Hasretinden Prangalar Eskittim

·
Okunma
·
Beğeni
·
74386
Gösterim
Adı:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426527
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Mı Hesreta To Ver Qeydubendi Kerdi Keha
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. 

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)
184 syf.
·10/10
Pranga ne demek baba?

İnternet ortamında doğan çocuklardan değildik. Bilgiye kolay ulaşamazdık. 2000 ve sonrası doğumlular bence çok şanslı bu konuda.

Kitabın kapağında bir pranga fotoğrafı yoktu. Babam eliyle göstererek anlatmaya çalıştı. Yetmedi kağıda şeklini çizdi. İşte pranga budur dedi. En son iyice kavrayabilmem için bacağımı şu an ne olduğunu hatırlayamadığım bir kumaş parçasıyla masaya bağladı. "Hadi git gidebilirsen. Eğer kötü şeyler yaparsan sana böyle pranga takarlar." dedi.

Hasretinden prangalar eskittim kitabının hikayesi ise şöyle;
Ahmed Arif’in kitabı için düşündüğü ilk ad bu değildi. “Kitabımın adını ben 'Dört Yanım Puşt Zulası“ koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana “Kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. ''Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar. Sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarımı söylüyorsun. Ama şu da var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta bu adı bir şiirine bile verme mısra olarak kalsın.“

Düşündüm ve Ali'ye hak verdim. Madem öyle kitabımın adı Hasretinden Prangalar çürüttüm olsun dedim.

Fakat 'çürüttüm' sözcüğünü sevmedim. Bir de bu sözcükte üç tane 'ü' geliyor ya arka arkaya, kulağımı tırmaladı. İç kulağımı, yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yüreğinde kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle 'eskittim' dedim"

Ahmed Arif bana pranganın ne olduğunu merak ettiren kitabın sahibi idi. Pranga kötü şeyler yapana takılıyordu ya hani Ahmed Arif işte öyle kötü sevmiş ki hasretten prangalar eskitmiş bir yüreğe sahipti. Hırçın sert şiirler yazan başıbozuk bir dağ şairiydi. Öfkesini, umudunu her mısraya mavzerle işlemişti. Cesur ve korkusuzdu şiirleri. Herbiri birer ağıt niteliğinde olan bu şiirler kesinlikle okunmalı.
184 syf.
·144 günde·10/10
Ahmed abimin doğum gününden daha güzel bir gün yoktur, onun şiirleriyle beslediğim yüreğimden düşen en güzel mektubu paylaşmak için. Bu kitaba inceleme olmaz, bu kitap sizi inceler ve en küçük bir açık bulup damarlarınızdan içeriye hücum eder. İşte benimki de öyle bir şey...

Sevdiğim.. Hasretinden prangalar eskittim. Nasıl gidersin o yollarda bensiz? Bilmem. Deyip başladım yazmaya. Yalnız değilsin. Tabii ki, hiç yalnız bırakır mıyım seni oralarda? Bak bir sağına soluna. İstasyondaki terli çocuğum. Yanaklarım al al oldu. Çünkü seni yolcu etmek için kilometrelerce koştum da geldim. Yeşillenmiş yapraklarda görürsün beni. Kucak açtım sana, orman gibi. Yüreğimden düşen damlaları emanet ettim, asi Fırat gibi coştum da geldim.
Sana eşlik etsin diye, özel bir hediye. Bu güzel kitabın içindeki şiirleri sana tek tek okudum. Gerek renksiz gecelerimizi, gerekse hüzünlü günlerimizi renklendirdi bu şiirler ve bizimle özdeşleşti her bir dizesi. Her satırında seni buldum, her satırını sana armağan ettim, yarım yüzyıl öncesinden. Ya yazmasaydı Ahmed abi böyle güzel şiirleri? Nasıl anlatırdım sana kendimi.. Sadece şiirlerini mi. Mektupları da ilham verdi bana. Bazen Leyla'sına yazdığı gibi Leylim Leylim dedim sana. Düştüğüm halleri döktüm içimden, bu beyaz satırlara. Seni görünce tutuluşumu anlattım, diz çöküşümü, sevdamı haykırdım sana. Bazen de Kafka'nınki gibi dert yandım sana. Aynı onun yandığı gibi Milena'sına. Yanında olamayışını, onsuz çektiği acıları ve kavuşma arzusunu, kelimelere sığdıramayıp, ondan önce eline ulaşan mektubunu bile kıskanışında buldum kendimi sana yazarken. Biraz da Halikarnas Balıkçısı'ydım. Azra Erhat'a hitap ettiği gibi sayıkladı adını mektuplarım. Canım Canım Canım..
Hepsinden, her şeyden kattım içime ve en güzelini sana yazmak için uğraştım Sevdiğim.. Hani bir cümle yazacak olsam şu olurdu; yüzyıllar öncesinden yapılmış bir çeşmeden su içmişliğim var, ama senin adın kadar, tarih bile titretemez dudaklarımı.. Adını söylediğimdeki ferahladığım kadar, içtiğim su bile ferahlatamaz yanan yüreğimi. Sen ki kıskandırırsın gökkuşağının yedi rengini, dudağının kenarındaki ufacık bir gülüşünle. Senin için kuşlar göç yolunu değiştirir, ve senin için, vaktinden önce gelir buralara bahar. İlk cemre yüreğime düştü senin gülüşünle. İkincisi dilime bir bakışınla. Üçüncüsü elime, kalemime, kalbinin kalbime biraz yakın atışıyla. Bitmedi. Benim doğama düşürdüğün cemrelerin haddi hesabı yok. Cemre yağmuruna tutuyorsun durmadan beni.
En güzel anlarımızda, düşler sokağındaydık, sen tuttun elimden benim. Dokunuşların can verdi o an kurumuş toprağıma. Bahar geldi, can geldi sararıp solmuş yaprağıma. Nasıl da aydınlığa alıştırdın ürkek kalbimi. Nasıl yol gösterdin, rehber oldun bana. Ömrüm uzasın isterim artık, sen varsın diye yanımda. Dilim kurumasın ki okuyayım şiirlerimi kulağına. Dudaklarımdaki hayat türküsünün adısın sen Sevdiğiim, durmadan sayıkladığım.
Gülüşün. Birde gülüşünü resmetmeye kalksam mesela, sağ yanağındaki tebessüme bile yetmez hiçbir boya. O yüzden yanaklarına dizmek için, yıldızları kuyruğundan sallayıp yere dökmem gerek. Gözlerin gibi parlak ayı ve güneşi dudaklarından öpmem gerek. Saçlarına taç yapmak içinse, gökkuşağını, bulutların kalbinden sökmem gerek. Ancak o zaman, gülüşün kadar güzel bir şey olur. Ne olursa olsun benimle ol. Her anımda, hep yanımda. Dolaş sürekli heyecanla damarlarımda...

Bilmem; gönlümün, hayallerimin ulaştığı yere ömrümüz ulaşabilecek mi..

Ahmed abimin de dediği gibi.

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır.
Üşüyorum, kapama gözlerini...
184 syf.
Ahmed Arif, şiirlerini, halkından, bir dize olsun ayrı tutmamıştır. Halkı için dizelerini gür sesle okumak ister. Şiirini belki de en çok dostları ve o güzelim halkı için yazıyor gibidir." Sevgilim" dediğinde o etten ve kemikten sıyrılır, ortak bir sevgilimiz olur birden. O denli pürüzsüz bir şiirdir ki onun yazdığı şiir, okuyucu bir burgaca kapılıp giderek hızlanır ve içeri doğru bir yolculuğa çıkar. Sözcük seçimleri, ses ile ahengi tam anlamıyla gerçekleştirir; anlam ve duyguyla taşar yüreklerimizden.

Beni Etkileyen dizeleri:

" Sus, kimseler duymasın
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğrur bizi?"
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Orhan Veli'ye biraz "serseri" gözüyle bakmış ama, olsundu,belki haklıdır..
Aslında "Hasretinden Prangalar Çürüttüm" olacakmış ama Ahmed Arif hoş bulmamış bunu. Adından da anlaşılacağı üzere ziyadesiyle derin bir kitap,birkaç şiir hariç hepsini çok beğendim buram buram Anadolu koyuyor şiirleri..
Kitabın sonunda güzel bir söyleşi var. Ve Cemal Süreya'nın güzel bir yazısı...

