Adı:
Sadist
Baskı tarihi:
21 Mart 2019
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754050134
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Sadist
Sadist
Sadist
Çok ünlü bir yazardı, ama bir gün, hayatta kalabilmek için kitap yazması gerekeceğini hiç düşünmemişti...
382 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hepimizin çok sevdiği kitaplar,video oyunları ve filmler vardır.Hatta saplantılı derecede sevdiğimiz ana karakterleri de vardır mutlaka bu sevdiğimiz filmlerin ve kitapların.

Paul Sheldon gözlerini açtığında bir kaza geçirmişti ve başında bir kadın duruyordu.Annie Wilkes.Paul Sheldon’un en büyük okuyucusu ve hayranı :) Annie tarafından “Kurtarılan” Paul ne ile yüzleşeceğini bilmiyordu ancak içten içe bir hücreye kapatıldığını ve buradan çıkamayacağını hissediyordu.Konu hakkında bu kadarı yeterli.

Stephen King bize unutulmayacak karakter hediye etme listesinde gerçekten bir numara bir yazar.Tıpkı “Göz” kitabında olduğu gibi bu kitapta da Annie’yi uzun bir süre unutabileceğimi düşünmüyorum.
Stephen King’in okuduğum 3.kitabı ve Göz haricindeki bu iki kitapta bir şeye denk geldim.Tüm romanları bir Evren’de geçiyor gibi.Bu kitapta “Medyum”’a bir selam gönderme vardı,Hayvan Mezarlığında “Kujo”’ya bir gönderme vardı bunlar çok hoş hareketler.

Kitabımız hakkında söyleyecek olursam şunu net bir dille söyleyebilirim. “2 KİŞİLİK DEV KADRO”

Kitabın hiçbir yeri sizi sıkmıyor,3.karakter olsa bile demiyorsunuz hatta.Kitabın ana karakterini sevmesemde Annie durumu kurtardı.
Annie’nin her kapıdan girişinde “Acaba Şimdi Ne Yapacak” diye düşünmekten kendimi alamadım resmen.Kitap size o kadar seçenekler sunuyor ki sanırım favori King kitabım = Sadist.

Gerek orijinal konusuyla,gerek akıcılığı,gerek uyandırdığı hisler ve gerekse orijinal karakterleri ile benim gönlümde taht kurmayı başaran bir kitap oldu.

Bir yazar bir okurun saplantılı derecede sevdiği bir karakteri kitabında öldürdüğü zaman o okur ona ne yapar ? Cevap için bu kitabı okumanız gerekecek.Spoiler yok. :)
383 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bir kitap düşünün ki bir evde sürekli gerilim, sürekli heyecan ve korku barındırsın. Bu kitabı araştırırken beklentim üst seviyelere gelmişti ve beklentimi tam anlamıyla karşıladı.
Hastalıklı bir ruha sahip kadının çocukluktan beri süre gelen insan öldürme düşüncesi ve uygulaması çok sevdiği roman yazarına çektirecekleri insanın kalp atışını hızlandırıp, böyle bir durumda olsam bende aynısını yapardım demekten başka çare bırakmıyor bizlere. Gerilimi hiç düşürmeden, bir sonraki sayfada ne olacağını kestiremeden tam gaz devam eden en ince detayına kadar düşünülmüş güzel bir eser. Annie'nin suç işlerken yaptığı akıllıca hareketler tam bir profesyonel bir acımasız olduğunu gösteriyor. Kadın şiddet uygularken psikolojik ve fizyolojik öğeler üzerinde de durması kitabın akıcılığını arttırıyor. Stephen King'in okumuş olduğum en iyi romanlarından birisi diyebilirim. Herkese iyi okumalar.
Güncelleme:
7 ay önce okumuş olduğum bu kitabın Misery adlı filmini az önce bitirdim. Uzun zamandır bu kalitede bir film izlememiştim. Oyunculuk çok güzel, kendimi Paul yerine koydum çok zor bir durum. Kitap sonrası mutlaka filmini de izlemenizi tavsiye ederim.
  • Medyum
    8.6/10 (790 Oy)630 beğeni2.243 okunma350 alıntı16.461 gösterim
  • Göz
    8.1/10 (828 Oy)595 beğeni2.519 okunma249 alıntı15.550 gösterim
  • Sis
    8.2/10 (382 Oy)280 beğeni1.307 okunma207 alıntı9.500 gösterim
  • Mahşer
    8.8/10 (581 Oy)521 beğeni1.476 okunma1.025 alıntı17.548 gösterim
  • Hayvan Mezarlığı
    8.4/10 (1.568 Oy)1.284 beğeni4.826 okunma786 alıntı28.671 gösterim
  • Kemik Torbası
    8.4/10 (288 Oy)214 beğeni1.004 okunma134 alıntı5.618 gösterim
  • Silahşor
    8.2/10 (446 Oy)316 beğeni1.165 okunma509 alıntı5.575 gösterim
  • Yeşil Yol
    9.3/10 (1.093 Oy)1.163 beğeni3.822 okunma951 alıntı29.620 gösterim
  • Ruh Koleksiyoncusu
    8.7/10 (430 Oy)433 beğeni1.600 okunma149 alıntı7.917 gösterim
  • Buz Gibi Soğuk
    8.9/10 (413 Oy)401 beğeni1.431 okunma107 alıntı6.430 gösterim
382 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
''Ya benim anam hemşire!''

