Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fi tarihinde kervanların buluşma yeri olan, hac zamanında Mekke'ye doğru yola çıkacak beyaz develerin toplandığı Üsküdar'da yaz aylarında güneş batarken tüm evlerin camlarından sanki alevler fışkırır; şehre yeni gelmişseniz koca bir semtin yandığını zannedersiniz. Dört tane güzel cami vardır: Mihrimah Camisi, Yeli Valide Camisi, Atik Valide Camisi ve Orta Valide Camisi (Çinili Cami). Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur adlı romanında bu dört güzel caminin aşka, güzelliğe yahut hiç olmazsa annelik duygusuna ithaf edilmiiş olduğunu söyler ve bunu Üsküdar'da hakiki kadın saltanatı olmasına bağlar.
Bakışlar Üsküdar'ı iyice resmettikten sonra sağa doğru, Kadıköy tarafına çevrilip orada Florence Nightingale adlı hemşirenin Kırım Savaşı'nda yanımızda savaşırken yaralanan İngiliz askerlerine şefkat dağıttığı kadim Selimiye Kışlası'na bir selam çakar. Bu binanın 12 Eylül döneminde sıkıyönetim karargâhı olduğunu hatırlayanlar bu selama katılmaz, kimileri suskun kalmayı tercih eder, kimileri ise açıktan lanetler. En iyisi oradan uzaklaşmaktır. Gözler sola doğru Boğaz'a kaydığında, sular Çengelköy'le Bebek arasında, orada sanki emsalsiz güzellikteki bir gölün karşı kıyısına vuruyormuşcasına sonlanır.
"Ama insana kendisini güvende hissedeceği uygun koşulların sağlanması halinde, belki kalp vahşice ve sınırsızca çarpabilir ve belki o zaman kalbini verme cesaretini de bulabilir insan."