Adı:
22/11/63
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
816
ISBN:
9789752115040
Kitabın türü:
Çeviri:
Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi:
Altın Kitaplar
22 Kasım 1963'te Dallas'ta üç el silah sesi duyuldu, başkan Kennedy öldü ve tarih yeniden yazıldı.
Peki, ya geçmişi değiştirme şansınız olsaydı?

Her şey Maine'deki Lisbon Falls kasabasında yaşayan edebiyat öğretmeni Jake Epping'e lokantacı dostu Al Templeton'ın verdiği bir sırla başlar. Aslında lokantasının kileri geçmişe, 1958'e açılan bir geçittir ve Al, Jake'ten saplantı haline getirdiği görevi devralmasını, Kennedy suikastını engellemesini istemektedir.

Böylece Jake Epping, George Amberson olarak büyük arabaların ve fiyonklu çorapların dünyasında, herkesin her yerde sigara içtiği bir Amerika'da yeni bir hayata başlar. Boğucu Derry şehrinden, hayatının aşkıyla karşılaştığı sevgi dolu Jodie kasabasına, Lee Harvey Oswald'a ve Dallas'a uzanan bu romanda; geçmiş, geçmiş olmaktan çıkıp gerilim ve heyecan dozu yüksek bir maceraya dönüşüyor.

Zamanda yolculuk hiç bu kadar inandırıcı ve bu kadar ürkütücü olmamıştı!
(Tanıtım Bülteninden)
Çok fazla King kitabı okumadım ama okuduğum her bir King kitabını okuduktan sonra kurduğum cümleler, “bu adam manyak” ya da “bu adamda nasıl bir kafa var” tarzında oluyor. Kitap ne klasikleşmiş bir bilim kurgu kitabı ne de klasikleşmiş bir gerilim kitabı, kitap baştan sona karakterlerle bizi bir yapan, onları bizimle beraber yaşattıran duygu yüklü bir kitap. Klasik bir bilim kurgu kitabı olsa kitap içinde zamanda yolculuk kavramları daha çok ön plana çıkardı, klasik bir gerilim kitabı olsa JFK’nın suikast olayına daha çok yoğunlaşırdı; ama bu iki unsur kitabın alt yapısını ve temelini oluşturan kavramlar, unsurlar olsa da kitabı esas bir kitap yapan baş unsur kesinlikle içinde fazlası ile barındırdığı duygudur. Kitabın başlarında okura verdiği duygu pek olmasa da sayfalar okundukça kitabın okura verdiği his ne bir bilim kurgu oluyor, ne de bir gerilim oluyor, aksine King’ten hiç beklenmeyecek şekilde yüklü bir şekilde duygusallık oluyor, tamam, tabii ki de kitabın içinde bilim kurgu ve gerilim hâlâ bir King kitabından beklenildiği gibi çok kaliteli olarak biz okura yansıyor ama duygusallık kesinlikle çok daha fazla. King’i bu yönü ile hiç tanımamıştım, bir tanıdığım, bir King romanını okuduktan sonra boğazının düğümlendiğini ve duygusallaştığını söylese ve bu kitabı okuduktan sonra aynı hisler sende de olacak diye söylese cevabım şüphesiz King böyle bir şey yapmaz ama sen de beni bu sözünle bir güzelce güldürdün demek olurdu. Bu hislerin yanında kitap kesinlikle de Amerika’nın yakın tarihine, JFK’ya içinizde bir merak uyandırıyor, hele ki de benim gibi 1950 ve 1960 Amerika’sını çok seviyorsanız bu ilgi ve merak sizi kitaba daha çok bağlayacak.

