Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 11 dk.
Sayfa Sayısı:
183
Basım Tarihi:
Aralık 2024
İlk Yayın Tarihi:
1 Eylül 2009
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789751041098
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 126. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 18:17
Tüm hikaye ütopik bir adada( Minyatür Ülke) geçiyor. Huzur içinde, dostça ve kardeşçe yaşayan ada halkının günleri bahçelerden meyve ve sebze toplayarak, hayvanlarını besleyerek ve keyifli sohbetler ederek sürüp gidiyor. Minyatür ülke halkı yıllardır alıştıkları hayata mutlu mesut devam ederken, darbeci bir başkan emekliliğini geçirmek için bu huzur dolu adaya yerleşiyor. Başkan gelir gelmez yerleştiği bu ütopyayı tam bir distopyaya dönüştürüyor. Otoriteyi tek bir kişide toplamaya çalışıyor( ne kadar tanıdık geliyor), hayvanlarla insanların dostluğunu bozuyor, bu da yetmiyor komşuların arasını da bozarak adadaki tüm huzuru yok ediyor. Bunları bize Son adanın 36 numaralı dairesindeki yaşayan anlatıcısının yaşadıklarını bize anlatması ile kurgulanmamış olarak farklı yazım tekniği ile detaylı olarak bizlere değişik şekillerde anlatıyor. Şahsına münhasır bir kitap okuyacaksınız. Martıların hayatları okuyoruz ama konu martılar değil? (Daha önce George OrwellGeorge Orwell hayvanlarla anlatmıştı) Turizmin eşrafını okuyoruz ama konu turizm değil? Ekolojik denge?, konu oda değil,efsaneler, leylekler, tilkiler, konu bunlarda değil ama hikaye içinde hikayeler ile bizlere başkaldırıyı ya da “BAŞ-KAL-DIRA-MA-MA”yı anlatıyor. İyilik ve kötülük düğümünü acaba siz çözebilir misiniz? “Zulme karşı direnmeyen insan önce onurunu ve özsaygısını yitiriyordu.” S:156 Bu hikayeyi okurken direk aklıma gerçek bir hayattan 2. Dünya savaşında Hitlere karşı söylenmiş Martin Niemöller’in ünlü sözü geldi kitabıda direk özetliyor; “Önce sosyalistler için geldiler, sustum—çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, sustum—çünkü sendikacı değildim. Daha sonra Yahudiler için geldiler, sustum—çünkü Yahudi değildim. Sonra benim için geldiler—benim için konuşabilecek hiç kimse kalmamıştı.” Gerçi
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
İlk İncelemem
10/10
·168 syf.··
2023 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 16:01
incelemesini yaptığım ilk kitabımı paylaşmak istedim. Zülfü Livaneli'nin okuduğum ilk kitabıydı. Cidden kitap önerildiği ve göklere çıkarıldığı kadar varmış. Kitapı okumadan önce, "sen o kitabı okuyamazsın, çok ağırdır diyenler de oldu." Ama ben kendi içimdeki ve bana yönetilen bu önyargıyı kırarak okudum, hiçde ağır olmadığı kanaatindeyim. -gelelim kitabımızın konusuna; kurulu bir düzeni olan adaya gelen bir siyasetçi'nin var olan düzeni katletmesini, hata düzenle de kalmayıp doğayı da bu katliamın içine almasını ele alıyor. Doğanın alışa geldik düzenini bozdukça gelen felaketler, ders olacak yerde adada ki insanları daha çok hırslındırıyor. Bu sebeple de "Saklı Cennet" olarak geçen bu adayı adeta cehenneme çeviriyorlar. -Kitapta özelikle beni etkileyen ve bana göre kitabın baş kahramanı olarak gördüğüm 7. Yazar. (Kitapda geçen insanlar bu şekilde numaralandırılğından ötürü böyle hitap ediyorum) önsezileri güçlü ve adaya gelen bu adamdan sonra adayı felaketlere sürükleyeceğinden emindi. Buna rağmen adaya gelen bu adamın iyilik adı altında yaptığı, haksızlığa ve kötülüğe karşı geldi. Fakat bu zulüm boyunduruğu altına girmediğinden ötürü, "Her Devrim Bir Kurban İster" sözünün hayata geçirilmiş karşılığı oldu. Sonuç olarak ise; iyilik yapayım derken kötülüğün başlangıcı olmadan yapmalıyız. Bazen, yaptığımız iyilik başkasına iyilik olsada, bir başkasına kötülük olabiliyor. İyiliğin ve kötülüğün terazisi asla şaşmaz, iyilik içinde kötü birşey barındırmayandır. Eğerki içinde kötülük barındırıyorsa bilinki felaketlerin başlangıcıdır. -Kötü işlerin başlangıcı olmamak dileğiyle... Kitapla kalın...
Türk Edebiyatı
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
Zaten bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2023 13:55
Son Ada tam olarak bir ütopya-distopya romanıdır. Romanın ilk kısmında herkesin yaşamak isteyeceği; sade, sakin, doğal güzellikleri olan, insanların barış ve hoşgörü içinde yaşadığı ada, eski bir başkanın gelip bütün ada halkının yaşamını değiştirmesi ile adeta cehenneme dönüşür. Adayı yıllar önce çok varlıklı bir adam satın aldığında sevdiği birkaç dostunu da orada ev yapmaya teşvik eder ve böylece kırk hanelik bir topluluk oluşur. Birbirleriyle anlaşan, ellerindekiyle yetinmeyi seçen bu insanlar kendi kaynaklarıyla huzur içinde geçinirler. Emekliler ve geçmişlerinden kaçmak isteyen orta yaşlıların yaşadığı Son Ada’da ki insanlar özlerinde iyi ve saflar ancak ataletleri ve otorite karşısındaki pasif tutumları, ellerindeki mutluluğu sonsuza dek kaybetme tehlikesini doğurur. Başta da bahsettiğim gibi adadaki kusursuz düzen ve huzur, emekliye ayrılan darbeci devlet başkanının adaya yerleşmesi ile bozulur. Eski başkanın ego savaşları ve kendi fikirlerini halka baskılayarak kabul ettirmesiyle olaylar doğal dengenin bozulmasına kadar gider. Kitapta aslında demokrasi adı altında tek kişinin yönetimi ile bozguna uğratılmış bir topluluğun yaşadıkları gözler önüne serilmiştir. Kitabı okurken demokrasi diktatörlüğün bir basamağı olabilir mi diye sormadan edemiyor insan. Kitabın en güzel öğüdü ise Son Ada’da kazananların boyun eğen insan soyu değil de, haklı mücadelelerinden vazgeçmeyen martılar olması oldu benim için. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
9/10
·168 syf.··
2025 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2025 20:13
Zülfü LivaneliZülfü Livaneli Son AdaSon Ada eseri hakkında belli bir ülkeyi anlatmamasına karşın belki de benim en politik romanım; Türkiye ve dünya hakkında düşündüklerimi ıssız bir adada yaşayan insanlar martılar ve bir diktatör ekseninde yazıya dökmeyi yeğledim diyerek belirtmiştir... Denizin ortasında unutulmuş bir ada martılarla ve birbiriyle barış içinde tabiri caizse dünyadan bir haber yaşayan insanlar... Her şey güllük gülistanlık iken bir diktatörün gelişi ile tüm durumlar değişiyor. Ütopik başlayan roman devlet başkanının adaya yerleşmesiyle distopik bir hal alıyor. Roman toplumun ve doğanın kendi dengelerini bulacağı daha doğrusu bulması gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor. Eğer bu dengelere müdahale etmeye kalkarsanız görüldüğü gibi sonuç felaket oluyor. Yazarın diline zaten alışkınız, betimlemeleri ve anlatım tarzı yine çok iyi. Zülfü Livaneli okurlarının aşina olduğu üzere her kitabında olduğu gibi bu eserde de siyasi düşüncelerini dile getirmekten çekinmiyor. Tek adam yönetiminin yanlışlarını da ince bir dille ifade etmiş bu kitabında... İncelemeye kitabın özeti niteliğinde bulduğum bu alıntı ile veda etmek isterim. https://1000kitap.com/gonderi/264468576 Herkese iyi okumalar...
1000Kitap
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
Ütopyadan distopyaya
9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 18:39
Herkesin ağaçları selamladığı, kuş cıvıltılarıyla uyandığı, denizi , güneşi hissedip, doğa ile uyum ve huzur içinde yaşadığı bir ütopyadan, emekli bir devlet başkanının gelmesiyle, hızlıca distopyaya dönen bir yaşamı konu alan bu eserde, insanın bulunduğu her yeri cennet ya da cehennem yapabilme yetisi çok iyi anlatılmış. Zülfü LivaneliZülfü Livaneli nin Son AdaSon Ada romanında kısa ve öz olarak, tüm dünyada baskıcı, zorba ve diktatör yöneticilerin demokrasi adı altında, doğa ve insanlara kıyarak seçtikleri yöntemlerini, işlerine yaramayınca suç ve cezasını yine halkına nasıl yıktıklarına şahit oluyoruz. Ve “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” düşüncesinden çıkılmadığı sürece, mutlaka o yılanın bir gün herkesi nasıl zehirlediğinin kaçınılmaz sonunu farkediyoruz. Zülfü LivaneliZülfü Livaneli nin Kitabın kapak alıntısında dediği gibi “ Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.” Ve son olarak, iyiler, pes etmeyenler var olduğu sürece umut da daima vardır. İyilerin artması dileğiyle…
1000Kitap
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2025 17:16
Livaneli’nin gerçekten usta bir kalemi olduğunu düşünüyorum. Kullandığı dili, anlatış tarzı kendine has ve bir o kadar da ustaca. Bu eserinde de anlatmış olduğu o kurmaca diye nitelendirilen adada yaşananlar, maalesef aslında o kadar gerçek ki. İnsanoğlu elini sürdüğü yere o kadar çok kötülük götürüyor ki haddi hesabı yok. Demokrasi adı altında hayvanlara, insanlara yapılanlar, okurken yürek yakıyor. Bir çırpıda okunacak bir eser, diğer kitaplarını da okumaya devam edeceğim.
