Kardeşimin Hikayesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
146,6bin
Gösterim
Adı:
Kardeşimin Hikayesi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
330
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050914443
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."
330 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Yapabileceğim en zor inceleme bu olacak. Çünkü şu anda bilincim yerinde değil ve kafam düzgün çalışmıyor.
Saatlerdir bu kitabı okumaya çalıştım. Kitapta Ahmet adli bir karakterimiz var. Kendisi çok takıntılı ve bazi sorunlari ya da hastaliklari var diyebiliriz. Yaşadığı mevkide olan bir ölüm sonucunda gazeteci bi kadınla tanışıyor. Kadinla samimi olduktan sonra da ikiz kardesi Mehmet'in ilgi çekici hikayesini anlatmaya başlıyor. Neyse kitap hakkinda anlatacağım bu kadar. Asil onemli olan bana ne hissettirdigi.
Ben çok kitap okudum ama sunu diyebilirim ki bu kitap kadar etkileyenini görmedim!
Bu sitede hangi kitaba 10 puan verdiysem bu kitabi okuduktan sonra o puani 0 yaparım...
Bu kadar etkileyici bu kadar şaşırtıcı bu kadar muazzam bir kitap ben ömrümde okumadım.
Eliniz kanda bile olsa,ne okuyorsaniz okuyun yarida birakio direk bu kitabi okumaya başlayın. O kadar cok emin olarak soyluyorum ki bu kitabi okuyamadan ölen bir insan hiç yasamamis bile sayilabilir. O kadar tuhaf hisler yasatti ki bana.
KESİNLİKLE OKUYUNUZ!
330 syf.
·2 günde·5/10 puan
YouTube kitap kanalımda Kardeşimin Hikayesi kitabını yorumladım: https://youtu.be/NcpFIw6rQ9k

"Öyle bir kitap yazayım ki, okurlarım bu kitabı okuduktan sonra sadece akıcılık, sürükleyicilik ve sonunun aşırı şaşırtıcılığından bahsetsin." Zülfü Livaneli

Az sonra bütün gerçekleri öğreneceksiniz, yolda bütün gerçekleri anlatırım, felaket bir sorun oluştu ama bunu ilerleyen sayfalarda anlatacağım, katil kim, dilinin altında bir cümle var söyle onu artık, çıkar o ağzındaki baklayı yeter...

Hikayeler nerede başlar, gerçek nerede biter?

Bu incelemede Kardeşimin Hikayesi kitabı hakkında hiçbir yerde olumlu/olumsuz eleştirisini göremediğim kitabın kapak seçiminden, Livaneli'nin kelime seçimleri ve edebi üslubundan, edebi kurmacanın retoriğinden, karakterlerin psikanalitik açıdan değerlendirilmesinden ve biraz da kendi eleştirilerimden bahsedeceğim.

Öncelikle, kitabın kapağında bulunan René Magritte'in Aşıklar tablosunun tam hali bu:
https://c1.staticflickr.com/...890_7bcbb6b9f9_b.jpg
Doğan Kitap baskısında tablonun sağında bulunan kırmızı duvar, beyaz tavan, kartonpiyer detayı ve anca bu mimari elemanlarla birlikte anlamlanıp yorumlanabilecek mavi arkaplan maalesef ki görünmüyor. Bu konuda Doğan Kitap tablonun genel algısını bozduğu için eleştiriyi ilk olarak kendisi hak ediyor. Oysa ki bu detayların Kardeşimin Hikayesi kitabı için can alıcı detaylar olduğunu düşünüyorum.

René Magritte sanatta gerçeküstücülük akımının önemli temsilcilerindendir. Livaneli'nin ise kurgusunda belirttiği gibi, insan soyunun duygularını anlatan, psikolojik derinliklerine inebilen tek birikim edebiyat olarak tanımlanmıştır. Yani anlıyoruz ki, edebiyatta yazarın kurguya karıştığı her tercih nesnellikten de bir parça payın öznelliğe geçmesidir. Bu da bizi sanatta ya da edebiyatta dış dünya gerçekliğinin birebir alınması gerekip gerekmediği sorunsalına götürür.

Gerçeküstücülük akımındaki dış dünyanın salt nesnelliği eleştirisi, Kardeşimin Hikayesi kitabındaki karakterlerde edebi kurmacanın gerçek-kurgu uçları gidip gelen ve Magritte'in Aşıklar tablosunda olduğu gibi mimariyle çevrelenmiş ve somut mekanlarda kısıtlanmış olan gerçek karakterlerin ve yaşadıklarının ne kadar kurgu ve ne kadar yalıtılmış gerçek oldukları hakkında bize ipuçları sunar. Aşıklar tablosunda önemsiz görünen mimari detaylar tam tersine kadın ve erkek figürünün o derecede önemlileşmesini, giyim seçimlerindeki detaylar da insanların önemsiz görünen iç dünyalarının dış görünüşlerine ne kadar yansıdıklarını belirler. Tablodaki yüzlerin örtülmesi bir bakıma edebiyattaki gerçek-kurgu uçları arasında okura bırakılan bir tahmin payıdır.

Gündemi meşgul eden konularla ilgili yazmayı seven, Gölgeler tarzı bir kitapla ticari kaygıyı hatırlatan, Edebiyat Mutluluktur kitabıyla mesnetsiz ve yanlış genellemeleri barındıran yazar Livaneli'den 3. okuduğum kitap olan Kardeşimin Hikayesi'nde de para kazanma amaçlı bir ürün yerleştirme olabileceğini düşündüren nesnelerin genel adlarıyla değil de ürün isimleriyle (örnek: Russian Standart) bahsedilmesi var. Bu yönüyle hem ticari bir kaygı olarak olumsuz eleştiriyi fakat aynı zamanda da edebiyatta eleştiri bağlamındaki yerel bir renk katma işlevini olumlu bir eleştiri olarak akıllara getirir. Kurmacanın retoriği yani "etkileyici ve ikna edici olmakla beraber içtenlikten veya anlamlı içerikten yoksunluğu" Kardeşimin Hikayesi okurlarında sürükleyicilik, akıcılık ve polisiye bir kurguya yaklaşmasıyla kendisini gösterir. Oysa ki edebiyat bu kadar basit bir husus değildir.

Edebi estetik ve fonksiyonel bir fayda açısından bakacak olursak, bu, bir sanat eserinin anlattığı değerler bağlamından izole olamaması ve yazar-eser-okur arasındaki gelgitlerde okur tarafından bulunan değerlerde ve yaşanan içselleştirmelerde saklıdır. Kardeşimin Hikayesi ise tam da bu noktada polisiye, aşk, cinai bir roman olmaktan öte bir içsel yolculuktur. Çoğunluk tarafından dikkat çeken ve yorumlanan şey olan katil, cinayet, maktül vb. kriminal unsurlardansa esas elzem olan Ahmet-Mehmet karakterleri arasında yerini bulan gerçek-kurgu seçimleri, mimari ve somut mekanların insan psikolojisine etkileri ve günlük hayatta normal sandığımız insanlarda var olabilen psikolojik cereyanlardır.

Psikanalitik kuram açısından bakacak olursak, Lacancı psikanalize göre erkek, kadın üzerindeki iktidarını yani "fallus"unu penis mahrumiyeti ve yoksunluk reaksiyonuyla sağlatmak ister. Romandaki yoksunluk, maktülün şehvani cazibesi akıllara haz sağlayamama ve yoksunluğunu giderememekten bahseden Lacancı psikanalizi getirir. Ayrıca baba otoritesinin kıskanılması ve kendi cinsinden ebeveyni safdışı etme konusunda çocuğun beslediği saplantıların akıllara Oedipus kompleksini getirdiği, erken yaşta bir travma yaşanıp sonuçlarının nöro-gelişimsel bozukluklar olabileceği otizm rahatsızlığı gibi çağrışımlar kitabın psikolojik boyutlarıdır. Ayrıca ana karakterin dokunamama fobisi doğuştan ya da sonradan bir travmayla oluşabilecek ve seri katillerde sıkça görülen bir hafefobiyi akıllara getirir.

Olumsuz eleştirilerimden de bahsetmek istiyorum kısaca. Kitabın arka kapağında yazan "Muhteşem, mutlaka okuyun, sarsıcı bir yolculuk, sürekli şaşırtıyor." gibi yorumları görünce aklıma "Sanatını o kadar iyi gizlemiş ki atom mikroskobuyla bile görmek olanaksız." ya da "Kitap ayracınızı birinci sayfadan almanız tek kelimeyle imkansız." gibi antitezler geliyor. Arka kapağa böyle yazılar konması benim için bir anlam teşkil etmiyor.

Bir karaktere hem başının üzerinde hale bulunan bir Hristiyan azizesi yakıştırması yapması hem de üzerine Mevlana sözleri atması akıllara yine romanı ticarileştiren bir meta düşüncesini getiriyor. Livaneli maalesef ki bu hataya Edebiyat Mutluluktur kitabında da düşmüştü. Bu maddelerin toplamının bana yansıttığı etkisi ise 10 üzerinden 5 puan olarak gerçekleşti.

Genelde ölü yazarların kitaplarını yüzlerce yıl sonra okuduğumuz için 2013 yılında yayınlanan bu kitabı da 21. yy Türkiyesi ve eğer olursa 22. yy Türkiyesi'nin okuması arasında çok fark olacaktır. Basıldığından 6 yıl sonra okuduğum ve kitabın basıldığı dönemin içinde bizzat yaşayıp o gerçekliklere kendim tanık olduğum için detaysız ve derinliksiz kurgudan aşırı bir zevk alamamamın göstergesi bu da olabilir.

Kardeşimin Hikayesi'nin 325 sayfası sırf bir katili bulmak için değil (keza katilin açıklandığı kısmın yöntemi tam bir fiyaskoydu), karakterlerin yaşadığı içsel yolculuklar, psikolojik saplantılar, detaylandırılamamış mimari öğelerin karakterleri önemlileştirdiği çözümlemeler için okunmalı. Bu konuda da ana karakterin çocukluğunda yaşadığı travma daha derin bir psikolojik buhran şeklinde yansıtılmalıydı. Livaneli, incelememe başladığım magazinvari cümleler ile sürükleyiciliği sağlamaya çalışmış fakat bu da roman içerisindeki zamansal atlamaların ve kurgu içerisindeki geçişlerin içlerinin boş kalmasına neden olmuş.
  • Serenad
    9.1/10 (23,6bin Oy)25,7bin beğeni80,6bin okunma76,4bin alıntı268,8bin gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    9.0/10 (16,4bin Oy)18,1bin beğeni63,5bin okunma32,9bin alıntı209,6bin gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (24,6bin Oy)26,5bin beğeni95,7bin okunma165,5bin alıntı495bin gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (24,6bin Oy)25,9bin beğeni101,6bin okunma67,3bin alıntı516,9bin gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (11bin Oy)11,7bin beğeni50,8bin okunma16,3bin alıntı165,3bin gösterim
  • Huzursuzluk
    8.5/10 (15,4bin Oy)15,5bin beğeni59,1bin okunma49,4bin alıntı160,9bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (29,3bin Oy)33,1bin beğeni105,7bin okunma56,8bin alıntı363,9bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (36bin Oy)40,3bin beğeni132,5bin okunma97bin alıntı648,4bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (24,7bin Oy)24,4bin beğeni94bin okunma31bin alıntı367,3bin gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (19,5bin Oy)17,3bin beğeni70,5bin okunma49,8bin alıntı253,3bin gösterim
330 syf.
·6/10 puan
Kitap akıcı, elbette bu durum güzel demek değil, buraya kadar tamam. İnsanların etten, kemikten varlığa verdiği varoluşsal manaların ve bu manalar yıkılınca uğradığı hayal kırıklıklarının sorgulanması, topluluğun anlamsız hareketlerinin eleştirisi güzel. Fakat benim için önemli olan başat şey inandırıcılık.

Şimdi Ahmet Arslan veya Mehmet Arslan her neyse Rusya'da bir kıza aşık oluyor. Kızı bir kere görüyor ve sonra iş ciddiye biniyor. Bakın sayfalar boyunca kızı aramasını okuduğumuz adam var ama aynı adam ile o kızın aşkına dair iki sayfa yazı yazılmamış. Yani aradaki duygular nedir, Olga nasıl etkileniyor bilmiyoruz. Hadi Olga'nınki aşk değil parasal ilişki, peki Ludmilla bunu bilmiyor mu? Yani aradaki aşka dair bir duygu yaşayamadım. Böyle bakınca efsanevi aşk beklerken bizim Sincan'da daha kaliteli versiyonlarına rastladığım varoş bir ilişki gördüm. Hayır bir de ODTÜ mezunusun, Sovyetler'in yıkılışına tanıklık edip bir çıkarım yapmaya gidiyorsun. Bir beyaz tene, iki güzel bacağa tav oluyorsun. Ulan sen ne aptal adamsın ya.

Sonraları yerleştiği köyde amacı insanlardan uzak kalmak. Evet küçük yerlerde insanlar size rahat vermez. Bağımsız olmanız zordur, dedikodu çoktur, haberler çabuk yayılır bu eleştiriler güzeldi. Ama var yaa! Öyle yerlerde tanımadığınız gazeteci kız evinizde kalacak, öldürülen Arzu resmedildiği gibi açık giyinecek, zaman zaman merkeze gidip başka adamlarla takılacak ve o bölge insanı ölenin arkasından "Ah! Vah!" Edecek. Şimdi o toplumun saçmalıklarına güzelce değinirken belki de bu coğrafyada en çok değinilmesi gereken "mahalle baskısı" ve "kadının adı olmayışı" konusunu fırsat ayağına gelmişken es geçersen bu olmaz.

Son lafım da gazeteciye. Kitaba göre olay 2011 yılında geçiyor. Gazeteci 91 doğumlu. 20 yaşında bir gazeteci ha? E hadi stajyer desek, torpilli desek bir kılıf bulsak böyle tekinsiz bir yerde, birinci sayfa haberini almaya tek mi gitti? Onu da geçtim 199. Sayfada bu hanım kızımız iPad'den haberleri okuyor, aşk adı altında işlenen cinayetleri görünce baş karaktere diyor ki: “Haklıymışsın vallahi; aşk haberleriyle, cinayet ve intihar at başı gidiyor sanki. Herkes de aşkı iyi bir şey sanır; daha önce hiç böyle düşünmemiştim.” Dayı sen nerede yaşıyorsun ya? Gazeteci olmanı geçtim uzaydan gelmediysen bu haberleri bilmemen imkansız. Belki gazeteciliğin geldiği nokta eleştirilmiş ama bu kadar da kör göze parmak batırılmaz.

Şimdi diyecekler ki neden 6 puan verdin? İlk paragraftaki doğru tespitler, bu topraklarda pek rastlamadığım kurguya sahip olma vs. önemliydi. Cinayet de oldu bittiye gelmiş gibiydi ama o kısım bence makul idi. Çünkü kitabın başında polisiye romanlar için:" Bunlar insan duygularını anlamaya değil, cinayeti çözmeye odaklanmış, tek boyutlu, sadece merak uyandıran kitaplardı; doğal olarak ilgimi çekmiyorlardı. Evde bulunanlar, insanın iç dünyasını ve yaşadığı koşulları anlatan kitaplardı," diyerek cinayete odaklanılmayacağını belli etmişti. İyi okumalar.
330 syf.
·8 günde·10/10 puan
Kitabımız Ahmet isimli bir İnşaat Mühendisinin yaşamış olduğu kasabada işlenen bir cinayet ile başlıyor. Ana karakter Ahmet biraz takıntılı, hastalıklı ve aynı zamanda pek zeki kişiliktir.

Ahmet'in aynı zamanda ikiz bir kardeşi vardır. Kasabadaki cinayet için gelen bir gazeteci kız ile soruşturma nedeni ile görüşmeye başlar. ve kimseye anlatmadığı ikiz kardeşi Mehmet'in daha önceden yaşamış olduğu aşk hikayesini anlatmaya karar verir ve anlatır aynı zamanda da kendisi de gazeteci kıza aşık olur.

