Mucizevi Mandarin

8,2/10  (22 Oy) · 
62 okunma  · 
16 beğeni  · 
939 gösterim
Dünya okurlarınca "geleceğe kalacak elli yazar" arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın ilk öykü kitabı: Mucizevi Mandarin. Yalnızca Türkçe'de değil çevrildiği yabancı dillerde de aynı ilgiyi uyandırmış bir kitap. Hoyratlığın karşısındaki ince ve güçlü bir direnç...



Yitik gözün boşluğunda
Mektup, size
Giderken
Aynanın dibine yolculuk (imgeler)
Unutulmuş topraklar
Geçmiş ülkesinden bir konuk
Bir aşk öyküsü
Hüzünlü kahveler
Mucizevi mandarin
Sırp lokantası ve Michelle
Varlık
Gökyüzü
Unutulmuş topraklar



"Yaşlı ve çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş. Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf, çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey yapamıyormuş. Sonunda korkup kaçmışlar. Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. Gelgelelim güzel kadının her donuşunda mandarinin bedeninde yeni bir yara beliriyormuş, dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar. İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda mandarin kanlar içinde kadının kollarında yığılmış, ölmüş. Bir zamanlar izlediğim Mucizevi Mandarin adındaki bir balenin, eski Çin efsanelerinden alınma öyküsünü, ilk sevişmemizden hemen sonra Sergio'ya anlatmıştım. Nedense anlattıklarımdan pek hoşlanmadı, ama bu öykü benim en sevdiklerimden biridir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    143
  • ISBN:
    9789752893108
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
mısra 
19 Kas 2016 · Kitabı okudu

Aslı Erdoğan’ın Kabuk Adam’dan sonra okuduğum ikinci kitabı Mucizevi Mandarin. 6 öyküden ilki olan ‘Yitik Gözün Boşluğunda’ öyküsü on bölümle kitabın en uzun ve etkileyici öyküsü.

Kitaba ismini veren Mucizevi Mandarin ilk öykü içinde geçen anlatıcının en sevdiği minik bir öykü. Bir baleden alınan Çin efsanesini anlatıyor. Şefkat bazen insanı güçsüzleştirirmiş de.

Öykülerin her birinde bir kişi yaşadığı olayları, ilgili diğer kişileri, izlenimlerini, duygularını anlatıyor. İlkinde Cenevre’de ülkesinden uzakta – kendi deyimiyle sürgün sevgilisinden ayrıldıktan sonra bir gözünü kaybeden göçmen bir Türk kadını var. Avrupa’da ayırdına vardığı ilk şey bu ülkedeki kadınları ile kendi toplumunun kadınları arasındaki özgüven yokluğu, özgürlük ve her iki toplumdaki kadına bakış açısının farklılığı. Sade, akıcı, şiirsel bir anlatım var ve hüzün dolu. Ayrılığı, sevgiyi, yurt özlemini, şefkati, unutmayı anlatmış. Hatırladığınızda sizi üzmüyorsa unutmuşsunuzdur.

Ben bu kitabını daha çok sevdim, bir kez daha ve bazı bölümlerini birkaç defa okudum. Hızlı geçtiğimi fark ettim bazı satırlarda. Koyu hüzün dolu cümlelerindeki içtenlik, yalınlık, saflık, keskinlik anlatıcının duygularına beni de kattı. İyi bir dinleyiciyim diyorsanız önerebilirim.

Oğuz Aktürk 
19 Şub 11:24 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Aslı Erdoğan'ı ilk kez okuyuşum ve ilk okuyuşumda kendisinin de dediği gibi : "İlk anların, yeri doldurulmaz ilk anların güzelliği...Bütün başlangıçlar güzeldir" duygusuna kapıldım.

Kitapta 2 farklı hikaye var ve hemen hikayelerin içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. İlk hikayenin kahramanı zamanında İstanbul'da yaşamış ve hikayedeyken Cenevre'de olan tek gözlü bir kız. Bu kızla o kadar çok ortak yönüm var ki ben de İsviçre'de yaşamamış olsam da Polonya'da yaşadığım 10 ay kapsamında bu kızın hissettiği çoğu şeyi hissetmiş bulundum. Yurt özlemi ve Türk insanlarının samimiyetinin özlemi başlığı altında yaşanan kayıp bir aşk hikayesi. Özellikle ilk hikayede görüntünün azalıp sesin arttığı, "Dancer in the Dark" filmiyle özdeşleşen bazı sahnelerin olduğunu hissettim. Kahramanımızın tek gözü olmamasına rağmen yazar sanki kahramanın başka duyularını kullanma dürtüsünü daha çok ön plana çıkarmış ve sinestezik bir anlatıma bürünülmüş bir anlatım gibi hissediyorsunuz bazı şeyleri. Sanki orkestrada ışığın azalması fakat seslerin çoğalması gibi.

İkinci hikayede de yine kayıp bir aşk var, insanların en esaslı yönlerinin uyumsuzluklarında saklı olduğunu söyleyen bir hikaye.

Yazarın edebi dilinden bahsetmek gerekirse; kitapta rastgele açtığınız bir yer alıntılık bir cümle olabiliyor. Çünkü yazarın cümleleri kuruş ustalığı kapsamında kitabın çoğu cümlesini tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Aslı Erdoğan kendisinin de dediği gibi dansın hiç bitmemesini dilerken sanki özne, tümleç ve yüklemlerin birbirleriyle yaptıkları değişmeli dansları göstermek istemiş.

