Çıplak Deniz Çıplak Ada (Bir Ada Hikayesi 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.036
Gösterim
Adı:
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 4
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823596
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı!

Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle, yarattığı kişilerle, yarattığı doğayla Yaşar Kemal'in romancılığında önemli bir yeniliği işaret eder. Yaşar Kemal, mitos yaratıcısıdır... Ağıtların diliyle, kendi özgün dilini (hiçbir yazara benzemez ve asla taklit edilemez) harmanlamış, çeviride bile yitmeyen anlatısını kurmuştur. Bu dörtlüyse, tarihle destanların kaynaşmasıdır. Yaşar Kemal tarihi roman yazmaz bu dörtlüde, bir tarih var eder.

"Çıplak Deniz Çıplak Ada", Yaşar Kemal'in yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsü Bir Ada Hikâyesi'nin dördüncü ve son kitabı.
Dörtlünün bu son romanında, geçmişin yaraları kapanmaya yüz tutmuş ama izleri kalmıştır... Ağaefendi'yle Melek Hatun, Poyraz'la Zehra, Ali Hüseyin'le Nesibe muradına erecektir; Lena Ana'nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri dönmüştür ama balıkçıların reisi Hıristo'nun başına beklenmedik bir olay gelir.
(Tanıtım Bülteninden)

Yaşar Kemal, son kitabı 'Çıplak Deniz Çıplak Ada' yı anlatıyor...
O bir Yaşar Kemal o bir romancı o bir üstad. O karakter yaratır. (mecazi anlamda kullandım. Yine dini gerekçelerden dem vurup şikayet etmeyesiniz valla fena olur.) O bu sefer karakter yaratmıyor. Bir dünya yaratıyor. Küçük bir ada. Kendi içimizden kendi insanlarımızın yaşadığı bir ada. Ve bu adayı yaratmak oluşturmak 14 yılını alıyor. Ee kaliteli eserler kolay yazılmıyor.

Anadolu’nun 1915’ten 1925’e kadar geçen on yıl içerisinde, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan nasıl etkilendiğini ve bu acı savaşın yaşattıklarıyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını anlatmaktadır.

Kahramanlarımız yokluk acı ve sefalet içinde yeni bir hayata alışmaya başlamıştır. Ve gerçek hayatta yaşamamış olan bu kahramanlarla Poyraz Musayla, Lena Anayla, Adalı Vasiliyle, kedisi Abbas, Melek Hatun ve Kadri Kaptan’la bir bütün olur onlarla güler onlarla ağlar, genç kızlarla kilim dokuyup erkeklerle kahvede sohbet edersiniz. Doğa daha bir canlıdır gözünüzde, pınarın şırıltısı kulağınızda çınlayıp, limon çiçeklerinin kokusu burnunuzu yakar.

İşte Yaşar Kemal bu derece gerçekçi yazar, bu derece zihninizde yaşatır olayları ve bu derece kelimelerle resim çizer.

Kitabı bana hediye eden Mehmet Zana Başkan a ithafen
Bir ada hikayesi serisinin son kitabı olan çıplak deniz çıplak ada diğer üç kitabın tadını vermese de adada yaşananlar açısından merakla okudum. Lena ananın, Melek Hatunun, Musa Kazım’ın, Poyraz Musa’nın hikayeleri güzel bir şekilde sonlandı. Ada son iki kitapta ıssızlıktan kurtuluyor. Adadaki nüfus arttıkça zaman zaman problemler de yaşanıyor. Okul, hastane, küçük dükkanlar derken ada iyice canlanıyor.
Karakterlerin hiçbiri sönük değil. Hepsinin bir hikayesi var mutlaka. Her biri adaya farklı bir güzellik katıyor.
Bir Ada Hikayesi serisinin temelinde mübadeleyle yaşanan sıkıntılar var. Savaşın yaşattığı sıkıntıların yanına bir de mübadele eklenince o dönemde yaşayan insanlar Yaşar Kemal’in de dediği gibi aklını yitirecek hale geliyor. Okurken o acıları hissetmemek elde değil.
Yaşar Kemal öylesine güzel bir ada yaratmış ki… İçinde farklı dillerin, dinlerin, mezheplerin olduğu ve bunların sorun değil de güzellik olarak görüldüğü, tüm dünyayı, tüm insanlığı olması gerektiği gibi resmettiği huzurlu bir ada… Okuyan herkesin orada yaşamak istemesi bunu yeterince açıklıyor bence.
Bitmesini istemediğim bir seriydi. Adaya, insanlara, denize ve Yaşar Kemal’in kullandığı o güzel dile ve üsluba hayran kaldım bir kez daha.
“Savaşı icat eden görmesin cennet”
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.373 Oy)19.145 beğeni43.651 okunma3.025 alıntı184.057 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.014 Oy)5.431 beğeni17.434 okunma1.012 alıntı60.548 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.508 Oy)7.920 beğeni21.493 okunma4.037 alıntı130.239 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.596 Oy)8.877 beğeni28.882 okunma844 alıntı140.434 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.688 Oy)5.793 beğeni19.780 okunma845 alıntı101.851 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.934 Oy)8.896 beğeni26.461 okunma2.695 alıntı115.508 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.495 Oy)8.087 beğeni22.934 okunma846 alıntı90.427 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.329 Oy)9.292 beğeni25.804 okunma1.849 alıntı119.527 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.054 Oy)6.406 beğeni16.921 okunma2.947 alıntı86.530 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.767 Oy)13.486 beğeni34.733 okunma3.476 alıntı146.922 gösterim
Dört kitaplık serini sonuncusu da bitti.
Yorum yapmayacağım. Üç kitap hakkında söylediklerimi yinelemem gerekecek. Sadece bu nedenle yorum yapmadığımın bilinmesini isterim.
Büyük kalem, büyük usta Yaşar kemal... Edebiyat dünyamızın güneşi...Çağımız yazım dünyasının yıldızlarından birisi aynı zamanda. Övüncümüz...
Bu kitap ile ilgili iki husustan bahsedeceğim.
1.cisi : Daha önce de değinmiştim. Yazar sıkça İda, ya da Kazdağı'ndan bahsediyor "Bin pınarlı" - "Bin bir çiçekli" olarak betimliyor bu dağı. Aynı zamanda diyor ki, aynı yerden hem tatlı su hem acı su çıkarmış. Bu hem tatlı hem acı değil, aynı gözeden sayılacak kadar yakın gözelerden hem soğuk hem sıcak su çıkar. Maalesef zamanında yol geçirmek için yapılan çalışmalarda bu gözler birbirine karışmış. Her ne kadar düzeltmek için çalışılmış olsa da eskisi gibi değil .İşte bu nokta Ayazma dır. Paris' Afrodit i güzel seçtiği yer.
Bu yer Çanakkale ili Bayramiç sırlarında kalır. Mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.
Benim anlatmak istediğim bunlar değil. O yörede güzel bir söz var burada onu dile getirmek istedim.
Bayramiç de görev yaparken, hafta pazarı alış verişinde pazara çıktım. Hem ev ihtiyaçlarını temin ediyorum hem de esnafla, pazarcılarla ama bilhassa köylü hanımlarla sohbet ediyorum. Bu hanımlardan bir o kadar düzgün kesilmiş, destelenmiş çıralar satıyordu. Bir desteyi elime aldım baktım, kokladım, nefis reçine kokuyordu (Y. Kemalin ifadesiyle sakız kokusu) Köylü teyze benim bunun ne olduğunu anlamadığım sandı. Takım elbiseli ve kravatlıyız ya Bana dedi ki, "Sen bilmez misin, Kaz dağlarının kazlar, Bayramiç'in kızları yakar adamı çıra gibi işte bu o çıra oğlancığım." Bu anıyı hiç unutmam. Yaşar Kemalde bu dağın güzelliğini insanının güzelliğini hep dile getirmiş bu seride...
2.cisi: Haddim olmayarak, ifade etmek isterim, cahil cesaretimin de mazur görülmesini dileyerek ifade etmeliyim ki.... Bin sayfanın üzerin de dört kitap halinde bir serinin finali son elli sayfada yıldırım hızıyla, neredeyse her bir paragrafta başka bir konuya atlayarak, anlaşılmasını zorlaştırarak, çabuk çabuk bitirilmesini yadırgadım. Adeta sihirli bir değnek değdi de konuyu mutlu sona doğru birbirine bağlayarak bitiriverdi. Acaba rahatsız mıydı da, acaba, sıkılmış mıydı da, acaba başka bir sebepten mi. Hep acaba acabalar ile kitabı bitirdim. Hatta Acaba bunun sonunu kendisi yazmadı mı diye de düşündüm. Bilmem yanılıyor muyum. Bu hususta aynı görüşte olan ve bu konu hakkında bilgi sahibi varsa onlardan bunu öğrenmek isterim.
Lakin Seri bir bütünler içinde muhteşem...
Veee son kitap...
Kitap, savaş mağduru bu insanların ortak bir yaşam kurma çabalarını anlatıyor. Ancak bu umutsuzluğun romanı değil. Umut her zaman vardır.
Bir sitede şöyle yazıyordu;
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'yı, Bir Ada Hikayesi Dörtlemesi’nin tümünü katiyen okumamak gerekli, evet. Yoksa Yaşar Kemal içinize sonsuz bir doğa- insan sevgisi koyup; tarihe, uluslara, devletlere, savaşlara, göçlere, kırımlara dair toplumsal ve politik bir durugörü sahibi yapabilir sizi maazallah…

