Adı:
22/11/63
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
816
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752115040
Kitabın türü:
Çeviri:
Zeynep Heyzen Ateş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
22 Kasım 1963'te Dallas'ta üç el silah sesi duyuldu, başkan Kennedy öldü ve tarih yeniden yazıldı.
Peki, ya geçmişi değiştirme şansınız olsaydı?

Her şey Maine'deki Lisbon Falls kasabasında yaşayan edebiyat öğretmeni Jake Epping'e lokantacı dostu Al Templeton'ın verdiği bir sırla başlar. Aslında lokantasının kileri geçmişe, 1958'e açılan bir geçittir ve Al, Jake'ten saplantı haline getirdiği görevi devralmasını, Kennedy suikastını engellemesini istemektedir.

Böylece Jake Epping, George Amberson olarak büyük arabaların ve fiyonklu çorapların dünyasında, herkesin her yerde sigara içtiği bir Amerika'da yeni bir hayata başlar. Boğucu Derry şehrinden, hayatının aşkıyla karşılaştığı sevgi dolu Jodie kasabasına, Lee Harvey Oswald'a ve Dallas'a uzanan bu romanda; geçmiş, geçmiş olmaktan çıkıp gerilim ve heyecan dozu yüksek bir maceraya dönüşüyor.

Zamanda yolculuk hiç bu kadar inandırıcı ve bu kadar ürkütücü olmamıştı!
(Tanıtım Bülteninden)
Çok fazla King kitabı okumadım ama okuduğum her bir King kitabını okuduktan sonra kurduğum cümleler, “bu adam manyak” ya da “bu adamda nasıl bir kafa var” tarzında oluyor. Kitap ne klasikleşmiş bir bilim kurgu kitabı ne de klasikleşmiş bir gerilim kitabı, kitap baştan sona karakterlerle bizi bir yapan, onları bizimle beraber yaşattıran duygu yüklü bir kitap. Klasik bir bilim kurgu kitabı olsa kitap içinde zamanda yolculuk kavramları daha çok ön plana çıkardı, klasik bir gerilim kitabı olsa JFK’nın suikast olayına daha çok yoğunlaşırdı; ama bu iki unsur kitabın alt yapısını ve temelini oluşturan kavramlar, unsurlar olsa da kitabı esas bir kitap yapan baş unsur kesinlikle içinde fazlası ile barındırdığı duygudur. Kitabın başlarında okura verdiği duygu pek olmasa da sayfalar okundukça kitabın okura verdiği his ne bir bilim kurgu oluyor, ne de bir gerilim oluyor, aksine King’ten hiç beklenmeyecek şekilde yüklü bir şekilde duygusallık oluyor, tamam, tabii ki de kitabın içinde bilim kurgu ve gerilim hâlâ bir King kitabından beklenildiği gibi çok kaliteli olarak biz okura yansıyor ama duygusallık kesinlikle çok daha fazla. King’i bu yönü ile hiç tanımamıştım, bir tanıdığım, bir King romanını okuduktan sonra boğazının düğümlendiğini ve duygusallaştığını söylese ve bu kitabı okuduktan sonra aynı hisler sende de olacak diye söylese cevabım şüphesiz King böyle bir şey yapmaz ama sen de beni bu sözünle bir güzelce güldürdün demek olurdu. Bu hislerin yanında kitap kesinlikle de Amerika’nın yakın tarihine, JFK’ya içinizde bir merak uyandırıyor, hele ki de benim gibi 1950 ve 1960 Amerika’sını çok seviyorsanız bu ilgi ve merak sizi kitaba daha çok bağlayacak.

Jake Epping ve Sadie karakterleri kesinlikle çok sevilesiceler. Kedisi olmasından ve verdiği tepkiler ile cevaplarından dolayı Jake’i kendime çok yakın hissettim ama bir de Sadie var ki ayrı bir hoşuma gitti. Yaptığı sakarlıklar mı desem, baş belası gibi bazı şeyleri arka arkaya sorması mı desem yoksa tez canlılığı mı desem bilemedim ama kesinlikle bunların hepsi Saide’yi âşık olunası bir karakter yapmış. Bilim kurgu ve gerilim iki unsurunun yanında bunun gibi kısımlar kitabı en azından benim için daha üst boyutlara çıkardı. Kitabın içinde bir konu, bir olay örgüsü tabii ki var ama bu konunun yanında da Jake’in geçmişte kurduğu bir yaşamı var, gündelik olayları var. Şüphesiz ana konudan daha çok Jake’in gündelik hayatını okuyoruz (kitabı okuyanlar sebebini bilir). Bu normal gündelik yaşamı okurken (en azından beni) ne kitaptan sıktı ne de herhangi bir derecede en ufak bir şekilde kitaptan soğuma oldu, aksine kitabın içine beni bu kısımlar daha çok çekti. Jake’in normal sürecini okurken onu daha çok yaşıyoruz, onunla daha çok özdeşleşiyoruz. Hani olur ya güzel bir kitap okurken kitabın karakteri artık bizim arkadaşımız olur, kitap bittikten sonra da o karakteri özleriz, onunla beraber yine bir şeyler yapmak isteriz ya da biz kendimiz bir şeyler yaparken acaba o olsaydı ne derdi veya nasıl tepki verirdi diye düşünür ve kendimize sorarız, işte böyle bir kitaba en güzel örneklerden biri 22/11/63.


Farklı bir, zamanda yolculuk hikâyesi. Zamanda yolculuk kitaplarında ya da filmlerinde en çok hoşuma giden kısımları zaman değişikliğine dair en ufak ayrıntıların verilmesidir. Aynı tarihe gidip, aynı tarihte aynı kişi ile her seferinde aynı cümleler ile tarihte, evrende yer almaları, karşılaştığı kişiden her seferinde aynı bir şeyi istemesi, aynı cevabı alması, her seferinde aynı şeylerin tekrarı olması gibi ince ve küçük ayrıntıların yer verilmesi çok güzel ayrıntılardı. Yapılan zaman yolculuğunda karakterin gittiği yıla göre etrafındaki insanların giyim şekillerine göre kendi üzerindeki elbiseleri düşünmesi, daha ilk başlarda o zamana göre giyinme isteği ve aklında oluşan düşüncelerini okumak kitabın güzel ince ayrıntılarından bir başkasıydı.

