Çıplak Deniz Çıplak Ada (Bir Ada Hikayesi 4)Yaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.907
Gösterim
Adı:
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 4
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823596
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı!

Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle, yarattığı kişilerle, yarattığı doğayla Yaşar Kemal'in romancılığında önemli bir yeniliği işaret eder. Yaşar Kemal, mitos yaratıcısıdır... Ağıtların diliyle, kendi özgün dilini (hiçbir yazara benzemez ve asla taklit edilemez) harmanlamış, çeviride bile yitmeyen anlatısını kurmuştur. Bu dörtlüyse, tarihle destanların kaynaşmasıdır. Yaşar Kemal tarihi roman yazmaz bu dörtlüde, bir tarih var eder.

"Çıplak Deniz Çıplak Ada", Yaşar Kemal'in yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsü Bir Ada Hikâyesi'nin dördüncü ve son kitabı.
Dörtlünün bu son romanında, geçmişin yaraları kapanmaya yüz tutmuş ama izleri kalmıştır... Ağaefendi'yle Melek Hatun, Poyraz'la Zehra, Ali Hüseyin'le Nesibe muradına erecektir; Lena Ana'nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri dönmüştür ama balıkçıların reisi Hıristo'nun başına beklenmedik bir olay gelir.
(Tanıtım Bülteninden)

Yaşar Kemal, son kitabı 'Çıplak Deniz Çıplak Ada' yı anlatıyor...
O bir Yaşar Kemal o bir romancı o bir üstad. O karakter yaratır. (mecazi anlamda kullandım. Yine dini gerekçelerden dem vurup şikayet etmeyesiniz valla fena olur.) O bu sefer karakter yaratmıyor. Bir dünya yaratıyor. Küçük bir ada. Kendi içimizden kendi insanlarımızın yaşadığı bir ada. Ve bu adayı yaratmak oluşturmak 14 yılını alıyor. Ee kaliteli eserler kolay yazılmıyor.

Anadolu’nun 1915’ten 1925’e kadar geçen on yıl içerisinde, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan nasıl etkilendiğini ve bu acı savaşın yaşattıklarıyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını anlatmaktadır.

Kahramanlarımız yokluk acı ve sefalet içinde yeni bir hayata alışmaya başlamıştır. Ve gerçek hayatta yaşamamış olan bu kahramanlarla Poyraz Musayla, Lena Anayla, Adalı Vasiliyle, kedisi Abbas, Melek Hatun ve Kadri Kaptan’la bir bütün olur onlarla güler onlarla ağlar, genç kızlarla kilim dokuyup erkeklerle kahvede sohbet edersiniz. Doğa daha bir canlıdır gözünüzde, pınarın şırıltısı kulağınızda çınlayıp, limon çiçeklerinin kokusu burnunuzu yakar.

İşte Yaşar Kemal bu derece gerçekçi yazar, bu derece zihninizde yaşatır olayları ve bu derece kelimelerle resim çizer.

