Bir ekim-dikim meselesi bizimkisi. İstanbul'un göbeğinde (göbeği nere oluyorsa artık 😉)burnuna toprak kokmaya başladıysa işler gerçekten de çok zor. Öncelikli olarak o kadar yeşil alana sahip bir şehir ki maşallah bir avuç toprak bulamıyorsun. Sokak sokak harfiyat arıyorsun ki son model arabanla(el arabası onu da yan inşaattan aldık) kamyonların arkasına sıraya geçiyorsun. Bizimkinin yanında onlar biraz sönük kaldı ama olsun :)
Fakirlik de eklenince üstüne saksıya da para vermek istemiyorsun. Çöplerin kenarında çeşit çeşit desen desen bidonlar bulabiliyorsun çünkü. (Burda altını çizmek istiyorum cimrilikten değil bu kadar çeşidi başka yerde bulamayacağından 😉)
Sonrası kazma kürek bulmak büyük ayrıcalık. (Allah'tan bizim komşu meraklı da o işlere o ayrıcalığı hemen elde ettik. 🫣
Sonrası mı emek. Daha da sonrasımı azıcık da olsa gelen huzur....🙂🙃🙂
Velhasıl-ı kelam galiba insanoğlu geldiği yeri özlüyor. Buna en başta toprak, sonra memleket sonra da köy en önemlisi de ana-baba diyor...
İnsan geçmişinden kurtulabilir mi ?
Gölge gibi takip eder aslına bakarsanız yaşadıklarımız bizi. En çok da eksik kaldığımız sevgi kırıntıları. Ne düşünsek ne yapsak sanki onun eksikliğini