Hayatın Sessizliğinde

7,9/10  (17 Oy) · 
50 okunma  · 
23 beğeni  · 
1.160 gösterim
Kendine özgü sesini hep başka sesleri arayarak koruyan
Aslı Erdoğan'ın en çok konuşulan kitaplarından biri:
"Hayatın Sessizliğinde", Sadece başka kişilerin seslerini
değil, başka metinlerin de, başka disiplinlerinde seslerini
yankılayan bir ses...
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2007
  • Sayfa Sayısı:
    175
  • ISBN:
    9789752894143
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kıvılcım Y. 
 02 Şub 20:09 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

UYARI: Bu inceleme en koyu yalnızlıkların diplerinde el yordamıyla birbirini bulan okur-yazar dostluğunu, bu sayede okurun yazara karşı resmiyetsiz hitaplarını, sadece duygularla yoğrulmuş harfleri ve gecenin en derin hislerini barındırır.
-Kulaklıklarınızı takınız: https://youtu.be/s5FPC3nSn1E
-Ve derin bir nefes aldığınızdan emin olunuz.-

Bilirsiniz, insan hayatında yıkılma, kırılma ve dönüm noktaları vardır. Bununla birlikte her kitabın da bir zamanı oluyor. Ruhun dinginliği, öfkenin şiddeti, çekilen acılar ve yaşanan mutlulukları kapsayan hayatımızın odalarında duygularla birlikte onlara denk düşen kitaplar da yerlerini alıyor böylelikle. Ellerimiz o anları yakalayarak cümleleri seçerken aynalara bakarız aynı zamanda. Kendi yansımamızı ararız sürekli, hislerimizi paylaşmak isteriz.

“Kabuk Adam”dan sonra Aslı’yla ikinci buluşmamın daha yoğun duygular içermesi işte bu yüzden. Elimi atıp okumak istediğim hiçbir kitabı okuyamamanın getirdiği üzüntüyle raflara geri döndüğüm, aklımın en ufak bir sözcüğü ve cümleyi kabul etmediği böyle bir dönemde seslendi çünkü bana. Okumaktan çok yazmanın iyi geldiği zamanlarda her kitap, kalem olamıyor. Bu sesleniş, yazamadıklarımı bir kenara iterek kitaba yönelmemi sağladı. Kurmuş olduğum bu bağdan sonra gelen dostluk hissinden dolayı ismiyle hitap ediyorum artık kendisine. Kendimi kendime bile anlatamazken, kötü gün dostluklarının temsili niteliğinde bir çağrıyla hayatıma girip karşılıklı olarak duygularımızı paylaştığımızı hissettirdiği için. En çokta yalnızlığı paylaşarak Özdemir Asaf’ın yanılabildiğini bana gösterdiği için…

Yazılmasının beş yıldan uzun bir süre olduğunu söylediği kitabın içinde yirmi dokuz metin bulunuyor. Ne bir kahraman ne bir hikaye. Sadece arayış var metinlerinde, kendini, insanları, dünyayı, en sevdiği ve seveceği adamı belki. Onun deyişiyle “hedefsiz bir yolculuk”. Zekasının ince kıvrımlarıyla tanıştım bu kitabında “Kabuk Adam”dan daha farklı olarak. Sözlerinin inceliğiyle ve çığlıkla karışık suskunluklarıyla. Dili sade olmasına rağmen su gibi akıp giden cümlelere sahip değil. Metinlerden bazılarını tekrar tekrar okudum. Bazen anlayamadığım, bazense çok sevdiğim için. Konsantre duygular ve cümleler barındırıyor tamamen. O açıdan zor kitap kategorisine konulabilir. Nasıl okunması gerektiğini ise kitap isminde gizleyen, aslında gizlemeyip açıkça belli eden kitaplardan biri “Hayatın Sessizliğinde”.

Doğru zamanda doğru insanla karşılaşır gibi karşılaştığım bu kitabı zaman çarkımın farklı bir anına denk gelseydi bu kadar sever miydim? Emin değilim. Daha kısa sürede biter miydi? Kesinlikle evet. Peki anlamlandırabilir miydim? Kısmen evet. Çiğneyip yutabilir miydim metinlerini? Kesinlikle hayır. Bittikten sonra savaştan çıkmış gibi hissettim kendimi. O açıdan kendinizi çok iyi hissettiğiniz günlerde bu kitabı elinize almak, oksijen tüpü olmadan suya dalan bir dalgıcın, okyanusun derinlerindeki güzelliği keşfedemeden amaçsız bir çırpınmayla yüzeye çıkma isteğine dönüşecek tahminimce. Anlamaya çalışmadan geçmeyi okumaktan saymayanlar için bu kısmı ön hatırlatma olarak kabul edebiliriz.

