Adı:
O
Alt başlık:
Sansürsüz Tam Metin
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
1216
ISBN:
9789752119277
Kitabın türü:
Orijinal adı:
It
Çeviri:
Oya Alpar
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Küçük bir Amerikan kasabası olan Derry’yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. Bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. Ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. Geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık.

Stephen King’in yazımını dört yılda tamamladığı ölümsüz başyapıtının sansürsüz ve eksiksiz metnini okurken tam da Daily Express’in tarif ettiği gibi, kendinizi O’nun karanlık dünyasında hissedeceksiniz.
O, ilk sayfada okuyucuları etkisi altına alan, 1216 sayfa boyunca etkisinde tutan, hatta kitap bittikten sonra da etkisinde kalmasına sebebiyet veren harika bir korku/gerilim romanı...
Kitabı, Mahşer'i okumamdan sonra sitedeki dostlarımın "O'yu da oku, literatürde çok kapıştırılır" demeleri ile okudum. Dolayısıyla öncelikle bu karşılaştırma hakkında bir kaç kelime edeyim. Kıyaslayamıyorum... İkisi de gerilimin had safhada aktarıldığı mükemmel edebiyat ürünleri ancak Mahşer her ne kadar gerçek olabilecek bir kurguysa, ve insanı aslında olabilirliği geriyorsa; O da bir o kadar imkansız bir hikaye (Ya da imkansız olduğunu düşünecek kadar yaşlı mıyım yoksa), ve doğa üstü varlıkların ve olayların korkusu hakim hikayeye... O yüzden ikisi de kendi kulvarlarında birer şaheser...
Gelelim O'ya... Hikaye, Derry isimli küçük bir kasabada iki farklı zamanda geçmekte.. 1958'de 7 küçük kahramanımızın 10- 12 yaşlarındaki haliyle başlamış ve tam 27 yıl sonra, 1985'de devam etmiştir. Derry, nehirler ve su kanallarıyla dolu şirin mi şirin ama bir o kadar da tehlikeli bir yerdir. Tehlikeyi yaratan da çoğu kişide "palyaço korkusu" yaratmış olan sevgili, sevimli, çocukların dostu Pennywise'dır...
(Sonrası spoiler:))
Pennywise biçimsizdir, kişinin korkusuyla beslenip şekillenir. En çok korktuğundur. Bu şekilde biçimsiz bir varlık yaratabilmek tam bir ustalık işi... Aynı paragrafta iki kişinin aynı şeye bakarak farklı şeyler görmesini hiç kafa karışıklığına sebebiyet vermeden aktarabilmek, Stephen King'in ustalığının basit bir işareti aslında...
Öte yandan 7 kahramanımıza gelelim... Kendilerine Kaybedenler Kulübü demiş bu 7 çocuğumuzun ortak özelliği, bir şekilde ve bir nedenden dışlanmış olmaları. Birinin aşırı kiloları, diğerinin teninin rengi, bir diğerinin dini inancı, bir diğerinin cinsiyeti, ötekinin sağlık sorunları, başkasının esprileri ve esas oğlanımızın başından geçen bir olay hepsinin toplumdan dışlanmasına ve birbirini bulmasına sebebiyet vermiştir.
King'İn bu kitaptaki en beğendiğim şey, bölüm geçişleri olmuştur. 7 kişinin bakış açısı ve 2 farklı zamanı hesaba katarsak toplamda 14 boyutlu bir hikaye... 14 boyut arasındaki geçişler, cümlenin ortasındaki bir kelimeyle sağlanıyor. Tabi bunda sanırım King kadar sevgili çevirmenin de başarısı büyük.
Yine kitabı okurken sürekli olarak çocuklara ve çocukluğa övgünün olması yüzümü hep gülümsetti... Çocukken sınır tanımayan bir hayal gücümüz var, "imkansızlık" diye adlandırılan kavramı inanç ile yıkabiliyoruz. Ancak büyüdükçe kalıplara giriyoruz, mantık ise içimizdeki pek çok şeyi öldürüyor. Ve aslına bizi güçsüz kılıyor...
Özetle... 10/10'u rahat rahat hak etmiş bir kitap... Okuyun okutun:)
King insanı gerçekten de nasıl korkutabileceğini nasıl gerebileceğini çok iyi biliyor. Bu eserinde de okurlarını 1216 sayfa boyunca bir kere bile "kuolrofobi" nin adını anmadan bu fobi sınıfında korkusu olanların belki kitabını okumalarını imkansız hale getirip, kuolrofobisi olmayanlar ile de adeta dalga geçip bu sınıfın içinde yer almalarının aslında ne kadar da kolay olduklarını göstermekte; ama korku dediğimde de hani böyle korkudan "yok ben bu kitabı okuyamıyorum, okurken çığlık attım" seviyesinde anlamamak lazım tabii ki, okurken gerilecek hatta bu uzun soluklu eserde olayların içine o kadar çok gireceksiniz ki kesinlikle öyle veya böyle bir şekilde gece rüyanlarınıza işleyecek kalitede bir eser.

