Mahşer, beni hem yoran hem de içine çeken bir kitap oldu. Konu ilk bakışta basit görünmüştü: bir virüs yayılmış ve dünya neredeyse tamamen boşalmıştı. Stephen King bu felaketi anlatırken asıl odağını insanlara vermişti. Kitabı okurken hissedilen sessizlik çok etkileyiciydi. “Dünya sessizleşti.” cümlesi, yaşanan yıkımı tek başına anlatıyor gibiydi.
Kitap ilerledikçe hayatta kalan insanların iki farklı yola ayrıldığı görülmüştü. Bir taraf umut, inanç ve dayanışmayı temsil ederken, diğer taraf korku ve gücü simgeliyordu.
Mahşer'in en güçlü yönlerinden biri, karakterlerin iç dünyalarının ön planda olmasıydı. Benim için korkudan çok seçimlerle ilgili bir kitap oldu. Felaket, insanların içindeki iyi ve kötü yönleri daha görünür hale getirmişti. Bittiğinde aklımda kalan virüs değil, insanların hangi tarafı seçtiği oldu.
"Gerçek sevgi bazen kör olduğu kadar dilsiz de.""Zor zamanlarda insanlar insanlıklarını daha çabuk unutuyor.""Anahtar, kurallara uymanın ödülüydü. Uymayanı bir hücreye kilitleyebiliyorlardı.""Medeniyetin anahtarı ve kanunsuzluğun yegane panzehiri toplumdur.""Geçmişe müdahale edilemeyeceğini kavramak, affetmeye giden yolu açardı.""Sırf korkunun olduğu yerde sevginin var olup gelişmesi pek mümkün değildi. Tıpkı bitkilerin karanlıkta yeşeremeyeceği gibi."
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,924 okunma
Bazı kitaplar vardır, olay örgülerini hatırlarsınız. Bazıları vardır, karakterlerini unutmazsınız. Bir de çok az kitap vardır ki bitirdikten yıllar sonra bile size insanı düşündürmeye devam ettirir, olaylarını da karakterlerini de unutturmaz. Stephen King’in Mahşer’i benim için işte bu son gruba giriyor.
Romanın yüzeyine baktığınızda bir salgın hikâyesi olduğunu görüyorsunuz. Laboratuvardan yayılan ölümcül bir virüs ve birkaç hafta içerisinde neredeyse tamamen yok olan bir dünya… Ancak sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki King’in anlatmak istediği şey salgının kendisi değil. Virüs sadece sahneyi boşaltıyor. Asıl oyun, sahneyi boşaltan virüsten kalan insanlar ortada kaldığında başlıyor.
Mahşer’i okurken sık sık şunu düşündüm: Medeniyet dediğiniz şey gerçekten ne kadar sağlam? Elektrik, internet, devletler, yasalar ve milyonlarca insan ortadan kalktığında geriye ne kalır?
King’in cevabı ise oldukça ilginç.
İnsan kalır.
Ve insan, ne kadar yıkım yaşarsa yaşasın yeniden bir düzen kurmaya çalışır.
Romanın ilk bölümlerinde salgının yayılışını ve toplumun çöküşünü okuyoruz. Bu kısımlar o kadar gerçekçi yazılmış ki bazen bir roman okuduğunuzu unutuyorsunuz. Fakat beni asıl etkileyen, salgın sonrasında başlayan uzun yolculuklar oldu. Boşalmış otoyollar, terk edilmiş kasabalar, sessiz şehirler ve kilometreler boyunca tek bir insanın bile görünmediği yollar.
King bu bölümlerde yalnızlığı öyle güçlü hissettiriyor ki bazen karakterlerle birlikte ben de o sessiz dünyanın içinde yürüyormuş gibi hissettim.