Gerilim düzeyi olarak kesinlikle ''O'' ile eşdeğer olan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın başında bir olay ile başlıyoruz ve sonuna kadar hiç bitmiyor. Açıkçası beklentim bu yönde değildi. Genelde King ilk 100 sayfada karakterleri anlatır, başlarından geçen saçma sapan olaylar dönerdi; bu kitapta sadece iki karakter var. Duyduğumda bana çok saçma gelmişti, çünkü bu adam genel olarak fazla karakteri harmanlayıp zengin içerik çıkarıyor. Bu kitapta durum bayağı değişik, iki karakter inanın kitap için fazla bile gelmiş. Çünkü Annie denen ''hanımefendi(!)'' içinde bütün psikopatlıkları taşıyor. Üçüncü bir karakterin işin içine girmesi durumunda ortalık kesinlikle Eminönü Baklava İzdihamı'na dönerdi.

Yıldızlı bölge inanılmaz düşük seviyede spoiler içerebilir, bence okuyun gitsin.

********************************************************

Bir yazarımız var, kafasızın teki. Cidden beyinsiz. Bir de hemşiremiz Annie başka da kimse yok. Yazar bir kaza geçiriyor, Annie bu adamın takıntılı bir hayranı. Onu alıp eve tıkıyor, zorla yazara devam kitabını yazdırıyor. Tabi durumlar bu kadar canımlı cicimle gelişmez, hiçbir zaman, öyle olsaydı kesinlikle ortalık ... İle Evleneceksen Gel'e dönerdi. Annie profesyonel tekvandocu, ustalık düzeyinde bıçak kullanıyor, Ordinaryüs Profesör seviyesinde balta kullanabiliyor. Bu makamı Sayın Jack Torrance'a vermek isterdim ama o kafasız balta ile kapının bir kısmını kırıp '' Here's Johnny'' demekten başka bir şey yapabildi mi ? sanmıyorum. Bu arada Annie'nin yaralarınızı ateş ile ''iyileştirmek'' gibi de özellikleri var, bunu da gözardı etmemek lazım.

***************************************************************

Stephen King'in gerçekten çok fazla kitabı var, başlangıç yapmak istiyorsanız kesinlikle Sadist'i öneririm. Bana kalırsa 22.11.63'ten sonra en akıcı romanı bu, bu kadar iyi olacağını tahmin etmezdim. King yine şaşırttı beni, peki buna şaşırdım mı ? Hayır tabi ki.



Dipnot: İmkanınız varsa kitabı hemşireler odasında okumanızı tavsiye ederim, kesinlikle olayın içine daha çabuk girersiniz.
398 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Sevgili Stephen King, ama sen böyle kitaplar yazıp çıtayı arşa yükseltip, okurun hem tüylerini diken diken edip, hem şiddeti, korkuyu, sadizmi, mazoşizmi oluk oluk damarlarına zerk edersen bu gariban okur kendini normal hayatın içine nasıl montajlar. Normal mi dedim? Afedersiniz.

King evrenine hoşgeldiniz. Kemerleri bağlamayı unutmayalım lütfen. Stephen King’in kitapları benim için joker görevi yapıyor, ne zaman amaaan bırak şu kitapları elinden biraz, kafan sakızlı muhallebiye döndü mola ver okuma bir şey dediğim an kendimi bir King romanının içinde buluyorum. Böyle söyleyerek King’i küçümsediğimiz düşünmeyin asla, tabiri caizse kendime ödül maması gibi görüyorum bu kitapları.

Yazarın dili öylesine gerçekçi ki, dehşet dolu bir sahnede o kanların oluk oluk odanın ortasından aktığına şahit oluyorsunuz, seneler var ki “ O” kitabını okuyalı hala kitabın içinden kanların boşaldığı sahne gözümde canlanır, ya da Hayvan Mezarlığı ’ndaki Church’ün yüzü, ya da Medyum’da ki Jack Torence’ın elinde balta ile koridorda koşuşu, ya da
22/11/63 ’de Saide’nin Jack Epping ile dans ettiği gece. Bunlar asla hafızamdan atamayacağım sahneler. Bir romancının da bana kalırsa en sağlam özelliği okuyucuda, seneler sonra bile aklına gelen anlar yaratmasıdır. King bir çok romanında bunu adeta okurun zihnine kazımış durumda. “Penny Wice, Jack Torence, Jake Epping, Kedi Church, John Coffy, Carrie White, Annie Wilkes, Dan Torrence...” benim okuduğum ve aklımda kalan bazı karakterlerin adları. Bu karakterlerin hepsi romanda öyle güzel dizayn ediliyorki okur karakteri seneler geçse bile anımsıyor. (Benim hafızam bu konuda epey kötüdür ayrıca) ve Stephen King bu karakter dizaynının yoğun olduğu kitapları bolca korku, gerilim sosuna bulayıp önümüze servis etmeyi çok iyi beceriyor. Ben korku-gerilim dalında daha iyi bir yazar henüz okumadım.

Gelelim kitaba, burda King’in bir ustalığına daha vurgu yapmak istiyorum. Bu kitabın içinde ayrıca bir kitap daha yazılıyor, aynı Başlangıç filmindeki rüya içinde rüya katmanları gibi, kitap içinde kitap var. İsmindende anlaşılacağı gibi sadist bir karakterimiz var ve hayranı olduğu bir yazarı evinde alıkoyması ile olaylar gelişiyor. Bazı sahneler gerçekten çok rahatsız edici, hani ekrana bakarken iğrenç olduğu için gözlerinizi kapattığınız cinsten. Genel olarak kitabı çok beğendim. Korku-Gerilim türü meraklısına kesinlikle tavsiyedir. Misery ismiyle de beyazperdeye aktarılmış, bu da ufak bir anektod olarak dursun burda. Okuyacak arkadaşlara şimdiden heyecan dolu yolculuklar :)
382 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Merhabalar :))

Korku-gerilim filmlerini izleyemeyen biri olaraktan, bu gerilim kitaplarına tutkum nasıl oluyor hala anlamış değilim. Şimdi bir de King kitaplarına sarmış durumdayım, Allah sonumu hayır etsin :))

Bay Mercedes ve Kim Bulduysa Onundur kitaplarından sonra King okumaya biraz ara vermeyi düşünürken #46898092 etkinliğine rastladım ve bir de baktım Sadist elimde...

Kitap; bir yazarın ıssız bir yerde kaza geçirmesi ve Onu bulan Annie Wikles’in yazarı dağ başındaki evine götürmesiyle başlıyor. Psikolojik olarak normal olmayan eski hemşire Annie, Poul Sheldon’ın sadık bir okuyucusudur ve yazarın yazdığı Misery romanından dolayı da yazara kızgındır. Çünkü Poul, romanındaki ana karakteri öldürerek seriyi bitirmiştir. Şimdi Annie yazardan seriyi devam ettirerek Misery’yi tekrar hayata döndürmesini istemektedir.

Kurgu mükemmeldi, olaylar iki kişi arasında ve mekan olarak da bir evde geçiyor. Sık sık gerilimin zirvesine çıkarıyor King okuyucuyu...

İnsanlar bir kitaptan, bir filmden, bir diziden nasıl bu kadar etkilenebiliyorlar? ve nasıl hayali karakterleri gerçekmiş gibi düşünebiliyorlar?
King bu durumu “Sanatın etkisi” olarak tanımlıyor. Kitapta bu durumla ilgili yani hayali karakterleri gerçekten varmış gibi hareket eden insanlardan örnekler de veriyor.
Şu an da çok alakasız olacak ama yazmazsam içimde kalacak :)))) Bizden de bir örnek vermek gerekirse aklıma ilk gelen Kurtlar Vadisi dizisindeki Süleyman Çakır karakteri. Dizide karakter öldükten sonra gıyabında cenaze namazı kılan ve ölüm yıldönümünde hala anan insanlar var :))

Gerim gerim gerilmek isteyenler!!!
Okuyun!!
Pişman olmayacaksınız :))
382 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Stephen King'in eserini belki 25 sene sonra yeniden okurken kitabın yazarın başyapıtlarından birisi olarak adlandırılmayı hak ettiğini düşündüm. Ne yazık ki çok kötü bir kitap ismi seçilmiş: aslında kitabın gerçek ismi Misery ve bu isim kesinlikle kitaba daha çok yakışıyor.

Misery, en azından son dönem King kitaplarında görüldüğünü düşündüğüm bir kusurdan uzak ve yine benzer temalı bir eser: örneğin Kemik Torbası'ndaki gibi asıl karakterimiz bir yazar, ancak yine Kemik Torbası'ndan farklı olarak- Diriliş, Kâbuslar Pazarı, Buick 8 de bu listeye dahil- bir çok isim, mekân, detayla eseri boğmak yerine yazarın 2 karaktere, bir devam kitabına, "pis pis sırıtan" bir daktiloya odaklanarak dört dörtlük bir gerilim ortamı yarattığını görüyoruz. Gerilim daha ilk sayfadan başlıyor, Stephen King hemen olaya giriyor, gerilim adım adım yükseliyor ve 200'lü sayfaların başında "balta"lı 25 sayfalık kısmında kesinlikle zirveye ulaşıyor. Bu kısmı hem kitaptan hem de sonradan çekilen filminden hatırlıyorum, ama filmin bu sahneyi seyirciler açısından son derece yumuşattığını kitabı ikinci kez okurken bir anlamda şok geçirerek farkettim; zira okurken yerimde duramadım, resmen kıvrandım. Bu 25 sayfalık bölümde King muhteşem bir gerilim yaratıyor... yazarlık hayatının en iyi örneklerinden biri de bu sayfalar olabilir...

Misery, bir yandan çok ürkütücü bir hikâye anlatırken bir yandan da ciddi ciddi bir yazarın eserini yaratma sürecinin sancılarına da dahil ediyor bizi, belki de King aslında ve temelde bir kitabın iyi olması, daha iyi olması, en iyi olması için direten hasta, saplantılı bir okur hayaliyle bir yazarın işkenceli yaratım sürecini anlatıyor bize. Bu sürecin bütün sancıları edebi bir sancı olmaktan öte bir ölüm kalım meselesi, bir korku filmi gibi onu yazmaya, üretmeye, kitabı bitirmeye, ve daha iyisini yazmaya zorlayan bir hasta okur imgesiyle, hayaliyle, hayaletiyle anlatılıyor. Yazarın esas meselesinin bu olduğu ise son 5-10 sayfa içerisinde iyice belirginleşiyor, çünkü kitap tipik bir gerilim ya da korku filminin klişelerini kullansa da ibresini sürekli olarak yazarlığa, yazara, yazmaya çeviriyor; bizi sürekli buralara bakmaya davet ediyor, bakışımızı buraya çevirmeye zorluyor.

Sadist-Misery; hem kendi hikâyesi hem de yazarımız Paul Sheldon'ın (acaba o dönemin benzeri kitaplar yazan popüler gerilim yazarı Sidney Sheldon'a bir gönderme mi?) esaret altında nefret ederek bitirdiği Misery serisini çok büyük bedeller ödeyerek zoraki sürdürmesini ve son kitapta öldürdüğü başkarakteri Misery'yi okuyucuyu kandıran ucuz oyunlarla değil; ikna edici, sağlam gerekçeler ve sebepler bularak diriltmesini anlatıyor... bu anlamda kitabın Manuel Puig'in "Bu Sayfaları Okuyana Sonsuz Lanet" adlı isimli kitabının en azından ismini de bana çağrıştırdığını söylemek isterim... yazmanın böylesine huzursuz, ürkütücü, bir korku kitabı gibi zorlayıcı, delirtici bir süreç olabileceği düşüncesi çok şaşırtıcı. Stephen King bu duyguyu çok iyi yazılmış, dört dörtlük bir gerilim-korku kitabıyla çok iyi bir biçimde veriyor. Mahşer ve O adlı başyapıtlarıyla beraber muhakkak ki Misery de yazarın en iyi eserlerinden biri olarak kesinlikle okunmayı hak ediyor. Herkese öneriyorum.
382 syf.
·Beğendi·10/10
Stephen kign’in okuduğum ilk kitabı.

Beynim yanmış durumda;
DUYGULARIM DARMA DAĞIN ANLAYAMAZSIN...

O kadar polisiye roman okudum en az 40 kişiden söz edilir.
Bu kitapta iki kişilik şahane bir kadro var.

Kitabın başların da Allah aşkına nasıl devam edecek diye diye 200. Sayfaya kadar okuyabilirim başarabilirim dedim.
Ve başardım devam ettikçe meraklandım hatta keyif aldım.
Son sayfalardan artık aklımı yitiricem sandım Yok bu kadın ölmez ama ben kalpten giderim diye düşündüm.

Sonu şahane bir psikolojiyle bitti epey kafamın içinde döndü desem yeri.

Bir daha okurmuyum Stephen king’i
Rabbim bilir.

Bu kitap bile yetti bana ama yinede bir yerlerde kesişir yazarla gönlümüz okumaktan keyif alırım.
344 syf.
·9 günde·9/10
1. Kısım kitabın elime nasıl geçtiği

2. Kısım İnceleme



1. Kısım

Stephen reisin Medyum kitabını bitirince açlık duymaya başladım . "BİR TANE DAHA STEPHEN KİNG OKUMALIYIM " diye kafayı yemiştim , hemen internetten başka ilgimi çekicek ne var ne yok hepsine baktım ve o muhteşem Sadist kitabını gördüm . Direk ışık hızında kitap evine gittim .
"Bu kitabı istiyorum " dedim ordaki abla bana bir baktı sonra " Okuyacak başka kitap bulamadınmı ? " dedi , belli ablanın üstünde kitap tranva yapmıştı . Bende ona aynı şekilde " Yok bulamadım " dedim . Abla bilgisayardan biraz İşlem yaptı ve "3 veya 4 gün sonra gel al kitabı" dedi . Tabi o gün geldi çattı bende direk kitabı alamaya gittim abla bana "Kitaplar gelir gelmez direk satıldı " dedi sonra bende Stephen King Yabancı kitabını aldım sonra Saftirik kitabını aldım , öyle öyle en son Sadist elime geçti . ( TABİ KİTABIN FİYATI 36 TL 'di BABAM BANA "YAVAŞ YAVAŞ OKU GEBERTİRİM SENİ" DEDİ :D )




2. Kısım

Bu okuduğum Stephen reisin 3. kitabı ve gururla söylüyorum kitaba bayıldım . Konusu Paul diye bir yazar abimiz var kendisi Missery ( inşallah doğru yazmışımdır ) adlı bir kitap serisinin yazarı . Bir gün bu abimiz serinin son kitabı olan " Hızlı Arabalar " kitabını yazıp bitiriyor . Bunu kutlamak için odasına koca bir şişe şarap sipariş edip kafayı buluyor ve tahmin edebileceğiniz gibi içki şişede durduğu gibi durmuyor . Bizim hıyar alıyor kitabın tek kopyasını gidiyor kitabı bastırmaya tabi kafa o sırada bir milyon Paul Nuri Alço gazozu içmiş gibi, kendinden haberi yok . O sırada bizim dümbük kaza yapmasınmı , Allah işin bizim manyak hemşire Annine Wilkes Paul ' u buluyor evine götürüyor ve olaylar başlıyor .
Öncelikle herkes kitap için şunu demiş " Abi kitap çok piskopat , okurken deli oldum , sayfaları hayır hayır diyerek okudum " falan filan . Arkadaşlar ben okuduğum lisenin arka sırasında daha korkunç şeyler gördüm , Sadist kitabında gördükleriniz neki , benim gördüklerimin yanında hava gazı . Şaka maka ilk defa bir kitabın etkisine bu kadar kapıldım sahiden çok sağlam betimlemesi ve olay örgüsü olan bir kitap . Karakterin yavaş yavaş bozulan psikolojisini , stresini , yaşanan gerilimi Stephen reis çok iyi yansıtmış . Kitap kesin alınır bulursanız kaçırmayın .




!!!SPOİLER !!!



Arkadaşlar kitap Medyum ile aynı evrende geçiyor hatta Annie Overlock oteline gönderme yapıyor , yanlız kitabın finaline dahir spoiler veriyor o kötü Medyum ile aynı evrende geçen 3 kitap var biri zaten Medyum diğer Doktor Uyku sonuncusu Sadist . Yapılan bu gönderme çok hoşuma gitti .


VAKİT AYIRIP OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKÜRLER TAKİPTE KALIN :)



NOT :

Stephen reis gelmişsin 70 , 80 yaşına ölmeden önce Medyum 2 'yi çıkar be abi .
382 syf.
·Puan vermedi
ne denir ki baş yapıt. favorilerim arasında . tavsiye ederim. bay stephan king'in betimlemeleri muhteşem . özellikle bir balta betimlemesi var. sanki benim bacağımı kestiler o baltayla o gıcırdama sesi kulaklarımda hala!
382 syf.
·Beğendi·10/10
Wilkes isimli sevimli karakterimizi King gerçekten de çok güzel kurgulamış; bir yazar bir kadını ancak bu kadar sadist olarak tanımlayabilir ve bir erkeği bir kadından ancak bu kadar tiksindirebilir. King çok basit bir konuyu efsane roman denilebilecek bir statüye yükseltmiş ama tabii ki de yazar sonuçta Stephen King.

9 SENE SONRA GELEN GÜNCELLEME

Hepimiz bir okur olarak kitap okuduktan sonra illa ki kitabı, yazarı ve bu ikisinden de daha çok kitap karakterini fazlası ile benimseriz. Arkadaş oluruz, beraber hareket ederiz hatta kimisine de düşman oluruz. Yazarın yazdığı bazı yanlışları sorgularız ve bu hiç de olmamış deriz. Kitabın karakteri ölmüş ve bir sonraki romanda ya da bölümde ölmemiş olarak karşımıza çıkarsa ve öldüğünü sandığımız bölümdeki yazılar tamamen o karakterin öldüğünü bize yazıyorsa yani hiçbir şekilde ölmediğne dair açık kapı bırakmıyorsa o karakterin her ne kadar da ölmemiş olmamasına sevinemeyiz; çünkü sevdiğimiz karakter için tutarsızlıklar ve uyuşmazlıklar istemeyiz, yani kısaca demem o ki kitap karakteri ile beraber yaşarız. Şüphesiz King çok iyi bir yazar olmasının yanı sıra da hepimizden kat kat da çok iyi bir okurdur. İyi bir okur olduğu için de okurların sevdiği romanlar ve karakterlerini okuduktan sonra neler hissettiğini çok iyi biliyor, bu romanında da King'in tek yaptığı okurların yaşadığı bu hissi sadece bir tık daha üst boyuta çıkartıyor ve hastalık derecesine getiriyor ve bu hastalık derecesi okurluk hissini de bir hasta kişiye veriyor ve ortaya Wilkes gibi bir karakter çıkıyor. Wilkes bir numaralı hayranı olduğu Paul Sheldon'ı bir trafik kazasından kurtardıktan sonra ayakları kırık hâlde yatağa mahkum olan Paul'u artık sadece kendisi için yaşatmaktadır ve kitaplarında sevmediği bölümleri kendisi için yazdırmak istemektedir ya da sadece kendisine yeni bir kitap yazmasını istemektedir. Çok başarılı bir gerilim kitabı. King ilk sayfasından beri okuru kelime ve cümle kelepçelerine alıp tutsak ettikten sonra kitabı bitirinceye kadar geriyor ama maalesef kitap bittikten sonra da okur bu gerilimden kurtulamıyor.
343 syf.
·17 günde·7/10
Eh, çok şükür bitti :)
Nasıl başlamalı emin değilim ama kitap başlarda ve devam eden kısmında ömrümü yedi biraz. 'Ay sonra nolacak?' diye heyecanla okumadım her yerini. Ha okuduğum yerler elbet oldu ama bu bir müddet sıkıldığım gerçeğini değiştirmiyor pek tabi.

Annie, yani çakma Misery, kadın gerçekten sadist. Yazarın Annie'nin Paul'e yaptıklarını anlatırkenki betimlemelerine bayıldım.
Spoi vermek istemediğimden fazla detaya girmeyeceğim. Ama şunu söylemeli ki zavallı Paul'e etmediği kalmadı.

Sonlara yaklaştıkça da baya heyecanlı bir hal aldı. Zevkle okudum.

Velhasılkelam, ortanın üzeri, çok çok iyi mi değil. 7 ideal bir puan sanki :)
382 syf.
Romanı ülke çapında büyük bir başarı sağlamış yazarımız Paul ve onun Misery adlı romanına "deliler" gibi hayran Annie Wilkes adında kendi halinde(!) bir kadın. Ne kadar sevimli bir ikili değil mi? Yanlız ufacık bir detay Sadist adlı romanın yazarı Stephen King :) Kitabın olay işleyişine ve konusuna hiç giripte sürpriz bozmaya niyetim yok, açıkcası isterim ki benim ürperdiğim kadar siz de ürperin.
Hep merak etmişimdir yazarların kitapları nasıl kurguladığını. Nasıl düşündüklerini? Gerçek yaşamda etrafı nasıl gözlemlediklerini ? İlham perileri ve daha nice şeyleri... Bu açıdan Paul Sheldon merakımı fazlasıyla giderdi. Sevgili Stephen fazlasıyla detaya girmiş ve karakter analizine müsade etmiş.
Kanımı donduran Annie Wilkes'ten bahsetmek istemiyorum bile. Acı verirken duyduğu zevk ve Sevgili Paul'u evcil yazarı haline getirmesi tiksindirici.
Keyifli okumalar...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sadist
Baskı tarihi:
21 Mart 2019
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754050134
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Sadist
Sadist
Sadist
Çok ünlü bir yazardı, ama bir gün, hayatta kalabilmek için kitap yazması gerekeceğini hiç düşünmemişti...

Kitabı okuyanlar 1.680 okur

  • Ecrin Aydın
  • Nurten şimşek
  • Gözde
  • Canan Sayar
  • Doğan Okay
  • Meryem Seçer
  • Zencefil
  • Ece Erdil
  • Fatih Şentürk
  • Seydi Vakkas Gümüş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%10
18-24 Yaş
%23.7
25-34 Yaş
%32.9
35-44 Yaş
%24.2
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.4
Erkek
%34.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34 (224)
9
%21.4 (141)
8
%16.3 (107)
7
%8.7 (57)
6
%3.3 (22)
5
%1.2 (8)
4
%0.6 (4)
3
%0.2 (1)
2
%0.3 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları