1000Kitap Logosu
Büşş
TAKİP ET
Büşş
@Crysania
Kütüphaneci
Ne mutlu Türk'üm diyene!
39 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 2)
163 okur puanı
29 Mar 16:17 tarihinde katıldı.
101
Kitap
18
İnceleme
134
Alıntı
5
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Büşş
Düşüş'ü inceledi.
104 syf.
·
9 günde
·
Puan vermedi
Ahlak nedir? Ya da ahlaklı olmak? Ahlaklı olan bir insanın davranışlarının sonucunda “iyiyi bulmak” mıdır önemli olan yoksa “iyi niyetlerle yapılması” mı? Kitap tam olarak bu ikilemin üzerinde dönüyor. Albert Camus’un okuduğum 3. kitabı ve yine karşımızda kadınlara karşı duygu beslemeyen ve sadece cinsellik üzerine ilişki kuran bir karakterimiz var. Bunun üzerinde özellikle durma sebebim, yazarın da karakterde bu özelliğinin üzerinde özellikle durması. Ama 3. kez okuyunca şunu söyleyebilirim ki artık biraz bayat geldi bu konu. Bayat gelmesinin yanında Albert Camus hakkında oldukça düşündürtüyor. Yazarın bu konularda oldukça arayış içinde olduğunu hissettiriyor. Yine hayatta kendine yol bulamamış bir karakterimiz var. Kitap monolog halinde yazılmış ve baştan sona da bu şekilde ilerliyor. Bundan bir nebze sıkıldım ama bu kitaptan kaynaklı değil bu tarzın bana uymamasından kaynaklanıyor. Kitabın konusuna gelecek olursak, önce sürekli kendini öven bir insanla karşılıyoruz. Karakter kendini övdükçe cümlelerin altındaki boşluğu kendi de fark ediyor. Övgüler eleştirilere, kendini beğenmişlik neredeyse kendine acımaya kadar iniyor. Yine zamanını doğru değerlendirememiş bir insanı okuyoruz ve yine düşünüyoruz; biz nasıl kullanıyoruz kendi zamanımızı? Her gün milyonlarca insan, milyonlarca harekette bulunuyor. Peki bunlardan iyi olanların altında gerçekten iyi niyet mi var? Yoksa bizi iyi sonucuna götüren niyetlerin iyi olup olmaması önemli değil mi? Ahlak felsefesinde oldukça tartışılan bir konunun ortasında buluyoruz kendimizi. Ve soruyoruz kendimize, biz hangisiyiz? Düşündürücü ve oldukça geliştirici bir kitap olduğunu düşünüyorum ve herkesin bu kitapta kendi yolunu bulması ya da çizmesini gerektiğine inanıyorum.
Düşüş
8.1/10
· 10bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
51
Büşş
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala'yı inceledi.
272 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Ayrı iki hikâyeden oluşan bu kitabın ilk hikayesi olan Okyanus Kokusu’nu oldukça beğendim. Nesime’nin kaçışıyla birlikte gelişen olaylar beni oldukça heyecanlandırdı ve bir dizi izliyormuşum havası uyandırdı. Hikâyeyi merak içinde okudum. Oldukça sürükleyici olmakla birlikte, sade ve anlaşılır bir dille yazılmış. Küçük bir kızın, bir yabancının teknesine gizlice binmesiyle başlayan hikayemiz, 3 kişinin okyanus yolculuğuyla devam ediyor. Oldukça tatlı ve bence tam da okyanus kokan bir hikayeydi. Beni rahatsız eden bir detayı paylaşmak isterim. Tekneye kaçan kızımız Nesime çocuk denecek yaştadır, buna rağmen yazar çok gereksiz detaylara girerek Nesime’nin bazen teknede çıplak dolaştığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra ilerleyen kısımlarda yönetmenin Nesime’yi kızına benzetip ilgi duymasından yer yer bahsedilmiştir. Bir insan nasıl, bir çocuğu hem kızına benzetip hem de ilgi duyabilir? Yine de bunun olay örgüsünde cezasız bırakılmadığını düşünüyorum. İkinci kısımdaki hikâyenin öncekiyle hiçbir alakası olmayıp aslında tek başına koca bir kitap olabilecekken çok az bir sayfaya sığdırılmış olması beni biraz üzdü. Bu yüzden ne etkiledi ne de iyi ki okudum dedirtti. Okyanus Kokusu’nu oldukça beğendiğim için kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala
Okuyacaklarıma Ekle
34
Büşş
Benim Hüzünlü Orospularım'ı inceledi.
96 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
90 yaşına gelmiş yapayalnız bir adamın hayat hikâyesini okuyoruz. Bunun sebebi nedir bilinmez karakterimiz 500lü sayılara kadar birlikte olduğu kadınların sayısını bir kenara yazdığını, bir yerden sonra kendi kafasından devam ettiğini belirtmiş. 90 yaşına geldiğinde ise hala kendine dur dememiş ve kendine şöyle aynada bir bakmadan bakire bir genç kız arayışına girmiş. Kitapta kesinlikle pedofili var. 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. Nasıl yok? Kitabın adıyla içeriğinin çok bir alakası olmasa da, hüzünlü olanın orospular değil, ana karakter olduğunu söyleyebiliriz. Kitapta eğer 14 yaşında bir çocuk değil de en azından 18 yaşında bir kızdan bahsediliyor olsaydı belki karakteri olumlama şansımız olabilirdi fakat ben yazarın 14 yaşını seçmesinin özellikle olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan değerlendirirsem eğer ki burada artık ölümüne ramak kalan bir insanın son çırpınışlarını görüyoruz. Hayatı boyunca aşkı tatmamış, aşka doymamış bir insan hissettiği sapıkça duygulara "aşk" diyor. Kıza dokunmamış olması aşık olduğu anlamına değil, dokunamadığı anlamına geliyor, sadece bu. 90 yaşına bile gelsen gençken içinde barındırdığın pislik duygulardan kurtulamıyorsun. Son nefesinde bile aynısın(Karakterin daha önce çocuk yaştaki hizmetlisiyle birlikte olduğunu da okuyoruz.). Ben kitaba tamamen farklı bir pencereden baktım. Ana karakterin duygularında samimi olduğuna da inandım. Ama karakter kendine samimi değildi, yaşadığı şeyi aşk sanıyordu. Ama yaşadığı şey çaresizlikti. Lakin gerçekten aşk olsaydı derdi, bunu 14 yaşındaki bir çocukta bulmazdı. Kitabın sürükleyiciliği gerçekten iyiydi. Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. Şimdiden yazar hakkında belli başlı izlenimler edindim. Müstehcen konuları ve bu konularda yazmayı oldukça seviyor. Kitabı okumanızı şu açıdan tavsiye ederim; kitapta yaşlılığın getirdiği pişmanlığı ve boşluğu oldukça iyi hissediyorsunuz. Kısacık kitapta gerçekten yaşlanmaktan ve önümdeki zamanı iyi değerlendirememekten korktum. Zamanın değerini anlamak adına etkilip bir kitap. Fakat unutmayın ki bu bir aşk kitabı değildir, bir pedofilinin sapıkça duygularına aşk adını verdiği, karaktersiz bir adamın hayatından bir kesittir.
Benim Hüzünlü Orospularım
Okuyacaklarıma Ekle
70
DAHA FAZLA GÖSTER