Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif

·
Okunma
·
Beğeni
·
17.161
Gösterim
Adı:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9789753426527
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. 

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)
Pranga ne demek baba?

İnternet ortamında doğan çocuklardan değildik. Bilgiye kolay ulaşamazdık. 2000 ve sonrası doğumlular bence çok şanslı bu konuda.

Kitabın kapağında bir pranga fotoğrafı yoktu. Babam eliyle göstererek anlatmaya çalıştı. Yetmedi kağıda şeklini çizdi. İşte pranga budur dedi. En son iyice kavrayabilmem için bacağımı şu an ne olduğunu hatırlayamadığım bir kumaş parçasıyla masaya bağladı. "Hadi git gidebilirsen. Eğer kötü şeyler yaparsan sana böyle pranga takarlar." dedi.

Hasretinden prangalar eskittim kitabının hikayesi ise şöyle;
Ahmed Arif’in kitabı için düşündüğü ilk ad bu değildi. “Kitabımın adını ben 'Dört Yanım Puşt Zulası“ koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana “Kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. ''Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar. Sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarımı söylüyorsun. Ama şu da var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta bu adı bir şiirine bile verme mısra olarak kalsın.“

Düşündüm ve Ali'ye hak verdim. Madem öyle kitabımın adı Hasretinden Prangalar çürüttüm olsun dedim.

Fakat 'çürüttüm' sözcüğünü sevmedim. Bir de bu sözcükte üç tane 'ü' geliyor ya arka arkaya, kulağımı tırmaladı. İç kulağımı, yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yüreğinde kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle 'eskittim' dedim"

Ahmed Arif bana pranganın ne olduğunu merak ettiren kitabın sahibi idi. Pranga kötü şeyler yapana takılıyordu ya hani Ahmed Arif işte öyle kötü sevmiş ki hasretten prangalar eskitmiş bir yüreğe sahipti. Hırçın sert şiirler yazan başıbozuk bir dağ şairiydi. Öfkesini, umudunu her mısraya mavzerle işlemişti. Cesur ve korkusuzdu şiirleri. Herbiri birer ağıt niteliğinde olan bu şiirler kesinlikle okunmalı.
Sevda, umut ve eşitlikçi bir dünya düşü, Anadolu’nun, özellikle de Doğu’nun yoksul, emekçi halkının yaşadığı, duyumsadığı her şey, kaynağı ve damarları durumunda şiirin. Duyarlılıklar, yakarışlar şiire dönüşürken, bu kültürlerin efsaneleri, masalları türküleri ve ağıtlarından yararlanarak kurulan imgelemin müthişliğini görebiliyorsunuz. Anadolu’nun halk şiirinden kısmi olarak esinlenilen bu şiirde benzersiz sözcükler dünyası oluşmakla birlikte değişik ses ve anlamlar beliriyor. Sözcük ve dizelerde hiçbir şairin şiirinde rastlamadığım bir ritim buldum Ahmed Arif’in dizelerinde.
Yoksul ve emekçi halkın yaşadığı drama bir isyan var. -Yaşar Kemal’in Çukurova yöresini tüm doğallıyla anlattığı gibi- Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm hakikiliğiyle yararlanma var. Bunun yanı sıra ‘Ooy’ ‘looy’ gibi benzeri ifadelerden konuşma dilinin de şiirlerde yer aldığını söylemek mümkün. Cemal Süreya yorumunun bir bölümünde şöyle diyor:
“Her şairin konuşma tarzıyla (hatta yüzüyle) şiiri arasında bir yakınlık, bir benzerlik vardır muhakkak; ama konuşmasıyla şiiri arasında bu kadar özdeşlik bulunan bir şaire ilk kez Ahmed Arif’te rastlıyordum. Onun şiiri, konuşmasından alınmış herhangi bir parça gibidir; konuşması ise, şiirin her yöne doğru bir devamı gibi, bir bakıma ağza ilişkin bir şiirdir onunki.”