1000Kitap
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 60. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2023 06:07
İyi ki okudum dediğim kitapların arasına bir tanesi daha eklendi. Bir çırpıda okudum ve aşırı etkilendim. Zülfü Livaneli'nin kalemine bir kez daha hayran kaldım desem yeridir. Ve bu kitapla ilgili ne desem az kalır. Kitabın karakterlerinden olan başkandan öyle bir tiksindim ki okurken, bu başkan gibi olan insanlar maalesef hayatımızda çok var. İlk önce martıları vahşice sırf pislik başkanın kendi çıkarları için katlettiler. Sonra yetmedi diğer hayvanları katlettiler. Ama sonunda başkanın kendisi katledildi. Yine de bu bir şey değiştirmedi. Birçok insanın hayatını mahvetti. İlk defa bir roman karakterinden bu kadar tiksindim. Çünkü böyle insanların gerçek hayatta da olduğunu maalesef ki biliyorum. O kadar çok şey saydırmak istiyorum ki bu başkana ama kendime yakıştıramıyorum. Herneyse kitap çok güzeldi. Ve kesinlikle herkesin okumasını isterim.
1000Kitap
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
Cennetin Hafriyatı
9/10
·183 syf.··
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:49
İnsan, cennet gibi bir yer bulduğunda ilk iş orayı cehenneme çevirmek için mi uğraşır? Son AdaSon Ada, tam olarak bu korkutucu sorunun peşine düşüyor. Zülfü LivaneliZülfü Livaneli, baskıcı yönetimlerin, doğa katliamının ve toplumun derin uykusunun resmini o kadar sade ve keskin çiziyor ki, okurken kendi rahat hayatlarımızı sorgulamaya başlıyoruz. Kitapta barış dediğimiz o hassas dengenin, tek bir gücün emriyle nasıl vahşi bir çılgınlığa dönüştüğünü görüyoruz. Martılar sadece birer kuş olmaktan çıkıp sistemin uydurduğu hayali düşmanlara dönüşüyor. Ada halkı ise masum kurbanlar olmanın çok ötesinde, kendi rızasıyla özgürlüğünü teslim eden birer suç ortağı haline geliyor. Livaneli, insanın içindeki o karanlık boyun eğme isteğini ve doğadan üstün olma çabasını yüzümüze çarpıyor. Bu kitap, kitaplıklarda tozlanan hayali bir ülke olmaktan çok uzak, her sabah uyandığımız, beton binalarımızda sessizce onay verdiğimiz o bildik ve gri gerçeğin ta kendisi. Güç, zalimin elinde bir silaha, korkağın elinde bir kalkana dönüşür.
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2025 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 22:22
Son Ada, küçük bir toplum üzerinden tüm insanlığa uyarı niteliği taşıyan, düşündürücü ve evrensel mesajlara sahip bir roman. Başlangıçta huzurlu ve doğal güzelliklerle dolu olan ada, bir "başkan'nın" gelişiyle değişime uğrar. Roman, bireylerin sessizliği ve itaatinin otoriter rejimlerin güçlenmesine nasıl zemin hazırladığını anlatıyor. Aynı zamanda doğa ile uyum içinde yaşamanın önemine vurgu yapıyor. Özgürlük, doğa ve insanlık için güçlü bir uyarı niteliğinde alegorik bir romandır.
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2025 4. kitabı
" Biz insanlar evren hakkında düşünürüz, yargılara varırız ama evrenin bizim hakkımızda ne düşündüğünü hiç merak etmeyiz." Merak etmek de işimize gelmez aslında çünkü isteğimiz evreni evirip çevirip kendi isteklerimiz doğrultusunda hareket ettirmek onu yönetmektir. Yaradılış gereği insan kendini tehlikede gördüğü herşeyi itaat, korku yoluyla kendine bağlamaya çalışmaktadır. Ütopik bir adada kıskançlık, haset, kötülük gibi duygularından arındırılmış olarak doğa ile iç içe yaşayan bireylerin geçmişin de siyasetçi, yönetici olarak görev yapan Başkan'ın gelmesi ile değişen hayatlarını konu almaktadır. Başkanın yanında getirdiği yönetme ve doğaya hakim olma arzusu bireylerin sorgusuz sualsiz bu hakimiyete ayak uydurmaları hayatlarını tamamen alt üst etmektedir. Bu değişime en güçlü karşı duran ise Yazar ve Lara'dır. Yazar bu karşı duruşu canı ile ödese bile... Kitap küçücük ayrıntılar ile büyük mesajlar içermektedir. Geçmişten günümüze siyasetin nasıl işlediğini, kitlelerin düzene nasıl ayak uydurduğunu açık net bir şekilde ortaya koymaktadır. Okurken durup durup düşünmeye kendinizde olanı da sorgulamaya teşvik eden bu kitabın okunmasını tavsiye ederek keyifli okumalar diliyorum... " Biz boyun eğdiğimiz ve adım adım içine sürüklendiğimiz zulmün ne kadar kötüleşebileceğini tahmin edemediğimiz için yenilmiştik ... "
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."