Camus okurken bazı yazarlara has olan o anlaşılamamışlık hissini duyumsuyor ve yazarı anlamak için içimde farklı bir istek duyuyorum. Oysa bu kitabında onu benim de anlayamadığımı hissettim ve belki bunun için de kitabı çok fazla sevemedim.
Kitabın başında Jean Sarocchi’nin kaleme aldığı Mutlu Ölüm’ün Oluşumu başlığı ile kısa bir bölüm bulunmakta. İlk olarak kitabı okumayan arkadaşlara önerim bu bölümü mutlaka kitabı bitirdikten sonra okumaları. Zira içerisinde “spoiler” olarak nitelendirebileceğimiz birçok cümle yer alıyor ve zaten bu bölüm bir önsöz değil, hatta bana kalırsa bir inceleme de değil, daha ziyade bir eleştiri. Sarocchi burada başlığa da uygun olarak bu kitabın muhtemel oluşum safhalarını ortaya koyuyor ve yazarın hayatı ile kitap arasında köprüler kuruyor. Açıkçası ben bu bolümün zaruri olmadığını hatta daha ileri giderek yazara ve kitaba karşı yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Nedenini ise birazdan açıklayacağım.
Bu kitap Yabancı ve Düşüş’e kıyasla okunması çok daha zor olan bir kitaptı benim için ve sanıyorum birçok kişi bu konuda bana katılacaktır. Bunun nedeni yazarın ağır üslubunun burada da kendini belli etmesi değil, daha çok söz konusu kitabın bölümleri arasındaki farklılıklar ve kopukluklar. Okurken hissettiğim tam olarak bu oldu ve her bölümün başında farklı bir hikayeye başlar gibi hissetmeme ve heyecanlanmama rağmen bölümleri bitirmekte de kitabı elime almakta da zorlandığımı itiraf etmeliyim. Okurken yazarın kafasının karışık olduğunu, dahası ne anlatmak istediğini onun da tam olarak bilmediğini veyahut bölümleri ayrı ayrı yazıp sonradan bir araya getirmeye çalıştığını düşündüm. Kitabın tam olarak içine girememiş olmak elbette benim sorumluluğumdadır ancak benim burada anlatmaya çalıştığım şey bu kitabın yazarla tanışmak veya