Jake Epping ve Sadie karakterleri kesinlikle çok sevilesiceler. Kedisi olmasından ve verdiği tepkiler ile cevaplarından dolayı Jake’i kendime çok yakın hissettim ama bir de Sadie var ki ayrı bir hoşuma gitti. Yaptığı sakarlıklar mı desem, baş belası gibi bazı şeyleri arka arkaya sorması mı desem yoksa tez canlılığı mı desem bilemedim ama kesinlikle bunların hepsi Saide’yi âşık olunası bir karakter yapmış. Bilim kurgu ve gerilim iki unsurunun yanında bunun gibi kısımlar kitabı en azından benim için daha üst boyutlara çıkardı. Kitabın içinde bir konu, bir olay örgüsü tabii ki var ama bu konunun yanında da Jake’in geçmişte kurduğu bir yaşamı var, gündelik olayları var. Şüphesiz ana konudan daha çok Jake’in gündelik hayatını okuyoruz (kitabı okuyanlar sebebini bilir). Bu normal gündelik yaşamı okurken (en azından beni) ne kitaptan sıktı ne de herhangi bir derecede en ufak bir şekilde kitaptan soğuma oldu, aksine kitabın içine beni bu kısımlar daha çok çekti. Jake’in normal sürecini okurken onu daha çok yaşıyoruz, onunla daha çok özdeşleşiyoruz. Hani olur ya güzel bir kitap okurken kitabın karakteri artık bizim arkadaşımız olur, kitap bittikten sonra da o karakteri özleriz, onunla beraber yine bir şeyler yapmak isteriz ya da biz kendimiz bir şeyler yaparken acaba o olsaydı ne derdi veya nasıl tepki verirdi diye düşünür ve kendimize sorarız, işte böyle bir kitaba en güzel örneklerden biri 22/11/63.


Farklı bir, zamanda yolculuk hikâyesi. Zamanda yolculuk kitaplarında ya da filmlerinde en çok hoşuma giden kısımları zaman değişikliğine dair en ufak ayrıntıların verilmesidir. Aynı tarihe gidip, aynı tarihte aynı kişi ile her seferinde aynı cümleler ile tarihte, evrende yer almaları, karşılaştığı kişiden her seferinde aynı bir şeyi istemesi, aynı cevabı alması, her seferinde aynı şeylerin tekrarı olması gibi ince ve küçük ayrıntıların yer verilmesi çok güzel ayrıntılardı. Yapılan zaman yolculuğunda karakterin gittiği yıla göre etrafındaki insanların giyim şekillerine göre kendi üzerindeki elbiseleri düşünmesi, daha ilk başlarda o zamana göre giyinme isteği ve aklında oluşan düşüncelerini okumak kitabın güzel ince ayrıntılarından bir başkasıydı.

Kitap malum Stephen King’in hemen hemen tüm romanlarında kullandığı Derry Kasabası’nda geçiyor, en azından bir kısmı. E geçmişe yolculuk olduğu için de ve geçmişe gidilen yıl da 1958 olduğu için de King’in en büyük ve en önemli romanlarından biri olan O’ya kitabın içinde göndermeler yapılmadan olmazdı. Yapılan göndermeleri, kurulan cümleleri okumanın keyfi de çok güzeldi. Göndermeleri okudukça yüzde istemsizce oluşan gülücükler eşliğinde, havada bir cisim varmış gibi elimin o cismi yakalaması ve “aha göndermeyi yakaladım” gibi cümleler kurarak göndermeyi yakaladığımı defalarca belli etmek istedim. Kitabı okuyacak arkadaşlara tavsiyem bu kitabı lütfen ama lütfen O kitabından sonra okuyun, o zaman emin olun ki bu güzel kitaptan alacağınız keyfin üzerine kat kat daha fazla keyifler eklersiniz; çünkü bazı göndermeler bayağı bayağı O kitabı için çok önemli olan gelişmeler, haliyle de 22/11/63 için de çok önemli gelişmeler. Sonuçta Stephen King, Jake Epping ile biz okurlarına da zaman yolculuğu yaptırıyor. Derry’e, Çorak Topraklar’a, O kitabının 6 kafadarının bulunduğu yerlere bizleri götürüyor. Yapılan tüm göndermeleri yakalamak ve tadını almak için yazarın bir başka harika kitabı O’yu öncelikli olarak okumak onun için çok önemli.

Stephen King’in müziğe olan tutkusunu hemen hemen hepimiz biliyoruzdur, özellikle de başta Greg Iles olmak üzere ve birçok yazar ile oluşturdukları The Rock Bottom Remainders adında efsanevi bir müzik grupları da var malum. King bizlere bu kitabında birçok müzik hediye ediyor, ama iki tanesi var ki onlar şüphesiz en iyileri. Birincisi çoğunluğumuzun bildiği Dean Martin’den That’s Amore, ikincisi ise Green Miller’dan In The Mood. Şarkıların geçtiği bölümleri, sayfaları o şarkıları dinleyerek okuyunca 50 – 60 senelerinin havası, kitabın atmosferi daha da güzel yakalanıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=OnFlx2Lnr9Q
https://www.youtube.com/watch?v=XElwAwS0GvE


Okuma sürem boyunca 50’lilerin, 60’lıların Amerika’sında yaşadım resmen. Uyumlu bir şekilde yaşamımı devam ettirebilmek için de bilgisayarda L.A. Noire oynadım. Cole Phelps ile Dallas ya da Derry olmasa da Los Angeles sokaklarında gezdim, suçluların, katillerin bıraktığı izlerin peşinden gittim. Caz ve blues müziğin tadını aldım. Jake gibi fötr şapkayı kafaya tam düz şekilde takmak ile şapkayı hafiften eğik takmanın ince ama büyük farkını keşfettim. O senelerdeki kadınların zarif güzelliklerini gördüm tekrardan. Alice Harikalar Diyarı’nı şu an ki aklım ile okumam lazım dedim ve tavşam deliğim olan 22/11/63 etkisinde Alice’in tavşan deliği ile tanışmak için heyecanlandım.


King’in öğütünü ve tavsiyesini dinleyip politik fanatizmin nelere yol açabileceğini görmek, öğrenmek istemeliyiz. Politik fanatizmin yol açtıklarını görmek için en azından Zapruder’in filminin 313. Karesini izlemek yeterli olacaktır.
https://www.youtube.com/watch?v=iU83R7rpXQY

Dans Etmek Hayattır
Ba-da-da… Ba-da-da-di-dam…
https://youtu.be/8Tc3qscjjsc
Şu an yaşadığımız zamandan bir yol bulup 53 yıl geriye gidip tekrar geri gelme şansınız olsaydı ne yapardınız? Kahramanımız King’in kitabı yayınladığı 2011 yılından hesaplarsak 1958 yılına dönüş yapıyor ve bazı olayları değiştiriyor, sonra büyük bir değişiklik yapmaya karar veriyor. Kitabın ön kapağı JF Kennedy’nin meşhur Dallas gezisindeki vurulmadan hemen önceki resmi var, arka kapağında resimde bir sonraki gün gazete manşetindeki haber ise JF Kennedy’nin suikastten kıl payı kurtulduğunu söylüyor??? Yazarın verdiği ip uçlarından başka ip ucu verip okuyucuya sürpriz yapmayalım. Bundan sonraki konu King’in ustalığıyla işlenip okuyucuyu müthiş bir yolculuğa çıkarıyor. King okuyanlar iyi bilir; romanında okuyucuyu sıkıca sarsmadan bırakmaz yazar, hazırlıklı olun.
Benim anlatacağım kitaptan bağımsız olarak King’in yazarlığı üzerine olacak. King korku-gerilim ve bilim kurgu kitaplarını 1970-80’ li yıllarda verdi sonra tarzı biraz değişmeye başladı. Özellikle bu kitabında yazar müthiş kurguyu edebi bir lezzetle okuyucuya sunuyor. Yazarın bu romanında karakterler çok iyi tasarlanmış, hayatın içinden “bizden” biri oluyor, duygu yoğunluğu daha çok öne çıkıyor ve okuyucu olaylarla hayatı, yaşamı sorgulamaya itiliyor. King’e önyargıyla yaklaşanlara tavsiyem bu kitabı önyargısız ve yazarla boğuşmadan okumaları olacaktır.
King 1999 yılında çok önemli bir trafik kazası geçirmişti ve biz King severler bu duruma çok üzülmüştük. O zamanlar Kara Kule serisini tamamlamamıştı. Serinin sonunda yazar bu kazayı da öykünün içine alarak bence muhteşem bir final yaptı. O kazanın yazarın ruh dünyasında çok değişiklikler yaptığını, kaza sonrası yazdığı kitaplardan anlıyorum.
Şöyle diyor yazar “ Geri dönüp baktığımızda en net gördüğümüz şeylerden biri aptallımız değil midir? Bir diğeriyse kaçırılan fırsatlar.” Ön yargıyı bırakalım, onlarca kitabı film olmuş, kitapları onlarca dile çevrilmiş bir yazarda kesinlikle birşeyler vardır. Geç kalmadan okuyalım.

