Son zamanlarda etrafıma bakıyorum da, herkeste bir telaş, bir koşturmaca, birilerini geçme derdi...
Hırs gözlerini bürümüş, kim kimin üstüne basıp yükselecek diye pusuya yatmışlar.
Arkadaşlar, şu bir gerçek ki benim bu dünyada kimseyle bir yarışım yok.
Atınızı mı koşturuyorsunuz, birbirinizi mi yiyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın.
Pist de sizin olsun, madalyalar da.
Beni bu ucuz yarışların içine çekmeye çalışmayın.
Herkes kendi çöplüğünde ne yapıyorsa yapsın, beni hiç alakadar etmiyor.
Kim lüks içinde, kim daha çok alkış alıyor, kim hangi vitrinde kendini(!) sergiliyor...
İnanın zerre umurumda değil.
Ben kendi dünyamı kurmuşum, o dünyada huzurum var, kendi doğrularım var, başımı yastığa koyduğumda dinlediğim o temiz vicdanın sesi var.
Sizin(bazıları) o şatafatlı ama içi boş hırslarınız, benim o sakin köşemin yanından bile geçemez.
Ama tek bir şartım var: Bana bulaşmayın.
Kendi sınırları çizilmiş, kendi halinde yaşayan bir insanı sessiz diye saf sanmayın.
Ben o defterleri çoktan kapattım, o gürültülü yollardan yürümeyi uzun zaman önce bıraktım.
Herkes kendi çöplüğünün horozu olsun, bana dokunmayan yılan bin yaşasın da demem ama ha…. ucu bana dokunmadığı sürece kimin ne yaptığı cidden umurumda değil…
Ben bu ruhu sokakların tozundan, hayatın gerçek yüzünden aldım.
Kimsenin onayına ihtiyacım yok, kimsenin arkasından iş çevirecek kadar vaktim de yok. Benim tek derdim kendimle.
Kendimi dünümden daha iyi yapabiliyorsam, gerisi tamamen teferruat.
Gölge etmeyin, kendi yolunuzda yürüyün, bana bulaşmayın; yeter. Vesselam…