·
Okunma
·
Beğeni
·
25,7bin
Gösterim
Adı:
Ekmeğimi Kazanırken
Baskı tarihi:
31 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
435
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325482
Orijinal adı:
В людях
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Maksim Gorki'nin, edebi olgunluk çağı ürünlerinden olan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim adlı otobiyografik üçlüsü, yazarın başeseri sayılageldiği gibi tüm Rus edebiyatı içinde yer alan mükemmel otobiyografilerden biridir.Gorki'nin çocukluk ve gençlik yıllarını anlatan üçlü, bir yazarın kendinden çok çevresi üzerinde durduğu, iç gözlemden çok dış gözleme yer verdiği ender otobiyografik romanlardan biri, aynı zamanda Gorki'nin gözlemciliğiyle anlatım yeteneğinin doruğa ulaştığı, kendinden önceki Toplumsal Gerçekçilik ustalarıyla birlikte kendisini de aştığı başeserdir.
414 syf.
·8 günde·9/10 puan
Maksim Gorki, gerçek ismi : Aleksey Maksimoviç Peşkov; kendi çocukluğu ve gençlik yılları üzerinden esinlenip kaleme aldığı bu eser, kendisinden çok çevresi üzerinde durduğu otobiyografi tarzdadır.

Kitabın sürükleyici yanı; karakterin topluma uymayıp onları eleştirip derinlemesine düşünmesidir. Anne ve babasını çok küçük yaşta kaybeden Aleksey koca yüreği ve saflığıya topluma karışmıştır. İnsanların kirli ruhuyla bir başınadır, onların ruhunu anlamaya çalışır, işin içinden çıkamayıp boyuna düşünür. Bu acımasız dünyadan ve insanlardan kaçıp kitapların dünyasına sığınır. Kitapların dünyasını kavraması hayatına bir anlam bir mâna kazandırır. Aleksey Ekmeğini kazanmak zorundadır da, çalıştığı birçok yerde acımasız, umutsuz, sıradan insanlar tanır. Boyuna düşünür, sıradanlıktan uzaktır ve topluma uymadığından ötekeleştirilir. Bilinçsiz, kendini bilmez insanların düşmanlıklarıyla uğraşmak zorunda kalır. Hayatın ona sunduğu imkan ve karşılaştırdığı insanlar her ne kadar kötü, çekilmez, cahil insanlar ise iyi yürekli kabuğuna çekilen nice insanlarla da tanışır. Hayatın türlü yüzüyle karşılaşmakta ve başının çaresine bakmayı öğrenmektedir. Büyükanne ve Büyükbabası tarafından Akrabalarının yanına çalıştırmaya gönderilir ama bu insanlar da diğerleri gibi toplumun en geri sayılabilecek türden insanlardır Aleksey'in üzerine kabus gibi çökerler yaptığı herşeye karışır kitap okumasını dahi engellemekte geri durmazlar. Onlara göre kitapta ne olduğu belirsiz şeyler yazılı şeytanın oyunundan ibaret olduğudur. Bu insanların kışkırtmaları Aleksey'in kitap okuma tutkusunu arttırır. Kitapları saklayarak gece yarılarına dek okur.
Aleksey için Kitap okumak bir ihtiyaç haline dönüşür kısa zamanda..

