Kimse yok;
Gel, çalalım yaşamı.
Bölelim sonra iki görüşme arasında.
Gel, birlikte anlayalım bir şeyler taşın halinden.
Gel, daha erken görelim her şeyi.
Bak, fıskiyenin göstergeleri havuz saatinin üstünde
Dönüştürüyor zamanı toza.
Gel, iri bir sözcük gibi suskunluğumun satırında.
Gel, erit avucumda aşkın nûrânî cürmünü.
Senden ne istiyorum biliyor musun?.. Büyük bir sevgi, dopdolu bir aşk, her bir parçası başka bir sevgiyi oluşturan bir sevgi. Ben senden kendi sevgisiyle hayattaki mahrumiyetlerime cevap vermeni istiyorum. Ben senin sevginde anne dostluğunu, baba sevgisini ve kardeşlerin ilgisini arıyorum. Ben senden bana sevgili olurken aynı zamanda bana yol gösteren bir baba gibi, sırlarımı saklayan bir anne gibi, beni teselli eden bir kardeş gibi olmanı istiyorum.
Perviz ben çocukluğumu hatırladığım vakit o zamanlar hiç kimse beni kollamazdı ve ben basit, bilgisiz bir çocuktum. Herkesi pençelerimle boğmak istiyorum. Şüphesiz eğer annem bana dikkat etseydi bugün etrafımı kapatan bu belirsizlik perdesi yok olur giderdi ve ben her şeyi anladığımı anlardım. Bu beni bir parça sakinleştirirdi.
Sizin eve gitmeye hakkım yok, evden dışarı çıkmaya hakkım yok; deliriyorum. Yoksa ben hapiste miyim? Sizin evden başka bir yere mi gitmişim? Ben genç değil miyim; dolaşmaya ve eğlenmeye ihtiyacım yok mu? Yalnız gitmeyeyim, isteyen peşimden gelsin diyorum, duymuyorlar. Ağlıyorum, bağırıyorum; bu evde kimse mantıklı laftan anlamıyor. Eğer anlıyorsa da korkusundan görüşünü bildirmiyor. Herkes bencil, herkes zorba.