Gönül Suveren

Gönül Suveren

Çevirmen
8.2/10
8.394 Kişi
·
28.585
Okunma
·
8
Beğeni
·
1988
Gösterim
Adı:
Gönül Suveren
Unvan:
Türk Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
382 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Hepimizin çok sevdiği kitaplar,video oyunları ve filmler vardır.Hatta saplantılı derecede sevdiğimiz ana karakterleri de vardır mutlaka bu sevdiğimiz filmlerin ve kitapların.

Paul Sheldon gözlerini açtığında bir kaza geçirmişti ve başında bir kadın duruyordu.Annie Wilkes.Paul Sheldon’un en büyük okuyucusu ve hayranı :) Annie tarafından “Kurtarılan” Paul ne ile yüzleşeceğini bilmiyordu ancak içten içe bir hücreye kapatıldığını ve buradan çıkamayacağını hissediyordu.Konu hakkında bu kadarı yeterli.

Stephen King bize unutulmayacak karakter hediye etme listesinde gerçekten bir numara bir yazar.Tıpkı “Göz” kitabında olduğu gibi bu kitapta da Annie’yi uzun bir süre unutabileceğimi düşünmüyorum.
Stephen King’in okuduğum 3.kitabı ve Göz haricindeki bu iki kitapta bir şeye denk geldim.Tüm romanları bir Evren’de geçiyor gibi.Bu kitapta “Medyum”’a bir selam gönderme vardı,Hayvan Mezarlığında “Kujo”’ya bir gönderme vardı bunlar çok hoş hareketler.

Kitabımız hakkında söyleyecek olursam şunu net bir dille söyleyebilirim. “2 KİŞİLİK DEV KADRO”

Kitabın hiçbir yeri sizi sıkmıyor,3.karakter olsa bile demiyorsunuz hatta.Kitabın ana karakterini sevmesemde Annie durumu kurtardı.
Annie’nin her kapıdan girişinde “Acaba Şimdi Ne Yapacak” diye düşünmekten kendimi alamadım resmen.Kitap size o kadar seçenekler sunuyor ki sanırım favori King kitabım = Sadist.

Gerek orijinal konusuyla,gerek akıcılığı,gerek uyandırdığı hisler ve gerekse orijinal karakterleri ile benim gönlümde taht kurmayı başaran bir kitap oldu.

Bir yazar bir okurun saplantılı derecede sevdiği bir karakteri kitabında öldürdüğü zaman o okur ona ne yapar ? Cevap için bu kitabı okumanız gerekecek.Spoiler yok. :)
191 syf.
·Beğendi·10/10
Öğrencilerin kaldığı bir pansiyonda, birbiriyle ilgisiz eşyalar çalınmaktadır. Çalınan eşyalar değersiz olduğundan, en başta öğrenciler bunu umursamaz. Ancak hırsızlıkların giderek artması, öğrenciler arasında bir tedirginlik yaratır. Poirot, çalınan eşyaları öğrendiğinde ortada bir gariplik olduğunu sezer.
Öğrenciler şüphelerini açığa vurmasıyla, cinayetler birer birer işlenmeye başlar.
Eşyalar neden birbiriyle ilgisizdir? Katilin bu hırsızlıklara ilgisi nedir? Poirot, katili yakalayabilecek midir?
173 syf.
·Beğendi·10/10
Fare Kapanı'nda, soğuk bir kış günü, Londra'da işlenmiş bir cinayetten sonra malikaneden pansiyona dönüştürülmüş bir mekânda yaşananlar konu edinilmektedir.
Ulaşımın kar nedeniyle kapanmış olması, karakterlerin bu duruma gösterdikleri tepkiler ve işlenmiş bir cinayetin failinin ortaya çıkarılması tiyatrovari bir anlatımla ele alınmaktadır.
Altmış yıldır Londra'da gösterime devam ederek rekorlar kitabına giren ve Agatha Christie klasiği olan Fare Kapanı, akıcı anlatımı ve sürpriz sonu ile kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
314 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Çok güzeldi...
Açıkçası kitabı çok merak ederek almıştım. Beni kitaba çeken şey konusu değildi, sadece yazarın bu kadar kısır malzeme ile 400 sayfalık bir kitabı nasıl yazabilmiş olduğunu merak etmiştim.
Çünkü (kitap tanıtımında, arka kapağında da var o yüzden süprizbozan sayılmaz) kitap genç bir kadının eşiyle bir seks oyunu oynarken kocasının kalp krizi geçirerek ölmesi ile başlar. Ve kadın elleri kelepçeli yatağa başlı kalır. Yani düşününce 400 sayfa içerisinde tüm mekan yatağın yaklaşık 3 metre karelik alanı ile ve karakterimiz de Jessie isimli bu kadından ibarettir.
Ustanın yazısına söylenebilecek bir lafım yok. Kadının o çaresizliği, bıkkınlığı, korkusu, krampları, fiziksel ve ruhsal çöküşü o kadar güzel verilmişti ki, okuduğum süre boyunca kelepçelerin soğunu bileklerimde, zincirinin tahtaya vuruşlarıyla çıkan iç karartıcı sesi kulaklarımda hissettim...
Her ne kadar usta bir gerilim kitabı olsa da beni asıl etkileyen şey, allta verilen hikayeydi aslında. Jessie kırılmış, yıkılmış bir kadın, parçalanmış bir kişilik. İçindeki farklı alt kişiliklerin sürekli tartışmasına ve çözüm aramasına şahit oluyoruz. Bunlardan biri "iyi-eş"... İyi-eş, neredeyse "kadın, cinsel organını yaşatma merkezidir" diye düşünen seksist erkekleri bile haklı görebilecek seviyede kendini aşağılık gören bir kadın. Başına gelen her felaketi erkeğe itaatsizlik ile yorumlayan, kadının görevi erkeğinin sözünden çıkmamaktır diyen biri... Kendine saygı duymayan, bedenini küçümseyen biri... İkinci karakterimiz Ruth, bu iyi eşle hiç anlaşamayan bir feministimiz. Arada dengeyi bulmaya çalışan psikolog Nora ve Jessie'mizin "babasının kızı" zamanlarından kalma çocukluğu, "Punkin"...

Aslında benim bu kitapta okuduğum, bir kadının yataktaki kelepçelerinden kurtulma çabasının hikayesi değildi. Benim okuduğum, kadınlığın, erkek hegomanyasındaki tüm kelepçelerinden kurtularak özgürlüğe ulaşabilmesi hikayesiydi...
270 syf.
...Roland Deschain...

Serinin ilk kitabında Gilead'lı Roland Deschan'ın orta dünyasına giriş yapıyoruz. İlk kitapta siyahlı adam arkasına bakmadan kaçıyor Roland ise peşinde durmak bilmeksizin ver Allahım ver yardırmaya başlıyor.

Bu kovalamaca da Roland'ın dünyasında neler ile karşı karşıya kaldığını göreceksiniz. Aslında hayatına dair çok bir şey de yok. Gizemli bırakmış Usta King. Kovalamayla olaylar başlıyor. Kitabın başından sonuna kadar kaçış devam ediyor... Bir yandan da Roland bir kasabaya geliyor ve sonradan da istenmeyen adam oluyor fakat Roland ise kasabaya baya cevabını veriyor.

Tabii Roland çölde siyahlı adamın peşindeyken başına olaylar geliyor. İblisler, yaratıklar neler var neler. Jake Chambers da Roland'ın dünyasına dahil oluyor. Yolculuğa birlikte devam ediyorlar. Jake konusunda kitabın sonunda sürpriz var çok acımazsın Roland Deschain.

Serinin ilk kitabı hiç sıkmıyor ve gayet akıcı. Gizemli ilerliyor ve hikayesi çok güzel. Şunu da belirtmek istiyorum. Seriyi bitirdiğim için bu ilk kitap diğer kitaplara göre daha basit olaylar var. Sonraki kitaplar da heyecan, gizem, macera ve gerilim doruklarda. Sabırlı olmayı deneyin. İnanın 2. kitap ile her şey mükemmel oluyor.

Sonuç olarak sabırlı olursanız harika seri sizleri bekliyor.

Ka-tet ;) ve
Roland Deschain seni seviyorum adamım ;)
448 syf.
·Beğendi
Biz üç kişiydik...Bedirhan, Nazlıcan ve ben...Oo. Yanlış hikaye. Doğrusu şöyle..

Onlar 7 kişiydiler. Koca ve kekeme Bill, zenci Mike, yahudi Stan, astımlı Eddie, şişman Bill, bip bip Richie ve tabii ki kızıl saçlı Beverly olmak üzere...

Stephen King'in bu eseri, "7 farklı karaktere ve özelliklere sahip bu çocukların bir araya gelme sebeplerini işleyen harika bir gerilim romanıdır" demek isterdim ama beni hiç germediğini ya da korkutmadığını düşünürsek ben bu kitabı sadece her bir karakterin ruhumda ve aklımda yer etmesi bakımından gerçekten çok beğendiğimi söyleyebilirim.
Kusura bakmayın beni uzaydan gelmiş, sarı sivri dişli bir palyaçoyla, (ki bazen mumya ya da örümceğe dönüşebilen bir yaratıkla) korkutamazsınız. Belki de çocukluğumdan beri çok fazla korku filmi izlemiş olmamın da bunda etkisi vardır.
Okuması keyifli miydi peki? Kesinlikle evet...Özellikle de bip bip Richie karakteri güzel taklitleri ve esprileriyle favorimdi. Aslında hepsini sevdim. İmrenilecek dostluklarına da hayran kaldım. O yüzden okumak isteyenlere vakit kaybetmeden bu esere başlamalarını tavsiye ediyorum.

Keyifli Okumalar.
383 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bir kitap düşünün ki bir evde sürekli gerilim, sürekli heyecan ve korku barındırsın. Bu kitabı araştırırken beklentim üst seviyelere gelmişti ve beklentimi tam anlamıyla karşıladı.
Hastalıklı bir ruha sahip kadının çocukluktan beri süre gelen insan öldürme düşüncesi ve uygulaması çok sevdiği roman yazarına çektirecekleri insanın kalp atışını hızlandırıp, böyle bir durumda olsam bende aynısını yapardım demekten başka çare bırakmıyor bizlere. Gerilimi hiç düşürmeden, bir sonraki sayfada ne olacağını kestiremeden tam gaz devam eden en ince detayına kadar düşünülmüş güzel bir eser. Annie'nin suç işlerken yaptığı akıllıca hareketler tam bir profesyonel bir acımasız olduğunu gösteriyor. Kadın şiddet uygularken psikolojik ve fizyolojik öğeler üzerinde de durması kitabın akıcılığını arttırıyor. Stephen King'in okumuş olduğum en iyi romanlarından birisi diyebilirim. Herkese iyi okumalar.
Güncelleme:
7 ay önce okumuş olduğum bu kitabın Misery adlı filmini az önce bitirdim. Uzun zamandır bu kalitede bir film izlememiştim. Oyunculuk çok güzel, kendimi Paul yerine koydum çok zor bir durum. Kitap sonrası mutlaka filmini de izlemenizi tavsiye ederim.
173 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Ölümün Tam Zamanı; birbirinden farklı kısa polisiye öykülerin yer aldığı kitap. Bu öykülerin başkarakteri altmışlı yaşlarında zengin, aristokrat, bilgili ve yazarın deyimiyle insan denen nesneyi gözlemekten hoşlanan yaşlı bir adam. Ayrıca Bay Quin denilen ve oldukça gizemli başka bir karakter de vakaların çözümüne yardımcı olmaktadır.
Öykülerde çözülememiş ve üzerinden belirli bir zaman geçmiş vakaların çözümüne odaklanılmıştır. Kitaba göre, vakalar gerçekleştikleri anda değil de üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra daha iyi anlaşılabilirler, çözülebilmeleri için.
Öyküler daha çok mistik bir etkiyle veriliyor olsa da sonuca ulaşma noktasında akıl yürütme ve her noktanın incelenmesine özel bir önem verilmektedir.
Ölümün Tam Zamanı, geçmişte yaşanmış ancak çözülememiş vakalara farklı bir bakış açısından bakılarak çözülmesi gibi değişik bir tarzla okuyucuya aktarıldığından okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...

Yazarın biyografisi

Adı:
Gönül Suveren
Unvan:
Türk Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 28.585 okur okudu.
  • 382 okur okuyor.
  • 13.139 okur okuyacak.
  • 301 okur yarım bıraktı.