Çıplak Deniz Çıplak Ada (Bir Ada Hikayesi 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4249
Gösterim
Adı:
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 4
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823596
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı! 

Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle, yarattığı kişilerle, yarattığı doğayla Yaşar Kemal'in romancılığında önemli bir yeniliği işaret eder. Yaşar Kemal, mitos yaratıcısıdır... Ağıtların diliyle, kendi özgün dilini (hiçbir yazara benzemez ve asla taklit edilemez) harmanlamış, çeviride bile yitmeyen anlatısını kurmuştur. Bu dörtlüyse, tarihle destanların kaynaşmasıdır. Yaşar Kemal tarihi roman yazmaz bu dörtlüde, bir tarih var eder. 

"Çıplak Deniz Çıplak Ada", Yaşar Kemal'in yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsü Bir Ada Hikâyesi'nin dördüncü ve son kitabı. 
Dörtlünün bu son romanında, geçmişin yaraları kapanmaya yüz tutmuş ama izleri kalmıştır... Ağaefendi'yle Melek Hatun, Poyraz'la Zehra, Ali Hüseyin'le Nesibe muradına erecektir; Lena Ana'nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri dönmüştür ama balıkçıların reisi Hıristo'nun başına beklenmedik bir olay gelir. 
272 syf.
·10/10
O bir Yaşar Kemal o bir romancı o bir üstad. O karakter yaratır. (mecazi anlamda kullandım. Yine dini gerekçelerden dem vurup şikayet etmeyesiniz valla fena olur.) O bu sefer karakter yaratmıyor. Bir dünya yaratıyor. Küçük bir ada. Kendi içimizden kendi insanlarımızın yaşadığı bir ada. Ve bu adayı yaratmak oluşturmak 14 yılını alıyor. Ee kaliteli eserler kolay yazılmıyor.

Anadolu’nun 1915’ten 1925’e kadar geçen on yıl içerisinde, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan nasıl etkilendiğini ve bu acı savaşın yaşattıklarıyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını anlatmaktadır.

Kahramanlarımız yokluk acı ve sefalet içinde yeni bir hayata alışmaya başlamıştır. Ve gerçek hayatta yaşamamış olan bu kahramanlarla Poyraz Musayla, Lena Anayla, Adalı Vasiliyle, kedisi Abbas, Melek Hatun ve Kadri Kaptan’la bir bütün olur onlarla güler onlarla ağlar, genç kızlarla kilim dokuyup erkeklerle kahvede sohbet edersiniz. Doğa daha bir canlıdır gözünüzde, pınarın şırıltısı kulağınızda çınlayıp, limon çiçeklerinin kokusu burnunuzu yakar.

İşte Yaşar Kemal bu derece gerçekçi yazar, bu derece zihninizde yaşatır olayları ve bu derece kelimelerle resim çizer.