Şehirleri değil, dağları gösterir Ahmed Arif. Uyrukluk tanımayan, asi dağları. Uzun bir ağıt gibidir onun şiiri. “Henüz deniz görmemiş” çocuklara adamıştır. Kurdun kuşun arasında, Anadolunun bozkırında, tenha bir yerde söylenmiştir. ama hep bir umut vardır bu ağıtta, aniden bir zafer şarkısında dönüşecekmiş gibi “keskin bir parıltı” vardır, karşı koymaktan çok boyun eğmeyen bir doğa içinde…
Halkın özel dil ve hatta argosundan bile tüm çıplaklığıyla ve hakikiliği var şiirilerde. Benzersiz bir ritim ve tonlamalarla biçimlenen bir şiir bu. Tüm kaynakların bileşeni olan bir destansılık bu şiirin ana özelliği. Aşkın yanı sıra savaşın, devrimin, hüznün, yakarışın sesi...

“Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram…”

Benzer kitaplar

Orhan Veli'ye biraz "serseri" gözüyle bakmış ama, olsundu,belki haklıdır..
Aslında "Hasretinden Prangalar Çürüttüm" olacakmış ama Ahmed Arif hoş bulmamış bunu. Adından da anlaşılacağı üzere ziyadesiyle derin bir kitap,birkaç şiir hariç hepsini çok beğendim buram buram Anadolu koyuyor şiirleri..
Kitabın sonunda güzel bir söyleşi var. Ve Cemal Süreya'nın güzel bir yazısı...

Orhan veli istanbuldan
Atilla İlhan Paristen
Nazım Hikmet ovadan
Ahmed Arif ise mapushaneden sesleniyor bize
Tıpkı bu şiirde olduğu gibi

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Bazen yazar ve şairler hakkında yorum yapmada kendini eksik hissedersin. Okurlarına az ama bir o kadar da güzel şiirler bırakan Ahmet Arif hakkında tam olarak da böyle eksik hissediyorum. Veysel Öngören ile yaptığı bir konuşma da şöyle der: " bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimci ise elbette yaşadığını yazar. " yaşadığı" ise salt kendi ömrü değil, yaşama kavgası ve sevdasıyla, acıları,ağıtları,türküleriyle bir yanı geçmiş yüzyılların karanlığına, bir yanı geleceğin aydın sonsuzluğuna uzanan halkın ta kendisi olmalıdır." Ahmet Arif halkın içinden gelmiş, halkın yaşadıklarını kendi yaşadıklarıyla birleştirip ortada ölümsüz bir eser bıraktı...
Ahmed Arif, şiirlerini, halkından, bir dize olsun ayrı tutmamıştır. Halkı için dizelerini gür sesle okumak ister. Şiirini belki de en çok dostları ve o güzelim halkı için yazıyor gibidir." Sevgilim" dediğinde o etten ve kemikten sıyrılır, ortak bir sevgilimiz olur birden. O denli pürüzsüz bir şiirdir ki onun yazdığı şiir, okuyucu bir burgaca kapılıp giderek hızlanır ve içeri doğru bir yolculuğa çıkar. Sözcük seçimleri, ses ile ahengi tam anlamıyla gerçekleştirir; anlam ve duyguyla taşar yüreklerimizden.

Beni Etkileyen dizeleri:

" Sus, kimseler duymasın
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğrur bizi?"
"Anadolu'nun sesidir Ahmed Arif,
Çukurova'nın öfkesidir,
Pamuk işçisinin, çocuk işçinin teridir,
Karacadağ çeltiğinin kabuğudur.

Anadolu toprağının nefesini hissettirendir.
Kaşları çatık bir yiğittir.
Al bayrağın dalgasıdır.

Her zaman her yürekte yeri vardır.
Hangi zamanda olursa olsun
Okunabilecek bir değerdir.
Anadolu'dur,
Yok olmayandır."

...

Ahmed Arif şiirlerinin etkili olmasının sebebinin "halkının dilini sevmek, o'nun türküleri, ağıtları, masallarıyla beslenmekle" olduğunu söylemiştir.

Ayrıca Ataol Behramoğlu, O'nun mezarı başında "Ahmed Arif'in şiirinde biraz Yunus, biraz Pir Sultan vardır." der.

Yani Ahmed Arif, Batı'ya özenmekten kaçınıp içinde bulunduğu halkın halini şiirlerine dökmüş. Anadolu halkının tarihinden beslenerek yazmış. Şiirlerinde halkı anlattığı için halk tarafından sevilmiş.

Yıllar geçse de hep sevilecek bir şair olacağını da umuyorum.

Ki - Cemal Süreya'nın bu kitapla ilgili 1969 yılında dediği gibi: "...elli yıl sonra da yayımlansaydı aynı ilgiyi görecek, sevilecekti bence."

Evet o günden bu güne 50 yıl geçmese de tamı tamına 49 yıl geçti. Ve hâlâ seviliyor, severek okunuyor Ahmed Arif.

Bitirdim kitabı ama her bir şiiri en az iki kere, üç kere okudum. Çünkü tek seferde hissedemezsiniz, doyamazsınız, anlayamazsınız. Şimdilik bitti ama yine ara ara bakıp okuyacağıma ve bazılarını ezberimde tutmaya çalışacağıma eminim.

Siz de okuyun.
Böyle güzel bir adamın şiirlerinden yoksun kalmayın...
Anadoluyu anlatımlarıyla içten duygular hissettiriyor. Yıllardır güneydoğuda yaşayan birisi olarak o bölgedeki yaşantıları, adetleri, isyanı ve aşkları satırlara ince ince işlemiş. Kitapta Ahmet Arif'in bazı röportajları da mevcut.
Hep şairleri ender, duygu yüklü, kelimelerin güreşçisi olarak görmekteyim. Belki herkes bir hikaye yazabilir fakat bu hikaye yazanlar 10-15 satırda yoğun bir duyguyu okuyucularına aktaran bir şiir yazamazlar genelde. Kitapları olan şair bir arkadaşımla beraber sohbet ettiğimiz zamanlarda bile yaşama bakış açısının çok farklı olduğunu hissetmekteyim. Hele ki bu Ahmed Arif'se daha baska hissettiriyor. Bol şiirli günler
Şimdi ben bu kıt dilimle Ahmed Arif gibi bir şairi anlatma nezaketsizliği yapıyorsam hemşehriliğime verin.. Ki kendisi bu denli uçlarda şiir yazıp şiiri aynı zamanda yücelten müthiş şahsiyettir. Ahmed Arif bir başına şiirde, edebiyatta yol yapmış ve kanımca ondan önce hiç kimse bu yoldan gitmemiş ve hala kimse bu yolda yürüyemiyor.Ve şunu da belirtmek isterim ki hiç kimse kendi şiirlerini Ahmed Arif kadar güzel dile dökmüyor.
Geç tanıştığım ama her gün anmadan duramadığım, şiirin vücut bulmuş hali Ahmed Arif. Kitaplarını işaretlemekten kitabı rengarenk bir cümbüşe çeviriyorum aynı Ahmet Arif 'in kalbi gibi ruhu gibi aşkı gibi. Arkadaş, Ahmed Arif için onun kendisi şiir demişti, gerçekten öyle. Kocaman, binlerce hissin, dizenin, aşkın, devrimin, halkın adıdır Ahmet Arif.

"Ahmed Arif, halden bilmezlere, sarı engereklere, yediboğum akrep­lere, çıyanlara öfke duydu. Acı, şiirin bileyitaşıdır. Bir insan acı çekti mi, sözcükleri bu taştan geçmeden şiirine giremez. Ahmed Arif, toplumsal acının bileyitaşından geçirmediği hiçbir sözcüğü şiirinin kapısından içe­riye sokmamış, "acı'yı öfkeye dönüştürmeyi bilmiştir." (Adnan Binyazar)
“Ve ben şairim/Namus işçisiyim yani/Yürek işçisi” diye tanımlayan Ahmed Arif’in şiirleri dağlardan, hapishanelerden, demir kapılardan çıkıp gelmiştir. Aşkla, sevgiyle, hasretle, zalimlere olan öfkesiyle demlenen yüreğinden çektiği mısralarla yazdığı şiirleri okuyan onun dünyasında kendini bulur.

Solcuların dilinden düşürmediği şiiri ‘Dağlarına bahar gelmiş memleketimin’ le devrimci duygularınızla coşkulanırsınız. Hasretinden prangalar eskittim’le upuzun hiç dinmeyen özlem yüreğinizi boğar. 33 Kurşun’la kurşuna dizilen köylülerin acısını en derinden yaşayıp isyan edersiniz. Leylısinin gözlerini duygularıyla özdeşleştirdiği mısralarda aşkını en yoğun biçimde yaşadığını hissedersiniz çaresiz.

