İki karakter, muhteşem gerilim!
Annie Wilkes, Stephen King'in kâbuslarımız için yarattığı bir karakter. O eşsiz korkutucu karakteri nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum ama deneyeceğim çünkü bu incelemeyi yazmazsam Annie Wilkes elinde baltasıyla gelir, beni cezalandırır gibi hissediyorum, tanrıçadan bahsetmem lazım. O bir hemşire fakat masum değil, kendince ahlaklı ve her zaman doğruların yanında, asla yalan söylemez. Paul'u cici bir çocuk yapmak ister sadece, hepimiz cici çocuklar olmalıyız. Onun gözünde insanlar üçe ayrılır; piçler, zavallıcıklar ve Annie. Piçler kötü oldukları için ölmeyi hak ederler. Kötülük nedir? Annie Wilkes için tanımla: Onu öldürdüm çünkü gece geç vakit radyo çalıyordu, onu öldürdüm çünkü kediye bu budalaca adı verdi, onu öldürdüm çünkü erkek arkadaşıyla oturup öpüşmesinu seyretmekten bıktım, onu öldürdüm çünkü yalanını yakaladım. Onu öldürdüm çünkü yalanımı yakaladı. "Ayrıntılar o kadar önemli sayılmaz, öyle değil mi Paul?" Zavallıcıklar ise ölüme yaklaşmış olan kimselerdir. Onları neden mi öldürür? Çünkü bir ruhları yoktur, artık ölmeleri gerekir. Peki ya üçüncüsü, Annie o ne olacak? O hayatın merkezi, o 'ego'dur. Annie ölmez eğer ölecekse yanında diğerlerini de götürür. "Önce onları öldüreceğim, sonra seni ve sonunda kendimi." Sağı solu belli olmayan bir karakterdi. Beni hep şaşırtmayı başardı. Bu dengesizliği gerilimi hep en üst seviyeye taşıdı.
Paul Sheldon, ünlü yazar. Annie Wilkes, yazarın numaralı hayranı. Hatta o kadar büyük hayranı ki ona ait ona özel bir kitap yazsın diye her şeyi yapar. Paul hem fiziksel hem zihinsel olarak hayatının elinden kayışını izliyor. Harekete geçmeli!