Kitabı bana hediye eden Mehmet Zana Başkan a ithafen
272 syf.
·2 günde·8/10
Bir ada hikayesi serisinin son kitabı olan çıplak deniz çıplak ada diğer üç kitabın tadını vermese de adada yaşananlar açısından merakla okudum. Lena ananın, Melek Hatunun, Musa Kazım’ın, Poyraz Musa’nın hikayeleri güzel bir şekilde sonlandı. Ada son iki kitapta ıssızlıktan kurtuluyor. Adadaki nüfus arttıkça zaman zaman problemler de yaşanıyor. Okul, hastane, küçük dükkanlar derken ada iyice canlanıyor.
Karakterlerin hiçbiri sönük değil. Hepsinin bir hikayesi var mutlaka. Her biri adaya farklı bir güzellik katıyor.
Bir Ada Hikayesi serisinin temelinde mübadeleyle yaşanan sıkıntılar var. Savaşın yaşattığı sıkıntıların yanına bir de mübadele eklenince o dönemde yaşayan insanlar Yaşar Kemal’in de dediği gibi aklını yitirecek hale geliyor. Okurken o acıları hissetmemek elde değil.
Yaşar Kemal öylesine güzel bir ada yaratmış ki… İçinde farklı dillerin, dinlerin, mezheplerin olduğu ve bunların sorun değil de güzellik olarak görüldüğü, tüm dünyayı, tüm insanlığı olması gerektiği gibi resmettiği huzurlu bir ada… Okuyan herkesin orada yaşamak istemesi bunu yeterince açıklıyor bence.
Bitmesini istemediğim bir seriydi. Adaya, insanlara, denize ve Yaşar Kemal’in kullandığı o güzel dile ve üsluba hayran kaldım bir kez daha.
“Savaşı icat eden görmesin cennet”
272 syf.
·Beğendi·7/10
Dört kitaplık serini sonuncusu da bitti.
Yorum yapmayacağım. Üç kitap hakkında söylediklerimi yinelemem gerekecek. Sadece bu nedenle yorum yapmadığımın bilinmesini isterim.
Büyük kalem, büyük usta Yaşar kemal... Edebiyat dünyamızın güneşi...Çağımız yazım dünyasının yıldızlarından birisi aynı zamanda. Övüncümüz...
Bu kitap ile ilgili iki husustan bahsedeceğim.
1.cisi : Daha önce de değinmiştim. Yazar sıkça İda, ya da Kazdağı'ndan bahsediyor "Bin pınarlı" - "Bin bir çiçekli" olarak betimliyor bu dağı. Aynı zamanda diyor ki, aynı yerden hem tatlı su hem acı su çıkarmış. Bu hem tatlı hem acı değil, aynı gözeden sayılacak kadar yakın gözelerden hem soğuk hem sıcak su çıkar. Maalesef zamanında yol geçirmek için yapılan çalışmalarda bu gözler birbirine karışmış. Her ne kadar düzeltmek için çalışılmış olsa da eskisi gibi değil .İşte bu nokta Ayazma dır. Paris' Afrodit i güzel seçtiği yer.
Bu yer Çanakkale ili Bayramiç sırlarında kalır. Mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.
Benim anlatmak istediğim bunlar değil. O yörede güzel bir söz var burada onu dile getirmek istedim.
Bayramiç de görev yaparken, hafta pazarı alış verişinde pazara çıktım. Hem ev ihtiyaçlarını temin ediyorum hem de esnafla, pazarcılarla ama bilhassa köylü hanımlarla sohbet ediyorum. Bu hanımlardan bir o kadar düzgün kesilmiş, destelenmiş çıralar satıyordu. Bir desteyi elime aldım baktım, kokladım, nefis reçine kokuyordu (Y. Kemalin ifadesiyle sakız kokusu) Köylü teyze benim bunun ne olduğunu anlamadığım sandı. Takım elbiseli ve kravatlıyız ya Bana dedi ki, "Sen bilmez misin, Kaz dağlarının kazlar, Bayramiç'in kızları yakar adamı çıra gibi işte bu o çıra oğlancığım." Bu anıyı hiç unutmam. Yaşar Kemalde bu dağın güzelliğini insanının güzelliğini hep dile getirmiş bu seride...
2.cisi: Haddim olmayarak, ifade etmek isterim, cahil cesaretimin de mazur görülmesini dileyerek ifade etmeliyim ki.... Bin sayfanın üzerin de dört kitap halinde bir serinin finali son elli sayfada yıldırım hızıyla, neredeyse her bir paragrafta başka bir konuya atlayarak, anlaşılmasını zorlaştırarak, çabuk çabuk bitirilmesini yadırgadım. Adeta sihirli bir değnek değdi de konuyu mutlu sona doğru birbirine bağlayarak bitiriverdi. Acaba rahatsız mıydı da, acaba, sıkılmış mıydı da, acaba başka bir sebepten mi. Hep acaba acabalar ile kitabı bitirdim. Hatta Acaba bunun sonunu kendisi yazmadı mı diye de düşündüm. Bilmem yanılıyor muyum. Bu hususta aynı görüşte olan ve bu konu hakkında bilgi sahibi varsa onlardan bunu öğrenmek isterim.
Lakin Seri bir bütünler içinde muhteşem...
272 syf.
·1 günde
Veee son kitap...
Kitap, savaş mağduru bu insanların ortak bir yaşam kurma çabalarını anlatıyor. Ancak bu umutsuzluğun romanı değil. Umut her zaman vardır.
Bir sitede şöyle yazıyordu;
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'yı, Bir Ada Hikayesi Dörtlemesi’nin tümünü katiyen okumamak gerekli, evet. Yoksa Yaşar Kemal içinize sonsuz bir doğa- insan sevgisi koyup; tarihe, uluslara, devletlere, savaşlara, göçlere, kırımlara dair toplumsal ve politik bir durugörü sahibi yapabilir sizi maazallah…

