Ortadirek Dağın Öteki Yüzü 1

9,1/10  (34 Oy) · 
121 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.142 gösterim
Başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, biryandan da hikayelerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir.

Üçlünün ilk kitabı Ortadirek'te uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. Bir çile yürüyüşüdür bu; varacakları yerde onları sadece ayakta kalmak mücadelesi bekliyor olsa da, her yürüyüş bir umuttur. Pamuklar toplanmadan Çukurova'ya ulaşmak, çileye ve umuda da ulaşmaktır.

"Türk romancısı Yaşar Kemal'in Ortadirek romanı edebiyatın büyük insan manzaralarından biridir. Bu roman aslında Savaş ve Barış ve Moby Dick boyutlarında bir yapıttır."
-Michel Cournot, Le Monde, (Fransa)-

"Buna dikkat çekici bir eser değil, bir şaheser demek daha doğru olur." -Bulletin Critigue du Livre Français, (Fransa)-

"Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." -Lena Jeger, Manchester Guardian, (İngiltere)-

"Sofokles'in trajedilerini besleyen o çok görmüş geçirmiş yaşlıların deneylerle dolu sesidir bu. Anadolu'nun sesi."
-Ceyhun Atuf Kansu, Varlık-

"Bugüne kadar okuduğum en mükemmel Türk romanıdır Ortadirek."- Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal-
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    364
  • ISBN:
    9789750807114
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
sertaç samur 
17 Tem 12:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

KİTAP HAKKINDA
Göç sırasında karşılaştıkları talihsiz durumlardan dolayı pamuk toplama zamanı geçmeden Çukurova’ya gitmeye çalışan bir ailenin başından geçen zorlu hayat mücadelesi anlatılmaktadır. Yoksul köylü ailelerin hayatta kalmak için verdiği mücadeleler yansıtılmaya çalışılmıştır.
Bu kitapta köylü halk, üç zorlu unsurla mücadele içindedir.
Birincisi, köyde veresiye eşya aldıkları tüccar Adil Efendi’dir. Köylünün en büyük geçim kaynağı pamuktur. Her sene yaz mevsiminin sonunda Çukurova’ya gidip pamuk tarlalarında çalışıp para kazanırlar. Pamuğa gidene kadar ihtiyaçlarını veresiye ile karşılarlardı. Adil Efendi, pamuktan sonra paraların avucuna geleceğini bildiği için rahatlıkla veresiye verir. Ama yoksul köylü rahatlıkla veresiye alamaz, çünkü Çukurova’da onların neleri beklediğini bilmezler. Her Çukur’a inişleri tedirginlik içindedir. Çünkü tarla bulamam tehlikeleri vardır ki bu en büyük korkularıdır. Adil Efendi’de onlar için kabus olur.
İkincisi, köyün muhtarı Sefer’dir. Muhtar köylüyü sömüren ve çıkarları uğruna her şeyi yapabilecek kadar gözü dönmüş menfaatçinin biridir. Köylüsüne hiç acımayan Sefer, verimsiz tarlaların ağalarıyla anlaşıp, çalıştıracak adam bulamayan bu ağalardan rüşvet alarak zavallı halkını buralarda çalışmaya mecbur bırakır. Böyle olunca umduğunu bulamayan köylüleri Adil Efendi korkusu kaplar. Köylüler muhtarın bu zulmüne zaman zaman isyan etmeye kalkışsalarda muhtarın “canımı sıkarsanız, size Çukur’da hiçbir pamuk tarlası verdirmem” gibi çeşitli tehditlerine maruz kaldıkları için hiçbir şey yapamazlar. Ezilen köylü halkı hiçbir hakka sahip olamadan muhtarlarının ve tarla ağalarının zulmü altında hayat mücadelesi vermeye çalışırlar.
Üçüncüsü ise göç sırasında doğayla olan mücadeleleridir. Uzun göç yolunda doğada onları yalnız bırakmaz ve yukarıdaki iki unsur azmış gibi bir de o eklenir. Aslında doğa diğer ikisinin yanında mücadele bile olmaz ama gene de Çukurova’ya kadar halk yağmurda çamurda perişan oluyordu.
Romanda bu üç unsurla asıl mücadeleyi Uzunca Ali tek başına veriyordu. Ali’ye özel iki unsur daha eklemişti. Bunlar anası Meryemce ve Koca Halil idi. Atı yüzünden Koca Halil’den bir türlü kurtulamayan Ali, annesinin de bu yüzden tavır yapmasından dolayı iyice bunalmıştı. Atın ölümünden sonra anasıyla arası açılan Ali için Çukurova yolu, çile yolu olmuştu adeta. Köylünün gerisinde kalmaları ve pamuğa yetişememe korkusu Ali’yi iyice yıpratmıştı. Bütün bunlara ek olarak anasının kendisine olan tavırları ve yaşlılığından dolayı sırtında taşımak zorunda kalması roman boyunca bizi de çektiği acının içine itiyordu. Uzunca Ali’nin ve anası Meryemce’nin öfkeleri, korkuları, içinde bulundukları şartlarla öylesine uyumlu hale gelmiştir ki büyük bir gerçeklik duygusu uyandırırlar; bunun için roman bittikten sonra da bu duygular bizde yaşamaya devam ederler. Birde muhtarın köylüleri sömürmesine dayanamayan Ali, birkaç arkadaşıyla birlikte ayaklanma çıkarmaya çalışsada bu çabaları hep muhtarın müdahaleleri ve köylünün korkaklığından dolayı sonuçsuz kalırdı.
Zulüm ve sömürü altında ellerinden hiçbir şey gelmeden yaşamaya çalışan yoksul köylü halkın acılarını, pek görünmesede neşelerini ve hayatta kalma mücadelelerini toplumsal gerçekçiliğe uygun bir şekilde yansıtmaya çalışıyor bu eser.
ZAMAN
Romanda net bir zaman kavramı yoktur. Ama yazın son zamanları ile sonbaharın ilk zamanları olduğu söylenebilir:”Güz yelleri neredeyse esmeye başlayacak. Boz toprağı soğuk, ürpertici bir yel yaladı yalayacak. Kuş boyunlarını kanatlarının arasına çekmiş, kuytularda büzülmüş duruyorlar. Üşümüş kuşlar. Keklik sesleri gelmez oldu. Kınalı ayaklarının izi yok artık çalı diplerinde. Günler geçtikçe bu azıtan ne? Yaz sonu yelleri(s.10).
“ Bir anda on tane adamın kisvesine bürünür. Demokrat olur, İsmet Paşacı olur.”(s.27) cümlesinden Demokrat Parti döneminin olduğu anlaşılıyor. Bu dönemde 1950-1960 yılları arasını kapsıyor.
MEKÂN
Olaylar Yalak Köyü’nde başlar. Yalak Köyü hakkındaki ise tasvir yapılmamıştır. Romanın genelinde ayrıntılı mekân tasvirleri vardır. Çünkü eser bir göçü anlattığı için kapalı bir mekân hiç yok gibidir. Köyden çıkıp yolculuğa başlamalarıyla farklı farklı mekânlar tasvir edilmeye başlanır. Köylünün ilk mola verdiği yer Çağıloluk’tur. “Yol koyağın tam dibinden geçiyordu. Yolun üst başında, dört bir yanını kokulu yarpuz almış ulu cevizlerin altında bir pınar vardı. Adına Çağıloluk derlerdi. İlk konak burasıydı.” (s.39)
Daha sonra orman içinde konakladıktan sonra Ziyaret Cevizi’ne gelirler. Burası efsanevi bir hikâye sahip olduğu için korkulan bir yerdi.
“Köy gelmiş Söğütlü’ye konmuş epeydir burada bekliyordu. Burası son konaktı. Çukurova toprağı aşağılarda, bir sis, bir güneş buğusu içinde ağaçları, Hüyükleri, akarsularıyla uzanıp gidiyordu.”(s.251) diyerek son konak yeri belirtiliyor.
Romanda en son durak olarak Çukurova’ya gelinir. Ve burada karşılanılan verimsiz tarlalar köylülerde hayal kırıklığı yaşatır.
ANLATIM TEKNİKLERİ
Romanda olaylar birinci tekil şahıs tarafından anlatılıyor. Roman yazarı konuşuyor ve söyledikleri romandaki kişilerin kafasından geçenlerdir.
İç monologlara geniş yer veren yazar, bununla romandaki kişilerin içini okuyucuya açar. Özellikle Meryemce üzerinden iç monolog sıkça yapılır. Meryemce’nin bir diğer özelliği inatçılığından dolayı oğluna söylemek istediklerini ona kin duyduğundan ya gelinine ya da bir nesneye söyleyerek iletir:”Ağaç, dedi, kimseye demiyorum, sana diyorum, hey ulu ağaç. Benim atımı Koca Halil öldürdü.” (s.98)
Yaşar Kemal romanı boyunca sıkça ikilemelere yer vermiştir. Bunun yanında deyim ve atasözlerine de eserde yer verilmiştir.
DİL ve ÜSLUP
Yazar, eserinde sade bir dil kullanmıştır. Köylü hayatını anlattığı bu eserinde Anadolu’nun konuşma dilini kullanmış ve bu da eserin gerçekçiliğini ön plana çıkarmıştır. Böylece yapaylıktan uzak yazılan bu eser daha inandırıcı olmuştur.
Büyük bir gözlem gücüne sahip olan yazar, bunu etkileyici betimlemelerle süsleyerek okuyucuyu adeta anlatılanların içine sürüklüyor.
İç monologlara, ikilemelere, atasözlerine, yerel ağız özelliklerine, sözcüklerine yer vererek, bunları kendi dil ve üslubuyla karıştırıp, sağlamak istediği gerçekçilik duygusunu elde ediyor.

uğur kiraz 
19 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Emek gücünü bellirli bir ücret karşılığında satmakta olan yarı proleter köylünün ikircikli yapısı, sömürü sistemine bir yandan son vermek isteyen küçük çapta isyanların kıvılcımları baş gösteriyor fakat hakim sınıftan yana tavır takınan muhtar tam bir makyalevist burjuvaca hareketleriyle köylü isyanın oluşumuna ket vuruyor. korkutuyor. zayıf subjektif oppurtunizme köylünün kaymasını sağlıyor. sömürü çarklarının devamı da zaten bu şekilde sağlanıyor. yarı işci olan köylüler gün gün emeğini satmaktan,mevsimlik pamuk toplama işlemini yerine getirmekten başka çare kalmıyor. metafizik kavramlar köylünün sorgulama evresinin önünde en büyük engellerden biri olarak karşılarına çıkıyor. 1960ların yaşayış biçimi kültürü feodal alışkanlıkları ve feodalizm sürecindeki pasifize olmuşların romanıdır. bu roman biraz sınıfsal tahlil gibi oldu fakat. ustanın kavratmayı istediği şey bu. sömürü sisteminin alaşağı edilmesi hakim sınıfta yer alanların alt sınıfı nasıl sırtlarına basa basa sömürdüğünün ölü emek üzerinde kendi sermayelerinin nasıl artırdıklarını, alt sınıfta yer alanları din,milliyet vs gibi propagandaist yaklaşımlarla oylayıp kendi sermayelerini kat be kat arttırırken alt sınıf insanına reelde verdiği acı,ölüm,yoksulluk sefalet gibi durumların bir an önce sonumlandırılması gerektiğini savunuyor.

Gülsüm Yalçın 
09 Mar 12:00 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Döngele...
Geldi yine Halil Emmi'nin ayaklarının dibine.Halil Emmi bilirdi bunun anlamını.30 yıldır hiç şaşmamıştı.Ama artık yaşlanmıştı ve kocalık gibisi de yoktu.Ama eğer döngele geldiyse bunun gereğini de yerine getirmek lazımdı.
Ortadirek, Yaşar Kemal'in 'Dağın Öte Yüzü' üçlemesinin ilk kitabı.Yukarıda anlattığım olay ile başlıyor ve köylünün pamuğa inişi ile devam ediyor.Bu yolculuk sırasında baştan geçen olaylar ve anlatılar.Bu anlatımı Yaşar Kemal yapıyorsa okumamak elde değil bence.Yazarın öyle bir dili var ki alıp götürüyor sizi.Bir kere bulunduğu coğrafyaya ve şivesine çok hakim ve eserlerinde bunu ustaca kullanıyor.Yaşar Kemal'i okuyun ve inin Çukurova'ya.Hiç yabancılık çekmezsiniz oraya ve insanlarına :)
Ve bu pamuğa iniş öyle bir iniş ki biz bu iniş sırasında oradaki köylünün yaşamını, dramını, çaresizliğini, ezilişini ve güçlünün güçsüzü nasıl da acımasızca sömürüşünü okuyacağız.Üçlemenin ilk kitabını okuyup bırakmak olmaz çünkü hepsini okuduğumuzda her şey daha net yerine oturacaktır.Şimdi sıra da 'Yer Demir Gök Bakır' var.Herkese keyifli okumalar dilerim :)

#Bibliyofil Muallime# 
16 Tem 22:33 · Kitabı okudu · 9 günde · 4/10 puan

Gereksiz tekrarlardan oluşan bu Yaşar Kemal kitabını okumaktan malesef haz alamadım. Betimlemeleriyle cezbetsede bana hitap etmedi, devamını ise okuyacağımı zannetmiyorum.

sezen 
03 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnce Memed serisinin hemen üzerine bu seriye başlayınca ağır geldi sanırım. İnce Memed tadını alamadım. Ancak Dağın Öte Yüzünü komple okuyunca eser daha da anlam kazanıyor. Çukurova'ya pamuğa inmeye çalışan bir ailenin dramı, Yaşar Kemal Anadolu insanını öyle iyi analiz etmiş ki, karakterler de en ufak bir yapaylık bile göze çarpmıyor.

AYŞE ŞİMŞEK 
12 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Anadolu insanını anlatıyor, onun ikircikliklerini anlatıyor, psikolojinin derinlerine iniyor, etkilenmemek elde değil. Ustayı eleştirmek bize düşmez fakat bunu uzun uzadıya yapıyor.

Şeyma Öztürk 
23 Mar 21:19 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Taşı, toprağı, sıcağı, sineği, yağmuru, seli, pamuğu, birbirinden değişik otları, yılanı, çiçeği, en önemlisi bahtsız köylüsü ve acımasız ağalarıyla bir baştan bir başa Çukurova... Yaşar Kemal'in eserlerine seçtiği en güzel tema... Dağın Öte Yüzü üçlemesinin ilk eseriyle yine bir Çukurova dramı; Ortadirek...

Eseri tanıtmadan önce okumayı düşünen arkadaşlara, kitaba ilk başladıkları anda önsözü okumamaları konusunda küçük bir tavsiyede bulunmak isterim. Zira kitabı okumaya başlamadan evvel önsöze şöyle bir göz atınca kitabın içeriğine dair bilgiler verildiğini fark ettim ve önsözü okumaktan vazgeçtim. Kitabı bitirdikten sonra önsöze baktığımda ise kitabın neredeyse özetinin yapıldığını gördüm ve iyi ki okumamışım dedim kendi kendime.

Eserde pamuk toplayıp biraz olsun para kazanabilmek için Çukurova yollarına düşen köylünün acınası durumu anlatılıyor. Kitabın içerisinde yer alan ve hepsi ayrı birer başlık olabilecek o kadar çok mühim olgu var ki... Fakirlik Çukurova köylüleri için en büyük sıkıntı. Bunun yanı sıra ağalara karşı yapılan borçlar ve ağaların bu fırsatları değerlendirerek köylünün boğazına çökmesi apayrı bir sıkıntı. En büyük gelirleri pamuk toplamak olan köylünün kendi muhtarları tarafından kandırılarak pamuğa geç götürülmesi ve sonunda yaşanan hayal kırıklığı... Bunların yanı sıra cahil olduğu için sürekli muhtar tarafından yalan yanlış kanunlarla kandırılan köylülerin vehameti yer alıyor satırlarda. İnsan her birine dair satırları okudukça yapılan haksızlıkları hazmedemiyor.

Olaylar genellikle Ali, Meryemce, Elif ve Koca Halil üzerinden anlatılıyor. Koca Halil ve Meryemce arasındaki düşmanlık, pamuğa giden yolda birbirinden garip olaylara sebep oluyor. Ali'nin annesi Meryemce'ye karşı gelgitli duyguları ve Meryemce'nin oğlu Ali'ye küstüğü için değnek, ağaç, ot, taş, at ile konuşuyormuşçasına oğluna göndermelerde bulunması kitapta yer alan hoş kısımlardandı. Kimi zaman Meryemce'nin yaptıklarına, taş kalpliliğine ve inadına o kadar kızdım ki, böyle bir kadın insanın ömrünü çürütür diye düşünmeden edemedim. Meryemce'nin Ali"ye gönderme yapmak adına ot ile olan konuşmasına kulak verelim:

'Elimdeki yeşilcecik ot, sana diyorum, kimseciklere demiyorum. Üstlerine alınmasınlar. Yeryüzünün süsü, toprağın canısın sen. Doğmaz, ölmezsin, güneşe bulaşır, dağ dağ, düz düz parlarsın. Dünyanın gözüsün. Yeşilcecik ot, benim elim, ayağım tutarken, şu koca yokuşu da çıkmışken ben yürür de giderim. Kimsecikler yerinmesin. Sevinsinler, sırtlarına binecek değilim. Yeşilcecik ot, dur şurada da şu yokuştan aşağı bak. Gözün kararır. Bu yokuşu çıkan, şu düz yolu yürüyemez mi? Ben yürüyorum, sen sağlıcağlan kal, yeşilcecik ot!"

Yaşar Kemal'in Çukurova manzarasına ve insanlarına dair yaptığı betimlemeleri anlatmaya gerek bile duymuyorum. Zira Yaşar Kemal'in tek bir eserini dahi okumuş olan herkes bilir ki, bu konuda kimse onun eline su dökemez. Ağacıyla, dağıyla, hayvanıyla bir manzaranın bu denli etkileyici anlatılması yazarı nadide kılan en önemli özelliklerden biri. 286 sayfalık, bakıldığında çok fazla olay barındırmayan ve kısa bir zaman dilimini anlatan bir eserin kendisini soluksuz okutabilmesi her yazarın harcı değil. Kitabı her yönüyle fazlasıyla beğendim. Heybeme de çok güzel alıntılar ekledim. Bir tanesini sizlerle paylaşmak isterim:

"Kadın kısmı da bir korkak olur ki, fıkaracıklar. Çocuklardan beter. İyi, çocuklardan güzel, azıcık saf. Hepsi böyle. Kocasına da, gencine de adamın yüreği acır. Kadın kısmı bir hoş, vefalı."

Ayşen BÜLBÜL 
09 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yine bir çukurova insanı. Irazca'nın kızgınlığı ,oğlunun ekmek parası için çabası ve niceleri ile bir Anadolu insanının romanı. Yaşar Kemal'in kitaplarının dolu doluluğu her zaman kendini okutturuyor.

Özlem Ekici 
 29 Mar 09:50 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Adeta umuda, acıya, zorluğa, karın tokluğuna yürüyenlerin öyküsü. Aslında Çukurova'ya pamuk toplamaya gidenlerin yol öyküsünü anlatıyor.. Bunu Yaşar Kemal'in kaleminden okumak ise ayrı bir zevk veriyor.

mehmet demir 
19 Nis 2016 · Kitabı okudu · 50 günde · Beğendi · 10/10 puan

Türk edebiyatında öncü eserlerden olduğu kesin.Dil ve anlatım ,hele hele tasvirler ve psikolojik tahliller Rus Edebiyatına meydan okur nitelikte.

2 /

Kitaptan 31 Alıntı

nejla güldalı 
17 May 11:44 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Vay ocağınız bata vay,” dedi, “yakmışlar da kül etmişler bu güzelim ormanı. Yarıdan çoğunu yakmışlar. Vay ocağınız bata, ne istersiniz Allahın dağındaki ormandan?

Ortadirek, Yaşar Kemal (YKY)Ortadirek, Yaşar Kemal (YKY)
Gülsüm Yalçın 
03 Mar 19:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İyi adamlar yeryüzünden hiçbir vakit eksik olmaz.

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 159)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 159)
Sümeyra 
30 Oca 21:56 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Atı olan da, tarlası olan da, yerdeki karınca da, gökteki kuş da, ipek yatakta yatan da, kuru yerde kıvranan da, kuşsütü içen de, sen de, ben de...Uzun Ali gibi oğlu olan da kara toprağa karışıp, toz olacak Meryemceeee.!"

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 42)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 42)
Sümeyra 
06 Şub 22:57 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Toprağın altı, toprağın üstü... Acı, dert, bela... Yerinme canım yerinme . Her tepeden bir gün doğar.

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 306)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 306)
Gülsüm Yalçın 
03 Mar 17:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ali'nin gözü Osman'ı tutmuştu.Icinden, ta yürekten gülüyordu.Böyle gülen adamlardan, insanlara kötülük gelmez.

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 158)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 158)
Şeyma Öztürk 
23 Mar 17:28 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Fıkara kısmına bir parça güleç yüz göster, onlara dünyayı bağışlarsın."

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 231 - Yapı Kredi Yayınları)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 231 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
23 Mar 00:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"İnatçı adam iyi olur. Kötülük gelmez ondan. Bir kötülüğü varsa, o da kendine."

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 154 - Yapı Kredi Yayınları)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 154 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
21 Mar 16:27 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Bu toprak gibi yok. Telgraftan beter. Daya kulağını duyulmadık sesler duy. Bir çobanın kavalını duyarsın, dünyanın öte ucundan gelen. Bir türkü duyarsın, söylenmedik. Bir hoş, bir uğultulu. Çiçek yüklü bir türkü. Daya kulağını, bir günlük yol öteden giden atların nallarının sesini duy. Her adam toprağın sesini duyamaz. Kulak ister ona.

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 26 - Yapı Kredi Yayınları)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 26 - Yapı Kredi Yayınları)
Hilmi Can AKTAŞ 
24 Eyl 2016 · Puan vermedi

Atalar ne demiş, deli bir dostun olacağına, akıllı bin düşmanın olsun, daha yeğdir.

Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 312)Ortadirek, Yaşar Kemal (Sayfa 312)
4 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi!
Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi! Eleştirmenler, yazarlar, akademisyenler, edebiyat öğretmenleri ve yayıncıların oluşturduğu 100 kişilik jüri ekibiyle Hürriyet Pazar eki ‘Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı’nı yeniden belirledi.