Yaşar Kemal Milliyet gazetesine verdiği röportajda dörtlemenin oluşumunu şöyle anlatıyor:
“Bizim köyümüzde okul yoktu. İlkokulu okumak için Kadirli’de bir akrabamızın evine gittim. Bir süre orada kaldım. Ama o evde kalmak istemediğim için okula kendi köyümden yürüyerek gidip gelmeye başladım. Yürürken hep bir köyden geçiyordum. Bu köyle ilgili bazı şeyler duymuştum. Bu bölgeye yabancı insanlar gelmiş, yerleşmişler. Sıtmadan ölmüşler, etraftan çeşitli kötülükler görmüşler. İlkokulun sonuna kadar o köyden hep geçtim. Hep hikayelerini duydum, dinledim. Biraz büyüdüm, ilkokulu bitirdim. Köyün önünden tekrar geçtim. Büyük bir baca gördüm. O bacayı Ceyhan Irmağı’ndan topladıkları taşlarla yapmışlar. Kalın yüksek bir baca… Ortaokula geldiğim zaman Hemite köyünde babamın akrabalarından annemin de arkadaşı bir kadın bana o köyde ne olduğunu anlattı. Birlikte ormanın içine gezmeye gittik. Kadın, ‘Bak oğlum. Burada göçebeler, mübadiller vardı. Bunlar Yunanistan’dan gelen Türklerdi. Böyle üç köy vardı Anavarza’nın yanında. Çok güzel köyler.’ Bu köyü, hikayesini öğrendim. O köye yerleştiklerinde çok güzel evler yapmışlar, köyü güzelleştirmişler. Etraftaki köylüler bu insanlara zulüm yapmışlar. Bu insanlar ”Bir gün gideceğiz” deyip gitmişler. 15-16 yaşıma geldiğimde bu insanların nereye gittiklerini bulmaya çalıştım. Bulamadım. Bulamadığıma çok üzüldüm. Abidin Dino’ya bu Çukurova’daki köyün, mübadillerin hikayesini anlattım. ‘Ne duruyorsun, en güzel konu bu. Bunu şimdiye kadar hiç kimse doğru dürüst yazmadı. Doğru dürüst diyorum ama belki de kimse yazmadı’’dedi…
…Ben ”Bir Ada Hikâyesi” romanlarımda mübadeleyi yazdım. Benim için mübadele sadece bu romanlarda anlattığım mübadele demek değil. Benim ailem de mübadele yaşamış. Ruslar Van’a geldiği zaman bizimkiler sürgün olmuşlar. Bütün Anadolu’da gezmişler, Çukurova’da bu köye yerleşmişler. Bu mübadele hikayesini bu hırsla yazdım. Bu dörtlü belki de roman gibi roman değildir, acılarımı, üzüntülerimi, öfkemi, sevinçlerimi, sevgimi döktüğüm belki başka bir anlatım çeşididir.”
Tavsiye üzerine okudum ve çok beğendim. Tavsiye ediyorum, keyifli okumalar...
Yaşar Kemal'in adasındaki sükunet, sakinlik okuyanın ruhuna o kadar güzel işliyor ki, Yaşar Kemal sevgiyi,birliği, sakinliği,doğa farkındalığını içine sindire sindire 4 kitapta ancak aktarıyor bizlere. İnsanda Kitabın içine girip adada yaşama arzusu uyandıran, suyunu içip havasını koklayıp o güzel ada insanlarıyla dostluk kurma isteğini kabartan bir Yaşar Kemal klasiği.. Savaştan yara almış, mübadelenin vurgununu yemiş; ama varoluşun, iyi niyetin, sevginin, paylaşmanın zenginliğini fark etmiş güzel insanların hikayesi..
Bir Ada Hikâyesi serisinin son eseri olan Çıplak Deniz Çıplak Ada da biter ve seri kitaplıktaki yerini alır. :)

Eserde kahramanlarımızın ilk kitaptan itibaren ada içerisinde yavaş yavaş oturtmaya başladıkları yaşam düzenlerinin anlatımı devam eder. Son eserde çok fazla bir olay olmamakla birlikte ada içerisinde belli yapıların onarılması, dükkânların açılması, ikili ilişkilerin daha açık bir hâl alması gibi unsurlar söz konusudur.

Genel olarak söylemek gerekirse bu eserin diğer üç esere kıyasla çok hafif kaldığını belirtmek isterim. Neden derseniz, serinin başından itibaren cevap bekleyen pek çok soru, çözülmeyi bekleyen pek çok düğüm yer almakta. Eserin sonuna doğru sanki sihirli bir değnek değmişçesine her soru bir cevap buluyor. Yalnız bu durum o kadar hızlı bir şekilde gelişiyor ki mantık çerçevesine oturmakta ve hazmetmekte epey zorlandım. Son 20, 25 sayfanın sanki karışık bir metin halinde yazılmışçasına bir izlenim vermesinin sebebi de bu sanırım. Çünkü yazar bir anda bütün her şeyi sonlandırmak istercesine konudan konuya atlamış. Bu kısımları okurken zihnim bulandı.

Yaşar Kemal seriyi tamamlamak istemiş fakat çok aceleye gelmiş satırlar. Üzülerek söylüyorum ama bana kalsa serinin son kitabı keşke yazılmamış olsaydı derdim. En azından okuyucu yarım kalan konuları hayal gücüyle tamamlayabilirdi ve son kitapta yaşadığı hayal kırıklığıyla karşılaşmazdı. Benim için kimi zaman sıkıldığım, kimi zaman zevk aldığım uzun bir yolculuktu bu seriyi okumak. Son eserin daha acemi olması ilk üç esere gölge düşürmüyor benim nazarımda. Sadece var olan beklentimin boşa çıkmasına üzüldüm. Sağlık olsun, Yaşar Kemal de var olsun diyelim.

"Allah insanoğlunu savaşta da, barışta da susuzlukla, açlıkla, zulümle, savaşla terbiye etmesin."
Bu kitap serisinin dördüncü ve son kitabı. Ilk üç kitabı okumamış olmama rağmen damakta hoş bir tat bırakan, insan ilişkilerine dair güzel nüanslar içeren bir eser. Aynı zamanda karakterlerin hikaye içerisindeki yolculuğu bakımından Anadolunun sade ve içten insanını ve bugün ona duyulan özlemi pekiştiriyor. Kahramanlar, sevdalar, sahip çıkmalar, dost olmalar.. Bugün gerçekliğinden yana özlediğimiz ne varsa sıcaklığını hissetmek mümkün. Ve sanırım muhtemel.
Kitabı okumuyorsun bildiğin kitabın içinde yaşıyorsun. Bir ada ve bu ada yazgısı farklı farklı olan insanlarla dolu. Kimi vatanından sürgün, kimi asker kaçağı, kimi aşka sürgün... Olaylar bir adada ve başlarından türlü türlü olaylar geçmiş insanların hayatlarının bir karede ustaca buluşmasına şahit oluyorsunuz. Konusu I.Dünya Savaşı yıllarında yaşanan hayatlardan birkaçı bir fotoğraf karesi şeklinde anlatılmasıdır.
Evet alelacele kapanış yapılmış, evet birçok konu havada kalmış, evet birden fazla cümlede düşüklük vardı. Ne olursa olsun, ben mutlu sonları seviyorum arkadaş. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi sarıp sarmalamıyor hikaye ama karakterlerin muratlarına erip ermediğini öğreniyoruz en azından. Ya kitabı bitiremeden ölseydi rahmetli Yaşar Kemal? Bir de bu açıdan bakmak lazım. =) Tüm seriyi tavsiye ederim. =)
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk eseri. Her okurun böyle güzel kıymetli bir yazarın en az bir kitabını okuması gerektiğini düşünüyorum. Konusu Lozan antlaşması sonrasında Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi sırasında bir adaya yerleşen halkın adadaki yaşamı. Yaşar Kemal o kadar güzel bir ada tasvir ediyor, umudu, sevgiyi o kadar güzel anlatıyor ki hem yazarın diline hayran kalıyor hem de o adada o insanların arasında yaşamak istiyorsunuz. İlk 3 kitap gayet güzel akıcı bir şekilde bitti. Ancak 4. kitap açıkçası sonlara doğru sıkıcı olmaya başladı. Yazar sanki bitse de gitsek modundaydı. Ancak bu kusur kesinlikle serinin okunmasına engel değil.
Savaşlardan sonra, insanların bir adada hayatlarına devam ederek birlik olmalarını anlatıyor. Tarih kitabı olmamasına rağmen sanki yazar kendisi bir tarih yazıyor. Betimleme ve akıcılık da üst noktaya ulaşıyor. Kahramanlardan biriyle özdeşleşerek romanın içinde yaşıyorsunuz. Umut hep var, hiç eksilmiyor .
Yaşar Kemal'in dünya görüşünü yansıtan son serinin son kitabı.. Yaşar Kemal mutlaka okunmalı. Ada metaforunu o da kullanmak istemiş ve işlemiş.
"İnsana ne olursa olsun, başına na gelirse gelsin, umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir."
Yaşar Kemal
Sayfa 53 - YKY 4. Baskı - 2015
"İnsanın yüreğini gelmişini geçmişini okuyor. Hele gözleri..."
Yaşar Kemal
Sayfa 7 - Yapı Kredi Yayınları -2. Baskı
"Allah insanoğlunu savaşta da, barışta da susuzlukla, açlıkla, zulümle, savaşla terbiye etmesin."
Yaşar Kemal
Sayfa 90 - Yapı Kredi Yayınları (5.baskı)
"Ağaçla konuşulur mu Melek Hatun?
Konuşulur kızım, konuşulur. Bu gurbet elde tek başına kalınca. O, kuşlarla, çiçeklerle, boncuklu arılarla konuşur."
Yaşar Kemal
Sayfa 130 - Yapı Kredi Yayınları (5.baskı)
"Ben ayla konuşan kızlar kadınlar gördüm. Sıkışmış insanlar her şeyle konuşurlar. Yeter ki insan çaresiz kalmasın. Yağan yağmurla düşen karla, esen yelle konuşur."
Yaşar Kemal
Sayfa 143 - Yapı Kredi Yayınları (5.baskı)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 4
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823596
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı!

Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın başkahramanıdır. Dörtleme hem bir Yaşar Kemal klasiğidir hem de diliyle, yarattığı kişilerle, yarattığı doğayla Yaşar Kemal'in romancılığında önemli bir yeniliği işaret eder. Yaşar Kemal, mitos yaratıcısıdır... Ağıtların diliyle, kendi özgün dilini (hiçbir yazara benzemez ve asla taklit edilemez) harmanlamış, çeviride bile yitmeyen anlatısını kurmuştur. Bu dörtlüyse, tarihle destanların kaynaşmasıdır. Yaşar Kemal tarihi roman yazmaz bu dörtlüde, bir tarih var eder.

"Çıplak Deniz Çıplak Ada", Yaşar Kemal'in yerlerinden edilen insanların Ege'de bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsü Bir Ada Hikâyesi'nin dördüncü ve son kitabı.
Dörtlünün bu son romanında, geçmişin yaraları kapanmaya yüz tutmuş ama izleri kalmıştır... Ağaefendi'yle Melek Hatun, Poyraz'la Zehra, Ali Hüseyin'le Nesibe muradına erecektir; Lena Ana'nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri dönmüştür ama balıkçıların reisi Hıristo'nun başına beklenmedik bir olay gelir.
(Tanıtım Bülteninden)

Yaşar Kemal, son kitabı 'Çıplak Deniz Çıplak Ada' yı anlatıyor...

Kitabı okuyanlar 266 okur

  • Cansuuu
  • Erkan agadi
  • Alper Kızmaz
  • Erkan Ölmez
  • Gökmen Ortaç
  • Ahmet Gülmez
  • Nevin Gündoğdu
  • Melek Alban
  • YÜKSEL ŞENDİL
  • Drkitapsever

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%29.3
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%5.2
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.6
Erkek
%52.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.7 (43)
9
%14.1 (13)
8
%17.4 (16)
7
%8.7 (8)
6
%7.6 (7)
5
%4.3 (4)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0