Yaşar Kemal Milliyet gazetesine verdiği röportajda dörtlemenin oluşumunu şöyle anlatıyor:
“Bizim köyümüzde okul yoktu. İlkokulu okumak için Kadirli’de bir akrabamızın evine gittim. Bir süre orada kaldım. Ama o evde kalmak istemediğim için okula kendi köyümden yürüyerek gidip gelmeye başladım. Yürürken hep bir köyden geçiyordum. Bu köyle ilgili bazı şeyler duymuştum. Bu bölgeye yabancı insanlar gelmiş, yerleşmişler. Sıtmadan ölmüşler, etraftan çeşitli kötülükler görmüşler. İlkokulun sonuna kadar o köyden hep geçtim. Hep hikayelerini duydum, dinledim. Biraz büyüdüm, ilkokulu bitirdim. Köyün önünden tekrar geçtim. Büyük bir baca gördüm. O bacayı Ceyhan Irmağı’ndan topladıkları taşlarla yapmışlar. Kalın yüksek bir baca… Ortaokula geldiğim zaman Hemite köyünde babamın akrabalarından annemin de arkadaşı bir kadın bana o köyde ne olduğunu anlattı. Birlikte ormanın içine gezmeye gittik. Kadın, ‘Bak oğlum. Burada göçebeler, mübadiller vardı. Bunlar Yunanistan’dan gelen Türklerdi. Böyle üç köy vardı Anavarza’nın yanında. Çok güzel köyler.’ Bu köyü, hikayesini öğrendim. O köye yerleştiklerinde çok güzel evler yapmışlar, köyü güzelleştirmişler. Etraftaki köylüler bu insanlara zulüm yapmışlar. Bu insanlar ”Bir gün gideceğiz” deyip gitmişler. 15-16 yaşıma geldiğimde bu insanların nereye gittiklerini bulmaya çalıştım. Bulamadım. Bulamadığıma çok üzüldüm. Abidin Dino’ya bu Çukurova’daki köyün, mübadillerin hikayesini anlattım. ‘Ne duruyorsun, en güzel konu bu. Bunu şimdiye kadar hiç kimse doğru dürüst yazmadı. Doğru dürüst diyorum ama belki de kimse yazmadı’’dedi…
…Ben ”Bir Ada Hikâyesi” romanlarımda mübadeleyi yazdım. Benim için mübadele sadece bu romanlarda anlattığım mübadele demek değil. Benim ailem de mübadele yaşamış. Ruslar Van’a geldiği zaman bizimkiler sürgün olmuşlar. Bütün Anadolu’da gezmişler, Çukurova’da bu köye yerleşmişler. Bu mübadele hikayesini bu hırsla yazdım. Bu dörtlü belki de roman gibi roman değildir, acılarımı, üzüntülerimi, öfkemi, sevinçlerimi, sevgimi döktüğüm belki başka bir anlatım çeşididir.”
Tavsiye üzerine okudum ve çok beğendim. Tavsiye ediyorum, keyifli okumalar...
272 syf.
·Puan vermedi
Bir Ada Hikayesi, Anadolu’nun yaşadığı çalkantıdan etkilenerek oradan oraya savrulan, memleketlerinden kopan bireylerin imgesel bir Karınca Adası’nda bir araya gelerek yapıcı ya da uyumlu bir topluluk oluşturma çabalarının öyküsüdür. Adadaki her birey, geçmişinin yüküyle ama bu geçmişin ona kazandırdığı ayırt edici kimlikle diğerleriyle ilişkiye girer ve topluluğun oluşumuna katkıda bulunur.
Serinin ilk romanı 'Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana' bireyin kendi yalnızlığı içerisinde geçmişin yüküyle mücadelesi ve bu mücadelenin ortasında diyaloğu içeren dayanışmanın farkına varmasının öyküsüdür.
İkinci roman 'Karıncanın Su İçtiği' diyaloğun toplumsallığa dönüşmesini, tek tek bireysel öyküler ve acıların aslında herkese ait olduğunu vurgular ve bu bireysel öyküler ve deneyimlerden kaynaklanan deneyimin nasıl olumlu yönde kullanılabileceğine işaret eder.
Üçüncü roman 'Tanyeri Horozları' ise, artık bu olumlu toplumsallığın olumsuz toplumsallık karşısında nasıl konumlanacağının ve sadece diğer toplumsallıklardan değil, doğanın kendisinden de kaynaklanan sınavlara nasıl dayanacağının anlatımı olacaktır.
Dörtlünün son romanı olan 'Çıplak Ada Çıplak Deniz' ilk üç ciltte ortaya çıkan düğümleri çözmeyi, bir kapanışa ulaşmayı dener. Her şeyin mor menekşelerin açmasıyla başlayacağını, ilkbahar ve çiçeklerle çözüme kavuşacağı son ciltte vurgulanır
Bu dörtleme ölümden bıkmış bir nesli anlatıyor. Ölüm içine doğmuş yeni nesil, artık öldürmek istemiyor. Ölümü ve savaşı geride bırakmak istiyorlar.
272 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Serinin dördüncü ve son kitabını da bitirdim. Yaşar Kemal her zamanki gibi büyük toplumsal sorunları-savaş,zorunlu göç,sürgün,soykırım-ustalıkla işlemiş. Anadolu kültürünü,folklorunu da aralara ustaca serpistirmiş. Kültürüne bu kadar aşık bir yazara rastlamak bugün gerçekten çok zor.

