Yusufçuk Yusuf (Akçasaz'ın Ağaları 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4282
Gösterim
Adı:
Yusufçuk Yusuf
Alt başlık:
Akçasaz'ın Ağaları 2
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
662
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807332
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yusufçuk Yusuf
Yusufçuk Yusuf
Yusufçuk Yusuf
Yusufçuk Yusuf
Tourterelle, Ma Tourterelle
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Yusufçuk Yusuf Çukurova’ya kuşaklar boyunca egemen olmuş iki derebeyinin hikayesidir. Köylüleri yıllarca baskı altında tutan bu güç kırılırken, yeni zamanların gereklerine uyum sağlamış yeni zenginler başka bir güç oluştururlar. Barbarlığı çağrıştıran bu güç, “bataklıktan kurtulmaya yüz tutmuş bir bataklık toprağını yağmalar”.

“İnsanoğlu farklılaşıyor, deri değiştiriyor ve kendini yeniden tanımlıyor. Acaba ortaklaşa yitirilen yüzyılların ağırlığını bir kenara koyabilecek mi? Genelleştirmek bizim elimizde.Yaşar Kemal’in Binbir Geceleri bizi buna davet ediyor.”
Alain Bosguet, Le Matin, (Fransa)

“Hasatla birlikte, omuzları evrensel genişlikte Türk yazarı Yaşar Kemal’in yeni kahramanlık destanı geldi. Bunalım evreninde bir trajedi. Kitapta İnce Memed’in yazarının bizi alıştırdığı epik ve toprak kokan soluğu bulmak da mümkün.”
Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

“Yusufçuk Yusuf’ta Yaşar Kemal’i yeni ve büyük bir atılım içinde buluyoruz. Bu kitap yalnız Yaşar Kemal’in en önemli yapıtı değil, Türk romanının da başyapıtlarından biridir.”
Cemal Süreya, Oluşum

“Hugo çapında bir yazar olan Yaşar Kemal’in en önemli özelliği, günümüzde gözardı edilen bir tarzda freskler çizerek yazması.”
Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)
662 syf.
- Anne, bana Yusufcuk Kuşu'nun hikayesini anlatır mısın?
- Nerden aklına geliyor kele kızım şimdi!
- Hadi anne, lütfen lütfen.
- İyi iyi, dinle!

Eveli iki çocuk varmış, bir kız bir oğlan. Çocukların anneleri ölmüş. Babaları da başka bir kadınla evlenmiş. Üvey anneleri çocuklara çok kötü davranırmış, dövermiş gün aşırı. Bu çocuklar oğlak güdermiş her gün. Bir gün yine gitmişler. Oğlakların içinde bir Göğce oğlak varmış, üvey annelerinin oğlağıymış bu. Güderlerken bu oğlağı yitirmişler. Çocuklar üvey annelerinden çok korktuğu için eve gidememişler. İkisi bir olmuş, Göğce oğlağı aramaya başlamışlar. Bulamadıkça da, "Allah'ım beni kuş et." diye dua etmişler. Allah dualarını kabul etmiş, kız bir dağda, oğlan bir dağda kuş oluvermiş. O gün bugündür de kız, kardeşine "Yusufçuk, Göğce oğlağı buldun mu?" diye öter dururmuş.

- Bak anne kitapta bu anlattığın öykünün aynısı var tek farkla, okuyayım dinle hele.

...

Yaşar Kemal kitaplarını okurken annemle sık sık diyaloglarımızdan biri yukarı yazdığım.
Bir ağıt görürüm anneme okurum, bir türkü görür anneme söylerim. Annem de oturur dinler, çoğu kere de ona kitabı sesli okurum.

Yusufcuk Yusuf'u okurken de anlattığım hikayenin karşıma çıkacağını hiç mi hiç düşünmemiştim. Karşıma çıkınca öyle şaşırdım ki, bizim buralarda her zaman anlatılan, kışın sobanın başında kedi gibi kıvrılmamızı sağlayan hikayelerden biridir bu.

Yusufcuk Kuşu'nun sesinden ürkerim geceleri, hüzünlü bir ötüşü vardır. Sanki hiçbir zaman eşini bulamamış ama hiç ümidini de yitirmeden seslenen bir kuştur.
Kuş masalı demiş Yaşar Kemal, ne kadar doğrudur bilinmez ama hikayenin oluşu sesindeki hüznü yansıtır kuşun.

Kaleme aldığım bu yazı kitabın genel incelenmesinin yanı sıra küçük bir bölümünden ortaya çıktı.

Genel olaraksa, iki kitabın ikincisi Yusufcuk Yusuf, ilk kitap Demirciler Çarşısı Cinayeti. Ağaların, beylerin Çukurova'nın hesaplaşması iki kitap da diyebilirim.

Bu yaz kendi adıma, bol Yaşar Kemal'li ve verimli bir yaz oldu.
Yusufcuk Yusuf'la birlikte beş kitap etti.

Hepsi için söylemek istediğim çok şey var ama kaleme dökebilmem için daha çok fırın ekmek yemeliyim.
Fakat içinde kendimi bulduğum, bana ait bir şeylerin olduğu kitaplar için ufak bir şeyler söylemeden de yapamıyorum.

Yaşar Kemal'in bir kaç kitabını inceledim ve bugün tekrar dönüp baktığımda hep köyümden, yaşantımdan bir şeyler eklemişim.
Kişi olmuş bu, ağıt olmuş, türkü olmuş vs.
Aynı toprakların bize kattığı ortak değer olarak gördüğüm ne varsa.

Yusufcuk Yusuf da bu ortaklığı oldukça öne çıkaran bir kitap oldu. Bildiğim gördüğüm yerler, adını sanını duyduğum insanlar bir bir gözümde canlandı.

Kitabın içeriğine ilişkin bir yazı olmadı, inceleme niyetiyle okuyacak olanlar şaşıracaktırlar.

Fakat onlara, okuduğunuz kitaplarda kendinizden bir iz bulmanız dileğiyle, deyip noktayı koyayım. :)))
662 syf.
·3 günde·10/10
Bu romanında da Anadolu insanı çevre toplum üzerine birçok konuyu işlerken aslında altında yatan ve okuyucuyu düşündüren kendi düşüncelerini de görüyoruz. Bir yanda Beyler devlet işçiler ve aç gözler, bir yanda evrensel kavramlar vicdan demokrasi eşitlik. Bir yandan beylik dönemini, Derviş Bey karakteri üzerinden içselleştirip bir diğer taraftan tetikçi Yusuf'un gözüyle insan öldürmenin ağırlığını yaşıyorsunuz. Bir dönüşüm romanı, ezilenin gözünden ise var olma mücadelesi. Yaşar Kemal'in başyapıtlarından bir tanesi. Hayranlıkla okudum bu destansı romanı, keyifli okumalar.

https://youtu.be/KXaH7jeVSkA
662 syf.
·6 günde·6/10
Yasar KEMAL hayranı biri olarak diğer okuduğum kitaplarına göre biraz beni tatmin etmedi. Kitap ortalarına doğru iyice sardı içine aldı tam istediğim kıvama geldi derken yine betimlemelere boğuldum. Derviş ve Mahir beyden yüzleşme beklerdim. Yusufun cinayet sonrası halleri bitmek bilmedi beni çok sıktı. Akcasazin kurutulması sonrası durumu hakkimda da bilgi verilebilir. Belki 3. Kitap olan anavarzaya saklamıştı büyük usta. Ama kısmet olmamış
662 syf.
·9/10
Yaşar Kemal okumaya başlamak için zor bir seri. Olay örgüsü az betimleme çok . Eğer daha önce yaşar Kemal okumadıysanız bu seri ile başlamayın . Seriye gelince birinci kitap olan demirciler çarşısı cinayetinde derviş bey ve Akyollu mustafanin kan davasını okuyoruz . Onların yanında da bir sürü karakterin yaşam öyküsünü . Devam kitabı olan yusufcuk yusufta ise köylülerin ve ağaların toprak mücadelesine yer veriliyor . Toprak için onurundan gururundan vazgeçen ağaları görüyoruz . Genel anlamda okuması zor olan bu seriyi ben çok beğendim . Çünkü yazar iki karınca iki böcekten insanlığa dair çok ders veriyor . Ben yazarın Tüm kitaplarını okuyacağım için seri kitaplara bu seri ile başladım . İnce memed ı ise daha sonraya bıraktım . Çünkü onunla ilgili beklentim çok büyük .kısacası okuyun okutturun
725 syf.
·5 günde·6/10
Çok büyük bir bataklık ve bataklığı dikim alanına çevirmeye çalışan,nereye ne dikeceğini hayal eden köylüler.Öbür yandan para ve güç ile toprakları almaya çalışan üzerinde hayalleri olan ağalar.
662 syf.
·11 günde·10/10
Akçasazın Ağaları serisinin ikinci cildi de tıpkı ilk cildi olan Demirciler Çarşısı Cinayeti gibi "o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler olarak" başlar. Kitabın kahramanlarından Derviş bey'in değişen düzene serzeneşidir bu cümle. 1950'ler Türkiye'sinde yeni bir toplumsal düzen oluşmaya başlamıştır. Derviş bey, kendi dönemlerinin bittiğini, daha tam anlayamasa da kapitalizmin onları yenmek üzere olduğunu serzenişiyle, korkusuyla, kararsızlıkları, güven ile güvensizlik arasında yalpalayışı, geleneğe bağlı kalmak isterken yeni dünyaya da ayak uyduramayan halleriyle çıkar karşımıza bu kitapta. Artık ne Ankara'da, ne devletin kolluğunun üstünde gücü vardır. Güvendiği tek şey ortakçı olarak toprakları ektiği köylülüleridir. Birinci ciltte tanıdığımız Mustafa bey ise biraz daha erken anlamıi olmalı ki düzenin değiştiğini bambaşka bir yol seçmiştir kendine. Bir de Yusuf vardır; Derviş'in sadık dost dediği mahmud'un oğlu Yusuf. Yusuf'tan birini öldürmesini ister Derviş; yiğittir Yusuf ve bir o kadar da temiz. Ve Derviş bey'in; beyinin isteği üzerine adam öldürmenin ruhunda yarattığı tüm herşeyle karşı karşıya kalırız kitapta. Yaşar Kemal denildiğinde uzun betimlemlemelerle sayfalarca anlattığı doğadan kimi okurşar sıkılsa da Yaşar Kemal doğayı, Çukurova'yı sazlıkları, hayvanları, dağları ve akan suları birer özne haline getirir de sanki romanın bir başka kahmanıymış gibi anlatır bize. Derviş bey giden düzene ağıt dahi yakamaz belki de kendisi de bir başka gidenin; ermenilerin düzeninde, konaklarında yaşadığı içindir. Ve şimdi sıra bugünün zenginlerinin hikayesinin başlama zamanıdır. Kitap tadı damakta kalan bir roman olduğu kadar bir belgeselmişçesine de türkiye'yi, çukurova'yı anlatır okura.
662 syf.
·Beğendi·10/10
Okudum! İçtim! Özüm oldu! Gençliğimin korkaklığını, cesaretini, kararsızlığını tanıdım! Benim klasiğim!
Bu bir inceleme değil, saygıyla romanın ve Yaşar Kemal'in önünde eğilmek için!
Eline sağlık usta!
662 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Derebeyler gitti ağalar geldi ama düzen hiç değişmedi. Ortada kaldı köylüler beylerin ağaların birbirlerine biledikleri dişlerinin arasında ezildiler... O güzel insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler, demirin tuncuna insanın piçine kaldık...
662 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Demirciler Çarşısı Cinayeti 'nin devamı olan kitap.. Yaşar Kemal yine acının, kanın, intikamın hazzını döktüre döktüre anlatmış.. Daha ilk sayfalardayım.İlk kitaptaki o tadı bunda da alabiliyorum.

Okumak sıktığında, bazen sıkıyor, hemen bir Yaşar Kemal özlemi oturuyor içime. Onun tadını arıyorum zahir.. Bulamadığımda elim kitaplarına gidigiveriyor. Yine o zamanlardan biri..

İyi okumalar.
728 syf.
·4750 günde·Beğendi·Puan vermedi
Akçasazın Ağaları serisinin ikinci kitabı olan Yusufcuk Yusuf kitabı da bir önceki kitabın devamıdır. Fakat bu kitapta Çukurova beylerin zamanla nasıl değiştiğini, yeni türeyen beylerin Para ve toprak için yaptığı namertliği, hayinlikleri ve kısaca insana ve insanlığa yakışmayan gelişmelerin işlendiği bu kitabın okunmasını tavsiye ederim.
662 syf.
·Puan vermedi
damakta bir rus klasiği okurcasına tat bırakan yaşar kemalin insanı derinlere çekip hesaplaşmalar yaptıran dev romanın ikinci kitabı...
insanda derin izler bırakan bir baş yapıt...
insan bir kez daha hayret etmeden geçemiyor yaşar kemalin kalemine.arkadaş o nasıl irice yağmur, o nasıl fokur fokur bataklık, o nasıl doru at, o nasıl sebahat hanım , o nasıl kabakçıoğlu, o nasıl doğurgan toprak, o nasıl o nasıl gelenek fedaisi.... alelade bir kitap değil bu destan destan. ama bir kez daha görmüş oluyorum ki o gün hırs . için derebeylerinin savaşımı bugün iktidar, para hırsı değişen tek şey zaman olmuş.insan aynı hain insan .hele narlara narlara , hele narlara narlara ... vah zavallı mestan vah
662 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Derviş Bey karakteri ve onun etrafında anlatılan Akçasaz Ağaları ve beylerinin mücadelesi. Çukurova’daki toprakların ve zenginliğin paylaşımı, bununla beraber halkın hastalıklardan ve ağalardan çektikleri, devletin değişen yönetim anlayışı içinde toplumdaki güç ve zenginlik mücadeleside güzel anlatılıyor. Tüm bunlarla beraber karakter analizleri güzel yapılmış. İnsanların kafasından geçenleri yazar büyük bir ustalıkla anlatmış. Cinayete kurban giden Deli Hacı ve cinayet öncesi ve sonrasındaki yaşanan olayların kurgusunu beğendim. Kitabı istediğim sürede bitiremedim. Bu süre biraz uzadı. Ancak insanları tanımaya yönelik ipuçları bile okuyunca bizlere çok şey katacak detaylar aslında. Bizim toplumumuzda var olan cümle kötülükler romanın kurgusunda başarı ile yazılmış ve işlenmiş.
"İnsanın piçleşmesidir ve bu bir kriz çağıdır. Bu çağ da geçecektir. Bu yaşlı, kocamış insanlık kim bilir böyle ne kötülükler geçirmiştir! Bir gün gelecek, insanlar onurun, şanın, insan olmanın paradan da ekonomiden de üstün olduğunu anlayacaklar. "
Uzun bir ağıt tutturmuş. Kürtçe söylüyor, ninni söyler gibi. Ağıdını söylerken yurdunu, Van gölünü, Süphan dağını düşünüyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yusufçuk Yusuf
Alt başlık:
Akçasaz'ın Ağaları 2
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
662
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807332
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yusufçuk Yusuf
Yusufçuk Yusuf
Yusufçuk Yusuf
Yusufçuk Yusuf
Tourterelle, Ma Tourterelle
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

Yusufçuk Yusuf Çukurova’ya kuşaklar boyunca egemen olmuş iki derebeyinin hikayesidir. Köylüleri yıllarca baskı altında tutan bu güç kırılırken, yeni zamanların gereklerine uyum sağlamış yeni zenginler başka bir güç oluştururlar. Barbarlığı çağrıştıran bu güç, “bataklıktan kurtulmaya yüz tutmuş bir bataklık toprağını yağmalar”.

“İnsanoğlu farklılaşıyor, deri değiştiriyor ve kendini yeniden tanımlıyor. Acaba ortaklaşa yitirilen yüzyılların ağırlığını bir kenara koyabilecek mi? Genelleştirmek bizim elimizde.Yaşar Kemal’in Binbir Geceleri bizi buna davet ediyor.”
Alain Bosguet, Le Matin, (Fransa)

“Hasatla birlikte, omuzları evrensel genişlikte Türk yazarı Yaşar Kemal’in yeni kahramanlık destanı geldi. Bunalım evreninde bir trajedi. Kitapta İnce Memed’in yazarının bizi alıştırdığı epik ve toprak kokan soluğu bulmak da mümkün.”
Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa)

“Yusufçuk Yusuf’ta Yaşar Kemal’i yeni ve büyük bir atılım içinde buluyoruz. Bu kitap yalnız Yaşar Kemal’in en önemli yapıtı değil, Türk romanının da başyapıtlarından biridir.”
Cemal Süreya, Oluşum

“Hugo çapında bir yazar olan Yaşar Kemal’in en önemli özelliği, günümüzde gözardı edilen bir tarzda freskler çizerek yazması.”
Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)

Kitabı okuyanlar 394 okur

  • Hilal Güngör
  • Erkan Altuğ
  • Rıdvan Koç
  • Bilal Işık
  • Enes Bener
  • Zeynep kılıç
  • Tuğba yaşar
  • Abbas çetin
  • Ayşe taş
  • Elif Altunışık

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.1
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%17.2
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%31.2
45-54 Yaş
%11.8
55-64 Yaş
%6.5
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.4
Erkek
%68.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.5 (67)
9
%24.4 (30)
8
%12.2 (15)
7
%2.4 (3)
6
%3.3 (4)
5
%0
4
%0
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0