Benzer kitaplar

John F. Kennedy'ye, 22 Kasım 1963 cuma günü yerel saat ile 12:30'da, Demokrat Parti'nin Texas'taki liberal ve muhafazakâr hizipleri arasındaki sürtüşmeyi bitirmek için geldiği Dallas şehir merkezinde, eşiyle birlikte açık bir arabanın içindeyken ateş açıldı. Bir kez boğazından ve bir kez de başından vurulan Kennedy, Parkland Hastanesi'ne götürüldüyse de 13:00'te öldüğü açıklandı. Atışların yapıldığı yer olarak düşünülen Texas Kitap Deposu'nda çalışan Lee Harvey Oswald yerel polis tarafından tutuklandı ve daha sonra suikastla ilgili olarak suçlandı. Suikast ile ilgili sayısızca komplo teorisi bulunmakta. Oswald gerçekten ateş etti mi, yanında başkaları var mıydı ya da tamamıyla başkalarının başının altından mı çıktı? Bu sorulara henüz net bir yanıt bulunamamış durumda. 22/11/63, Kennedy suikastının geçmişe gidilerek engellenmesini ve yarattığı etkileri konu alıyor. Stephen King 22/11/63 ile suikasta yeni bir bakış açısı getiriyor demek doğru olmaz. Var olan teorilerden kendi kurgusunu oluşturuyor(“Bu kitapta yazdıklarım bu sorulara açıklık getirmiyor çünkü zaman yolcuğu ilginç bir kurgu oyunundan ibaret”). Bunu da çok iyi başarmış bence. Geçmişe göz atarken dönemin fiziki yapısı, 60’lı yılların muhafazakâr Amerikan toplumu davranışları, teknolojik gelişmeler ve siyasi olaylar hakkında detaylı bilgileri bizlere aktarıyor. Jake Epping, Lisbon Lisesi İngilizce Bölümü’nde öğretmenlik yapmaktadır. Jake’in yakın arkadaşı Al Templeton, işlettiği restoranın kilerinde geçmişe giden(1958’e) bir geçit bulur. Geçmişe giderek olayların akışına müdahale edilebileceğini Jake’e söyler. Al’ın akciğer kanserinden ölmeden önceki son isteği Jake’in geçmişe giderek Kennedy suikastini engellemesidir. Jake başta ikna olmasa da geçmişteki olaylara müdahale edilebileceğini kendi gözleriyle görmüş ve Al’ın isteğini kabul ederek geçmişe adım atmıştır. 1958 yılından 1963 yılına kadar geçen beş yıllık sürede Jake’in başından geçen olayları kendi ağzından dinliyoruz. Hiçbir zaman farkında olmadan birden altüst olan hayata karşı avantaj sağlanabileceğini gösteren bu roman kurgusuyla geçmişin kesinliğine çizik atıyor. Kitabı okurken siz de kendi geçmişinize gidiyorsunuz istemeden. Keşke şöyle olsaydı dediğiniz bir olayı, yaşadığınız pişmanlıkları, başınızı eğdiniz durumları, geleceğinizde hep yanınızda taşımak zorunda olduğunuz yaftaları değiştirebileceğinizi düşünüyorsunuz. Ama geçmiş inatçı, değişmiyor. Değişse bile yaratacağı etkiyi kestirmek çok güç. Stephen King kitabın sonunda Zapruder’in filminin 313. karesini yakından izleyin diyor. İzleyelim: https://www.youtube.com/watch?v=iU83R7rpXQY. İşte böyle bir anı geçmişe giderek engellemenin, neler doğuracağını bilmek gerçekten güç. Geçmişe saplanıp yaşamak da, şairin ‘Şimdi ay usul, yıldızlar eski/Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden/Geçen geçti…’ dediği gibi deyip yaşamak da bizim elimizde. Kitap geçmişi 800 sayfada sonuna kadar yaşattı bana. Daha da devam etmesinin isterdim ama geçmiş inatçı. Keyifli okumalar.
Zamanda yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Gelin Stephen King ile zamanda yolculuk nasıl olur? Sizleri yarı yolda bırakır mı? Bunları birlikte öğrenelim...
Aslında ben baya bir zevk aldım bu yolculuktan ve okuyanların da aynı zevki aldıklarını tahmin edebiliyorum.