Fakat Mahşer’in asıl büyüsü Boulder’da başlıyor. Dünyanın sonundan sonra kurulan bu yeni topluluk, romanın en etkileyici bölümlerinden birini oluşturuyor. Başlangıçta insanların kapılarını kilitlemeye ihtiyaç duymaması, insan sayısı artıkça insanın tekrardan insandan korkusunun
Kitabı okuduktan hemen sonra hissettiklerim ve şuan hissettiklerim o kadar farklı ki... Önceden , kitabı bitirdiğim gün, yazdığım bir inceleme vardı. Bazı eksikliklerden dolayı kaldırmıştım. Şimdi tekrardan ekliyorum ve kararı size bırakıyorum :)
Mahşer'i okumamın üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra:
Mahşer, uzun zamandır merak ettiğim ve King kitapları içinde beklentimin en yüksek olduğu kitaptı. Açıkcası kitabı okumamın üzerinden 10 gün geçti, olayları yeni yeni sindirmeye başlamam ve kitap hakkında görüşlerimi toparlayabilmem için incelemeyi biraz erteleyerek yazmanın daha mantıklı olduğunu düşündüm.
Mahşer, King'in edebi değeri en yüksek ve en ağır kitabı. Ağır olmasını olumsuz yorumlamıyorum şahsen. Mahşer King'in bütün kitaplarının birleşimi gibi; aşk, dram, macera-aksiyon, gerilim(çok çok az da olsa), felsefe, edebiyat, bilim-kurgu, kıyamet senaryosu gibi birçok türün karışımından oluşuyor. King'in bu türlerden her birinin ön planda olduğu kitapları mevcut. Mesala dram için Yeşil Yol , macera-aksiyon için Doktor Uyku, korku için Hayvan Mezarlığı,gerilim için O'yu örnek verebilirim. Bu manyak niye şimdi bu örnekleri veriyor ? Arkadaşlar Mahşer'i okurken alacağınız tat, King'i tanıma düzeyinizle doğru orantılı ilerliyor; çünkü Mahşer bütün King kitaplarının karışımı. King hiç okumayıp, ilk Mahşer ile başlayayım dersen bunun intihardan bir farkı olmaz. Şahsen King'in çoğu kitabının okumadan Mahşer'i okuduğum için içimde bir nebze pişmanlık var, ama King'in kitaplarını sömürdükten sonra tekrardan Mahşer'e geri döneceğim. He, bu benim fikrim. ''2.kez kitaba geri dönmek istemem'' , derseniz eğer mümkün olduğunca King
Mahşer...
Kasım ayının sonunda başladığım dün anca bitirdiğim kitap. Ne anladın derseniz hiçbir şey anlamadım açıkçası jdhwhdhwks
1200 sayfanın çoğu betimlemeydi ve bu okurken beni aşırı yordu. Yazardan başka kitaplarda okudum ama beni en zorlayan bu kitabı oldu. Bu tarz betimleme ağırlıklı kitaplar seviyorsanız mahşer kesinlikle tatmin edecektir. Ben uzun bir süre bu yazardan kalın bir kitap okumayacağım...
Bu tip kitapları bana empati duygusu hariç birşey katmayacağını bile bile, kafamı dağıtma amacıyla okumayı severim. En baştan diyeyim sen de böyleysen bu kitabı yüksek ihtimal seversin.
Şuna bir bakıyım diye tekrar okuyarak başıma bela ettiğim kitap tekrarında bile bitmiyor, 1200 sayfa, özetle rahat iki haftan gider ama eğlenceli mi evet öyle.
Kitabın konusu bizdeki covid benzeri bir virüs peydah olur ve halkın çoğu hakkın rahmetine kavuşur. Bağışıklığı olanlar yeni bir toplum kurar ama iyiler bir tarafta kötüler bir tarafta. Kitap; bu iki tarafın savaşını anlatıyor diyebiliriz. Tabi aralara bir sürü hikayeler serpiştirilmiş
Kitapta gereksiz bazı ayrıntılar da var ama olsun o kadar da, özetle vakit geçirmek için iyi kitap
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,924 okunma
Randall Flagg 'ı üstad böyle tanımlıyor.
