Adı:
Çocukluğum
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321910
Orijinal adı:
Детство
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Gorki`nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim`den oluşan üçlemesi, Rus dilinde yazılmış en güzel otobiyografilerden biridir. Çocukluğum`da babasını küçük yaşta yitirdikten sonra taşındığı dedesinin evinde geçirdiği yılları anlatır. Miras kavgaları, doğumlar, ölümler, küçük Aleksey`in tanık olduğu ve bizzat maruz kaldığı akıl almaz şiddet, bu evde gündelik hayatın akışı içinde sıradan olaylardır.

 

"Herkesin herkese düşman" olduğu bu aile, 19. yüzyıl Rusya`sında hüküm süren acımasız ve hoyrat hayatın bir "küçük evreni"dir aslında. Neyse ki idealizmi ve tertemiz kalbiyle adeta bir halk filozofu olan ninesi hep Aleksey`in yanındadır. Bir de her biri hayatında iz bırakan çok sayıda capcanlı karakter vardır… Onlar sayesinde hayat zor olduğu kadar gizemli ve renklidir de. Hem Gorki`nin "kendi ülkelerinde bir yabancı gibi yaşayan, gerçekteyse o toplumun en iyileri olan" insanlardan ilkiyle tanışması da yine çocukluğuna rastlar…
Bu işsiz inceleme için anahtar kelimeleri ve isimleri veriyorum : PUNISHER VE FRANK CASTLE , METALLICA , ROCK MARKET , YADİGAR EJDER , ADİLE NAŞİT , ETİ PUF, LAFF A LYMPICS OLİMPİYATLARI VE GERÇEK KÖTÜLER .. BİR DE ÇİKOLATALI İRMİK TATLISI VE NÜKLEER TANDIR !!!

Sene 1990...9 yaşımda, belki bilemedin 10 yaşında falanım.. Trt 3 te rock market diye bir program var..Halen daha olduğu gibi o dönem de metal , müzik olarak değil deli işi olarak görüldüğü için gecenin bir yarısına koyuyorlar bu programı..Annem yatırıyor gece yarısı kalkıyorum ama sorun şu ki şimdiki gibi wireless kulaklıklar falan yok ..Hoş , kulaklıkta yok..Tv annemlerin odasına çok yakın.. Deliriyorum izlemek için ama sesi açsam uyanacaklar ,baskın yiyeceğiz ..İşin ucunda "z"opa var! Sesi kısıp dibine gömülüyorum bu kez de radyasyondan yeşeriyorum falan filan ..Yine böyle gecelerden birinde Metallica' nın One parcasının klibine denk geldim!! Okulda ismini duyuyoruz ama dinlemek nasip olmamış .. Yani o yoklukta 9-10 yaşında bir çocuğun ilk kez bu denli agresif bir müziğe denk gelişini size nasıl anlatayım bilemiyorum.. 3 uzun saçlı tip senkronize şekilde kafa sallıyor önünüzde..double cross u ilk kez duyuyoruz..Beynimden testere geçiriyorlar sandım ..Tel takıp elinizle gezdirdiğiniz dandik plastik arabaların Transformer 'lara dönüştüğünü düşünün.. Az kaldı aklımı yitirecem.. (merak edenler için : EVET O GÜN SESİ AÇIP, METALLICA' YA ÖZENİP, NE OLACAKSA OLSUN DİYİP, KAFA SALLAMAYA BAŞLAYINCA ,UYANIP O HALİMİ GÖREN ANNEM TARAFINDAN "İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ BU ÇOCUĞUN" DİYEREK SAĞLAM BİR ZOPA YEDİK! İSYAN BAYRAĞI İLK KEZ O GÜN GÖNDERE ÇEKİLDİ..İLK KAN O GÜN DÖKÜLDÜ!!) Tabi o dönemler de , Metallica ' nın senfoni orkestralarıyla düetler dizip popcorna dönmeden önceki "KAFA KOPARDIĞI" , kuduz köpek gibi müzik yaptığı yıllar..Manyağı olduk..Bir dönem geldi "ingiliççe" öğrendik , sözleri çevirdik bi baktık ki total "protest" muhabbetler.. "Haksızlığa" karşı yazılmış sözler..Tabii yaş ilerliyor, her erkek çocuğu gibi biz de çizgi roman ve atari denen illeti tecrübe ettik conan , x-men ,spiderman derken Punisher ve Frank Castle ( büyüksün REİS!!) ile tanıştık..Ailesi ellerinden alınan ex- special forces elemanı psikopat bir marine (komando işte kardeşim).. Onun da payına "haksızlık" paydasına intikam düşmüş..Şimdi diyeceksin ki yahu arkadaş bize bunları neden anlatıyorsun ? Bunların Gorki ile ne ilgisi var .. Açıklayayım : Maksim Gorki de tıpkı bu yukarda adı geçenler gibi hayattaki payına "haksızlık ve adaletsizlik" düşmüş ve bu haksızlıklara karşı kalem oynatmış mücadele vermiş bir yazar..Bu bağlamda tamamıyla aynı hizaya denk geliyorlar..Yaklaşık bir saat önce Punisher' ın Metallica - One parcasıyla mixlenmiş trailerını görmeseydim daha uzunca bir müddet yazamıcaktım bu incelemeyi sanırım..Gelelim Maksim Gorki' ye..

Gorki ile tanışma faslım seneler evvel Ana adlı romanıyla oldu.. O dönemler nerden nasıl elime geçmiş olduğunu bilmiyorum , tam olarak hatırlamıyorum ama iskele yayınlarından çıkmış bu romanı alıp okumuş ve baya baya etkisinde kalmıştım.. Etkisinde kalmış olmam şu bakımdan önemli idi çünkü o dönemler hakkaniyet duygumuzun olmasına karşın apolitik bir cizgi üzerinde yürümekteydik .. Pek tabii o dönem de ( şu gün de!) metal dinliyor yine protest bir çizgiyi savunuyorduk ama görüşümüze bir ad koymamış idik .. İşte bu roman sayesinde ilk kez Emek - sermaye olayına sonuna kadar , tartışmasız bir kesinlikle haklı olan ile insafsız sömürünün yanında yer alan haksızın gözünden tarafsız bir gözle bakabildim .. Roman hoşuma gitmiş ama anlatımı pek sevmemiştim ..Onun da sebebini farklı ama rusça aslından iyi bir çeviri okuyunca anladım.. Siz siz olun ucuz yahni yiyeceğim diye dalağınızdan böbreğinizden olmayın.. Kitaba gelir isek .. Bu kitap Maksim Gorki' nin hayatını anlattığı 3 bölümlük kitaplar silsilesinin ilk kısmı..Yine Kemalettin Tuğcu roman kahramanlarını secdeye yatırıp , bunca bunalıma dayanamayıp overdose madde alımına koşturacak dramları çok küçük yaşta yaşamış bir çocukla girizgah yapıyor Gorki .. Düşünün ki 4 yaşında babasını kaybettiğini idrak dahi edemeyen Gorki, hiç farkına varmaksızın defin gününde babasının yağmur altında toprağa verilirken çamurlu sularla mezara yuvarlanan kurbağalara ne olacağını düşündüğünü aktarıyor sizlere .. Sonrasında anneanne tarafına hicret ..Kitap aslen bu bölümden sonra başlıyor diyebiliriz.. Kaşirinler olarak anılan ,iki dayısı ,yengeleri, dedesi ,anneannesi ve uşakları ile yanlarında çalıştırdıkları terkedilip evlat edinilen bir yetimden oluşan bu kötülükler silsilesi aile , tabiri caizse Laff A Lympics olimpiyatlarındaki GERÇEK KÖTÜLER takımı olup adeta kan kusturuyorlar ona.. Dayılara bakarsan biri YECÜC biri MECÜC..Dedeye gelecek olsan eli sopalı son derece psikopat ve acımasız bir kişilik ..Megatron'un eski Rusya' da yaşamış versiyonu..Kuzenler son derece sinsi ve sürekli kendisine tuzak kurarak falakaya yatırılmasına sebebiyet veriyorlar..Yalnız bu anlattıklarımın dışında bir kadın hayal edin: ANNEANNE..Burası ÇOK önemli !!

Kaşirin Nine için malzemeler :

1 adet Yadigar Ejder
1 adet Adile Naşit
1 adet Rapunzel
Bol miktarda Eti Puf (siyah olacak)
Azıcık dinlenin malzemeleri toparlayın gelin devam edelim..bu arada başka bir evrene uzanalım araya da fon olsun =) "ALL" Hail the dark-side!!! <3

https://www.youtube.com/watch?v=oZuwZiaW4kA

Geldiniz mi? OK!
Yadigar Ejder'in kalıbını , Adile Naşit' in kalbiyle marine edip ,Rapunzel' in saçlarını siyaha boyayıp kökünden kestikten sonra kulak memesi kıvamına gelen karışıma alabildiğince Eti Puf ekleyerek buzdolabında bekletiyoruz ..Oluşan karışımı HADRON ÇARPIŞTIRICISINA koyup reaksiyonu gözlemlemeye başlıyoruz..veeee 10 dakika sonra Kaşirin Nine hazır!! =)) İşte bu uzun saçlı altın kalpli KELİMENİN GERÇEK MANASIYLA DEV KADIN Gorki' nin evdeki tek koruyucusu .. Tüm bu anlattıklarım ışığında Kaşirinlerin evini bir NÜKLEER TANDIR , Gorki'yi de bu tandırda unutulan gereğinden fazla pişmiş ÇİKOLATALI İRMİK TATLISI olarak düşünün .. Çünkü anlatımı o kadar tatlı ve sade ,başından geçenlerse bir o kadar acı ve dayanılmaz.. Kısaca oku ya da oku kategorisindeki kitaplardan.. Bu işsiz incelememizin de böylece sonuna geldik CİCİŞLER ..Kısa tutayım dedim ama yine uzun oldu kusura bakmayın ..

Elzem Linkler:

Punisher trailer : https://www.youtube.com/watch?v=lIY6zFL95hE

Laff A Lympics Olimpiyatlarında hep kazansınlar istediğim ama bir türlü muvaffak olamayan gönüllerin şampiyonu GERÇEK KÖTÜLER :
http://img01.alkislarlayasiyorum.com/...sipsak/263751_12.jpg

Hadron çarpıştıcısı : http://www.btnet.com.tr/...-hadron-collider.jpg

Yadigar Ejder : https://instela-static.info/...ar-ejder--i12185.jpg
Çokça duymuş olmama rağmen bu zamana kadar hiç Maksim Gorki okumamıştım. Dolayısıyla hayatını da hiç merak etmedim. Peki ama Maksim Gorki'nin bu otobiyografik eserini neden okudun o zaman diye sorarsanız, sebebim tamamen şudur:

Gorki'nin Çocukluğum isimli bu kitabını, değerli arkadaşım (Yoksa "gönül dostu" mu demeliydim? Bu aralar çok meşhur da sitede...) fazi'nin #26348782 incelemesinde yazdığı: "Anneanneden bahsetmezsem sanki incelemem eksik kalacakmış hissini taşıyorum. Eksik kalmasın... Anneanne ile büyüyen ben, Gorki'nin anneannesine duyduğu koşulsuz sevgiyi kalbimle hissettim. Anneannesinin korumacı duruşunu, verdiği değeri, yumuşacık kalbini okumak duygulandırdı beni. Sanki karşımdaydı Kashirin. Anlattığı her hikayeyi sevgiyle okudum." paragrafı sebebiyle okuma kararı verdim.

Ben de anneannesi ile büyüyen biriyim ve anneanneler konusunda son derece hassasım. Bu sebeple kitabın beni kesinlikle etkileyeceğini düşündüm. Bazen tek bir cümle bile sizi o kitaba çekebilir ve okumanıza sebep olabilir. Fazi'nin cümleleri hafiften kalbimi titrettiği için de kararlı bir şekilde siparişimi verdim ve okumaya başladım.

Kitap, Aleksey Maksimoviç Peşkov isimli 5 yaşındaki kahramanımızın babasının öldüğü günü betimlemesi ile başlıyor. Bu başlangıcın son derece çarpıcı bir başlangıç olduğunu bu noktada hemen kabul etmeliyiz. Babasının ölümüyle Aleksey anneannesinin ve dedesinin yanına yerleşiyor ve akabinde annesi de Aleksey'i çeşitli sebeplerden ötürü terk ediyor. Kitap hep bu çerçevede Aleksey'in yaşadıklarını bize aktararak ilerliyor.

Öncelikle anneannesi ile büyüyenler bilir ki, en büyük zorluk anneanne ile torun arasındaki nesil farkıdır. Çünkü aradan bir nesil çıkarılmıştır ve anneannenin öğütlerini çocuk anlayamaz; çocuğun beklentilerini ise anneanne anlayamaz. Aleksey başından beri böyle bir anlamama ve anlaşılamama derdi ile karşı karşıyadır.

Bu ailenin içerisinde sürekli ölümlerle ve en sevdiklerinin ölümüyle yüzleşmek zorunda kalır küçük kahramanımız. Dayılarından ve dedesinden şiddet görmediği gün yok denecek kadar azdır. Hatta bu neviden bir şiddet karşısında en yakın arkadaşı olan "çingenecik" gözleri önünde can verir. Bir çocuk için hayli ağır bir yüktür en yakın arkadaşının ölümünü izlemek...

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de annesinin gözleri önünde ölümünü izler Aleksey Maksimoviç Peşkov. Bir çocuk daha fazla ne yaşayabilir ki diye sormadan edemedim kitabın bu kısımlarında...

Esasen ben otobiyografileri ve otobiyografik eserleri okurken genellikle sıkılırım. Bile bile lades demiş oldum bu kitabı okuyarak; ama asla pişman olmadım. Gorki'nin hayat hikayesini değil de anneannesi ile olan bağını daha çok önemsedim hep okurken. Bu sebeple de kitaba ilişkin "okuyun" veya "okumayın" diyemiyorum. Benim bakış açım oldukça farklıydı çünkü. Herkese keyifli okumalar...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.286 Oy)19.051 beğeni43.341 okunma3.017 alıntı182.770 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.538 Oy)8.823 beğeni28.677 okunma840 alıntı139.512 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.465 Oy)7.867 beğeni21.367 okunma3.977 alıntı129.207 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.701 Oy)13.400 beğeni34.502 okunma3.410 alıntı145.906 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.883 Oy)8.837 beğeni26.307 okunma2.647 alıntı114.609 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.562 Oy)9.070 beğeni25.325 okunma1.506 alıntı126.434 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.650 Oy)5.755 beğeni19.645 okunma835 alıntı101.049 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.695 Oy)11.439 beğeni28.487 okunma1.571 alıntı149.336 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.270 Oy)9.238 beğeni25.592 okunma1.817 alıntı118.576 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.447 Oy)8.023 beğeni22.761 okunma826 alıntı89.640 gösterim
Gorki ile yıllar yıllar önce edebiyat dersinde ödev olarak verilen "Ana" kitabı sayesinde tanıştım. Yeri doldurulamaz, hafızamdan silinmeyen izler bıraktı bende Ana. Sonra devam ettim Gorki okumaya. Ve her kitabında onu daha çok sevdim.

Bu yıl bir türlü fırsat bulup okuyamadıklarımı okuyacağım derken, Çocukluğum geldi aklıma. Yine Modern Klasikler'den okumayı tercih ettim. Üçleme olan Gorki otobiyografisinin ilk kitabında bu denli etkileneceğimi beklemiyordum doğrusu.

Küçük yaşta babasını kaybeden, sonra annesi ile arasındaki bağı yitiren, anneannesi ve dedesi ile yaşamak zorunda kalan, her çocuğun acımasızca dayak yediğine inandırılan, ezilen, çevresinde birçok ölüme şahit olan, oradan oraya sürüklenen Aleksey Maksimoviç Peşkov... Okuduğumun kendi hayatı olduğunu, bunca ölümü ve sefaleti onun çocukluk çağında yaşadığını bilmek çok etkiledi beni.
Bir diğer husus da Gorki'nin anneannesi ve dedesinden dinlediği Tanrı'yı anlamaya çalışması, Tanrı'nın "vicdanlı" mı "gaddar" mı olduğuna karar verememesi ve sürekli bunu sorgulamasıydı. Bu sorgulama kitap boyunca devam etti, sonu yoktu ailesindeki Tanrı inancının.

Anneanneden bahsetmezsem sanki incelemem eksik kalacakmış hissini taşıyorum. Eksik kalmasın... Anneanne ile büyüyen ben, Gorki'nin anneannesine duyduğu koşulsuz sevgiyi kalbimle hissettim. Anneannesinin korumacı duruşunu, verdiği değeri, yumuşacık kalbini okumak duygulandırdı beni. Sanki karşımdaydı Kashirin. Anlattığı her hikayeyi sevgiyle okudum.

Her anı yoksullukla, zorluklarla geçen ama o kadar zorluğun arasında bile sevmeye yer bulabilen bir insanı okudum. Ekim Devrimi'ne katılan, Çar rejimine karşı hep dik duran, idealist ve sosyalist Gorki olma yolunda etkilendiği birçok şeyle karşılaştım otobiyografide.
Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim'i de okumak için sabırsızlanıyorum. Tavsiyemdir :)
Yine bir kitap aldı götürdü beni ve hiç bilmediğim mecralarda bıraktı.Maksim Gorki'nin diğer eserlerini okumadan rahat edemeyeceğim anlaşılan.

Bir insanın çocukluğunu okursunuz da artık onu nasıl sevmezsiniz veya ilgi duymazsınız?.
Bir çocuğun hayatı dinlediği masallarla anlamlandırmaya çalışması; sevdiklerinin yanıbaşında uysal bir kedi gibi sevilmeyi beklerken, onlara zarar verebileceğini hissettigi insanlara öfkesiyle bir kaplan kesilişi; anlatıp geçtiği akılalmaz acıları,  ama uzun uzun betimlediği huzur bulduğu anları...
Hepsi bu yaşanmışlıkların sonraki hayatındaki izdüşümlerini öğrenme merakında bırakıyor insanı.

Bir yandan Aleksey' i dinlerken bir yandan o zamandaki Rus aile yapısı, insanların karakteristik özellikleri  ve hayat tarzları hakkında fikir sahibi oluyoruz.

"Daha sonraları anlamıştım ki, hüzünlü ve yoksul bir yaşam yaşayan Ruslar, dertlerini kendine eğlence yapmışlardı. Acılarıyla çocuklar gibi oynuyor ve hiçbir utanma duymuyorlardı.
Günlük yaşamın durgunluğu içinde mutsuzluk bir eğlence. Silik bir yüz üstünde bir çizik bile bir süstür."

Böyle bir ortam...Bu kitaptaki her bir kişilik psikolojik olarak incelenmesi gereken bir.vaka. Anne, dede, büyükanne, dayılar ... Özellikle sefkat timsali büyükanne ve dengesiz, acımasız dedesi.
Her ikisi de kendi Tanrısını kendi karakteri üzerinden vurgulayan, kendi çaplarında dindar insanlar. Alexey ise onların ibadetlerini izleyip ,sürekli cezalandıran dedesinin öfkeli Tanrısıyla , büyükannesinin içini döktüğü, kendince daha güzel bulduğu diğer iyi kalpli Tanrıyı karşılaştıran bir çocuk.

Aleksey'in karakteri ve inanç dünyasi iyisiyle kötüsüyle bu insanların atmosferinde inşa edilirken, başka bir kitabında geçen şu sözü ,hayatı boyunca bu inanç konusunu hiç es geçemediğini gösteriyor:

"Çok düşündüm.Bu sözlerim 40 yıllık bir düşünmenin ürünüdür.Ateist olmayi cok istedim.O zaman başıma buyruk yaşayacak kimseye hesap vermeyecektim.Ama olmadı.Çünkü evrendeki müthiş düzen beni inanmaya mahkum etti."

Ben ise bu sözlerinin arkasında büyükannenin arttığı sevgi tohumlarını gördüm.

Bizleri kendi doğrularına inanmaya zorlayan, aksi takdirde acı çektirmekle tehdit eden insanlara ve fikirlerine ,haklı olduğu noktalar olsa bile savunma mekanizması gelistiririz. Oysa hayat tecrübeleri ve doğrular sevgi ambalajıyla sunulsa, iradi olarak kalp kapılarımızı kapatsak bile, o sevgi, çeperlerden, bosluklardan içeri süzülür,sessizce etkisi altına alır bizi. Aciz kaldığımız zamanlarda da farketmeden o sevgi kırıntılarına yapışır, onlardan güç almaya çalışırız.
Işte Aleksey'e herkes kendince bir terbiye methodu uygularken; zafer, ona  sevgiyle yaklaşan  büyükannesine aitti.

Maksim Gorki'nin oğluna ithafen kaleme aldığı bu otobiyografisinin yazılma amacını belirttiği cümleleri ise kitapta sizleri neler beklediğinin özeti:

"Vahşi Rus yaşamının o kurşuni iğrençliklerini hatırladıkça bazen soruyorum kendime: “Günümüzde bunlardan söz etmeye değer mi acaba?” Ve aynı anda daha da güçlü bir inançla cevap veriyorum kendime: “Evet, değer! Çünkü yaşandı bunlar, hepsi aşağılık gerçeklerdir, günümüzde hâlâ da varlar. Belleğimizden, insanların ruhundan, ağır ve yüzkarası yaşamımızdan silinip atılması için de sonuna kadar bilinmesi gereken gerçekler...”

İyi okumalar dilerim.
Okuduğum ilk Maksim Gorki kitabı ama son olmayacağına eminim. Anlatımı çok sade ve rahatlıkla okunabilecek bir kitap. İçerik açısından da bir hayatın ne kadar zor olabileceğini anlattığı kısımları okurken hüzünlenmemek elde değil. Kitabı okurken sanki bende onlarla bir aradaymışım hissine kapıldım çoğu zaman, sizi olayların içine çeken bir kalemi var Gorki'nin. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum en azından yazarın hayatını anlattığı üç kitabın ilki olarak, okuduğumuz yazarların nasıl bu sürece geldiklerini görmek için okunmalı.
ÇOCUKLARI, KADINLARI BİR DE KEDİLERİ
ÜZMEYİN BEYLER...

Canım yandı okurken, her fırsatta dövülen, küfredilen, ağlatılan çocuk ve kadınlarla dolu bu dünyada canım yandı. :(

İlk anımsattığı şey Zeze oldu, hırpalanan, dövülen, sindirilen ve korkutulan kalbimizin çocuğu Zeze.
Otobiyografik roman bilindiği üzre “Çocukluğum” . Küçük yaşta babasını kaybeden, babası mezara konulup üzerine toprak atılırken, mezarda zıplaşan kurbağaların da toprağın altında kalp kalmayacağını merak eden çocuk yüreğiyle iç burkan Aleksey.
Çağrışım işte bu , ölüm ölümü anımsattı bana, geçen sabah mahallemi temizleyen temizlik işçisine “ Ne yapacaksınız buna?”dediğim an. Kaldırımda soğuktan donarak ölen beyaz kediyi göstermiştim, o da bana” Dün gece soğuktan ölen ikinci kedi bu.” deyince ortak hüzünle başka kuracak cümlemiz kalmadı. Dün gece ben sıcak evimdeydim ve donan hayatlardan habersiz hayatı rutine almıştım. :(
İki Tanrı arasında seçim yapmak zorunda kalan bir çocuk. Papaz ve büyükbabanın dua ettiği Tanrı ile anneannenin ve kilise korosunun inandığı Tanrı, biri Yahudi, biri Hristiyanların Tanrısı.
Mahalle kavgalarında aldığı darbeleri,yüzünde madalya gibi taşıyan Aleksey iyi olduğunu düşündüğü anneannenin Tanrısını daha yakın bulur kendine.
Kahramanlar çok renkli; kör bir dilenci, “ölümü cebinde taşıyan” bir meczup, sarhoş bir dayı, kırmızı sakallı bir büyükbaba, öz anne yerine yaşlı şeytan dedenin ( dedenin kendi tabiridir) baktığı Aleksey, kağıt ve kumaş toplayan Tatar çocuklar...
Yalanlarla örülü bir dünyada, öfkesini bastırmanın yolunu arıyor Aleksey ,yaramazlık yapmak yerine kötü sözler söylemekte buluyor çareyi.
En sevdiği ve tutkuyla yaptığı şey kavga etmek, sevgi denen duyguyu ruhunda solduran bu çocuğun

Neden Rus edebiyatı ve Rus romanları bu kadar ön plandadır sorusunun yanıtı: Çünkü Ruslar sefaleti, yoksulluğu bizzat yaşamıştır, realist roman yazmanın ilk kuralı belki: Yaşadığını anlat!
14 yaşında evlenen bir anneannenin
“ölmeseler bir sokak dolusu olacaklardı “ dediği 18 ölen çocuğu...”Bazı insanlar o kadar yoksuldur ki sözcüklerle anlatılamaz.” der anneanne.
Romanın esas oğlanı Aleksey gibi görünse de anneanne capcanlı duruyor karşımda.
Aleksey anneanneye şöyle der: “Bir azize gibisin sen büyükanne, acı veriyorlar sana, sesini çıkarmıyorsun.”
Romanın vurucu son cümleleri :
Annemin toprağa verilmesinden birkaç gün sonra dedem şöyle dedi bana : “ Hadi Aleksey, boynumda madalya değilsin sen benim, bu evde yerin yok artık, git, insanların arasına karış...”
Ve insanların arasına karıştım.
Yirminci yüzyılın başlarında Rusya'da yaşanan iki büyük devrim öncesi, Rus toplumun yaşayış biçimlerini, sorunlarını, olağandışı fakirliklerini; bu dönemde yazılmış edebi eserlerden pekâlâ anlayabiliyoruz sonra efendim, bu konuları en çok inceleyen büyük yazar Gorki, çocukluk dönemlerini anlattığı bu kitapta mâlumumuz dönem Rus halkı ve aile yapısına da ışık tutuyor ki anlatıklarına bir şahit olursanız; ezilmişlik, dibe vurmuşluk , kör talih, haksızlıklar, ölümler ne ararsanız mevcut, okurken insanın içi yanıyor...
Herhangi bir sosyoloji veya psikoloji eğitimi almayan Gorki, nasıl oluyor da bu denli sarsıcı toplumsal ve bireysel analizler yapabiliyor diye soracak olursak; yaşadığı talihsiz hayatın onu iyi yönde eğittiğini söyleyebiliriz ve nihayet onun sıradışı üstün bir zekaya sahip olduğunu da kabul edebiliriz. Peki edebiyatta başarıyı getirecek kadar ne yaşamış olabilir ki diye soracak olursak; bu yazdığı 'Çocukluğum' başlıklı biyografik hikaye kitabını okumamız, sorularımıza kesin bir cevap getirecektir.
Gorki'nin bu ve diğer eserlerini muhakkak okumalısınız diyerek tavsiye ediyorum.
İyi okumalar...
Acıyla yoğrulmuş bir çocukluğun hikâyesidir Aleksey’in yüreğinde taşıdıkları. Çocukluğum, beş yaşında Aleksey’in babasının ölümü ile başlar ve yine annesinin ölümü ile biter. Doğrusu Aleksey’in iki ölüm arasında yaşadıkları, o iki ölümden daha acıdır. Bu nedenledir ki Maksim, Rusça’da acı anlamına gelen ‘Gorki’ takma adını sonraları kullanmaya başlamıştır.

Maksim Gorki’nin çocukluk yıllarından kalma anılarında büyük bir yer eden büyükannesi ve hikâyeleri, kitap boyunca karşımıza çıkmaktadır. Hikâyeler genellikle dini ve temsili olmakla beraber kendi içerisinde, insanı derin düşüncelere boğan etkileyici anlamları barındırmaktadır. Bu hikâyelere gelindiğinde vites düşürmek gerekebilir.

Kitabın başlarında, okuyucuyu çok fazla karakter karşılıyor öyle ki bir süre sonra kim kimdi karıştırmaya başlıyorsunuz. Bu anlamda, karakterlerle ilintili kısa kısa notlar almak gerekebiliyor, tabi bu ayrıntı kitap adına bir dezavantaj olmaktan daha ziyade, okurken tedbir alınması gereken keyifli bir durum olarak görülebilir.

Maksim Gorki’nin başarılı gözlemleriyle yansıttığı güçlü betimlemeleri, kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman çok ağır betimlemeleri, okuru zorlasa da yazarın tarzına alıştıktan sonra, çok büyük keyif vermeye başlıyor ve bir süre sonra yanı başınızda bir yangın, soğuk bir kış gecesi, eski püskü sokaklar ve evleri, gökyüzü ve bunun gibi bir sürü betimleme zihninizde net bir biçimde can buluyor.
'bu dünya adaletli olsaydı ahiret olmazdı' hep bunu dedim buna inandım. bu kitabı okuduktan sonra bu söze daha çok inandım. hiç haketmediği bir hayatı yaşayam küçük leksey e her seferinde kitap boyunca üzüldüm. onun hayatı hüzünden başka bir duyguyu hissedemiyorsunuz. dövülen çocukları okurken yüreğim mengeneye sıkıştı sanki. okuyun bu yaşamı hak etmeyen birçok çocuk var onları anlamak için okuyun.
Uzun zamandır inceleme yazmıyordum. Beni yazmaya iten sebepler bulamıyordum, bir şeyler yazmak hatta okumak bile içimden gelmiyordu. Anlamsız bir karmaşa vardı ruhumda. Okuyordum ama keyif alamıyordum. Kitaplığımda yaklaşık 3-4 aydır beni bekleyen bu kitap ruhumu harekete geçirdi.

Okuduğum kitap çok eski bir basım, 2.basım. Sayfaları çevirirken burnuma gelen o eski kitap kokusu bana öyle bir huzur verdi ki anlatamam... Sayfaları çevirdikçe acaba bu kitabı benden başka kaç kişi daha okudu diye merak ettim, sayfaları incitmemeye çalıştım ve şimdi kitaplığımın baş köşesinde içine aldığım güzel notlar ve altını çizdiğim beni etkileyen satırlarla ilerde çocuklarımın okuması için bekliyor -en büyük hayalim okuduğum kitapları çocuklarımın okuması, o yüzden bir kitaplık oluşturuyorum-.

Neyse uzun bir girizgahtan sonra artık kitabı inceleyebilirim. Niyeyse kitap beni fazlasıyla etkiledi ve bu incelemeyi tamamen duygularım ile yazıyorum. Aslında 3 kitaptan oluşan Gorki'nin kendi hayatını anlattığı bir kitap serisinin ilk kitabı Çocukluğum. Bu kitapta çocukluğunu anlatıyor. Babasını hiç görmeyen, annesini 10 yaşında kaybeden ve büyükannesi- büyükbabasıyla yaşayan; mutsuzluk, dayak, şiddet, yoksulluk, açlık ve daha bir sürü olumsuzluğun bir arada bulunduğu bir çocukluk söz konusu.

''Rusya'daki o barbarca yaşamın bu alçak kötülüklerini anımsamaya çalışırken bazen kendi kendime şu soruyu sorduğum oluyor: bunları yazmaya değer mi? Ve gittikçe güçlenen bir inançla bu soruyu evet, diye yanıtlıyorum. Çünkü gerçek, o korkunç gerçek böyleydi ve bu bugün bile hala geçerlidir.'' (Oda Yayınları - sayfa 214)

Kitapta Gorki'nin sadece bir yerde mutlu olduğuna tanık oldum. Bir çocuğun dayak ile eğitilebileceğine inanılan düşünce yapısına çoğu kez kızdım. Yoksulluğun, sevgisizliğe yol açıyor oluşuna üzüldüm. Gorki'nin yalnız oluşuna yakınlık duydum. Ve daha bir sürü duygu...

Ben 'Oda Yayınları'ndan okudum ve çeviride de bir sorunla karşılaşmadım aksine beni çok tatmin eden bir çeviri oldu. Dili gayet akıcı, yormayan ve duyguyu karşı tarafa geçiren bir kitap. Otobiyografi yazmanın büyük bir ustalık gerektirdiğine ve roman yazmaktan çok daha zor olduğuna dair olan düşüncem bu kitapla bir kez daha sağlamlaştı. Bu yüzden Gorki'ye hayran oldum. Serinin diğer kitaplarına da en kısa zamanda ulaşıp okuyacağım ama sırada 'Ana' var. Okumanızı öneriyorum.

Keyifli okumalar dilerim.
Merhaba değerli okurlar, sizlere ilk okuduğum Maksim Gorki kitabının bende uyandırdığı duyguları paylaşmaya çalışacağım. Rus edebiyatı gerçekten çok zengin ve böyle bir üstadın eserlerinin bize kadar ulaşması, biz okurlar için büyük şans diye düşünüyorum. Anlatım o kadar iyi ki siz sadece okuyucu olmuyorsunuz. Sizde bir karakter olarak yeri geliyor gülümsüyor, yeri geliyor acı çekiyorsunuz. Gorki zor bir çocukluk dönemi geçiriyor. Ama o yine de gülmeyi ve mücadeleyi hiç bir zaman bırakmıyor. Çok insanla tanışıyor ama çok azını gerçekten seviyor. Ben sonuna geldiğimde kitabın bitmemesini ve bir ömrünün tamamında Gorki ile beraber olmayı diledim. Okur sever arkadaşlarımın da çok etkileneceklerini ve diğer eserlerini de okuyacaklarına eminim. Herkese iyi okumalar
Hey gidi günler nasılda geçtin...
Ortaokulda sevdiğim bi öğretmenimin tavsiyesiyle okuduğum bi kitaptı. Beni cidden derinden etkilemişti.
Çocukluğum Maksim Gorki'nin hayat hikayesini anlattığı üç kitaptan biriydi. Tabi benim o yaşlarda okuduğum kitap sanırım sadeleşmisin sadeleşmişiydi :)
Aleksey oldukça zor şartlarda hayatına adım atan küçücük bi çocuk...
Gözlemleriyle beni derinden etkilemişti Aleksey. Çevresindeki ilişkileri derin bi gözlem gücüyle aktarmayı başarmıştı Gorki Aleksey karakteriyle.
5 yaşındayken babasını kaybeder babasını kaybettiği gün kardeşi ölü doğar. 5 yaşında küçücük yüreğine derin acılar dolar Aleksey'in... Annesi bi süre sonra hayata gözlerine yumar ve dedesi de ona bakmaz. 8 yaşında öksüz kalır Aleksey. 8 yaşında koca adam olmak zorunda kalmıştır o küçücük yüreğiyle...
Biliyor musunuz, çok yalnızım; dünyada hiç kimsem yok! İnsan susar, susar, ama bir gün gelir, ruhunda biriken şeyleri ansızın boşaltmaya başlar... O zaman da, ağaçla da konuşmaya razı olur.
" Uzun süredir karanlık , derin bir çukurda yaşıyordum sanki ;
gözlerim görmüyor , kulaklarım duymuyordu ;
bütün duyularımı yitirmiş , yarı ölü yarı diri bir varlığa dönüşmüşüm gibi hissediyordum ... "
Maksim Gorki
Sayfa 126 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
" 'Yapayalnızım' dediğinde yüzünün nasıl değiştiğini , allak bullak olduğunu görmüştüm . Bu sözlerde benimde anlayabildiğim , yüreğime dokunan bir şeyler vardı . "
Maksim Gorki
Sayfa 138 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
-Neden bu insanlar seni sevmiyor?
-Ben farklıyım, anlıyor musun? İşte bu yüzden. Onlar gibi değilim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluğum
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321910
Orijinal adı:
Детство
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Gorki`nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim`den oluşan üçlemesi, Rus dilinde yazılmış en güzel otobiyografilerden biridir. Çocukluğum`da babasını küçük yaşta yitirdikten sonra taşındığı dedesinin evinde geçirdiği yılları anlatır. Miras kavgaları, doğumlar, ölümler, küçük Aleksey`in tanık olduğu ve bizzat maruz kaldığı akıl almaz şiddet, bu evde gündelik hayatın akışı içinde sıradan olaylardır.

 

"Herkesin herkese düşman" olduğu bu aile, 19. yüzyıl Rusya`sında hüküm süren acımasız ve hoyrat hayatın bir "küçük evreni"dir aslında. Neyse ki idealizmi ve tertemiz kalbiyle adeta bir halk filozofu olan ninesi hep Aleksey`in yanındadır. Bir de her biri hayatında iz bırakan çok sayıda capcanlı karakter vardır… Onlar sayesinde hayat zor olduğu kadar gizemli ve renklidir de. Hem Gorki`nin "kendi ülkelerinde bir yabancı gibi yaşayan, gerçekteyse o toplumun en iyileri olan" insanlardan ilkiyle tanışması da yine çocukluğuna rastlar…

Kitabı okuyanlar 1.573 okur

  • Ecem KAYA
  • Bahar Karakaş
  • BURAK ÖZTAN
  • Ali Han
  • Serendipity Euphoria
  • Sudenaz Çataltepe
  • Fatih Özhalepli
  • Cemile Timurkaynak
  • seher fidan
  • Elif Ezgi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.8
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%22.8
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.8
Erkek
%36.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28 (111)
9
%20.5 (81)
8
%23.7 (94)
7
%16.2 (64)
6
%4 (16)
5
%2 (8)
4
%0.8 (3)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları