• "Bazı mekânlar insanlar gibidir: bazıları parlar, bazıları parlamaz."
    The Shining
  • All the world's a stage,
    And all the men and women merely players;
    They have their exits and their entrances,
    And one man in his time plays many parts,
    His acts being seven ages. At first, the infant,
    Mewling and puking in the nurse's arms.
    Then the whining schoolboy, with his satchel
    And shining morning face, creeping like snail
    Unwillingly to school. And then the lover,
    Sighing like furnace, with a woeful ballad
    Made to his mistress' eyebrow. Then a soldier,
    Full of strange oaths and bearded like the pard,
    Jealous in honor, sudden and quick in quarrel,
    Seeking the bubble reputation
    Even in the cannon's mouth. And then the justice,
    In fair round belly with good capon lined,
    With eyes severe and beard of formal cut,
    Full of wise saws and modern instances;
    And so he plays his part. The sixth age shifts
    Into the lean and slippered pantaloon,
    With spectacles on nose and pouch on side;
    His youthful hose, well saved, a world too wide
    For his shrunk shank, and his big manly voice,
    Turning again toward childish treble, pipes
    And whistles in his sound. Last scene of all,
    That ends this strange eventful history,
    Is second childishness and mere oblivion,
    Sans teeth, sans eyes, sans taste, sans everything.

    Bütün dünya bir sahnedir
    Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu
    Girerler ve çıkarlar
    Bir kişi bir çok rolü birden oynar,
    Bu oyun insanın yedi çağıdır.
    İlk rol bebeklik çağıdır,
    Dadısının kollarında agucuk yaparken...
    sonra mızıkçı bir okul çocuğu...
    Çantası elinde, yüzünde sabahın parlaklığı
    Ayağını sürerek okula gider...
    Daha sonra aşık delikanlı gelir,
    İç çekişleri ve sevgilinin kaşlarına yazılmış şiirleriyle..
    Sonra asker olur, garip yeminler eder.
    Leopara benzeyen sakalıyla onurlu ve kıskanç,
    Savaşta atak ve korkusuz,
    Topun ağzında bile şöhretin hayallerini kurar...
    Sonra hakimliğe başlar,
    Şişman göbeği lezzetli etlerle dolu,
    Gözleri ciddi, sakalı ciddi kesimli...
    Bilge atasözleri ve modern örneklerle konuşur
    Ve böylece rolünü oynar...
    Altıncı çağında ise palyaço giysileriyle,
    Gözünde gözlüğü, yanında çantası,
    Gençliğinden kalma pantalonu zayıflamış vücuduna bol gelir.
    Ve kalın erkek sesi, çocukluğundaki gibi incelir.
    Son çağda bu olaylı tarih sona erer.
    İkinci çocukla her şey biter.
    Dişsiz, gözsüz, tatsız, hiç bir şeysiz..
  • Gil-galad was an Elven-king.
    Of him the harpers sadly sing;
    the last whose realm was fair and free
    between the Mountains and the Sea.

    His sword was long, his lance was keen.
    His shining helm afar was seen;
    the countless stars of heaven's field
    were mirrored in his silver shield.

    But long ago he rode away,
    and where he dwelleth none can say;
    for into darkness fell his star
    in Mordor where the shadows are.
  • 1. Marriage story
    2. Lost in translation
    3. Bird box
    4. The revanant
    5. Eternal sunshine of the spotless mind
    6. Revolutionary road
    7. Cebimdeki yabancı
    8. Hacksaw Ridge
    9. Erin Brokovich
    10. Seven
    11. Argo
    12. Dunkirk
    13. Yes man
    14. Interstellar
    15. Big fish
    16. Zodiac
    17. It
    18. The shining
    19. Gone girl
    20. Room
    21. Inception
    22. Limitless
    23. Good will hunting
    24. The social network
    25. The imitation game
    26. Django unchained
    27. A quiet place
    28. Ray
    29. Green mile
    30. 12 years a slave
    31. Passengers
    32. Pulp fiction
    33. The pursuit of happyness
    34. Delibal
    35. The notebook
    36. Kelebeğin rüyası
    37. Aile arasında
    38. Roma
    39. Her çocuk özeldir
    40. Harry Potter serisi
    41. Irishman
    42. The blind side
    43. Lord of the rings serisi
    44. Shutter island
    45. Lawrence of Arabia
    46. Matrix
    47. Lucy
    48. Gladiator
  • I smiled back at him. I saw nothing but the boy that I loved shining at last. Every honor lavished on him, every altar built in his name, every admirer who crowded him, these felt like gifts to me, for he was mine.
  • In shining flowers the rain sheds warmth
  • 518 syf.
    ·11 günde
    İçimde git gide azalan film izleme arzusu beni hayrete düşürüyor, bir zamanlar beni içine çekmiş olan bu evren(her hafta bir yönetmen belirleyip filimografisini baştan sona izlemek, mini festivaller düzmelemek) artık uzun zaman sonra yolda denk geldiğiniz ve eski güzel günleri anımsatan bir dost kimliğine büründü (tabi bunda ilgimin edebiyat ve resme kayması da etkili). Ama her şeye rağmen sanata olan ilgimin şeklini değiştiren ilk şey sinema oldu ( Bir filmde bir kitaba denk gelirsin ve onu okumaya başlarsın, o kitapta bir resimden bahsedilir, onu araştırmaya başlarken müzik dinleme akışkanlığın başka bir yere doğru evrilir.. Benim için domino etkisini başlatan ilk "şey" sinema). Hala Persona'yı ilk izlediğim zamanı anımsayınca kalp atışlarım hızlanıyor, başlı başına sinema akımı olan Tarkovsky tarafından allak bullak olmak, bir çok yönetmen tarafından baştan çıkarılmak.. İşte bu yönetmenlerden birisi de kutsal Kubrick!
    Kaybettiğimi düşündüğüm bu ilgimi tekrardan uyandırmak için bir biyografi eşliğinde film izlemek düşüncesinde karar kıldım ve aklıma gelen ilk isim Kubrick oldu. Farklı türlerde üretim yapan  ve hepsinin altından kalkabilen bu dehayı tekrar izlemek ve hakkında yeni bilgiler edinebilmek için güzel bir seçim olacağını düşünmüştüm ve öyle de oldu. Kitap yazarın Kubrick ve ben isimli giriş bölümüyle başlıyor. Kitabın yazın sürecinde Kubrick'in rüyalarına girişinden, Kubrick'e duyduğu hayranlıktan bahsettiği bu bölüm bitince yönetmenin fotoğrafçılık döneminden ve ilk kısa filmlerinden bahsederek Kubrick efsanesinin doğacağı ilk uzun metraj filmlerine sıra geliyor. Kitabın konu başlıkları kronolojik olarak Kubrick'in filmlerinin adlarından oluşuyor. Her başlık sırayla filmin konusundan bahsederek başlıyor (ki filmleri izlemediyseniz bu konular kısmını okumak üzücü sonuçlar doğurabilir). Ardından Kubrick(uzun süre birlikte çalıştığı James B. Harris'le birlikte) 'in finansman bulma, senaryo oluşturma süreci (ki çoğu senaryosunu bir yazar bulup ona yazdırıyor, bu şekilde filme hangi kısımların eklenip eklenmeyeceğine daha rahat karar verdiğini dile getiriyor), oyuncu ve ekip seçimleri ve filmin çekim süreciyle devam ediyor(hatta o dönem medyanın ürettiği rivayetlere de yer veriyor kitap. Kubrick'le çalışmanın ne kadar zor olunduğu, oyuncu ve teknik ekibin sürekli şikayet ettiği birisinden bahseden bir dönem medyası var. Bir yerde haklı olabilirler çünkü bu dedikoduları ortaya çıkaran Kubrick'in asla planladığı tarihte bitmeyen çekim süreleri. Bir yerde Kubrick'in filmlerden çok film çekmeyi daha çok sevdiğinden bahsediliyor ki çekim süreleri ve kurgu süreçlerini düşünecek olursak pekte haksız sayılmazlar. Tüm bunlara rağmen devam eden filmlerindeki teknik ekipte pek değişiklik olmaz, değişimleri de yine kendi ekibindeki insanlarla kotaran bir yönetmen var karşımızda. Medyanın tüm eleştirilerine rağmen pekte şikayetçi bir ekip yok yani Kubrick'in ekibinde. Hatta yan rollerdeki oyuncusu sakatlandığı için çekimleri durduruan birisinden bahsediyoruz).
    Sinemayla ilgilenmeye başladığından beri dönemine damgasını vuran, filmleriyle toplumu ve medyayı ikiye bölen, büyük film yapımcılarının tekilinde olan sektörde sadece kendi istediği zaman istediği filmleri çekebilme özgürlüğüne sahip özel bir isim Kubrick.

    İzlediğim Kubrick filmleri ve sıralamsı;

    1- 2001: A Space Odyssey (1968)
    2- A Clockwork Orange (1971)
    3- Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964)
    4- The Shining (1980)
    5- Paths of Glory (1957)
    6- Barry Lyndon (1975)
    7- Full Metal Jacket (1987)
    8- The Killing (1956)
    9- Eyes Wide Shut (1999)
    10-Lolita (1962)
    11- Spartacus (1960)
    12- Killer's Kiss (1955)
    13- Day of the Fight (1951)
    14- Flying Padre (1951)
    15- Fear and Desire (1953)
    16- The Seafarers (1953)