Binboğalar Efsanesi

8,8/10  (64 Oy) · 
212 okunma  · 
63 beğeni  · 
1.792 gösterim
Yüzyıllarca yerleşik düzene geçmemek için direnen Türkmenler’in romanı Binboğalar Efsanesi Hıdrellez şenliklerinde, göçerlerin kış için sığınacak topraklar bulma dilekleriyle başlar. Ancak, kış onlar için bir yok oluş öyküsüne dönüşecektir.

Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt.

“Yaşar Kemal bir kültürün nasıl yittiğini Binboğalar Efsanesi ile sarsıcı bir biçimde betimledi.”

Allan Sandström, Wasterbottes Kurriren, (İsveç)

“Yaşar Kemal’in yazdıkları, bu evrenin çöküşünü, on-dokuzuncu yüzyılda başlatılan ve yirminci yüzyılda ansızın piyasa ekonomisine geçilmesiyle sonuçları şaşırtıcı boyuta ulaşan zorunlu yerleşik yaşamın getirdiği tarihsel çöküşü anlatır.”
Jean-Pierre Deleage, (Fransa)

“Yaşar Kemal’in görkemli, şiirsel, aynı zamanda modern anlatım tarzı sonsuz sürükleyici... O, Kazancakis ve Neruda gibi klasik ‘büyük tarz’ı yüceltti.”
Majbritt Sjödin- Hans Artberg, Folket, (İsveç)

“Zengin bir geleneğin hüzünlü, yavaş masalı....”
Daily Telegraph, (İngiltere)

“İnsanı canlandıracak basitlikte, güzel, ahlaki bir öykü...”
Birmingham Post, (İngiltere)

(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    283
  • ISBN:
    9789750807014
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sergen Özen 
 15 Nis 16:40 · Kitabı okudu · 17 günde · 8/10 puan

“Benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İnsanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
"Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
"Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar."
Diyor büyük usta, son nasihatlerinde… Ne zaman Yaşar Kemal romanı okusam betimlemelere hayran kalırım, ezilen insanları gözümde canlandırır, konuşma şivelerindeki üslubu sanki duyuyormuşum gibi hissederim. Anadolu’nun saf-temiz- insanını sıradan bir konuyla harmanlayarak ortaya yürek burkan hayatlar, ağıtlar çıkarır Yaşar Kemal. O, yok olan, yitirilip giden, yok edilen kültürleri anlatmıştır, Anadolu uygarlıklarının, halkların yaşamları şiirsel bir tarz ve vicdani bir hüzüne dönüştürür, konu olur onun romanlarına. Binboğalar Efsanesi de böyle bir hüznü, ayrılığı ve zorluğu anlatıyor, “hüzün” neredeyse bütün romanlarının temasıdır.

Toros eteklerinde Türkmen göçeberin yerleşik düzene geçmeleriyle ortaya çıkan güçlükleri, düş kırıklıklarını ve geçmiş yaşamlarına duydukları özlemi konu alır Binboğalar Efsanesi.
Osmanlı İmparatorluğu binlerce yıldır konar göçer yaşayan Yörükleri yerleşik hayata geçirmek için çeşitli baskılar uygulamıştır. Yörük topluluklarının, yüzyılları kapsayan doğayla kurmuş olduğu etkileşimin bir anda kendi doğasının dışındaki güçler tarafından belirlenmeye çalışılması acı dolu olayların yaşanmasına neden olur. Ve bunun sonucu olarak 20.yy gelindiğinde geriye sadece birkaç yörük obası göçer olarak kalmıştır. Yörükler, yayladan düze inmişler, konmak için bir düzlük aramaktadırlar. Nereye gitseler insanlar tarafından hakir görülmüşler, saldırıya uğramışlardır.
Bütün bu olayların çevresinde Horasanlı Demirci Haydar Usta’nın çareler araması, torunu Kerem ve Yörük güzeli Ceren’in başından geçenler anlatılır.
Haydar Usta bir ayrılığın ve yakıcı özlemin duygusunu kitap boyunca okuyucuda hissettirir.
Aladağ Yörüğünün ölümü, varolduğu topraklardan ayrılmaya zorlanmasıdır. Hep bir sürgün göçü ve yer edinme telaşı mezarlarına dek yansır: “Yörüklerin mezarları vardır da mezarlıkları yoktur. Yolda belde, kim nerede ölürse, öldüğü yere gömüverirler…”
Yörüklerin Çukurova’daki mücadelesi yıllarca sürer. Yerleşmek için mücadele verenlere, sürülenlere, kurulu devletin bakış açısı Yörükler için kavga, ölüm, mal kaybı olur, yörükler gün geçtikçe zulüm sivrildikçe çadırlarını kuracak bir toprağın yakıcı özlemini taşır dururlar. Yurtları olmayan Obanın hüzünlü türküsü gibi destansı anlatısıyla…
Binboğalar Efsanesi bir Yörük efsanesidir. Efsaneye göre sevenlerin kavuşmasına izin vermeyenlere öfkelenen Toros dağlarının bin tane boğaya dönüşüp Çukurova’nın üzerine yürümesidir. Konacak bir yer hayali ve istekleri, insanların çeşitli efsanelere yönelmesini sağlamış; yıldızların birleşmesi anında söyenilen bir dileğin kabul olunduğuna inanılmıştır. Yaşar Kemal’in çeşitli efsaneleri usta diliyle anlatısı gerçekten saygıya değer.
Binboğalar Efsanesi’ni bitirirken, Üç Anadolu Efsanesini, son olarak da İnce Memed serisini okuyup noktalayacağım.

sezen 
27 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitabın arka kapağında "Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt" diyordu. Yörüklerle ilgili hiçbir şey bilmediğimi farkettim.Ve bunu Yaşar Kemal'in sevgi dolu kaleminden okumak istedim.
#Kitap Hıdırellezle başlıyor. Hızır İle İlyas peygamberlerin buluşmasının halkın nezdinde ne ifade ettiğiyle başlıyor. Yörük yani yürüyen Türkmenlerin yerleşik hayata geçmemek için verdikleri mücadele, o insanların çaresizliği, tüm Çukurova'nın bir olup Yörüklerin üstüne acımasızca gelmesi anlatılmış. Yazın yaylalara çıkan, kışın Çukurova'ya inen Yörükler için artık bu durum gitgide imkansız bir hale gelmeye başlamıştır.Çünkü Çukurova'da her karış toprak birilerinin olmuştur ve Yörükler nereye ayak bassalar oradan ayakbastı parası almaya çalışan gözü açık ve zalim insanlar vardır.

#Yörük kültürünü, geleneklerini öyle güzel anlatmış ki yazar, insanın böyle bir halkın yok oluşuna ya da asimile edilişine üzülmemesi mümkün değil. Binlerce çadırlı obalarının gittikçe sayılarının azalışı, zenginliklerinin eriyişi, her an can korkusuyla yaşamaları, çaresizlik, umutsuzluk, her şeye rağmen düş kurma...

#Daily Telegraph gazetesi Binboğalar Efsanesi için " Zengin bir geleneğin hüzünlü, yavaş masalı..." demiş. Demirciler ocağı piri Haydar Usta, torunu Kerem, güzel yörük kızı Ceren, sevdalı olduğu eşkıya Halil, Süleyman Kahya ve diğer karakterler... Yörüklerin o çaresiz yürüyüşüne tanıklık edeceksiniz. Çukurova'nın başka bir hüzünlü hikayesi. Acıyla yoğrulmuş coğrafyamızın başka bir değerinin yok oluşu, devlet politikalarının kurbanı başka bir halk...

#Yaşar Kemal'i okuyanlar eserlerinde yarattığı o muhteşem tabiat manzaralarını iyi bilir. Bu eserde de Çukurova'nın yıldız dolu göğünün altında, Hızır ile İlyas peygamberlerin buluştuğu gecede tutuşan yıldızlara bakıp dilek dilerken buluyorsunuz kendinizi. Edebiyatımızın masalcısı ve destancısı olan Yaşar Kemal'in önünde saygıyla eğiliyorum.

#Herkese iyi okumalar dilerim.

Merve 
14 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitapta zenginlikleri yaşayışlarıyla dillere destan yörüklerin iskanla beraber başlayan çileli günleri anlatılıyor. İskandan önce her yere diledikleri gibi yerleşen yörükler iskan çıkınca basacak tek karış toprak bulamaz bunu üzerine çare aramaya başlar olmadık insanlarla işbirliği yapıp büyük kayıplar verirler. Sonunda kime dayanacağını şaşıran çilekeşlerimiz umudu Hıdırellez şenliklerinde tutacakları dileklere bağlarlar ve yörükteki her bireyin o seneki şenlikte toprak istemesini söylerler herkes bunu kabul eder ama gerçekten dileyecekler mi orası bilinmez. Kitap benim için biraz yavaş ilerledi çünkü okuduğum sırada : 'Ah ne olacak şu yörüklerin hali ' deyip aciz bir okuyucu olarak çözüm yolları aradım. Ayrıca kitapta yörüklerin yaşayışları çadırları bu çadırları nasıl dizayn ettikleri hakkında da bilgiler verilmiş ve bu bilgiler kitaba ayrı bir güzellik katmış . Keyifle okuduğum - her ne kadar yörüklerin hazin sonundan büyük esef duymuş olsam da- bir Yaşar Kemal klasiği idi. Okumayı düşünen arkadaşlara keyifli okumalar dilerim.

erdalk®©® 
06 Ağu 14:29 · Kitabı okudu · 13 günde · 9/10 puan

Yörükler için herşey iskandan önce ve iskandan sonra olmak üzere ikiye ayrılır. İskandan önce yaylak ve kışlakları olan yörüklerin iskandan sonra ölülerini bile gömecek bir karış toprak bulamayışlarının acı hikayesidir. Tek istekleri vardır artık rahatça ayak basacakları bir karış toprak...

Erhan Kurupınar 
06 Ara 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

kendine has anlatım diliyle yörüklere yazılmış bir ağıt.Etkileyici ve başarılı bir eser.

Muhammet Çelik 
20 Oca 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

Konar-göçer Türklerin kültürlerinden ve nasıl yerleşik olduklarından bahseden kitap, çekilen eziyet ve sıkıntılar nedeniyle kalpte burukluk oluşturmaktadır.

Konar göçer Türk obaları yerleşik hayata geçmek istemediklerinden ve yaşadıkları topraklara bir anda yerleşik olan kalabalık nüfus sahip çıktığından ortada sahipsiz kalmıştır.

Sefer Fındık 
 04 Ağu 01:32 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşar Kemal muhteşem bir yazar dedirten bir kitap daha. Yörüklerin Çukurova'da yok oluş hikâyesi. Umut, isyan, sevda, kültür, insan, ölüm, acı bu kadar güzel harmanlanabilir. Kesinlikle okunması gereken bir eser.

Hüseyin Çoban 
05 Mar 19:23 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yaşar Kemal yörüklerin hikayesini çok güzel bir şekilde anlatmış. Yaşar Kemal'in kitaplarını okumak için can atıyordum. Binboğalar Efsanesi'ni görünce hemen aldım ve pişman değilim. Söz konusu Yaşar Kemal olunca pişman olunması biraz zor. Kitapta yörüklerin yer mücadelesini anlatıyor. Hıdırellez gecesini dört gözle beklediklerini , yurt için dilekte bulunuyorlar. Yörükler için yurt her şeyden çok önemli. Sizde yörüklerin yaşamını merak ediyorsanız ve bir Yaşar Kemal hayranıysanız hemen alın :)
http://www.portalkitap.blogspot.com.tr

Yonca YAVUZ AKÇAY 
03 Kas 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Yüzyıllarca yerleşik düzene geçmemek için direnen Türkmenler'in romanıdır Binboğalar Efsanesi Hıdırellez şenliklerinde, göçerlerin kış için sığınacak toprak bulma dilekleri ile başlar. Ancak, kış onlar için bir yok oluş öyküsüne dönüşecektir.
Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt." denmektedir.

Murat Kaya 
25 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ben Yaşar Kemal ile ilk defa bu eser ile tanıştım. Yaşar Kemal'in başarılı bir yazar olmanın ötesinde konar göçer olan Yörükler'in yerleşik hayata geçmesi sürecinde yaşadığı sancıları tam bir sosyolog gözüyle analiz ederek inanılmaz edebi bir dille anlatmış.

2 /

Kitaptan 24 Alıntı

Sergen Özen 
 13 Nis 09:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

“…Neden aşağılıyorlar insanlar böyle biribirlerini? Neden, neden, neden? Biribirlerini aşağılamaya can atıyorlar, deli divane oluyorlar… Onların onurlarını kırmak, onları küçültmek, kötülemek için neler yapıyorlardır, neler! Bir başkasını aşağılayan insan önce kendisini aşağılamıyor mu? Bunun kimse farkında değil mi? Ağacı, kuşu, akarsuyu, börtü böceği, yerdeki karıncayı, en alçak insanı kutsayan, yücelten, güzelleştiren insan güzelleşir, öyle değil mi? Niçin insanlar azıcık akıllı, azıcık daha güçlü değiller?…”

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (YKY)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (YKY)
sezen 
27 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Horasandan geldik, atların sırtında... çok işler geçti başımızdan. Kadınlara, çocuklara dokunmadık. Sevdalara, gönüllere dokunmadık. İncitmedik anaları. Budur bizim töremiz...

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 129)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 129)
Sefer Fındık 
31 Tem 01:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İşte ben söylüyorum. İşte burada, huzurunda söylüyorum. Koca adamların çocukları dövdüğü , ötekilerin de bön bön baktığı bir ülke çürüktür, ölmüştür.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 181)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 181)
sezen 
27 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Hızır ile İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. Saplar başakları, ağaçlar çiçekleri, meyveleri götüremezler. İnsanlar o yıl daha sağlıklı olur, hiç hastalanmazlar. O yıl ölüm de olmaz. Ne bir kuş, ne bir karınca, ne arı, ne kelebek ölür.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 17)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 17)
Tuğba Gülbaş 
29 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Koca adamların çocukları dövdüğü, ötekilerin de bön bön baktığı bir ülke çürüktür, ölmüştür.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar KemalBinboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal
Esra 
28 Kas 2015 · Kitabı okudu

Umutsuz olmayın, umutsuzluk kötüdür, beladır. Umutsuzluk diri, canlı, soluk alan insana yakışmaz. Umutsuzluk ancak ölülere mahsustur.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 39)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 39)
sezen 
27 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Doğan yıldız gibi Cerenin güzelliği doğdu sabahtan. Görsünler, görsünler de parmakları ağızlarında kalsın. Cerenin güzelliği, görkemi önünde lalü ebkem kesilsinler.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 266)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 266)
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Yaşar Kemal’siz 2. Yıl...!!!
Yaşar Kemal’siz 2. Yıl...!!! Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te vefat etmiş, 2 Mart 2015 günü 92 yaşında, büyük bir törenle sonsuzluğa uğurlanmıştı. Türkiye'nin Evrensel Yazarı Yaşar Kemal'i saygı ve sevgiyle anıyoruz...