Kitabı bana hediye eden Mehmet Zana Başkan a ithafen
Dört kitaplık serini sonuncusu da bitti.
Yorum yapmayacağım. Üç kitap hakkında söylediklerimi yinelemem gerekecek. Sadece bu nedenle yorum yapmadığımın bilinmesini isterim.
Büyük kalem, büyük usta Yaşar kemal... Edebiyat dünyamızın güneşi...Çağımız yazım dünyasının yıldızlarından birisi aynı zamanda. Övüncümüz...
Bu kitap ile ilgili iki husustan bahsedeceğim.
1.cisi : Daha önce de değinmiştim. Yazar sıkça İda, ya da Kazdağı'ndan bahsediyor "Bin pınarlı" - "Bin bir çiçekli" olarak betimliyor bu dağı. Aynı zamanda diyor ki, aynı yerden hem tatlı su hem acı su çıkarmış. Bu hem tatlı hem acı değil, aynı gözeden sayılacak kadar yakın gözelerden hem soğuk hem sıcak su çıkar. Maalesef zamanında yol geçirmek için yapılan çalışmalarda bu gözler birbirine karışmış. Her ne kadar düzeltmek için çalışılmış olsa da eskisi gibi değil .İşte bu nokta Ayazma dır. Paris' Afrodit i güzel seçtiği yer.
Bu yer Çanakkale ili Bayramiç sırlarında kalır. Mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.
Benim anlatmak istediğim bunlar değil. O yörede güzel bir söz var burada onu dile getirmek istedim.
Bayramiç de görev yaparken, hafta pazarı alış verişinde pazara çıktım. Hem ev ihtiyaçlarını temin ediyorum hem de esnafla, pazarcılarla ama bilhassa köylü hanımlarla sohbet ediyorum. Bu hanımlardan bir o kadar düzgün kesilmiş, destelenmiş çıralar satıyordu. Bir desteyi elime aldım baktım, kokladım, nefis reçine kokuyordu (Y. Kemalin ifadesiyle sakız kokusu) Köylü teyze benim bunun ne olduğunu anlamadığım sandı. Takım elbiseli ve kravatlıyız ya Bana dedi ki, "Sen bilmez misin, Kaz dağlarının kazlar, Bayramiç'in kızları yakar adamı çıra gibi işte bu o çıra oğlancığım." Bu anıyı hiç unutmam. Yaşar Kemalde bu dağın güzelliğini insanının güzelliğini hep dile getirmiş bu seride...
2.cisi: Haddim olmayarak, ifade etmek isterim, cahil cesaretimin de mazur görülmesini dileyerek ifade etmeliyim ki.... Bin sayfanın üzerin de dört kitap halinde bir serinin finali son elli sayfada yıldırım hızıyla, neredeyse her bir paragrafta başka bir konuya atlayarak, anlaşılmasını zorlaştırarak, çabuk çabuk bitirilmesini yadırgadım. Adeta sihirli bir değnek değdi de konuyu mutlu sona doğru birbirine bağlayarak bitiriverdi. Acaba rahatsız mıydı da, acaba, sıkılmış mıydı da, acaba başka bir sebepten mi. Hep acaba acabalar ile kitabı bitirdim. Hatta Acaba bunun sonunu kendisi yazmadı mı diye de düşündüm. Bilmem yanılıyor muyum. Bu hususta aynı görüşte olan ve bu konu hakkında bilgi sahibi varsa onlardan bunu öğrenmek isterim.
Lakin Seri bir bütünler içinde muhteşem...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.023 Oy)17.394 beğeni39.283 okunma2.082 alıntı164.374 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.025 Oy)7.283 beğeni19.730 okunma3.115 alıntı115.742 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.568 Oy)4.919 beğeni15.654 okunma810 alıntı54.048 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.802 Oy)8.092 beğeni25.863 okunma619 alıntı125.901 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.224 Oy)5.337 beğeni18.038 okunma687 alıntı91.762 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.186 Oy)8.099 beğeni23.841 okunma1.863 alıntı101.712 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.414 Oy)8.364 beğeni22.685 okunma1.425 alıntı104.847 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.079 Oy)4.795 beğeni15.953 okunma2.737 alıntı102.155 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.782 Oy)7.314 beğeni20.454 okunma671 alıntı78.976 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.963 Oy)12.409 beğeni31.584 okunma2.737 alıntı131.818 gösterim
Veee son kitap...
Kitap, savaş mağduru bu insanların ortak bir yaşam kurma çabalarını anlatıyor. Ancak bu umutsuzluğun romanı değil. Umut her zaman vardır.
Bir sitede şöyle yazıyordu;
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'yı, Bir Ada Hikayesi Dörtlemesi’nin tümünü katiyen okumamak gerekli, evet. Yoksa Yaşar Kemal içinize sonsuz bir doğa- insan sevgisi koyup; tarihe, uluslara, devletlere, savaşlara, göçlere, kırımlara dair toplumsal ve politik bir durugörü sahibi yapabilir sizi maazallah…