King bu külliyatında kaleminin sihirini resmen konuşturmuş; bölümleri birbirine aynı cümle içinde ortak kelimeler ile bağlaması, iki farklı karakterin gözünden bir cisimi farklı farklı görüp, aynı cümle içinde kafamızı karıştırmadan bize tek bir cisim gibi okutabilmesi (çevirmenin de büyük büyük payı var) ve yaptığı "flashback" ve "flashforwardler" ile dediğim o birbirine bağlamaları filan o kadar güzel, o kadar sorunsuz ki 1216 sayfa boyunca aksiyon filmi havasında sürekli geçişler ile beynimize oyun oynatıyor. Bir yazar düşünün daha kitabın başlarında bir karakter barda içki içsin ve o karakterin kadehleri arka arkaya devirmesini sanki kitabın finali havasında bize soluksuz okutabilsin.

Kitap içinde karakterlerin hepsini artık o kadar iyi tanıyoruz ki, Richie'yi okurken "Bip Bip Richie", Ben'i okurken "Saman Kafa" veya Bill'i okurken "Koca Bill" dememek zor oluyor ya da Beverly'i okurken de aşık olmamak elde değil, Kral bizi bu duruma sokuyor çünkü; ve karakterlerin aslında hepsinin de ayrı ayrı, uzun uzadıya incelenmesi gereken karakterler. Hepsinin bir kusuru var ve hepsinin de belli bir kesimi temsil ettiğini düşünüyorum (kadın, şişko, yahudi, kekeme, siyahi vs.).

Kitap sonrası filmini de seyrettim ve özellikle ilk 2 saat boyunca müziklerin kalitesizliği haricinde bir sorun görmemiş, kitabın havasını güzel bir şekilde verdiğini düşündüm. Tek sorun müziklerin kalitesizliği ve finalin teknolojik imkanlar yüzünden yetersiz ve günümüz şartlarına göre çok kötü olması. Gerçi kitapta da tek hoşuma gitmeyen taraf da finali idi daha doğrusu daha farklı bekliyordum.