"...kolları iki yanında sallanarak ritmik bir şekilde yürümeye devam etti. yoksulların, delilerin, profesyonel devrimcilerin ve nefret etmeyi son derece iyi öğrenmiş, öyle ki nefretleri yüzlerinde tavşan dudağı gibi belirgin olan, onları duvarlarında posterlerin ve sloganların bulunduğu ucuz odalarda, mengenelerle sabitlenip kesilmiş boruların içlerine patlayıcıların doldurulduğu bodrum katlarında, çılgınca planların -bir meclis üyesini öldürmek, yüksek rütbeli birinin çocuğunu kaçırmak veya standard petrol şirketi'nin yönetim kurulu toplantısını el bombaları ve makineli tüfeklerle basıp insaniyet namına içerideki herkesi öldürmek gibi planlar- hazırlandığı arka odalarda ağırlayacak, kendileri gibi olanlar dışında kimse tarafından istenmeyen kişilerin yolculuk ettiği bu gizli kalmış, kuytu yollarda çok iyi tanınırdı. onlar arasında çok iyi bilinirdi ve içlerinde en çılgınları bile karanlık, sırıtan suratına suratına doğrudan bakamazdı. yatağa götürdüğü kadınlar, cinsel birleşme onlar için artık buzdolabından meyve suyu almak kadar sıradan bir şey haline gelmişse bile onu bedenleri katılaşıp yüzlerini yan tarafa çevirerek kabul ederdi. onu altın rengi gözleri olan bir koç veya kara bir köpek gibi içlerine alırlar ve birleşme sonrasında soğuk, bir daha asla ısınamayacaklarmışçasına buz gibi olurlardı. bir toplantının ortasında gelmişse histerik konuşmalar, çekiştirmeler, şikayetler, suçlamalar ve ideolojik tartışmalar bıçak gibi kesilirdi. bir an için ortalığı yoğun bir sessizlik kaplar, ardından ona bakıp, hemen sonrasında, sanki yanlarına kollarının altında korkunç imha makineleriyle, yoldan çıkmış kimya öğrencilerinin bodrum katlarındaki laboratuvarlarda hazırladığı plastik patlayıcılardan ya da açgözlü bir çavuşun el altından
Kitabı okuduktan sonra takoz olarakta kullanabilirsiniz :)
Şaka bir tarafa bu Stephen King'in okuduğum ilk kitabı, beklentim yüksekti.1216 sayfa bir solukta bitti desem yeridir.
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,924 okunma
Öncelikle, bu yazıya Stephen King’i çok sevdiğimden ve her ne yazarsa keyifle okuyacağımdan bahsederek başlamak istiyorum. Yani kitabın kapağını kapattığımda şöyle bir düşünüp yaptığım gerçekçi değerlendirme nasıl olursa olsun King’in yazdıklarını okumak benim için daima anlamlandıramadığım bir bağımlılık ve zevk gibi.
Gelelim Mahşer’e. Kitapta Süpergrip adı verilen bir salgının insanlığı büyük ölçüde yok etmesinin ardından doğan iyilik ve kötülüğün savaşını okuyoruz. Yani tam da önemli bir salgın tüm dünyayı etkisi altına almışken okunacak türden (: Kitap bu süreci epey ayrıntılı ve detaylı bir şekilde işliyor. Tüm karakterleri tanıyorsunuz; geçmişlerini, nasıl bir insan olduklarını, mutsuzluklarını… ve nasıl bir araya geldiklerine şahit oluyorsunuz. Yazarı bu kısımda tebrik etmek lazım çünkü o kadar karakteri karıştırmadan, sıkılmadan anlatmak epey zor olsa gerek. İçerisinde bu kadar fazla karakter olması beni zorladı ancak buna rağmen kitap akıcıydı. Bir yerden sonra ise gribin daha ötesinde, biraz daha fantastik bir durumun içerisinde olduğumuzu anlıyoruz ve olaylar ilginç bir hal alıyor. Sanırım fantastik unsurların yarattığı beklentiden dolayı, kitabın sonunun beni tatmin etmediğini hissettim. Sanki farklı noktalardan dümdüz ilerleyen çizgiler bir yerde birleşip tek çizgi halinde devam edecekken karman çorman olmuş gibiydi. Açıklanmayan birçok gizem ve okuyucuyu en sonunda hayal kırıklığına uğratan rahatsız edici boşluklar bulunuyordu. Bu beni çok üzdü; çünkü her ne kadar zevkli bir serüven olsa da yorucuydu ve hem okuyucunun bu çabasına hem de yazarın bin küsur sayfalık emeğine yakışan bir final değildi. Elbette okuyucuya tüm soruların cevabı açıklanmak zorunda değil ancak en azından o final daha farklı olsaydı buna takılmazdım. Bu yüzden içimdeki
Biyolojik deneyler yapan bir kuruluşta ortaya çıkan ve yeryüzündeki insanların yüzde doksan dokuzunu öldüren virüs, insanlığın sonu olur. Geride hayatta kalan insanlar yeni bir topluluk kurabilmek için bir araya gelmeye çalışılırlar, iyi ve kötünün mücadelesi başlar.
