Adı:
Medyum
Baskı tarihi:
10 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754055858
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Shining
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Jack Torrance’ın Overlook Oteli’nde işe başlaması, yaşamında yepyeni bir sayfa açabilmesi için bulunmaz bir fırsattı. Mevsim sonunda müşterilerin uğramadığı bu eski otelin bekçiliğini yaparken, ailesiyle bolca birlikte olabilecek ve romanını yazabilecekti. Ama sert kış havası kendisini göstermeye başlayınca, bu sakin mekân iyice ıssızlaştı... Uğursuz korkunç güçlerin Overlook Oteli’ni sarmaya başladığını yalnızca eşsiz bir yeteneğe sahip olan beş yaşındaki Danny Torrance fark etti. “Edgar Allen Poe’dan bu yana ıssız mekânları, sınır tanımayan korkuları en iyi anlatan yazar.
—Entertainment Weekly
“Hayal bile edemeyeceğimiz şeyleri öylesine korkunç betimliyor ki, sokak kapınızın kilitlerini iki kez kontrol etmek gereksinimini duyuyorsunuz.
—Boston Globe
382 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Beklentilerimin çok çok üzerinde bir kitap oldu Medyum. King'i çok çok iyi tanımadığım için, O'yu okuduktan sonra bir daha hiçbir kitabında öyle bir tat alamayacağımı zannediyordum.
(Sen öyle san, daha yeni başlıyoruz.)
Bu düşüncelerimin üzerine Medyum'u okuyunca tokat yemiş kadar oldum. Bu adam harika!

Öncelikle ''The Shing''i ''Medyum'' olarak çevirmelerinde ki maksadı hala anlayamadım. The Shining; parıltı, ışıltı gibi anlamlara geliyor ve kitaptaki baş karakterimiz Danny Torrence'ın da özel yeteneği bu: Işıltı. Merak ediyorum, Medyum ne alaka ? Medyum'un ne olduğunu anlamak için internete baktım, önce ''Medyum'a gitmek caiz midir'' gibi Nihat Hatipoğlu'nun iftar programları çıkarken, sonradan kelime anlamını bulabildim. Medyum, ruhlar alemi ile iletişime geçebildiğini ve ölülerle canlılar arasında iletişim kurabildiğini iddia eden kişi. Danny, Overlook Otel'inde daha önceden ölüp ruhları hapsolmuş bir kaç kişiyi görebiliyor; herhalde buna güvenerekten adını Medyum koymuşlardır. Neyse burayı daha fazla uzatmayayım. Zaten bir King kitabının incelmesinde ne yazdımda Nihat Hatipoğlu'ndan bahsetmeye fırsat buldum farkında değilim. Kitaba geçelim en iyisi...

Jack Torrance bir oyun yazarıdır. Kendisi ''Overlook'' adında bir otelde kış zamanı işe başlıyor. Kış zamanı Overlook'a gelen giden yok, ailemle güzel vakit geçiririz hemde yarı kalmış oyunlarımı yazarım diye düşünüyor. Tabi bunu Jack Torrence düşünüyor. King ise '' Kışın adam olmaz bu yüzden onlara kimse yardım edemez, yollar kapalı olur kaçamazlar, rüzgar camı falan örter ortamı iyice gereriz, çok soğuk nasılsa dışarı çıkamazlar, ha birde o kadar karda arabayla da gidemezler '' diye düşünerek mekanı otel seçtiğinden kuşkum yok :D Bu arada böyle dediğime bakmayın, King'in bunları ayarlayıp bize bu kadar iyi bir şekilde aktarması mükemmel bir unsur bence. Bir kez daha saygı duydum Üstad. Her neyse, otele yerleşirler ve kısa zaman sonra otelin laneti Torrence ailesini bulur.

Kitabın baş karakteri Danny, 5 yaşındadır. Kendisinin çok yüksek düzeyde ''Işıltı'' gücü var. Işıltıya sahip olan insanlar, insanların zihninden neler geçtiğini okuyabiliyor. Ayrıca hayalet, kurt kafalı adam, 217 numaralı odadaki abla gibi arkadaşları da görebiliyor. Otel de bu yüzden lanetini bir anda belli ediyor. Yoksa mis gibi otel, 2 bahçesi var, mutfak var, son derece konforlu(!) 217 numaralı bir odası var, bir de dağ başında daha ne olsun! Otel, Danny Torrence'ın ışıltısını istiyor ve almak için her şeyi yapabilir; gerekirse siyah aslanları kullanır,gerekirse kafası kurt olan herifi kullanır, gerekirse 217 numaralı odadaki psikopat kadını kullanır, olmadı mı ? O zaman da babası Jack Torrence' ı kullanır...

Kitabın ilk 206 sayfasında güzel diyaloglar ve merak unsurları ağır basarken, devamında ekşın ve gerilim odaklı devam ediyor. Kesinlikle birbirlerini çok çok iyi tamamlayan bir ikili olmuş. Bayıldım!

Kitabın böyle yağ gibi aktığını görünce ara verdim ve Medyum'un devamı olan Doktor Uyku'u da hiç bekletmeden aldım. Danny Torrence'ın yine kitabın baş karakteri olduğunu ele alırsak, kitabın kötü olmasına ihtimal vermiyorum zaten.

Son olarak; Kitabı alıp, okumayı düşünmüyorsanız hala, bende reklam yeteneklerimi konuştururum:

- Danny Torrence gibi bir çocuğu tanıyamayacaksınız.

- Overlook Otel'inin büyüsünü hissedemezsiniz.

- 400 sayfalık güzel bir gerilim kitabı okuyamazsınız.

-''Işıltı''nın gücünü gerçek hayatta fark edemezsiniz.

- Medyum'u okumadan, Doktor Uyku'dan da çok zevk alacağınızı düşünmüyorum.

