Leylim Leylim Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar

9,0/10  (208 Oy) · 
627 okunma  · 
232 beğeni  · 
5.813 gösterim
Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957

Ahmed Arif'in Leylâ Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

"Sabah gözlerimi sana açarım.

Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.

Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini..."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9786053609308
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Emire Nişli 
22 May 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Şairlerin, yazarların mektupları vardır; sevgiliye, babaya, evlada yazılmış mektuplar. Ahmed Arif’in “Leylim Leylim”i de bunlardan biridir.

Ahmed Arif’in Leylâ Erbil’e seslenişi, serzenişi bir sevgiliye yakarış şeklindedir ki özel sayılacak hatta mahrem denilecek nitelikte mektupları da dikkat çekicidir kitabında. Arif, dost gördüğü, dost bildiği Erbil'e açmıştır koca yüreğini. Onu, yere, göğe sığdıramamıştır dünyasında. Çok sevmiştir, delicesine, tutkulu, şehvetli, ihtiraslı, önüne geçemediği, yüreğine söz geçiremediği bir aşktı bu. Bunun yanı sıra koruyan, esirgeyen babayiğit bir yürekle sarıp sarmalamıştır sevdiğini. Gözünden sakınmıştır. Onca kaba söylemlerinin içinde ne incelikler saklıdır oysa. Mektupları okurken ilk dikkatimi çeken de bu olmuştur. Mektuplarını kaba bir dille ve bazen küfür sayılabilecek söylemleriyle yazmış olması beni şaşırttı diyebilirim. Fakat okudukça ve derine indikçe anlaşılıyor ki koca yürekli Adamın yaşam tarzından dolayı kullandığı bir dil, bir ifade şekliydi bu. Yaşamındaki sürgün ve hapis yıllarının etkisi de bir hayli yansımıştır sözlerine.

Ahmed Arif, Leyla Erbil’e büyük bir aşkla bağlıydı. Ancak Erbil’de bu aşkın karşılığı yalnızca dostluktu. Aslında Ahmed Arif'in bu konuda da sessiz bir kabullenişi var. O ne olursa olsun Leyla Erbil'i hayatında tutma derdindeydi oysa.

Ahmed Arif’in, her mektupta hitabı değişmektedir. Mektuplara “Leylâ Zalim Leylâ!, “Leylim”, “Leylâ cânım Leylam”, “Leylam”, “Kardeş Çocuk”, “Dost”, “Canım Kardeşim”, “Canım”, “Çok Aziz ve Biricik Dost”, “Merhaba” gibi hitaplarla giriş yaparak onu yaşamının her yerine koymuştur. Âşıktır… Yeri geldiğinde bu duygusunu dile getirmiş, güzelliğinden, kadınsı cesaretinden ve yüreğinden dem vurmuştur.
“Suskun, uzanmış seni yaşıyorum."

"Gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa! "

"Gene uykusuz, mutsuz, tedirginim. Sana yazmak, yazmak, yazmak istiyorum... Seni bütün şafaklarda, evrenlerin o ıssız ihanet saatinde öperim. Ve sen geçersin içimden. Bitmek bilmezsin."

"Beni sevmediğini söylemek ne diye üzer seni? Bu da bir gerçek. Sevgiyi yaratmak gerek. Bunda da bazen tek yönlü uğraşma, verme, ölümü göze alma, sonuç vermiyor. İster istemez işi bir talih meselesi olarak ben çoktan kabullendim. Üzme, zorlama kendini. Beni hiç sevmedin."

Leylâ Erbil'in yaşam tarzı Ahmed Arif’in yaşam tarzıyla tamamen zıttır. Erbil, mütevazi, kibar bir hanımefendidir, bu yüzden Arif'in kullandığı küfürlerden ve kaba sözlerinden oldukça rahatsız olmuş ve onu uyarmıştır

Okuduğum ve hissedebildiğim kadarıyla söyleyebilirim ki bu derece mahrem mektuplarının paylaşılmasını asla istemezdi Ahmed Arif. Mektupları Leyla Erbil'in ısrarlara dayanamayıp yayınlattığını okumuştum bir makalede.

Şöyle not düşülmüştü; Leyla Hanım o yıllarda istemiyordu yayınlanmasını. ‘Ben öldükten sonra...’ düşüncesi hâkimdi. Ahmed Arif’in ailesini incitmekten ya da ‘Leyla Erbil, bu büyük şairin aşkıyla gündeme gelmek istiyor’ dedikodularından çekindiğini de söylemişti. Leyla Erbil yayıneviyle son görüşmelerinde zamanının kalmadığını ve ölmeden kitabı görmek istediğini dile getirdi. Sonra sağlık durumu iyice ciddileşti ve ne yazık ki kitabı göremeden aramızdan ayrıldı.( alıntıdır)

Ne hazin bir sonla bitmiştir bu hikaye.Ben okurken çok etkilendim Leylim Leylim'i. Ve halen etkisinden de kurtulabilmiş değilim. Özel mektupları okumak ne derece doğrudur tartışılabilir fakat okunması gereken bir kitap diyorum.

"Son defa gözlerinden öpüyorum. Sade, mezara kadar götüreceğim tek sevdasın. Bunu unutmamanı istiyorum..."

Nina 
05 Eki 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · Puan vermedi

İnceleme değil, daha çok kitap bende hangi duyguları uyandırdığını anlatmak isterim ki aşk bence incelenecek bir konu değil onu yaşamak gerekiyor.

Ne çok hevesliydim Leylim Leylim’i okumaya! ... Şairin şair olarak değil de senin, benim gibi (normal) insanın yaşadıklarını, hissettiklerini öğrenmek ne güzel olur diye düşünmüştüm. Ama böyle olmadı… hem okuyordum, hem pişman oluyordum niye okuyorum diye… İki kişinin özel hayatına girmiş gibi hissettim kendimi…

Sevdiği kadına yazdığı mektuplar artık herkesin görebileceği yerde. Yanlış bir sözün bulunması, bu ikilinin artık hayatta olmayışı onlar için hak etmediği hükümleri vermeye hazır olanlar için ne iyi fırsat… Evet, Ahmet Arif’in içten ve samimi mektupları böyle bir etki bıraktı bende. Buna rağmen iyi ki Leyla Erbil bu mektupları bizlerle paylaştı diyorum. Ahmet Arif’in ne kadar dobra ve aynı anda ince yürekli olduğu sadece şiirlerden değil mektuplardan da anlaşılıyor.

Aşka ve sevgiye dair birçok alıntı yapılabilecek bir kitaptır Leylim Leylim. Leyla Erbil’in mektupları olmadığı halde, Ahmet Arif’in yazdıklarından anlaşılıyor Leyla Hanım’ın tavrı; Ahmet Arif’in istediği kadar olmasa da kendince sevmiştir Ahmed Arif’i. Kullanmış olduğu argo kelimeleri bence onun kızgın, sinirli, zaman zaman sitemkar olduğunu çok daha rahat anlatmayı yardımcı oluyor, yadırgamadım, hatta yerinde buldum diyebilirim.

Leyla Erbil; onu seven erkeğin mektuplarını yayınlamak hiç de kolay olmamıştır. Samimi itirafları böyle ortaya saça döke herkesin önüne çıkarmak… Neler düşünmüştür kim bilir… Bu herkese göre değil.

Mektuplaşma sonsuza sürecekmiş gibi idi ve okuduğum sayfanın son olmasına bir an inanamadım. Böyle bitmesin diye, içimden söylemek isterdim.


P.S. Kitabın asıl değerlendirmesi bence budur #8169157. Daha içten daha güzel daha samimi okumadım.

Mâsiva 
03 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ne yazmam gerektiği ve nasıl yazmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim yok.
Belki sadece bir kaç kişinin bu eşsiz eseri okumasına katkım olur diye yazamaya çalışacağım. (pek beceremesem de)
Ahmet Arif'in Leyla hanıma 1954 yılından 1959 yılına kadar yazdığı mektupların derlenmesidir. En güzel yanı yorumsuz oluşu.
Böyle bir aşk böyle bir sevgi... Fakat Leyla hanımın hiç mi sevmedi Ahmed'i. Bu kadar sevgi dolu mektubu Mehmed bey nasıl karşıladı. Çok merak ettim.
Hayatımda hiç mektup yazmamış ve mektup almamış birisi olarak çok özendim doğrusu.
Yazıldığı dönem hakkında bilgiler de vermektedir.
Ahmed beyin Leyla hanıma hediye kahve göndermesi ne hoş bir incelik. Her fincanda kırk yıl hatırının olduğunu düşünürsek. Bu amaçla göndermiş olabilir.
Ve o nasıl bir düşünce o nasıl bir sevmek...İnsan hayret etmeden geçemiyor.
Aşkına karşılık alamamış ve sevmekten vazgeçmemiş yüce bir adam durdu karşımda.
Bir filmi ikince kez izlemeyi bir kitabı ikinci kez hiç okumaktan çok zevk almam ama eminim ilerde tekrar okuyacağım bir kitap.
Gereksiz uzatmış damdan kapıdan yazmış olabilirim. Mazur görün k etkisinden çıkamadım.
Ve son olarak 1977'deki son mektubu okumamak isterdim...

Umay 
01 Şub 18:29 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e 1954-1959 yılları arasında, en son mektubu 1977de, gönderdiği mektuplardan oluşuyor.
Kitabın basımı ise Ahmed Arif öldükten sonra Leyla Erbil'in basım için uzun çabalar sonunda ikna edilmesiyle oluyor. Sonuçta bu mektuplar özel (aşk) mektuplarıdır ve Ahmed Arif'in ailesinin rahatsız olmasını istemez. Kitapta sadece Ahmed Arif'in mektupları bulunuyor çünkü Leyla Erbil'in mektuplarına Ahmed Arif'in arşivinde ulaşılamıyor.
Mektuplardan Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e duyduğu -tek taraflı- aşkın yoğunluğunu, dönemindeki siyasi anlaşmazlıklarını , sürgün hayatını, şiirine uygulanan sansürleri rahatlıkla görebildim.
Ahmed Arif severler için kesinlikle okunması gereken bir kitap bence.

Gamze tepeli 
23 Nis 14:00 · Kitabı okudu · 23 günde · 9/10 puan

"Bir insan bir insana nasıl bu kadar güzel mektup yazar" sorusunu sordum kendime her mektupta. Ahmed Arif hesapsız kitapsız,karsılıksız sevmiş Leyla'yı. Bu aşka karsılık da sadece Leyla'nın dostluğunu bulmus. Altını çizeceğiniz o kadar içten satırlar var ki. Eksikliğini duyduğum tek şey Leyla Erbil'in mektuplarının kaybolması sebebiyle kitaba konulmaması. Çünkü Ahmed Arif onun cevaplarıyla yeri gelmiş küfretmiş yeri gelmiş havalara uçmuş.. Gerçek aşk ne demek henüz bilmiyorsanız mutlaka okuyun.

Burcu 
 21 Tem 13:46 · Puan vermedi

Bir insan bir insana ancak böyle güzel mektuplar yazabilir.Böyle bi sevmenin olduğunu bilmezdim okudukça kızdım, üzüldüm böylesi bir sevdaya hayran kaldım..Ahmed Arif'e Saygıyla...

BiÖğretmenim :) 
01 Nis 13:21 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Okumadan 'Gördüm, sevdim, öldüm' demeyin..
Cunku okuduktan sonra , bu adaminki aşksa, sevdaysa bendeki olsa olsa gönül yanılsaması diyebilirsiniz . Inanılmaz yürekten geldiği gibi yazılmış, samimi sıcacık bi kitap. Kitap demek haksızlık olur aslında.. Mektup derlemesi desek daha dogru olur. Tavsiye edilir.

Songül 
19 Nis 2016 · Kitabı okudu · 3 günde

Kitaba başladığımda ilk yaptığım şey Leyla Erbil'in resmine bakmak oldu. 'Kimmiş bu Leyla yahu' dedim.Gördüm ki sıradan bir insan.Ama Ahmed için değil onun için dünyanın en harika varlığı,bir güzellik abidesi ve onun kelimeleriyle daha nice sıfatlar.Her kadının muhatabı olmak isteyeceği sözler,her erkeğin aşık olmak isteyeceği bir kadın,en önemlisi yüce bir aşk.Şimdi ne yazsam Ahmed Arif'in Leyla'ya yazdıklarını okuduğunuz gibi olmaz o yüzden sizin okuyup tecrübe etmeniz gerek.
Ahmed'in Leyla'sına zaman zaman bende aşık oldum,bazen çok kızdım nasıl sevmezsin bu adamı diyerek ama en çok da kıskandım galiba...

Leylâ (çalıkuşu) Özişçi 
21 Haz 03:36 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Bir aşık sevdiği kadına nasıl böyle güzel mektup yazabilir. Ahmed Arif, Leylâ Erbil'e hiç sıkılmadan, usanmadan sayısız mektup yazmıştır. Bu eseredebiyatımız için bulunmaz bir nimettir. Mektuplar dönemin siyasî yapısı hakkinda da bilgi vermektedir. Aşkla kavrulan Arif sadece Leylâ'nın dostluğunu görmüş. Belki onu şair yapan budur. Kavuşmamaları; kavuşsaydılar A. Arif belki böyle güzel aşk dolu ne mektup ne şiir ne de edebiyatımıza eser kazsndıramazdı. Onun yaşadığı gerçek aşk çünkü; Aşık Veysel diyor ki, "seversen kavuşamazsan aşk olur muş." Aslında Leylâ'nın A. Arif'e yazdığı mektuplar da olsaydı daha güzel olurdu çünkü Arif Leylâ'nin gönderdiği mektuplardan dolayı bazen küfür edip ağzını bozmuştur. Keşke o mektuplar Arif'in arşivinde bulunsaydı. Gerçek aşk karşılıksız beklemektir, sevdiğinin saçının teline zarar gelince içinin parçalanması demek onu görmeden sevmektir uzakta olduğunu bile bile içinde sevgi ile onun aslını büyütmektir. Okuyun tavsiye ederim.
Son !!

“Ben ki, yirmi dokuz yaşındayım. Ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum.”

Ahmed Arif'in Leylasına yazdığı mektuplar bence Kafka'nın Milenasına yazdıklarından daha samimi daha bizden gibi daha doğal. Ahmed Arif de keşke tanısaydım dediğim benim için çok özel çok değerli aydın bir insanımız. “İlktir dost elinin hançersizliği” demiş, daha ne desin? Ruhu şad olsun.

Kitaptan 477 Alıntı

Mine 
21 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Canım Benim,

Bilir misin, 'canım' dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.“

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 118)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 118)

Ben bütün bu manasız iç sıkıntılarından senin var olduğunu hatırlayarak sıyrılıyorum.

Leylim Leylim, Ahmed ArifLeylim Leylim, Ahmed Arif

Kimselere mecbur olmadım, olmam da. Yiğitliğim ve rivayet olunan erkekliğim bundandır... Ama senin mecburun olmak, beni hiç mi hiç küçültmüyor. Aksine yüceltiyorsun, İNSAN ediyorsun, yaşatıyorsun...

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 4)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 4)
Ferah 
30 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha ustaca ve korkusuz yaşarım.
Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem...''

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 67)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 67)

…Seni güzel eden, dost eden, dayanılmaz eden yine sensin. Bunu da öğren. Ve hiç bir kahraman, hiç bir âziz, hiç bir hergele, sana azap veremez. Azâbı sen kendin icâd ediyorsun...

http://dostamisc.tumblr.com/...%C4%B1lmaz-eden-yine

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 19)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 19)
Umay 
 31 Oca 16:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

" İnsan ya muhtaçlık, mecburluk olmadan sevmeli yahut da benim senin gibi amansız, vurgun...."

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 73 - Kültür yayınları)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 73 - Kültür yayınları)
Ferah 
23 May 09:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mektubunu hemen bekliyorum. Gözlerinden öperim.
(Gözlerini öpemeyeceğim birine yazmak, mektup atmaktan tiksinirim. Bunu da böylece kabul edeceksin.)

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 35)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 35)
Songül 
 19 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Ömrümüz çelimsiz, kısa.Çabamız korkunç ama.Ayaklarımızı bastığımız toprağın, kokladığımız havanın, şunun bunun en ibne, en akla gelmez derdini dert edinmek. Kendimizi duymaya, yaşamaya yönelmek bile yasak.

Leylim Leylim, Ahmed ArifLeylim Leylim, Ahmed Arif