Atilla Atalay

Atilla Atalay

Yazar
8.7/10
129 Kişi
·
349
Okunma
·
29
Beğeni
·
2.024
Gösterim
Adı:
Atilla Atalay
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1963
Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul) yazar.

İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.

"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini TV dizisi ise ATV'de yayınlandı.
Sen başka bişiy hissediyosundur , aşk filan diildir o ..Miden filan yanıyo mu ?
İçim yanıyo içim , geceleri uyku tutmuyo..
Tamam işte ..Gastirid.. Aşk değil yani...
Naaptın kız kuşa?

Kuşu bozup yastık yaptım ..Çeyizime.. Kuş tüyü kırlent..

Dalga geçme! Akşam baban gelir, seni o kafese sokup duvara asar, görürsün...
Bak aslanım, birincisi, sen aşık diil gastiridsin;ikincisi, hayvan sevgisi dışında benim sana bi his beslemem mümkün diil.
Bak ööle bi fizikçi adam var(dı) , dünya şööle, kâinat bööle diye gev gev ederken , anneye babaya böbürlenmiş , çarpılıp yamrı yumru kalmış..

-Stefan Hawking mi ?
Neyse işte ismi
Sizin “hayırlı kısmetleriniz”oluyor mu ?

Beni kim alır kız..Annemin dediği gibi “mal ortada” Hangi ev kızının çeyizinde teleskop vardır?
Deliyim , yanıyorum ..Sana açılmak istiyorum..Size sana diyebilir miyim? Biliyorum siz de bana karşı ilgisiz değilsin .. Yoksa telefonu açmazdın..
Zaten ot gibi yaşıyorum şu camın kenarında, bırakında fotosentez yapayım bari ..
Çok yakışıklı olmasın , gözü dışarda olur
..bıyıklı, hafif kel ve göbekli de olabilir
Evine bağlı olur o tipler..sen sağ ben selamet
Cins karı..Daha geçen gün “Üsküdar nası bi yer acaba “ diye soruyodun ,şimdi kafayı Fransa’yla bozmuş..
Baban yollardı seni oralara
Sıdıka bu toplumda sıkışıp kalmış bir garip ev kızı,bir kuşağın tüm yaşanmışlıkları okula gidip gelen,ama eve geldiğinde heryere dantel örebilmeyi bilmesi gereken sıdıkalardık biz.
muhteşemsin sıdıka. çocukluğumun kahramanı. 9-10 yaşlarındayken arkadaşımdan ödünç alıp okuduğum sonra 26 yaşındayken kütüphanemde bulunsun, çocuğuma kalır diye edindiğim şaheser. değeriniz bilinmedi sıdıka ve atilla atalay... yanarım yanarım ona yanarım.
Uzun zamandır hiçbir kitap beni böyle güldürmemişti. Atilla Atalay gerçek bir mizah ustası. Çocukken izlediğim Sıdıka'dan beri büyük hayranıyım zaten. Telos Yayıncılık'ın 1992'de bastığı Düş Kovalayan'ı sahafta görünce, tabir caizse, üzerine atladım. Bay Atalay'ı tanımayanların en kısa sürede tanışmasını, tanıyanların bu kitabı mutlaka okumasını tavsiye ederim. =)
Sıdıka ilk söylediği kelime "viyadük" olacak kadar enteresan, inanılmaz bir zeka ve potansiyel saklayan bir kız. Ama okuması engellenmiş, çılgın annesi, doğu sporlarıyla kafayı bozmuş yarım akıllı ağabeyi, içkici+baskıcı babası ve ev dolusu evcil hayvanla aynı eve kapanmış kalmıştır. Ailesi onu tam bir ev kızı olarak yetiştirmeyi, hayattan izole etmeyi görev saymışlardı kendilerine... Hayırlı bir kısmetle baş göz etmek gerekliydi onu, Sıdıka'nın neyin hayalini kurduğu pek de önemli değildi.
İşte tüm bu harcanmasına inat Sıdıka hafif çatlaklığa vurup işi, yine de tüm entellektüelliğiyle konuşurdu. İzlerken de okurken de hep kara mizah olarak gördüm ben Sıdıka'yı... Çok da sevdim... Hatta günlük tutmaya bile ondan özenip başladım, hala da karalama da olsa devam ederim... :)
Sıkıda, dizisinden ziyade karikatür çizimlerini sevmiştim küçükken. Başlarken o çizimlerin geçişlerine bakar sonra kapatırdım tvyi. Meğer o dizi bir kitaptan uyarlamaymış. Merak ettim ve okudum.
Sıdıka çok zeki bir kız ama ailesi tarafından bastırılıyor. Babasının şarap şişesini sardığı gazeteye kadar ne bulursa okuyor. Bosna'daki barış gücüne atkı örüp gönderen iyi yürekli br kız, ilişkilerimizi kuvvetlendirmeye çalışmak için Bush'a aşure yapıp gönderen, ülke meselelerine kafa yoran, annesinin tabiriyle bir deli kız. Okurken çok keyiflendim.
Yazar güldürürken düşündürüyor. Birçok mesaj var yazdıklarının içinde.
Roman okurken araya öykü tarzı , küçük eserlere de yer veriyordum, bu hafta bu konuma Sıdıka denk geldi. Gülmeye ihtiyacınız varsa bu kitaba başvurabilirsiniz.
Aile içi şiddetin mizahi yönden eleştirildiği güzel bir kitap...
Kara mizah dediğimiz olgunun en başarılı örneklerinden biri olarak ülkenin dönemsel problemlerini gözler önüne sermiştir.
Ben de dahil sevgili on üç okuyucu,

Sizlere öncelikle çok kırgınım. Yahu Atilla Atalay'ı okumuşuz hiçbirimiz de gelip şuraya bir alıntı yapayım, bir inceleme ekleyeyim diye hiç düşünmemiş. Bomboş kalmış cağnım kısım. Bir kere bize ayıp ayıp. (Öhöm öhöm. Sanki biraz ağır oldu gibi. Yok yok hak ettik biz bunu.)
Öncelikle size yazarı takdim edeyim. Atilla Atalay. Belki birçoğunuz ilk defa duyacak bu ismi. Kendisi Sıdıka'nın yaratıcısı. Heh! Şimdi Sıdıka deyince ışıklar yandı tabii herkeste. "Vaaay canına o bildiğimiz Sıdıka mı?" dediğinizi duyar gibiyim. Evet evet o bildiğiniz Sıdıka. Atilla Atalay bir dönem Türk mizahına yön veren en önemli isimlerden birisidir. Ki benim için Umut Sarıkaya ile beraber hâlâ da öyle. Ama değeri pek bilinmeyenlerden. Hayaller Kahyası ise gerçekten çok sevdiğim ve ara ara elime alıp okuduğum bir kitap. İçinde 6 adet sıcacık öykü barındırmakta. Bana eskiden her bayram muhakkak gidilen evlerde harçlık veren akrabaları ziyaret etmek gibi hissettirir. Gerçi artık harçlık da pek gelmiyor bayramları. Zaten kimse de bulunmuyor evde. Herkes tatile kaçıyor. ( Burada giderek sitemin dozunu arttırmaya başladım o yüzden hemen topuk topuk...)

Efenim şimdi o kadar bahsetmiş bulunduk. Hadi bir de birkaç altını çizdiğin yerleri ekle de görelim bakalım diyorsunuz. Pekala şimdi gelelim altını bir güzel çizdiğim kısımlara.

"Gözümün önünden bir sürü bakış geçti. En mavisinde takılıp kaldım. Benimkisi oydu herhalde. Henüz küçüktüm, öyle bakan birileri daha bulunur sanmıştım. Hesapta büyümüş halim küçüklüğüme kızdı. Her tarafı kaybolsa, defterimin yalnızca o sayfası kalsın istedim."

...Ben onu alıp baharlara kaçmayı düşlüyorum. Muhtemelen, kendi kendime; gelin güvey, duvak papyon hatta konfeti oluyorum. Olmayacak biliyorum. Bu ara hayatın her tarafında ne kadar çok şey olmadı, ona üzülüyorum...

...Sonra anlatılmaz bir keyifle, yatağın derinliklerine gömülüp yıllardır minübüslerde, trenlerde, dergilerde bitiştirdiğim sandalyelerde, yarım kalan uykularımı ödeştirmek üzere, derin bir uykuya daldım....

...Bir lazerli fenerin bile 44 türlü başlığı olup numarası varken hayatın ki kimbilir kaç tane? Her zaman keder olmaz öyle. Love, şu bu falan da sıkar hayat insanın üstüne...

..Ben seni kaç tane seviyorum biliyor musun? Üç tane, beş tane falan değil, sekiz tane... Ama yatık sekiz." Doğruldu. "Biliyorsun değil mi yatık sekizi." Parmağıyla havaya sonsuzluk işareti çiziyor. Eee çok da kültürlüyüm bir taraftan. Kantor dizisinde her bir aralık sonsuz küçük parçaya bölünebilir. Dolayısıyla sonsuza ıraksar. Bizim zamanımızda şairlerden alıntı yapılıyordu dedi, matematikçilerden değil....
Hayatımda okuduğum en eğlenceli kitap olabilir. Küçükken dizisini çok severdim. Sonradan evde bu kitabı bulduğumda çok mutlu olmuştum. Aslında bir kitabı defalarca okumayı sevmem. Bir kere okurum ve biter ama bu kitap canın sıkıldıkça okuduğum bir kitap :)
"Öpücük Balığı"; temiz, saf olduğumuz günleri hatırlatıyor bana. İnsanın kişisel tarihine de işleyecek bir kitap bu. Evet; eğlencelik bir okuma ama özellikle tutkulu çağlarınızda okumuş iseniz; unutmanıza imkan yok, diyebilirim... Henüz kendini "genç" hissedenlere tavsiyemdir.
Sidikanin dizisini çok severdim. Şimdi dost kitap evinde gezinirken kitabını buldum. Mutlu oldum. Eğlenerek gülerek gülerken düşünerek okuyorum. Canim sıdıka

Yazarın biyografisi

Adı:
Atilla Atalay
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1963
Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul) yazar.

İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.

"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini TV dizisi ise ATV'de yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 29 okur beğendi.
  • 349 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 123 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.