Kitap malum Stephen King’in hemen hemen tüm romanlarında kullandığı Derry Kasabası’nda geçiyor, en azından bir kısmı. E geçmişe yolculuk olduğu için de ve geçmişe gidilen yıl da 1958 olduğu için de King’in en büyük ve en önemli romanlarından biri olan O’ya kitabın içinde göndermeler yapılmadan olmazdı. Yapılan göndermeleri, kurulan cümleleri okumanın keyfi de çok güzeldi. Göndermeleri okudukça yüzde istemsizce oluşan gülücükler eşliğinde, havada bir cisim varmış gibi elimin o cismi yakalaması ve “aha göndermeyi yakaladım” gibi cümleler kurarak göndermeyi yakaladığımı defalarca belli etmek istedim. Kitabı okuyacak arkadaşlara tavsiyem bu kitabı lütfen ama lütfen O kitabından sonra okuyun, o zaman emin olun ki bu güzel kitaptan alacağınız keyfin üzerine kat kat daha fazla keyifler eklersiniz; çünkü bazı göndermeler bayağı bayağı O kitabı için çok önemli olan gelişmeler, haliyle de 22/11/63 için de çok önemli gelişmeler. Sonuçta Stephen King, Jake Epping ile biz okurlarına da zaman yolculuğu yaptırıyor. Derry’e, Çorak Topraklar’a, O kitabının 6 kafadarının bulunduğu yerlere bizleri götürüyor. Yapılan tüm göndermeleri yakalamak ve tadını almak için yazarın bir başka harika kitabı O’yu öncelikli olarak okumak onun için çok önemli.

Stephen King’in müziğe olan tutkusunu hemen hemen hepimiz biliyoruzdur, özellikle de başta Greg Iles olmak üzere ve birçok yazar ile oluşturdukları The Rock Bottom Remainders adında efsanevi bir müzik grupları da var malum. King bizlere bu kitabında birçok müzik hediye ediyor, ama iki tanesi var ki onlar şüphesiz en iyileri. Birincisi çoğunluğumuzun bildiği Dean Martin’den That’s Amore, ikincisi ise Green Miller’dan In The Mood. Şarkıların geçtiği bölümleri, sayfaları o şarkıları dinleyerek okuyunca 50 – 60 senelerinin havası, kitabın atmosferi daha da güzel yakalanıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=OnFlx2Lnr9Q
https://www.youtube.com/watch?v=XElwAwS0GvE


Okuma sürem boyunca 50’lilerin, 60’lıların Amerika’sında yaşadım resmen. Uyumlu bir şekilde yaşamımı devam ettirebilmek için de bilgisayarda L.A. Noire oynadım. Cole Phelps ile Dallas ya da Derry olmasa da Los Angeles sokaklarında gezdim, suçluların, katillerin bıraktığı izlerin peşinden gittim. Caz ve blues müziğin tadını aldım. Jake gibi fötr şapkayı kafaya tam düz şekilde takmak ile şapkayı hafiften eğik takmanın ince ama büyük farkını keşfettim. O senelerdeki kadınların zarif güzelliklerini gördüm tekrardan. Alice Harikalar Diyarı’nı şu an ki aklım ile okumam lazım dedim ve tavşam deliğim olan 22/11/63 etkisinde Alice’in tavşan deliği ile tanışmak için heyecanlandım.


King’in öğütünü ve tavsiyesini dinleyip politik fanatizmin nelere yol açabileceğini görmek, öğrenmek istemeliyiz. Politik fanatizmin yol açtıklarını görmek için en azından Zapruder’in filminin 313. Karesini izlemek yeterli olacaktır.
https://www.youtube.com/watch?v=iU83R7rpXQY

Dans Etmek Hayattır
Ba-da-da… Ba-da-da-di-dam…
https://youtu.be/8Tc3qscjjsc
Vokalist üçten geriye saydı ve müzisyenler hâla rüyalarıma giren melodiyi çalmaya başladı.

Ba-da-da-da... ba-da-da-di dam.

https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be

Hani bazı kitaplar vardır; anlatmak için ''hani'' ile başlayan cümleler kurup, edebiyatın dibine vurur ve Shakespeare tarzı bir şeyler söylemeye çalışırsınız. İşin sonunda cümlede en ufak elle tutulur, anlaşılabilecek bir kelime yoktur; ama anlatırken yaşadığınız o heyecan ve yüzünüzdeki tebessümle aslında her şeyi anlatmışsınızdır.

Şuan yaşadığım durum sanırsam bu. Kitap bittiği an ne yapacağımı bilemedim; neden bu kadar vurucu bir sonla bitmek zorunda ? Neden karakterler artık ailem kadar bana yakın ? Sadie ve Jack sizleri niye bu kadar sevdim ? Neden kitap bittikten sonra sırf sigara kullanmadığımdan dolayı içimde biriken efkarı kahve ve patatesli et eşliğinde, bir yandan ''Boş Ders Şarkısı'' dinlerken, bir yandan soru çözerek atmaya çalışıyorum. Ama yok, maalesef bu sefer işe yaramıyor :D

Şimdi saçma sapan duygusal anlarımı geçtikten sonra biraz daha kendi tarzıma dönüyorum. Kesinlikle Yaz boyu okuduğum inanılmaz açık ara fark en iyi kitaptı. Stephen King kitapları içinde değerlendirmek gerekirse eğer, ''O'' ile eşdeğer düzeyde olduğunu söyleyebilirim; ama bu ikisi inanılmaz farklı türde kitaplar. Korku gerilim zaten çok sevdiğim bir tür, o yüzden ''O''yu sevmem çok anormal bir durum değil; ama genel olarak duygusal yüklü bir kitap bende nasıl bu kadar iz bırakabilir ? Hemde aşk denen çocuğa yüksek dozojda alerjim varken... Kusura bakma kankitom Stephen, ama senden bile bu düzeyde sağlam bir kitap beklemezdim.

Kafanızda biraz fikir oluşması için kitabın ilk 30 sayfasını baz alarak olayın ne olduğunu anlatıyorum izninizle, tabi bu kadarcık bile spoiler istemiyorsanız yıldızlar içinde kalan bölümleri atlayın lütfen ( Ama bence okuyun. Az bir şey spoiler okuma zevkinizi azaltmaz, aksine kitaba merakınızı uyandırır. Hem yazasıya kadar canım çıktı )

************************************************

Hamburger dükkanının sahibi Al isminde bir kankimiz var. Kendisinin dükkanının içinin arka tarafında bir dolap var, dolaba girdiğiniz an 1958 yılına gidiyorsunuz. İstediğiniz kadar takılın, geri döndüğünüz an yaşadığınız andan en fazla 2 dakika geçmiş oluyor. Al Jackie Kennedy süikastini engellemek için geçmişe gidiyor, ama başaramıyor. Bizim başkarakterimiz Jake Epping'den geçmişe gidip, süikastı önlemesi için rica ediyor. Bana kalırsa kitabın tek zayıf noktası bu, kendi tarzımla aradaki geçen konuşmayı anlatıyorum:

-Al yapamam. İşim, evim, arabam, okulum her şeyim burada.

-Jack beni mi kıracaksın seni ahmak!

Öteki gün...

