Hasretinden Prangalar Eskittim 1968 - 2008 40. Yıl Özel Basımı

9,2/10  (394 Oy) · 
1.250 okunma  · 
417 beğeni  · 
6.240 gösterim
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu.

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789753426527
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Ben de hasret çektiğim ve çekmeye devam ettiğim dönemlerimde okudum bu kitabı. Ahmed Arif in tek şiir kitabı ve hepsi birbirinden kıymetli yabana atılmayacak şiirler. Ahmed Arif gerçek bir Anadolu çocuğu ve şairi. Ancak onun gibi bir şair memleket sevdasını,özlemi, hasreti, isyanı, aşkı,direnmeyi... bu kadar güzel ve etkileyici anlatabilirdi.

Sergen Özen 
10 Nis 21:42 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Sevda, umut ve eşitlikçi bir dünya düşü, Anadolu’nun, özellikle de Doğu’nun yoksul, emekçi halkının yaşadığı, duyumsadığı her şey, kaynağı ve damarları durumunda şiirin. Duyarlılıklar, yakarışlar şiire dönüşürken, bu kültürlerin efsaneleri, masalları türküleri ve ağıtlarından yararlanarak kurulan imgelemin müthişliğini görebiliyorsunuz. Anadolu’nun halk şiirinden kısmi olarak esinlenilen bu şiirde benzersiz sözcükler dünyası oluşmakla birlikte değişik ses ve anlamlar beliriyor. Sözcük ve dizelerde hiçbir şairin şiirinde rastlamadığım bir ritim buldum Ahmed Arif’in dizelerinde.
Yoksul ve emekçi halkın yaşadığı drama bir isyan var. -Yaşar Kemal’in Çukurova yöresini tüm doğallıyla anlattığı gibi- Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm hakikiliğiyle yararlanma var. Bunun yanı sıra ‘Ooy’ ‘looy’ gibi benzeri ifadelerden konuşma dilinin de şiirlerde yer aldığını söylemek mümkün. Cemal Süreya yorumunun bir bölümünde diyor ki,

“Her şairin konuşma tarzıyla (hatta yüzüyle) şiiri arasında bir yakınlık, bir benzerlik vardır muhakkak; ama konuşmasıyla şiiri arasında bu kadar özdeşlik bulunan bir şaire ilk kez Ahmed Arif’te rastlıyordum. Onun şiiri, konuşmasından alınmış herhangi bir parça gibidir; konuşması ise, şiirin her yöne doğru bir devamı gibi, bir bakıma ağza ilişkin bir şiirdir onunki.”
Şehirleri değil, dağları gösterir Ahmed Arif. Uyrukluk tanımayan, asi dağları. Uzun bir ağıt gibidir onun şiiri. “Henüz deniz görmemiş” çocuklara adamıştır. Kurdun kuşun arasında, Anadolunun bozkırında, tenha bir yerde söylenmiştir. ama hep bir umut vardır bu ağıtta, aniden bir zafer şarkısında dönüşecekmiş gibi “keskin bir parıltı” vardır, karşı koymaktan çok boyun eğmeyen bir doğa içinde…
Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm çıplaklığıyla ve hakikiliği var şiirilerde. Benzersiz bir ritim ve tonlamalarla biçimlenen bir şiir bu. Tüm kaynakların bileşeni olan bir destansılık bu şiirin ana özelliği. Aşkın yanı sıra savaşın, devrimin, hüznün, yakarışın sesi...

“Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram…”

Hasan Ali MİRAN 
15 Tem 22:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Şimdi ben bu kıt dilimle Ahmed Arif gibi bir şairi anlatma nezaketsizliği yapıyorsam hemşehriliğime verin.. Ki kendisi bu denli uçlarda şiir yazıp şiiri aynı zaman da yücelten bir başkası değildir. Ahmed Arif neme lazım bir başına şiirde edebiyatta yol yapmış ve kanımca ondan önce hiç kimse bu yoldan gitmemiş ve hala kimse bu yolda yürüyemiyor . ve şunu da belirtmek isterim ki hiç kimse kendi şiirlerini Ahmed Arif kadar güzel dile dökmüyor.

