Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terkedinceye kadar gidipgelenazizvarlık masalına kimse inanmayacaktır.
Oldum olası bizim tasavvuf edebiyatımızda aşk ile akıl arasında bir mücadele olmuştur. Bence Furuğ'la Perviz'in mektuplarında da bu mücadele var. Furuğ çok fazla duygusaldı, Perviz ise düşünceliydi. Duygusallık şiire, düşünce mizaha geçmişti. Bazen bu ikisi yan yana oturup birbirlerini etkilemişler. Bir taraftan mizah Furuğ'un bazı parlak şiirlerine girerken diğer taraftan şiir de Şapur'un en iyi karikatürlerinden bazılarına girmiştir.
Furuğ bu mektupları konuştuğu gibi yazdı, ister düzyazı olsun ister şiirsel bir hava olsun isterse de aşkla alakalı olsun; aynı sadelikte, aynı dürüstlükte ve aynı samimiyetle yazdı. Kelimelerin ve satırların arasından Furuğ'un nefesi hissedilir.