-Tamam Al, fikrin çok cazip geldi. Hem benim öğrencilerden birine babası yamuk yapmış, gitmişken onu da öldürürüm; hem de Stephen King geçmişe yolculuk için bahane bulmuş olur, kötü mü olur canım...

Evet, kitapta fantastik öge olarak zamanda yolculuk var; peki bundan daha büyük bir fantastik öge yok mu ? Hepsi bu mu ? Hayır değil. Çok çok daha büyük bir fantastik öge var, o da geçmişe gidip sevgili yapmaktır sanırsam. Her ne kadar kitaptaki olay Jackie Kennedy'yi kurtarmak için geçmişe yapılan bir seyahat olsa da, bu belli bir yerden sonra Sadie ve Jack'in macera ve gerilim eşliğindeki aşk hikayesine dönüşüyor.

*****************************************************

Tabi kitapta belli başlı yerlerde fazladan tebessüm ettim. Bu yerler ''O''ya inanılmaz miktarda gönderme olan 6.bölüm ve Stephen King'in her seferinde Scarlett (Rüzgar Gibi Geçti) karakterini kullanarak benzetmeler yaptığı yerler. Ya bir insanı bundan daha çok ne mutlu edebilir ? Dünyanın %99.9'unda çağrışım yapmayan ''Bip Bip Richie'' sözünü gördüğüm an kitabı yiyecek kadar mutluluktan ağzımı sonuna kadar açtım. Bundan da daha ilerisi olamaz ve Richie'nin ağzından Beverly'ye şu sözler çıktı :

''Özür dilerim Bayan Scağlett!" diye bağırdı oğlan cırtlak bir sesle. Herkesin ırk konularında aşırı dikkatli davrandığı yirmi birinci yüzyılda insanların size ters ters bakışlar fırlatmasına yol açacak bir Rüzgar Gibi Gecti taklidiydi. "Ben taşralı bir çocuğum ama ölsem bile bu dansın adımlarını öğreneceğim!"

Bu nasıl bir mutluluktur! Okumaya devam etti ve Jack Derry ile ilgili dedikoduları dinlerken şu sözü duyuyor:

"Kimse palyaço kıyafeti giyip kırmızı burun takmış birinin gerçek yüzünü bilemez."

Yapma, bu kadar mutluluk benim için çok fazla :D

Konusu açılmışken şunu da söyleyim: King'e bu kitapla başlarsanız ömür boyu bu yazarı bırakamazsınız; ama bu kitapla başlarsanız da 6.bölümde geçen 30 sayfalık bölümü anlamazsınız. Seçim sizin, keyfinize göre okuyun.

Peki neden bu kadar başarılı oldu ? Kitabın bu kadar başarılı olmasındaki asıl sebep sadece King'in inanılmaz hayal gücü ve istediğini sorun yaratmadan anlatabilme yeteneği mi ? Hayır. Kitabın 2011 yılında yazılmış olmasının belli bir sebebi var. King kitabı ilk olarak 1972 yılında yazmayı düşünüyor, ama tam zamanlı bir öğretmen olduğundan dolayı projeyi erteliyor. 2011 yılında tecrübeli bir yazar oldugundan ve boş vaktinin çokluğundan yararlanarak yeniden kollarını sıvıyor. Jfk'ye düzenlenen süikast girişimiyle ilgili, kendisinin terimiyle, ''üst üste koysanız boyunu geçecek'' kadar kitap okuyor. Bununla da kalmıyor ve işin profesörleriyle uzun uzun konuşmalar yapıor ve onlardan saatler boyunca ders alıyor; Kolay mı bir King olmak ?

Çenem düştü biliyorum ama dizi hakkında da bir şeyler söylemek isterim. Genel olarak dizi izleyen birisi değilim, ama diziyi de çok sevdim. Kitabın hikayesi baz alınarak uyarlansada belli yerlerde ciddi miktarda değişiklik gösteriyor. Benim için çok çok daha iyi; okuduğum kitabın aynısının görüntülenmiş versiyonunu izlemektense (o ne öyle, sanki manga animeye uyarlancak) , biraz değişiklik olan versiyonunu tadını çıkarta çıkarta izlemeyi tercih ederim. Mutlaka izleyin.


Aslında kitabı King serüvenimin sonlarını doğru saklamayı düşünüyordum. Ama Samet Hızır'ın reklam yeteneklerine daha fazla dayanamadım. Bu çocuk Metro okumuş, mutlaka bir bildiği vardır. Aynı gün en yakın arkadaşlarımdan Saf papatya ve Nausicaä'ı ikna etmeyi de başardım :D Olay yerine benden önce geldiler. Sonuç olarak birisinin kuzeni doğdu, birisi kardeşinden uçan tekme yedi ama olsun öyle böyle 17 gün boyu bu güzel kitabı tadını çıkara çıkara okuduk ve en sonunda 9 puan verdiklerinden dolayı aramız şuan bozuk :D (Gerçi Kübra benim zorumla sonradan 10 yaptı sanırım)

Son sözümü kitabın vurucu sözüyle bitirmek istiyorum. Bu söz, ergence bir sözün doğru yer ve zamanda kullanıldığında insanı ne kadar etkileyebileceğinin en büyük kanıtıdır:

''Elveda Sadie. Sen beni hiç tanımadın ama ben seni hep sevdim...''

Kendinize iyi bakın :D







Dipnot: Her gidiş, ilk gidiş unuttun mu?
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.059 Oy)17.443 beğeni39.392 okunma2.098 alıntı164.924 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.828 Oy)8.118 beğeni25.936 okunma618 alıntı126.321 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.987 Oy)12.448 beğeni31.667 okunma2.770 alıntı132.172 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.803 Oy)7.340 beğeni20.528 okunma684 alıntı79.253 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.445 Oy)8.393 beğeni22.767 okunma1.436 alıntı105.219 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.850 Oy)6.543 beğeni18.868 okunma572 alıntı106.740 gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (2.778 Oy)2.895 beğeni10.455 okunma186 alıntı38.609 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.128 Oy)10.791 beğeni26.487 okunma1.380 alıntı139.463 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.955 Oy)8.344 beğeni23.169 okunma1.126 alıntı112.548 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.206 Oy)8.123 beğeni23.914 okunma1.886 alıntı102.107 gösterim
Her gidiş, ilk gidiş unuttun mu?

Farklı bir yolculuktu kitabı iki güzel insanla okudum ve bu incelememi onlara hediye ediyorum. Saf papatya ve Hakan Arık . Muhteşem bir üçlü olduk bu yolculuk için ne kadar teşekkür etsem az.

Okuduğum öyle bir kitaptı ki bissürü kitaba gönderme vardı. Ve en önemlisi King'in korku kitaplarından biri olan O ya. Palyaçoları oldum olası sevmem ve bu kitabı anlamam için okumam gerekmiş. Jet hızı ile okuyamacağıma göre filmini izledim. Yalnız filmi izlerken Hakan'ın kulağını epey çınlattım. Allah affetsin.
Neyse..

Kitabımıza gelelim Jake benim iyi yürekli koruyucu meleğim. Düşünceli bir öğretmen .Mutsuz bir evlilikten yeni çıkan Jake geçmişe açılan bir tavşan deliği bulur. Şahsen ben Alice in bulduğu o tavşan deliğini günümüz dünyasında bulmak için neler vermezdim. Tabi her şeyin bir bedeli var.Zaman tünelini buldu ama ne olacak? Jake'in arkadaşı Al ondan geçmişte yaşanan bir suikastı engellemesi istiyor. Zaten Jake de bu tavşan deliğini Al sayesinde bulmuştu. Ve arkadaşına yardımcı olmaya gönüllü oluyor.

E peki şimdi bu adam gidecek ama buradaki işleri ne olacak?
Bakın şimdi orada durun geçmişte ne kadar kalırsanız kalın geri dönüldüğünde aradaki zaman farkı sadece 2 dk dır. Ve her gidiş ilk gidiştir. Daha oncekileri sıfırlar.

Yolculuğumuz başlar. Ve hayatının aşkını geçmişte bulan adamımız, sorumluluğu ile çelişen, yerini yurdunu en önemlisi kimliğini yitiren Jake'miz. Sonralara doğru gözlerim dolmadı desem yalan olur. Geçmiş nasıl bir silsiledir ki bizi bize yabancı eder. Hatıralar bazen bir kor gibi cana değer.Ayrıntıları vermek istemiyorum zira King bu yolculuğu 816 sayfada nabizlari tuta tuta geldi. Bende ayrıntıları vererek olayların büyüsünü bozmak istemiyorum. Okunması gereken gizem dolu bir roman.

Bu arada bu benim ilk King kitabım ve onunla bu güzel kitapla tanıştığım için mutluyum :))
Merhaba Sevgili dostlarım, hayatımda bu kitap kadar heyecan vermeyen, sıkıcı, hiç mi hiç merak uyandırmayan bir kitap görmedim ve içinde aşk bile yok inanabiliyor musunuz?

Dememi bekliyorsanız gözlerini bu satırlara dikmiş, olumsuz anlam içeren cümleleri görür görmez belki ilgisini çekmiş, belki de ciddi olamazsın deyip şaşırmış olan sen sevgili okur çok yanılıyorsunuz. Zira tam aksine bu kitabı okudukça bıraktığı soru işaretlerini çözebilmek için merak uyandırıcı bir biçimde ilerlerken heyecan ve aşk dolu bir hikâyenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu kitabı çok sevgili dostlarım Hakan Arık ve Nausicaä'mla birlikte okumuş olmam şüphesiz ki kitabı benim için daha güzel hâle getirdi. O yüzden onlara çok teşekkür ediyorum ve bu incelemeyi de onlara ithafen yapıyorum :))

SPOİLER'sız olmaz ki!
Kitaba dönecek olursak adından başlamak istiyorum. "22/11/63" güzel bir tarih değil mi? Kitabı bu tarihte okusak belki daha manidar olabilirdi. Ama daha çok vardı ve bu kitap o kadar zaman bekletilmeyi hak etmiyor bence. :)
Kitabımızın ana karakteri Jake Epping bir öğretmendir, gayet sıradan bir şekilde hayatına devam ederken bir gün çok önemli bir karar vermek zorunda kalıyor. Üstelik bu karar sadece onun hayatı için değil belki de tüm dünyayı etkileyecek kadar ehemmiyet arz ediyor. Bir hamburger dükkanının sahibi olan Al Templeton'un onu geçmişe açılan bir delikle tanıştırmasıyla hikâyemiz başlıyor. Al hastalanınca, Jake'den geçmişe gidip John Fitzgerald Kennedy'ye yapılan suikasti önlemesini istiyor. Tabi ki geçmişte yapılacak bu büyük değişikliğin iyi şeylere sebep olacağını düşünürek ama aynı zamanda bunun kötü şeylere de sebep olabileceğini aklından geçirmeyi unutuyor Al. Çünkü bir kelebek kanat çırpar ve bu koca bir dünyayı allak bullak da edebilir. Cennete de çevirebilir. Bilemeyiz değil mi? Bizim yaptığımız ufacık bir şey çok büyük bir şeye sebep oluyordur dünyanın başka bir yerinde ki buna kelebek etkisi denir.

Hadi gelin kitaba kaldığımız yerden devam edelim dostlarım. Bugünün Jake Epping'i, geçmişin George Amberson'u oluverir. Geçmişte yaptığı değişikliğin gelecekte neye sebep olduğunu görmek için ilk olarak öğrencisi üzerinde deneme yapar. Harry Dunning adlı öğrencisi yazdığı kompozisyonda geçmişte babasının, annesini ve kardeşlerini nasıl öldürdüğünü ve kendisinin yaralı olarak kurtulduğunu anlatmaktadır. Acaba Jake'miz (onu sahiplendim malum 17 gün boyunca benimleydi :)) bu duruma engel olabilecek mi? Peki bunun sonucunda neler değişecek? Değiştiğinde her şey daha mı güzel olacak ki yoksa... Unutmadan bir şey daha geçmiş inatçıdır ve değişmek istemez Jake için bu hiç kolay olmayacak zira. Geçmiş onun, kendisini değiştirmesine engel olabilecek mi? Jake, Lee Oswald'ı da durdurabilecek mi? Kennedy'i öldürmesine engel olabilecek mi? Peki bunun sonucunda dünya gerçekten daha güzel bir yer mi olacak yoksa.. Üzgünüm size söyleyemem cevaplar kitapta gizli :) Peki ya aşk? İşte Jake geçmişte güzeller güzeli Sadie'yle karşılaşır. Sakar Sadie'miz ama tatlı Sadie'mizle. Geçmiş artık Jake için Sadie'yle anlamlıdır. Peki Sadie'nin başına neler gelecek? Jake, Sadie'sini kurtarabilecek mi? Ona gelecekten geldiğini ve diğer tüm gerçekleri anlatacak mı? Sadie'yle kavuşabilecekler mi? Unutmadan söyleyeyim geçmişte yaptığı değişikliklerden sonra delikten geçen kişi tekrar geleceğe dönüp sonra yine delikten geçmişe gittiğinde her defasında aynı tarihe gidiyor yani yaptıkları sıfırlanıyor kısmen. Ve geleceğe döndüğünde ise sadece gittiği anın üzerinden 2 dk geçmiş oluyor. Peki Jake geçmişteki kötü şeyleri düzeltebilecek mi? Ya Sadie'si ne olacak, onunla olmamak pahasına belki, bunu göze alabilecek mi? Çok soru sordum biliyorum bunlar hep merak edip okuyun diye. "Geçmiş uyumu, benzerlikleri sever." Jake buna yankı demeyi tercih ediyor. Bugün tarihlerden 12/09/18! Kim bilir belki 12/09/... ve başka bir yılda başka bir okur arkadaşım bu kitabı inceler. Geçmiş işte benzerlikleri seviyor malum. Ve kitapta dendiği gibi "Tarih tekerrürden ibarettir."

Kitapta Stephen King'in O kitabına epey gönderme yapılmış, bu kitabı okumasam da göndermeleri az buçuk anlayabilmem için Hakan filmini izlememi tavsiye etti, iyi de yaptı ona tekrar teşekkür ediyorum. O sayfaları okurken anlayabilmeniz adına siz de benim gibi O kitabını okumamışsanız en azından filmini izlemenizi tavsiye ediyorum. Sadece bu kitaba değil;

Rüzgar Gibi Geçti

Fareler ve İnsanlar ve

Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabındaki bazı karakterlere de göndermeler vardı. Yani aslında düşünüyorum da bu kitapta daha ne yoktu ki? :)) Çok şey var yazılacak, sizi yormak istemiyorum daha fazla.

Son olarak sevgili okurlar bizce de dans hayattır. Biz belki bir Bayan D, veya Bay A olmayabiliriz. Ama yine de dans edebiliriz :D
Kitabı okuyup en sonda "Ne güzel dans ettik değil mi?" demek istemez misiniz?
Şu an bu cümle sizin için bir anlam ifade etmiyor belki. Kitap bittiğinde benim kalbimi sızlattı :(

Bu arada kitap içinde ara ara hoş olmayan sözcükler var. Ve müstehcen şeyler. O yüzden 1 puan kırmıştım. Ama sağolsun Hakan Arık ve Samet Hızır zorla 10 yaptırttılar, kıramadım. :)

Dilerim ki tebessümle ve sevgiyle kalın..

Siz daha burada mısınız yoksa bu kitabı hâlâ okuma listenize almadınız mı? O kadar anlattım ama hiç merak etmediniz mi? Ettiniz öyle hissediyorum, beni kıracak mısınız? Sanmıyorum...

Görüşmek dileğiyle, Jimlaaaa! (Bu kelimenin ifade ettiği anlam yine kitapta saklı) Hoşçakalın dostlarım :)
Şu an yaşadığımız zamandan bir yol bulup 53 yıl geriye gidip tekrar geri gelme şansınız olsaydı ne yapardınız? Kahramanımız King’in kitabı yayınladığı 2011 yılından hesaplarsak 1958 yılına dönüş yapıyor ve bazı olayları değiştiriyor, sonra büyük bir değişiklik yapmaya karar veriyor. Kitabın ön kapağı JF Kennedy’nin meşhur Dallas gezisindeki vurulmadan hemen önceki resmi var, arka kapağında resimde bir sonraki gün gazete manşetindeki haber ise JF Kennedy’nin suikastten kıl payı kurtulduğunu söylüyor??? Yazarın verdiği ip uçlarından başka ip ucu verip okuyucuya sürpriz yapmayalım. Bundan sonraki konu King’in ustalığıyla işlenip okuyucuyu müthiş bir yolculuğa çıkarıyor. King okuyanlar iyi bilir; romanında okuyucuyu sıkıca sarsmadan bırakmaz yazar, hazırlıklı olun.
Benim anlatacağım kitaptan bağımsız olarak King’in yazarlığı üzerine olacak. King korku-gerilim ve bilim kurgu kitaplarını 1970-80’ li yıllarda verdi sonra tarzı biraz değişmeye başladı. Özellikle bu kitabında yazar müthiş kurguyu edebi bir lezzetle okuyucuya sunuyor. Yazarın bu romanında karakterler çok iyi tasarlanmış, hayatın içinden “bizden” biri oluyor, duygu yoğunluğu daha çok öne çıkıyor ve okuyucu olaylarla hayatı, yaşamı sorgulamaya itiliyor. King’e önyargıyla yaklaşanlara tavsiyem bu kitabı önyargısız ve yazarla boğuşmadan okumaları olacaktır.
King 1999 yılında çok önemli bir trafik kazası geçirmişti ve biz King severler bu duruma çok üzülmüştük. O zamanlar Kara Kule serisini tamamlamamıştı. Serinin sonunda yazar bu kazayı da öykünün içine alarak bence muhteşem bir final yaptı. O kazanın yazarın ruh dünyasında çok değişiklikler yaptığını, kaza sonrası yazdığı kitaplardan anlıyorum.
Şöyle diyor yazar “ Geri dönüp baktığımızda en net gördüğümüz şeylerden biri aptallımız değil midir? Bir diğeriyse kaçırılan fırsatlar.” Ön yargıyı bırakalım, onlarca kitabı film olmuş, kitapları onlarca dile çevrilmiş bir yazarda kesinlikle birşeyler vardır. Geç kalmadan okuyalım.
Zamanda yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Gelin Stephen King ile zamanda yolculuk nasıl olur? Sizleri yarı yolda bırakır mı? Bunları birlikte öğrenelim...
Aslında ben baya bir zevk aldım bu yolculuktan ve okuyanların da aynı zevki aldıklarını tahmin edebiliyorum.

Kitap, JF Kennedy'e yapılan suikastı anlatıyor. Ama Kennedy'den daha çok öğretmen olan ana karakterimiz göz önünde. Hatta Kenndy hakkında çok bir şeyde bulamayacaksınız. Öğretmen ve Katil Oswald'ın hikayesi demek daha uygun olur. Ve şunu özellikle belirtmek istiyorum. İlk başlangıçta okuduklarınızla sarsılabilirsiniz. Gerilim ile başlayıp drama dönüşen ve insan da vay arkadaş olaya bak dediğimiz anlar olur ya kitapta bu şekilde başlıyor. Okuyucuyu direk hapsetmeye ve King'in her zaman yaptığı gibi karakterleri hayatımıza sokmayı yine başarıyor. Öğretmen karakterimiz, duygusuz gibi gözüken, hiç ağlamayan biridir. İster istemez olayların içinde kendini bulacaktır. (Olaylar başlamadan da başka olaylar cereyan ediyor.)

Kitabı okuyunca görüyoruz ki ''O'' kitabına da göndermeler de var. Hani film izlersiniz ve bu izlediğiniz en iyi film olur ya 22/11/63' de o derecede en iyi filmlerden biri olarak düşünebiliriz. Zamanda yolculukta yaşanan olaylar tekrar günümüze gelmesi çok çok eğlenceliydi. Ama bu eğlencede bir an ağlayabilirsiniz bir an da gerilmiş olarak kendinizi bulabilirsiniz. Demek istediğim King sizi hayretler içinde bırakıyor. Bu adam da nasıl bir yetenek var diye düşünmeden edemedim yine. Suikastı önleyebilecek mi? Bunu önlemek için başına neler neler geliyor...

Kitabın dili hiç sıkmıyor, kitap sayfaları çok fazla olduğuna bakmayın gayet sürükleyici okunup, bir bakmışsınız ki kitap bitmek üzere... Ben hiç bitmesini istemiyordum, bir yandan merak ede ede okurken bir yandan da üzülüyordum sonlara geldiğim için. ''Gerilim, Dram ve Aşk '' üçgeni sizleri bekliyor...

Evet evet aşkta var ve baya bir aşk var. Ana karakterlerden "Sadie" ister istemez ondan etkilenebilirsiniz... Onunda hayatı ayrı bir hikaye...
Ve daha fazla karakterlerin hikayesi... Hepsi uyum içinde. Usta öyle bir yazmış ki hepsi tam yerinde olmuş. Her zaman söylüyorum. King istese komedi bile yazar ve başarılı olur.

Ne diyebilirim ki mükemmel bir kitap.
Kurgusu ve hikayesi sizleri kitaba hapsedecektir...

8 Bölümlük de dizisi bulunmaktadır. Diziyi de izleyen biri olarak çok beğendim. Ama kitabı daha çok beğeneceksiniz. İyi okumalar dilerim.

Dizinin tanıtım videosu buyurunuz...
https://www.youtube.com/watch?v=zLJ1y_QJ83g

Ve sevdiğim sahneleden... "Sadie" siz olmaz ;)
https://youtu.be/kRXgvhCj5J4

Noktalama işaretlerine takılmayın. :) Her zaman çaktım Türkçe ve edebiyattan.
John F. Kennedy'ye, 22 Kasım 1963 cuma günü yerel saat ile 12:30'da, Demokrat Parti'nin Texas'taki liberal ve muhafazakâr hizipleri arasındaki sürtüşmeyi bitirmek için geldiği Dallas şehir merkezinde, eşiyle birlikte açık bir arabanın içindeyken ateş açıldı. Bir kez boğazından ve bir kez de başından vurulan Kennedy, Parkland Hastanesi'ne götürüldüyse de 13:00'te öldüğü açıklandı. Atışların yapıldığı yer olarak düşünülen Texas Kitap Deposu'nda çalışan Lee Harvey Oswald yerel polis tarafından tutuklandı ve daha sonra suikastla ilgili olarak suçlandı. Suikast ile ilgili sayısızca komplo teorisi bulunmakta. Oswald gerçekten ateş etti mi, yanında başkaları var mıydı ya da tamamıyla başkalarının başının altından mı çıktı? Bu sorulara henüz net bir yanıt bulunamamış durumda. 22/11/63, Kennedy suikastının geçmişe gidilerek engellenmesini ve yarattığı etkileri konu alıyor. Stephen King 22/11/63 ile suikasta yeni bir bakış açısı getiriyor demek doğru olmaz. Var olan teorilerden kendi kurgusunu oluşturuyor(“Bu kitapta yazdıklarım bu sorulara açıklık getirmiyor çünkü zaman yolcuğu ilginç bir kurgu oyunundan ibaret”). Bunu da çok iyi başarmış bence. Geçmişe göz atarken dönemin fiziki yapısı, 60’lı yılların muhafazakâr Amerikan toplumu davranışları, teknolojik gelişmeler ve siyasi olaylar hakkında detaylı bilgileri bizlere aktarıyor. Jake Epping, Lisbon Lisesi İngilizce Bölümü’nde öğretmenlik yapmaktadır. Jake’in yakın arkadaşı Al Templeton, işlettiği restoranın kilerinde geçmişe giden(1958’e) bir geçit bulur. Geçmişe giderek olayların akışına müdahale edilebileceğini Jake’e söyler. Al’ın akciğer kanserinden ölmeden önceki son isteği Jake’in geçmişe giderek Kennedy suikastini engellemesidir. Jake başta ikna olmasa da geçmişteki olaylara müdahale edilebileceğini kendi gözleriyle görmüş ve Al’ın isteğini kabul ederek geçmişe adım atmıştır. 1958 yılından 1963 yılına kadar geçen beş yıllık sürede Jake’in başından geçen olayları kendi ağzından dinliyoruz. Hiçbir zaman farkında olmadan birden altüst olan hayata karşı avantaj sağlanabileceğini gösteren bu roman kurgusuyla geçmişin kesinliğine çizik atıyor. Kitabı okurken siz de kendi geçmişinize gidiyorsunuz istemeden. Keşke şöyle olsaydı dediğiniz bir olayı, yaşadığınız pişmanlıkları, başınızı eğdiniz durumları, geleceğinizde hep yanınızda taşımak zorunda olduğunuz yaftaları değiştirebileceğinizi düşünüyorsunuz. Ama geçmiş inatçı, değişmiyor. Değişse bile yaratacağı etkiyi kestirmek çok güç. Stephen King kitabın sonunda Zapruder’in filminin 313. karesini yakından izleyin diyor. İzleyelim: https://www.youtube.com/watch?v=iU83R7rpXQY. İşte böyle bir anı geçmişe giderek engellemenin, neler doğuracağını bilmek gerçekten güç. Geçmişe saplanıp yaşamak da, şairin ‘Şimdi ay usul, yıldızlar eski/Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden/Geçen geçti…’ dediği gibi deyip yaşamak da bizim elimizde. Kitap geçmişi 800 sayfada sonuna kadar yaşattı bana. Daha da devam etmesinin isterdim ama geçmiş inatçı. Keyifli okumalar.
Şuan hala kitabın etkisinde kalarak Kıng’in okkalı bir tokadını yemiş naçizane, kendi çapında yazar-kitap takıntısı olmayan bir okur olarak yoluma devam ederken, bu kitaptan sonra King delisi olmaya karar vermiş bir Nesli’nin kaleminden 22/11 yorumu. Ayrıca bu tarihi çok severim. Çok doğulası bir gün ve ay :)

Daha önce’’ O’’ kitabını okumuş çok farklı bir yolculukta farklı bir maceradaydım ki iyi ki önceden O yu okumuşum göndermeleri yakaladıkça yeppp!!! diye cebime attım. Her sayfasında bir kere bile olsa heyecanın dozu düşmedi, olay örüntüleri, her çevirdiğim sayfada başka bir şok etkisi , benzetmeler ,polisiye ,derken bilim kurgu, evet evet kesin bilim kurgu derken aşk, tam aşk olduğuna karar verdim derken başka başka evrenlere geçişler...
Kitabın kapağını gördüğümde baştan sona John Kennedy suikastini , suikasti engellemeye çalışan adamları, klasik polisiye tadında bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm ,ama yanılmışım.
Çıkmış olduğum bir yolculukta hayatıma birden Jake Epping girdi bir diğer adıyla George Amberson ve karşısına Sadie çıktı. Bu ikili evrene karşı koymayı değil, kendilerini suyun akışına , evrenin şefkatli ama bir o kadar yaralayıcı kollarına bırakmaya karar verdiler. Biliyorlardı ki bu hiç kolay olmayacaktı. Ama zor olanı yaşamak değil midir zaten aşk?

..Spoiler İçerir..
Siz hiç bir gecede hastalıktan çöken bir adam gördünüz mü? Görmediyseniz Stephen amca süper betimlemeleriyle bir gecede nasıl çökülür bana yaşattı. Hatta ve hatta insan nasıl hayalinde buz gibi kök birası içip, içinin üşüdüğünü hisseder onu da yaşattı .Her şey şişkoburger ,aslında benim deyimimle müptelası olduğum ‘’zilli öküz’’ün muhteşem hamburgerlerinin sahibi Al Templeton’ın hastalık sebebi ile ,yarım bıraktığı bu suikastı engelleme çabasını Jake’e devretmesi ile başladı. Nasıl mı? O hamburgercinin kilerinde, görünmeyen ama gözlerimizi kapattığımızda hissettiğimiz bir basamak var ki, bulduğumuz anda tavşan deliğinden hoop 1958’e işimizi bitirince tekrar o delikten hoop 2011’e geçiş yapıyoruz. Yapıyoruz dedim çünkü istemsiz olarak o basamağı yakalamak adına gözlerimi kapadığımı fark ettim. Jake’in geçide yaptığı her ziyaret, bir önceki ziyaretini sıfırlamaktadır. Ayrıca geçmişte ne kadar vakit geçirirse geçirsin 2011 yılında sadece 2 dakikalık bir zaman geçiyor.

2011’ i görmüş birinin birden 1958 ve 1963 arası yaşama tekrar geri dönünce yaşanılan zorlukları Cumhuriyet döneminden Osmanlı dönemine geçiş yapan ülkenin dramı olarak benzetsem yanlış olmaz sanırım. Müziklerden giyimlere, konuşulan kelimelere kadar en ince detayına kadar düşünüp öyle hareket etmeliydi Jake . Tek kişi bu sırrı bilecekti ve o da aşık olduğu Sadie. Suikast gününe kadar onu bu tehlikeden uzak tutmaya çalışması gerekirdi, ama kadın her yerde kadın olunca laf söz dinler mi ? Hayır. Ancak her laf söz dinlemeyişlerimizin sonunda hem iyi ki lerimiz hem de keşkelerimiz olur. Kısacası iyi ki Sadie Jake (George)’in peşinden giderek doğru zamanda uykudan uyandırması ile suikastın engellenmesini sağladı,ama keşke Suikastı engelleme çabaları sırasında Sadie Jake(George)’in kollarında can vermeseydi.

Sonunda ise beklenmeyen bir anda beklenmeyen bir karşılaşma ve boğazda koskoca bir düğüm.Merhaba ben Jake Epping!!!
Stephen King. Bu aralar okumayı planladığım bir yazar değildi; sitedeki arkadaşların düzenlemiş olduğu etkinlik sayesinde ve onların tavsiyeleri ile hem Stephen King hem de onun kitabı 22.11.63. ile tanışma fırsatı buldum. Öncelikle kitabın kalınlığının gözümü korkuttuğunu söylemeliyim çünkü daha önce yazarı hiç okumamıştım. Ayrıca bu kitaptan uyarlama 1 sezon 8 bölümlük bir dizi olduğunu biliyordum ki dizinin 1. Bölümünü izleme fırsatım olmuştu. Böylece etkinlik için kitabı aldım ve arkadaşlarla birlikte okumaya başladım.
Stephen King kesinlikle bundan sonra okuyacağım yazarlar arasında yer alıyor. Kitabi okurken elimden bırakamadım resmen ve gerçekten çok kısa bir sürede bitti. Dili o kadar akıcı, kurgu deseniz mükemmel ötesi, olayların içinde yer almaktan o kadar büyük bir haz alıyorsunuz ki; gerçekten sizde karakterlerin yani başındaymışsınız gibi hissediyorsunuz. 1950-1960 Amerikası'nı tüm yönleri ile gözler önüne seriyor. Zamanda yolculuk yaptığım hissine kapıldım kitabı okurken çoğu zaman. Çok büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu.
- 22 Kasım 1963'te, Dallas'ta üç el silah sesi duyuldu. Başkan Kennedy öldü ve tarih yeniden yazıldı. Peki ya geçmişi değiştirme şansımız olsaydı?

- Stephen King'e hayran olmamak elde değil, tek kelimeyle "mükemmel" bir kitap. Kennedy suikastının gerçekleştiği tarihten adını alan bu kitap beni o kadar çok etkiledi ki, kitabı bitirir bitirmez araştırmalara, kısa filmlere daldım. 22/11/1963 sadece zamanda yolculuğun ele alındığı bir eser değil içinde aşkı, dostluğu, tarihi, bilim-kurguyu barındıran olağanüstü bir eser. 800 sayfalık kitabın tek bir sayfasında bile sıkılmadığımı söyleyebilirim.

- Edebiyat öğretmeni Jake Epping sürekli gittiği lokantanın sahibi ve aynı zamanda arkadaşı olan Al'den lokanta kilerinin geçmişe gidilebilen bir geçit olduğunu öğrenir. Kanserle boğuşan Al'in Jake'ten tek bir isteği vardır : geçmişe dönüp Kennedy suikastına engel olması. Peki Jake suikastı engelleyebilecek mi, engelleyebildiği takdirde dengeler ne şekilde değişecek, engel olamaması durumunda dünyayı neler bekliyor, merak ediyorsanız kitabı bir an önce edinin ve okumaya başlayın.

- Kitapta beni etkileyen birçok bölüm, birçok diyalog oldu ancak en çok etkilendiğim yer kitabın sonunda yazarın kaleme aldığı şu sözlerdi : "Politik fanatizmin nelere yol açabileceğini görmek istiyorsanız Zapruder'in filmini izleyin." 1-2 dakikanızı ayırıp kısa filmi izleyebilir ve King'in ne demek istediğini anlayabilirsiniz.
Lise 3. sınıf... Deli gibi dizi izliyorum. İzleyecek güzel dizi kalmadı arayışa geçtim bakınıyorum sitede. 11.22.63 diye bi' dizi keşfettim. Baktım yapımcılar arasında J. J. Abrams da var (Fringe ve Lost'tan tanıyorum ya tabi güvendim hemen başladım keza pişman etmedi de :)) zaten kısa hemen biter diye izleyeyim dedim. Ama o süreç boyunca okuldaki arkadaşlarıma deli gibi övüyorum (sonra onları da başlattım tabi :D).
8 bölüm bitti... Neden 80 değil dedim. Böyle muazzam bir dizi olamaz dedim. Introda gördüm tabi 'based on the novel by Stephen King' yazısını, hemen yazdım google'a. Baktım ki tuğla gibi kitap (o zamanlar yeni yeni kitap okumaya başlamıştım) nasıl okunacak acaba diye düşünürken zaten dizinin süper olmasından da gaza gelerek ben bunu okurum dedim.
Ve ben bundan okulda da bahsettim tabi. Doğum günüm de yakındı. Baktım ki 21 Mayıs günü sınıfa girerken, sınıftan çok yakın bi' kız arkadaşım gülerek bana bakıyor. 'Noldu, ne bu neşe' dedim, kitabı gösterdi. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Kokusunu doya doya bi' içime çektim. Hemen o akşam okumaya başladım tabi. Zaten harçlıklarımı biriktirmeye başlamıştım alacaktım onu kafaya koymuştum. Sonra işte kitap bitti. Okurken kah ağladım, kah güldüm, kah sinirlendim, kah üzüldüm...
İşte benim King'le tanışmam böyle oldu. Ondan sonra da zaten her kitabını, filmini yavaş yavaş tüketmeye başladım. Bir daha da bırakamadım.
Sanırım en uzun incelemem bu oldu :D. King okumayı düşünüp de erteleyen herkese duyurulur. Acilen ertelemeyi bırakıp alın elinize o kitabı!
Zaman ile ilgili roman yazmanın zorluğu bir süre sonra kendi kurgunuzun içinde çıkamayacak hale getirebilir sizi. Üretilmiş, üzerinde çalışılmıs birçok teori vardır ve her birinin beni derinden büyülemesine bayılıyorum.

Zamanın kullanımının şok edici etkisi hiç şaşmaz, doğru yapıldıysa o ok hedefi her daim 12'den vurur. Zaman kullanılarak gerilimi son derece yüksek ya da iç sızlatan hikayeler ve sonlar tasarlanabilir. Ya da bahsettiğimiz bu King romanını alıp okuyabilirsiniz, böylelikle önceki cümledeki "ya da", "ve" oluverir.

Zaten her kurgusu birbirinden etkileyici ve kaliteli olan bir yazardan bahsediyoruz. Bir de işin içine didik didik edilmiş, en ince detayına kadar dikkatle düşünülmüş bir olay akışı dahil edilirse bir okur daha ne isteyebilir? Asla yanıltmayan yazar olmak kolay değil. Hele ki bu yazar her romanında çizgide yürümeyi tercih etmişse. Evet, King kalemini hikayesine göre şekillendiriyor. Elbette, okurlarını memnun etmek, onların kalbini kazanmak onun için çok önemli. Fakat sırf dışarının yüzde yüz beğenisini almak için yazsaydı usta, karşımızda bugünkü King'i bulamazdık. 22/11/63 de tamamen kendi kendine bir yol çiziyor. Bu yolun üzerindeki büyük "zaman" etkisi, son dönemde okuduğum en iyi aşklardan birini konu alması ve daha niceleri asla unutamayacağımız bir kurgunun canlı kanıtları.

Daha ne konu (zaten çok bahsetmem gerekmediği sürece, bilen bilir) ne akıştan bahsetmeden bu kadar neden övdüğümü sorarsanız, önce o cevabı bulmam gerekir sanırım. Kitabın üzerimde bıraktığı etkiden kurtulmak pek mümkün olmayacak gibi görünüyor. Son derece gerçekçi karakterler eşliğinde zaman kırıldıkça ben de kırıldım, parça parça kaldım. Her parçam da ayrı konuşur firsat bulabilse. Evet, zaman beni normalden fazla etkiler, fakat sırf konusundan dolayı etkilendiğimi elbette söyleyemem. Etkilendiklerimi söylesem de yerim yetmez. Sadece şunu söyleyebilirim ki; ben bile Sadie'ye sıkı sıkı sarılıp bırakmamak istiyorum.

Daha fazla konuşmuyorum. Sadece gidin, bu kitabı alın ve kendinizi kahve makinesine ulaşımınızın olacağı bir odaya hapsedin.
Öğretmenliğin en iyi tarafı ne biliyor musunuz? Bir çocuğun yeteneğini keşfettiği ana şahit olmak. Dünyada bununla karşılaştırılabilecek hiçbir şey yoktur.
Stephen King
Sayfa 316 - Altın Kitaplar
... geri kalan her şey sizi yarı yolda bıraktığında kütüphanenin yolunu tutun.
Stephen King
Sayfa 138 - Altın Kitaplar
Üzülmek kolaydır. Üzülmek çok kolaydır ve kimseye bir yararı olmaz.
Stephen King
Sayfa 753 - Altın Kitaplar
Rüzgârın esmesini engellemek bile insanların dedikodu yapmasını engellemekten kolaydır.
Stephen King
Sayfa 30 - Altın Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
22/11/63
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
816
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752115040
Kitabın türü:
Çeviri:
Zeynep Heyzen Ateş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
22 Kasım 1963'te Dallas'ta üç el silah sesi duyuldu, başkan Kennedy öldü ve tarih yeniden yazıldı.
Peki, ya geçmişi değiştirme şansınız olsaydı?

Her şey Maine'deki Lisbon Falls kasabasında yaşayan edebiyat öğretmeni Jake Epping'e lokantacı dostu Al Templeton'ın verdiği bir sırla başlar. Aslında lokantasının kileri geçmişe, 1958'e açılan bir geçittir ve Al, Jake'ten saplantı haline getirdiği görevi devralmasını, Kennedy suikastını engellemesini istemektedir.

Böylece Jake Epping, George Amberson olarak büyük arabaların ve fiyonklu çorapların dünyasında, herkesin her yerde sigara içtiği bir Amerika'da yeni bir hayata başlar. Boğucu Derry şehrinden, hayatının aşkıyla karşılaştığı sevgi dolu Jodie kasabasına, Lee Harvey Oswald'a ve Dallas'a uzanan bu romanda; geçmiş, geçmiş olmaktan çıkıp gerilim ve heyecan dozu yüksek bir maceraya dönüşüyor.

Zamanda yolculuk hiç bu kadar inandırıcı ve bu kadar ürkütücü olmamıştı!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 331 okur

  • Burak Güzel
  • Not Defteri
  • Özlem Yılmaz
  • Deniz Temeller
  • Cemal Sarı
  • Haldun Lenger
  • MAKASAPATU
  • Harun Ünal
  • Burak Güçlü
  • Ali Gülcü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%7.1
18-24 Yaş
%19.3
25-34 Yaş
%31.4
35-44 Yaş
%31.4
45-54 Yaş
%7.9
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.5
Erkek
%48.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%49.7 (85)
9
%22.8 (39)
8
%14.6 (25)
7
%7 (12)
6
%2.3 (4)
5
%0.6 (1)
4
%0.6 (1)
3
%2.3 (4)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları