Operadaki Hayalet bitirdiğimde aklımda kalan şey ne Christine ile Raoul'nun aşkı oldu ne de operanın gizemli koridorları... Benimle kalan, Erik'in yalnızlığıydı.
Okuma boyunca aklıma sık sık
Canavar kitapları geldi. Çünkü "canavar gerçekten kim?" sorusu kafamda dönüp durdu.
Paris Operası'nın atmosferi, gizli geçitleri ve karanlık koridorları büyülü ve gotik bir hava katıyor. Üslup fazla teatral ve melodramatik gelmiş olsa da 150 sayfa gibi bir okumadan sonra karakterlere alıştım ve aktı gitti hikaye .
Son sayfayı kapattığımda ise geriye hüzün kaldı .Erik benim için bir hayaletten çok, insanlığın en yalnız yerinde yaşayan bir adam olarak kaldı.
Okumak isteyenlere keyifli okumalar!