Kitap çok akıcı, dili sade ve anlaşılır. Kitabın sonuna kadar acaba cinayeti işleyen kim diye çok Merak uyandırıyor ve kendine bağlıyor insanı. Ve en önemlisi ise kitabın sonu bence çok güzel bağlanmış. Son zamanlarda okuduğum en güzel roman diyebilirim ve herkese şiddetle tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar şimdiden.
330 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
Ve yine Livaneli beni her okuduğum kitabında olduğu gibi çok şaşırttı. Kitabın sonunu ağzım açık bir şekilde okudum. Hiç beklemiyordum. Ters köşe yaptı resmen. Yazarın kitapları içinde okunması en zor olan kitap olduğunu söyleyenler olmuştu. Ama ben çok sevdim sadece bazı yerler biraz fazla uzatılmış gibi geldi. Onun dışında her kitabında olduğu gibi duyguları sanki siz yaşamışsınız gibi aktarmayı başardı. Sanırım en favori kitaplarım arasında zirvede kalacak gibi duruyor. Okumaya çekinenler varsa bence hemen okumalılar.
330 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10 puan
Okuduğum en harika kitaptı diyebilirim. Özellikle son bölümü okuduktan sonra yaklaşık 15 dakika olduğum yerde kaldım. Şok edici bir sonu vardı. Yani ben hiç beklemiyordum.
Kitabın konusu Arzu'nun bir gün ansızın öldürülmesi ve katilin kim olduğunu öğrenmek için Ahmet'in gazeteci kızla konuşması, hikayeleri ve olan olayları kitap boyu anlatması. Aynı zamanda kardeşinin hikayesini de... Ama daha anlatmayayım. Sadece kesinlikle öneririm.
330 syf.
·10/10 puan
Gece 4 te bitirdiğim bu harika eserin bir süre etkisinde kalacağım sanırım. Belki de daha iyisini okuyana kadar etkisi sürecek. Çünkü böyle mükemmelini okumadım. Livaneli'nin harika kalemi bir kez daha mükemmel bir duygu alemine soktu beni. Fazlasıyla şaşırtıcı ve etkileyiciydi Kardeşimin Hikayesi..
Çok akıcı ve farklı. Kesinlikle herkes okumalı.

Telefonu kapatırken " İyi ki adını Ahmet koymuşlar!" dedi.
" Mehmet olsaydın yanmıştın."
Bu sözü beni çok etkiledi. Syf.277
325 syf.
·2 günde·10/10 puan
Eğer Zülfü Livaneli’nin bir kitabını bile okuduysanız Kardeşimin Hikayesi’ni anlatırken kelimelerin yetmediğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Tabi bir de bittiğinde tekrar okuma isteğini bastıramadığımı da… Livaneli bu kitabında aşkı anlatmış ama hep okuduğumuz aşkın mükemmelliğini değil. Aşkın insana ne kadar zarar verebileceğini ve karmaşıklığını anlatmış. Bunları anlatırken çok aşina olduğumuz aşk romanlarından örnekler vermiş. Okurken ne kadar büyük bir aşksa ona bunları yaptırmış dediğimiz kitaplara başka bir bakış açısı getirmiş.
Başkarakterimiz Ahmet Arslan emekli olmuş Karadeniz’de bir köye yerleşmiş bir mühendis. Evinin her odasına konularına göre ayırdığı kitaplarından istediği de ona insanları anlatması. Bu sayede evine gelen Hatice Hanımın, onun oğlunun, köydeki tek arkadaşı Arzu’nun, onun kocasının ve Arzu’nun cinayetini araştırmaya gelen gazeteci kızın karakterini çok kolay çözebiliyor. Evet bu kitapta bir cinayet var ama bir polisiye kitabı değil. Zaten kitabın sonunda katilin kim olduğu çok da önemli olmuyor. Çünkü kitap Ahmet Arslan’ın kardeşi Mehmet Arslan’ın hikayesini anlatıyor. Bu hikaye hakkında en ufak bir ipucu bile vermek istemiyorum çünkü Ahmet Arslan da kardeşinin hikayesini gazeteci kızdan başkasına anlatmıyor.
Mehmet Arslan’ın hikayesi kadar kitap kapağında bulunan Aşıklar tablosunun ressamı Rene Margeritte’in hikayesi de beni etkiledi. Belçika’da Sanbre nehrinin kıyısında yaşayan küçük bir çocukken bir gece komşular ellerinde meşalelerle yürüdüğünü görür. Kalabalık Sanbre nehri kıyısında bağrışmaya başlar. O gece bir kadın nehre atlayarak intihar etmiştir ve bu kadın Margeritte’nin annesidir. Rene Margeritte annesini nehrin içinde, geceliği sıyrılıp yüzünü kapatmış şekilde görür. Bir dönem çizdiği resimlerde yüzü kapalı insanlar olmasının sebebinin bu olduğu söylenir ama Margeritte bunu kabul etmez.
330 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabı daha yeni bitirdim. :-) Birçok arkadaşım şiddetle tavsiye ettiği kadar varmış. Hiç ummadığım olaylar oldu. Acaba katil şu mu diye diye, yürüttüğüm okumamın arasına birde Mehmet 'in hikayesi girince kitabın içine gömüldüm. Artık Zülfü Livaneli 'nin tam bir hayranıyım :-):-):-):-):-)
330 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Zülfü Livaneli || Kardeşimin Hikayesi

Kitabı okuyup bitirdikten sonra iki şey düşündüm;birincisi,ne yani katil o muydu? Ikincisi ise ne yani aslında var olduğunu düşündüğüm şey yok muydu? Kesinlikle bu sonu beklemiyordum hemde hiç.

Sonunda ortaya ne çıkacağı belli olmayan,sonu şaşırtıcı olan kitaplar ilgimi çeker o yüzden bu kitap da hoşuma gitti. Evet kitap biraz yavaş ilerliyor olabilir ama yine de okunması ve kendi kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap. Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar :) Zülfü Livaneli Kardeşimin Hikayesi
330 syf.
·6 günde·10/10 puan
Sanırım etkisinden bir süre çıkamayacağım bir romandı. Vaov dediğim kısımlar çok fazlaydı. Beyniniz yanıyor sonlarda. Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum arkadaşlar . Elinizde hangi kitap varsa bırakıp bu kitaba başlayın.
Kitabı az önce bitirdim ve gerçekten etkileyici bir sonu olduğunu kabul ediyorum. Etkileyiciden kastım, güzel olduğu veya beğendiğim için değil yanlış anlaşılmasın. Kitaba ne iyi, ne kötü bir şey diyemiyorum. Çünkü hiç ama hiç beklemediğiniz kadar şaşırıyorsunuz kitabın sonunda. Yazar; kitabın son bölümünde, 2-3 belki daha fazla kez ters köşe yapıyor okuyucuyu. Lakin, yine de kitabı okumamış birine kesinlikle önerebileceğim bir kitap değil. Hatta okuduğum en sinir bozucu kitap olabilir.
Hikaye o kadar yavaş ilerliyor ki bir yere kadar; okurken sıkılmamak, sinir olmamak elde değil. Kitabın seveni çok, buna saygı duyuyorum ama ben sevmedim. O yüzden de okumanızı tavsiye etmiyorum. (: Gereksiz abartılmış, tekrar eden, sıkıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Geçmişi unut
Koy bir kenara
Yeni bir sayfa aç
Kurtar benliğini dünden
Bugünün çocuğu ol
Bütün bilgeliği ve gülümseyişiyle gençliğin
Şu anı hiç terk etme ne olur
Sonsuza uzanan şu günü, terk etme.

Mevlânâ
“Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar” dedim.”Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz!”
Açıkçası, insanlar niye, adına aşk dedikleri bilmeceyi çözemiyorlardı. Bunca acıya ,bunca cinayete, bunca intihara değer miydi bu ruh hali?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kardeşimin Hikayesi
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
330
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050914443
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Serenad fırtınasından sonra Livaneli'den nefes kesen bir roman...

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı'nın kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

"Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadeniz'in lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum."

Kitabı okuyanlar 63bin okur

  • Nazlimo
  • Merve
  • di tenim
  • Ayşen Elvan Bilgin
  • Kemal akbaş
  • Ali Poyraz
  • irem
  • tuğba kilci
  • Saliha Kandemir
  • Semih Kaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%25.7
13-17 Yaş
%8.9
18-24 Yaş
%14.9
25-34 Yaş
%17.1
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.6
Erkek
%24.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.7 (7,5bin)
9
%24 (4.196)
8
%18.3 (3.203)
7
%8.5 (1.487)
6
%3.2 (559)
5
%1.7 (305)
4
%0.7 (125)
3
%0.4 (62)
2
%0.3 (45)
1
%0.3 (54)

Kitabın sıralamaları