Yonca 
15 Nis 14:59 · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle bu güzel duygularını bizlerle paylastığı için Ahmed Arife tesekkür ediyorum.Her yazdığı siiri bizlere hissettirdi.Okurken yasadığı askı memleket sevgisini hasreti bende hissettim.Basarılı buldum.

Umut Mahfuz 
05 Oca 13:23 · Kitabı okudu · 2911 günde · Beğendi · 10/10 puan

:)
Ne desem bilemedim ki !!!
Her gece yatmadan evvel kendime şifa niyetine bir doz okurum...
ne zaman bir dostum dara düşse canı sıkılsa kalbi acısa oturur karşısına iki satır okurum bişeyciği kalmaz...
Ahmed Arif son altıbin yılın en iyi şairidir.. en neif adamıdır benim için..
Nur ol Ahmed Ağabey...
Ahmed Arif okuyan insanları üzmeyin ne olur...

mehmet pak 
 18 Ağu 13:56 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Engereklerin, çıyanların, aşımıza ekmeğimize göz koyanların,cellatların, halden bilmezlerin, ferman yazan yazıcıların, dört yanımızı sarıp sarmalamış puştların, fırsatçıların, çıkarcıların, fesatların, katillerin, katliamcıların, kan emicilerin, sömürenlerin, alın terimizi emeğimizi gasp edenlerin,cennete gitmek için dünyayı cehenneme çevirenlerin yarattığı acıları, öfkeye, öfkeyi isyana, isyanı dağlara taşıyan Ahmed Arif seni yüreğinden öpüyor ve saygıyla selamlıyorum. Nazım Hikmet'in metropollerdeki çığlığı, Ahmed Arif'le dağlarda, ovalarda, kırsalda buluşur.
Her satırından bir mısra, her mısrasından bir şiir, her şiirinden bir roman yaratılır. Çevirdiğiniz her sayfada acı bir hüznü anlatan mısraların altında ezilip, yüreğinizde biriken öfke ve isyan gözlerinizden bir yağmur seli gibi akmaya başlar. Nasıl akmasın ki. 33 kurşun şiirinin hikayesini biliyorsunuz çünkü.Gerçekten biliyor musunuz? Durun durun bilmiyor olduğunuzu, biliyorum duymamışsınızdır ben yardımcı olayım.
'' 30 Temmuz 1943 günü Van'ın Özalp ilçesinde 33 Kürt köylüsü, gözaltında tutuldukları sınır karakolundan alınır ve içlerinden 32 si kırsal alanda kurşuna dizilerek öldürülür. Katliamdan kurtulan tek kişi bir taşın arkasına gizlenmiş ve cinayetleri başından sonuna kadar izlemiştir. Suçları ise sınırı izinsiz geçip hayvan ticareti yapmak.. Özalp sulh mahkemesi sanıkları suçlu bulmaz ve serbest bırakır. Ancak bu iş burada kalmaz. Artık olaya 3.Ordu Müfettişi Mustafa Muğlalı karışmıştır. Muğlalı 24 Temmuz günü Van'a ulaşır ve daha orada generallerle yaptıkları toplantıda bu köylülerin yeniden gözaltına alınıp öldürülmesi kararı alınır.'' Aradan yıllar geçer Muğlalı 1950 ler de idam cezasına çarptırılır. bu ceza 20 yıl hapis cezasına çevrilir. Tarihe de bu olay Muğlalı olayı olarak geçer. Kanlı tarihimize.
'' Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz
Göl olmuş bu dağlarda. ''
Bu acıyı bu katliamı anlatacak bir cesur kalem lazımdı oda Ahmed Arif oldu. Mehmed Uzun diyor ya; " İsyanları ve başkaldırıları hep bu kadere'' diye...
Ahmed Arifler, Nazım Hikmetler, Mehmed Uzunlar, Yaşar Kemaller terk etti bizi, kim yazacak şimdi küçükken el salladığımız uçakların bombaladığı Roboskili çocukları?

Sevdalıysanız, yüreğinizde yanan bir aşk ateşi varsa, yarinden ayrı düşmüş sürgün edilmiş kocaman kocaman özlemleriniz varsa, yoksulsanız çiyanların engereklerin pençelerinden kurtulamıyorsanız, katledilmiş ve katledilmekte olan bir halkın kendisiyseniz, fermanınızı yazan alçak ellerin taktığı kelepçeler sizi demir parmaklıklar arasına tıkamışsa, ya da bir hiçseniz, indirin tozlu raflardan Ahmed Arif'in Hasretinden Prangalar Eskittim kitabını, sığınılacak bir limandır. Sevdanızıda, özleminizide, öfkenizide, hep diri, hep canlı tutar.

Ben diyeyim yirmi siz deyin otuz kez okumuşumdur bu kitabı. Bazen okumaktan korkar, bazen ise okumak için saldırırım sayfalarına. Kavga ederim mısralar ile. İsyan ederim, insan soyunun insanlıktan bu kadar çıkabilecek olmasına. Özlerim, kimi özlediğimi bilmeden ''birilerini'' tanımadığım bir tendir. Bazen susarak, sessiz özlerim. Bazen bağırarak çağırarak özlerim. Bazen demir parmaklıklar arkasından özlerim, gökyüzünü, tanımadığım sevgiliyi. Bazen tecritte hasta bir tutsak olurum, özlemlerimi de sevdamı da tutsak ederim, yüreğimin en derin yerine. Fermanımı yazan cellatlar sadece bedenimi tutsak eder, teslim alamadıkları düşüncelerimi '' dar ağacına '' çekerim, kendimi yargılarım, düşüncelerimi, fikirlerimi, vicdanımı, kararmaya ramak kalmış yüreğimi, yargısız infaz eder,darağacını kurar, tekmeyi kendim atar, cellada bırakmam işimi,mezarını kazar, gömerim. Çekilirim bir kenara otururum, sığınırım yine Ahmed Arif'e mezara gömdüğüm bütün duyguları, düşünceleri,acıları, hüzünleri, özlemleri, tanımadığım sevgiliyi, uykusundan uyandırır, sessizliği bozarım. İşte o zaman korkun benden derim...

ayhan özköroğlu 
 25 Haz 15:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kendine münhasır bir şair, bir devrimci ruh, gözünü budaktan esirgemeyen hırslı, öfkeli, ilkeli bir dava adamıyla karşı karşıyayız.Cemal Süreya'nın tarifi içinde karşı koymaktan çok boyun eğmeyen yapısıyla Türkçe destan türünün en önemli isimlerinden biridir.Tarzı Nazım Hikmet hariç kimseyi andırmaz tamamen özgün bir akımla yürümüştür.Yine Cemal Süreya Hasretinden prangalar eskittim için yaşsız bir şiirdir diyor.Günün değil, çağın değil çağların "aktüalitesi"yle doludur diye ekliyor.Ait olduğu coğrafya'nın dili gelenek ve göreneklerinden hiç taviz vermediği gibi şiir dili ve konuşma dilinin aynı olduğu yine onun anlatan kaynaklarda çok belirgin.Kitap ilk defa 1968 de basılmış 68 ve 78 kuşağının el kitabı olmuş.Ahmet Arif' in tek kitabıdır.İkincisini yayımlamaya hazırlanırken ömrü yetmemiş.Fakat benim okuduğum metis yayınlarından kasım 2016 12.basımın sonunda aslında orjinal basımda olmayan sonradan oğlu tarafından eklenen bir bölüm var.Bu bölümde şairin çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış şiirlerinin yanı sıra hazırlığını yaptığı kitapta yer almasını planladığı bazı şiirlere yer verilmiş. Ahmet Arif hırsını, öfkesini, sevgisini okura olduğu gibi geçirebilen istisna bir değer.Keske daha çok şiir ve eser bırakabilseydi geriye.Davasına, fikrine, mücadelesine katılıp katılmamak bizim burada ki konumuz değil, ama davasına sadakat bir portre gibi önüne seriliyor insanın ve takdiri hak ediyor doğrusu. Hem teknik hemde içerik olarak çok keyifli tarzıyla destansı bir yolculuğa hazır olun.

mustafa yılmaz 
 24 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Tek kitapla şair olunur mu?" sorusuna , " tek kitapla peygamber olunuyor da , şair neden olunmasın" cevabını verir şiirin peygamberi .
Gönül isterdiki çok yazsaydı , bizde kitaplarını cilt cilt yerleştirseydik kütüphanemize. o güzelim kitapların tozlanmalarına fırsat vermeseydik. her gün okusaydık bir kaç şiir, ve o hiç okuyamadığımız şiirleri işleyebilseydik zihnimize . Bu olmama halinin de haklı bir bahanesi var elbet ; " çok işkence yapıyorlardı, ondan çok yazmadım " der usta .işte bu kitap, acının sınırını çizer bu sebepten.
son bir not : ustanın şiirlerini mutlaka kendi sesinden dinleyin .

LEYLΠ
 18 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çok uzun bir süredir okumak için hayalini kurduğum şiir kitabıdır Hasretinden Prangalar Eskittim.Kitap bitmesin diye sayfaları korka korka çevirdiğim olmuştur.

Ahmed Arif'in gücünü halktan ve halk ozanlarından alan şiirlerini okumak fazlasıyla etkileyiciydi diyebilirim.
Ancak bu enfes şiirlerin sınırlı olmasıda oldukça üzücü.

Heyecanla, severek ve tutkuyla okudum, hayallerimi süsleyen bu şiir kitabını...
Sizde okuyun, okutun...
Pişman olmazsınız. :)

Çalışkanarı Çiğdem Özdemir 
02 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Üniversitede aldığım ve o günlerden bugüne kalan tek hediyedir, kitaplarım. En güzel olmanın yanında, en baki hediyedir kitaplar.işte onlardan biri ve tabi; tarifsiz bir yolculuktur şiirler.

Kitaptan 279 Alıntı

Sergen Özen 
04 Nis 16:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Mağlup mu desem, mahçup mu?
Ama ikisi de değil,
Ben garip, sen güzel, dünya mutlu...
Öyle tuhafım bu akşamüstü.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153 - Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153 - Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952)
Emre Ö. 
15 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 13)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 13)
Kanatsizserce 
24 Haz 05:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına,
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımım ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cıgara dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Metis Yayınları pdf)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Metis Yayınları pdf)
sultan 
 30 Tem 17:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dışarda gürül gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif
Sergen Özen 
02 Nis 01:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile,
Dayan rüsva etme beni.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 81)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 81)
failimuhtar 
 19 Ara 2016 · İnceledi · 9/10 puan

Şiire başladığı dönemlerde Ahmed Arif'in Nâzım'a ilişkin görüşleri şöyle:

"Şiire yeni başlamış devrimci bir delikanlının karşısına Nâzım'ı dikerseniz, çocuk ya paniğe kapılır ve ters akımların uydusu olur, yahut ezilir, kötü bir kopyacı kesilir. —Hidrojen bombasına karşı Kürt hançeri ne yapabilir?- Üniversitede ve mahpusanede bazı arkadaşlarım, 'Nâ­zım'dan sonra şiir yazmak, boşuna bir gayret, hatta saygısızlık,' diyordu.

Onlarla hiç tartışmadım, hep sustum. Çünkü dedikleri bir bakıma doğ­ruydu. Ne var ki 'Nâzım gibi şiir yazmak' ile 'Nâzım'dan sonra şiir yazmak' arasında vatanımın dipsiz uçurumları gibi bir uçurum vardı. Elbette Nâzım'ı yahut başka bir ustayı budalaca izlemekle kimse şair olamazdı. Ama Nâzım'dan da, başka ustalardan sonra da şiir yazılacaktı. Yoksa Shakespeare'den sonra trajedi, Moliere'den sonra komedi yazmak gerekmezdi. Nitekim, Dede Korkut, Yunus, Pir Sultan, Şeyh Galip ve Fuzuli gibi büyük ustalardan sonra da soylu şiirler yazılmıştır..."

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 177 - 178)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 177 - 178)

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
#AhmetArif

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif

Kitapla ilgili 2 Haber