Hasretinden Prangalar Eskittim 1968 - 2008 40. Yıl Özel Basımı

9,2/10  (506 Oy) · 
1.640 okunma  · 
547 beğeni  · 
8.655 gösterim
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu.

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789753426527
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
 18 Ağu 13:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Engereklerin, çıyanların, aşımıza ekmeğimize göz koyanların,cellatların, halden bilmezlerin, ferman yazan yazıcıların, dört yanımızı sarıp sarmalamış puştların, fırsatçıların, çıkarcıların, fesatların, katillerin, katliamcıların, kan emicilerin, sömürenlerin, alın terimizi emeğimizi gasp edenlerin,cennete gitmek için dünyayı cehenneme çevirenlerin yarattığı acıları, öfkeye, öfkeyi isyana, isyanı dağlara taşıyan Ahmed Arif seni yüreğinden öpüyor ve saygıyla selamlıyorum. Nazım Hikmet'in metropollerdeki çığlığı, Ahmed Arif'le dağlarda, ovalarda, kırsalda buluşur.
Her satırından bir mısra, her mısrasından bir şiir, her şiirinden bir roman yaratılır. Çevirdiğiniz her sayfada acı bir hüznü anlatan mısraların altında ezilip, yüreğinizde biriken öfke ve isyan gözlerinizden bir yağmur seli gibi akmaya başlar. Nasıl akmasın ki. 33 kurşun şiirinin hikayesini biliyorsunuz çünkü.Gerçekten biliyor musunuz? Durun durun bilmiyor olduğunuzu, biliyorum duymamışsınızdır ben yardımcı olayım.
'' 30 Temmuz 1943 günü Van'ın Özalp ilçesinde 33 Kürt köylüsü, gözaltında tutuldukları sınır karakolundan alınır ve içlerinden 32 si kırsal alanda kurşuna dizilerek öldürülür. Katliamdan kurtulan tek kişi bir taşın arkasına gizlenmiş ve cinayetleri başından sonuna kadar izlemiştir. Suçları ise sınırı izinsiz geçip hayvan ticareti yapmak.. Özalp sulh mahkemesi sanıkları suçlu bulmaz ve serbest bırakır. Ancak bu iş burada kalmaz. Artık olaya 3.Ordu Müfettişi Mustafa Muğlalı karışmıştır. Muğlalı 24 Temmuz günü Van'a ulaşır ve daha orada generallerle yaptıkları toplantıda bu köylülerin yeniden gözaltına alınıp öldürülmesi kararı alınır.'' Aradan yıllar geçer Muğlalı 1950 ler de idam cezasına çarptırılır. bu ceza 20 yıl hapis cezasına çevrilir. Tarihe de bu olay Muğlalı olayı olarak geçer. Kanlı tarihimize.
'' Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz
Göl olmuş bu dağlarda. ''
Bu acıyı bu katliamı anlatacak bir cesur kalem lazımdı oda Ahmed Arif oldu. Mehmed Uzun diyor ya; " İsyanları ve başkaldırıları hep bu kadere'' diye...
Ahmed Arifler, Nazım Hikmetler, Mehmed Uzunlar, Yaşar Kemaller terk etti bizi, kim yazacak şimdi küçükken el salladığımız uçakların bombaladığı Roboskili çocukları?

Sevdalıysanız, yüreğinizde yanan bir aşk ateşi varsa, yarinden ayrı düşmüş sürgün edilmiş kocaman kocaman özlemleriniz varsa, yoksulsanız çiyanların engereklerin pençelerinden kurtulamıyorsanız, katledilmiş ve katledilmekte olan bir halkın kendisiyseniz, fermanınızı yazan alçak ellerin taktığı kelepçeler sizi demir parmaklıklar arasına tıkamışsa, ya da bir hiçseniz, indirin tozlu raflardan Ahmed Arif'in Hasretinden Prangalar Eskittim kitabını, sığınılacak bir limandır. Sevdanızıda, özleminizide, öfkenizide, hep diri, hep canlı tutar.

Ben diyeyim yirmi siz deyin otuz kez okumuşumdur bu kitabı. Bazen okumaktan korkar, bazen ise okumak için saldırırım sayfalarına. Kavga ederim mısralar ile. İsyan ederim, insan soyunun insanlıktan bu kadar çıkabilecek olmasına. Özlerim, kimi özlediğimi bilmeden ''birilerini'' tanımadığım bir tendir. Bazen susarak, sessiz özlerim. Bazen bağırarak çağırarak özlerim. Bazen demir parmaklıklar arkasından özlerim, gökyüzünü, tanımadığım sevgiliyi. Bazen tecritte hasta bir tutsak olurum, özlemlerimi de sevdamı da tutsak ederim, yüreğimin en derin yerine. Fermanımı yazan cellatlar sadece bedenimi tutsak eder, teslim alamadıkları düşüncelerimi '' dar ağacına '' çekerim, kendimi yargılarım, düşüncelerimi, fikirlerimi, vicdanımı, kararmaya ramak kalmış yüreğimi, yargısız infaz eder,darağacını kurar, tekmeyi kendim atar, cellada bırakmam işimi,mezarını kazar, gömerim. Çekilirim bir kenara otururum, sığınırım yine Ahmed Arif'e mezara gömdüğüm bütün duyguları, düşünceleri,acıları, hüzünleri, özlemleri, tanımadığım sevgiliyi, uykusundan uyandırır, sessizliği bozarım. İşte o zaman korkun benden derim...

Ben de hasret çektiğim ve çekmeye devam ettiğim dönemlerimde okudum bu kitabı. Ahmed Arif in tek şiir kitabı ve hepsi birbirinden kıymetli yabana atılmayacak şiirler. Ahmed Arif gerçek bir Anadolu çocuğu ve şairi. Ancak onun gibi bir şair memleket sevdasını,özlemi, hasreti, isyanı, aşkı,direnmeyi... bu kadar güzel ve etkileyici anlatabilirdi.

Hasretinden Prangalar Eskittim benzeri kitaplar

Sergen Özen 
10 Nis 21:42 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Sevda, umut ve eşitlikçi bir dünya düşü, Anadolu’nun, özellikle de Doğu’nun yoksul, emekçi halkının yaşadığı, duyumsadığı her şey, kaynağı ve damarları durumunda şiirin. Duyarlılıklar, yakarışlar şiire dönüşürken, bu kültürlerin efsaneleri, masalları türküleri ve ağıtlarından yararlanarak kurulan imgelemin müthişliğini görebiliyorsunuz. Anadolu’nun halk şiirinden kısmi olarak esinlenilen bu şiirde benzersiz sözcükler dünyası oluşmakla birlikte değişik ses ve anlamlar beliriyor. Sözcük ve dizelerde hiçbir şairin şiirinde rastlamadığım bir ritim buldum Ahmed Arif’in dizelerinde.
Yoksul ve emekçi halkın yaşadığı drama bir isyan var. -Yaşar Kemal’in Çukurova yöresini tüm doğallıyla anlattığı gibi- Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm hakikiliğiyle yararlanma var. Bunun yanı sıra ‘Ooy’ ‘looy’ gibi benzeri ifadelerden konuşma dilinin de şiirlerde yer aldığını söylemek mümkün. Cemal Süreya yorumunun bir bölümünde diyor ki,

“Her şairin konuşma tarzıyla (hatta yüzüyle) şiiri arasında bir yakınlık, bir benzerlik vardır muhakkak; ama konuşmasıyla şiiri arasında bu kadar özdeşlik bulunan bir şaire ilk kez Ahmed Arif’te rastlıyordum. Onun şiiri, konuşmasından alınmış herhangi bir parça gibidir; konuşması ise, şiirin her yöne doğru bir devamı gibi, bir bakıma ağza ilişkin bir şiirdir onunki.”
Şehirleri değil, dağları gösterir Ahmed Arif. Uyrukluk tanımayan, asi dağları. Uzun bir ağıt gibidir onun şiiri. “Henüz deniz görmemiş” çocuklara adamıştır. Kurdun kuşun arasında, Anadolunun bozkırında, tenha bir yerde söylenmiştir. ama hep bir umut vardır bu ağıtta, aniden bir zafer şarkısında dönüşecekmiş gibi “keskin bir parıltı” vardır, karşı koymaktan çok boyun eğmeyen bir doğa içinde…
Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm çıplaklığıyla ve hakikiliği var şiirilerde. Benzersiz bir ritim ve tonlamalarla biçimlenen bir şiir bu. Tüm kaynakların bileşeni olan bir destansılık bu şiirin ana özelliği. Aşkın yanı sıra savaşın, devrimin, hüznün, yakarışın sesi...

“Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram…”

Pınar Yiğitcan 
 22 Kas 13:42 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Orhan Veli'ye bir miktar "serseri" gözüyle bakmış ama, olsundu,belki haklıdır..
Aslında "Hasretinden Prangalar Çürüttüm" olacakmış ama Ahmed Arif hoş bulmamış bunu. Adından da anlaşılacağı üzere ziyadesiyle derin bir kitap,birkaç şiir hariç hepsini çok beğendim buram buram Anadolu koyuyor şiirleri..
Kitabın sonunda güzel bir söyleşi var. Ve Cemal Süreya'nın güzel bir yazısı...

Orhan veli istanbuldan
Atilla İlhan Paristen
Nazım Hikmet ovadan
Ahmed Arif ise mapushaneden sesleniyor bize
Tıpkı bu şiirde olduğu gibi

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin

Yasin Bektaş 
01 Eki 21:22 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Anadoluyu anlatımlarıyla içten duygular hissettiriyor. Yıllardır güneydoğuda yaşayan birisi olarak o bölgedeki yaşantıları, adetleri, isyanı ve aşkları satırlara ince ince işlemiş. Kitapta Ahmet Arif'in bazı röportajları da mevcut.
Hep şairleri ender, duygu yüklü, kelimelerin güreşçisi olarak görmekteyim. Belki herkes bir hikaye yazabilir fakat bu hikaye yazanlar 10-15 satırda yoğun bir duyguyu okuyucularına aktaran bir şiir yazamazlar genelde. Kitapları olan şair bir arkadaşımla beraber sohbet ettiğimiz zamanlarda bile yaşama bakış açısının çok farklı olduğunu hissetmekteyim. Hele ki bu Ahmed Arif'se daha baska hissettiriyor. Bol şiirli günler

Hasan Ali MİRAN 
15 Tem 22:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Şimdi ben bu kıt dilimle Ahmed Arif gibi bir şairi anlatma nezaketsizliği yapıyorsam hemşehriliğime verin.. Ki kendisi bu denli uçlarda şiir yazıp şiiri aynı zaman da yücelten bir başkası değildir. Ahmed Arif neme lazım bir başına şiirde edebiyatta yol yapmış ve kanımca ondan önce hiç kimse bu yoldan gitmemiş ve hala kimse bu yolda yürüyemiyor . ve şunu da belirtmek isterim ki hiç kimse kendi şiirlerini Ahmed Arif kadar güzel dile dökmüyor.

Umut Mahfuz 
05 Oca 13:23 · Kitabı okudu · 2911 günde · Beğendi · 10/10 puan

:)
Ne desem bilemedim ki !!!
Her gece yatmadan evvel kendime şifa niyetine bir doz okurum...
ne zaman bir dostum dara düşse canı sıkılsa kalbi acısa oturur karşısına iki satır okurum bişeyciği kalmaz...
Ahmed Arif son altıbin yılın en iyi şairidir.. en neif adamıdır benim için..
Nur ol Ahmed Ağabey...
Ahmed Arif okuyan insanları üzmeyin ne olur...

Yonca 
15 Nis 14:59 · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle bu güzel duygularını bizlerle paylastığı için Ahmed Arife tesekkür ediyorum.Her yazdığı siiri bizlere hissettirdi.Okurken yasadığı askı memleket sevgisini hasreti bende hissettim.Basarılı buldum.

Tek Umut Barış 
11 Ara 14:59 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Her şair sevgisini, acısını, yalnızlığını, sessiz çığlıklarını kısacası hayatını aktarır kağıtlara. Ahmed Arif de bir çok şair gibi insanı derinden etkiliyor. Ancak kendisinin şiirlerini okurken sevgiye farklı bir açıdan yaklaştığını hissedebiliyorsunuz. Yazmak için yazmamış. Hissettiklerini bizimle paylaşmış ve okurken bizde benzer duygulara kapılıyoruz. Sevgiye, hayata ve şiire farklı bir boyut kazandıran bu eseri okumanızı tavsiye ederim.

ayhan özköroğlu 
 25 Haz 15:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kendine münhasır bir şair, bir devrimci ruh, gözünü budaktan esirgemeyen hırslı, öfkeli, ilkeli bir dava adamıyla karşı karşıyayız.Cemal Süreya'nın tarifi içinde karşı koymaktan çok boyun eğmeyen yapısıyla Türkçe destan türünün en önemli isimlerinden biridir.Tarzı Nazım Hikmet hariç kimseyi andırmaz tamamen özgün bir akımla yürümüştür.Yine Cemal Süreya Hasretinden prangalar eskittim için yaşsız bir şiirdir diyor.Günün değil, çağın değil çağların "aktüalitesi"yle doludur diye ekliyor.Ait olduğu coğrafya'nın dili gelenek ve göreneklerinden hiç taviz vermediği gibi şiir dili ve konuşma dilinin aynı olduğu yine onun anlatan kaynaklarda çok belirgin.Kitap ilk defa 1968 de basılmış 68 ve 78 kuşağının el kitabı olmuş.Ahmet Arif' in tek kitabıdır.İkincisini yayımlamaya hazırlanırken ömrü yetmemiş.Fakat benim okuduğum metis yayınlarından kasım 2016 12.basımın sonunda aslında orjinal basımda olmayan sonradan oğlu tarafından eklenen bir bölüm var.Bu bölümde şairin çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış şiirlerinin yanı sıra hazırlığını yaptığı kitapta yer almasını planladığı bazı şiirlere yer verilmiş. Ahmet Arif hırsını, öfkesini, sevgisini okura olduğu gibi geçirebilen istisna bir değer.Keske daha çok şiir ve eser bırakabilseydi geriye.Davasına, fikrine, mücadelesine katılıp katılmamak bizim burada ki konumuz değil, ama davasına sadakat bir portre gibi önüne seriliyor insanın ve takdiri hak ediyor doğrusu. Hem teknik hemde içerik olarak çok keyifli tarzıyla destansı bir yolculuğa hazır olun.

Kitaptan 310 Alıntı

Sergen Özen 
04 Nis 16:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Mağlup mu desem, mahçup mu?
Ama ikisi de değil,
Ben garip, sen güzel, dünya mutlu...
Öyle tuhafım bu akşamüstü.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153 - Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153 - Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952)
Emre Ö. 
15 Ara 2015 · 10/10 puan

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 13)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 13)
Sergen Özen 
02 Nis 01:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile,
Dayan rüsva etme beni.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 81)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 81)

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
#AhmetArif

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif
Derya Yalınkılıç 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Rüya, bütün çektiğimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
İki parça can.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif
failimuhtar 
 19 Ara 2016 · İnceledi · 9/10 puan

Şiire başladığı dönemlerde Ahmed Arif'in Nâzım'a ilişkin görüşleri şöyle:

"Şiire yeni başlamış devrimci bir delikanlının karşısına Nâzım'ı dikerseniz, çocuk ya paniğe kapılır ve ters akımların uydusu olur, yahut ezilir, kötü bir kopyacı kesilir. —Hidrojen bombasına karşı Kürt hançeri ne yapabilir?- Üniversitede ve mahpusanede bazı arkadaşlarım, 'Nâ­zım'dan sonra şiir yazmak, boşuna bir gayret, hatta saygısızlık,' diyordu.

Onlarla hiç tartışmadım, hep sustum. Çünkü dedikleri bir bakıma doğ­ruydu. Ne var ki 'Nâzım gibi şiir yazmak' ile 'Nâzım'dan sonra şiir yazmak' arasında vatanımın dipsiz uçurumları gibi bir uçurum vardı. Elbette Nâzım'ı yahut başka bir ustayı budalaca izlemekle kimse şair olamazdı. Ama Nâzım'dan da, başka ustalardan sonra da şiir yazılacaktı. Yoksa Shakespeare'den sonra trajedi, Moliere'den sonra komedi yazmak gerekmezdi. Nitekim, Dede Korkut, Yunus, Pir Sultan, Şeyh Galip ve Fuzuli gibi büyük ustalardan sonra da soylu şiirler yazılmıştır..."

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 177 - 178)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 177 - 178)
31 /

Kitapla ilgili 2 Haber