* * *
Çok başarılı yazılmış bir kitaptı. İnsanların psikolojileri çok iyi yansıtılmıştı. Karakter betimlemelerini biraz yetersiz buldum sadece. Okurken zaman zaman durağanlaşsa da sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. Koronavirüs döneminde okumuş olmam da değişik bir his verdi, çok benzer bir süpergrip virüsü kitapta anlatılıyordu.
* * *
Çöpçü çok rahatsız edici bir karakterdi. Kara Adam'dan bile daha kötüydü bence. Frannie, Tom ve Kojak favori karakterlerim oldu. Özellikle Tom; şimdiye kadar yazılmış en başarılı karakterlerden biriydi bence.
Benim için herhangi bir kitap değildi. Aşkım diyordum ben ona, D&R'a gidince uzun süre sarılıp ayrıldığım zaman üzüldüğüm en sevdiğimdi. Aramızdaki bağ çok farklı oldu kitabımla :)) uzun süre indirime girmesini bekledim ve en sonunda kitabımı (aşkımı) aldım. Ama sayfa sayısından dolayı kitaba başlamayı hep erteledim etkinlik sayesinde başladım, ne yazık ki araya 2 haftalık tatil girmesi benim adıma çok büyük dezavantaj oldu soğuduk birbirimizden. Aşkımıza ara vermeyi çok düşündüm ; tabi ki bir arkadaşım 950. sayfasına gelene kadar yarıda bırakmam konusunda kafamın etini yemiş olsa da ben direndim bırakmadım.;)) Bu yüzden istediğim lezzeti alamadım. Tabi ki bu demek değil ki kitap sıkıcı veya kötü aksine çok güzeldi. Sadece okunması için zamanın çok iyi ayarlanması gerekiyor. İçinde çok fazla karakter var bu biraz yorabilir. Okumayı düşünüp ,sayfa sayısından dolayı tereddüt edenlere özellikle önerilir. :))
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,924 okunma
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine), korku, doğaüstü kurgu, gerilim, suç, bilimkurgu ve fantazya türlerinde eserler üreten Amerikalı yazar ve senarist. Kitapları toplam 350 milyon kopyadan fazla sattı ve çoğunun film, televizyon dizisi, mini dizi ve çizgi roman uyarlamaları yapıldı. Yedi tanesi Richard Bachman müstear ismiyle olmak üzere, 62 roman ve 5 kurgu dışı eser yayınladı. Ayrıca çoğu, kitap koleksiyonlarında yayınlanan 200 kadar öykü yazmıştır.
İlki 1987 yılında Sadist (Misery) romanı başta olmak üzere toplam 15 kez Bram Stoker Ödülü'ne layık görüldü. 2003 yılında Ulusal Kitap Vakfı (National Book Foundation) tarafından "Amerikan Edebiyatına Üstün Katkı Ulusal Madalyası" ile onurlandırıldı. 2004 yılında Dünya Fantazya Konvansiyonu (World Fantasy Convention) tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülüne layık görüldü. 2007 yılında Amerikan Gizem Yazarları Organizasyonu (Mystery Writers of America) tarafından "Grand Master" ödülüne layık görüldü. Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle, 2015 yılında Ulusal Sanat Vakfı (National Endowment for the Arts) tarafından "Ulusal Sanat Madalyası" ile onurlandırıldı.
İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayımlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (the Man Who Loved Rita Hayworth aka the Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını The Glass Floor adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır (1967). Kitaplarının çoğu memleketi Maine'de geçer.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_King