Yaşar Kemal Milliyet gazetesine verdiği röportajda dörtlemenin oluşumunu şöyle anlatıyor:
“Bizim köyümüzde okul yoktu. İlkokulu okumak için Kadirli’de bir akrabamızın evine gittim. Bir süre orada kaldım. Ama o evde kalmak istemediğim için okula kendi köyümden yürüyerek gidip gelmeye başladım. Yürürken hep bir köyden geçiyordum. Bu köyle ilgili bazı şeyler duymuştum. Bu bölgeye yabancı insanlar gelmiş, yerleşmişler. Sıtmadan ölmüşler, etraftan çeşitli kötülükler görmüşler. İlkokulun sonuna kadar o köyden hep geçtim. Hep hikayelerini duydum, dinledim. Biraz büyüdüm, ilkokulu bitirdim. Köyün önünden tekrar geçtim. Büyük bir baca gördüm. O bacayı Ceyhan Irmağı’ndan topladıkları taşlarla yapmışlar. Kalın yüksek bir baca… Ortaokula geldiğim zaman Hemite köyünde babamın akrabalarından annemin de arkadaşı bir kadın bana o köyde ne olduğunu anlattı. Birlikte ormanın içine gezmeye gittik. Kadın, ‘Bak oğlum. Burada göçebeler, mübadiller vardı. Bunlar Yunanistan’dan gelen Türklerdi. Böyle üç köy vardı Anavarza’nın yanında. Çok güzel köyler.’ Bu köyü, hikayesini öğrendim. O köye yerleştiklerinde çok güzel evler yapmışlar, köyü güzelleştirmişler. Etraftaki köylüler bu insanlara zulüm yapmışlar. Bu insanlar ”Bir gün gideceğiz” deyip gitmişler. 15-16 yaşıma geldiğimde bu insanların nereye gittiklerini bulmaya çalıştım. Bulamadım. Bulamadığıma çok üzüldüm. Abidin Dino’ya bu Çukurova’daki köyün, mübadillerin hikayesini anlattım. ‘Ne duruyorsun, en güzel konu bu. Bunu şimdiye kadar hiç kimse doğru dürüst yazmadı. Doğru dürüst diyorum ama belki de kimse yazmadı’’dedi…
…Ben ”Bir Ada Hikâyesi” romanlarımda mübadeleyi yazdım. Benim için mübadele sadece bu romanlarda anlattığım mübadele demek değil. Benim ailem de mübadele yaşamış. Ruslar Van’a geldiği zaman bizimkiler sürgün olmuşlar. Bütün Anadolu’da gezmişler, Çukurova’da bu köye yerleşmişler. Bu mübadele hikayesini bu hırsla yazdım. Bu dörtlü belki de roman gibi roman değildir, acılarımı, üzüntülerimi, öfkemi, sevinçlerimi, sevgimi döktüğüm belki başka bir anlatım çeşididir.”
Tavsiye üzerine okudum ve çok beğendim. Tavsiye ediyorum, keyifli okumalar...
Yaşar Kemal'in adasındaki sükunet, sakinlik okuyanın ruhuna o kadar güzel işliyor ki, Yaşar Kemal sevgiyi,birliği, sakinliği,doğa farkındalığını içine sindire sindire 4 kitapta ancak aktarıyor bizlere. İnsanda Kitabın içine girip adada yaşama arzusu uyandıran, suyunu içip havasını koklayıp o güzel ada insanlarıyla dostluk kurma isteğini kabartan bir Yaşar Kemal klasiği.. Savaştan yara almış, mübadelenin vurgununu yemiş; ama varoluşun, iyi niyetin, sevginin, paylaşmanın zenginliğini fark etmiş güzel insanların hikayesi..
Bir Ada Hikâyesi serisinin son eseri olan Çıplak Deniz Çıplak Ada da biter ve seri kitaplıktaki yerini alır. :)

Eserde kahramanlarımızın ilk kitaptan itibaren ada içerisinde yavaş yavaş oturtmaya başladıkları yaşam düzenlerinin anlatımı devam eder. Son eserde çok fazla bir olay olmamakla birlikte ada içerisinde belli yapıların onarılması, dükkânların açılması, ikili ilişkilerin daha açık bir hâl alması gibi unsurlar söz konusudur.

Genel olarak söylemek gerekirse bu eserin diğer üç esere kıyasla çok hafif kaldığını belirtmek isterim. Neden derseniz, serinin başından itibaren cevap bekleyen pek çok soru, çözülmeyi bekleyen pek çok düğüm yer almakta. Eserin sonuna doğru sanki sihirli bir değnek değmişçesine her soru bir cevap buluyor. Yalnız bu durum o kadar hızlı bir şekilde gelişiyor ki mantık çerçevesine oturmakta ve hazmetmekte epey zorlandım. Son 20, 25 sayfanın sanki karışık bir metin halinde yazılmışçasına bir izlenim vermesinin sebebi de bu sanırım. Çünkü yazar bir anda bütün her şeyi sonlandırmak istercesine konudan konuya atlamış. Bu kısımları okurken zihnim bulandı.

Yaşar Kemal seriyi tamamlamak istemiş fakat çok aceleye gelmiş satırlar. Üzülerek söylüyorum ama bana kalsa serinin son kitabı keşke yazılmamış olsaydı derdim. En azından okuyucu yarım kalan konuları hayal gücüyle tamamlayabilirdi ve son kitapta yaşadığı hayal kırıklığıyla karşılaşmazdı. Benim için kimi zaman sıkıldığım, kimi zaman zevk aldığım uzun bir yolculuktu bu seriyi okumak. Son eserin daha acemi olması ilk üç esere gölge düşürmüyor benim nazarımda. Sadece var olan beklentimin boşa çıkmasına üzüldüm. Sağlık olsun, Yaşar Kemal de var olsun diyelim.

"Allah insanoğlunu savaşta da, barışta da susuzlukla, açlıkla, zulümle, savaşla terbiye etmesin."
Bu kitap serisinin dördüncü ve son kitabı. Ilk üç kitabı okumamış olmama rağmen damakta hoş bir tat bırakan, insan ilişkilerine dair güzel nüanslar içeren bir eser. Aynı zamanda karakterlerin hikaye içerisindeki yolculuğu bakımından Anadolunun sade ve içten insanını ve bugün ona duyulan özlemi pekiştiriyor. Kahramanlar, sevdalar, sahip çıkmalar, dost olmalar.. Bugün gerçekliğinden yana özlediğimiz ne varsa sıcaklığını hissetmek mümkün. Ve sanırım muhtemel.
Evet alelacele kapanış yapılmış, evet birçok konu havada kalmış, evet birden fazla cümlede düşüklük vardı. Ne olursa olsun, ben mutlu sonları seviyorum arkadaş. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi sarıp sarmalamıyor hikaye ama karakterlerin muratlarına erip ermediğini öğreniyoruz en azından. Ya kitabı bitiremeden ölseydi rahmetli Yaşar Kemal? Bir de bu açıdan bakmak lazım. =) Tüm seriyi tavsiye ederim. =)
Kitabı okumuyorsun bildiğin kitabın içinde yaşıyorsun. Bir ada ve bu ada yazgısı farklı farklı olan insanlarla dolu. Kimi vatanından sürgün, kimi asker kaçağı, kimi aşka sürgün... Olaylar bir adada ve başlarından türlü türlü olaylar geçmiş insanların hayatlarının bir karede ustaca buluşmasına şahit oluyorsunuz. Konusu I.Dünya Savaşı yıllarında yaşanan hayatlardan birkaçı bir fotoğraf karesi şeklinde anlatılmasıdır.
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk eseri. Her okurun böyle güzel kıymetli bir yazarın en az bir kitabını okuması gerektiğini düşünüyorum. Konusu Lozan antlaşması sonrasında Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi sırasında bir adaya yerleşen halkın adadaki yaşamı. Yaşar Kemal o kadar güzel bir ada tasvir ediyor, umudu, sevgiyi o kadar güzel anlatıyor ki hem yazarın diline hayran kalıyor hem de o adada o insanların arasında yaşamak istiyorsunuz. İlk 3 kitap gayet güzel akıcı bir şekilde bitti. Ancak 4. kitap açıkçası sonlara doğru sıkıcı olmaya başladı. Yazar sanki bitse de gitsek modundaydı. Ancak bu kusur kesinlikle serinin okunmasına engel değil.
Savaşlardan sonra, insanların bir adada hayatlarına devam ederek birlik olmalarını anlatıyor. Tarih kitabı olmamasına rağmen sanki yazar kendisi bir tarih yazıyor. Betimleme ve akıcılık da üst noktaya ulaşıyor. Kahramanlardan biriyle özdeşleşerek romanın içinde yaşıyorsunuz. Umut hep var, hiç eksilmiyor .
Yaşar Kemal'in dünya görüşünü yansıtan son serinin son kitabı.. Yaşar Kemal mutlaka okunmalı. Ada metaforunu o da kullanmak istemiş ve işlemiş.
kitabın dörtte üçünde olay çok yavaş akıyorken son kısımda her bir anda çözülüveriyor. bu hız kafa karıştırıcı olabilmekte. ayrıca kitap, bir önceki kitap olan "tanyeri horozları" gibi musa kazım ağaefendi üzerinde gereğinden fazla durmuş ve bu can sıkıcı bir durum oluşturmuş. her şeye rağmen yaşar kemal'in kaleminin tadı bir başka.
"İnsana ne olursa olsun, başına na gelirse gelsin, umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir."
Yaşar Kemal
Sayfa 53 - YKY 4. Baskı - 2015
"İnsanın yüreğini gelmişini geçmişini okuyor. Hele gözleri..."
Yaşar Kemal
Sayfa 7 - Yapı Kredi Yayınları -2. Baskı
"Allah insanoğlunu savaşta da, barışta da susuzlukla, açlıkla, zulümle, savaşla terbiye etmesin."
Yaşar Kemal
Sayfa 90 - Yapı Kredi Yayınları (5.baskı)
"Ağaçla konuşulur mu Melek Hatun?
Konuşulur kızım, konuşulur. Bu gurbet elde tek başına kalınca. O, kuşlarla, çiçeklerle, boncuklu arılarla konuşur."
Yaşar Kemal
Sayfa 130 - Yapı Kredi Yayınları (5.baskı)
"Ben ayla konuşan kızlar kadınlar gördüm. Sıkışmış insanlar her şeyle konuşurlar. Yeter ki insan çaresiz kalmasın. Yağan yağmurla düşen karla, esen yelle konuşur."
Yaşar Kemal
Sayfa 143 - Yapı Kredi Yayınları (5.baskı)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 4
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823596
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı!

Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle, yarattığı kişilerle, yarattığı doğayla Yaşar Kemal'in romancılığında önemli bir yeniliği işaret eder. Yaşar Kemal, mitos yaratıcısıdır... Ağıtların diliyle, kendi özgün dilini (hiçbir yazara benzemez ve asla taklit edilemez) harmanlamış, çeviride bile yitmeyen anlatısını kurmuştur. Bu dörtlüyse, tarihle destanların kaynaşmasıdır. Yaşar Kemal tarihi roman yazmaz bu dörtlüde, bir tarih var eder.

"Çıplak Deniz Çıplak Ada", Yaşar Kemal'in yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsü Bir Ada Hikâyesi'nin dördüncü ve son kitabı.
Dörtlünün bu son romanında, geçmişin yaraları kapanmaya yüz tutmuş ama izleri kalmıştır... Ağaefendi'yle Melek Hatun, Poyraz'la Zehra, Ali Hüseyin'le Nesibe muradına erecektir; Lena Ana'nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri dönmüştür ama balıkçıların reisi Hıristo'nun başına beklenmedik bir olay gelir.
(Tanıtım Bülteninden)

Yaşar Kemal, son kitabı 'Çıplak Deniz Çıplak Ada' yı anlatıyor...

Kitabı okuyanlar 261 okur

  • Esin Küçükbaş
  • Ezren Yeliz Başaran
  • Ahmet kayan
  • Seyhbani
  • Evrim Boyraz
  • Fifot
  • Sannyasin
  • Derya Alıç
  • Jack Sparrow
  • Kako

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%29.3
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%5.2
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.6
Erkek
%52.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.3 (42)
9
%14.9 (13)
8
%13.8 (12)
7
%9.2 (8)
6
%8 (7)
5
%4.6 (4)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0