O kadar çok şeyi kustu ki benim yerime Aslı, okurken kendimi hem rahatsız hem de rahatlamış hissettim. Söylemek istediklerimi, söyleyemeyip yuttuklarımı çekip çıkardı boğazımdan, sesim oldu. Suların en derininde ve gökyüzünün en üstünde buluştuk. Önce gecenin yıkımını hissettiren tüm duyguları yaşadık ardından sabahı bekledik. Umutsuzluğun en derinini yaşarken birlikte umuda çıkan yolda yürüdük. Vurgun yemek kendi yalnızlığınla konuşmaktan daha öte bir şey değildi, onu gördüm bir kez daha. Ruhun çığlıklarının duyulmadığı sessizlikte bir sırdaş ararken bulduğum isim oldu.

“Dışarı çık! Yaşam dışarıda ve onun kendisini yeterince ciddiye almayanlara nasıl öfkelendiğini öğrenmiş olmalısın” sözü yankılandı kulağımda kitap bittikten sonra. Nefes alma ihtiyacı yaratan kitaplardan biriyle birlikte su yüzeyine ulaştım, ciğerlerime derin bir hava doldurarak dışarı çıktım. Elimde beni soluksuz bırakan bir kitap ve bu sayede edindiğim bir dost var artık.

"İşte böyle başlıyor bir varoluş öyküsü, kararsızca, üzerine ağ gibi atılmış boşluğa yakalanan sözcüklerin bedenleşmesiyle ve elbet düş kırıklığıyla…

Bu benim öyküm olsun mu?"

Aslı Erdoğan kadın yazarlara ve kadınlara duyduğum önyargıları yıkmış bir insan! Bu kitabıyla kadınları daha çok sevdim! Onun gibi kadınları seviyorum! İddiasız anlatımı, çıkarımsız, imgelerle süslenmiş kelimeleri ile nesneleri hayatın içinde var etmiş, hiç bir cümlesi anlaşılmaz olmayan, yalın akıcı diliyle çıkardığı duygu yolculuğunda size varoluşunu anlatırken, varoluşunuza yönelik yeni kapılar aralayan ama bunu asla göze sokmayan.., sakin, tedirgin.. ve bir yanı var ki çok güçlü, kaplanın karşısında kedi gibi meydan okuyan kederli bir kadın Aslı Erdoğan.. Gözlerimin yanmasını engelleyemediğim , boğazımın düğüm düğüm olduğu satırlar, havada uçuşan silik, grinin içinde kaybolmuş sözcükler, bazen gökyüzünün altında gecenin karanlığında ışıksız bir evin damında yıldızların parladığı gibi parlayan duygular ardından bulutların araya girişiyle , dışlanan bir çocuk hüznünün yüz ifadesine dönüşen... Ve hep araladığı kapıların ardında ağlayan küçük kız çocuğu bulduğunuz( yada benim bulduğum) bir yazar! Bazı kitapları azarlıyorum haksızlık ettiğim gibi , bazı kitapları ise gereğinden fazla bağrıma bastığım insanlar gibi bağrıma basıyorum! Aslı Erdoğan ve kitabı asla gereğinden fazla cümlesini hakketmiyor en azından benim için öyle!!! Hemcinsim! Kendisine saygılarımı ve şükranlarımı iletiyorum! Dr Hayır gibi Bir sigara yakıyorum ucunu ıslatıyorum! Bir nefes çekiyorum, vermek için birisine bakınıyorum ve hiçkimseyi bulamıyorum!!!

Sedâbiyât 
28 Nis 2017 · Kitabı okudu · 32 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ruhum kelimeleriyle dans etti. Sanki kitap değil bir ezgiydi.
Kelimelerinde kendimden o kadar çok şey buldum ki... Neredeyse kitapta altını çizmediğim yer bırakmadım. Ruhuma dokunduğu içindir, kim bilir, çok beğendim.
Kitapta okuduğum bir iki cümle benim için kitabı anlatan cümlelerdi. O cümleleleri buraya da aktarıyorum:"Hedefsiz bir yolculuk bu. (Aynen bu yazı gibi. Öykü yok, kişiler yok, yargılar yok. Yalnızca belli belirsiz, üstü kapalı kalmaya yazgılı bir uğultu.)" Syf 126.

M 
19 Kas 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kimseye söyleyemedikleri boş verdikleri, acıları, mutlulukları ,hüzünleri herşeyi mükemmel kelime hazinesiyle sizi farklı bir yolculuğa çıkartan iyi bir eser bazen durup kelimelerin içinde kayboluveriyorsunuz kendimce çok şey çıkardım kendimi çok sorguladım..

