Kardeşimin Hikayesi

8,6/10  (1.394 Oy) · 
4.081 okunma  · 
1.213 beğeni  · 
12.830 gösterim
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    330
  • ISBN:
    9786050914443
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Meral 
17 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı daha yeni bitirdim. :-) Birçok arkadaşım şiddetle tavsiye ettiği kadar varmış. Hiç ummadığım olaylar oldu. Acaba katil şu mu diye diye, yürüttüğüm okumamın arasına birde Mehmet 'in hikayesi girince kitabın içine gömüldüm. Artık Zülfü Livaneli 'nin tam bir hayranıyım :-):-):-):-):-)

Cansu Atay 
07 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

'... bana sorarsanız, iyi yazılmış bir kitabı her zaman çok kısa bulmuşumdur.' demiş ya Jane Austen; katılıyorum ona. Çabuk bitti...

Hacı Seydaoğlu 
02 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Lise yıllarından beri sohbet ettiğim insanların önemli bir kısmının "İleride bir gün, bir köye yerleşmek, doğal ürünlerle beslenmek ve küçük bir kütüphane kurup ömrünün sonuna kadar kitap okumak" gibi hayalleri vardı. Benim de hakeza böyle bir hayalim var. Daha bu hayali gerçekleştiren ya da nasıl gerçekleştireceğine dair somut bir şeyler söyleyen kimseye pek denk gelmedim. İşte bu kitapta ana karakter bunu gerçekleştiriyor. Üstelik karakterin bizden biri olması ve güncel olması bizim de nasıl gerçekleştirebileceğimize dair güzel ipuçları veriyor.

Kitapta biraz polisiye tadı var. Birbirinden bağımsız iki olay var ve bunların sonunu merak ettirdiğinden dolayı sürekleyici bir kitap. Fakat bana göre olaylar baş karakterin tespitlerinin, psikolojik tahlillerinin gölgesinde kalmış. Tahlilleri o kadar gerçekçi ve güzel ki bence böylesi daha iyi olmuş. Diğer karakterler de çok iyi seçilmiş. Ama ana karakter bir başka olmuş. Herhalde 200 sayfa daha Ahmet'i anlatsa sıkılmadan okurdum.

Kitabın Türkçe olması benim için ayrı bir güzellik. Çünkü bir kitabı yazarın yazdığı dilde okumak, kurduğu cümlelerin direk o yazara ait olduğunu bilmek hissi okurken daha çok etkiliyor. Kısacası bu türde kitapları okuyorsanız Kardeşimin Hikayesini de okumanızı öneririm.

Kerem 
18 Nis 10:57 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Cinayet romanlarına meraklı biri olarak kitabın sonunda bu şekilde oltaya geleceğimi hiç düşünmedim okurken. Klasik romanlarının dışında kitabın sonunda sizi bıraktığı şaşkınlık inanılmaz. Belki kendisinden böyle bir son beklemediğim için olabilir ama olayı bağlama şekli çok hoşuma gitti.

Beyza Yuksel 
24 Haz 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kuzenimin tavsiyesi üzerine okuduğum bir kitap oldu. Ilk defa bir Zülfü Livaneli kitabı okuyorum. Öncelikle söylemem gerekirki aşırı derecede hayret edilecek bir sonu var. Kesinlikle tahmin edemezdim böyle bir durumu. Duygular yaşananlar ve bunların
getirdiği inanılmaz bir psikoloji.. Üzerinde düşünmek gerekir.
Şiddetle tavsiye ediyorum kesinlikle okunmalı.

Eylem 
15 Mar 19:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zülfü Livaneli’nin sürükleyicilikte üstüne tanımadığım, bir çırpıda, merakla ve heyecanla okunan romanı.
Bu roman hakkında uzun süredir yazmak istiyordum aslında.
Nedense bir türlü cümleleri toparlayıp hakkında ne yazacağımı tam olarak kestiremiyordum…
Bu kadar beğenerek okuduğum bir kitabı, nasıl olup da tarif edemediğimi anlamlandıramıyordum.
Sonraları, Zülfü Livaneli’nin diğer kitapları ile kıyaslayıp bu romanı da yeniden elden geçirince sebebini anladım:
Aslında Kardeşimin Hikayesi, kurgusu ne kadar güzel olsa, dili ne kadar akıcı olsa ve her ne kadar “psikolojik” öğeleri ağır basan bir roman olsa da; okuyucuya yorum bırakmayan bir roman. Yani siz bu romanı okurken çok heyecanlı ve sonunu merakla beklediğiniz bir film izliyor gibi oluyorsunuz, olay örgüsüyle kimi zaman üzülüyor, kimi zaman heyecanlanıyor, kimi zaman telaşlanıyorsunuz… Kitabı bitirene kadar karakterleri çözmekle, olayları anlamakla meşgul oluyorsunuz. Bitirdiğinizde ise geriye sorgulanacak hiçbirşey kalmıyor! Sadece romanın damağınızda bıraktığı o güzel tat, olanları sindirmek için biraz sükunet, o kadar!
Kimi romanları okuduğunuzda, romandaki karakterle özdeşleşip kendi içinizde de bir yolculuğa çıkarsınız ve bittiği vakit siz de kendinizde yeni birşeyler keşfetmiş, biraz daha olgunlaşmış, yeni bir yaşamı tecrübe etmiş olursunuz. Bu tip romanların üzerine işte bol bol konuşursunuz, çünkü sizin de söyleyecek cümleleriniz vardır!
Kardeşimin Hikayesi’ni okuduktan sonraysa, benim cümlem kalmadı!
Susup kaldım, bekledim, sindirdim içime…
Sanki çok süratlı koştum koştum da, sonunda geldiğim deniz kıyısında bir banka oturup denizin dinginliğinde dinlenmeye çekildim gibi…
Beynimi tamamen boşaltıp düşünmeyi bıraktım gibi…
Bu yüzden söz söyleyemedim üzerine işte!
Kitabın konusuna gelince…
Orta yaşlarının üzerindeki emekli mühendis Ahmet Arslan sakin bir sahil kasabasına yerleşir.
Yalnız yaşayan gizemli mühendisin bölgede görüştüğü çok az insandan biri olan Arzu Kahraman’ın bir cinayete kurban gitmesiyle başlayan hikaye; cinayeti araştırmak üzere köye gelen genç gazetecinin, olay gecesi Arzu’nun evindeki konuklardan biri olan Ahmet Bey ile görüşmek üzere kapısını çalmasıyla, bir cinayet soruşturmasından çok Ahmet Bey ve kardeşinin geçmişinin merakla, hüzünle, heyecanla sorgulandığı bir hikayeye dönüşür.
Kahramanımız Ahmet Bey, bir çeşit aşkla bağlandığı bu genç gazeteciyi yanında tutmak için yıllardır kimseye anlatmadığı sırlarını da bir bir ortaya dökecek; romanın sonunda gazeteci hem katili hem de Ahmet Bey’in gizemini çözmüş olacaktır.
Bu kitap, Zülfü Livane’nin bence dili, tarzı en farklı kitabı!
Her kitabında hissettiğim gibi, bunu da okuyunca “bir sinema filmine uyarlansa tadından yenmez” diye düşünmekten kendimi alamadığımı da belirtmeliyim!
Son söz: Okuyun!

Kırmızı Başlıklı Kız 
 23 May 15:02 · Kitabı okudu · 3 günde

Bazı kitaplar vardır; okurken yazar ne demek istemiş anlatmak istediği ne diye saatlerce düşündür. Bazı kitaplar vardır; okurken deyim yerindeyse kendini kaybedersin. Olayları bizzat yaşar, hissedersin. Okurken tüylerin diken diken olur. Ve roman karekterindeki gazeteci kız gibi merak duygusu ağır basar. İşte öyle bi kitap. Ahmet, mehmet, olga, gazeteci kız, muharrem, arzu hepsi evimin odamın içinden bir parça gibiydiler. Gece bunlardan herhangi birini görürsem hiç şaşırmıcam :) bu kitabı okumam için vesile olan DOSTİ'ye Teşekkür ederim..kalıplaşmış cümlelerden ayrılmayarak [mutlaka okunulması gereken bir eser] diyerek okuyanlara, okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.

Taner durmaz 
28 May 03:00 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bence tek kelimeyle harika bir kitap ve mutlaka okunması gerekenler arasında şimdiye kadar bitirdiğim en hızlı roman diye bilirim hikaye içinde başka bir hikaye ve kitabın sonunda hem şaşıracak hemde ters köşe olacaksınız iyi okumalar

Şeyma 
19 Nis 19:49 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Eserde anlatılanlara dair ipucu vermeden inceleme yazmak oldukça zor. Elimden geldiğince konunun gidişatı hakkında tüyo vermeden kitabı tanıtmaya çalışacağım.

