Abdullah ÖZDEMİR

Bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız?
Bu çağın en büyük çelişkisi belki de şu: Birbirimize hiç olmadığımız kadar yakınız, ama birbirimize hiç olmadığımız kadar da uzağız. Ekranlar dolusu sohbet, yüzlerce takipçi, sayısız bildirim… Ama gecenin sessizliğinde herkes kendi yalnızlığıyla baş başa. Belki de mesele insan bulmak değil; Kalbimize değen bir insan bulabilmek. Çünkü bazen bir kişinin samimiyeti, bin kişinin kalabalığından daha çok ısıtır içimizi.
Geceyi Aydınlatan Masal
Köyde hava iyice kararmıştı, çocuklar evlerinde gündüzün yoğun işlerini bitirmiş uykuya hazırlık yapmak üzereydiler.. Elektriklerin kesilmesiyle her ev kendi karanlığına bürünmüştü… Bu evlerden
Günün nasıl geçti? Yoruldun mu? Neler yaşadın? İçinde fırtınalar mı kopuyor yoksa sevinçli bir haber mi aldın? Çok hızlı geçmedi mi sence hayat? Ne ara büyüdün? Oyuncaklarını toplayacaktın hani? Evcilik oynuyordun daha dün.. Oyun mu bitti, akşam ezanı mı okundu? Bu hayatın nihayetinde o sonu hepimiz göreceğiz belki ama hepimiz bu hayatı gerçekten yaşayabilecek miyiz?
Çocuk, Derviş ve Sarı Kuş
Çocuk bir gün erkenden kalktı.. Evlerinin aşağısında bulunan o devasa dut ağacına doğru yürümeye koyuldu.. Canı dut çekmişti bu yüzden adımlarını hızlı hızlı atıyordu.. Ağaca yaklaştığında gölgede
İstenmeyen Misafir
Çocuk erkenden uyanıp çeşmeye indi. Annesi eline iki ibrik vermiş su almaya göndermişti.. Çocuğun canı sıkkın morali bozuktu.. Her sabah bahçesine konan güvercini o sabah uğramamıştı.. Çeşmeye