Ahmed Arif ezilenden yana olmuş, hak ve eşitlik için mücadele etmiş, şiirlerinde toplumsal gerçekliği kendi tarzında, içinde yetiştiği doğu kültürüyle yazmıştır. Dili, işlediği konular yetiştiği kültürün parçasıdır. Aşkla dolu duygularını, zulmedenlere karşı öfkesini ve ezenlerin yenileceğine dair umutlarını yalın, içten ve vurucu bir şekilde dile getirmiştir. Bestelenen şiirlerini Cem Karaca, Ahmet Kaya, Fikret Kızılok, Zülfü Livaneli, Rahmi Saltuk ve daha birçok sanatçı seslendirmiştir. Ahmed Arif’in kendi sesinden şiirlerini dinlemek de büyük bir ayrıcalık, duygularını sesine çok başarılı bir şekilde yansıtmıştır.

Yürek işçisi, büyük şair Ahmed Arif şiirlerinle yüreklerdesin…

İçerde
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mi?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...

Ahmed Arif
https://www.youtube.com/watch?v=esWzt2HeD94

Rahmi Saltuk
https://www.youtube.com/watch?v=EkI13-NGgXY
Öncelikle bu güzel duygularını bizlerle paylastığı için Ahmed Arife tesekkür ediyorum.Her yazdığı siiri bizlere hissettirdi.Okurken yasadığı askı memleket sevgisini hasreti bende hissettim.Basarılı buldum.
:)
Ne desem bilemedim ki !!!
Her gece yatmadan evvel kendime şifa niyetine bir doz okurum...
ne zaman bir dostum dara düşse canı sıkılsa kalbi acısa oturur karşısına iki satır okurum bişeyciği kalmaz...
Ahmed Arif son altıbin yılın en iyi şairidir.. en neif adamıdır benim için..
Nur ol Ahmed Ağabey...
Ahmed Arif okuyan insanları üzmeyin ne olur...
Mağlup mu desem, mahçup mu?
Ama ikisi de değil,
Ben garip, sen güzel, dünya mutlu...
Öyle tuhafım bu akşamüstü.
(...)
Ahmed Arif
Sayfa 153 - Yeryüzü sayı 11 - Mart 1952
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile,
Dayan rüsva etme beni.
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...
...Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına,
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımı ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cıgara dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hasretinden Prangalar Eskittim
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
184
ISBN:
9789753426527
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
Hasretinden Prangalar Eskittim, ilk kez 1968 yılında yayımlandı. O tarihten günümüze defalarca baskı yaptı. Birbirini takip eden birkaç kuşak sosyalist ve devrimcinin ellerinde, sözlerinde ve şarkılarındaydı. Birçok kişinin acı tatlı hatıralarında unutulmaz, özel bir yeri oldu. 

Ahmed Arif şiirleri bizce, hem şairin kendi kuşağının hem de ardından 68-78 kuşaklarının memleket ve halk sevgisini, isyancı ruhunu ve başkaldırı etiğini simgeliyor. Kitabın bu 40. yıl özel basımıyla Ahmed Arif'in dizeleriyle, eski kuşaklara bir kırmızı karanfil vermek istedik. Daha da önemlisi, gözlerden silinmeye çalışıldıkları bu çağda, bu fikirleri ve değerleri genç okurlara taşımak, hatırlatmak istedik.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.905 okur

  • Hasan sabri alkayış
  • Nur Sena Öztürk
  • Çikolatali OKUYUCU
  • Vedat K.
  • Darlene.
  • Büşra Mrtoğlu
  • Ayşe Aslan
  • BilgeSevgi
  • Merve A
  • Sâre

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.1
14-17 Yaş
%5.5
18-24 Yaş
%22.9
25-34 Yaş
%30.7
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.2
Erkek
%37.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%59 (536)
9
%21 (191)
8
%11.7 (106)
7
%5.4 (49)
6
%1.3 (12)
5
%0.6 (5)
4
%0.4 (4)
3
%0.2 (2)
2
%0.2 (2)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları