Mahşer Sansürsüz Tam Metin

8,7/10  (112 Oy) · 
327 okunma  · 
101 beğeni  · 
2.787 gösterim
"Mahşer, macera, aşk, kehanet, alegori, fantezi ve realizm öğeleriyle harmanlanmış harika bir roman."
-The New York Times Book Review-

Biyolojik denemeler yapılan bir kuruluştan kaçan biri, kısa süre sonra domino etkisiyle insanların yüzde doksan dokuzunu yok edecek mutasyona uğramış ölümcül bir grip mikrobunu yaymaya başlar. Hayatta kalmayı başaran korku ve şaşkınlık içindeki bir avuç insan kendilerini kurtaracak bir lider arayışı içine girer. Ve iki aday ortaya çıkar... Colorado'da bir halkevi kurmakta ısrar eden 108 yaşındaki hayırsever rahibe Abagail ve kötülükten başka bir şey düşünmeyen, kargaşadan mutlu olan şiddet yanlısı "kötü adam" Randall Flagg...

Yalnızca düşlerde var olabileceğini sandığımız karanlık bir hikâye...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2012
  • Sayfa Sayısı:
    1216
  • ISBN:
    9789752114074
  • Orijinal Adı:
    The Stand
  • Çeviri:
    Canan Kim
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Mithril / Luthien 
 05 Şub 2016 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir Stephan King efsanesi!

Amerika'da bir biyolojik silah üretimi tesisinde gerçekleşen küçük bir kaza ve güvenlik zaafiyeti sebebiyle %99 bulaşıcı ve % 99 da öldürücü bir grip mikrobu tesisden yayılır. Kısa bir sürede tüm Amerika'yı etkisine alarak toplu bir ölüm gerçekleşir. Hİkaye buraya kadar çok klişe aslında... Ama bu kitap tam da bu noktada benzerlerinden ayrışıyor.

Öncelikle kitabın "Önsöz"ünden bahsetmek istiyorum. Kitapta 2 adet önsöz yazılmış. Biri; kitabı henüz almamış olan, kitapçıdaki okuyucuya hitaben, ikincisi ise kitabı almış olan ve okuma hazırlığındaki kullanıcıya hitaben kaleme alınmış. İkisinde de verdiği ana mesaj şu aslında: "400 sayfalık kısa versiyonu okuduysanız farklı bir akış bulmayacaksınız, sadece sahneler daha detaylı"... Önsözde neden iki versiyon olduğunu da kısaca yazmış. Kİtabı ilk olarak 1200 sayfalık şeklinde yazmış, ama yayıncıya sunduğunda bir maliyet analizi yapılmış ve 1200 sayfanın iyi kar getiremeyeceği hesaplanmış. "Git bunu kısalt da gel" demişler. Bunun üzerine King, uğraşmış didinmiş ve 400 sayfalık versiyona indirerek yayımlamış. Ama yıllar geçmiş, Stephen King ün kazanmış, para kazanmış, ve şimdi "Artık hepsinin basılmasını istiyorum" diyebilmiş. İyi ki de demiş :)

Gelelim kitaba. (DİKKAT: Bundan sonrası biraz spoiler içerebilir.)
Kitap 3 bölümden oluşmakta.

1. Bölüm, hastalığın ortaya çıkması ve yayılmasını, tüm ülkenin korkunç bir hastalığa kurban gitmesini anlatmakta. Bu bölüm oldukça sinirimi bozdu açıkçası. Özellikle ocak ayının ilk günlerine okuduğum ve "domuz gribi salgını"nın tüm basında yer aldığı günlerde dışarda kim hapşırsa ya da burnunu silse, istemsizce irkildim, hastalık kapıp öleceğimi sandım bir an. Bu bölümde ülkenin farklı kısımlarında birbirinden çok farklı sosyal, kültürel ve ekonomik sınıflarından pek çok insanın hikayesini ve hayatta kalma çabasını gördük. Çok fazla isim geçmesi ve kitabın tek bir baş karakter üzerine kurulmamış olması takibimi zorlaştırdı. Çoğu bölüme başlarken "bu kimdi ki?" diyerek başladım. Yine 1. bölümdeki beni en çok etkileyen bölüm 38. kısımdı. Hani bilirsiniz, 1000 kişi öldü demek dile kolaydır çoğu zaman, ama o 1000 kişinin her birinin "birey" olduğunu farketmek ve hikayesini öğrenmek daha bir etkiler insanı... Bu 38.bölüm de, pek çok insanın ölümlerini anlatan kitap içindeki ayrı bir kitaptı ve tüyleri diken diken etmeye yetti.

2. Bölüm, 1. bölümde bir şekilde hayatta kalan insanların yavaş yavaş toplanmaya başladığı kısımdı. İlk bölümde bahsi geçen tüm karakterler bir şekilde bir araya gelmeye başladılar. Bir araya geldikçe kıskançlıklar, ikili ilişkiler, aşklar nefretler doğmaya başladı. Ve bir anda kişilerin rüyalarına giren iki doğa üstü oluşum dahil oldu kitaba...Biri iyiliğin temsili Abagail ana ve diğeri ise şeytanın ve kötülüğün temsilcisi Kara Adam... İnsanlar rüyaları aracılığıyla bu iki ezeli düşmanın etrafında toplanmaya başlarlar bu bölümde. Kitabın gercekten akıcılaştığı, karakterlerin gerçekten oturduğu, siz okurken karakterilerin de geliştiği çok etkileyici bir bölüm. Yine bu bölümde yavaş yavaş "toplum" olma adımını görmekteyiz. Kitabın ana karakterlerinden bir sosyologun bilimsel açıklamaları ve öngörüleri ile "toplum" kavramı üzerinde gerçekten çok başarılı tespitler buldum kendi adıma.

3. Ve son bölüm ise iyi ve kötünün engellenemez savaşı. Bu kısım adrenalin en üst düzeyde olduğu bölümdü. İlk iki kısımda olaydan çok tasvir ağır basarken bu kısım, tasvirin minimum düzeyde tutulduğu bolca aksiyona yer verildiği bir bölüm oldu. Kİşisel yorumum şu ki, ilk iki bölümdeki derin tasvirlerden sonra bu bölüm biraz aceleye gelmiş. En az 200-300 sayfa daha olsaydı son bölüm çok daha keyifli olabilirdi. Kitabın sonunda her şey yerli yerine oturduktan sonra ise gelinen nokta "toplum"un yavaş yavaş "devletleşme" sürecine girmesi. Oldukça kısa anlatılmış ve bir kaç sayfada geçilmiş bir bölüm olmasına rağmen (ve keşke çok daha detaylı işlenseymiş) satır aralarından çok güzel mesajlar aldığım bir kısım oldu.

Ve sonuç...

Tanrı ve şeytanın ezeli savaşı bitmez, sadece boyut değiştirir. Ve insan oğlu? Hatalarından ders çıkardığı ne zaman görülmüş ki?

NOT: Kitap bitince karakterlere çok bağlanmış olduğumu farkettim. Bitimin ardından henüz 24 saat geçmemiş ve üstüne bir kitap daha okumuş olmama rağmen hepsini özlüyorum.. Kitabın bitişi bir depresyon sebebi oldu bende)

Rogojin 
15 Haz 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Stephen King'in edebiyata hediyesi olan Mahşer, yazarın en iyi eserlerinden birisi kesinlikle. Her ne kadar yazarın önsözünde öğrendiğimize göre King'in en sevdiği eser olmasa da benim gibi nice okuru için Mahşer gerçek bir başyapıt. King Mahşer'i iki yılda yazmış, ayrıca kitabı yazma sürecini "kişisel Vietnam'ım" şeklinde hatırlıyor.