İnsanın içinde hep Karınca Adasına gitme isteği uyanıyor. Dünyada bir cennet varsa orası karınca adası olmalı diye düşünüyorum. İnsanların birbirine yardım ettiği,kimsenin birbirine karşı kin beslemediği,paylaşmanın en büyük değer olduğu ütopik bir Yaşar Kemal dünyası.
272 syf.
·292 günde·Beğendi·8/10
İnsanın okuyup da içinde kaybolduğu , karakterlerinden ayrılamadığı , konusundan ve kurgusundan çevre betimlemelerinden kopamadığı 4 kitaplık bir serinin son kitabı. Büyük ustanın İnce Mehmet den sonraki en beğendiğim kitap serisi . Son kitap diğer üç kitabın gölgesinde kalsa da , hem son kitap olması hem de büyük ustaya saygıdan alınıp okunası tavsiye ediyorum.
272 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Bir ada hikayesi serisinin son kitabı.
Yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada
yeni bir yaşam kurma mücadelesinin romanı. bu son roman çok uzun bir aradan sonra yazıldığından seriyi zoraki tamamlamak üzere yazıldığı izlenimini veriyor.


Çıplak Deniz Çıplak Ada Yaşar Kemal
272 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Bir Ada Hikayesi serisinin son kitabı Çıplak Deniz Çıplak Ada. Aynı zamanda; Yaşar Kemal’in yaşamının son demlerinde yazdığı, hastalıklarla da uğraştığı bir döneme denk gelen romanı.
İlk üç romanını çok beğenerek, hiç sıkılmadan okudum. Son kitap için aynı duyguları hissedemedim maalesef. Yaklaşık 150 sayfası Ada hayatından çok Musa Kazım Ağaefendiyle ilgiliydi. Son sayfalarında ise olaylar çözüldü ama bu hızlı bir şekilde oldu. Bu yüzden okurken biraz sıkıldım ve hayal kırıklığı yaşadım. Buna rağmen Bir Ada Hikayesi serisi, ilk üç kitabın büyüsü, Karınca Adası, adanın içinde yaşayanlar çok güzeldi. İyi ki bu seriyi okudum.
272 syf.
·Puan vermedi
Veee son kitap...
Kitap, savaş mağduru bu insanların ortak bir yaşam kurma çabalarını anlatıyor. Ancak bu umutsuzluğun romanı değil. Umut her zaman vardır.
Bir sitede şöyle yazıyordu;
"Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'yı, Bir Ada Hikayesi Dörtlemesi’nin tümünü katiyen okumamak gerekli, evet. Yoksa Yaşar Kemal içinize sonsuz bir doğa- insan sevgisi koyup; tarihe, uluslara, devletlere, savaşlara, göçlere, kırımlara dair toplumsal ve politik bir durugörü sahibi yapabilir sizi maazallah…"

Yaşar Kemal Milliyet gazetesine verdiği röportajda dörtlemenin oluşumunu şöyle anlatıyor:
“Bizim köyümüzde okul yoktu. İlkokulu okumak için Kadirli’de bir akrabamızın evine gittim. Bir süre orada kaldım. Ama o evde kalmak istemediğim için okula kendi köyümden yürüyerek gidip gelmeye başladım. Yürürken hep bir köyden geçiyordum. Bu köyle ilgili bazı şeyler duymuştum. Bu bölgeye yabancı insanlar gelmiş, yerleşmişler. Sıtmadan ölmüşler, etraftan çeşitli kötülükler görmüşler. İlkokulun sonuna kadar o köyden hep geçtim. Hep hikayelerini duydum, dinledim. Biraz büyüdüm, ilkokulu bitirdim. Köyün önünden tekrar geçtim. Büyük bir baca gördüm. O bacayı Ceyhan Irmağı’ndan topladıkları taşlarla yapmışlar. Kalın yüksek bir baca… Ortaokula geldiğim zaman Hemite köyünde babamın akrabalarından annemin de arkadaşı bir kadın bana o köyde ne olduğunu anlattı. Birlikte ormanın içine gezmeye gittik. Kadın, ‘Bak oğlum. Burada göçebeler, mübadiller vardı. Bunlar Yunanistan’dan gelen Türklerdi. Böyle üç köy vardı Anavarza’nın yanında. Çok güzel köyler.’ Bu köyü, hikayesini öğrendim. O köye yerleştiklerinde çok güzel evler yapmışlar, köyü güzelleştirmişler. Etraftaki köylüler bu insanlara zulüm yapmışlar. Bu insanlar ”Bir gün gideceğiz” deyip gitmişler. 15-16 yaşıma geldiğimde bu insanların nereye gittiklerini bulmaya çalıştım. Bulamadım. Bulamadığıma çok üzüldüm. Abidin Dino’ya bu Çukurova’daki köyün, mübadillerin hikayesini anlattım. ‘Ne duruyorsun, en güzel konu bu. Bunu şimdiye kadar hiç kimse doğru dürüst yazmadı. Doğru dürüst diyorum ama belki de kimse yazmadı’’dedi…
…Ben ”Bir Ada Hikâyesi” romanlarımda mübadeleyi yazdım. Benim için mübadele sadece bu romanlarda anlattığım mübadele demek değil. Benim ailem de mübadele yaşamış. Ruslar Van’a geldiği zaman bizimkiler sürgün olmuşlar. Bütün Anadolu’da gezmişler, Çukurova’da bu köye yerleşmişler. Bu mübadele hikayesini bu hırsla yazdım. Bu dörtlü belki de roman gibi roman değildir, acılarımı, üzüntülerimi, öfkemi, sevinçlerimi, sevgimi döktüğüm belki başka bir anlatım çeşididir.”
Tavsiye üzerine okudum ve çok beğendim. Tavsiye ediyorum, keyifli okumalar...
272 syf.
·Puan vermedi
Yaşar Kemal'in adasındaki sükunet, sakinlik okuyanın ruhuna o kadar güzel işliyor ki, Yaşar Kemal sevgiyi,birliği, sakinliği,doğa farkındalığını içine sindire sindire 4 kitapta ancak aktarıyor bizlere. İnsanda Kitabın içine girip adada yaşama arzusu uyandıran, suyunu içip havasını koklayıp o güzel ada insanlarıyla dostluk kurma isteğini kabartan bir Yaşar Kemal klasiği.. Savaştan yara almış, mübadelenin vurgununu yemiş; ama varoluşun, iyi niyetin, sevginin, paylaşmanın zenginliğini fark etmiş güzel insanların hikayesi..
"İnsana ne olursa olsun, başına na gelirse gelsin, umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir."
Yaşar Kemal
Sayfa 53 - YKY 4. Baskı - 2015
Kazdağını görmeyen cenneti görmemiş demektir. Kazdağı bin pınarlı olduğu gibi, binbir çiçeğin de dağıdır.
...
Biz çok eskilerden bu yana Kazdağını görmeyen, orada az da olsa yaşamayan, bu dünyaya geldim demesin deriz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 4
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823596
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı! 

Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle, yarattığı kişilerle, yarattığı doğayla Yaşar Kemal'in romancılığında önemli bir yeniliği işaret eder. Yaşar Kemal, mitos yaratıcısıdır... Ağıtların diliyle, kendi özgün dilini (hiçbir yazara benzemez ve asla taklit edilemez) harmanlamış, çeviride bile yitmeyen anlatısını kurmuştur. Bu dörtlüyse, tarihle destanların kaynaşmasıdır. Yaşar Kemal tarihi roman yazmaz bu dörtlüde, bir tarih var eder. 

"Çıplak Deniz Çıplak Ada", Yaşar Kemal'in yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsü Bir Ada Hikâyesi'nin dördüncü ve son kitabı. 
Dörtlünün bu son romanında, geçmişin yaraları kapanmaya yüz tutmuş ama izleri kalmıştır... Ağaefendi'yle Melek Hatun, Poyraz'la Zehra, Ali Hüseyin'le Nesibe muradına erecektir; Lena Ana'nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri dönmüştür ama balıkçıların reisi Hıristo'nun başına beklenmedik bir olay gelir. 

Kitabı okuyanlar 873 okur

  • Demet döner
  • Hasan Tombak
  • Ece Erdil
  • Doğan Aydan
  • Duygu Deniz Karabal
  • Veli Erdem
  • R
  • Zehra Çelik
  • Arzu soydan
  • hakan baysan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%29.3
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%5.2
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.6
Erkek
%52.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.6 (120)
9
%16.6 (41)
8
%17.4 (43)
7
%7.3 (18)
6
%4.9 (12)
5
%4 (10)
4
%0.8 (2)
3
%0
2
%0
1
%0.4 (1)