Daha saymama gerek var mı ? Bence yok. Kitabı okumak isterseniz Stephen King Etkinliğimize de bekleriz :#30096680. Zaten etkinlikte misiniz ? O zaman gözüm üzerinizde ! :D

Saygı ve Selametle
400 syf.
·Beğendi·9/10
Selamın kavle şekerler .. Bir etkinlik ve seneler sonra okuduğum bir isimle beraberiz bu kez sizlerle .. Kapı numaramız - söylemezsem olmaz - "666" olunca ve kitabı da onlarca kez izlediğim filmin üzerine okuyunca el mahkum yapayım dedim incelemeyi .. Bir de ilerde bahsedeceğim bir Edgar Allan Poe mevzusu var tabii .. Neyse efenim .. Bırakalım şimdi Stephen King' i , Shining ya da Medyum muhabbetini .. Gelin, 1820 lerde İngiltere'de kurşuni gri bir gökyüzü altında yaşamakta olan bir şahsın yanına götüreyim ben sizi..

Rica ediyorum kırmızı isme tıklayınız : (ayrı pencerede aç!! delirtme beni !! ) Percy Bysshe Shelley .. Bu abimiz romantik ve lirik şiir yazımında İngilitere'nin öncü isimlerinden imiş .. Biliyorsunuz , bilmiyorsanız da ben söyleyeyim ; ben ne şiirden ne de edebiyattan anlarım .. ŞİİRDEN TÖVBE ANLAMAM !! Lakin tarihi bolca okuduğum için geçen gün karşıma çıktı tesadüfen hikayesi .. Sizinle de paylaşayım istedim .. İşbu fındıhsız , fıstıhsız güllaç suratlı , tüysüz ve gözlerinden hüzün akan beyaz ETİ-PUF aromalı abimiz o zamanlar pek bir dertliymiş .. "Londra'nın içinde vurdular beni , KABAKLI KORNETE KOYDULAR beni" deye türküler çığırır imiş ... Efkarlıymış sizin anlayacağınız .. Sonradan 30 larında ölmeden öncesinde "kör" olarak nitelendirilenlerdenmiş .. Çok sonraları boğularak öldükten sonra BADEME evrilmiş ...AMA HAK EDEREK !! Soyadından çakozlayacağınız üzere Frankenstein ' ın yazarı Mary Shelley 'nin de kocası bu abimiz .. Şu satırları yazan ,

"Birbirine karıştırdım berbat lafları
Ve soran bakışları.."

ama o günün Londra halkı tarafından nedense

"kalenin ardı bostan,
yıkılsın yunanistan.
yunanistan kızları,
ne don giyer ne fistan..." kıvamında algılanan ve hiç okunmayan bir şair ..

Hal böyle olunca yılgınlığa düşmüyor ve çıkıyor evinin balkonuna, yazdıklarını çoğaltıp gelip geçenin üstüne atıyor .. Şişelerin içine koyup ,mantarla kapatıp, elinde yaptığı kağıt gemilerin içine koyup yüzdürmeye başlıyor ..Balonlara dahi bağlayıp uçurmuş.. Birilerinin eline geçsin okusunlar diye ..Esasen bir zamanlar yerlere atılan sex shop reklamlarının da atası dersek kendisi için yanlış olmaz sanırım... Yürek burkan bir hikayesi var .. O zamanlar sosyal medya yok tabii ..Bir tıkla milyonlar falan fistan .. Sadece o mu ? Ya Freud ? Rüyaların Yorumu kitabının ilk baskısının tükenmesini TAM 8 , yazıyla SEKİZ sene beklemişler .. Ya Stendhal ?!? Yaşar Kemal 'in yazmaya başladığı her yeni romanı öncesinde okuduğu Stendhal ? Bakın ben size anlatayım ... Stendahl ' ı pek çoğunuz okumuştur ama hikayesini hiçbiriniz bilmez .. Bilen varsa da selamlar olsun ..

Stendahl, değeri ölümünden takriben 50 sene sonra ve TESADÜFEN anlaşılmış bir yazar .. Yıllar sonra Paris' te mezarlıktan geçen bir yol yapımı sırasında Arrigo Beyle adlı birine ait bir mezarın üzerindeki italyanca "YAŞADI , YAZDI , SEVDİ" yazılarını okuyan bir italyanın , o mezarda ne işi olduğuna bir anlam veremeyen merakı sayesinde yeniden hatırlanıyor Stendhal ..Tesadüf bu ya!!! Tam da o sıralarda Streynski isimli bir profesör Stendahl 'ın doğduğu Grenoble 'e gidiyor... Can sıkıntısından incelemeler yaptığı şehir kütüphanesinde, toz toprak içinde el yazmalarına rastgeliyor .. Böylece '842 de ölen ve UNUTULAN Stendahl , '888 'de YENİDEN DOĞUYOR ..

Kuşkusuz Stephen King , yukarda belirttiğim örneklerin aksine günümüzde yazıyor olmasının ve teknolojinin avantajlarını sonuna kadar kullandı .. Günümüzde edebiyatta piyasa koşulları egemen .. Hem de sonuna kadar ! Ve King'in bir dahi olduğu da su götürmez bir gerçek ! Bu çok açık ! Tartışmaya dahi sunmam .. Çocukluğumun bir numarası OLMASA DA ( "BİR" numara her zaman için Clive Barker ' ındır !) ilk üçüne yerleşmiş isimdir Stephen King korku edebiyatı dendiği vakit.. Ama şu var ki ben her zaman gerek müzik , gerek edebiyat olsun AKÇELİ işlerden uzak olmuşumdur .. Bir yerde popülerlik var ise, orda cacığa su katarlar .. Ayran diye getirip korlar önüne .. Dolayısıyla , böylesi durumlarda "İŞTE ATIN ... AL ! BU DA TIMARIN !" diyebilmek elzemdir .. Benim izlediğim kadarıyla en son 2005 ağustosunda King ve amerikalı yazarlar , romanlarındaki karakterleri satışa çıkardılar ... Sözümona düşünce ve özgürlük adına yapılan bir açık arttırmayla karakteri satın alan kişinin adı o karaktere verilecekti .. Ben ilk kırılmayı burda yaşadım ve uzaklaştım King'den .. Romanın adı da Cep idi hatta .. Bu çok itici bence ..

Ne akla hizmet Medyum koymuşlar bu romanın ismini bilemiyorum ama romana gelecek olursak .. Arkadaşım bu roman bir KÜLT !! Bu olgu tartışmaya kapalı ! Önce onu bir kabul et .. Yani sen ben ve bir stadyum dolusu adam , bilmem neremizi yırtıncaya kadar aksidir diye bağırsak dahi ortada Shining diye bir film var KİTAPTAN uyarlanan .. Bu hususa da değinmem lazım defalarca izlemiş bir insan olarak söz konusu filmi .. FİLM AYRI , KİTAP AYRI GÜZEL .. Birincisi kitapta barok yani rahatsız edici bir anlatım mevcut .. En basitinden filmde yer alan otel halıları hipnoz verici ama mat bir görünüme sahipler .. Halbuki romanda anlatılanlar gayet işlemeli ve canlı bir ruh hali barındırıyor...Bunları niçin anlatıyorum ? FİLMLE KİTABI BİR TUTMAYASINIZ DİYE .. Kitapta olayların geçtiği otelin adı OVERLOOK .. Overlook ingiliççede TEPEDEN BAKMAK anlamlarını da barındırıyor ... Yani bir aşağılama da söz konusu .. ve söz konusu otel Colorado'da ..
YANİ ?
Yani söz konusu amerika tarihi olduğunda, kızılderili soykırımının en yoğun yaşandığı yerlerden biri .. Ve biz biliyoruz ki Hayvan Mezarlığı ' nı yazmış Stephen King , kızılderililerle ve onların mitosları ile yakından ilgili .. Diğer romanlarında bunun izlerine rastlamak mümkün ..

Kitabı okurken , benle beraber okuyan arkadaşlardan çok ve gereksiz tekrar olduğuna dair geri bildirimler aldım .. Lakin gözden kaçırdıkları mevzu şudur ki bu hem KORKU , hem GERİLİM , hem de "PSİKOLOJİK" unsurlar barındıran bir kitap ..Aslında kitabı , King 'in tahtına oturtan etkenlerden biri de bu .. Doğaüstü güçleri , gothic edebiyatı ve insan psikolojisini aynı potada eritmiş olması .. Sizce iğrenç ama bence güzel bir örnekle açıklamak gerekirse, ebeveynleri önünde cayır cayır osuran bir cocuğun haleti ruhiyesini tüm aile bireylerinin gözünden kapınıza getirmiş King .. İşte size sıkıcı ve tekrar olarak gelen ama şahısların ilerleyen bölümlerde gelişecek olaylara farklı tepkiler vermelerine sebep olacak olan ayrıntılar bunlar .. Örnek verecek olursak kitaptaki Jack karakterinin öfke patlamalarının hem anne hem de çocuğun gözünden anlatılması ..

Kitapta çok fazla öne çıkmıyor lakin filmde bu olgu kitapla paralellikler göstererek daha fazla öne çıkmış .. Nedir o dersen .. İZOLASYON !! İnsan ve insani "değerlerden" mahrum kalma .. Kendini bile isteye TECRİT ETME ..Bakın filmde geçen ve sonrasında KATATONIA ' nın ENDTIME parcasının başında yer alan şu alıntı özellikle kayda değer ..

-- Because for some people, solitude and isolation can of itself become a PROBLEM.

-- NOT FOR ME! ( JACK )

Kendini bilerek ve isteyerek çember dışında tutan, izole eden Jack ' in hikayesi içerisinde Edgar Allan Poe ' nun Kızıl Ölümün Maskesi izlerine rastlamak mümkün .. Biliyorsunuz spoiler vermiyorum ama burada da tıpkı Jack ' in ve ailesinin durumunda olduğu gibi zamanın kızıl vebasına karşın yüksek duvarlarla korunan kale duvarlarına kendini hapseden bir prens söz konusu .. King bu roman içerisinde , bu muhteşem hikayeye pek çok kez gönderme yaparak "MASK OFF ( maskeler aşağı!) " diyip POE ya selam çakmış ..

SONUÇ OLARAK KORKUNUN KÜLTLERİ ARASINDA YERİNİ SONUNA KADAR HAK ETMİŞ BİR ESER BU ...

SON OLARAK : gideceğiniz OTELLERİ İYİ SEÇİN ...
https://www.youtube.com/watch?v=7sxFyu_U2go

Ve sonradan eklenen İŞSİZLİK BONUSU : OSMANLI' DA SHINING İZLERİ ..

https://i.hizliresim.com/gPonXZ.jpg
  • O
    9.0/10 (588 Oy)555 beğeni1.602 okunma633 alıntı16.599 gösterim
  • Göz
    8.0/10 (495 Oy)373 beğeni1.546 okunma167 alıntı10.162 gösterim
  • Sadist
    8.6/10 (340 Oy)311 beğeni931 okunma133 alıntı8.229 gösterim
  • Hayvan Mezarlığı
    8.4/10 (916 Oy)776 beğeni2.814 okunma500 alıntı18.931 gösterim
  • Mahşer
    8.7/10 (331 Oy)303 beğeni835 okunma420 alıntı9.933 gösterim
  • Sis
    7.8/10 (241 Oy)180 beğeni846 okunma104 alıntı6.780 gösterim
  • Yeşil Yol
    9.2/10 (717 Oy)771 beğeni2.544 okunma389 alıntı17.993 gösterim
  • Sisle Gelen Yolcu
    8.7/10 (560 Oy)472 beğeni1.726 okunma203 alıntı6.653 gösterim
  • Şeytan Yemini
    8.6/10 (632 Oy)578 beğeni2.217 okunma835 alıntı7.588 gösterim
  • Yüzüklerin Efendisi - Kralın Dönüşü
    9.5/10 (734 Oy)786 beğeni2.151 okunma462 alıntı6.603 gösterim
382 syf.
Jack Torrance ve ailesi'nin bir otel de işe başlamasıyla birlikte yaşanan olaylar olaylar :) Bakmayın güldüğüme çok sürükleyici bir kitap...

Tabi ki beğendik tabi ki tırstık, Bütün kitapların da olduğu gibi bizi içine alıp götürdü.

Sadece kitabın sonu biraz sönük kalmış. Yada benim beklentim daha büyüktü. Mithril / Corso aydınlattı sağolsun, Doktor Uyku devam kitabı olarak mevcutmuş .

20 alıntı paylaşmış olmak ayrı bir keyif ayrıca :) Gidip bakın okuyup üfledim :)
400 syf.
·11 günde·8/10
Bir kitap düşünün ki, orijinal adı kitaba “Medyum” filme “Cinnet” olarak çevrilsin, bir kitap düşünün ki iki dehayı yani Stanley Kubrick ve Stephen King’i birbirine düşman etsin. Bir roman uyarlaması düşünün ki, kitap ile filmin arasında Hobbit Köy ile Mordor kadar fark olsun.

Çeviri farklılığından dolayı ben kitabın adını telaffuz ederken orijinal adını yani “Shinning”i kullanacağım bilginiz olsun.

UYARI, Spoiler’ın kökünü kazıyacağız bu incelemede. O yüzden bunu hesap ederek okumaya devam etmelisin. Bakıyorum ki, okumaya devam ediyorsun, o zaman başlayalım…
UYARI 2 (İKİ), bu kitaba ve filme eleştirisel yorum çok az bulursunuz. Google’a yazın mükemmele ermiş bir kitap ve film bulacaksınız. Bu incelemede bol keseden BAŞYAPIT ve KÜLT kelimelerini bulamayacaksınız…

Öncelikle başlangıç olarak film ile kitap arasında fazlasıyla fark olduğunu, sonunun dahi farklı olduğunu bildireyim. Filmde olup, kitapta olmayan bolca sahne var ama film kitabın yanında sönük kalıyor bunu bilmenizde fayda var. Ben “Shinning”i izleyeli rahat 10 yıl olmuştur. Stanley Kubrick sever bir insan olarak filmi o zaman yeterli bulmuştum. Özellikle çekildiği yılı düşünürsek başarılı dememek için bir seçeneğiniz kalmıyor(du) açıkçası. İlk izlediğimde “Danny Torrance”i oynayan Danny Lloyd’un ve “Wendy Torrance”i oynayan Shelley Duvall’in çok yanlış bir seçim olduğunu düşünmüştüm. Çocuklar genellikle iyi roller yaparlar ama “Shinning”’in Dany’sini pek yeterli bulmamıştım lakin en büyük hayal kırıklığı “Wendy Torrance” rolüydü. Çok kötü bir oyunculuk, aşırı abartı, mantıksız sallanmalar ve psikolojik gerilim yerine, eğreti bir rol yapma oyunu. Çok başarısız bulmuştum… Kitabı okurken, Netflix üzerinden “Shinning”i de bölüm bölüm izlemeye başladım. Ve ilk film hakkında ne düşündüysem, on kat daha kötü yorumlar yapmaya başladığımı gördüm.

“Jack Torrance”e hayat veren Jack Nicholson tam anlamıyla rolünün adamı olmaya çalışmış, geri kalan oyuncular çokta hakkını verememiş bu net olarak gözüküyor. (Bu arada King, Nicholson’ın oyunculuğunu da beğenmemişti.) Özellikle eski Amerikan yapımı filmleri izleyen izleyicilere şunu da söylemekte fayda var ki, Stanley Kubrick’te olsanız, Alfred Hitchcock’ta olsanız, özellikle 90lar öncesi Amerikan hükümetinin ve halkının bağnazlığı yüzünden sinemada özgür değildiniz. Özellikle kanlı sahneler, cinsellik içeren sahneler, siyahi oyuncular vs filmin protesto edilip, gişede çakılması için yeterli nedenlerdi. Sonlarda iş değişti tabi, birden Amerika özgür bir ülke imiş havasına bürünüldü. Algıda öyle bir oynadılar ki, insanlar Amerikan halkının bağnazlığından bihaber oldular. Biraz hatırlamak isterseniz, Howard Zinn ‘in Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız kitabına yapmış olduğum incelemeyi okuyabilirsiniz. ->> #38969673

Konuyu dağıtmadan hemen geri döneyim… “Shinning” yazıldığı yıl ve film olarak uyarlandığı yıllara bakıldığında iyi örnekler olabilirler lakin, bu eserler günümüzde hala en iyi kitap ve filmler arasına giriyor ve hala okunuyorsa, 2019 üzerinden bir bakışı da hak ediyor demektir. Sonuçta yorumlayabileceğimiz şey bir tarih değil, gerilim romanı. Ondan önce yazılmış nice bilimkurgular, distopyalar var ki, kendisinden daha ürkütücü. O yüzden 1977 yılını teknik ve düşünsel imkansızlıkların olduğu bir yıl olarak görmemekte fayda var.

“Shinning” konusu itibariyle başarılı bir gerilim romanı mı? Evet.

“Shinning” içerdiği öğeler itibariyle, yazıldığı yılda göz önüne alınarak yorumlandığında, fikir üretme bakımından ve okura yeni bir şeyler verebilen bir roman mı? Evet.

“Shinning” 400 sayfalık bir kitap olmayı sonuna kadar hak ediyor mu? (Bence) Hayır.

“Shinning” kitabı ile filmi aynı paralelde mi ilerliyor? Hayır, sonları bile farklı.

“Shinning” okuru sıkmadan, onu boğmadan, sürekli bir sonraki sayfayı merak ettiriyor mu? (Bence) Hayır.

“Shinning” filmini izleyen, romanı okumasa olur mu? Hayır, olmaz. Kitap filmden çok daha güzel olmakla birlikte, film Kubrick kitap King eseridir. Kubrick kendi “Shinning”ini yaratmıştır. King ile de düşman olmuşlardır.

“Shinning” filmi, kitabın hayal gücüne yaklaşabilir mi? Hayır ama; Kubrick’te kendi yeteneğinin ötesine geçerek muazzam sahnelere imza atmıştır. Filmi izlerken sadece film olarak değil, teknik detaylarına da bakmayı denerseniz, bu söylediğimi anlayacaksınız. (King bu çekimleri de beğenmemeiştir.)

“Shinning” insanın uykusunu kaçıracak cinsten bir roman mı, yoksa abartılıyor mu? (Bence) uyku kaçıracak cinsten bir kitap ya da film olmamakla birlikte, çok daha iyi kitap ve uyarlamalar bulunmaktadır. (İzlemediyseniz Netflix yapımı psikolojik gerilim olan “The Haunting of Hill House”a bir bakın derim. Kitabı hakkında olumlu yorum az ama dizi beğenildi.)

Stephen King’in bütün uyarlama filmlerini izledim. İzlemediğim yok. Birçoğu zaten başarılı uyarlamalar değil biliyorsunuz. Özellikle yeniden çevrilen “O” iyi bir izlenim bırakabildi ve devamı geliyor. “Hayvan Mezarlığı” yeniden çevrildi ve bir şeyler eksik gibi geldi bana. Film aceleyle çekilmiş, birileri bir yere yetişiyormuş gibi gelmişti bana. Supernatural’ın sıradan bir bölümü gibiydi.

King’in esin kaynağı yazarları oldukça kuvvetli isimlerdir. Yani hayal gücüne destek olarak çok sağlam bir alt yapıyı kullanmaktadır. Nathaniel Hawthorne, Edgar Allen Poe, HP Lovecraft gibi. Bu yüzden midir bilinmez ama neredeyse her yıl bir kitap çıkarabiliyor. Hatta J.R.R. Martin bu konuyla ilgili nasıl yapıyor bilmiyorum ama her yıl bir kitabı var diye hakkını teslim ediyordu. Kendisi de “Buz ve Ateşin Şarkısı” serisinin devam kitabını hala çıkaramayarak bir rekora koşmaktadır. Kaç yıl oldu yahu? Neyse…

King’i sevenler var sevmeyenler var. Bu zaten normal bir şey, her şeyin bir seveni ya da sevmeyeni var. Art niyetli sevmeyeni de var, olduğundan daha fazlasını vermek için ciğerini paralayanda var. Bir yazar sürekli çok satanlarda olup, sağlam bir kitle oluşturduğunda, onun kitabını okuyup, beğenmeyen insanların olumsuz yorum yapmaktan çekindikleri oluyor. Bunun nedeni, ya kendilerinde bir sorun olduğunu düşünmeleri ya da kara koyun olmak istemedikleri içindir. Öyle okurlar vardır ki, yazardan daha çok kitabı savunur mesela, bu durumu anlamak mümkün olmamakla birlikte, çok film izleyenler yani sinefiller de bir filmi yüceltmekte çok başarılı olurlar. Aynı fikirde değilseniz, topla tüfekle sizin karşınıza çıkarlar. İnsanlar bu tepkiler yüzünden sevmedikleri şeyleri dile getirmekten çekinirler…

Ben “Shinning” okurken bir ara kitabı duvara atmak istedim, TV’nin ekranının tam ortasına kafa atıp, kafamı diğer tarafa çıkarmak istedim, belki de kitabı yemek bile istemiş olabilirim, o kısmı tam hatırlamıyorum. Öyle gereksiz bir anlatımla karşılaştığım yerler vardı ki, kitabın devamında gram bir işe yaramadı, faydası olmadı. İşte bazı okurlar, bu kısımları ya hatırlamıyor ya hatırlamak istemiyor, ya da gerçekten işkence çekerek okuduklarını iyi yazılmış satırlar olarak algılıyorlar ya da sorun ben de. : ) Ben de değil biliyorum. Olsaydı haberim olurdu ama değil. Kitap okumayı ve kitaptan zevk almayı, film izlemeyi ve filmden zevk almayı bilen bir insanım. O yüzden şahsen ben de bir sorun yok. Sadece kitabın uzatılmış sayfalarında boğulurken, bunun hiçbir mantığı olmadığını savunan bir okurum. Banane King’in keyfe keder yazdığı ve uzattığı satırlardan. Yazarlar bunu seviyor diye, kitabın alıcısı ben sevmek zorunda mıyım? Hayır. Sevmedim ve dile getiriyorum. Kitap kötü bir kitap mı? Hayır, hayır konu o değil. Konu benim zamanımı çalan sayfalar ve gereksiz detaylar. Bilmem anlatabildim mi…

Film, kitabın yanına yaklaşamaz bunu bir kez daha belirteyim. Kubrick, King uyarlaması bir film yapmamış, Kubrick kendi “Shinning”ini yaratmış. O yüzden de King, sevgili Kubrick’ten nefret etmiştir. Halbuki, konu projedeyken ikisi de ponçik bir ikili imiş. Kubrick bir King romanı uyarlaması çektiği için, King ise kitabının uyarlamasını Kubrick çektiği için mutluymuş. Ama mutluluk bazen ters tepebiliyor. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi…

Kitabın konusu ve karakterleri kesinlikle muazzamdır. Bu konuda eleştiri yapmak fazla ciddiyetsiz ve samimiyetsiz olur. Agatha Christie kitaplarının sayfa sayıları genel olarak 150-300 sayfa arasındadır. Bu sayfalar dahilinde çoğunlukla okur diri kalır. Okuru sıkmadan, işi dolandırmadan, gereksizce uzatmadan çoğunlukla iyi eserler ortaya çıkarır. King kısa yazmayı sevmiyor, ilk önce bunu anlayın sevgili okurlar. Adam yazmak istiyor, yazıyor, yazıyor ve doymuyor, daktilo ile uyuyor olabilir. Benim eleştirim tam olarak bunadır. Tadında bırakmak yerine, çok uzatmış. Kitap uzun değil diyen okurları anlamakta zorlanırım, kusura bakmasınlar.

Bu satırları King okusa, bana canın cehenneme diyebilir, hakkıdır. Ama ben de ona senin canın cehenneme; sen yazarsın ben okurum, senin yazdığın benim beğendiğim ya da beğenmediğim kadardır, sen yazmakla özgürsün ben de beğenip beğenmemekle ilgili bu satırları yazmakta özgürüm diyebilirim. (Yüzünüzde tebessüm oluşturma amaçlı bir parodidir, ciddiye almayın.)

İnsan karşısındakine kendisinden fazla saygı gösterme eğilimine girerse kendisine olan saygısını kaybeder, kendisini kaybedip karşısındakine hakaret ederse de kendisinin saygısız bir insan olduğunu gözler önüne serer. Ben yazamayacağım kitapları yazmış olan bir yazara saygılarımı sunuyor, mutfağından çıkan yemeğin herkes tarafından beğenilme imkanının olmadığını belirtmek istiyorum. Kimine göre tuzu fazladır, kimine göre yağı azdır, kimine göre de her şeyiyle enfes, kimine göre de hayatlarında ki en kötü yemek deneyimidir.

“Shinning” ile abartma seansları yapan okur ve izleyicileri bir kenara bırakırsak, kitabın karanlık havasının filmde olmadığını, sayfa uzunluğu ile anlatılanlara bakıldığında “kırpılması” gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz? Stephen King, kendi kitabının uyarlamasını kesinlikle beğenmemişken, sırf bu filmden daha iyi eser yapmak için kendince bir mini dizi ortaya çıkarmışken, insanların bu filmi bir baş yapıt olarak görmesi… Yani muazzam bir tezatlık değil midir? Kitabın yazarı diyorum; yönetmeninden tutun, senaryosundan, başrol oyuncusuna kadar beğenmezken, kitabı okumuş ve filmi izlemiş olan Kingciler filmi KÜLT diye tanımlıyor. Gerçekten şaşılacak iş. (Kült’ün anlamına da bakın bu arada. Sinema dünyasına nasıl girmiş bu kelime o da ayrı bir konu.) İşte biz bunlara KiNGten çok KiNGciler diyoruz. =)))

Benden bu kadar sevgili okurlar. Kitap ve film hakkında söyleyeceklerim kısaca bu kadar. Ben buraya ne yazmış olursam olayım, ne düşünürsem düşüneyim, yorum yaptığım kitap veya film herkeste farklı hisler yaratacaktır. O yüzden incelemenin alt metni BENCE üzerine kuruludur. Kitabı eleştirdiğim konu bellidir, yoksa ana temasına ve kurgusuna tek kelamım yoktur, keyif almamak imkansıza yakındır. Stephen King’e teşekkürlerimle. (Ama detayları daha dolu ve kısa metinlerle bize sunsan, ana konu hep yüksek gerilim hattı gibi bizi çarpsa daha iyi olmaz mı?)

Kitabın devamı olan “Doctor Sleep”i de okuyacağım tabi ki. Ayrıca, “Shinning” in devamı olarak, “Doctor Sleep” 2019 yılında, Warner Bross etiketiyle beyazperde de olacak, bilginize…

İnsan şu soruyu sormuyor değil, hem film hem de kitap gerçekten bir efsane mi, yoksa abartının bir örneği mi? İnsanlar abartıyı sever, kestaneleri efsane yapmayı, efsanaleri de kestane yapar. Örneğin Star Wars'ı izleyip sevenleri var, izlemeden nefret edeni de var, izleyip çok büyüten sevenleri olmasına karşın izlemeden bile o yeee Star Wars "Güç Seninle Olsun" mottosunu ezberleyen de var. Kimine göre abartılmış bir seri olmakla birlikte kimine göre de LEGEND kategorisinin en tepesindedir. Kimileri Işın Kılıcı seviyor, kimileri sevmiyor demek ki. Birisine saçma gelen, bir diğerine efsane gelebiliyor demek ki...

“Shinning”i okuduysanız ya da izlediyseniz, sizin görüşünüz nedir?

*

Stephen King etkinliği düzenleyen #46898092 Hakan Arık kardeşime teşekkürlerimle.

Sağlıcakla kalınız…
382 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10
Stephen King, benim okuma hizimdan daha yuksek hizla yazan bir yazar. Her kitabini okumaya imkan olmadigindan onun kitaplarinda daha bir secici oluyorum okumak icin. Nitekim bu kitap da okumayi dusundugum bir kitap degildi. Ancak gecenlerde ucuncu defa Friends izlerken Joey’in bu kitaptan inanimaz korktugunu ve okuyamayip buzlukta sakladigini gorunce merak ettim ve edindim.
Ne yalan soyleyeyim, eskiden doga ustu yaratiklardan korkardim. Ancak ne zaman ki onlara inancim kalmadi, korkularim da inancimla uctu gitti. Artik karanlikta saklanan hayaletlerden degil, karanlikta gizlenme ihtimali olan hirsiz ve katillerden daha cok korkuyorum. Bu sebeple de doga ustu yaratiklarla kurgulanmis filmler beni korkutmak bir kenara, sadece guldurebiliyordu.
Ama bu kitap… Evet korku degil belki yine de ama bu nasil bir gerilimdir!
Oncelikle sunu belirtmek isterim ki kitabin orjinal ismi “The shining” (Isilti). Bence Medyum dogru bir tercume de degil.
Basrolumuzdeki 5 yasindaki Danny’miz bir medium degil, bazi seyleri hissedebilme yetisine sahip, yetenekli bir cocuk. Ki kitaptaki bu “isilti sahibi’ olarak tanimlaniyor. Kitap genel olarak ruh (ya da enerji, nasil tanaimlamak isterseniz) bir otelde, bir kac aylik bir surecte geciyor.
Tirnaklarimi kemire kemire okudugum, kalp atislarimin ust limitlerde seyrettigi bir kitapti. Her Stephen King eseri gibi kisitli mekanda derin ve bol betimlemelerle doluydu. Yine okudugum cogu SK kitabindaki gibi asil kahraman yine bir kadindi ve nerdeyse tum karakterlerin cocukluklari problemli ailelerde gecmisti.
Icerik hakkinda bilgi vermeyecegim ancak gercekten cok sevdim. O kadar sevdim ki, Doktor Uyku’nun bu kitabin devami niteliginde oldugunu ogrendigim an hemen siparis bile ettim.
382 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Medyum" fazlasıyla ünlü bir kitap. Kitabın adını duymadığını iddia edenler bile "The Shining"den gayet alışkınlar hikayeye. Kitap mı iyi film mi gibi gereksiz bir tartışmaya girmeyeceğim elbette. Çok başarılı uyarlama filmler olmasına rağmen kitapların avantajı her zaman daha çoktur. "The Shining" de tüm zamanların en iyi korku filmlerinden biri olarak görülür, fakat şöyle de bir durum vardır ki; Stephen King filmi beğenmediğini söylemiş. Başta anlam veremesem de kitabı okuduktan sonra mantıklı gelmeye başladı bu açıklama. Yanlış anlaşılmasın, filmi çok seviyorum bu kesin bir nokta. Fakat nedense kitaptaki Kingvari unsurlar filmde kendine yer bulamamış. Kubrick kendi imzasını attığı kadar King'in imzasını da biraz yok etmiş. Ortaya son derece başarılı bir film çıkmış olsa da bir tarafın üzülmesi kaçınılmaz olmuş.

Stephen King deliliğin sınırlarında dolaşırken elini tutmak isteyeceğiniz bir yazar. Bu kitaptaki en büyük imzası o. Anlatımını karakterlerin iç sesleri ile çeşitlendirmesi çoğu kitabında başarıyla yer verdiği bir anlatım unsuru. "Medyum"da ise bu unsur fazlasıyla ön planda, öyle olmak zorunda. Overlook'ta psikolojik dengeler yavaş yavaş yerinden oynarken bunun ne kadar başarılı yapıldığına inanamayacaksınız.

Kubrick'in görsellerle yaptığını King kelimelerle yapmıştı zaten. Devasa Overlook Oteli'nde yapayalnız kalmış olma hissi kitabın her yerinde. Yalnızlığın ürkütücü gerçekliği karakterler üzerinde gösterdiği aynı etkiyi okuru üzerinde de gösteriyor. Ayrıca King karakterlerine yoğunlaştığı bölümlerinde size sadece onların durumunu ve düşüncelerini aktarmıyor, el ele tutuşup karakterin kafasına giriyorsunuz.

Bu bahsettiğim unsurlarla şekillendirdiği çevrede yaşattığı karakterleri de birbirinden unutulmaz hale geldiler. Torrence ailesi her türlü detayıyla iyi düşünülmüş iyi şekillendirilmiş bir aile. Oldukça gerçekçi. Karakterlerimizin iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkmadan önce geçmişleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamız ve bunun başarılı bir şekilde yapılması gayet yararlı bir zemin oluşturuyor.

Gerilim unsurunu bu kadar yerinde kullanabilen yazar azdır. "Medyum" kesinlikle yazması zor bir roman. Dilinden bahsetmiyorum bile, Stephen King kaleminden çıkıp da su gibi akmayan tek bir roman bile okumadım. Filmi kitaptan önceye yerleştirmek asla huyum değildir, fakat çok çok önceden "The Shining"i izlemiş bulundum. Benim gibi yapmış olanlar da tedirgin olmasınlar, kitapların bambaşka bir dünya olduğu gerçeği olduğu gibi bir de Stephen King kitaplarının çok başka bir dünya oldugu gerçeği var.
382 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
O kadar sürükleyici bir kitap ki okurken çoğu cümleyi alıntı yapmayı unutmuşum. Bunu kitap bitince alıntılara bakarken anladım.
Bu King kitabını da en yakın arkadaşım aldı King sevgimi bildiği için. Tabi bu kitabı nazlı bir şekilde de olsa benimle birlikte okuyan https://1000kitap.com/nausicaa 'e çook büyük teşekkürlerimi sunuyorum. :D
Stephen King'in okuduğum 3. kitabı oldu bu. Okuduğum kitaplar arasında bir sıralama yapsam ilk beşe rahat girer. Muhteşem bir kurgu, muhteşem bir hikaye, muhteşem bir yazar... Resmen o otelde kendimi hissettim ve iliklerime kadar korkuyu hissettim. Bu adamın başarısı da bu sanırım; kendinizi karakterlerin yerine koymanızı sağlıyor ve bunu başarıyor. Betimlemeler zaten muazzam ve bu sayede kendinizi orada hissediyorsunuz.
Spoiler olmasın diye uzatmıyorum korku türünü sevmeseniz bile kesinlikle alın okuyun. Bu başyapıt kaçırılmaz. :)
382 syf.
Jack Daniel Torrance ve Danny Torrance bu ikileye dikkat. Baba ve oğlunun dünyasına iki kez giriş yaptım. Daha önceden okumuştum fakat Jack'in dünyasına tekrar dalmak istedim. İyi ki yine okumuşum. Her ne kadar sahneleri, olayları bilsemde yine gerildim.

Hafif spoiler var...
Jack Torrance'ın içki ile problemleri var ve bunu ailesine, çevresine de yansıtıyor. Küçük Danny için de sorun oluyor, her ne kadar babasını çok sevsede durumdan çok rahatsız. Öğretmen olan Jack bir sebeple işten ayrılmak zorunda kalıyor ve otelde çalışmaya başlıyor. Otelde sadece kendisi ve ailesi kalıyor. Dağlık ve ulaşımı zor bir yerde olduğu için kışları aktif değil otel. Kendi başlarına, kendi içlerinde gerilmeye ve okurları da germeye başlıyorlar.

Danny'de ise ışıltı var, bu yeteneğinin farkında ve çok güçlü ışıltısı. İstediği kişilerin içini okuyabiliyor. Birde arkadaşı Tony var. Sadece Dany görebiliyor, Tony'den gelecekle ilgili uyarılar almakta fakat Dany sanki başka aleme geçiyor. Kitleniyor ailesi de durumdan rahatsız.

Otelde hayaletler cirit atıyor, tam lanet çökmüş otelin üzerine. Danny'nin çok işi var... 217 nolu odadan da uzak dur Danny ve okurlar sizde uzak durun. Ordakini hiç sevmiyorum hem de hiç sevmiyorum.

Kitabın dili hiç sıkmıyor, akıcı ilerliyor ve kitabın yarısına kadar hafif olaylar var. Sabırlı olursanız yarısından sonra neler olduğunu göreceksiniz.

Doktor Uyku'da devam kitabıdır. Stephen King bu kitabı da seneler sonra yazmıştır. Danny Torrance'ın dünyası kaldığı yerden devam ediyor.
382 syf.
·Beğendi·10/10
Selam!
Sonunda Stephen King'in "Medyum" kitabını okudum. Cidden kitap benim beklemediğim kadar iyiydi. Yazarımız yine yeteneğini konuşturmuş :D

Normalde çok fazla gerilim kitabı okuduğumdan, Stephen King'in de çoğu kitabında korkmam. (yani şu zamana kadar hiçbirinde korkmamıştım :D)

Ama Medyum gerçekten farklı. Okurken bazı yerlerde ürpermeme engel olamadım. Özellikle o 217 numaralı oda... Detayları öyle iyi anlatılmıştı ki, resmen odaya ışınlanıp oradan izledim sanki olanları.
.
(NOT: Eğer korkmak istiyorsanız, gece okumanız tavsiyemdir. Şahsen test edilip, onaylanmıştır :D)
.
Karakterler...
-------------------------------------------------------------
Karakterler mükemmeldi, hepsi aynı normal insanlar gibi davranıyorlardı. Ve hiçbiri mükemmel değildi. Bu da, dediğim gibi onları çok daha gerçekçi kılmıştı. Hepsini ayrı ayrı sevdim. Ama favorilerim tabii ki Dick ve Danny oldu.
------------------------------------------------------------

Aslında kitabın konusu ile ilgili çok fazla bilgi verip heyecanınızı kaçırmak istemem, bu nedenle şöyle kısaca bahsedip, geçeceğim.
--------------------------------------------------------------- Torrance ailesinin babası olan Jack'in, öğretmenlik kariyerinde yaşadığı bir olay yüzünden, mesleğine son verilir. Bir süre sonra ise, kitapta tüm olayların geçtiği Overlook Oteli'nde işe girer.
Sezon sonu olduğundan kimse bu eski otele uğramazken, 5 yaşındaki oğlu Dan ve karısı ile burada kısa süre için yaşamaya başlarlar.
Her şey normal gibi görünürken kış bastırır ve yağan kar yüzünden otel ıssız bir yere dönüşür.
Dan, sıradan bir çocuk değildir ve insanların düşüncelerini okuyabilmekte, onların göremediği şeyleri görebilmektedir.
Otele gelişlerinden itibaren otelin duvarlarında, halılarda garip şeyler görmeye başlar. Ailesini uyarmaya çalışır ama, artık çek geçtir. Otelin uğursuzluğu ailesi sarmıştır...
---------------------------------------------------------------
Güya kısa yazacaktım :D Neyse, bu kitap da bu şekildeydi.
Sanırım benim için Stephen King'in en iyi kitabı olmayı başardı. Başta da söylediğim gibi, harika bir roman...
Hala okumadıysanız, kesinlikle okuyun! Pişman olmayacaksınız!
.
Kitaplarla kalın! <3
.
.
.
382 syf.
·7 günde·9/10
Meşhur "The Shining" filminin uyarlandığı kitap. Filmi izlememiştim lakin kitabı okuduktan sonra merakla izlemeyi bekliyorum. Okurken birçok sahnenin gözümde canlanmasını istedim. Okumaya da sitedeki etkinlikten dolayı başlamıştım.
İlk başlarda çok sarmamıştı kitap. Biraz ağır ilerliyor, daha kısa bir anlatımla da aynı tadı verebilirdi bence yazar.
Overlock oteline bakıcı olarak taşınan bir ailenin başına gelen esrarengiz ve korkutucu olaylar...Açıkçası ağır kış şartlarından dolayı otelde 6 ay boyunca hapis kalmak, bir yere gidememek ve kimseyle iletişim kuramamak düşüncesi daha baştan insana kafayı sıyırttırıyor. Kaldı ki orda yaşamaya başlayacak olan bir aile sizce ne kadar süre normal kalabilir? Hele de kaldıkları yerde normal değilse?

Sonlara doğru epeyce hareketlenen, güzel bir Stephen King romanı. Bu yazarın hayal gücüne ve kurgulama yeteneğine hayranım. Üst düzey bir hayal gücüne sahip. Yoksa bu kadar çok kitabı nasıl yazabilirdi ki?
Önce okuyun, sonra da uyarlama filmini izleyin derim. :)
Tam bir başyapıt. Okurken tüylerim tam anlamıyla diken diken oldu. Jack Torrance in nasil delirdiğini, otelin aileyi nasil parçaladığını ve küçük çocuğun otelde nasıl felaketlerle karşı karşıya kaldığını okudukça nabzınzın arttığını hissediyorsunuz ve bu tempo kitap boyunca düşmüyor. Korku severlerin mutlaka ama mutlaka okuması gereken bir kitap. Kitapta en çok asansörün kendi kendine hareket etmeye başladığı kısmı beğendim. Eleştireceğim nokta ise sonunu pek beğenmedim ama yine de korku severlerin okuması gereken bir Kitap.
Yaşamı boyunca sinirlerine hakim olmaya çalışmıştı. Başarısızca.
Stephen King
Sayfa 101 - Altın Kitaplar
Freud bize bilinçaltının hiç bir zaman konuştuğumuz dilde düşünmediğini söylemişti. Ancak simgelerle kendini ifade etmeye çalışır.
Stephen King
Sayfa 238 - Altın Kitaplar
" Titanic yalnızca bir sefer yaptı Bay Torrance. Bu asansör 1926'dan beri çalışıyor."
Stephen King
Sayfa 88 - Altın Kitaplar
Bunun iradeyle, içki içmenin ahlaklılığıyla ya da karakterinin zayıf veya güçlü olmasıyla hiçbir ilgisi yoktu. İçinde bir yerde çalışmayan bir sigorta, bozuk bir bağlantı vardı.
Stephen King
Sayfa 100 - Altın Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Medyum
Baskı tarihi:
10 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754055858
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Shining
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Jack Torrance’ın Overlook Oteli’nde işe başlaması, yaşamında yepyeni bir sayfa açabilmesi için bulunmaz bir fırsattı. Mevsim sonunda müşterilerin uğramadığı bu eski otelin bekçiliğini yaparken, ailesiyle bolca birlikte olabilecek ve romanını yazabilecekti. Ama sert kış havası kendisini göstermeye başlayınca, bu sakin mekân iyice ıssızlaştı... Uğursuz korkunç güçlerin Overlook Oteli’ni sarmaya başladığını yalnızca eşsiz bir yeteneğe sahip olan beş yaşındaki Danny Torrance fark etti. “Edgar Allen Poe’dan bu yana ıssız mekânları, sınır tanımayan korkuları en iyi anlatan yazar.
—Entertainment Weekly
“Hayal bile edemeyeceğimiz şeyleri öylesine korkunç betimliyor ki, sokak kapınızın kilitlerini iki kez kontrol etmek gereksinimini duyuyorsunuz.
—Boston Globe

Kitabı okuyanlar 1.234 okur

  • elif
  • Pınar Ozansoy
  • Yılmaz cıncık
  • Kezban Şirin
  • Ahmet Erduran
  • selin
  • Özge Çetin
  • Kübra Güven
  • Ülkər Nəsibova
  • Dila Coşkun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%24.2
25-34 Yaş
%27.1
35-44 Yaş
%25.2
45-54 Yaş
%12.7
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.5
Erkek
%35.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (99)
9
%27.5 (109)
8
%27.8 (110)
7
%12.1 (48)
6
%4.8 (19)
5
%1.5 (6)
4
%0.3 (1)
3
%0.5 (2)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları