8/10
·480 syf.··
2018 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2018 02:01
Son zamanlarda 'tarihçi' adı altında ortaya çıkıp Atatürk'e, onun aile fertlerine, Türkiye'nin kurucu kadrosuna ve daha pek çok manevi değerimize olmadık iftira ve hakaretler savuran bir grup şarlatanın, çeşitli basın ve medya kanallarında bir tarım böceği gibi, bir kımıl gibi her geçen gün çoğalması karşısında, İlber Ortaylı gibi değerli bir tarihçinin Atatürk hakkında bir kitap kaleme alması, açıkçası beklediğim ve çok da şaşırmadığım bir durumdu. İnternette, İlber Ortaylı'nın bu kitabı bazı ticari kaygılarla yazdığını ileri süren yorumlara da rastladım. Ben kitabı okurken kesinlikle bir ticari kaygı izine rastlamadım açıkçası. Kaldı ki, kitap yazılırken böyle maddi bir kaygı da güdülmüş olabilir. Eğer böyle bir durum varsa ve ülkenin yetiştirdiği en değerli tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı'nın 70 küsür yaşında böyle kaygıları varsa, bu onun değil bizim, yani Türk toplunun ayıbıdır diyerek giriş faslını kapatıyorum... Kitap genel olarak Atatürk hakkında bildiğimiz, yanlış bildiğimiz ya da hiç bilmediğimiz pek çok detayı içinde barındırıyor. Ortaylı, tarihe ve tarih yazımına bir popüler kültür öğesi ya da bir siyasi yaranma aracı olarak değil, tamamıyla bir bilim olarak bakıyor. Eserini kaleme alırken tarih biliminin gerektirdiği tüm kaideleri tek tek uygulamış. Bunu yaparken de ayrıca sınıfta ders verir gibi öğretici bir üslupla tarih okumanın ve tarih yazmanın inceliklerini okur ile paylaşmış. Günümüzde tarih adı altında nasıl çizgiden çıkıldığını, bir şekilde ele geçirilen ve resmi olmayan belgeler ya da şahsi anılar üzerinden birilerinin bu işi nasıl sulandırdığını o naif çizgisini bozmadan kendi üslubunca anlatıyor ve dikkatimizi bu yöne çekiyor. Kitapta sadece belge ve bulgulara dayanan tarihi gerçekler bulunmuyor. Ortaylı, kendi birikimi ve karşılıklı okuma tekniği ile bazı tarihi gerçekleri yorumlarıyla zenginleştiriyor. Ancak neyin bilgiye/bulguya dayandığını, neyin kendi yorumu olduğunu kullandığı dil sayesinde rahatlıkla ayırt edebiliyorsunuz. Dil demişken, kitabın çok akıcı bir dili olduğunu da belirtmem gerekiyor. Zaten Ortaylı bu kitabı torununa ve onun arkadaşlarına ithaf ediyor. Yani genç kuşağa... Çünkü bu bilgi kirliliği içinde en fazla tehdidin genç kuşaklar üzerinde olduğunu düşünüyor ki ben de kendisine sonuna kadar katılıyorum. Eğer genç okurlar, Atatürk üzerine detaylı bir okuma yapmak istiyorsa, kapsayıcılığı ve gerçekçiliği açısından bu kitapla başlamalarını tavsiye ederim. ---------------------------- Kitap, 8 ana bölüm altında Atatürk'ün hayatını ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş hikayesini inceliyor. Atatürk'ün çocukluğu ve gençliği, askeri eğitimi, 1. Dünya Savaşı süreci, Milli Mücadele dönemi, Cumhuriyet'e giden yol, inkılaplar dönemi ve genel açıdan dünya perspektifinde Atatürk'ü ele alan bölümler mevcut. Kitabın merkezinde Atatürk olsa da, kitap boyunca daha başka pek çok tarihi şahsiyetin