Bugüne kadar okuduğum Livaneli eserleri bana hep hediye geldi. Kardeşimin Hikâyesi'ni de çok sevdiğim bir dostum fazlaca beğendiğini söyleyerek hediye etti. Kitap kısa bölumler halinde ilerliyor. Bu durum okuyucuyu sıkmıyor ve kitabı elinizden bıraktığınızda konu tamamen yarım kalmıyor.

Yazar bizleri Ahmet ve Mehmet isimli iki kardeşle tanıştırarak, yaşam hikâyelerine konuk ediyor. Kitabın konusu da tam olarak bu noktada başlıyor. Trafik kazasında anne ve babasını kaybetmiş iki kardeşin Rusya'da geçen iş hayatları ve devaminda pek çok macera kardeşlerden birinin dilinden okuyucuya ulaştırılıyor. Okuyucu olarak bizler bir hikâye okurken, kitabın içerisindeki karakter de kendi hayatını bir cinayeti soruşturmak için gelen gazeteciye aktarıyor.

Esere başlarken genelde son kısmında çok şaşıracagıma dair yorumlar almıştım. O yüzden olayın nereye varacağina dair büyük bir merak içindeydim. Kitapta anlatılan hikâye gerçekten sürükleyiciydi hakkını yiyemem fakat kitabın sonu beni tatmin etmedi ne yazık ki. Farklı olmak adına değişik bir son seçilmiş ama bu durum kitabın başından itibaren anlatılanları basitleştirmiş. Bu kısmı tamamen Türk dizilerine benzettim diyebilirim. Zira hani deriz ya "Böyle şeyler ancak filmlerde, dizilerde olur." diye, işte bu da öyle bir son olmuş. Olga'ya atfedilen özellik, katilin hiç umulmadık bir isim çıkması ve kitabın başından itibaren dinlediğimiz hikâyenin aslında düşündüğümüz gibi olmaması yoluyla sıradışı gösterilmeye çalışan son kısım, tam aksine okuyucunun hevesini kursağında bırakıyor.

Bu özelliklerinin yanında okurken anlatımıyla sürükleyen bir eser oldu benim için. Gazeteci kız gibi gözlerimden uyku akarken dahi 'Hikâyenin devamını merak ediyorum, uyumamalıyım' dediğim çok fazla an oldu. Bana kalırsa Serenad'a kıyasla daha güzel ve akıcı bir eserdi. Tavsiye edilir.

Firuze çicek 
 05 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap iyiki bitti, azdaha tamamını alıntı olarak paylaşacaktım. Kahraman'ımız Ahmet, kendisini dünyadan soyutlamış, kitaplarıyla yaşayan biri. Gazeteci bir kızla karşılaşıp karşılıklı sohbet ve kardeşinin hikayesi anlatılıyor. Her olayı bir kitapla örneklemesi olaylara bakış açısı çok farklı geldi. Bir de dokunma fobisi ilginçti. Anlatımı akıcı, sıkılmadan okuyabilirsiniz.( spoil içerebilir)

Kitaptan 282 Alıntı

Sadettin TANIK 
 30 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Aşk
Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli
Sadettin TANIK 
 31 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Sokakta birisi Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da: Bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?' demiş."

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli
Hasan KILIÇ 
29 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor...

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262 - doğan kitap)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262 - doğan kitap)

"Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi."

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli

"Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez. "

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 31)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 31)
Sadettin TANIK 
30 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yüzüne yayılan ifadeyi görünce, mutluluğun insanı biraz aptal gösterdiğini düşündüm.

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 143)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 143)
Sadettin TANIK 
30 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Zenginlik insana ait bir özellik değil" diyorum. "Para insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram bir takım sıfırlar... Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar. Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz... "

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli
Erhan Çilingir 
15 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Aşkın, gözü kapalı uçurum kıyısında yürümek olduğunu bilen biri aşık olur mu hiç?" deyip sustum.

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 222)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 222)
Nur-AL 
27 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor. Ben de umutlanmıştım ve...

Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262)Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli (Sayfa 262)
29 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim
Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim Bursa Nilüfer İlçesi Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü ‘Edebi Kazılar’ söyleşisine Zülfü Livaneli katıldı. Livaneli 'İçimdeki ezgiyi paylaştım ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim' dedi.