1990 Yapımı Filmi
http://www.imdb.com/...864/?ref_=ttmd_md_nm

2017 Yılında Gösterime Girecek Filmin Prodüksiyon Bilgisi
http://www.imdb.com/title/tt1396484/

Benzer kitaplar

- Gözlerinizi kapatın, turuncu saçlı, kırmızı ve kocaman ağızlı bir palyaço hayal edin. 1990 yılında sinemaya da uyarlanan Stephen King'in "O" orijinal ismiyle "It" adlı kitabında 1216 sayfa boyunca başlıca korku unsuru bu palyaço. Belki de bir neslin palyaçoları antipatik bulma nedeni King'in bu romanı ve daha sonra beyaz perdeye aktarılan bu film.
- Kitapta anlatılanlar genel olarak; Derry adlı küçük bir Amerikan kasabasında yaşanan esrarengiz ve bir o kadar da korkutucu olaylar, kaybolan ve sonrasında vücutları parçalanmış halde bulunan çocuklar ve bunlara neden olan yaratıkla mücadele eden yedi çocuğun başından geçen gerilim dolu günler. Yıllar sonra, artık birer yetişkin olmuş bu yedi çocuğun, yaşadıkları dehşet dolu günleri hafızalarının derinlerine gömmüşken O'nun geri dönmesi ve yedi arkadaşın kendilerini yeniden kabusun içinde bulmaları.
- 1216 sayfalık kitabın her sayfasında, her paragrafında kendinizi bu yedi arkadaşın yanındaymışsınız gibi hissedeceksiniz. Yazarın kült hale gelmiş eserlerinden olan "O", gerilim-korku ustası denildiğinde akla neden King'in geldiğini gözler önüne seren bir diğer eser. Olağanüstü betimlemeler, kitapta yer verilen tüm detayları zihninizde rahatça canlandırabilmenizi sağlarken, yazarın hayal gücüne bir kez daha hayran kalacaksınız.
İlk söylemek istediğim en iyi okuduğum korku romanı. Stephen King'in filmlerini izleyenler bilirler, nasıl insanı gereceğini çok iyi başaran bir yazar. Kitaplarında ise emin olun filmlerden daha başarılı. Çünkü çoğu yönetmen filmlerini yansıtamadılar yani beceremediler. Kitaplarında hayal gücünüzü kullanarak korkunun, gerilimin tadına varabilirsiniz.
Bir kitabında şu yazısını okumuştum: ''Vampirlere inanmıyorsanız gelin yanıma oturun size vampirlerin gerçek olduğunu inandırayım.'' (''Korku Ağı'')
Yani demek istiyor ki öyle bir yazarım ki aklınızı alırım. Sizlere kendimi inandırırım ve bunu kitaplarımda başarırım. Böyle bir yazardan bahsediyoruz. Gerilimde bana göre ve çoğu okura göre de listenin 1.sırasında yer alır.

Şimdi artık ''O'' kitabına giriş yapabiliriz. Bir kasaba düşünün, bu kasabada çocukların başına bela olan bir palyaçodan bahsediyor. Palyaço ama tam bir baş belası. Şunu da belirtmek istiyorum. King'in videosunu izlemiştim söylediği: Herkes canavarlarla, vampirlerle ve iblislerle korkutur ben farklı olanı, hiç olmayanı deneyeceğim demişti. Evet bu palyaço oldu (PENNYWISE) zaten bu kitabından sonra da çoğu yönetmen Palyaço temalı korku filmleri çekmiş.

Kitaba tekrar değinirsem küçük çocuklar kasabada kayboluyor ve 27 yıl da bir gelen Pennywise kaçırıyor ve onlarla besleniyor. Çocukların kabusu oluyor Elm sokağındaki Freddy gibi desek örneğe yerinde olur. Bazen gerçek görünüyor bazende kabuslarında. Tabii baş rollerde küçük çocuklar bulunuyor, bu çocukların kendi yaşamından hikayelerde ayrı bir güzellik ve anlam katmış kitaba. King'in bir özelliği de betimlemeleri; öyle bir anlatır ki sizleri alır o kasabanın içine sokar sayfaları çevirdikçe kendinizi kasabada buluvermiş görürsünüz ve gerilim iyice artar. Bu işte de en iyisi diyebilirim. Çocuklar büyüyor ve tam 27 yıl sonra tekrar ortaya çıkıyor Pennywise. Bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum okuyun ve neler olduğunu görün.

Son olarak şunu da belirtmeden duramayacağım. Ben hiçbir korku filminde bu kadar gerilmemiştim. Kalbimin gece gece nasıl hızlı hızlı vurduğunu ve kitabı yana bırakıp okumadığım anlar oldu. Derin derin nefesler alıp tekrar başlıyordum. O kocaman kitabı elimden attığımı da biliyorum. Atma sebebim ise gerilmem ve heyecanlanmamdı.
Kitap bana göre King'in en iyi kitabı hatta hatta bundan iyi kitap yok. (Korku ve gerilim tarzında en iyisi)
Zaten google a soruncada en başta ''O'' kitabı çıkıyor.

Bu benim ilk uzun incelemem. Amatörce :)

Murat Ç
'ye teşekkür ederim :)
(O kadar King okuduğumu ve hiç inceleme yapmadığımı söylemişti. Beni gaza getiren adamdır. Tekrar teşekkür ederim.)
Kitabı okumamda bana büyük yardımı dokunan Roland Deschain arkadaşımıza teşekkür ediyorum öncelikle. Stephen King'in ismi en kısa ama en uzun romanlarından O, gerçekten arka kapakta yazdığı üzere bir gerilim destanı. Elime aldığım günden itibaren bütün uyku düzenimi bozan kitap beklediğimden erken bitti. Daha önce ilk versiyonu yani kısa halini okumuştum ancak beğenmiş olduğum kitabım tam metnini de deneyimlemek istedim. Kısa haline göre çok daha fazla ayrıntı mevcut tabi ve bilmediğimiz birçok olayı okuyoruz. Yazar bize gerilimli olayların dışında söz konusu kasabanın tarihçesini aktarmış ve hikayeyi iyice yedirmek istemiş. Dil ve anlatım açısından oldukça bol detay ve benzetme mevcut. Aklımıza her zaman gelmeyecek anımsatma ve göndermeler kitapta bolca yer alıyor. Kitap aşırı kalın olunca okumayı kolaylaştırmak için bölümlere ayrılmış ve başlık seçimleri başarılı. Ana olayın hem çok öncesini hem de sonrasını ayrıntılı bir şekilde okuduğumuz için neredeyse soru işareti kalmıyor kafamızda. Kısaca hikayeden bahsedersek; Derry adlı bir kasabada palyaço kılıklı çocuk katili bir yaratığa karşı mücadele veren bir grup çocukluk arkadaşını okuyoruz. Bu yaratık herkese farklı göründüğünden belirli bir ismi yoktur ve sadece O deniyor. Farklı görünme kişilerin korkularına bağlı; kimine kurt adam iken, birine cüzamlı, başkasına gelince vahşi kuş olabiliyor. Arkadaş grubunun lideri olan Bill Denbrough'nun kardeşi George bu yaratık tarafından öldürülmüştür ve amaç hem intikam hem de sonsuza kadar yok etmektir. Bu çocuklar böyle bir katilin dışında bir de mahallenin belalısı Henry Bowers ile uğraşmak zorundadır ve sık sık kavgaya tutuşurlar. Hepsi birbirinden farklı karaktere ve aileye sahip biri kız yedi kişidir bu grup ve dayanışmaları müthiş. Ortak özellikleri sürekli eziliyor olmaları aslında onlar da birlik olmuştur bunun için. Esas konuya gelirsek, bizim bu çete bu canavarı bir kez yenmiştir ancak 27 yıl aradan sonra aynı olaylar patlak verince çocukken söz verdikleri üzere kasabaya geri dönerler. Kitap 1958 ve 1984 yıllarındaki olayları bize paralel olarak aktarıyor. Karakterlerin çocukluk ve yetişkinlik dönemlerini aynı anda okuyoruz. Bu kadar farklı kişilikleri aynı romana yerleştirmek büyük başarı bence. Okurken hem kişilerin hislerini hem ortamın havasını çok iyi algılıyorsunuz. Hoşuma gitmeyen tarafı çok fazla detay olunca bazen sıkıyor ve kitaptan kopabiliyorsunuz. 100 yıl önceki bar katliamını bile anlatıyor kitap canavarla bağlantı kurmak için. Bir noktadan bayağı sürüklüyor kitap ve uykusuz bırakıyor geceleri. Bence sayfa sayısına hiç bakmayın, gerilim korku seviyorsanız zaten iyi ki başladım diyeceksiniz. Ben Hanscom en beğendiğim karakter diyebilirim. Bill karakteri sanki Stephen King'in kendini anlatıyor gibi geldi yazar olduğu için. Beverly Marsh hiç beklemediğim işler yaptı. Genel olarak bol gerilimli ve korku dolu güzel bir kitap bence. Filmi rezalet kitaba hiç yakışmamış, Stephen amca biraz ilgilense iyi olurdu ama bıkmış o da parasına bakıyor artık. Son olarak şunu net olarak görüyorsunuz ki, bisiklet hayat kurtarıyor.
Nerede olursa olsun yolunu nasıl bulacağını bilip olmayan astımını nasıl durduracağını bilmeyen Eddie Kaspbrak; babasından nefret ettiğini kendine bile söyleyemeyecek kadar korkak ama O'nun kafasında bir delik açacak kadar cesur Beverly Marsh; yanından bir an bile ayırmadığı kuş kitabıyla küçük burunlu yahudi Stan Uris; dört gözü olduğu halde tek gözden korkan binbir lisanlı Richie Tozier; yirmi yedi yıl geçse de her şeyiyle kaleyi koruyan grubun kara noktası Mike Hanlon; cüssesiyle grubun en kabası olsa da aslında en naifleri olan, kaç yıl geçse de kendini çocuk kütüphanesine ait hisseden ünlü mimar Ben Hanscom; gönül rahatlığıyla o olmasaydı hikaye olmazdı diyebileceğimiz, kekemeliğinin ardında sakladığı tonlarca cümlesiyle yazar Bill Denbrough; ve son olarak da grubun gizli sekizinci üyesi evrenin en hızlı bisikleti Gümüş...

Olaylar, kişiler, mekanlar... Kitap her yönüyle fazlasıyla kusursuzdu. Günlerce elimde taşıyıp kas yaptığım ve o sayfa sayısında en az üç kitap okuyabileceğim halde O'nu okuduğum için kendime minnettarım.

Bir şey ne kadar korkunç ne kadar güçlü olsa da somut bir varlığa sahipse yenilebilir. Görürsünüz, eksik noktası vardır bilirsiniz. Ama O, senin korkun. Ulaşılamaz, sonsuz, yok edilemez. Zaten zayıf noktası da bu. O'nu yenebileceğinizi düşünmek en büyük silahınız. Ve bu silaha ancak bir çocuk sahip olabilir...

Tüm kitaplar zamanla yavaş yavaş unutulur. Belki önce karakterlerin soy adları sonra sırasıyla her şey. Ama ben bu kitabın bana hissettirdiği umudu hiçbir zaman unutabileceğimi sanmıyorum. Teşekkürler Kaybedenler!
Yıllar önce kısa versiyonunu okumuştum geçen aylarda da bu tam metnini okudum tek kelimeyle şaheser. Her bir karakter ince ince detay detay işlenmiş. 7 arkadaş çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkinliğe adım atarken kasabaya musallat olan yaratığın emellerine tutsak oluyorlar ve tüyler ürpertici hikaye soluksuz sonuna kadar sürüyor. King bu kitabında da bilim kurguyla bağlantısını az da olsa yapmış onuda ekleyelim.
Küçük bir kasaba olan Derry'de cinayet oranları diğer yerlere göre daha fazladır, bunun nedeni O'dur. Çoğunluğu çocuk olmak üzere ve 27 yılda bir seri cinayetlerle ortaya çıkan O'yu kimse yakalayamaz. Kanalizasyonda yaşayan bu yaratık, her kişiye farklı görünebiliyor. Kimine palyaço, kimi de kurt adam...
Olaylar Bill Denbrough'un kardeşi George'nin ölümüyle başlıyor. Kardeşinin ölümüne sebep olduğunu düşünen ve ailesininde öyle düşündüğünü ve onu artık sevmediğini düşünen Bill, kardeşinin katilini bulmak için elinden ne geliyorsa yapmaya hazırdır.
Farklı sebeplerle bir araya gelen 11_12 yaşlarında 7 kişinin, Kaybedenler Kulübü adını verdikleri bir grup oluştururlar. Çorak Topraklarda buluşup planlar yaparak, hem Henry ve arkadaşlarıyla hemde O ile mücadeleye başlarlar.
Kaybedenler kulübünün üyelerine gelirsek;
Bill Denbrough, grubun lideri. Hem hepsinden farklı olarak elle tutulur bir sebebi var, hem de grupta en sevilen, kararlı ve güvenilen kişi odur. Ayrıca Bill küçükken geçirdiği bir kaza sebebiyle kekemedir.
Ben Hanscom ise grubun en zekisi ve en becerikli kişidir. Çorak topraklarda yaptığı kulüp ev ve O 'yu yenebilmek için yaptığı bilyeler ile grubun ayrılmaz bir parçasıdır. O'dan çok onu en çok zorlayan kişi Henry ve arkadaşları. Çok kilolu olan Ben, Henry ile karşılaştığında kaçamayan ve onun kötü saldırılarından fazlasıyla nasibini alan kişi.
Grubun tek kızı olan Beverly Marsh, güzel ve çekici bir kızdır. Ben ona aşıktır ama kilolu olduğu için beğenmeyeceğini ve istemeyeceğini düşündüğü için bunu söylemez. Zaten Beverly'nin gözü de Bill'de olduğu için uzaktan sevmeyi tercih eder. Beverly'nin en büyük imtihanı ise babasıdır. Annesi olmadığı zamanlarda sık sık babasından dayak yiyen kızın artık tek sığınağı gruptaki 6 erkektir.
Richie Tozier ise, grubun taklitçisi ve patavatsızıdır. Tutamadığı çenesi ve gerekli gereksiz yerlerde yaptığı taklitler ve şakalar yüzünden başı derde girse de, daha sonra O karşında güçlü bir silah olur.
Eddie Kaspbrak, grubun en narin üyesi. Annesinin psikolojik sorunları yüzünden ilaçlar ve psikolojik baskıyla yaşayan bir çocuk. Kitabın sonlarına doğru beklenmedik bir hamleyle onları büyük bir beladan kurtarıyor.
Stan Uris, yahudi olmasindan dolayı Henry'nin radarina takılıyor. Mantıklı ve titiz kişiliği sayesinde gruba fazlasıyla katkısı olmuştur.
Mike Hanlon, gruba son katılan kişi. Siyahi olmasından dolayı hem kendisi hemde babası Henry ve babasından eziyet görmüşler.Bu olaylar olduktan sonra hepsi bir şekilde Derry'den ayrılmışlar. Tek bir kişi Derry'de kalmış. Derry'nin tarihini ve bu olayları günlük gibi deftere geçiren kişi, Mike.
Kucukken hepsi bir söz veriyor,eğer O tekrardan gelirse, Derry'de dönüp O'nu durduracaklar.
Ve 27 yıl sonra telefon çalıyor, artık vakit gelmiştir.

Kitaba başlarken korkmuştum açıkçası, 1212 sayfa dile kolay olsa da okurken zor olur ve bu kadar uzun olunca bazı yerleri sıkıcı olabilir, takılıp kalırım diye düşünmüştüm. Evet bazı ayrıntılar gereksizdi ve puan verirken kırdım ama kitabın son cümlesini okuduktan sonra vayyy be dedim, adam ne yazmış. Açıkçası 500 sayfa daha olsa okurdum :) kitap bir 27 yıl öncesine gidiyor, bir günümüze geliyor ama hiçbir kopukluk, eksiklik yok. Olayların akışı öyle muntazam ki keşke bende yazar olabilseydim demeden edemedim. Bu kitabı okuduktan sonra sanırım Stephen King hayranı oldum :)
Kitabın akıcılığı, hikayesi ve anlatımı ile mükemmel bir kitap. Uzun lafın kısası okumak isteyip, okumaya korkan varsa eğer, bence okumadığına pişman olur.
Korkunun bütün maskeleri düşürüldüğünde insan beyninin baş edemeyeceği şey yoktur.(syf 1147)
21 yaşındayım ve gece ablamın odasında uyudum. Söyleyeceklerim bu kadar.
Stephen King'in en iyi kitabı diyorlardı gerçektende öyleymiş. Tek kelimeyle muhteşem. Korku, gerilim, dram ne ararsanız var. Evde tek başınızayken okumamanızı tavsiye ederim :)
Kitap vadettiği her duyguyu size yansitan bir eser. Güçlü bağlar mi istiyorsunuz O'da var. Peki ya romantizm tabi ki var. Gerilim iste en çok ondan var. 3 hafta önce başladım hala okumaktayim. Geceleri okuyamiyorum bu sebepten uzadi. Olay korku ise Stephen King bu isin ustasi. Herşeyi en ince detayina kadar anlatip hala daha karanlik noktalar bırakabiliyor. Kitabin geneli korkulardan beslenen bir varlığın dehşeti denilse belki yerinde olabilir. Merak ettiğim nokta da kitabın kac kelime olduğu. Gerçekten bir destan.
Okuduğum ilk King romanı. Bitirdikten sonra "acaba bu yazar fazla mı abartılıyor?" diye düşündüm. Korku/Gerilim türünde olması okudukça insanın kâbuslarına gireceği anlamına gelmez elbette. Ama en azından bazı yerlerinde biraz olsun gerilmeyi beklerdim. Anlatım tarzına gelince, ustalıkla yazıldığının hakkını vermem gerekir. Sadece anlamsız derecede uzun ve bir çoğu gereksiz parantez içleri okumayı zorlaştırıyor. Gereksiz açıklamalar çıkarılsa kitaptan yaklaşık 50 sayfa eksilirdi ve bu yalınlık insanda korku hissi uyandırabilirdi.

Şu anda hatırlamıyorum (kitaba tekrar baktığımda güncelleyeceğim) ama bir sayfasında Medyum romanından bir karakterin kısaca hikâyesinin anlatıldığı dipnot olarak düşülmüştü. Okuduktan sonra hem o karakterin hikâyesini merak ettiğimden, hem de acaba King'in diğer kitapları nasıldır diye düşündüğümden Medyum'a başladım. Hâlâ okuyorum ve O'dan çok daha sürükleyici geldi. Demek ki gerilim romanının insanı gerebilmesi için yazarın kendisini kasmasına gerek yokmuş.

*SPOILER*SÜRPRİZBOZAN*

Sonununda Pennywise'ın bu kadar kolay yenilmesine hâlen anlam veremiyorum. Tamam kahramanlar palyaçoyu manevi güçleriyle yendiler ama çok daha etkileyici bir "boss fight" yazılabilirdi.
"Kendine bir fincan çay al ve bana benimle ilgili neler bildiğini anlat. Ya da bildiğini sandığın şeyleri."
"Ne alırsan bedelini ödersin, ancak bedelini ödediğin şeyin sahibisindir..."
Stephen King
Sayfa 99

Kitabın basım bilgileri

Adı:
O
Alt başlık:
Sansürsüz Tam Metin
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
1216
ISBN:
9789752119277
Kitabın türü:
Orijinal adı:
It
Çeviri:
Oya Alpar
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Küçük bir Amerikan kasabası olan Derry’yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. Bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. Ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. Geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık.

Stephen King’in yazımını dört yılda tamamladığı ölümsüz başyapıtının sansürsüz ve eksiksiz metnini okurken tam da Daily Express’in tarif ettiği gibi, kendinizi O’nun karanlık dünyasında hissedeceksiniz.

Kitabı okuyanlar 913 okur

  • Burak Ülke
  • .
  • Gülnihal Solak
  • Arees
  • Deniz Gürçay
  • Ehu Ehe
  • Özgür Yıldız
  • Deniz Aytaç
  • Burak Kıyıcıoğlu
  • FATMA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%7.6
18-24 Yaş
%18.1
25-34 Yaş
%32.8
35-44 Yaş
%28
45-54 Yaş
%8.4
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.3
Erkek
%35.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46 (151)
9
%22.9 (75)
8
%18.9 (62)
7
%6.4 (21)
6
%4 (13)
5
%0.6 (2)
4
%0.3 (1)
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0.6 (2)

Kitabın sıralamaları