de hayatlarına ilişkin önemli bilgiler öğreniyoruz. Bugüne kadar biraz okul bilgisiyle, biraz da okuduğum kitaplar aracılığıyla kafamda yer eden Atatürk ve kuruluş dönemine ek olarak bu kitap vasıtasıyla kazandığım birkaç yeni bilgiyi de paylaşmak isterim; * Örneğin Atatürk'ün Selanik'te doğmuş olması tarih derslerinde tek cümlede söyleyip detayına inmediğimiz bir konudur. Oysa ki Selanik'in o dönemdeki kozmopolit yapısı, ticaret, ulaşım, sanat ve kültür gibi alanlarda dünyanın öne çıkan kentlerinin başında geliyor olması, Atatürk'ün hayatının şekillenmesinde, eğitiminde, meslek seçiminde ve daha pek çok konuda önemli bir role sahip. Eğer Atatürk Selanik'te değil de Anadolu'nun başka bir kasabasında veya köyünde doğmuş olsa idi, tarih büyük ihtimalle çok farklı yazılıyor olacaktı. * Bunun dışında yine birkaç cümle ile geçiştirdiğimiz bir Trablusgarp direnişi vardır. Tarih derslerinde bu savaş, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kaybettiği son toprak parçası ile ilişkilendirilir. Oysa ki Atatürk'ün gönüllü olarak katıldığı Trablusgarp direnişi, onun askerlik hayatında bir kilometre taşıdır. Orada elde ettiği askerlik deneyimi, hayatının sonraki dönemlerinde gireceği pek çok savaş açısından bakıldığında adeta bir okul görevi görmüştür. * Aynı şekilde Askeri Ateşe olarak atandığı Sofya'da geçirdiği yaklaşık bir yıllık süre de, Atatürk'ün ileride kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nde sosyal hayatın nasıl olacağının şekillendiği önemli bir dönem olarak karşımıza çıkmakta. Buna benzer çok sayıda örnek yazabilirim ama bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Tabii herkes kendi okuduklarından kendine has yeni kazanımlar elde edecektir mutlaka... --------------------------- Sonuç itibariyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını herkese tavsiye ediyorum. Her kitaplığın böyle bir kitabı hak ettiğini düşünüyorum. Bu sitenin okurlarını tenzih ederek söylüyorum, ülkede genel olarak tarih okumaları, özellikle Atatürk ve Kuruluş dönemine ilişkin okumalar çok geri planda kalmış durumda. Pek çok insan ortaokul lise yıllarında öğrendikleriyle hayatına devam ediyor. Daha kötüsü, her zamanki hazırcılığı ile tarihi, televizyonda seyrettiği reyting kaygılı popüler tarih programlarından öğrenmeye çalışıyor. Hatta daha da dip bir grup var ki, bu gruba girenler, Muhteşem Yüzyıl, Vatanım Sensin, Payitaht Abdülhamit gibi diziler seyredip, orada öğrendikleriyle başkalarına tarih satmaya kalkışıyorlar. Oysa ki tarih bilimi bizim için, bugünü anlamamız, en azından, neden Suriye sınırında 30-40 km'lik güvenli bir hat açmak için koca bir orduyu seferber ettiğimiz gibi sorulara yanıt bulabilmemiz için önümüze açılan en yakın ve en güvenli köprü konumunda bulunuyor. Ancak köprüyü geçerken bize kimin rehberlik ettiğini çok iyi bilmemiz ve sadece güvenebileceğimiz kişiler vasıtsıyla bu köprüyü geçmemiz gerekiyor. Öteki türlü, köprüyle birlikte yerin dibine göçme ihtimalimiz çok yüksek. Herkese keyifli okumalar dilerim...
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,5bin okunma
··
1 +1'leme
·
4.974 Gösterim
23 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İşte bunu seviyorum. Reklamların adı lazım olmayan bir tanesinde geçen bu sözü şu an çok içimden gelerek senin incelemenin altına yazıyorum. Çünkü burnuma gelen kalite ve emek kokusu sinestezik bir formülle karışarak somut bir yazıya dönüşmeye başlamıştı bile kendiliğinden. Bu kitap şu an benim sadece 1 m. uzağımda. Ama bu inceleme şu an bana kitaptan daha yakın geldi. Hem fiziksel uzaklık olarak hem de manevi olarak. Çünkü hem dikkatini çekmiş konu başlıklarının yıldızlarla belirtildiğini gördüm, benim de kökenimin olduğu memleket olan Selanik hakkında daha kitabı okumadan aydınlatıcı bilgiler öğrendim, hem de öznel ve nesnel iki dünyanın harmanlandığı keskin bir kalemle karşı karşıyayım. Seni artık zaten tanıyoruz bu incelemelerinle dostum, kaleminin özgünlüğü kendini belli ediyor, bunun da çoğu kişi farkında artık. Bu kitaba ticari bir kaygı ithamında bulunulacaksa, ticari bir kaygı kategorisine giren diğer yüzlerce kitaptan sıra bu kitaba gelmez, bence o kadar değerli bir insanı barındırıyor işte bu kitap. Atatürk hakkında ileri geri konuşanlar ya da olmadık iftira ve hakaretlerde bulunanlara onun doğumundan şu anki ana kadar her dönemde rastladık. Kabul edilsin ya da edilmesin, tarihte yaşamış ve sadece belirli bir döneme -yani sadece yaşadığı yıllar içine sıkışmış tarihlere- değil, kendisinden sonraki bütün nesillere de sirayet etmiş bir ideolojiyi aşılayabilen, bunu da savaşların en ön saflarında gerçekleştirmiş birisi olarak ona yapılan eleştirilerin büyük bir kısmı nankörlük, cahillik ve araştırma duygusundan yoksunluk içermektedir diye düşünüyorum. İşte bu yüzden incelemenin genelinde bahsettiğin eleştirilere de katılıyorum. Kalemine ve emeğine sağlık.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Oğuz çok çok çok teşekkür ederim değerli dostum. Yazdığın bu güzel cümlelerin hangisini yanıtlayım bilemedim:) İncelemelerimde bir sineztezi görmen benim için çok değerli... Bu arada kitap sende çok daha farklı, çok daha özel izlenimler bırakacaktır. Selanik konusu bunlardan biri ve sen de dile getirmişsin zaten... Ayrıca dönem olarak da, yani askerlik öncesi gerçekten seni motive edecektir. Belki bir insanın saatlerce dil dökmesinden daha motive edici olacaktır diye düşünüyorum. İncelemede yer veremediğim bir detayı senin bu değerli yorumunun altına ekleyim yeri gelmişken. Kitapta incelenen konulardan bir tanesi de neden bir başkası değil de Atatürk konusu... Yani neden İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ya da İttihatçılardan Enver Paşa değil de Atatürk? İşte bence çok önemli sorulardan bir tanesi de bu. İlber Ortaylı, bu sorunun cevabını net bir şekilde, yani altını doldurarak verebilmek için gerçekten büyük özen göstermiş ve bence bu konuda vermek istediği mesajı çok güzel vermiş. Kitapta buna benzer daha pek çok yan konu var. Sen de okuduğunda bir gün üzerinde konuşmayı çok isterim... Oğuz tekrardan çok teşekkür ediyorum... Sevgilerimle...
Elinize sağlık, güzel bir inceleme olmuş yine. Anladığımı kadarıyla İlber Hoca'nın özellikle genç kuşaklara Atatürk'ü ders kitapları ve günümüz popüler kültüründen farklı olarak açıkladığı bir kitap bu. Benzer şeyleri Can Dündar'ın Mustafa belgeselinde de görmüştük. Gerçi o belgesel çoğu insandan tepki almıştı ama Atatürk'ü insan olarak tanımak için önemli bir adımdı bence. BU kitabın, anlattığınız kadarıyla,fazla olumsuz olumsuz eleştiri almayacağını düşünüyorum. Zaten hak ettiği popülerliğe sahip olan İlber Ortaylı'nın bu kitabının şimdiden çok satanlar arasında olması da mutlu ediyor insanı.Teşekkürler tekrar.detaylı incelemeniz için
Necip G.
Gönderi Sahibi
Erhan Hocam çok teşekkür ederim öncelikle... Çok doğru bir tespit yapmışsınız kitapla ilgili olarak. Bu kitap gereksiz tartışmalardan kaçan, olabildiğince tarihi bilgiyi, ehil yorumlarla bir araya getirip sunmaya çalışan bir kitap. Hedef listesinin tepesinde gençlerin olduğu çok açık. Tartışmalı konuların yüzeysel geçilmesinin nedenini, bu konulara girildiğinde en az 30-40 sayfa tek bir konuyu aydınlatmak adına geçeceği için, Ortaylı'nın bunu tercih etmemesine bağlıyorum. Bu kitap çok genel olarak bir Atatürk portresi çiziyor ve kitap içerisinde, özellikle dipnotlarda, detayları araştırmak isteyenler için pek çok kitap ve yazar adı referans gösteriliyor...
Kesinlikle, tüm gençlerimiz okumalı.İlber Ortaylı gibi tarihcilere de sahip çıkılmalı.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Günümüzde çok sistemli bir şekilde alternatif tarih yazılmaya çalışılıyor. O yüzden ilber Ortaylı gibi tarihçilerin varlığı, onların kitapları gerçekten çok değerli. Teşekkür ederim Mustafa Hocam...
Merhabalar; O halde 1000Kitap hesabıma kaydettiğim bir sürü “Atatürk üzerine kitaplar” arasına, aralarında da en başına İlber Ortaylı’nın bu kitabını koyayım. Hem ben kazanayım, hem de “ticari kaygı güden” İlber Ortaylı kazansın . İlber Ortaylı gibi bir tarihçi hakkında nasıl öyle derler 🤔 Hem diyelim doğru ama ben şunu da bilirim ki birilerinde çirkin duran bir davranış bir başkasında pekala sakıncasız ve masum olabilir. İlber Ortaylı da bu kişilerden biridir diye düşünüyorum🤔 Ayrıca çok da güzel belirtmişsiniz; ortada eleştirilecek bir durum varsa ona dair bu da olsa olsa bizim ayıbımızdır; sanatçılarımızın, bilim insanlarımızın maddi durumlarındaki kötülükten bize de pay düşer. Diye düşünüyorum. Eminim bu kitaptan öğreneceğim aktardıklarınızla beraber ve onların haricinde pek çok güzel ayrıntı var Gazi Mustafa Kemal’e dair. İnşallah alıp Kasım ayına okurum. Zihninize sağlık; iyi okumalar dilerim. 📖
Necip G.
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Kitap ilk yayınlandığında alıp okumuştum. Ortaylı hoca, pek çok Atatürk konulu kitapta olduğu gibi senaryo yazmak, kurgu yapmak yerine, ağdalı cümleler kurmadan sade bir şekilde bilgiye dayalı konulara değinmiş. Kitabı da öncelikle genç okurlara ithaf etmiş. Ancak sadece gençler değil, kitapla buluşan herkes mutlaka yeni birşeyler öğrenebilir bu kitaptan. Size de keyifli okumalar dilerim şimdiden...
Hepimizin beklediği bir incelemeydi bu Necip Bey, yine çok özenli, titiz, çok güzel yazmışsınız.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Nesrin Hanım çok teşekkür ederim:) İncelenmesi benim için en zor kitaplar genelde bu tip kitaplar oluyor. Çünkü yazılması gereken o kadar çok şey var ki, o görünmeyen eşiği geçmemek için büyük çaba sarfediyorum:) O yüzden hep eksik geliyor bana bu incelemeler. Yine de siz bu şekilde yorumladığınız için gerçekten çok mutlu oldum. Sevgilerimle...
Reklam
Böyle güzel incelemelerden sonra, inceleme yazmak haddim değil herhalde diye düşünüyorum. Kaleminize sağlık Necip hocam. :)
Necip G.
Gönderi Sahibi
Bu arada şimdi gördüm, siz de sonuna gelmişsiniz kitabın. Okuyup bitiren okurların yorumlarını gerçekten merak ediyorum. Atladığım göremediğim kısımları bu şekilde keşfetmeyi planlıyorum:) Umarım siz de kitaba bir inceleme yazarsınız...