Orhan veli istanbuldan
Atilla İlhan Paristen
Nazım Hikmet ovadan
Ahmed Arif ise mapushaneden sesleniyor bize
Tıpkı bu şiirde olduğu gibi

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
184 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Ahmet Arif harika bir şair kalemine hayran olunası.
Şiirlerinde, memleket sevgisini, isyanını o kadar güzel hissettiriyor ki, her dizesi ayrı bir hayat..

   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.
   Ard- arda kaç zemheri,
   Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
   Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...          
   Bir ben uyumadım,
   Kaç leylim bahar,
   Hasretinden prangalar eskittim.
   Saçlarına kan gülleri takayım,
   Bir o yana
   Bir bu yana...
   Seni bağırabilsem seni,
   Dipsiz kuyulara,
   Akan yıldıza,
   Bir kibrit çöpüne varana,
   Okyanusun en ıssız dalgasına
   Düşmüş bir kibrit çöpüne.
   Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
   Yitirmiş öpücükleri,
   Payı yok, apansız inen akşamlardan,
   Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
   Seni anlatabilsem seni...
   Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
   Üşüyorum, kapama gözlerini...
184 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Her cümlesi sevgi, hasret gibi duygular barındırıyor. Birçok bildiğim sözler ve şarkı sözlerinin Ahmed Arif 'e ait olduğunu anladım ve daha çok sevdim...Ve bu kitapta en sevdiğim hem Cem Karaca 'nın kendi yorumuyla hem de Ahmed Arif 'in muhteşem sözleriyle...

AY KARANLIK
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi,
Körsem,
Senden gayrısına yoksam, Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
https://youtu.be/4vUarHWae9k
184 syf.
·2 günde
Yazarı ya da kitabı eleştirmeyi hadim değil . Evet bazı kısımlar ilgimi çekmedi ,bazı şiirleri çok sevdim ve kitap böylelikle bitti. Kitabı okumak 2saatimi alırken kitap hakkında araştırma yapmam daha uzun sürdü ve aldığım tat anlatamayacağım kadar fazlaydı. Şimdi öğrendiğim şeyleri sizlere dilim döndükçe ve edindiğim bilgiler ışığında aktarmak istiyorum. Yüreğinize dokunması dileği ile...

Ahmed Arif'in aynı isimde bir de şiiri bulunan kitabının adı. Meraklısına kitapla ilgili bazı bilgiler:

Kitabın adını koyarken şöyle bir anısından bahseder: "Bunu anlatmak doğru mu bilemiyorum. Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. Artık anı olmuş. Kitabımın adını 'dört yanım puşt zulası' koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana 'kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. 'seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar, sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta adını şiire bile verme. mısra olarak kalsın.' düşündüm ve ali'ye hak verdim. Kitabın adı 'hasretinden prangalar eskittim' olsun dedim. başta 'eskittim' değil 'çürüttüm'dü. Fakat çürüttüm sözcüğünü sevmedim. Bir de arka arkaya üç kere 'ü' sesi geliyor, bu kulağımı tırmaladı. İç kulağımı yani gönlümü tırmaladı. her şairin bir de yürek kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle  'eskittim' dedim."

Şairler arasında "yürek kulağı" diyemini kullanan ilk kişidir. Ve bu yüzden kendisine de yürek işçisi der.

"seni anlatabilsem seni" diye başladığı, "yokluğun cehennemin öbür adıdır" diye sürdürdüğü, "üşüyorum kapama gözlerini" şeklinde sonlandırdığı aynı isimdeki şiiri Leyla Erbil'e ithafen yazmıştır. (Keşke herkes senin gibi sevebilse aşkını Ahmedim Arifim )

Bazı şiirlerini dostlarına okuyan Ahmed Arif, bazılarını çalıştığı dergilere gönderse de bazı şiirleri yıllarca ortaya çıkarmamıştır. Maviye çalar gözlerin şiiri de bunlardan biridir. On yıldan fazla süre şiiri hiçbir mecrada yayımlamamıştır. Sorulduğunda ise "bazı şiirleri çok bekletirim, damıtılsın isterim. dokunmadığım bölümler var. Oraya yıllarca hiç dokunmam. Oraya layık bir bölüm oluncaya kadar beklesin isterim." Yanıtını vermiştir.Kitabın içindeki "otuzüç kurşun" (bazı basımlarda otuz üç ayrı yazılmıştır) şiiri yüzünden sorgulanmış, okunması istenmiş okumayınca dövülüp çöplüğe atılmıştır.