Aleksey çalıştığı birçok yer ve ettiği birçok tecrübe sonucu insanları anlamaya başlar ve o hayran olduğu ulaşılmaz insanlar artık gözünde aciz ölçüyü aşmayan boyuna gizlenen insanlardı. Bu insanlar eski sözlere iyice bağlanmış bu sözlerin kavramları içinde donmuş ve kalıplaşmış kimselerdi. Bu insanlarda; inanç, sevgi ışıkları çok az, aşağılama, kin, nefretle karışık kıskançlık pek çoktu. Geleceğe dair gelişme yeteneğinden yoksun bu insanları anlaması çok yıllarını almış olacaktı ki ruhu bitap düşmüş, insanlara karşı inancını yitirmiş olur. Ama mutlu olacağı inancını kaybetmez. Çünkü kader, neşeye engel değildi. Ve yolunu bulmuştu, Aleksey Maksimoviç Peşkov. Herşeyi geride bırakarak okumak için "Kazan" şehrine gider.
435 syf.
·10/10 puan
𝐆𝐨𝐫𝐤𝐢'nin, otobiyografik üçlemesinde ikinci sırada yer alan kitabımız Ekmeğimi Kazanırken, dedesinin “Var git insanların arasına karış” sözleri ile dünyaya salınan yeniyetmelik 𝘈𝘭𝘦𝘬𝘴𝘦𝘺'in, hayatı ve insanları tanıma, Rus orta sınıfı ile işçilerin mücadelelerine yakından tanık olma sürecini ihtiva eder. Bu süre zarfı içerisinde 19. yüzyıl Rusya'sının katı gerçekliği ile yüzleşerek, hayata yönelik talepleri ve ihtiyaçları sınırlı olan mujiklerin zorlu yaşamlarında onlara eşlik ederek, ayakçılıktan bulaşıkçılığa, avcılıktan bir ikonografi atölyesinde çıraklığa varana değin pek çok meslek grubunda etkin rol oynayan 𝘈𝘭𝘦𝘬𝘴𝘦𝘺, öte yandan hem insanları ve hayatı gözlemler hem de kitapların eşsiz dünyasında derin bir keşfe çıkar. Okuma tutkusunun açığa çıkardığı 'başka bir dünyanın var olabileceği' düşüncesi ile, daha sonra kaleme alacağı yapıtlarına esin kaynağı olacak çok sayıda karakterler ile yakınlık kurarak, fikir dünyalarını mercek altına alır.
Kendisini ve içinde yaşadığı dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasına girişen 𝘈𝘭𝘦𝘬𝘴𝘦𝘺, zorlu yaşam koşullarının ağırlığı altında mevkifi saptanamayan çocukluk yıllarını geride bırakma ve zihninde var olan cevheri gün yüzüne çıkarma ümidi ile eğitim ışığında aydınlanmak ve aydınlatmak adına üçlememizin son halkası olan Benim Üniversitelerim adlı serüvene adımını atarak, Kazan şehrine doğru yola koyulur.
435 syf.
·9 günde·10/10 puan
Eveeett, Gorki’nin yaşam macerasının ikinci serisine de veda ettim. Beni en çok mest eden nokta şu: Öyle bir bitti ki, üçüncü kitaba -tabiri caizse- hemen dalmak istiyorum. Merakta bırakan son.

Çocukluğum ile başlayan hayat hikâyesi bu defa Maksim’in 15 yaş civarına kadarki yaşamını konu alıyor ve çocukluktaki net olmayan fakat aklını bulandıran sorular, sorgulamaya dönmüş bir şekilde biraz daha derinleşerek karşımıza çıkıyor. Sorguladığı temel mesele, insanların ikiyüzlü davranışları ve acımasızlığı. Buna karşın güzel yanlarını görmesini sağlayan ninesi, bu bölümde pek ortalıkta gözükmese de halen baş kahraman, ilham perisi oluşunu hissettiriyor. Yeni ilham perileri de ekleniyor tabi, tek tük. Peri bu, az olur zaten.

Doğup büyüdüğü evden ayrılarak iş hayatına giren ve çeşitli işlerde çalışan Maksim, bu dönemlerde karşılaştığı kişileri, geçmişi eşliğinde inceliyor. Her şeyin içinde debelenirlen(evet tam olarak bu kelime) hayatına kitapları katarak onlara bağlanması, çok dillendirilmeyen ama göze batırılan okula, eğitime ulaşamamış olmasının burukluğu dikkat çekiyor ve kendi çabası ile nasıl güzel bir ilerleme kaydettiğini görünce takdir ediyorsunuz Gorki’yi.

Kitap akıcılık anlamında oldukça iyi. Bahsettiği net, açık anlatıma sahip yazarlar gibi kendisi de net, açık, anlaşılır bir eser ortaya koymuş.

Özetle, bu kitap, Gorki’nin hayatta ‘ben de varım’ diyerek yaşayamadığı, fakat bunu nasıl söyleyebileceğini sürekli araştırdığı; bu araştırmayı da büyük bir farkındalıkla yaparak, umudunu, öfkesini ve merakını hiç yitirmediği; ilerisi için yaşamın(insanın) anlamlı ve anlamsız, doğru ve yanlış, gülünç ve acı davranımlarını not ettiği ve gelecek rotasını belirgin hale getirdiği bir gençlik özeti. Gemide çalışıp bulaşıkçılık yaptığı esnada adamım Marti (Eden) ’ye bir selam sarkıttığı hissini vermesi beni ayrıca mutlu etti okurken. Adamım Gorki, seni de sevdim. Kitabın taliplerine şimdiden keyifli okumalar, öyle olacağını düşünüyorum...
...
‘’Hayata doğru... hayata doğru! Yüreğimizde ve beynimizde iyi, insanca ne varsa hepsini hayatın içine katıp eritmeye doğru!’’
435 syf.
Yazarın kendi hayatını anlattığı 3 kitabın 2. bu kitap. Yazar bir çok işte çalışmış ordan oraya giden zorlu bir yaşam. Kitap okumayı çok seven yazar fırsat bulduğu her an kitap okuyor. Kitaplardan bilgi veren güzel içerikli bir kitap bence okumalısınız.
435 syf.
·24 günde·Beğendi·8/10 puan
Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabındayız.
Maksim Gorki tıpkı ilk kitabındaki gibi bu kitabında da müthiş insan gözlemleriyle kendini ve yaşamı anlamlandırma çabasındadır.
Daha çok küçük yaşlarda çalışmaya başlamasıyla Rusya hayatının katı gerçekliğiyle yüz yüze kalıyor.
Edebiyatta sosyalist gerçekçi yaklaşımın öncüsü kabul ediliyor.
Çünkü insanın acımasızlığını, zayıflığını, yoksulluğun insan üzerindeki çarpıcı etkisini ve sonunda anlamsız biten yaşamı en canlı şekilde aktarabildiği için.
Tüm bu anlamsızlıkların içinde iyi insanları, gerçek sevgiyi, anlamlı yaşamı kitaplarda buluyor.
Kitaplara hiç benzemeyen bu hayat onu öylesine kahrediyor ki.
Kitaplardaki kahramanları arıyor ruhu.
400 syf.
·Puan vermedi
Zamanının Rusyasında, Gorki'nin çocukluğunda atıldığı çalışma hayatını ele alıyor.
Satırların altını çizmeden hatta satırlara gözüm değmeden dinleyerek bitirdim kitabı. Sanki dinlemedim de bir çocuğun yüreğinde yaşadım bir müddet. O saflığın içinde bir masal diyarında Aleksey ile baktım etrafımda olan bitene. Öyle güzeldi ki hiç bitmesin istedim. Herkes yaşıyor. Zengin olan da, bir çamaşırhanede çalışan da, sokak kadını da. Ve herkes düşünüyor. Herkesin düşündüğünü, düşünebildiğini, insanlar arasında ki yozlaşmış vicdanın yine insanlara çektirdiklerini, insanın en büyük düşmanının yine insan olduğunu öğreniyor ve betimliyor Aleksey. Hemde öyle güzel betimliyor ki yeri geliyor utanıyorum insanlığımdan.
Onca hüzün anlatmasına rağmen bana kitap, haydi neşelen, dedi sanki her seferinde. Neşeli olmak için önünde hiçbir engel yok. Yaşıyorsun, nefes alıyorsun işte o kadar! Kendi önünü kendin aydınlat, dedi ve bana güç verdi.
Kitap okumayı seven herkese kesinlikle tavsiye ediyorum.
448 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Merhabalar.
"Ekmeğimi Kazanırken" adlı eser Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adıyla Maksimiç Gorkı'nin kaleme aldığı otobiyografik bir kitaptır. Yazar yaşam serüveninden, yaşamı yanında Rus halkının durumundan ve köylü, işçi ve zengin insanlar arasındaki mücadele ve farklılıktan bahis eder.

Maksimiç Gorki, 10 yaşında çalışmaya başladığı 'Kibar Ayakkabı' dükkanından sonra iş değiştirerek çalışmaya devam eder. Burada benim en çok hoşuma giden durum ise alışmaya çalıştığı veya tutunmak zorunda olduğu bu hayat mücadelesi döneminde Gorkı'nin hayatına kitapların bir mucize gibi girmesi oldu. Gorkı'nin okuma arzusunu hissettikçe kitap benim için daha akıcı bir hal almaya başladı. Eminim ki benim gibi bu kitabı okuyan herkes Gorkı'nin kitaplara olan sevgisini hafızasına yer edinecek ve çok sevecek. Aslında Gorkı'nin bu okuma arzusu onun yaşadığı hayattan başka yeni bir hayatın var olabileceği kanısını görmesini sağlar. Ayrıca sevgili ninesine karşı olan hayranlığı ve sevgisi takdire şayan bir davranış. "Haydi elveda. Kitap oku, en iyi şeydir!" cümlesi de en çok hoşuma giden cümle oldu. Bundan sonra ki vedalarımda bende aynı cümleyi tavsiye de bulunarak vedalaşabilirim :)

Gorkı'nin bu yaşam serüvenine şahit olmanızı şiddetle tavsiye ederim. Akıcı, sade bir dille yazılmış olması da sizi kitaba daha çok bağlayabilir. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar dilerim :))
432 syf.
·16 günde·Puan vermedi
İnsanlar Arasında, Maksim Gorki

Otobiyografik üçlemenin ikinci kitabı İnsanlar Arasında, diğer bir ismiyle Ekmeğimi Kazanırken. Kitabın kahramanı Aleksey iş hayatında o kadar çok, o kadar farklı insanla karşılaşıyor ki bence İnsanlar Arasında ismi daha uygun kitaba. Ekonomik hayat, alt tabaka insanları olan işçilerin ve köylülerin yaşamı, kadının toplum içindeki konumu, dinin, kilisenin toplumla ilişkisi kısaca 19. yüzyılın Rusya’sının neredeyse her yönünü yansıtıyor kitap.

Küçük yaşta yetim kalan Aleksey, iş hayatına çok erken atılıyor. Çevresindeki kaba, amaçsız, düşük ahlaklı insanlar arasında yaşamın gayesini, dini, Tanrı’yı anlamlandırmaya çalışıyor. İnsanların söyledikleriyle yaptıkları arasındaki çelişkiler, etrafını saran nefret, sevgisizlik, öfke aklını karıştırıyor, herkesten uzaklaşmasına sebep oluyor.

Çevresindekilerin alayları, engellemelerine rağmen kitap okumaktan vazgeçmiyor Aleksey. Doğru kitabı bulmaya çalışıyor, gerçeklerin anlatıldığı bir kitap mı yoksa hayallerle dolu bir dünya mı? Kitaplarla hayat arasındaki uçurumu gördükçe hangisine inanacağını şaşırıyor. Gerçekten böyle ülkeler, dertsiz tasasız ışıltılı yaşamlar var mı?

Maksim Gorki’nin benim için en iyi kitabı Ana’dır, onun yeri çok ayrı bende. Ama bu üçleme de okunmaya değer ve kaliteli. Rus toplumunun gerçeklerini gözler önüne seren, sade anlatımlı bir kitap.

“Hayatı kolay bir şey mi sanıyorsun sen? Hayır, hiç de kolay değildir hayat! İnsan için dünya karanlık bir gece gibidir, herkes kendi yolunu aydınlatmalıdır.” s.150
192 syf.
·554 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok beğendiğim kitaplardan biri oldu. Yine çok daha önce okumaliymisim. Kitaptan beğendiğim bazı alıntılar paylaştım. Aslında bu türden beğendiğim çok bölüm, pasaj, cümle vardı. Ancak kitabı okuma keyfim bozulmasın, bölünmesin diye çoğunu atladım. Kitapta çok güzel bölümler var. Benim en beğendiğim kısmı ise kitaplar üzerine olan yanlariydi. Erken yaşta okuyanların neden kitap okuması gerektiğini çok güzel anlatıyor. Aslında bu yönüyle biraz da " Çavdar Tarlasında Çocuklar" romanı ile de benzerlikler kurdum. Beğeneceğinize emin olduğum bir eser. İyi okumalar ...
250 syf.
·10/10 puan
Benim en sevdiğim kitaplardan. Kitabı okuduktan sonra filmini izlemenizi öneririm. 1939 Rus yapımı siyah beyaz bir film. “My Apprenticeship” olarak aratıp ingilizce altyazı ile izleyebilirsiniz.
519 syf.
·66 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir erkekle kız çocuğunun arkadaş olması çok iyidir. Yalnız ipin ucunu kaçırmamak koşuluyla."
'İpin ucunu kaçırma'nın ne demek olduğunu yolunca-yordamınca açıkladı. Tatlı ve inandırıcı konuşuyordu. Çok iyi anlamıştım: Açmadan çiçeklere dokunulmamalıydı, yoksa ne kokarlardı, ne de meyve verirlerdi.
435 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Gorki'nin Otobiyografik Üçlemesinin 2. kitabını okudum. Serinin ilk kitabı olan Çocukluğum'dan sonra bu kitap biraz sıkıcı geldi, bu sıkıcı bazı kısımların üzerinde fazla duruşmasında kaynaklanıyor. Yoksa kitabın tamamı sıkıcı değil, yer yer çok beğendiğim ve keyifle okuduğum kısımlar da oldu.

Gorki bu kitap boyunca yavaş yavaş çocukluğundan çıkıp yetişkinliğe adım atıyor. Bir yandan çalışarak hayat tecrübesi kazanırken, bir yandan da bulduğu her fırsatta kitap okumaya çalışıyor.

Gorki'nin en büyük Rus yazarları arasına girmeyi nasıl başardığı 3. kitaba kaldı. 3. kitabı da hemen okuyup seriyi tamamlamayı düşünüyorum.
"Ruhum uçsuz bucaksız, dipsiz bir boşlukta yüzüyor; karanlıkta bir kibritin ateşi gibi, yalnızca ulaşılmaz yıldızların parlayarak var olduğu bu boşluk okyanusunda iz bırakmadan dağılıyor, yeryüzünde her şey kayboluyor, ölüyordu..."
Maksim Gorki
Sayfa 51 - Can Yayınları
"Karmakarışık sözcükler giderek daha çok heyecanlandırıyordu beni. Endişeyle tek isteğim bu sözcüklerin her birini, gökyüzünde yıldızların parladığı gibi, bir şarkıda değişik bir biçimde bir araya getirebilmekti."
Maksim Gorki
Sayfa 42 - Can Yayınları
"Belleğim, korkulu şeyler üretmeye çalışan hayal gücüme karşı hayatımın değişik olaylarını savunuyormuş gibi, onları giderek daha canlı hatırlatıyordu bana."
Maksim Gorki
Sayfa 52 - Can Yayınları
"... çocuklukta aklın ürettikleri ruhun çok derinlerinde yaralar açıyor ve bu yaralar kimi zaman bir ömür boyu geçmiyor."
Maksim Gorki
Sayfa 93 - Can Yayınları
Daha az uyunan, daha az kavga dövüş olan, sonu gelmeyen şikâyet ve ricalarla Tanrı’nın rahatının kaçırılmadığı, öfkeli sözlerle insanların hakarete uğrayıp yargılanmadığı yerlere kaçıp gitmek için yanıp tutuşuyordum...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ekmeğimi Kazanırken
Baskı tarihi:
31 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
435
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325482
Orijinal adı:
В людях
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Maksim Gorki'nin, edebi olgunluk çağı ürünlerinden olan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim adlı otobiyografik üçlüsü, yazarın başeseri sayılageldiği gibi tüm Rus edebiyatı içinde yer alan mükemmel otobiyografilerden biridir.Gorki'nin çocukluk ve gençlik yıllarını anlatan üçlü, bir yazarın kendinden çok çevresi üzerinde durduğu, iç gözlemden çok dış gözleme yer verdiği ender otobiyografik romanlardan biri, aynı zamanda Gorki'nin gözlemciliğiyle anlatım yeteneğinin doruğa ulaştığı, kendinden önceki Toplumsal Gerçekçilik ustalarıyla birlikte kendisini de aştığı başeserdir.

Kitabı okuyanlar 3.508 okur

  • Hatice
  • Mehmet Demir
  • Zeynep ツ
  • YAĞIZ
  • Gul Ahsen
  • Mallll
  • Seda Zerentürk
  • rmzn
  • A.K.
  • Mazlum yazan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4
13-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%19.2
25-34 Yaş
%27.8
35-44 Yaş
%37.9
45-54 Yaş
%5.1
55-64 Yaş
%3.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.2
Erkek
%47.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (230)
9
%17.5 (171)
8
%17.6 (172)
7
%8.9 (87)
6
%2 (20)
5
%1 (10)
4
%0.4 (4)
3
%0.1 (1)
2
%0.1 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları