Kardeşimin Hikayesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
39.571
Gösterim
Adı:
Kardeşimin Hikayesi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
330
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050914443
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."
Kitabın acıklı hikayesini bilmeyen yoktur. Ben en iyisi size kendi kardeşimin komik hikayesini anlatayım.

Kardeşimin hikayesi kitabı piyasaya yeni çıktığı zamanlarda, uzun zaman mesajlaştığım kitap sever bir arkadaşla bu kitabı konuşup tartışmak adına bir kafede ilk kez buluştuğumuz gün tesadüfen kardeşime rastladık. Benim gibi kitap kurdu birinin kardeşi de böyledir zanneden kız, kardeşimi de davet etti masaya. Kardeşim hemen kıza çaktırmadan bana mesaj yazmaya başladı. Bu kadar güzel kız arkadaşlarım varmış da onun neden haberi yokmuş bilmem ne. Eyvah dedim kıza yazık olacak. Çünkü kardeşim kitap nasıl tutulur bilmez. Okulda zoraki verilen kitap özetlerini bile ben yazardım. Yapma etme kardeşim bu kız sana göre değil tam bir kitap manyağıdır anlaşamazsınız dediysem de dinlemedi. Günden güne işler ilerledi.

"Bu akşam buluşup biraz kitapçı dolaşalım" diye yazıyor. Garibim kız hemen koşuyor güya çok kitap okuyan erkek arkadaş bulmuş kendine!! Halbuki bilmiyor sevgilisi her akşam benden ders alıyor. Bilmediği konular olunca da lafı değiştiriyor "hep kitaplardan mı konuşacağız birazda bizden, aşkımızdan konuşalım" diyor. Bir şekilde çuvallamadan iki ay bu ilişki sürdü. Bir gün bizim salak, kızı evine davet etti. Kız çıktı geldi. Sonrası tam bir facia tabi. Kardeşimin evinde hiç kitap yoktu. O da mecburen itiraf etti. Kız biraz kapris yapsa da kardeşim "Kitap okumak nedir senin için kitap bile yazarım" gibi süslü laflarla kızı ikna etti. Ağzı iyi laf yapıyor keratanın.

Sonuç; üzüm üzüme baka baka karardı ve kız kitap okumayı bıraktı. Halbuki benim ne umutlarım vardı. Kız çeyizinde sandık sandık kitap getirir diye düşünüyordum. Meğer kız sevgilisi olmadığından kendini kitaplara adamış

Kitaba gelirsek çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Zülfi Livaneli ise eğer kitabın kapağındaki isim, bilin ki o kitabın sayfalarından kalite akar. Bir gazeteci bir cinayeti araştırmak için Ahmet'in evine giderek araştırma yapmaya başlar. Ahmet'in kardeşi Mehmet'in hikayesini öğrenince asıl araştırma konusu yaptığı Arzu Kahramanın cinayetini unutmuştur. Araştırdıkça olayların üzerine farklı rüzgarlar eser.
Yapabileceğim en zor inceleme bu olacak. Çünkü şu anda bilincim yerinde değil ve kafam düzgün çalışmıyor.
Saatlerdir bu kitabı okumaya çalıştım. Kitapta Ahmet adli bir karakterimiz var. Kendisi çok takıntılı ve bazi sorunlari ya da hastaliklari var diyebiliriz. Yaşadığı mevkide olan bir ölüm sonucunda gazeteci bi kadınla tanışıyor. Kadinla samimi olduktan sonra da ikiz kardesi Mehmet'in ilgi çekici hikayesini anlatmaya başlıyor. Neyse kitap hakkinda anlatacağım bu kadar. Asil onemli olan bana ne hissettirdigi.
Ben çok kitap okudum ama sunu diyebilirim ki bu kitap kadar etkileyenini görmedim!
Bu sitede hangi kitaba 10 puan verdiysem bu kitabi okuduktan sonra o puani 0 yaparım...
Bu kadar etkileyici bu kadar şaşırtıcı bu kadar muazzam bir kitap ben ömrümde okumadım.
Eliniz kanda bile olsa,ne okuyorsaniz okuyun yarida birakio direk bu kitabi okumaya başlayın. O kadar cok emin olarak soyluyorum ki bu kitabi okuyamadan ölen bir insan hiç yasamamis bile sayilabilir. O kadar tuhaf hisler yasatti ki bana.
KESİNLİKLE OKUYUNUZ!
  • Serenad
    9.0/10 (5.559 Oy)6.247 beğeni16.630 okunma2.023 alıntı71.387 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (5.094 Oy)5.647 beğeni17.148 okunma1.151 alıntı80.404 gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (4.271 Oy)4.664 beğeni13.769 okunma2.894 alıntı77.184 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.323 Oy)5.768 beğeni18.606 okunma1.223 alıntı65.106 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.107 Oy)5.769 beğeni19.371 okunma998 alıntı96.242 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.137 Oy)11.925 beğeni30.111 okunma1.725 alıntı156.486 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.689 Oy)4.184 beğeni13.946 okunma1.551 alıntı57.452 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (6.007 Oy)6.115 beğeni21.032 okunma962 alıntı109.113 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (8.065 Oy)9.591 beğeni27.131 okunma1.830 alıntı138.621 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.394 Oy)6.759 beğeni18.010 okunma3.214 alıntı91.609 gösterim
Kitabı daha yeni bitirdim. :-) Birçok arkadaşım şiddetle tavsiye ettiği kadar varmış. Hiç ummadığım olaylar oldu. Acaba katil şu mu diye diye, yürüttüğüm okumamın arasına birde Mehmet 'in hikayesi girince kitabın içine gömüldüm. Artık Zülfü Livaneli 'nin tam bir hayranıyım :-):-):-):-):-)
'... bana sorarsanız, iyi yazılmış bir kitabı her zaman çok kısa bulmuşumdur.' demiş ya Jane Austen; katılıyorum ona. Çabuk bitti...
Zülfü Livaneli bu kitabında esas olarak, tehlikeli ve hastalık derecesindeki aşk temasını işliyor. Her gün medyadan takip ettiğimiz bu tür olayların farklı bir şekliyle, daha doğrusu farklı şekilleriyle okuyucuyu tanıştırıyor.

Her kitabında olduğu gibi bu kitabı da, akıcı, sürükleyici, gizemli ve bilgilendirici bir şekilde yazılmış olup çok süpriz ve etkileyici bir final bölümüyle sonlanıyor.

Her ne kadar anlatım tekniği , yazarın daha önce yazdığı ''Serenad'' kitabını andırsa da , içerik bakımından çok farklı konular ihtiva etmektedir.

Kitapta anlatılan konu : Trakya'nın Karadeniz kıyısında bir köyde bir gece bir kadın öldürülür. O köyde tek başına yaşayan ve bazı ruhsal rahatsızlıkları olan emekli inşaat mühendisi Ahmet Arslan adlı kişi de ,öldürülen kadını son görenlerden biridir. Bu olayla bağlantılı olarak , olay hakkında bilgi almak üzere köye gelen gazeteci bir genç kızın yolu, Ahmet Arslan'la kesişir. Sonrasındaki gelişen olaylar , binbir gece masallarının anlatım şeklini aratmayacak biçimde sürdürülen geçmiş ve geçmişteki derin bir aşkın öyküsü kitabın ana konusunu teşkil etmektedir.

Yazar, her kitabında yaptığı okuyucuyu bilgilendirme işlemine burada da devam etmekte olup, bu kitabında da , kadınlara yasak olan Athos dağı, hiçbir şey yiyip içmeyen ve ibadet etmeyen keşişler, orta asyadaki işkenceyle mankurt haline getirilen insanlar ... vs , gibi, daha bir çok bilgiyi konuyla ilişkilendirerek okuyucuya aktarmaktadır.

Aşırı duygusallık ve duygusuzluğun insana, neler yaptırabileceğini böylesine gizemli bir konuyla bizlere anlatan bu eseri ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ediyorum.
Öncelikle ne yazacağımı çok düşündüm çünkü kitabın sonuna yaklaştığımda kitabın başına odaklanıp olayları yeniden canlandırdım gözümde kitabı okurken bazı şeyleri tahmin ediyor gibi oldum ama kitaba devam ettikçe kafam daha çok karıştı ama bir kitap bu kadar güzel bu kadar akıcı nasıl yazılabilir diye geçirmedim desem yalan olur kitabı elimden bırakamadım. Yazacağım o kadar şey varken bunları yazıya dökememek çok garip bir duygu. Bu kitabın uzun zamandır kitaplıkta durupta neden şimdiye kadar okumadığımı sorunca kendime kızdım ve bir daha okumak istedim.Olayları baştan okuyup olaya bir daha dahil etmek istedim kendimi ki bunu kitabın sonunu okuyunca yapmak istedim son sayfaları ağzım açık okudum.Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki inanın biran kalbimin çarpıntısından kitabı anlayamayıp sayfayı baştan okuduğum zamanlar oldu. Çok heyecanlandım ve kendimi olayları dışardan seyreden biri gibi gördüm.Kitabı okur okumaz incelemeyi yazmak istedim ve hala kitabın etkisindeyim.Yazacak çok şey var. Bu kitabı hatta bu adamı okumadan ölmeyin diyorum sadece çok şey kaybedersiniz. Hayatımda şimdiye kadar okuyupta en çok etkilendiğim kitap oldu.Size de kesinlikle tavsiye ediyorum.Kesinlikle okumalısınız.
Hala etkisindeyim️
Yine muhteşem bir Zülfü Livaneli kitabı. Serenad'ı okuduktan sonra Livanelinin kalemine (daha bir kitabını tek okumama rağmen) hayran kaldım. Diğer kitaplarını da hemen alıp okumaliyim dedim, aldim da ama araya başka kitaplar falan girdi kardeşimin hikayesi 'ni okumayı hep erteledim. Şimdi çok pişmanım keşke daha önce okusaydim. Tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Yeni okudum hâlâ etkisinden çıkamıyorum ne yazacağımı bilemiyorum.
Sonunda çok şaşıracaksın diyorlardı . Ben katil kim diye şaşıracağımı düşünürken ahmetin kardeşin hikayesine şaşırdım:)
Kitap aşkın tehlikeli yanlarını çok güzel anlatmış . Ahmet kolyeyi bulunca katilin kim olduğunu hemen tahmin ettim:) ama sonu... Efsane ya:)Kitabınn içeriğiyle ilgili yazmaya başlasam elimde olmadan spoi veririm ve kitabin tadı kaçar. Bu yüzden kısa keseyim:)
kesinlikle okunması gereken bir Zülfü Livaneli kitabi.
Lise yıllarından beri sohbet ettiğim insanların önemli bir kısmının "İleride bir gün, bir köye yerleşmek, doğal ürünlerle beslenmek ve küçük bir kütüphane kurup ömrünün sonuna kadar kitap okumak" gibi hayalleri vardı. Benim de hakeza böyle bir hayalim var. Daha bu hayali gerçekleştiren ya da nasıl gerçekleştireceğine dair somut bir şeyler söyleyen kimseye pek denk gelmedim. İşte bu kitapta ana karakter bunu gerçekleştiriyor. Üstelik karakterin bizden biri olması ve güncel olması bizim de nasıl gerçekleştirebileceğimize dair güzel ipuçları veriyor.

Kitapta biraz polisiye tadı var. Birbirinden bağımsız iki olay var ve bunların sonunu merak ettirdiğinden dolayı sürekleyici bir kitap. Fakat bana göre olaylar baş karakterin tespitlerinin, psikolojik tahlillerinin gölgesinde kalmış. Tahlilleri o kadar gerçekçi ve güzel ki bence böylesi daha iyi olmuş. Diğer karakterler de çok iyi seçilmiş. Ama ana karakter bir başka olmuş. Herhalde 200 sayfa daha Ahmet'i anlatsa sıkılmadan okurdum.

Kitabın Türkçe olması benim için ayrı bir güzellik. Çünkü bir kitabı yazarın yazdığı dilde okumak, kurduğu cümlelerin direk o yazara ait olduğunu bilmek hissi okurken daha çok etkiliyor. Kısacası bu türde kitapları okuyorsanız Kardeşimin Hikayesini de okumanızı öneririm.
O kadar çok kızdım ki kendime...Neden daha önce bu kitabı okumamışım..? Neden pek çok kez rastgeldiğim halde elimin tersine itmişim..? Ve neden bu hikayeye de geç kalmışım..?
~°Aşk~° ve onun insan psikolojisi üzerindeki etkisi adına muhteşem bir hikaye...İnsanın hem aşk duygusunu tadası geliyor hem de ondan ölesiye kaçası..."Merak" duygusunu da derinden hissettiren bu hikayeden kendinizi alamayacağınıza eminim.Üstelik sonundaki gerçekliğin sizi ummadığınız bir yerden yakalaması oldukça zevkli.Ben katilin kim olduğunu önceden anlamıştım buna rağmen bu hikaye beni şaşırtmayı başardı.Hatta itiraf edeyim, merakıma yenik düşüp kitabın sonuna baktım :) fakat yine şaşırdım.Sizin de aaaa... anaaaaa..vayyy beeee ...vb. gibi şaşkınlık ifadeleri içeren cümleler kuracağınıza eminim.Güzel bir hikaye dinlemek isteyenler buyursunlar derim :) Keyifli okumalar..
Aslında söz konusu Zülfü Livaneli olunca fazla söze gerek yok ama yine de şunu belirtmek isterim ki; son sayfasına kadar büyük bir merakla ve heyecanla okuyacağınız olağanüstü bir kitap. Kesinlikle okunmalı diye de düşünüyorum.
Cinayet romanlarına meraklı biri olarak kitabın sonunda bu şekilde oltaya geleceğimi hiç düşünmedim okurken. Klasik romanlarının dışında kitabın sonunda sizi bıraktığı şaşkınlık inanılmaz. Belki kendisinden böyle bir son beklemediğim için olabilir ama olayı bağlama şekli çok hoşuma gitti.
Zülfü Livaneli olduğu için 1-0 önde başlayan ve yine bi solukta okunup bitirilen bir kitap..
Bir mühendisin herkes ve herşeyden uzak bir köyde sessiz sedasız sıradan bir yaşamı. Tabi kitaplardan oluşan ev...Bir cinayet ile sıradanlığını yitiriyor. Jandarma, adliye, gazeteci... hayatına katılanlar ve hayatının gidişatını etkileyenler... ki belki bilerek belki isteyerek...

Herşey cinayet sonrası gazeteci bir kızın cinayet ile ilgili Ahmet' in evine gelmesiyle başlıyor. Kız işini bitirip giyme derdinde, Ahmet de bir şekilde kızı tutma derdinde. Ahmet' in kıza ilgi duyduğunu hissettim ama bir yandan da kızın Mehmete aşık olmasını çok bekledim. Ahmet kardeşi Mehmet' in hikayesini antlatırken çoğu kişi " yoksa" diye belki tahminde bulunmuştur benim gibi... ihtimal bile vermezken.. yalnızca tahmin edersiniz...


Kardeşi Mehmet'in hikayesini anlatırken Olga ile olan aşkı bana çok güzel bir aşkmış gibi gelmedi, hissedemedim bu aşkı ve yaşadıklarını okurken de sıkıldım tabi. Ama yine de okudum, herşey açıklığa kavuşuncaya kadar. Kitabın sonunda bir o.a dedim arkayı çevirip bir o.a daha dedim insan şaşırabilen bi varlık sonuçta :) benim şaşkınlığım karşısında ağzımdan çıkan kelimeye karşı şaşıran şaşkın eşimin "noluyor" demesiyle gayet masum "kitaba şaşırdım" demem... Ahmet ve Mehmet ile değişik günler geçirdim, güzeldi.
Bol şaşırtıcı ve şaşkın bi son oldu benim için.
Zülfü Livaneli'dir, okunulmalıdır. Alıntıları gözü kapalı beğenilmelidir...

*ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde cenin gibi büzülüp yatanlara cümlesi için; kalkın, uyanın, gözünüzü açın artık!!!
Bakın:
*hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar diyor yazar; ne mutlu sahip olanlara, kıymetini bilenlere...
İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor...
Zülfü Livaneli
Sayfa 262 - doğan kitap
"Sokakta birisi Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da: Bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?' demiş."
"Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi."
"Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kardeşimin Hikayesi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
330
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050914443
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."

Kitabı okuyanlar 12.229 okur

  • Gamze K
  • Mehmet Koç
  • Nihan Şahin
  • tüln arslan
  • Yaprak Çevik
  • Sinem BULUT
  • Nagihan Çoban
  • Canan
  • Şehriban Çoban
  • Leyla Güven

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%33.3
14-17 Yaş
%12
18-24 Yaş
%14.7
25-34 Yaş
%14.9
35-44 Yaş
%16
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.2
Erkek
%22.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.2 (1.602)
9
%24.7 (985)
8
%18.9 (756)
7
%9.5 (380)
6
%3.3 (133)
5
%1.8 (71)
4
%0.7 (29)
3
%0.3 (13)
2
%0.2 (8)
1
%0.3 (13)

Kitabın sıralamaları