Adiloş bebe şiirinde geçen kişi, kardeşi Nezihe’nin oğludur. Adiloş o sırada yeni doğmuştur, Diyarbekir bağları, Dicle kıyısı havalimanı için tarumar edilmektedir. Şair bu talanın acısıyla yazar şiiri ve "o şiir benim sevgili vatanımın şiiridir" diye tanımlar.

Kitabın içindeki birçok şiirde "cigara" sözcüğü geçmektedir. Ahmed arif birçok anadolu insanı gibi sigaraya cigara der, günde üç-dört paket sigara içer ama sigaradan nefret edermiş, sigara içilen yerlerden uzak durur; hatta cemal süreya sigara içtiği zaman yanından uzaklaşırmış. Kitabı yayımlandıktan bir süre sonra sigarayı azaltmış ve sonunda bırakmıştır. Şiirlerini okurken "canım cigara istedi" der ve herkesi güldürürmüş.
"benden on yaş küçüktür. ama bana onur verir. benim hemşehrimdir. Kurban olayım, benim kardeşimdir.” dediği Yılmaz güney'in 1974'te çevirdiği arkadaş filminde bir kitapçı sahnesi vardır. Yılmaz güney, Melike Demirağ'a okumasını tavsiye ederek bir şiir kitabı verir. Kitap için yapılan tek reklam da bu kabul edilir. yine aynı filmde Yılmaz Güney, Ahmed Arif şiiri okumuştur.

Kitapta "haldan, kardaş, hayın" gibi ahmed arif'in yöresel söyleyişi barındırdığı bazı sözcükler ilk baskı hariç 8 ve 9. baskıya kadar "halde, kardeş, hain" şeklinde kullanılmış.

Güneydoğu anadolu bölgesinde olayların zirve yaptığı dönemlerde defalarca yasaklanmış, yasakların kalktığı dönemlerdeyse içerikte bazı değişiklikler yapılmıştır.(Kürtlerin zülum gördüğü ,eserlerin yasaklandığı ,okudukları eserleri gerekçe göstererek hapis yatmaları ,tutsak olmaları Kürdüm ..Ahmet Arifim ,Ahmet Kayam ve daha ismini bilmediğimiz ,unutuğumuz niceleri Diyarbakır Surları .. Mardin ,Şırnak , Hakkari...)
Kitabın içindeki "Anadolu" şiirini , 25 Eylül 2012'de, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde 30.321 kişi aynı anda okuyarak Guinness rekorlar kitabına girmiştir.(Bunu öğrendiğim zaman mutlu oldum doğrusu güzel Urfam .)

Kitabın içindeki 20 civarında şiiri bestelenmiş, 40'a yakın farklı sanatçı tarafından seslendirilmiştir. Nunların başını grup yorum çekerken Cem Karaca ikinci, Ahmet Kaya üçüncü sıradadır. (Ahmet Kaya diğerlerinden farklı olarak aynı zamanda şiirini de seslendirmiştir.)

Ahmed Arif, kitabın içindeki bazı şiirleri yayımlanmadan önce Cahit KÜlebi, Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Ali özoğuz, Cemal Süreya gibi isimlere okutturmuş, bunların içinde bazılarında beklediği tepkiyi göremediği için şiirleri kitaba koymamıştır. Bu şiirler Sinan yayınları tarafından 2003'te "yurdum benim şahdamarım" adlı kitapta toplanmıştır.(iyi şairler ve onlardan yararlanan güzel adam Ahmet Arif )
1968'de yayımlanan ilk basımının kapağında kırmızı karanfil isteyen ahmed arif'in anısına, metis yayınları 2008'de çıkan 40. yıl özel basımının kapağında kırmızı karanfil kullanmış ve yurdum benim şahdamarım adlı kitapta olup da bu kitapta olmayan bazı şiirleri de içeriğe eklemiştir. Ve böylece okuyanı büyüleyen o anı yaşamış tadı veren "HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM" en güzel şekilde günümüze ulaşmış...
184 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Merhabalar,
Şiir okumayı (kendim başkalarina değil haaa içimden. Yanlış anlasılmasın çok kötü okurum çünkü) ve dinlemeyi çok seven biri olarak, Ahmet Arif ve kitabi olunca ha bide kitap hediye olunca yazmamak olmazdı...
Kitap için sonsuz teşekkürler🤗

Nasıl başliycam gerçekten bilmiyorum, hangi sözcük karşılayabilir ki onu.
Hangi dizeler anlatabilir onun gibi...
Hiç bilmiyorum.
Ve bu yüzden onu anlamayı size bırakıyorum...
şiirler müthiş bir duyguyla yazılmış ve okurken sizi apayrı diyarlara götürüyor. Ahmed'in yüreğinde uzakalara bir yerlere.
Şiirlerde ki hissiyatın büyüklüğünü başta Ahmet Kaya olmak üzere çoğu sanatçımızın seslendirmesiyle de anlayabiliyoruz.
Şuraya linkleri bırakayım. Bence biliyorsunuzdur ama yine de
●Ahmet KAYA'dan "Ay Karanlık:
https://youtu.be/M0sJAnZ8Dk4
●Manuş Baba'dan "Haberin Var mı?"
https://youtu.be/-Zmt3108iRY
●Grup Alzaymır'dan "Hırpaladın Sol Yanımı" şarkısı arasında ki seslendirmesi:
https://youtu.be/Hq9y_53Z5Zk
...
Yazarımız Ahmed'in Arif'i... kendisi Amed'li olmakla birlikte ilk ve tek şiir kitabı olan Hasretinden Prangalar Eskittim'i bizden mahrum etmediği için sonsuz teşekkürlerimi sunarımm..

"Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
Gülünç, acemi, çocuksu..."
Yazarımız boyle demiş ama umut etmeye devam edin... birgün hepsini gerçek olması dileğiyle...

Okuyun sonra da okutturun!
Çok güzel ben çok beğendim
Herkesin kendinden bir parça bulacağina eminim.
Bir şarkıyla da son veriyim
Hozan Beşir'den Hasretinden Prangalar Eskittim...
https://youtu.be/lRSIIzjnFN0 mutlaka dinlemelisiniz.🤗
Okuduğunuz için teşekkürler..
184 syf.
·10/10
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Bir şiir kitabına dair nasıl inceleme yapılır hiçbir fikrim yok. Ancak Ahmed Arif'e dair söyleyeceklerim var.

Refik Durbaş'ın anılarından derlenen bir bölüm;

''Ahmed Arif günün birinde Ankara'da polisler tarafından yakalanır.Hakim karşısına çıkarılmak için Istanbul'a götürülmesi gerekmektedir.Zor zamanlardır.Şair, yakalandığı günü şu sözlerle ifade edecektir; "Serçe kadar canım vardı.Boğazımda kanama vardı.Hastaydım.Ekmek çiğneyemez, yemek yiyemezdim.Zaten zayıf bir çocuktum, büsbütün zayıflamışım.İşte böyle bir günde götürdüler beni..."
İki komiser, dört de polis nezaretinde İstanbul'a gitmek üzere trene binerler.Ahmed Arif, yolculuk bitiminde çekeceği işkenceyi düşünmektedir.Bindikleri kompartımanda yaşlı bir teyze ile bir amca onlara eşlik etmektedir.Havadan sudan laf açılır, yol boyu sohbet edilir.Bir ara polisler uykuya dalınca yaşlı teyze Ahmed Arif'e yaklaşır ve şöyle der; "Oğlum nedir halin?"
Ahmed Arif ne cevap vereceğini bilemez. Siyasiyim, sosyalistim, eylemciyim ya da oğrenciyim dese olmayacaktır. Çünkü tüm bu cevaplar yaşlı teyze için hiçbir şey ifade etmeyecektir. Şair, bunun gayet farkındadır. Ve birden aklına gelen en uygun cevabı verir yaşlı kadına; "Sevdadır bu teyze..."
Bunun üzerine yaşlı kadının gözleri parlar, Ahmed Arif'e sarılıp öpmek ister. O an yaşadıklarını ve hissettiklerini uzun bir süre unutamaz.''

