Hasretinden Prangalar Eskittim

·
Okunma
·
Beğeni
·
120bin
Gösterim
Adı:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426527
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Mı Hesreta To Ver Qeydubendi Kerdi Keha
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. 

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)
184 syf.
·117 günde·10/10 puan
Ahmed Arif Türk edebiyatında başkaldırı şairidir bana göre. Diyarbakır doğumlu şairin en meşhur eseri bu kitaptır. Her dizesinde bir hak arama bir mücadele görürsünüz. Belki de insanları bu kadar etkileyen budur. Ayrıca kitaba ismini veren Hasretinden prangalar eskittim şiirine 40 yıl boyunca çeşitli sanatçılar tarafından beste yapılmış olup internetten dinleyebilirsiniz.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
184 syf.
·10/10 puan
Pranga ne demek baba?

İnternet ortamında doğan çocuklardan değildik. Bilgiye kolay ulaşamazdık. 2000 ve sonrası doğumlular bence çok şanslı bu konuda.

Kitabın kapağında bir pranga fotoğrafı yoktu. Babam eliyle göstererek anlatmaya çalıştı. Yetmedi kağıda şeklini çizdi. İşte pranga budur dedi. En son iyice kavrayabilmem için bacağımı şu an ne olduğunu hatırlayamadığım bir kumaş parçasıyla masaya bağladı. "Hadi git gidebilirsen. Eğer kötü şeyler yaparsan sana böyle pranga takarlar." dedi.

Hasretinden prangalar eskittim kitabının hikayesi ise şöyle;
Ahmed Arif’in kitabı için düşündüğü ilk ad bu değildi. “Kitabımın adını ben 'Dört Yanım Puşt Zulası“ koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana “Kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. ''Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar. Sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarımı söylüyorsun. Ama şu da var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta bu adı bir şiirine bile verme mısra olarak kalsın.“

Düşündüm ve Ali'ye hak verdim. Madem öyle kitabımın adı Hasretinden Prangalar çürüttüm olsun dedim.

Fakat 'çürüttüm' sözcüğünü sevmedim. Bir de bu sözcükte üç tane 'ü' geliyor ya arka arkaya, kulağımı tırmaladı. İç kulağımı, yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yüreğinde kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle 'eskittim' dedim"

Ahmed Arif bana pranganın ne olduğunu merak ettiren kitabın sahibi idi. Pranga kötü şeyler yapana takılıyordu ya hani Ahmed Arif işte öyle kötü sevmiş ki hasretten prangalar eskitmiş bir yüreğe sahipti. Hırçın sert şiirler yazan başıbozuk bir dağ şairiydi. Öfkesini, umudunu her mısraya mavzerle işlemişti. Cesur ve korkusuzdu şiirleri. Herbiri birer ağıt niteliğinde olan bu şiirler kesinlikle okunmalı.
184 syf.
·144 günde·10/10 puan
Ahmed abimin doğum gününden daha güzel bir gün yoktur, onun şiirleriyle beslediğim yüreğimden düşen en güzel mektubu paylaşmak için. Bu kitaba inceleme olmaz, bu kitap sizi inceler ve en küçük bir açık bulup damarlarınızdan içeriye hücum eder. İşte benimki de öyle bir şey...

Sevdiğim.. Hasretinden prangalar eskittim. Nasıl gidersin o yollarda bensiz? Bilmem. Deyip başladım yazmaya. Yalnız değilsin. Tabii ki, hiç yalnız bırakır mıyım seni oralarda? Bak bir sağına soluna. İstasyondaki terli çocuğum. Yanaklarım al al oldu. Çünkü seni yolcu etmek için kilometrelerce koştum da geldim. Yeşillenmiş yapraklarda görürsün beni. Kucak açtım sana, orman gibi. Yüreğimden düşen damlaları emanet ettim, asi Fırat gibi coştum da geldim.
Sana eşlik etsin diye, özel bir hediye. Bu güzel kitabın içindeki şiirleri sana tek tek okudum. Gerek renksiz gecelerimizi, gerekse hüzünlü günlerimizi renklendirdi bu şiirler ve bizimle özdeşleşti her bir dizesi. Her satırında seni buldum, her satırını sana armağan ettim, yarım yüzyıl öncesinden. Ya yazmasaydı Ahmed abi böyle güzel şiirleri? Nasıl anlatırdım sana kendimi.. Sadece şiirlerini mi. Mektupları da ilham verdi bana. Bazen Leyla'sına yazdığı gibi Leylim Leylim dedim sana. Düştüğüm halleri döktüm içimden, bu beyaz satırlara. Seni görünce tutuluşumu anlattım, diz çöküşümü, sevdamı haykırdım sana. Bazen de Kafka'nınki gibi dert yandım sana. Aynı onun yandığı gibi Milena'sına. Yanında olamayışını, onsuz çektiği acıları ve kavuşma arzusunu, kelimelere sığdıramayıp, ondan önce eline ulaşan mektubunu bile kıskanışında buldum kendimi sana yazarken. Biraz da Halikarnas Balıkçısı'ydım. Azra Erhat'a hitap ettiği gibi sayıkladı adını mektuplarım. Canım Canım Canım..
Hepsinden, her şeyden kattım içime ve en güzelini sana yazmak için uğraştım Sevdiğim.. Hani bir cümle yazacak olsam şu olurdu; yüzyıllar öncesinden yapılmış bir çeşmeden su içmişliğim var, ama senin adın kadar, tarih bile titretemez dudaklarımı.. Adını söylediğimdeki ferahladığım kadar, içtiğim su bile ferahlatamaz yanan yüreğimi. Sen ki kıskandırırsın gökkuşağının yedi rengini, dudağının kenarındaki ufacık bir gülüşünle. Senin için kuşlar göç yolunu değiştirir, ve senin için, vaktinden önce gelir buralara bahar. İlk cemre yüreğime düştü senin gülüşünle. İkincisi dilime bir bakışınla. Üçüncüsü elime, kalemime, kalbinin kalbime biraz yakın atışıyla. Bitmedi. Benim doğama düşürdüğün cemrelerin haddi hesabı yok. Cemre yağmuruna tutuyorsun durmadan beni.
En güzel anlarımızda, düşler sokağındaydık, sen tuttun elimden benim. Dokunuşların can verdi o an kurumuş toprağıma. Bahar geldi, can geldi sararıp solmuş yaprağıma. Nasıl da aydınlığa alıştırdın ürkek kalbimi. Nasıl yol gösterdin, rehber oldun bana. Ömrüm uzasın isterim artık, sen varsın diye yanımda. Dilim kurumasın ki okuyayım şiirlerimi kulağına. Dudaklarımdaki hayat türküsünün adısın sen Sevdiğiim, durmadan sayıkladığım.
Gülüşün. Birde gülüşünü resmetmeye kalksam mesela, sağ yanağındaki tebessüme bile yetmez hiçbir boya. O yüzden yanaklarına dizmek için, yıldızları kuyruğundan sallayıp yere dökmem gerek. Gözlerin gibi parlak ayı ve güneşi dudaklarından öpmem gerek. Saçlarına taç yapmak içinse, gökkuşağını, bulutların kalbinden sökmem gerek. Ancak o zaman, gülüşün kadar güzel bir şey olur. Ne olursa olsun benimle ol. Her anımda, hep yanımda. Dolaş sürekli heyecanla damarlarımda...

Bilmem; gönlümün, hayallerimin ulaştığı yere ömrümüz ulaşabilecek mi..

Ahmed abimin de dediği gibi.

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır.
Üşüyorum, kapama gözlerini...
184 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ahmed Arif, ailesinin ona verdiği isim ile 'Ahmed Hamdi Önal' kimdir ?
...
Şiirleri birer derya deniz, sevdası dağların, taşların dilinden anlattığı bir melankolik.
...
Gurbette kalanların şairi, sevdaya mühür giymişlerin şairi.

Ahmed Arif,
23 nisan 1927 yılında, Diyarbakır Hançepek semtinde Dünyaya gelmiştir.
Annesinin kürt, babasının kerkük kökenli olduğu bilinmektedir. Ahmed, daha bebek yaşta iken annesi Sâre hanım bu Dünyadan göç eder ve, Ahmed yeni annesi, kardeşleri ve babası ile hayatını sürmeye devam eder.
Yaşadığı Coğrafyaya olan tutkusu zamanla, onun karakterinin, yeteneklerinin ortaya çıkmasında büyük rol oynar ve bir süre sonra onun "Dağlar Şairi" olarak anılmasına kadar süregeliyordu.
Mezuniyetini, Diyarbakır Lisesin'den aldığı sıralarda şiire olan ilgisi daha bir ön plana çıktı ve dağlara, taşlara, ovalara yayıldı.

İlk şiirleri 1940 senesinde "Seçme Şiirler Dergisi" aracılığıyla yayınlanıyordu ama, Ahmed Arif ' e mutluluk katan daha başka bir şey vardı şiirleri 'Neyzen Tevfik' ile beraber yayınlanıyor, bu da Ahmed Arife ayrı bir iştah, ayrı bir yazma isteği katıyordu belkide.

Ahmed Arif " Nazım Hikmet ve Cemal Süreya"yı ayrı bir sever, şiirlerini okurken daha başka tat alırdı. Onların kaleminden daha başka beslenirdi. Buna karşılık olarak, Cemal Süreya Ahmed Arif için şu cümleleri kullanmıştır.
"Uzun ve tek bir ağıt gibidir, onun şiiri."

Son olarak vurgulayıp, açıklık getirmek istediğim üç başlık var.
1)
Hasretinden Prangalar Eskittim, kitap başlığı.
Anlaşılması zor, okuyup-yazılması kolay üç kelime ve kelime de anlatılanlarda Ahmed Arifin bir ömrü yatıyor.
Başlığın neden Hasretinden Prangalar Eskittim, olduğunu araştırdım ve kısa özet olarak şu cümleleri söylemek istiyorum.
Başlıkta pranga kelimesi var, nedir ki pranga ne işe yarar ?
Pranga "Ağır cezalıların ayaklarına takılan zincir."manasına gelir.
En başta söylemiştik, Ahmed Arif
Gurbette kalanların ve kara sevdaya mühür giyenlerin şairi, diye.Demek ki Arif, prangaların şairi.
Kim giydirdi, ne suçu vardı Arif'in bu prangayı giyecek
Ahmed Arif "Memleket sevdalısı"
Ahmed Arif "İnandığı yoldan ilerleyen bir şair" ve son olarak
Ahmed Arif " Leylasına,
...
Körsem
Senden gayrısına yoksam
Bozuksam
Can benim ,düş benim
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık.
...
diye seslenen, kara sevdalı tutkulu bir yazar."
2)
Şiirlerinde" Memleketine, ovalarına, Diyarbakırın âsi dağlarına" seslenişi büyük bir halk ozanı olan Âşık Veysel'i andırıyor.
Demet demet bu şiirleri örerken, bir nevi de memleketini tanıtıyor, denizin sesini, ağaçların çağlayışını, ovaların ve dağların o yeşil ve nazenin duruşunu okuyucuyla buluşturuyor.
Bunun yanında gurbeti, hasretini ,özlemini de anlatmaktan kaçınmıyor.
Ve sesleniyor,
"Dağlarına bahar gelmiş, memleketimin"diye.
3)
Son başlıkta ise, Leylasına olan sevdasına değinmek istiyorum kısa ve öz bir şiirle,
...
Yokluğun cehennemin öbür adıdır,
Üşüyorum kapama gözlerini.
...
184 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu ilk şiir kitabım olduğu için inceleme nasıl yapılır, bilmiyorum. Ama yinede benim düşüncem: Eğer bir şiir kitabının incelemesini yapacaksan, içerisinden bir dörtlük vereceksin.

“.............................
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
..............................”

İyi okumalar.
184 syf.
·3 günde·10/10 puan
Her cümlesi sevgi, hasret gibi duygular barındırıyor. Birçok bildiğim sözler ve şarkı sözlerinin Ahmed Arif 'e ait olduğunu anladım ve daha çok sevdim...Ve bu kitapta en sevdiğim hem Cem Karaca 'nın kendi yorumuyla hem de Ahmed Arif 'in muhteşem sözleriyle...

AY KARANLIK
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi,
Körsem,
Senden gayrısına yoksam, Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
https://youtu.be/4vUarHWae9k
184 syf.
·1 günde·10/10 puan
‘Toplumsal acının bileyitaşından geçirmediği hiçbir sözcüğü şiirinin kapısından içeri sokmamış, acıyı öfkeye dönüştürmeyi bilmiştir.’ diyor Ahmed Arif’le ilgili kaleme aldığı bir yazısında Adnan Binyazar
‘Hasretinden prangalar eskittim’ 1968’de ilk baskısını yapan, Arif’in şiirlerinin toplandığı tek kitabı. Ahmet Kaya ve Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelenmiş, halka sunulmuş.
Dönemin garip akımı, nâm-ı diğer İkinci Yeni akımından etkilenmeyip, özgün eserler ortaya koymuş olan şairin bu konudaki tutumu, döneminin bir çok genç şairinin arasından ustalıkla sıyrılmasını sağlamış.
Zirâ kalemi, Anadolu bozkırları kokuyor Ahmed Arif ‘in. Şiirlerinde her kelime, ruhunun ve sanatın süzgecinden geçip, damıtılarak kağıdın üzerine düşmüş, bizi bize anlatan bir sözcük seli hâline dönüşmüş.
Bu bağlamda biraz da eleştiriyor Arif, üç büyük ustanın öncülük ettiği Garip Akımını. Yersiz, emeksiz, uçucu ve özenti buluyor.
Kendisi de anlatır bir söyleşisinde: ‘Orhan Veli olsun, çevresindekiler olsun, birer küçük burjuvaydılar. Düşünce ve davranışları, kendilerine örnek seçtikleri Fransız şairlerinin paralelindeydi. Oysa ben doğuluydum. Az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geri bırakılmış bir ülkenin, aşiret töreleriyle yetişmiş bir çocuğuydum.’
‘Uzun ve tek bir ağıt gibidir onun şiiri.’ diye bahsediyor şairden Cemal Süreya ‘Daha deniz görmemiş çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir.’
Gerçekten, o ağıt, şiirle arası limonî olan benim gibi bir okurun dâhi yüreğine dokundu. Acıyı nefrete değil, sanata dönüştürenlere ne mutlu!

Meraklısına: Cem Karaca’dan bir Ahmed Arif eserinin yorumu, uzun davul soloları eşliğinde;

https://youtu.be/3ywaeFIpYts

İyi okumalar dilerim.
184 syf.
·3 günde·9/10 puan
‎''El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem.” Karanfil Sokağı...

Anadolu içtenliğini, kokusunu, kırsallığını içinize kadar hissettirecek nadir şiir kitaplarından.
İnceden inceye Orhan Veli’ye yapılan atıflara bile takılmadım :)
O kadar alçakgönüllü bir insan ki, şiirlerinin okurlarla buluşma mevkisine layık olmadığını -ona göre- içten bir üslupla dile getiriyor.
Ego sıfır.
Ahmed Arif ismini duyunca, yıllardır hayal dünyamda samimi, gerçekçi , doğal bir insan canlanır. Bunu dizelerden o kadar iyi anlıyoruz ki... Lütfen okuyun, okutun.


Kitabın en sonlarında Ahmet Arif’in hayatını, nasıl hummalı duygular barındıran şiirler yazdığını özetleyen yüreklere rastlıyoruz. Tam bitti diye üzülürken özünü tanıma fırsatın ikinci bir kişiden okuyabiliyoruz.En çok da o satırlar hoşuma gitti.


Bu arada bu derin şiir kitabının ismi normalde “Hasretinden Prangalar Çürüttüm" olacakmış lâkin Ahmet Arif istememiş, beğenmemiş. Bizim için çok basit bile olsa, bir kelimenin seçimi çünkü o Ahmet Arif dedirtiyor bizlere...
Ruhu şad olsun...
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Orhan Veli'ye biraz "serseri" gözüyle bakmış ama, olsundu,belki haklıdır..
Aslında "Hasretinden Prangalar Çürüttüm" olacakmış ama Ahmed Arif hoş bulmamış bunu. Adından da anlaşılacağı üzere ziyadesiyle derin bir kitap,birkaç şiir hariç hepsini çok beğendim buram buram Anadolu koyuyor şiirleri..
Kitabın sonunda güzel bir söyleşi var. Ve Cemal Süreya'nın güzel bir yazısı...

Orhan veli istanbuldan
Atilla İlhan Paristen
Nazım Hikmet ovadan
Ahmed Arif ise mapushaneden sesleniyor bize
Tıpkı bu şiirde olduğu gibi

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
184 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığlıkları,
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasından.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vaktı leylım - leylım
Cellât nişangâhlar aynasındasın
Oy sevmışem ben seni...
184 syf.
·2 günde
Yazarı ya da kitabı eleştirmeyi hadim değil . Evet bazı kısımlar ilgimi çekmedi ,bazı şiirleri çok sevdim ve kitap böylelikle bitti. Kitabı okumak 2saatimi alırken kitap hakkında araştırma yapmam daha uzun sürdü ve aldığım tat anlatamayacağım kadar fazlaydı. Şimdi öğrendiğim şeyleri sizlere dilim döndükçe ve edindiğim bilgiler ışığında aktarmak istiyorum. Yüreğinize dokunması dileği ile...

Ahmed Arif'in aynı isimde bir de şiiri bulunan kitabının adı. Meraklısına kitapla ilgili bazı bilgiler:

Kitabın adını koyarken şöyle bir anısından bahseder: "Bunu anlatmak doğru mu bilemiyorum. Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. Artık anı olmuş. Kitabımın adını 'dört yanım puşt zulası' koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana 'kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. 'seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar, sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta adını şiire bile verme. mısra olarak kalsın.' düşündüm ve ali'ye hak verdim. Kitabın adı 'hasretinden prangalar eskittim' olsun dedim. başta 'eskittim' değil 'çürüttüm'dü. Fakat çürüttüm sözcüğünü sevmedim. Bir de arka arkaya üç kere 'ü' sesi geliyor, bu kulağımı tırmaladı. İç kulağımı yani gönlümü tırmaladı. her şairin bir de yürek kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle  'eskittim' dedim."

Şairler arasında "yürek kulağı" diyemini kullanan ilk kişidir. Ve bu yüzden kendisine de yürek işçisi der.

"seni anlatabilsem seni" diye başladığı, "yokluğun cehennemin öbür adıdır" diye sürdürdüğü, "üşüyorum kapama gözlerini" şeklinde sonlandırdığı aynı isimdeki şiiri Leyla Erbil'e ithafen yazmıştır. (Keşke herkes senin gibi sevebilse aşkını Ahmedim Arifim )

Bazı şiirlerini dostlarına okuyan Ahmed Arif, bazılarını çalıştığı dergilere gönderse de bazı şiirleri yıllarca ortaya çıkarmamıştır. Maviye çalar gözlerin şiiri de bunlardan biridir. On yıldan fazla süre şiiri hiçbir mecrada yayımlamamıştır. Sorulduğunda ise "bazı şiirleri çok bekletirim, damıtılsın isterim. dokunmadığım bölümler var. Oraya yıllarca hiç dokunmam. Oraya layık bir bölüm oluncaya kadar beklesin isterim." Yanıtını vermiştir.Kitabın içindeki "otuzüç kurşun" (bazı basımlarda otuz üç ayrı yazılmıştır) şiiri yüzünden sorgulanmış, okunması istenmiş okumayınca dövülüp çöplüğe atılmıştır.

Adiloş bebe şiirinde geçen kişi, kardeşi Nezihe’nin oğludur. Adiloş o sırada yeni doğmuştur, Diyarbekir bağları, Dicle kıyısı havalimanı için tarumar edilmektedir. Şair bu talanın acısıyla yazar şiiri ve "o şiir benim sevgili vatanımın şiiridir" diye tanımlar.

Kitabın içindeki birçok şiirde "cigara" sözcüğü geçmektedir. Ahmed arif birçok anadolu insanı gibi sigaraya cigara der, günde üç-dört paket sigara içer ama sigaradan nefret edermiş, sigara içilen yerlerden uzak durur; hatta cemal süreya sigara içtiği zaman yanından uzaklaşırmış. Kitabı yayımlandıktan bir süre sonra sigarayı azaltmış ve sonunda bırakmıştır. Şiirlerini okurken "canım cigara istedi" der ve herkesi güldürürmüş.
"benden on yaş küçüktür. ama bana onur verir. benim hemşehrimdir. Kurban olayım, benim kardeşimdir.” dediği Yılmaz güney'in 1974'te çevirdiği arkadaş filminde bir kitapçı sahnesi vardır. Yılmaz güney, Melike Demirağ'a okumasını tavsiye ederek bir şiir kitabı verir. Kitap için yapılan tek reklam da bu kabul edilir. yine aynı filmde Yılmaz Güney, Ahmed Arif şiiri okumuştur.

Kitapta "haldan, kardaş, hayın" gibi ahmed arif'in yöresel söyleyişi barındırdığı bazı sözcükler ilk baskı hariç 8 ve 9. baskıya kadar "halde, kardeş, hain" şeklinde kullanılmış.

Güneydoğu anadolu bölgesinde olayların zirve yaptığı dönemlerde defalarca yasaklanmış, yasakların kalktığı dönemlerdeyse içerikte bazı değişiklikler yapılmıştır.(Kürtlerin zülum gördüğü ,eserlerin yasaklandığı ,okudukları eserleri gerekçe göstererek hapis yatmaları ,tutsak olmaları Kürdüm ..Ahmet Arifim ,Ahmet Kayam ve daha ismini bilmediğimiz ,unutuğumuz niceleri Diyarbakır Surları .. Mardin ,Şırnak , Hakkari...)
Kitabın içindeki "Anadolu" şiirini , 25 Eylül 2012'de, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde 30.321 kişi aynı anda okuyarak Guinness rekorlar kitabına girmiştir.(Bunu öğrendiğim zaman mutlu oldum doğrusu güzel Urfam .)

Kitabın içindeki 20 civarında şiiri bestelenmiş, 40'a yakın farklı sanatçı tarafından seslendirilmiştir. Nunların başını grup yorum çekerken Cem Karaca ikinci, Ahmet Kaya üçüncü sıradadır. (Ahmet Kaya diğerlerinden farklı olarak aynı zamanda şiirini de seslendirmiştir.)

Ahmed Arif, kitabın içindeki bazı şiirleri yayımlanmadan önce Cahit KÜlebi, Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Ali özoğuz, Cemal Süreya gibi isimlere okutturmuş, bunların içinde bazılarında beklediği tepkiyi göremediği için şiirleri kitaba koymamıştır. Bu şiirler Sinan yayınları tarafından 2003'te "yurdum benim şahdamarım" adlı kitapta toplanmıştır.(iyi şairler ve onlardan yararlanan güzel adam Ahmet Arif )
1968'de yayımlanan ilk basımının kapağında kırmızı karanfil isteyen ahmed arif'in anısına, metis yayınları 2008'de çıkan 40. yıl özel basımının kapağında kırmızı karanfil kullanmış ve yurdum benim şahdamarım adlı kitapta olup da bu kitapta olmayan bazı şiirleri de içeriğe eklemiştir. Ve böylece okuyanı büyüleyen o anı yaşamış tadı veren "HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM" en güzel şekilde günümüze ulaşmış...
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426527
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Mı Hesreta To Ver Qeydubendi Kerdi Keha
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. 

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 22,1bin okur

  • sude
  • büşra nur
  • Sitti Zeynep METE
  • Doğan Çalışkan
  • Sare Akın
  • βəRκe
  • Yasemin
  • EMİNE KARABAL
  • Duhan Duman
  • İdris Dağ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8.4
13-17 Yaş
%5.8
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%30.7
35-44 Yaş
%22
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62
Erkek
%37.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.5 (2.783)
9
%16.6 (883)
8
%13.2 (698)
7
%5.4 (288)
6
%2.2 (115)
5
%1.2 (66)
4
%0.3 (16)
3
%0.4 (20)
2
%0.2 (9)
1
%0.1 (7)

Kitabın sıralamaları