Bitti...
Yoksa bitmedi mi?
Hâlâ bir yerlerden Annie Wilkes çıkacak gibi hissediyorum. "Bitmedi!" "Her şey daha yeni başlıyor," der gibi! Parmaklarımı kontrol ediyorum, hepsi tam
''Ya benim anam hemşire!''
Gerilim düzeyi olarak kesinlikle ''O'' ile eşdeğer olan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın başında bir olay ile başlıyoruz ve sonuna kadar hiç bitmiyor. Açıkçası
Sadist en büyük talihsizliğim, yıllar önce film uyarlamasını bilmeden izlemiş olmam oldu.
O zamanlar bu filmin bu kitaptan uyarlandığını bilmiyordum ama filmi çok iyi hatırlıyorum. Özellikle Annie karakterini canlandıran Kathy Bates 'in performansı o kadar etkileyiciydi ki aradan yıllar geçmesine rağmen kadının o sayko bakışları bile aklıma kazınmış.
Kitabı okumaya başladığımdan hemen kısa bir süre sonra taşlar yerine oturdu ve izlediğim o filmin aslında bu kitaptan uyarlandığını fark ettim. İşte o andan sonra okuma deneyimim değişti.
Normalde her zaman önce kitabı okuyup sonra filmini izleyen biriyim ve bunu eğlenceli buluyorum ancak ilk kez bunun tam tersini yaşadım ve ne yazık ki benim için pek keyifli olmadı.
Misery ( Sadist) son derece sürükleyici, psikolojik gerilimi yüksek ve okuru sürekli diken üstünde tutan bir roman. Ancak hikayenin tüm zirve noktalarını, gelişmelerini ve atmosferini zaten biliyor olmak, benim açımdan merak duygusunu haliyle yok etti.
Keşke diyorum sadece ...
Okuduğum ilk Stephen King kitabı. Sizler de benim gibi ilk defa okuyacaksanız bu kitabıyla başlayabilirsiniz.
Özgürlük gibisi yoktur herhalde. (Tam olarak özgür sayılmasak da) Bir anda bu özgürlük hissi elinizden alınmış olsa. İstediğiniz şeyleri yapamıyor olsanız. Birine muhtaç olsanız ne yaparsınız? Düşünemiyorsunuz değil mi? Biz daha bunu düşünemiyoruz ama bir kaza ile her şey değişebilir. Hatta en ufak bir şeyle bile. Hayat bu değil mi? Ne olacağı hiç belli olmaz.
Kısaca konuyu özetlemek istiyorum. SPOİLER olabilir.
*******
Ünlü bir yazar var ve bu yazar kaza geçiyor. Bu yazarı da onun bir numaralı hayranı kurtarıyor ve hastane yerine evine götürüyor. A ne güzel diyebilirsiniz ama hiç de güzel değil. Çünkü bu kadın başkalarının acı çekmesindem zevk alan birisi. Yazarın bir kitap serisi var ve kadın bu serideki bir karakteri çok seviyor. Yazar da bu karakteri kitabın sonunda öldürmüş ve kadın da yazardan o karakteri tekrar canlandırması istiyor. Yani yeni bir kitap yazmasını istiyor. Kadın her şeyi yapabileceği için de yazmak zorunda kalıyor. Bunlar olurken de yazar hapsolduğu yerden kaçma çabaları içinde. Bakalım neler olacak? Olacakları öğrenmek istiyorsanız kitap sizi bekliyor. :)
********
Kitap gayet akıcıydı. Yazardan ilk defa okumama rağmen sevdiğim bir kitap oldu.
Korku-gerilim sevenler için tavsiyemdir. :)
Bir ev düşünün.İçinde esir alınmış bir yazar ve onu kitabın devamını yazması için zorlayan psikopat bir hemşire ..En fazla ne olabilir, ne anlatılabilir değil mi?Ben böyle bir gerilim böyle bir vahşet görmedim. İnanılmazdı. Hikayeye bir giriş yapıyorsunuz, o andan son sayfaya kadar gerilim yakınızı bırakmıyor.Her anını heyecanla okudum.
Tam “King kitapları pek bana göre değil galiba” diye düşünürken
Sadist i okumam bu konuda ki fikrimi tamamen değiştirdi.King kitaplarına ilk defa bakacaklar olanlar için de bu kitabı tavsiye ederim.Kesinlikle düşünmeyin. Direk alın okuyun okutun diyorum.
Şimdi size önereceğim bu kitap, okuduktan sonra bile etkisinden kurtulamayacağınız; gece yatağınıza giderken hâlâ kitabın etkisinde olacağınız ve 1 sayfa daha okumak için uykunuzdan feragat etme
10 puandan daha fazlası olmalı, bu kitap için on puan çok az kalır. Soluksuz okunacak bir kitap elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. Okurken yaşanılan kitaplardan.
ne denir ki baş yapıt. favorilerim arasında . tavsiye ederim. bay stephan king'in betimlemeleri muhteşem . özellikle bir balta betimlemesi var. sanki benim bacağımı kestiler o baltayla o gıcırdama sesi kulaklarımda hala!
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20195,7bin okunma
Wilkes isimli sevimli karakterimizi King gerçekten de çok güzel kurgulamış; bir yazar bir kadını ancak bu kadar sadist olarak tanımlayabilir ve bir erkeği bir kadından ancak bu kadar tiksindirebilir.
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine), korku, doğaüstü kurgu, gerilim, suç, bilimkurgu ve fantazya türlerinde eserler üreten Amerikalı yazar ve senarist. Kitapları toplam 350 milyon kopyadan fazla sattı ve çoğunun film, televizyon dizisi, mini dizi ve çizgi roman uyarlamaları yapıldı. Yedi tanesi Richard Bachman müstear ismiyle olmak üzere, 62 roman ve 5 kurgu dışı eser yayınladı. Ayrıca çoğu, kitap koleksiyonlarında yayınlanan 200 kadar öykü yazmıştır.
İlki 1987 yılında Sadist (Misery) romanı başta olmak üzere toplam 15 kez Bram Stoker Ödülü'ne layık görüldü. 2003 yılında Ulusal Kitap Vakfı (National Book Foundation) tarafından "Amerikan Edebiyatına Üstün Katkı Ulusal Madalyası" ile onurlandırıldı. 2004 yılında Dünya Fantazya Konvansiyonu (World Fantasy Convention) tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülüne layık görüldü. 2007 yılında Amerikan Gizem Yazarları Organizasyonu (Mystery Writers of America) tarafından "Grand Master" ödülüne layık görüldü. Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle, 2015 yılında Ulusal Sanat Vakfı (National Endowment for the Arts) tarafından "Ulusal Sanat Madalyası" ile onurlandırıldı.
İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayımlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (the Man Who Loved Rita Hayworth aka the Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını The Glass Floor adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır (1967). Kitaplarının çoğu memleketi Maine'de geçer.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_King