Kardeşimin Hikayesi

8,6/10  (1.298 Oy) · 
3.765 okunma  · 
1.107 beğeni  · 
12.367 gösterim
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    330
  • ISBN:
    9786050914443
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Meral 
17 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı daha yeni bitirdim. :-) Birçok arkadaşım şiddetle tavsiye ettiği kadar varmış. Hiç ummadığım olaylar oldu. Acaba katil şu mu diye diye, yürüttüğüm okumamın arasına birde Mehmet 'in hikayesi girince kitabın içine gömüldüm. Artık Zülfü Livaneli 'nin tam bir hayranıyım :-):-):-):-):-)

Cansu Atay 
07 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

'... bana sorarsanız, iyi yazılmış bir kitabı her zaman çok kısa bulmuşumdur.' demiş ya Jane Austen; katılıyorum ona. Çabuk bitti...

Kerem 
18 Nis 10:57 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Cinayet romanlarına meraklı biri olarak kitabın sonunda bu şekilde oltaya geleceğimi hiç düşünmedim okurken. Klasik romanlarının dışında kitabın sonunda sizi bıraktığı şaşkınlık inanılmaz. Belki kendisinden böyle bir son beklemediğim için olabilir ama olayı bağlama şekli çok hoşuma gitti.

Beyza Yuksel 
24 Haz 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kuzenimin tavsiyesi üzerine okuduğum bir kitap oldu. Ilk defa bir Zülfü Livaneli kitabı okuyorum. Öncelikle söylemem gerekirki aşırı derecede hayret edilecek bir sonu var. Kesinlikle tahmin edemezdim böyle bir durumu. Duygular yaşananlar ve bunların
getirdiği inanılmaz bir psikoloji.. Üzerinde düşünmek gerekir.
Şiddetle tavsiye ediyorum kesinlikle okunmalı.

Eylem 
15 Mar 19:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zülfü Livaneli’nin sürükleyicilikte üstüne tanımadığım, bir çırpıda, merakla ve heyecanla okunan romanı.
Bu roman hakkında uzun süredir yazmak istiyordum aslında.
Nedense bir türlü cümleleri toparlayıp hakkında ne yazacağımı tam olarak kestiremiyordum…
Bu kadar beğenerek okuduğum bir kitabı, nasıl olup da tarif edemediğimi anlamlandıramıyordum.
Sonraları, Zülfü Livaneli’nin diğer kitapları ile kıyaslayıp bu romanı da yeniden elden geçirince sebebini anladım:
Aslında Kardeşimin Hikayesi, kurgusu ne kadar güzel olsa, dili ne kadar akıcı olsa ve her ne kadar “psikolojik” öğeleri ağır basan bir roman olsa da; okuyucuya yorum bırakmayan bir roman. Yani siz bu romanı okurken çok heyecanlı ve sonunu merakla beklediğiniz bir film izliyor gibi oluyorsunuz, olay örgüsüyle kimi zaman üzülüyor, kimi zaman heyecanlanıyor, kimi zaman telaşlanıyorsunuz… Kitabı bitirene kadar karakterleri çözmekle, olayları anlamakla meşgul oluyorsunuz. Bitirdiğinizde ise geriye sorgulanacak hiçbirşey kalmıyor! Sadece romanın damağınızda bıraktığı o güzel tat, olanları sindirmek için biraz sükunet, o kadar!
Kimi romanları okuduğunuzda, romandaki karakterle özdeşleşip kendi içinizde de bir yolculuğa çıkarsınız ve bittiği vakit siz de kendinizde yeni birşeyler keşfetmiş, biraz daha olgunlaşmış, yeni bir yaşamı tecrübe etmiş olursunuz. Bu tip romanların üzerine işte bol bol konuşursunuz, çünkü sizin de söyleyecek cümleleriniz vardır!
Kardeşimin Hikayesi’ni okuduktan sonraysa, benim cümlem kalmadı!
Susup kaldım, bekledim, sindirdim içime…
Sanki çok süratlı koştum koştum da, sonunda geldiğim deniz kıyısında bir banka oturup denizin dinginliğinde dinlenmeye çekildim gibi…
Beynimi tamamen boşaltıp düşünmeyi bıraktım gibi…
Bu yüzden söz söyleyemedim üzerine işte!
Kitabın konusuna gelince…
Orta yaşlarının üzerindeki emekli mühendis Ahmet Arslan sakin bir sahil kasabasına yerleşir.
Yalnız yaşayan gizemli mühendisin bölgede görüştüğü çok az insandan biri olan Arzu Kahraman’ın bir cinayete kurban gitmesiyle başlayan hikaye; cinayeti araştırmak üzere köye gelen genç gazetecinin, olay gecesi Arzu’nun evindeki konuklardan biri olan Ahmet Bey ile görüşmek üzere kapısını çalmasıyla, bir cinayet soruşturmasından çok Ahmet Bey ve kardeşinin geçmişinin merakla, hüzünle, heyecanla sorgulandığı bir hikayeye dönüşür.
Kahramanımız Ahmet Bey, bir çeşit aşkla bağlandığı bu genç gazeteciyi yanında tutmak için yıllardır kimseye anlatmadığı sırlarını da bir bir ortaya dökecek; romanın sonunda gazeteci hem katili hem de Ahmet Bey’in gizemini çözmüş olacaktır.
Bu kitap, Zülfü Livane’nin bence dili, tarzı en farklı kitabı!
Her kitabında hissettiğim gibi, bunu da okuyunca “bir sinema filmine uyarlansa tadından yenmez” diye düşünmekten kendimi alamadığımı da belirtmeliyim!
Son söz: Okuyun!

Şeyma 
19 Nis 19:49 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Eserde anlatılanlara dair ipucu vermeden inceleme yazmak oldukça zor. Elimden geldiğince konunun gidişatı hakkında tüyo vermeden kitabı tanıtmaya çalışacağım.

Bugüne kadar okuduğum Livaneli eserleri bana hep hediye geldi. Kardeşimin Hikâyesi'ni de çok sevdiğim bir dostum fazlaca beğendiğini söyleyerek hediye etti. Kitap kısa bölumler halinde ilerliyor. Bu durum okuyucuyu sıkmıyor ve kitabı elinizden bıraktığınızda konu tamamen yarım kalmıyor.

Yazar bizleri Ahmet ve Mehmet isimli iki kardeşle tanıştırarak, yaşam hikâyelerine konuk ediyor. Kitabın konusu da tam olarak bu noktada başlıyor. Trafik kazasında anne ve babasını kaybetmiş iki kardeşin Rusya'da geçen iş hayatları ve devaminda pek çok macera kardeşlerden birinin dilinden okuyucuya ulaştırılıyor. Okuyucu olarak bizler bir hikâye okurken, kitabın içerisindeki karakter de kendi hayatını bir cinayeti soruşturmak için gelen gazeteciye aktarıyor.

Esere başlarken genelde son kısmında çok şaşıracagıma dair yorumlar almıştım. O yüzden olayın nereye varacağina dair büyük bir merak içindeydim. Kitapta anlatılan hikâye gerçekten sürükleyiciydi hakkını yiyemem fakat kitabın sonu beni tatmin etmedi ne yazık ki. Farklı olmak adına değişik bir son seçilmiş ama bu durum kitabın başından itibaren anlatılanları basitleştirmiş. Bu kısmı tamamen Türk dizilerine benzettim diyebilirim. Zira hani deriz ya "Böyle şeyler ancak filmlerde, dizilerde olur." diye, işte bu da öyle bir son olmuş. Olga'ya atfedilen özellik, katilin hiç umulmadık bir isim çıkması ve kitabın başından itibaren dinlediğimiz hikâyenin aslında düşündüğümüz gibi olmaması yoluyla sıradışı gösterilmeye çalışan son kısım, tam aksine okuyucunun hevesini kursağında bırakıyor.

Bu özelliklerinin yanında okurken anlatımıyla sürükleyen bir eser oldu benim için. Gazeteci kız gibi gözlerimden uyku akarken dahi 'Hikâyenin devamını merak ediyorum, uyumamalıyım' dediğim çok fazla an oldu. Bana kalırsa Serenad'a kıyasla daha güzel ve akıcı bir eserdi. Tavsiye edilir.

Firuze çicek 
 05 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap iyiki bitti, azdaha tamamını alıntı olarak paylaşacaktım. Kahraman'ımız Ahmet, kendisini dünyadan soyutlamış, kitaplarıyla yaşayan biri. Gazeteci bir kızla karşılaşıp karşılıklı sohbet ve kardeşinin hikayesi anlatılıyor. Her olayı bir kitapla örneklemesi olaylara bakış açısı çok farklı geldi. Bir de dokunma fobisi ilginçti. Anlatımı akıcı, sıkılmadan okuyabilirsiniz.( spoil içerebilir)

Seda Demirci 
10 May 13:07 · Kitabı okudu · 59 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sonu bu kadar farklı olan bir kitap daha okuduğumu hatırlamıyorum. Kitap bitince uzunca bi süre kıvranmıştım . Bazen bir şeyler beklediğiniz gibi olmaz ya hani, bu kitapta hiçbirşey beklediğiniz gibi olmuyor işte. Kesinlikle okuyun diyebileceğim kitaplardan, iyi okumalar ve bolca şaşırmalar diliyorum :)

Nazlıcan sayraç 
03 Eki 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Başlarda yavaş ilerliyor olsa da çok sürükleyici ve şaşırtıcı bir kitap. Elimden düşüremediğim ve sonunda ağzımın açık kaldığı nadir kitaplardan.