Cansu 
06 Oca 04:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İşte kadın!
Feyza Altun'un kadının fenni ni yorumlarken Aslı hanımdan hiç bahsetmemişim.Çok büyük eksikliktir. Eserinde deneme şeklinde ilerleyen yazılar var ve hayatın önemli noktalarına temas ediyor. O hem toplumda hem toplumun üstünde bir göz misali bize yazıyor...
Bir kadın olarak onun kitabı bana ilham verdi, en zor durumlarda kendime güvenimi perçinlemiştir.

Sidar Sadık 
02 Eki 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · 4/10 puan

Aslı Erdoğan'ın ne kadar rafine yazdığını okurları gayet iyi bilirler. Bu kitabında da vurucu paragraflarla bizi kendi içimize dönüp kendimizi ve dünyayı sorgulayacağımız bir zemine çekiyor. Fakat Aslı Erdoğan tarafından mı hazırlandığını yoksa yayınevinin bir çakallık mı yaptığını anlayamadığım bir durum var: "Bir Kez Daha" adlı kitabında -ki kitap "denemeler" başlığıyla basılmıştı. Bu kitap ise "metinler" başlığıyla basılmış.- yer alan birçok metin bu kitaba da alınmış. Kitabın neredeyse yarısı diğer kitaptaki metinlerden oluşuyor. Kendimi kandırılmış hissettim ve bu, hiç hoş değil.

Selim TURAN 
 19 Kas 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Aslı Erdoğan hayata bağlanışını anlatmaya başladığı girişle birlikte, hayatın her evresini sorgulayan ve ince ince işlediği kelimeleri ihtişamlı cümlelere dönüştürerek yine sizi satırlarında yakalıyor....Dört duvar arasında geçen ve yaşamından geçip gidenler ve iz bırakanlar. Yazar havada uçuşan harfleri güzel bağlamlara, örümcek ağı gibi örerken, bu ağa takılmak zorunda hissedeceksiniz kendinizi...

Tahayyül 
 23 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"yoksa bu benim öyküm mü? oysa ona başlayabilmek için koca bir dünyayı yitirdim."

Aslı Erdoğanın okuduğum ilk kitabı.Şiirsel düzyazılardan oluşuyor diyebilirim.Derin duygularını okuyucuya çok güzel aktarmış.Okurken biraz depresyona girebilirsinz!.

Kitaptan 92 Alıntı

mısra 
21 Mar 2017 · Kitabı okudu

Yalnızlığımın tam ortasında konuşuyorum, ben ki yalnızlıktan daha uzun süren bir şey tanımadım.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 116)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 116)

"Gidilmemiş yerlerin, okunmamış kitapların, yerine getirilmemiş sözlerin, dilimin ucuna takılıp kalmış cümlelerin pişmanlığını duyuyorum en çok."

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (undefined)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (undefined)
mısra 
21 Mar 2017 · Kitabı okudu

Saatleri kullanmak yerine, yazılması gereken yazılar, alınması gereken kararlar, yapılması gereken düzenlemeler adına kullanmak yerine, içlerine kıvrılıp daldım gene, kedi gibi.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 109)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 109)
Güler 
04 Eki 2017 · Puan vermedi

Gökyüzünün altında söylenecek yeni bir şey yoksa eğer, her cümle, her öykü defalarca seslendirilmişse, ben hangi çığlığın yankısıyım? Hangi suskunluğun?

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 14 - Everest)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 14 - Everest)
mısra 
29 Mar 2017 · Kitabı okudu

Sözcükler bu Pazar günü evlerinden çıkmak, hayhuya karışmak, riske atılmak istemiyor. Reçetelerim yok, ne toplum, ne kendim, ne de yaşam için.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 119)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 119)
mısra 
 24 Mar 2017 · Kitabı okudu

Gene de, her şeye rağmen, hayatı, o “olağanüstü güzellikteki şarkıyı” dinlemeyi öğren, duyana dek.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 75)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 75)
Kıvılcım Y. 
02 Şub 18:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Saatlerce yağdığı halde, ancak kesildiğinde yağmuru fark etmesi gibi, son birkaç damlayla insan, sessizliği öğreten bütün sesleri duyabilir.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 156 - Everest Yayınları)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 156 - Everest Yayınları)
Kıvılcım Y. 
02 Şub 17:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Gördüğüm en güzel tanımlardan.
Kendini anlatman için bütün dünyayı anlatman gerekir. Anlattıkça seni silen dünyayı... Yani kendini anlatmak için bütün dünyayı yitirmen gerekir. "Aşk" bu yitirişin adlarından biri.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 126 - Everest Yayınları)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 126 - Everest Yayınları)
mısra 
21 Mar 2017 · Kitabı okudu

Belleğin tıpasını hafifçe aralayarak, geçmişin usul usul dışarı sızmasına olanak tanıyor, böylece yeniliklere, gelecek düşüncesine yer açıyorum.

Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 118)Hayatın Sessizliğinde, Aslı Erdoğan (Sayfa 118)