Tam olarak buydu işte. Sevdaydı ondaki. Yine en iyi kendisi anlattı bunu;
"Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında
Saklı haçımız.
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz..."

Kavgayla geçen bir hayat. Hayatın her dönemi zorluk, ekmek kavgası, memleket sevdası, direniş, cezaevi, işkence ve tabi ki şiir. Yaşadığı hayat, şiirlerinin temelini oluşturmuştur. Bu sebeple ;

Öfkenin ve inceliklerin şairidir o,

İsyancı ruhun ve başkaldırının sözcüsü,

68 kuşağının Ahmed abisi,

Dağların ve 'Daha deniz görmemişler'in şiirdeki karşılığı,

Tüm ezilen halkların ve bireylerin bastırılmışlıklarina, ötekileştirilmişliklerine, yok edilişlerine sırtını değil yüzünü dönen,

Dayak yiyen, işkence gören, her mahkeme öncesi çırılçıplak soyulan,

1943'te Van'daki Muğlalı katliamı için yazdığı 'Otuzüç Kurşun' şiiri sebebiyle sorgulanan, dövülen ve tellerden aşağı atılıp ölüme terk edilen halk adamıdır.

Bu yüzden onu dövenler, ona eziyet edenler, ölüme terk edenler, şiir yüzünden yillarını cezaevinde geçirmesine sebep olanların hepsi öldü, ölüyor ve ölecekler. Ama Ahmed Arif siirleriyle sonsuza dek yaşayacak.

KİTABA DAİR...

Ahmed Arif kitabin ilk asamasında adını 'Dört Yanım Puşt Zulası' koymak ister ancak bir dostunun uyarısı sonrası 'Hasretinden Prangalar Eskittim' koyar.

Kitap birkaç bölümden oluşuyor;

-İlk bölüm klasik şiirlerinden oluşan kısım,

-İkinci bölüm Diyarbakır Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi (Adiloş Bebe, Ahmed Arif'in kız kardeşinin oğlu),

-Üçüncü bölüm 1943'te Van'da 32 kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan Muğlalı katliamı ile ilgili yazdığı Otuzüç Kurşun,

-Dördüncü bölüm ise Ahmed Arif'in vefatından sonra toplanan bazı şiirlerinden oluşmakta.

Ayrıca kitabın sonunda Ahmed Arif'e ait kısa ama muazzam bir röportaj mevcut.
184 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bazen yazar ve şairler hakkında yorum yapmada kendini eksik hissedersin. Okurlarına az ama bir o kadar da güzel şiirler bırakan Ahmed Arif hakkında tam olarak da böyle eksik hissediyorum. Veysel Öngören ile yaptığı bir konuşma da şöyle der: " bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimci ise elbette yaşadığını yazar. " yaşadığı" ise salt kendi ömrü değil, yaşama kavgası ve sevdasıyla, acıları,ağıtları,türküleriyle bir yanı geçmiş yüzyılların karanlığına, bir yanı geleceğin aydın sonsuzluğuna uzanan halkın ta kendisi olmalıdır." Ahmed Arif halkın içinden gelmiş, halkın yaşadıklarını kendi yaşadıklarıyla birleştirip ortada ölümsüz bir eser bıraktı...
Mağlup mu desem, mahçup mu?
Ama ikisi de değil,
Ben garip, sen güzel, dünya mutlu...
Öyle tuhafım bu akşamüstü.
(...)
Ahmed Arif
Sayfa 153 - Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi,
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...

AY KARANLIK
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426527
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretinden Prangalar Eskittim
Mı Hesreta To Ver Qeydubendi Kerdi Keha
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. 

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 14.095 okur

  • Sibel demir
  • Arzu Eldemir
  • Nisa Varışoğlu
  • Sinan
  • st21th
  • Ahsen Özkan
  • Elif
  • Merve Berk
  • Özlem Arıboğa Bilçen
  • İbrahim Gümüş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.4
14-17 Yaş
%5.8
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%30.7
35-44 Yaş
%22
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62
Erkek
%37.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55 (1.917)
9
%16.7 (583)
8
%12.1 (421)
7
%5.3 (186)
6
%2 (71)
5
%1.1 (40)
4
%0.3 (12)
3
%0.3 (10)
2
%0.2 (6)
1
%0.1 (4)

Kitabın sıralamaları