Mahşer'in iki versiyonu bulunuyor: ilk versiyon 80'li yıllarda geçiyor, hepimizin o yıllarda okuduğu kitap bu. Stephen King'in büyük umutlarla, beğenileceğini umut ederek yazdığı gerçek kitap basılmıyor, bu kitabın basılması 1990'da gerçekleşiyor, ama bu sefer olaylar 90'lı yıllarda geçiyor kitapta.

Mahşer, biyolojik bir deney sırasında işlerin ters gitmesi sonunda halk arasında Kaptan Trips adıyla bilinen ölümcül bir virüsün dünya nüfusunun %99'unu yok etmesini ve geride kalanların hayatta kalma ve yeniden bir ülke kurma çabalarını anlatıyor. Hayatta kalan iyiler bir grup, hayatta kalan kötüler de bir başka grup oluşturarak son kez - ya da son olduğunu sandığımız bir kez daha- kozlarını paylaşmak üzere karşı karşıya geliyor. Her zamanki gibi büyük savaşların büyük bedelleri oluyor.

Stephen King'in dört dörtlük hikâye etme yeteneğini 'O' adlı diğer başyapıtıyla beraber burada da görüyoruz: ileriki dönemlerinde de çok karakterli romanlar yazan ve eleştirilen, bu karakterlere ilginç hikâyeler yazamadığına tanık olduğumuz yazar Mahşer'de bir çok karakter, bir çok kişisel tarih ve birbirine dört dörtlük bağlanan bir çok hikâye yaratıyor, bunların hepsini ince ince birbirine bağlıyor. Böylesine hacimli bir kitap için bence büyük bir başarı bu. Kalemi asla teklemiyor, asla öylesine yazılmış, sırıtan, kitabın atmosferine zarar veren bir bölüm okumuyor veya böyle bir şeye rastlamıyoruz. Stephen King bütün tasvirlerinde ve diyaloglarında çok iyi bir çıta tutturuyor, hatta tasvirlerinde, 400-450 sayfa boyunca süren ve hastalığın nasıl yayıldığını anlattığı bölümler çok etkileyici bir etki yaratıyor, ilk okuyuşumda hapşıran bütün insanlardan hakiki anlamda korkmaya başlamıştım- hastalık böyle yayılıyor çünkü, Kaptan Trips bir grip türü. İkinci okuyuşumda açıkçası ilk kitaptaki gibi bir etki olmadı, ama daha rahat ve daha dikkat ederek okumam sonunda Stephen King'in sadece bu kitabı ve O adlı kitabını yazmış olsaydı bile edebiyata gereken katkıyı yapmış olacağına da ikna oldum. Gerçekten böyle bu: bu kadar çok karakterin, hikâyenin, ana hikâyeyle bir arada böyle harmanlanıp böylesi bir ahenk tutturduğunu görmek insanı şaşırtıyor. Yazarın neden Mahşer'den kişisel Vietnam'ım diye bahsettiğini anlamak zor değil.

Kötülüğe karşı iyilik, ölüme karşı hayat diyerek Stephen King bir kez daha o en eski hikâyeye dayıyor sırtını; bütün iyiler bütün kötülere karşı birleşmeli ve kötülüğün, şeytanın gücünü yerle bir etmeli. Uygarlık bir kez daha kurulmalı, ama bu sefer hırsın, kötülüğün, şeytani olanın sözü geçmemeli diyor...böyle diyor ama insanın sadece iyi veya sadece kötü olmadığını bilerek, bize bunu karakterlerinde göstererek her uygarlık iddiasının kötülüğe açık bir davetiye olduğunu da hissettiriyor sanki; sanki böyle olmaması imkânsızmış, kaçınılmazmış gibi.

Yorgun bir ânımda olduğu için gerçek hislerimin çok küçük bir kısmını yazabiliyorum, yorumumu yarına bırakmak istemedim.

Mahşer'i herkese ama herkese öneriyorum. Hayatınızda tek bir Stephen King kitabı okuyacaksanız, bence bu kitap Mahşer olmalı.

Dilanur 
 06 Ağu 17:06 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun bir okuma süreci sonunda bitirdim kitabı ve kendimi buruk hissediyorum. Çok alışmışım kitaba, karakterlere. Sanki 9 10 sezonluk bir diziyi kısa sürede izleyip bitirmiş gibiyim.

Stephen King okumaya, cok uzun yıllar önce kitap okuma alışkanlığı yeni yeni kazandığım zamanlar başlamıştım. Onun heyecanlı sürükleyici anlatımı, enteresan ve kimi zamanda bir hayli ürkütücü olan kurguları beni kitap okumanın büyülü dünyasına iterdi her seferinde.
King okumaya uzun bir ara verdiğimi düşünüp ne okusam acaba diye araştırmaya başladım. En iyi kitapları listelerinde yer alan 400  ve 1216 sayfalik 2 farklı çevirisi bulunan Mahşer ilgimi çekti. Sansürsüz tam metni bulunurken diğerini okumak istemedim yavan, eksik bir tat vereceğini düşündüm. Orjinal hali biraz gözümü korkutsada, Stephen King 'in beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyordum. Nitekim düşündüğüm gibi de oldu. Hatta kendime kızdım uzun süredir okumadiğim için King'i.

Kısaca anlatmak gerekirse ölümcül bir grip mikrobunun aniden yayılmaya başlamasıyla insanlar çok kısa sürede ölmeye başlıyor. Mikrobun yayılma oranı ise %99. Şehir hızla ölüden geçilmez bir hale gelirken arada hastalığa hiç yakalanmayan insanlarda çıkıyor. Bu şanslı insanlar terk edilmiş ıssız yerlerde kendileri gibi hayatta kalmış kişileri aramaya başlıyorlar. Olaylar bu şekilde hızlanıyor diyip daha fazla spoi vermeyelim.
Kitapta çok fazla karakter var ama kafa karıştırıcı değil bana göre. Çünkü bir süre sonra karakterleri isimlerini hatta kişiliklerini tanımaya başlıyorsunuz.  Meleği simgeleyen kişi  Abagail Ana, şeytanı ise Randall Flagg. Mikrobun geride bıraktığı insanlar birinin yolundan gitmeyi seçiyorlar.

Kitap 3 ana bölümden oluşuyor. 1. Kitap giriş 2. kitap gelişme 3. kitap da sonuç bölümü gibi. Yani anlayacağınız 2. ve 3. kitap kısımları daha da sürükleyici heyecan uyandırıcı. Çok fazla uzatmak istemiyorum çünkü yoğun bir kitaptı düşüncelerimi çok fazla toparlayamadim ama yinede umarım bir nebze olsun yansıtabilmişimdir hislerimi.

Eğer uzun maceralı bir kitap okumak istiyorsanız Mahşer'in orjinal metinli hali tam size göre. Bence diğer 400 sayfalik olanı okumaya hiç yeltenmeyin kitabın ruhunu tam yansıtmış  olabileceğini hiç sanmıyorum.  Çünkü benim okuduğum, dolu dolu ne eksiği ne fazlası bulunan mükemmel doyurucu bir kitaptı. Sizede iyi okumalar dilerim. :)

Tuncer TAMTÜRK 
22 Nis 20:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Abisi şimdi burda ki kapağı salla sen. Bunda böyle atom bombasının mantar dumanı olur ya hah onun ortasında, sinsi, korkutucu ama etkileyici bir göz olan kapağı vardı. Tabi efendim o zamanlar Lotr falan bilmiyoruz, Sauron denen deniz feneriyle tanışmamışız. Bu gözün çekiliğine dayanamayıp aldım, yazar ismine bile bakmadan. Evde baktımki Sitivın amca yazmış, hah dedim yine psikopat karekterler, gizem, sinir bozucu monologlar, sayfalarca süren gerilim vs. Müthiş bir eser.
Öncelikle anladığım kadarıyla kitabın kısaltılmış versiyonunu okumuşum ben. Sonradan asıl, uzun versiyonu çıkmış piyasaya.
Kitap sürüsüne bereket karekterden oluşuyor. Karekter tasarımları gerçekçi, her bir karekterin belirgin özelliği var( ki ilerde sebebini anlıyorsunuz.).
Karekterlerin hikayeleri zamanla kesişmeye başladıkça anlıyorsunuzki mesele büyük. Güzel olan yanlarından birisi, bazı karekterlerin grift olması. Yani ortada bir iyi-kötü savaşı var ancak karekterlerin bazıları hangi taraf olacağını karekterin gelişimine bağlanmış. Distopik dünya tasvirinin çaresiz havasını da çok iyi hissettiyor eser, insanlığa ait hasletlerin acınasını halinide.

- Süpriz bozan -
Abigail teyze var bi tane ermişlerden, gel ne olursan gel diyor rüyalarda. Bi de Flag var artiz bildiğin, çok bilmiş şeytan tasviri. Deli bir arkadaş var kahramanlardan ona dikkat.
- Süpriz bozan -

Peki ne alaka Lotr diyeceksin. Mevzu biraz serüven kardeşliği, karekter bolluğu, fedakar kahramanlar, kötünün büyük gücü, iyinin zayıflığı olunca ister istemez Yüzüklerin Efendisine selam çakıyor daha modern hali gibi. Daha gerçekçi, daha az mistik olanı. Dünyayı saran virüs mevzusu Resident Evil hatırlatabilir. Bunun bide eskilerde uzun bir filmi yapılmıştı ama kitabın yanından geçmez. Kitaptaki korkutucu hava filmde pek yoktu ama oyuncu seçimleri iyiydi. Flag'ı oynayan aktörün yatacak yeri yok o derece kötüyü iyi oynamış. Bide kitabın adını "Mahşer" diye çevirip kitaptaki karanlık atmosfere atıfta bulunulmuş. Ancak orjinalinde " The Stand" bir nevi " Ayakta duranlar( Karşı duranlar)" gibi anlam mevcut ki aslında olayı en güzel anlatanda bu.

Öncelikle şunu belirteyim: Kitabın hikayesinde beni en çok mutlu eden şey virüsle enfekte olmuş şahısların zombiye dönüşmemesi, direkt hakkın rahmetine kavuşması olmuştur :)

Kurgunun bence en güçlü tarafı çok sayıda karakter yaratılmış olması ve bu kadar çok karakterin başarılı bir şekilde sona kadar yönetilebilmiş olması.
Hikaye çok güçlü başlıyor. İlerledikçe bilimsel öğelerden uzaklaşarak mistik öğelere sırtını yaslıyor. Sona doğru ise yine bilimsel öğelerle bir toparlama geliyor.
Neden mistik tarafa kaydı diye düşündürdü kendi adıma. Bilimsel tarafta virüs salgını ana fikri üzerinden çok geniş bir kurgu alanı olduğunu düşündüğüm için. Ama yazar öyle uygun görmüş. Mistik öğelere kaymasını sevdim, diyemem. Sevmemem mistik öğelere dalmasından çok, bunların yeterince iyi yönetilmediğini düşünmemden kaynaklı oldu.
Ama güçlü kurguyu göz önünde bulundurarak başarılı bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.

Kübra 
10 Eki 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Bu kitaba yorum yapmaya hakkım var mı yok mu bilmiyorum. Çünkü elimdeki kitap kısa versiyonu. Yıllar önce almıştım, kısa basım olduğunu bilmiyordum. Bir kitap niye kısa basılır bilmem. Bence bu yazara saygısızlık. O nasıl yazdıysa öyle de çevrilmeli basılmalı. Hayır kısa basıyorsunuz, bari belirtin.

Elimdeki 400 sayfa boyunca evet gerilimi hissettim (tam basım 1200 küsur), ama bittiğinde kitabın kısaltma sayesinde çok yüzeysel kaldığını ve King'in kitabının mahvedildiğini hissettim. King'i severim, kuvvetle muhtemel tam basımı insanı doyuran niteliktedir. Kitapta bir salgın çıkıyor ve insanlar ölüyor. Salgına bağışıklığı olan bir avuç insan (milyarlarla kıyaslanınca) kalıyor. Ve sonra insanlık ikiye ayrılıyor. İyiler ve kötüler. Durur mu insanlık? Savaş hazırlıkları başlıyor. Peki n'oluyor?

Ben boynumu büktüm, kitabı böyle basanlara da küstüm, gidiyorum. Hayallerimi yıktı vicdansızlar.

Uğur Ukut 
24 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitabın düğümü ortalarda gevşiyor olsa da sonuna kadar devam ediyor. Her sayfanın sonunda merak ve ilgiyle öteki sayfayı açıyorsunuz. Güzel kitap okuruna faydası olur. Tavsiye ederim.

Yunus Bektaşoğlu 
19 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 92 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu roman kendi alanında tam bir şaheser. Benim okumam biraz uzun sürdü (yaklaşık 3 ay) ancak kitabı okuduğum dönemde sanki kaliteli br amerikan dizisi izlediğim hissine kapıldım. Zaman zaman gerildiğimi zaman zaman ölümlere çok üzüldüğümü söyleyebilirim. Benzer kalınlıkta bir devam romanı olsun onu da okurum.
Kitap 3 ana bölümden oluşutor ve hafif karmaşık olan 1. Bölümün ardından olayların heyecan kazandığı 2. Bölüme geçiyorsunuz. 3. Bölüm ise heyecanın zirve yaptığı ve kitaptan tam anlamıyla zevk aldığınız bölüm oluyor.
Gerçekten çok iyiydi.

Meltem Parlak 
17 Tem 17:25 · Kitabı okudu · 16 günde · 8/10 puan

King okumaya Mahşer ile başlamasam daha iyi olurmuş aslında.. Tam 14 gün sürdü bitirmem. Uzun sürmesi bir yana kitabı sevdim ama çok çok sevdim diyemem. Bana orta hallice geldi.. Beklentimi sanırım yüksek tuttum ama yine de kitap iyiydi.. Bir de beni yoran çok fazla karakter olması idi. Ve bir karakter üstünde konu dönüyor sonra başka karakterler devreye giriyor konu devam ediyor ve ilk karaktere tekrar döndüğü zaman o kadar sayfa geçiyor ki arada kopukluk yaşadım.King deyince korku gerilim akla geliyor evet ve bu sebepten korkup okumak istemeyenler oluyor ama bu kitap korkutmasın sizleri... Çünkü sadece insanlığı yok eden bir grip var. Katiller, zombiler, cinayetler vs yok yani. :D

Şimdi kitabın konusuna geliyorum..

Arka kapaktan küçük bir alıntı: Mahşer, macera, aşk, kehanet, alegori, fantezi ve realizm öğeleriyle harmanlanmış bir roman.

Biyolojik denemeler yapan bir kuruluştan kaçan biri, kısa bir süre sonra insanların yüzde doksan dokuzunu yok edecek mutasyona uğramış ölümcül bir grip mikrobunu yaymaya başlar.. Mikrop öyle hızlı yayılıyor ki bir anda binlerce insan ölüyor.. Ama kimileri de ölmüyor, gribe karşı bağışıklıklari var . Ve hayatta kalan insanlar da kendilerine bir lider arama peşinde. Iki aday çıkıyor.. Biri 108 yaşında olan iyiliksever Abagail ana diğeri ise kötülük peşinde olan Randall Flagg. Iyilik ve kötülüğün savaşı.. Kazanan sizce kim olur ?

Konu bakımından kesinlikle harika bir kitap ama bazı kısımlar bana fazla uzatılmış geldi o yüzden çok sevemedim . Yine de tavsiye edeceğim bir kitap. Umarım kitabın filmi çıkar.

emojimix 
27 May 15:35 · Kitabı okudu · 23 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitapta Amerika Birleşik Devletlerini kasıp kavuran ve Kaptan Trips olarak tanımlanan bir hastalıktan kurtulan insanların mücadeleleri anlatılıyor.Kitapta iki zıt kutup etrafında toplanan insanlar var.Kötülüğü temsil eden Randall Flag ve iyiliği temsil eden Abagail ana ve bunların etrafında toplanan insanlar.Yani iyilerle kötüler arasındaki çatışma.Kitap bence çok güzeldi.Bir kitap bu kadar sürükleyici olabilir.Ayrıca bunda stephen kingin müthiş hayalgücünün payı da inkar edilemez.Herkese tavsiye ederim.Herkes okumalı.:D :D :D

3 /

Kitaptan 74 Alıntı

Dilanur 
21 Tem 10:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Gerçek sevgi bazen kör olduğu kadar dilsiz de, diye düşünmüştü.

Mahşer, Stephen King (Sayfa 113)Mahşer, Stephen King (Sayfa 113)
Dilanur 
20 Tem 14:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Parayı seven bir adam, aşağılık bir adamdır, nefret edilmeyi hakeder. Parayı idare edemeyen ise ahmaktır. Ondan nefret etmez, ama ona acırsın.

Mahşer, Stephen King (Sayfa 81)Mahşer, Stephen King (Sayfa 81)

Bu dünyanın prenslerine güvenmeyin, çünkü onların hükümeti sizi mahvedecek, hatta dünyanın sonunu getirecektir.

Mahşer, Stephen King (Sayfa 76 - Altın Kitaplar)Mahşer, Stephen King (Sayfa 76 - Altın Kitaplar)
Hayrettin Hayro Güler 
01 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İncinmek değişmek için geçerli bir sebep olabilir ama dünyadaki bütün acılar bir araya gelse bile gerçekler değişmez.

Mahşer, Stephen KingMahşer, Stephen King
Mithril / Luthien 
16 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bana tek başına bir kadın veya erkek göster, sana bir aziz göstereyim. Sayıları ikiyi bulursa aşık olurlar. Üç olursa, "topluluk adını verdiğimiz şirin oluşum meydana gelir. Dört kişi olurlarsa bir piramit inşa ederler. Sayıları beş olursa biri dışlanır. Altı kişi olduklarında önyargıyı tekrar icat ederler. Yedi kişi olurlarsa yedi yılda savaşı tekrar icat ederler. İnsan, Tanrı'nın yeryüzündeki yansıması olabilir, ama insan toplumu, şeytanın yansımasıdır ve daima eve dönmeye çalışır.

Mahşer, Stephen King (Sayfa 415)Mahşer, Stephen King (Sayfa 415)
Dr. Elmyra 
 07 Haz 10:36 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Sayıları ikiyi bulursa, aşık olurlar. Üç olursa "topluluk" adını verdiğimiz şirin oluşum meydana gelir. Dört kişi olurlarsa bir piramit inşa ederler. Sayıları beş olursa biri dışlanır. Altı kişi olduklarında önyargıyı tekrar icat ederler. Yedi kişi olurlarsa yedi yılda savaşı tekrar icat ederler. İnsan tanrının yer yüzündeki yansıması olabilir, ama insan toplumu, şeytanın yansımasıdır ve daima eve dönmeye çalışır.

Mahşer, Stephen King (Sayfa 415)Mahşer, Stephen King (Sayfa 415)
Dilanur 
21 Tem 18:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

... aşkın dünyadaki en büyük güç olduğunu düşünmüşümdür hep...

Mahşer, Stephen King (Sayfa 240)Mahşer, Stephen King (Sayfa 240)