• "Akşamları bazen tek başıma dolaşmam, bir ruh sporudur."
  • - insan meziyet sahibi olmaya mecburdur. Anarmol olan: kusurdur.
    Bir asker cesurdur diye alkışlanmaz ama korkarsa ayıplanır.
    Hüseyin Nihal Atsız
    Sayfa 118 - ÖTÜKEN
  • Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
  • Bakmadan görmesini iyi bilirdi.
  • -Spoiler içerir-
    Kitap yeni bitti.Nedense içimde garip bir duygu var.Duygusal şeylerden kolay etkilenmem,etkilenmemeye çalışırım,fakat geçmişinde kadınlığı-cinselliği saldırı altına alınmış kadınların hikayelerinden çok etkilenirim hep.Belki de her gün benim de böyle şeyleri yaşayabilecek olmamın rahatsızlığıdır daha kolay empati yapabilmemin nedeni,kim bilir?

    Yazar hakkında neredeyse hiçbir bilgim yok fakat fizikçi olduğunu hele hele de vakti zamanında CERN’de çalıştığını duyunca ona ayrı bir hayran olmuştum.Kahramanımızın fiziği sevmemesine de birazcık içerledim ama sevmediği bir alanda bu kadar başarılı olabilmesini de takdir ettim.Kitapta değindiği CERN’deki cinsiyetçiliği duymuştum,şuan bile var,kim bilir 90’lı yıllarda nasıldır diye düşündüm.Bunu hakkında Bilge Demirköz’ün –kulu,kölesi,hastası,müptelası olduğum fizikçimiz-bir videoda konuşması vardı,o da bahsediyordu bu durumdan.İncelemeyi fiziğe saptırmadan konuya devam edelim,kahramanımızın ne hissetti(rdi)ğine.Beni en çok etkileyen şey,kahramanın(A diyeceğim) geçmişinde uğradığı şiddet ve tecavüzler oldu.Tam sevişmeye başladığı anda ağlamaya başlaması gibi.Cinselliği,daha doğrusu kadınlığını,çok uzun zamandır içine gömmüş.Kimi arzularsa,ne kadar arzularsa arzulasın,ona yanaşmıyor:

    ‘’Yıllardır görülmemiş eski bir sevgili gibi çok uzaklardan çıkıp gelen duyguyu tanıyordum,cinsel arzuydu bu.Cinselliğim çoktandır kuruyup gitmiş,arkasına bile bakmadan terk etmişti beni.’’

    Aşık olduğu adamı bile uzaklaştırıyor,arzularını bastırıyor:

    ‘’Oysa şimdi,yara bere içindeki korkak bir sokak köpeği gibi yavaşça sokuluyordu benliğime.Yoğun bir sıkıntı ve baş dönmesiyle birlikte.Geldiği yere geri yollamaya çalıştım onu,bunca zamandır saklandığı karanlıklara.İçimdeki ölü canlandırılmak istemiyordu.Tekrar acı çekmek istemiyordum.Kaçmalı,Kabuk Adam’dan uzaklaşmalı,odama sığınmalıydım.’’

    ‘’Arzu kolaylıkla bastırılabilir,ama asla unutulmaz,artık biliyorum bunu.Bedenin bellek üzerindeki mutlak egemenliği.’’

    Aslında bizim doğup büyüdüğümüz toplumun kadınlarının çoğunun ruh hali gibi hissettikleri.Sanki kadın hissetmek,arzulamak bir suçmuş gibi hissediyor.Mahrem rüyalarından uyanınca utanıyor bir çocuk gibi,25 yaşında bir kadın!Bu suçluluk duyguları,hem geçmişinden hem de A’nın birkaç kez tekrarladığı gibi ‘’Türk kadını’’ olup büyüdüğü ve yetiştirildiği çevreden kaynaklanıyor.Cinselliğe düşkün olan arkadaşı Maya’nın tek gecelik ilişkilerle avunma çabasını,yalnızlığı kısa bir süreliğine dinlendirme aracı olarak görüyor.Bu ilişkilerin insanı korkunç bir şefkat açlığına sürükleyeceğini düşünüyor.

    ‘’Benim kadar yalnız ve umutsuz olan Maya,avuntuyu çoğu zaman tek gecelik ilişkilerde arardı.Genç ve güzel bir kadınsanız eğer,erkekler gövdenizi asla reddetmezler,sizi reddetseler bile.Bense bu gece birlik ilişkilerin,yalnızlığımı kısa bir süre için dinlendirse de,beni daha korkunç bir şefkat açlığına sürükleyeceğini düşünüyordum.Üstelik bir Türk kadınıydım,içinde büyüdüğüm hoyrat,sevgisiz toplumda,cinselliğim öldürücü darbeler yemişti.Kendime olan saygımı yitirmeden,böyle ilişkilere kolay kolay giremezdim.’’

    Aşık olduğu adamın bir dokunuşundan bile deli gibi etkilenmesine rağmen bir eylemde bulunmuyor.A’ya en çok burada kızdım,kitap boyunca kafamda kurup kurup bu anı bekledim çünkü:(:D)

    ‘’Birden bire parmaklarını sırtımda hissettim.Usulcacık bir okşayış bütün bedenimi ürperterek boynuma ulaştı.Titredim.Sevme yeteneğini hiç kaybetmemişti elleri.
    -Sana ilk kez dokunuyorum değil mi?
    -Evet.
    Bir kadına değil de hayatın kendisine dokunuyormuş gibiydi.Hiçbir şey söylemiyordum.Ansızın elini çekti.İnanılmaz yoğunlukta bir şefkatin ve arzunun sıcacık izini,ömür boyu sırtımda bırakmıştı.’’

    A aşık olduğu adamı tekrardan görmek isteyince onu bulamadı,onu en son gördüğünde çok kırmıştı,kaba davranmıştı.Sonradan hep onu düşünmesine çok üzüldüm.Bir an benim kaybettiğim bir insanmış gibi hissettim okurken:

    ‘’Onu,gerçekte hiç görmediğim durumlarda düşlüyordum.Tony mercanlarda,suyun altındaki incecik,esnek bedeni;Tony dans ederken,sert kalçaları avuçlarımın içinde,Tony sevişirken...O tek,sihirli dokunuşunun sırtımda bıraktığı izleri bedenime yayıyor,sayısız kez beraber oluyordum onunla.Gerçekte bana elini sürmesine izin vermemiştim,ama fantezilerimde,vücudumu ve ruhumu bütünüyle,hiçbir şeyi saklamadan ona sunuyordum.O tılsımlı,güçlü ellerini dolaştırıyordu bedenimde-parmak uçları nasırlı olmalıydı-ya da keskin bir bıçağı;derin,dupduru bakışlarında,titreyerek bir midye gibi açılıyordum.Göğsündeki yara izlerini öpüyor,koltukaltlarının kendine özgü kokusunu soluyordum,teninin kopkoyu karanlığını içime çekiyordum.O son geceye,okyanusa bakan balkona dönebilseydim.Bu sefer ona dokunmayı başaracaktım.Ona sarılmayı,onu hiç bırakmamayı.’’

    Her ne kadar aşık olduğu adama ulaşamasa da ona mektup yolladı fakat onu asla göremedi A.Ona benzeyen erkeklere ilgi duydu,kendi deyimiyle sadece fantezi düzeyinde bile olsa cinsel arzuları geri gelmişti ve bir gece o adamlardan birine-sevdiği adama ikizi kadar benzeyen birine- Kabuk Adam’ı anlattı,onunla sevişti.O adamın fotoğrafını önceden hindistancevizi ağaçlarının altında görmüştü.

    Kitaptan sadece fizik ve kadınlık,cinsellik konuları aklımda kalmış ve beni etkilemiş olsa da[Biraz da incelemeyi gece 2-3 sularında yazmanın etkisiyle :)) ] yazar yalnızlık duygusunu da gerçekten çok güzel işlemiş.Bir okunuşta bitecek,son derece akıcı bir kitap.İyi okumalar…
  • Neden sessiz bakıyorsun?
    Beni niçin yakıyorsun?
    Çiçek gibi her bir yanın.
    Söyle, nedir adın, sanın?
  • "Yasayı bozmak en büyük suçtur. Milletler yasalarla insan olur, yasalarla yaşar."