O zaman ikinci hikayeden çok beğendiğim bir alıntıyla bitiyorum yazımı :
"Güneş doğduğunda silinecek son yıldızı korumak için geceyi olabildiğince uzatmalı mıyım? Yoksa sonsuza dek mi yitirdim? Bir kadını? Bir şehri? Geçmişimi?"

İlay Yüksel 
19 Eki 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Çok sevdim... Acımasızca güzeldi, gerçekti... En çok canımı acıtan kısım şuydu: "Cenevre'de barlarda sokaklarda sevgilileriyle sarmaş dolaş yürüyen, dans eden, öpüşen şen kahkalar atan 13-14 yaşındaki kızları görünce içim cız ederdi. ilk gençlik yıllarımı benden çalmıştı türkiye ve onları başka hiçbir ülke veremezdi. zamanla içimi acıtanın bu kızların özgürlüklerinden cok mutlulukları olduğunu anladım. genç ve umut yüklü bakışlarla seyrediyolardı dünyayı; yanlarındaki delikanlılar onları sevgiyle hayranlıkla tutkuyla kucaklıyordu; hiç tokat yememişler ve büyük olasılıkla bir ömür boyu yemeyeceklerdi; doğup büyüdükleri topraklar gelişip serpilmelerini gerçek boylarına erişmelerini mevsimi geldiğinde çiçek açmalarını sağlayacaktı. daha şimdiden küçük birer tanrıçaydı hepsi. ülkemdeki erkekler kadınlara böyle bakmıyor biyle davranmıyordu. o yaşlardaki ilişkilerimden kalan , 'ne koparsan kardır' türünden cinsellik nedenini bir türlü çözemediğim aşağılanmalar, karşımda belieren zorbalar, timsahlar, cadı yakma törenleri, orospu yaftalarıydı...."

Fatime azboy 
12 Şub 22:58 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Varolduklarına kesintisizce inanabilmek için gören gözlere gereksinim duyar insanlar.Ben bu yarım bakışımla varoluşlarını temelden sorguluyorum herhalde. Tek bir göz,onlara ölümden de katlanılmaz bir şeyi,ikiye bölünmüşlüğü, uyumsuzluğu, tamamlanmamışlığı, evrensel simetrinin yok oluşunu çağrıştırıyor. Yitik gözümü ,yitirdiklerinin ya da yitirebileceklerinin yerine koyuyorlar. Bir uçuruma, çekimine kapılıp da içine yuvarlanacakları kendi uçurumlarına dönüştürüyorlar. Korkunç bir çukur ,ışığı bile geri yollamayan bir kara delik oluveriyor.
'Ya var,ya yok' yerine 'hem var,hem yok' diyerek,yok oluşun canlı tanıklığını,lanetli haberciliğini üstleniyorum. Bakışın karanlığı, varlığın yokluğu içerdiğini sessiz bir çığlıkla dile getiriyor gözüm .
Aslı Erdoğan. ..kalemine sağlık ..

Lütfiye 
12 Şub 15:31 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Neden bilemiyorum ama, kitap bittiğinde karmaşık düşünceler içerisindeydim. Kurgusu anlatım biçimi ile olayı hissettiriyor. Gerçekçi ve bir o kadar eleştiri dolu bir kitap. Bu konuda bir sıkıntı yok. Ama ne bileyim, kitapta Türkiye'de olduğu düşünülen eksiklikler, vatan sevgisinin önünü kapamalı mıydı? Gurbet düşüncesi... Geçiştirme.. Neyse düşündüklerimi de anlatamadım. Belki kitapta da ben anlamamışımdır...

ozlem buyuk 
21 Ara 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

kitabı bitirdiğimde dilime "buruk acı" şarkısı takıldı. içindekileri en güzel anlatan şarkı bu olabilir belki. bir solukta okunacak, altı çokça çizilecek cümlelerle dolu içimize ayna tutan lokum tadında bir kitap.

Kitaptan 47 Alıntı

Bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını, başka hiç kimsenin, kendisinin bile benimseyemediği, hatta fark etmediği huylarını sevmektir. insanların en esaslı yönleri uyumsuzluklarında saklıdır çünkü.

Mucizevi Mandarin, Aslı ErdoğanMucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan
mısra 
19 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Bu gece, yüreğimde tutsak bir kuş, kafesine çarpa çarpa yaralar açıyor vücudunda.

Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 83)Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 83)
mısra 
17 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Bir erkek, karşına kurulmuş, sanki sen onun kaburga kemiği bile etmezmişsin gibi bir tavırla, senin hakkında, geçmişin, geleceğin, ne olduğun, olamayacağın hakkında ahkâm kesmeye kalkışınca onu sakın dinleme.

Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 25)Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 25)
mısra 
17 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Gökyüzü yaşayanlarınsa, toprak ölülerindir. Bir bakış kadar gökyüzü, bir beden büyüklüğünde toprak.

Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 107)Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 107)
mısra 
 07 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Ama sadece müzik gerçekten söz edebilir aşktan. Aşktan ve ölümden… Sözcüklerin ulaşamadığı yerlere sadece o dokunabilir.

Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 55)Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 55)
Mustafa Candan 
 18 Nis 2016 · Puan vermedi

"Bir anıyı yeniden yaşamaya çalışmak ne kadar umutsuz, anlamsızdı. Yapay bir mücevherden daha uyduruk bir şeydi.“

Mucizevi Mandarin, Aslı ErdoğanMucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan
mısra 
17 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

İlk anların, yeri doldurulamaz ilk anların güzelliği… Bütün başlangıçlar güzeldir.

Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 20)Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 20)
mısra 
07 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Şefkat, bazen nasıl da ona en çok gereksinim duyanları paramparça ediyor.

Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 48)Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan (Sayfa 48)
5 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız