Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli

·
Okunma
·
Beğeni
·
33.431
Gösterim
Adı:
Kardeşimin Hikayesi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
330
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050914443
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."
Kitabın acıklı hikayesini bilmeyen yoktur. Ben en iyisi size kendi kardeşimin komik hikayesini anlatayım.

Kardeşimin hikayesi kitabı piyasaya yeni çıktığı zamanlarda, uzun zaman mesajlaştığım kitap sever bir arkadaşla bu kitabı konuşup tartışmak adına bir kafede ilk kez buluştuğumuz gün tesadüfen kardeşime rastladık. Benim gibi kitap kurdu birinin kardeşi de böyledir zanneden kız, kardeşimi de davet etti masaya. Kardeşim hemen kıza çaktırmadan bana mesaj yazmaya başladı. Bu kadar güzel kız arkadaşlarım varmış da onun neden haberi yokmuş bilmem ne. Eyvah dedim kıza yazık olacak. Çünkü kardeşim kitap nasıl tutulur bilmez. Okulda zoraki verilen kitap özetlerini bile ben yazardım. Yapma etme kardeşim bu kız sana göre değil tam bir kitap manyağıdır anlaşamazsınız dediysem de dinlemedi. Günden güne işler ilerledi.

"Bu akşam buluşup biraz kitapçı dolaşalım" diye yazıyor. Garibim kız hemen koşuyor güya çok kitap okuyan erkek arkadaş bulmuş kendine!! Halbuki bilmiyor sevgilisi her akşam benden ders alıyor. Bilmediği konular olunca da lafı değiştiriyor "hep kitaplardan mı konuşacağız birazda bizden, aşkımızdan konuşalım" diyor. Bir şekilde çuvallamadan iki ay bu ilişki sürdü. Bir gün bizim salak, kızı evine davet etti. Kız çıktı geldi. Sonrası tam bir facia tabi. Kardeşimin evinde hiç kitap yoktu. O da mecburen itiraf etti. Kız biraz kapris yapsa da kardeşim "Kitap okumak nedir senin için kitap bile yazarım" gibi süslü laflarla kızı ikna etti. Ağzı iyi laf yapıyor keratanın.

Sonuç; üzüm üzüme baka baka karardı ve kız kitap okumayı bıraktı. Halbuki benim ne umutlarım vardı. Kız çeyizinde sandık sandık kitap getirir diye düşünüyordum. Meğer kız sevgilisi olmadığından kendini kitaplara adamış

Kitaba gelirsek çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Zülfi Livaneli ise eğer kitabın kapağındaki isim, bilin ki o kitabın sayfalarından kalite akar. Bir gazeteci bir cinayeti araştırmak için Ahmet'in evine giderek araştırma yapmaya başlar. Ahmet'in kardeşi Mehmet'in hikayesini öğrenince asıl araştırma konusu yaptığı Arzu Kahramanın cinayetini unutmuştur. Araştırdıkça olayların üzerine farklı rüzgarlar eser.
Kitabı daha yeni bitirdim. :-) Birçok arkadaşım şiddetle tavsiye ettiği kadar varmış. Hiç ummadığım olaylar oldu. Acaba katil şu mu diye diye, yürüttüğüm okumamın arasına birde Mehmet 'in hikayesi girince kitabın içine gömüldüm. Artık Zülfü Livaneli 'nin tam bir hayranıyım :-):-):-):-):-)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.133 Oy)17.532 beğeni39.601 okunma2.136 alıntı165.874 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.166 Oy)10.830 beğeni26.619 okunma1.389 alıntı140.029 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.026 Oy)12.509 beğeni31.832 okunma2.818 alıntı132.938 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.989 Oy)8.385 beğeni23.299 okunma1.155 alıntı113.271 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.246 Oy)8.170 beğeni24.045 okunma1.936 alıntı102.860 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.882 Oy)8.168 beğeni26.096 okunma632 alıntı127.085 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (4.576 Oy)5.109 beğeni15.060 okunma836 alıntı72.966 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.500 Oy)8.443 beğeni22.927 okunma1.460 alıntı106.064 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.844 Oy)7.376 beğeni20.688 okunma691 alıntı80.011 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.720 Oy)5.425 beğeni17.522 okunma802 alıntı91.292 gösterim
Yapabileceğim en zor inceleme bu olacak. Çünkü şu anda bilincim yerinde değil ve kafam düzgün çalışmıyor.
Saatlerdir bu kitabı okumaya çalıştım. Kitapta Ahmet adli bir karakterimiz var. Kendisi çok takıntılı ve bazi sorunlari ya da hastaliklari var diyebiliriz. Yaşadığı mevkide olan bir ölüm sonucunda gazeteci bi kadınla tanışıyor. Kadinla samimi olduktan sonra da ikiz kardesi Mehmet'in ilgi çekici hikayesini anlatmaya başlıyor. Neyse kitap hakkinda anlatacağım bu kadar. Asil onemli olan bana ne hissettirdigi.
Ben çok kitap okudum ama sunu diyebilirim ki bu kitap kadar etkileyenini görmedim!
Bu sitede hangi kitaba 10 puan verdiysem bu kitabi okuduktan sonra o puani 0 yaparım...
Bu kadar etkileyici bu kadar şaşırtıcı bu kadar muazzam bir kitap ben ömrümde okumadım.
Eliniz kanda bile olsa,ne okuyorsaniz okuyun yarida birakio direk bu kitabi okumaya başlayın. O kadar cok emin olarak soyluyorum ki bu kitabi okuyamadan ölen bir insan hiç yasamamis bile sayilabilir. O kadar tuhaf hisler yasatti ki bana.
KESİNLİKLE OKUYUNUZ!
'... bana sorarsanız, iyi yazılmış bir kitabı her zaman çok kısa bulmuşumdur.' demiş ya Jane Austen; katılıyorum ona. Çabuk bitti...
Zülfü Livaneli bu kitabında esas olarak, tehlikeli ve hastalık derecesindeki aşk temasını işliyor. Her gün medyadan takip ettiğimiz bu tür olayların farklı bir şekliyle, daha doğrusu farklı şekilleriyle okuyucuyu tanıştırıyor.

Her kitabında olduğu gibi bu kitabı da, akıcı, sürükleyici, gizemli ve bilgilendirici bir şekilde yazılmış olup çok süpriz ve etkileyici bir final bölümüyle sonlanıyor.

Her ne kadar anlatım tekniği , yazarın daha önce yazdığı ''Serenad'' kitabını andırsa da , içerik bakımından çok farklı konular ihtiva etmektedir.

Kitapta anlatılan konu : Trakya'nın Karadeniz kıyısında bir köyde bir gece bir kadın öldürülür. O köyde tek başına yaşayan ve bazı ruhsal rahatsızlıkları olan emekli inşaat mühendisi Ahmet Arslan adlı kişi de ,öldürülen kadını son görenlerden biridir. Bu olayla bağlantılı olarak , olay hakkında bilgi almak üzere köye gelen gazeteci bir genç kızın yolu, Ahmet Arslan'la kesişir. Sonrasındaki gelişen olaylar , binbir gece masallarının anlatım şeklini aratmayacak biçimde sürdürülen geçmiş ve geçmişteki derin bir aşkın öyküsü kitabın ana konusunu teşkil etmektedir.

Yazar, her kitabında yaptığı okuyucuyu bilgilendirme işlemine burada da devam etmekte olup, bu kitabında da , kadınlara yasak olan Athos dağı, hiçbir şey yiyip içmeyen ve ibadet etmeyen keşişler, orta asyadaki işkenceyle mankurt haline getirilen insanlar ... vs , gibi, daha bir çok bilgiyi konuyla ilişkilendirerek okuyucuya aktarmaktadır.

Aşırı duygusallık ve duygusuzluğun insana, neler yaptırabileceğini böylesine gizemli bir konuyla bizlere anlatan bu eseri ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ediyorum.
Öncelikle ne yazacağımı çok düşündüm çünkü kitabın sonuna yaklaştığımda kitabın başına odaklanıp olayları yeniden canlandırdım gözümde kitabı okurken bazı şeyleri tahmin ediyor gibi oldum ama kitaba devam ettikçe kafam daha çok karıştı ama bir kitap bu kadar güzel bu kadar akıcı nasıl yazılabilir diye geçirmedim desem yalan olur kitabı elimden bırakamadım. Yazacağım o kadar şey varken bunları yazıya dökememek çok garip bir duygu. Bu kitabın uzun zamandır kitaplıkta durupta neden şimdiye kadar okumadığımı sorunca kendime kızdım ve bir daha okumak istedim.Olayları baştan okuyup olaya bir daha dahil etmek istedim kendimi ki bunu kitabın sonunu okuyunca yapmak istedim son sayfaları ağzım açık okudum.Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki inanın biran kalbimin çarpıntısından kitabı anlayamayıp sayfayı baştan okuduğum zamanlar oldu. Çok heyecanlandım ve kendimi olayları dışardan seyreden biri gibi gördüm.Kitabı okur okumaz incelemeyi yazmak istedim ve hala kitabın etkisindeyim.Yazacak çok şey var. Bu kitabı hatta bu adamı okumadan ölmeyin diyorum sadece çok şey kaybedersiniz. Hayatımda şimdiye kadar okuyupta en çok etkilendiğim kitap oldu.Size de kesinlikle tavsiye ediyorum.Kesinlikle okumalısınız.
Hala etkisindeyim️
Yine muhteşem bir Zülfü Livaneli kitabı. Serenad'ı okuduktan sonra Livanelinin kalemine (daha bir kitabını tek okumama rağmen) hayran kaldım. diğer kitaplarını da hemen okumalıyım dedim. Ama araya başka kitaplar falan girdi kardeşimin hikayesi 'ni okumayı hep erteledim. Şimdi çok pişmanım keşke daha önce okusaydim. Tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Yeni okudum hâlâ etkisinden çıkamıyorum ne yazacağımı bilemiyorum.
Sonunda çok şaşıracaksın diyorlardı . Ben katil kim diye şaşıracağımı düşünürken ahmetin kardeşin hikayesine şaşırdım:)
Kitap aşkın tehlikeli yanlarını çok güzel anlatmış . Ahmet kolyeyi bulunca katilin kim olduğunu hemen tahmin ettim:) ama sonu... Efsane ya:)Kitabınn içeriğiyle ilgili yazmaya başlasam elimde olmadan spoi veririm ve kitabin tadı kaçar. Bu yüzden kısa keseyim:)
kesinlikle okunması gereken bir Zülfü Livaneli kitabi.
Lise yıllarından beri sohbet ettiğim insanların önemli bir kısmının "İleride bir gün, bir köye yerleşmek, doğal ürünlerle beslenmek ve küçük bir kütüphane kurup ömrünün sonuna kadar kitap okumak" gibi hayalleri vardı. Benim de hakeza böyle bir hayalim var. Daha bu hayali gerçekleştiren ya da nasıl gerçekleştireceğine dair somut bir şeyler söyleyen kimseye pek denk gelmedim. İşte bu kitapta ana karakter bunu gerçekleştiriyor. Üstelik karakterin bizden biri olması ve güncel olması bizim de nasıl gerçekleştirebileceğimize dair güzel ipuçları veriyor.

Kitapta biraz polisiye tadı var. Birbirinden bağımsız iki olay var ve bunların sonunu merak ettirdiğinden dolayı sürekleyici bir kitap. Fakat bana göre olaylar baş karakterin tespitlerinin, psikolojik tahlillerinin gölgesinde kalmış. Tahlilleri o kadar gerçekçi ve güzel ki bence böylesi daha iyi olmuş. Diğer karakterler de çok iyi seçilmiş. Ama ana karakter bir başka olmuş. Herhalde 200 sayfa daha Ahmet'i anlatsa sıkılmadan okurdum.

Kitabın Türkçe olması benim için ayrı bir güzellik. Çünkü bir kitabı yazarın yazdığı dilde okumak, kurduğu cümlelerin direk o yazara ait olduğunu bilmek hissi okurken daha çok etkiliyor. Kısacası bu türde kitapları okuyorsanız Kardeşimin Hikayesini de okumanızı öneririm.
O kadar çok kızdım ki kendime...Neden daha önce bu kitabı okumamışım..? Neden pek çok kez rastgeldiğim halde elimin tersine itmişim..? Ve neden bu hikayeye de geç kalmışım..?
~°Aşk~° ve onun insan psikolojisi üzerindeki etkisi adına muhteşem bir hikaye...İnsanın hem aşk duygusunu tadası geliyor hem de ondan ölesiye kaçası..."Merak" duygusunu da derinden hissettiren bu hikayeden kendinizi alamayacağınıza eminim.Üstelik sonundaki gerçekliğin sizi ummadığınız bir yerden yakalaması oldukça zevkli.Ben katilin kim olduğunu önceden anlamıştım buna rağmen bu hikaye beni şaşırtmayı başardı.Hatta itiraf edeyim, merakıma yenik düşüp kitabın sonuna baktım :) fakat yine şaşırdım.Sizin de aaaa... anaaaaa..vayyy beeee ...vb. gibi şaşkınlık ifadeleri içeren cümleler kuracağınıza eminim.Güzel bir hikaye dinlemek isteyenler buyursunlar derim :) Keyifli okumalar..
Aslında söz konusu Zülfü Livaneli olunca fazla söze gerek yok ama yine de şunu belirtmek isterim ki; son sayfasına kadar büyük bir merakla ve heyecanla okuyacağınız olağanüstü bir kitap. Kesinlikle okunmalı diye de düşünüyorum.
Cinayet romanlarına meraklı biri olarak kitabın sonunda bu şekilde oltaya geleceğimi hiç düşünmedim okurken. Klasik romanlarının dışında kitabın sonunda sizi bıraktığı şaşkınlık inanılmaz. Belki kendisinden böyle bir son beklemediğim için olabilir ama olayı bağlama şekli çok hoşuma gitti.
Zülfü Livaneli kalemini en çok beğendiğim yazarlardan biri. Farklı konularda yazabiliyor. Kendini tekrar etmiyor, kitaplarının konuları birbirine benzemiyor. Bu kitabın da enteresan bir konusu var ve final tam bir sürpriz. Okur olmanın ötesinde ben de bir yazar olduğumdan genelde kitapların sonunu tahmin edebiliyorum ama bu kitabın sonunu tahmin edemedim. Çok güzel bir kitap.
İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor...
Zülfü Livaneli
Sayfa 262 - doğan kitap
"Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi."
"Sokakta birisi Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da: Bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?' demiş."
"Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kardeşimin Hikayesi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
330
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050914443
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."

Kitabı okuyanlar 10.305 okur

  • Emıne
  • Dilek Yasar
  • Nurdan Kose
  • Kitap Kurdu
  • Begüm Eröz
  • Merve Karagöz
  • nazlı
  • Akıl  Defteri
  • OnceKelimeVardı
  • Ünal Sökükcü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%30.1
14-17 Yaş
%13.2
18-24 Yaş
%15.1
25-34 Yaş
%16.5
35-44 Yaş
%16.4
45-54 Yaş
%6.9
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.8
Erkek
%23.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.5 (1.350)
9
%24.5 (837)
8
%19.3 (659)
7
%9.7 (332)
6
%3.6 (123)
5
%1.8 (60)
4
%0.7 (23)
3
%0.3 (10)
2
%0.2 (8)
1
%0.4 (12)

Kitabın sıralamaları