Kitap, JF Kennedy'e yapılan suikastı anlatıyor. Ama Kennedy'den daha çok öğretmen olan ana karakterimiz göz önünde. Hatta Kenndy hakkında çok bir şeyde bulamayacaksınız. Katil Oswald'ın hikayesi demek daha uygun olur. Ve şunu özellikle belirtmek istiyorum. İlk başlangıçta okuduklarınızla sarsılabilirsiniz. Gerilim ile başlayıp drama dönüşen ve insan da vay arkadaş olaya bak dediğimiz anlar olur ya kitapta bu şekilde başlıyor. Okuyucuyu direk hapsetmeye ve King'in her zaman yaptığı gibi karakterleri hayatımıza sokmayı yine başarıyor. Öğretmen karakterimiz, duygusuz gibi gözüken, hiç ağlamayan biridir. İster istemez olayların içinde kendini bulacaktır. (Olaylar başlamadan da başka olaylar cereyan ediyor.)

Kitabı okuyunca görüyoruz ki ''O'' kitabına da göndermeler de var. Hani film izlersiniz ve bu izlediğiniz en iyi film olur ya 22/11/63' de o derecede en iyi filmlerden biri olarak düşünebiliriz. Zamanda yolculukta yaşanan olaylar tekrar günümüze gelmesi çok çok eğlenceliydi. Ama bu eğlencede bir an ağlayabilirsiniz bir an da gerilmiş olarak kendinizi bulabilirsiniz. Demek istediğim King sizi hayretler içinde bırakıyor. Bu adam da nasıl bir yetenek var diye düşünmeden edemedim yine. Suikastı önleyebilecek mi? Bunu önlemek için başına neler neler geliyor...

Kitabın dili hiç sıkmıyor, kitap sayfaları çok fazla olduğuna bakmayın gayet sürükleyici okunup, bir bakmışsınız ki kitap bitmek üzere... Ben hiç bitmesini istemiyordum, bir yandan merak ede ede okurken bir yandan da üzülüyordum sonlara geldiğim için. ''Gerilim, Dram ve Aşk '' üçgeni sizleri bekliyor...

Evet evet aşkta var ve baya bir aşk var. Ana karakterlerden "Sadie" ister istemez ondan etkilenebilirsiniz... Onunda hayatı ayrı bir hikaye...
Ve daha fazla karakterlerin hikayesi... Hepsi uyum içinde. Usta öyle bir yazmış ki hepsi tam yerinde olmuş. Her zaman söylüyorum. King istese komedi bile yazar ve başarılı olur.

Ne diyebilirim ki mükemmel bir kitap.
Kurgusu ve hikayesi sizleri kitaba hapsedecektir...

8 Bölümlük de dizisi bulunmaktadır. Diziyi de izleyen biri olarak çok beğendim. Ama kitabı daha çok beğeneceksiniz. İyi okumalar dilerim.

Dizinin tanıtım videosu buyurunuz...
https://www.youtube.com/watch?v=zLJ1y_QJ83g

Ve sevdiğim sahneleden... "Sadie" siz olmaz ;)
https://youtu.be/kRXgvhCj5J4

Noktalama işaretlerine takılmayın. :) Her zaman çaktım. Türkçe ve edebiyattan.
Stephen King. Bu aralar okumayı planladığım bir yazar değildi; sitedeki arkadaşların düzenlemiş olduğu etkinlik sayesinde ve onların tavsiyeleri ile hem Stephen King hem de onun kitabı 22.11.63. ile tanışma fırsatı buldum. Öncelikle kitabın kalınlığının gözümü korkuttuğunu söylemeliyim çünkü daha önce yazarı hiç okumamıştım. Ayrıca bu kitaptan uyarlama 1 sezon 8 bölümlük bir dizi olduğunu biliyordum ki dizinin 1. Bölümünü izleme fırsatım olmuştu. Böylece etkinlik için kitabı aldım ve arkadaşlarla birlikte okumaya başladım.
Stephen King kesinlikle bundan sonra okuyacağım yazarlar arasında yer alıyor. Kitabi okurken elimden bırakamadım resmen ve gerçekten çok kısa bir sürede bitti. Dili o kadar akıcı, kurgu deseniz mükemmel ötesi, olayların içinde yer almaktan o kadar büyük bir haz alıyorsunuz ki; gerçekten sizde karakterlerin yani başındaymışsınız gibi hissediyorsunuz. 1950-1960 Amerikası'nı tüm yönleri ile gözler önüne seriyor. Zamanda yolculuk yaptığım hissine kapıldım kitabı okurken çoğu zaman. Çok büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu.
- 22 Kasım 1963'te, Dallas'ta üç el silah sesi duyuldu. Başkan Kennedy öldü ve tarih yeniden yazıldı. Peki ya geçmişi değiştirme şansımız olsaydı?

- Stephen King'e hayran olmamak elde değil, tek kelimeyle "mükemmel" bir kitap. Kennedy suikastının gerçekleştiği tarihten adını alan bu kitap beni o kadar çok etkiledi ki, kitabı bitirir bitirmez araştırmalara, kısa filmlere daldım. 22/11/1963 sadece zamanda yolculuğun ele alındığı bir eser değil içinde aşkı, dostluğu, tarihi, bilim-kurguyu barındıran olağanüstü bir eser. 800 sayfalık kitabın tek bir sayfasında bile sıkılmadığımı söyleyebilirim.

- Edebiyat öğretmeni Jake Epping sürekli gittiği lokantanın sahibi ve aynı zamanda arkadaşı olan Al'den lokanta kilerinin geçmişe gidilebilen bir geçit olduğunu öğrenir. Kanserle boğuşan Al'in Jake'ten tek bir isteği vardır : geçmişe dönüp Kennedy suikastına engel olması. Peki Jake suikastı engelleyebilecek mi, engelleyebildiği takdirde dengeler ne şekilde değişecek, engel olamaması durumunda dünyayı neler bekliyor, merak ediyorsanız kitabı bir an önce edinin ve okumaya başlayın.

- Kitapta beni etkileyen birçok bölüm, birçok diyalog oldu ancak en çok etkilendiğim yer kitabın sonunda yazarın kaleme aldığı şu sözlerdi : "Politik fanatizmin nelere yol açabileceğini görmek istiyorsanız Zapruder'in filmini izleyin." 1-2 dakikanızı ayırıp kısa filmi izleyebilir ve King'in ne demek istediğini anlayabilirsiniz.
Üzerinden kaç yıl geçmesine rağmen hala favorim olan kitaplardandır. Çünkü içinde hayalgücü var hem de siyasi tarih ile harmanlaşmış bir hayal gücü. Muhteşem bir aşk var, macera gerilim desen zaten Stephen King romanından bahsediyoruz.
Ayrıca HBO yapımı J.J.Abrams'ın yönetip James Franco'nun oynadığı mini-dizisini de öneririm. Kitabı okurken hayal ettiğim dünya kadar güzel özellikle sonu..
Zaman ile ilgili roman yazmanın zorluğu bir süre sonra kendi kurgunuzun içinde çıkamayacak hale getirebilir sizi. Üretilmiş, üzerinde çalışılmıs birçok teori vardır ve her birinin beni derinden büyülemesine bayılıyorum.

Zamanın kullanımının şok edici etkisi hiç şaşmaz, doğru yapıldıysa o ok hedefi her daim 12'den vurur. Zaman kullanılarak gerilimi son derece yüksek ya da iç sızlatan hikayeler ve sonlar tasarlanabilir. Ya da bahsettiğimiz bu King romanını alıp okuyabilirsiniz, böylelikle önceki cümledeki "ya da", "ve" oluverir.

Zaten her kurgusu birbirinden etkileyici ve kaliteli olan bir yazardan bahsediyoruz. Bir de işin içine didik didik edilmiş, en ince detayına kadar dikkatle düşünülmüş bir olay akışı dahil edilirse bir okur daha ne isteyebilir? Asla yanıltmayan yazar olmak kolay değil. Hele ki bu yazar her romanında çizgide yürümeyi tercih etmişse. Evet, King kalemini hikayesine göre şekillendiriyor. Elbette, okurlarını memnun etmek, onların kalbini kazanmak onun için çok önemli. Fakat sırf dışarının yüzde yüz beğenisini almak için yazsaydı usta, karşımızda bugünkü King'i bulamazdık. 22/11/63 de tamamen kendi kendine bir yol çiziyor. Bu yolun üzerindeki büyük "zaman" etkisi, son dönemde okuduğum en iyi aşklardan birini konu alması ve daha niceleri asla unutamayacağımız bir kurgunun canlı kanıtları.

Daha ne konu (zaten çok bahsetmem gerekmediği sürece, bilen bilir) ne akıştan bahsetmeden bu kadar neden övdüğümü sorarsanız, önce o cevabı bulmam gerekir sanırım. Kitabın üzerimde bıraktığı etkiden kurtulmak pek mümkün olmayacak gibi görünüyor. Son derece gerçekçi karakterler eşliğinde zaman kırıldıkça ben de kırıldım, parça parça kaldım. Her parçam da ayrı konuşur firsat bulabilse. Evet, zaman beni normalden fazla etkiler, fakat sırf konusundan dolayı etkilendiğimi elbette söyleyemem. Etkilendiklerimi söylesem de yerim yetmez. Sadece şunu söyleyebilirim ki; ben bile Sadie'ye sıkı sıkı sarılıp bırakmamak istiyorum.

Daha fazla konuşmuyorum. Sadece gidin, bu kitabı alın ve kendinizi kahve makinesine ulaşımınızın olacağı bir odaya hapsedin.
Kitabı hafta başında bitirdim ve inceleme yazmaya ancak vakit bulabildim. Aslında bu kitabı okumaktan ziyade,odamda bulunan bir tavşan deliğinden King abimizin gözünden olayları bizzat canlı canlı yaşadım resmen :)

Zira kendisine lise yıllarımda okuduğum O, Hayvan Mezarlığı , Yeşil yoldan aşinayım ve başlayacak arkadaşlara tavsiyem önce O romanını okuyup sonra bunu okumanız çünkü yazarımız bize O romanından minik minik anektodlar saklamış içeriğe.

Hikayesi, kurgusu , olay akışı o kadar akıcı ki, bu adam bu işi iyi beceriyor deyip parmak ısırtacak cinsten. Tür olarak korku romanı olmamakla birlikte, Kafalarda oluşan 'Stephen King korku romanı yazarı' ibaresine farklı bir boyut katıyor, korku romanı dışında da harikalar yaratabileceği göze çarpıyor.

Konuya gelecek olursak, hikaye JFK cinayeti üzerinden kitabın baş karakteri öğretmenimiz Jake Epping'in yollarının 2011 yılında karşısına çıkan bir tavşan deliğiyle kesişmesiyle başlıyor ve sonrasında olaylar freni boşalan kamyonet gibi son sürat gelişiyor. Evren hakkında kafamızda uçsuz bucaksız soru işaretleri bırakıp, nihai sona eriyor.

Çok keyifle okudum. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Stephen King romanlarının tamamını okumadım ama bana daha üstü yoktur dedirten bir roman. Sayfa sayısının fazlalığına rağmen bir satırında bile mi düşmez heyecan ve merak. Kurgu alıp okuyucuyu, nereye gidiyorsa oraya götürüyor.
22/11/63 okuma listemde olan bir kitaptı, Stephen King okuma aktivitesi olunca ilk okuyacağım kitap sırasını aldı. Planım 15 Nisan'a kadar elimdeki kitabı bitirip aktivite gününde kitaba başlamaktı. Çok kalın bir kitap olarak gözümü korkutsa da aldığı onca övgü beni sabırsızlandırıyordu. Yurtdışına kongreye gittim, elimdeki kitap erken bitti. Nice'te deniz kenarında tek başıma oturuyordum, ayaklarıma sular vuruyordu, uzun zamandır ihtiyacım olan huzur benimleydi. Etkinlik gününü bekleyemedim; çantamdan çıkardım kitabımı ve okumaya başladım...

Öğretmen olan Jake'i alkolik karısı aldatmış ve boşanmışlardır, Jake'in sıradan bir hayatı vardır. Sık sık Al'ın çok ucuza sattığı lezzetli hamburgerlerinin olduğu restoranta gider. Bir gün Al okula haber gönderir ve Jake'i yanına çağırır. Jake Al'ın yanına gittiğinde gözlerine inanamaz; Al bir günde yaşlanmıştır. Al sırrını Jake ile paylaşır. Restorantının kilerinde 1958 yılına açılan bir kapı vardır, bu kapıdan geçip geçmişe gitmek mümkündür. Geri döndüğünde geçmişte ne kadar kalırsa kalsın günümüzde sadece iki dakika geçmiş olacaktır. Al'ı Jake'ten istediği geçmişe gidip Kennedy suikastını engellemesidir. Al'ın bildiği ve Jake'in de zamanla öğreneceği birşey vardır: "Geçmiş dik kafalıdır. Değişmek istemez."

Kitabın ön kapağında Kennedy'nin suikastte öldüğü haberi yer almakta, arka kapakta ise suikasttan kurtulduğu haberi var. Acaba Jake Al'ın kendisinden istediğini yapıp geçmişe gidip Kennedy suikastını engelleyecek mi? Peki Kennedy'nin ölmemesi dünyanın geleceği için daha mı iyi? Geçmişte yapılan ufak bir değişiklik kelebek etkisi ile günümüze nasıl yansır?

Hayatımda beni bu kadar çok etkileyen az kitap vardır. O kadar içime işledi ki geçmişin simetrileri ara ara paranoyaklaştırdı, gerçek olabilir mi dedirtti. Muhakkak okunması gereken kitaplar arasında, fazlasıyla tavsiye edilir!
Bence şu ana kadar yazılmış en güzel zamanda yolculuk romanı ve bu zaman yolculuğu geçmişe yapılıyorsa. Ben eskiyi severim ve eskiye dair bir sürü film izledim, kitap okudum. Kitabın bende bıraktığı değişik bir duygu var ve bunun adını bir türlü koyamadım. Bir bilim-kurgu romanı olsa da içinde yaşanılan aşk hikayesi bence çok güzel betimlenmiş ve anlatılmış. Mini bir dizi çekildi 8 bölümlük ve çıktığı zaman bir günde bitirdim. Kitabı okuduktan sonra diziyi izlemek bende daha belirgin hatlarla iz bıraktı diyebilirim.
Öğretmenliğin en iyi tarafı ne biliyor musunuz? Bir çocuğun yeteneğini keşfettiği ana şahit olmak. Dünyada bununla karşılaştırılabilecek hiçbir şey yoktur.
Stephen King
Sayfa 316 - Altın Kitaplar
... geri kalan her şey sizi yarı yolda bıraktığında kütüphanenin yolunu tutun.
Stephen King
Sayfa 138 - Altın Kitaplar
Üzülmek kolaydır. Üzülmek çok kolaydır ve kimseye bir yararı olmaz.
Stephen King
Sayfa 753 - Altın Kitaplar
Rüzgârın esmesini engellemek bile insanların dedikodu yapmasını engellemekten kolaydır.
Stephen King
Sayfa 30 - Altın Kitaplar
İnsanoğlu gariptir. Yeterince zaman verirsen her şeye alışır.
Stephen King
Sayfa 76 - Altın Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
22/11/63
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
816
ISBN:
9789752115040
Kitabın türü:
Çeviri:
Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi:
Altın Kitaplar
22 Kasım 1963'te Dallas'ta üç el silah sesi duyuldu, başkan Kennedy öldü ve tarih yeniden yazıldı.
Peki, ya geçmişi değiştirme şansınız olsaydı?

Her şey Maine'deki Lisbon Falls kasabasında yaşayan edebiyat öğretmeni Jake Epping'e lokantacı dostu Al Templeton'ın verdiği bir sırla başlar. Aslında lokantasının kileri geçmişe, 1958'e açılan bir geçittir ve Al, Jake'ten saplantı haline getirdiği görevi devralmasını, Kennedy suikastını engellemesini istemektedir.

Böylece Jake Epping, George Amberson olarak büyük arabaların ve fiyonklu çorapların dünyasında, herkesin her yerde sigara içtiği bir Amerika'da yeni bir hayata başlar. Boğucu Derry şehrinden, hayatının aşkıyla karşılaştığı sevgi dolu Jodie kasabasına, Lee Harvey Oswald'a ve Dallas'a uzanan bu romanda; geçmiş, geçmiş olmaktan çıkıp gerilim ve heyecan dozu yüksek bir maceraya dönüşüyor.

Zamanda yolculuk hiç bu kadar inandırıcı ve bu kadar ürkütücü olmamıştı!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 288 okur

  • Rovshan
  • Hasan Zeki Alp
  • Mustafa altun
  • Yahya Demirel
  • Sancar Korkmaz
  • Emir Suskun
  • Tevhide beyza doğan
  • Zeynep Özgür
  • Yağmur Baran
  • burak kamış

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%7.1
18-24 Yaş
%19.3
25-34 Yaş
%31.4
35-44 Yaş
%31.4
45-54 Yaş
%7.9
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.5
Erkek
%48.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.3 (72)
9
%23.5 (35)
8
%15.4 (23)
7
%6 (9)
6
%2.7 (4)
5
%0.7 (1)
4
%0.7 (1)
3
%2.7 (4)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları