke de böyle giderse yakında yanacak ve Türkiye artık yaşanmaz bir ülke olacaktır mesajı verilmiş.)
Tabi bu kitap 1980 dönemi Türkiye’si için yazılmıştır. O günden bugüne değişen çok şey oldu. Örneğin millet kendine darbe yapmaya çalışanlara karşı bir darbe indirdi. Adadaki halk gibi korkup köşeye çekilmedi. Yazarın ayrıca verdiği mesajlarda katılmıyorum. Bu ülke ve bu ülkenin insanı muhtemelen gelecekte de çok büyük acılar yaşayacaktır. Fakat bu ülkeyi yakmaya Allah’ın izni ile kimse muvaffak olamayacaktır.
Sonuç olarak kitaptaki siyasi düşünceler ve yazarımızın genel olarak siyasi düşünceleri tutarsız bulsam ve eleştirsem bile Edebiyat Dünyamız açısından ardında çok güzel bir eser bırakmıştır. Böyle başarılı, sade, anlaşılır ve akıcı bir romanla edebiyat dünyamıza katkıda bulunduğu için kendisine teşekkür ediyorum. Bu incelemeyi okuyan herkese de uyanık olarak kitabı okumasını tavsiye ediyorum.
Son olarak bu darbeci albay yaptığı her şeyi demokrasi ve medeniyet adına yapmıştır. Bu aklıma ABD’nin Irak halkına demokrasi getirmesini aklıma getirdi.
Sözlerimi Mehmet Akif’in dizleri ile bitiriyorum:
Medeniyet denilen maskara mahluku görün
Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün.

Rojin Turay 
01 May 14:58 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Tüm kitaplarını okuduğum Zülfü Livaneli'nin, diğerleri kadar değeri bilinmemiş, lakin benim en çok beğendiğim kitabıdır. Hayvan Çitfliğini okuyanlar muhakkak bunu da okumalılar.

Salih Çermik 
12 Şub 20:42 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın ilk sayfalarını okurken bir ütopyaya dalacağımı düşündüm. Her şey çok güzel başlamıştı. Ancak kitap ütopyadan distopyaya dönüştü. Ve distopya olarak bitti (son sayfada yeni bir ütopyaya göz kırparak). Kitabın bazı kısımlarını okurken George Orwell'in Hayvan Çiftliği kitabını anımsadım. Masalımsı ve sıkmayan bir anlatıma sahip kitap. Kitaba hayran kaldım ve evdekilerden başladım kitabı önermeye. Gördüm ki, doğa kendisine yapılanları asla unutmaz! Kesinlikle tavsiye edilir.

Zühal Esen 
26 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Son Ada...Nasıl anlatılır bilmiyorum... Verdiği edebi zevkin yanında insanın bakış açısını genişleten, dününü, bugününü daha iyi anlamasını sağlayan ve ben bu toplumun hangi kesimindeyim diye kendinizi sorgulayarak okuyacağınız, herkesin kendinden bir parça bulabileceğine inandığım kesinlikle okunması gereken bir kitap...

salih 
 13 Kas 23:16 · Kitabı okudu · 5 günde

Livaneli'den bir şafaktan bir şafağa olmadı bir akşamdan bir akşama okuyup bitireceğiniz olağanüstü bir kitap.
Zülfü Livaneli, yazar, müzisyen, senarist, politikacı vs. vs. yani şu dünyada bize verilmiş kısa ömrün hakkını verip dolu dolu ve verimli geçiren çok ender üretken bir insan. Kendisiyle dünya görüşüm, fikirlerim farklı olsa da, karakterini, bazı fikirlerini, müziğini çok beğendiğim biri. Fakat bilmediğim bir yönü vardı, yazar kimliği. Evet bu benim ilk Livaneli kitabım daha önce hiç okumamıştım. Ama önyargımdan değil önceliklerimden ötürü. Zira Livaneli 1000k'da en fazla okunan 5. yazar. 2017 yılının en fazla satan, en fazla okunan kitabı yine onun Huzursuzluk kitabı.
Bu kitabını okuma sebebim; öncelikle kitapla, konusuyla ilgili hiçbir fikrim yoktu, bir incelemeyle de karşılaşmadım. Tek bildiğim, Livaneli'nin "Arkasından rahmetli diyemediğim kişi, benim hayatımdaki en büyük dostum" dediği Yaşar Kemal'in bu kitap için, "Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek.Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir." demiş olmasıydı. Ve de geçen hafta bu kitabın 100. baskısıyla karşılaşmamla artık almam şart oldu. Ben baskı numaralarına takıntılıyım bu arada.
Kitaba gelelim. Dünya da George Orwell'ın Hayvan Çiftliği neyse Türk Edebiyatında ki karşılığı da bu kitaptır. Hatta bence onun kadar başarılı ve okunma sayısına bakıyorum da gerçekten değerini görmemiş kadar müthiş bir kitap. Son Ada bir ütopya gibi başlıyor aslında dünyadan uzak, insanların kötü elleri değmemiş, 40 evin bulunduğu, insanların mutlu mesut yaşadığı bir ada. Sonra birisi geliyor, her zaman gelir o birileri, bakın çevrenize göreceksiniz o birilerini. Ve ütopyamız distopyaya dönüyor. Gerisini siz okuyun spoiler vermeyelim. Şuan konjektür gereği değil belki ama ileride bu kitabın illa filmi çekilecek, o gün gelmeden alın okuyun.

Zülfü Livaneli'nin kitaplarını hep merak etmişimdir ama bir türlü okumaya fırsat bulamadım. Aklımda başka kitapla okumaya başlamak vardı aslında ama okulumdaki kulüpte düzenlenen toplu kitap okuma etkinliğinde oy birliğiyle bu kitap seçildi ve böylelikle ilk Livaneli kitabım 'Son Ada' oldu.
Kitaba gelirsek; kolay anlaşılır, akıcı bir dili vardı. Yazar kitabın başından itibaren aralarda ufak ufak spoiler vermesine rağmen bu durum beni rahatsız etmedi. Aksine bu ufak spoilerlarla merakım arttı diyebilirim.
Kitabın adından da anlaşıldığı üzere olay adada yaşanıyor. Issız bir adayı alıp şehir hayatından kurtulmak isteyen bir adam, bu adayı satın alır ve buraya yerleşir. Daha sonra adada tek başına yaşamak istemediğinden başka insanları da adaya çağırır. 40 haneye ulaştıktan sonra birlikte huzur içinde bir hayat sürerler. Martılarla birlikte yaşayan adalılar hayatlarından oldukça memnundur ki 'o' gelene kadar. O yani başkan, emekli olduktan sonra sakin bir hayat ister ve böyle bir adanın varlığında haberdar olunca bu adaya taşınmaya karar verir.
Her şey başkan adaya gelmesiyle değişir ve acaba neler olur ?
Livaneli bu kitabında okuyucuya birçok mesaj veriyor. Kitabı beğendim ve okumanızı tavsiye ederim. Ağır kitaplardan sonra okunabilecek sade bir kitap diye düşünüyorum.
Şimdiden iyi okumalar :)

Duygu 
31 Mar 12:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her martı gördüğümde aklıma bu kitap gelir. Livaneli'nin ilk okuduğum kitabıydı. Tabi ki bundan sonra devamı da geldi. Okumadıysanız mutlaka okuma listenize ekleyin.

MyBooks 
17 Nis 00:10 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Zülfü Livaneli... Sevdiğim yazarlar arasında yerini almış bulunuyor. Bütün kitaplarını okumayı düşünüyorum. Ama bu Son Ada gerçekten müthiş. Livaneli hayali bir ada ile gerçekleri çok güzel yansıtmış. Kitabı han taraftan bakarak yorumlarınız o taraftan gerçeklerle karşılaşıyorsunuz. İster kişisel bakın, ister ülke geneli olarak.. Her yönden sizi sarmalıyor. Kitabı bitirdiğiniz anda düşünmeye başlıyorsunuz. Gerçekten böyle bir ada olsaydı ve oraya hiç başkan gelmeseydi...

Sinem :) 
26 Mar 20:33 · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle bu kitabı okuma şansına erdirdiği için buradan tanıdığım çok değerli bir arkadaşa teşekkürleri bir borç bilirim.
(Umarım tatkaçıran içermiyordur.)
Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar dehşete kapılmamıştım. Arka kapakta belirtildiği gibi "bir ütopyanın distopyaya dönüşü"nü soluksuz bir şekilde okudum. Her şeyin göründüğü gibi olmadığını, iyi görünen şeylerin gün gelip kötü şeylere dönüşebileceğini, doğanın gücü karşısında insanlığın gücünün zayıf kalabileceğini, ama en önemlisi 'sorgulama'nın , altı boş olmayan sorular sormanın ne derece önemli olduğunu bu kitapta gördüm ben. Gözlerimin dolmasına hakim olamadığım kısımlar,belki de hayatım boyunca unutamayacağım satırlar arasına girdi. Okumayı düşünüyorsanız,şiddetle tavsiye ediyorum.

Son Ada, Zülfü Livaneli'nin 2009 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı almış muhteşem bir kitabı. Doğal güzelliğiyle bilinen adada kendi hallerinde huzurlu ve uyum içinde yaşayan halkın, sonradan adaya gelen 'Başkan' denen kişinin kişisel ihtirasları sonucu adayı getirdiği son hale şahit oluyoruz. Dünya üzerinde hırsın ve maddi değerlerin olmadığı belki de son adaydı burası. Taa ki siyasi güçlere sahip Başkan ve adamları gelene kadar. Sade ve bir o kadar da dokunaklı bir roman. Bu kitabı okumama vesile olan Kitap Kardeşliği etkinliğinden Mehmet Aldemir'e teşekkür ediyorum. :)

Kitaptan 286 Alıntı

kitapları seven 
 20 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Siyasetle ilgin olmadığını biliyorum ama yaşadığın dünyaya gözlerini bu kadar kapatmaya hakkın yok."

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 35)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 35)
Halil Yavuz KAYA 
05 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 111)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 111)
Salih Çermik 
11 Şub 21:38 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kendi sesin! İşte en önemli şey bu. Senin sesin! Dünyada hiçbir tarza, hiçbir modaya oturulamayacak kadar senin olan bir üslup. Elin gibi, gözün, bakışın, gülüşün gibi senden bir parça.

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 34 - Doğan Kitap - 39. Baskı)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 34 - Doğan Kitap - 39. Baskı)
kitapları seven 
20 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Güçlünün tek bir isteği vardır: daha fazla güç! "

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 72)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 72)
kitapları seven 
19 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Huzurluyduk, kimse kimsenin işine karışmıyordu. Onca yaralanmadan, hayal kırıklığından ve derin acıdan sonra adada edindiğimiz yeni dostlar o kadar yürekten seviyordum ki, buraya '' son ada'' adını takmıştım,
Evet evet; son ada, son sığınak, son insanı köşeydi burası.
Tek istediğimiz bu dinginliğin bozulmamasıydı.

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 16)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 16)
salih 
 10 Kas 09:30 · Kitabı okudu · İnceledi

Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek.
Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.
(Yaşar Kemal)

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 12 - Doğan Kitap 100. Baskı 2017)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 12 - Doğan Kitap 100. Baskı 2017)
Sevda Kısrık 
 26 Ağu 23:56 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Hanımefendi," dedi, "siz pelikanların yavrularını nasıl beslediğini biliyor musunuz ?"
Afallayan kadın, "Hayır" dedi.
"Anne pelikan, yavrularının açlık çektiğini görürse, kendi etinden parça kopararak onları besler. "

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 102 - Doğan kitap)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 102 - Doğan kitap)
kitapları seven 
20 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" hanımefendi, siz pelikanlarin yavrularını nasıl beslediğini biliyor musunuz? "
"Hayır"
"Anne Pelikan, yavrularinin açlık çektiğini görürse, kendi etinden parça kopararak onları besler. "

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 102)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 102)
salih 
 10 Kas 21:45 · Kitabı okudu · İnceledi

Hayattan öğrendiğim bir şey var. Her yerde kötülük çok kuvvetli ve zor yeniliyor. İyilik daha zayıf kalıyor.

Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 66 - Doğan Kitap 100. Baskı 2017)Son Ada, Zülfü Livaneli (Sayfa 66 - Doğan Kitap 100. Baskı 2017)
29 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim
Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim Bursa Nilüfer İlçesi Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü ‘Edebi Kazılar’ söyleşisine Zülfü Livaneli katıldı. Livaneli 'İçimdeki ezgiyi paylaştım ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim' dedi.