dilek pekşen 
14 Nis 14:10 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Kitap gayet güzeldi Livaneli'nin bu zamana kadar sadece iki kitabını okuyabildim ve bu iki kitabıda çok beğendim.Anlatımı gayet sade ve akıcı bir dili var.Sürükleyici bir kitap diyebilirim.Kitabı elimden bırakmak istemedim.Sınavlarım ve derslerim olmasa daha kısa bir sürede bitirebilirdim.Gizem ve sıradaşılık olduğu için insanın merak duygusunu irdeliyor.Karakterleri ve betimleri hayalden uzaktaydı.Livaneli'nin iki kitabında da bu hikayeler gerçekten yaşanmış mıdır?Kişiler gerçekten var mıdır?Diye düşünmeden edemedim.Livaneli kitabında aşkı değil karasevdayı anlattığını söylüyor.Romanını yazmak için Tayland'a kadar gitmiştir.“İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı” sözü, romanın temelini oluşturduğunu dile getirmiştir ve romanına işlemeye çalışmıştır. Kitapda farklı düşünceler mevcut "Aşk tehlikelere açıktır","Unutabilmek mutluluktur","Duygusuz yaşam olmaz",Kurgunun hayattan daha gerçek olduğu"... gibi.
Romanın kahramanı dokunamama hastalığı olan, duyguları olmayan bir adam. Üzülmüyor, kıskanmıyor, korkmuyor, hiçbir şey hissedemiyor. Romandaki karakretlerden biri olan Arzu'nun ölümünü araştırmak için Podima'ya gelen genç bir gazeteci kıza kardeşinin hikayesini anlatmasıyla başlamaktadır.Romanın “Ben” adlı bölümü kendi içinde on, “Mehmet” adlı bölümüyse, on altı bölümü kapsamakta roman, ayrıca sonuna eklenen bir “Mektup” ve “Karar”dan oluşmaktadır.
Romanda geçen hayvanların betimlesi romanı daha da güzelleştirmiş.Kerberosun fiziksel görünüşüyle, davranışlarıyla sahibiyle konuşmasıyla,Yunan mitolojisinde cehennemin veya yeraltı dünyasının kapısında bekleyen en az üç başlı korkunç bir canavar olarak betimlenen adını almış olması daha da ilginç kılıyor bence.Arzu'nun ölümünden sonra kedisinin kanını yalaması ve “ölünün kanını yalayan, soğuk, zalim ve kötücül bakışlı” ifadesi çok hoşuma gitmişti.
Kitabın konusu,sürükleyiciliği,olayların gidişatı,finali güzeldi.Beklenmedik bir finalle bitti ancak ik başta finalinden hiçbir şey anlamadım. Bir anda bitti.Sonu sanki aceleye gelmiş gibiydi.Biraz daha ilerletilebilirdii ,biraz daha üstüne durulmasını isterdim.
Kitabı ben beğendim.Okumak istyenlere tavsiye ederim.Umarım yakın bir zamanda Livaneli'nin başka kitaplarınıda okuyabilirim.Pek fazla inceleme yapmayı beceremiyorum öyle ama umarım okuyanlara kitap konusunda biraz bilgi vermişimdir diye düşünüyorum. :D

Kitaptan 247 Alıntı

Sadettin TANIK 
 30 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Aşk
Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli

"Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi."

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli
Hasan KILIÇ 
29 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor...

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262 - doğan kitap)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262 - doğan kitap)
Sadettin TANIK 
 31 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Sokakta birisi Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da: Bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?' demiş."

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli

"Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez. "

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 31)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 31)
Sadettin TANIK 
30 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yüzüne yayılan ifadeyi görünce, mutluluğun insanı biraz aptal gösterdiğini düşündüm.

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 143)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 143)
Erhan Çilingir 
15 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Aşkın, gözü kapalı uçurum kıyısında yürümek olduğunu bilen biri aşık olur mu hiç?" deyip sustum.

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 222)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 222)
Sadettin TANIK 
30 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Zenginlik insana ait bir özellik değil" diyorum. "Para insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram bir takım sıfırlar... Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar. Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz... "

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli
Aysel 
30 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

“Peki sizin ayrıcalığınız ne?" diye soruyor.
“Çok basit.” diyorum. “Okumak, sadece okumak. Okuyan insan dünyanın aklına yaslar sırtını.O zenginlerin arkadaşları- birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi, üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı, en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzsche, İbn Haldun… bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?”

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli
Nur-AL 
27 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor. Ben de umutlanmıştım ve...

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262)
25 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim
Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim Bursa Nilüfer İlçesi Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü ‘Edebi Kazılar’ söyleşisine Zülfü Livaneli katıldı. Livaneli 'İçimdeki ezgiyi paylaştım ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim' dedi.