Atilla Atalay

Atilla Atalay

Yazar
8.6/10
198 Kişi
·
551
Okunma
·
40
Beğeni
·
2611
Gösterim
Adı:
Atilla Atalay
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1963
Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul) yazar.

İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.

"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini TV dizisi ise ATV'de yayınlandı.
- Kız sus bak, atarım kendimi şu balkondan aşşa... hayatının sonuna kadar "hayırsız evlat" damgasıyla yaşarsın...

- O balkona hayatta çıkamazsın, babam öldürür seni...
Ay yeter artık ama... Uzaylılar filan gelse, kurtarsa bizi şu cehaletten, şu zavallılıktan...
- (...) Boyuyla çocukları olan eşek kadar kadın yolda kakara kikiri kartopu mu oynarmış, mahalleli ne der adama biliyo musun?
- Genital organlarımızı evde bırakıp çıkalım, namusumuza hiçbir halel gelmez...
-Sen başka bi şiy hissediyosundur, aşk filan diildir o... Miden filan yanıyo mu?
- içim yanıyo içim, geceleri uyku tutmuyo...
- Tamam işte... Gastirid... Aşk diil yani... Abimde de var, baharda azıyo... Sık ve az yemek yiycen...
(...) biz geri zekalı mahalle ahalisi olarak, dul kadınlara “mesut yuva yıkıcısı muhtemel orospular”, bekar erkek evlerine de “ülke yıkıcısı muhtemel terörist yuvaları” gözüyle bakarız... Ama eğer karısını balkondan sarkıtan herif, bi gün azıp karıyı aşşağıya bırakırsa... Adama “Cinnet geçirmiş, kader kurbanı” kadına ise duruma göre “orospu” veya “bahtsız” adı veririz...
Atilla Atalay
Sayfa 128 - İletişim yay.
”Bak şimdi bu çerez tabağını dökücez; leblebiler saatmiş, üzümler dakika, fındıklar günmüş ama.. Sayalım, o kadar sonra git..” Pazarlık ederdim. “Fındık gün diilmiş, leblebi saat.. ona tamam.” “Peki” derdi. Sonra aniden nereden bulduğunu bilmediğim tek şamfıstığını çıkarıp “Peki bu yılmış, yıl olsun“ derdi. “Yüzyılmış tamam mı, ölüm gelinceye kadarmış..”
Sen başka bişiy hissediyosundur , aşk filan diildir o ..Miden filan yanıyo mu ?
İçim yanıyo içim , geceleri uyku tutmuyo..
Tamam işte ..Gastirid.. Aşk değil yani...
“Bi salise camı açtım diye, ırzıma çiçek tozu mu kaçıcak?.. Zaten ot gibi yaşıyorum şu camın kenarında, bırakın da fotosentez yapıyim bari...”
224 syf.
·Beğendi·8/10
Çocukluğumun dizilerinden Sıdıka. Ne izlerdim seni. Hele de o eğlenceli çizimler ve sevimli müzik jeneriğinle daha çok kalbimi fethederdin. O zamanlar içinde bulunduğun trajikomik durumu o kadar anlayamazdım. Belki de sadece komik olduğun için izlerdim. Ama neler barındırdığını şimdi daha iyi anlıyorum elbette.

Atilla Atalay beni eski günlerime götürdün, güzel bir nostalji yaşattın. Saçma sapan ve hepsi birbirinden kopyalanmış, boş içeriklerle ve saçma ilişkilerle dolu günümüz dizilerinin hepsine on basardın belki de. İşte gündüz kuşağımızın şu anki acıklı haline bir teselli olurdun belki. Sıdıka'nın entellektüelliği ve bilgi birikimiyle gülerdik biraz ağlanacak halimize. Ama en azından ettiği afilli sözlerle biraz da olsa sorgulardık bir şeyleri. Çünkü şakayla karışık ettiğin o çok manalı sözler, laf sokmalar o kadar derin ki.. Belki de bugün yayında olsaydın, ettiğin sözlerden dolayı yayın cezası yiyebilirdin Sıdıka. Ne bileyim, sürgün edilirdin. Hapis cezası falan alırdın. Susturulman ve istenildiği gibi konuşman için her şey yapılırdı. Bilgili, sivri dilli, sözünü esirgemeyen, farklı insanlara bu toplumda yer yok.
Bastırılmış duygularımızın, yanlış yetiştirilme tarzımızın, toplumumuzun önyargılı düşünce yapısının dile gelmiş halisin sen Sıdıka. Çoğu zaman söyleyemediğimiz şeylerin, sürekli dayak yediği halde sözcüsüsün sen. Kapatıldığın hapishanenin içini birazcık da olsa bulunduğumuz özgür alanımızdan daha iyi değerlendirensin.

Güldürdün beni Atilla Atalay. Ama bir taraftan da memleketimin haline Sıdıka'nın çıkarımlarıyla ağlayasım geldi.
Hele de kadınımızın haline.
Kötü yetiştirilmiş erkek çocuklarının haline.
Yanlış davrandığı apaçık ortada olduğu halde pohpohlanıp gaza getirilen ebeveynlerimizin haline
Oturduğu yerden herkesi yargılayan, elinden bir şey gelmeyen, bilgisiz mahalle kadınlarının haline...
Vaaaay halimize..

Güldüm gülmesine ya, Fabriga kısmında da gözlerim dolmadı değil tabi... Samimiyetinle fethettin kalbimi biraz daha sevgili Atalay.

Okunmalı Sıdıka. Okutturulmalı.
Her ne kadar zor olsa da bu şartlar altında yaşarken, keyifli okumalar dilerim sizlere.
224 syf.
·Puan vermedi
Okumamasına rağmen genel kültürü yüksek entellektüel bir ev kızı olan sıdıka ile yine bir türk ailesini temsil ediyor.
Efsane repliklerinden bir tanesi ;
sıdıka: "kız anne dışarı çıkıp kardan adam yapsak?"
sıdıka'nın annesi: "koca gelinlik kızsın; komşunun önünde yapılmaz öyle, içi adam çekiyor derler." :))
141 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Farklı bir arkadaşımın okumam için seçtiği farklı bir kitap Hayaller Kahyası. Kitabın yazarı Atilla Atalay. Bu adam kimdir , necidir diye soracak olursanız ben de bu kitap sayesinde öğrendim kendisi Sıdıka’nın Tanrı’larından biriymiş. Kendisi ile ilgili daha samimi bilgilere bu inceleme üzerinden ulaşabilirsiniz. #35678132

Daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor Hayaller Kahyası. Kitabı okurken sanki katıla katıla gülmüşüm , o kadar çok gülmüşüm ki gülmekten gözümden yaşlar akmış ve ben son yaşı silerken ben şimdi neye güldüm. Güldüğüm bu şey , bu gülmek denilen şey ne kadar önemli ya da birlikte güldüğüm insanlar iyi ki var. Demiş gibiydim. Yani kısacası kitap o son gözyaşı gibi bir kitaptı. Güldük , eğlendik, düşündük, hüzünlendik…

Kitabın ilk hikayesi Sebebim. Bana göre en güzel hikayesi. Edebi ve düşünsel yönü en ağır ve kurgusu en kaliteli olan hikaye …
Hikayenin konusunu bile söylemek hikayeye ayıp etmemi sağlayacaktır. Sadece ilk hikaye için bile alıp okunabilecek bir kitap. Hikayeler hayatın içinden , vurucu ve mizahi. Karikatür olmadan karikatür kitabı okumak gibi ama daha çok duyguların karikatürü sanki bu. Dış dünyanın argo kırıntılarında , suratlarda oluşan müstehcen gülüşlere değil de , beyin de gerçekleşen ama bizim kalbin işi sandığımız duyguların karikatürlerini okudum ben bu kitapta. İyi ki de okudum. Sizlere de tavsiye ederim .

“Beyin…Beyin… bir muamma beyin…”
224 syf.
·Beğendi·10/10
Sıdıka bu toplumda sıkışıp kalmış bir garip ev kızı,bir kuşağın tüm yaşanmışlıkları okula gidip gelen,ama eve geldiğinde heryere dantel örebilmeyi bilmesi gereken sıdıkalardık biz.
224 syf.
·2 günde
Gir içeri, kır dizini, dön önüne kız Sıdıkaaa; annen görür, baban duyar, dayak yersin kız Sıdıkaaa…

İlk sayfasını okumaya başladığım andan itibaren bu melodi dolaştı durdu kafamda.

Hayal meyal hatırlıyorum, Show Tv’de dizinin tekrar bölümleri çıkardı, kumanda egemenliğinin büyüklerde olduğu zamanlar tabi, zapping arasında birkaç repliğine denk gelirdim ve çok gülerdim. Tabi o zamanlar Sıdıka’nın sözlerinin altında yatan anlamların farkına varacak yaşta değildim, ataerkil toplumda yetişip bazı hayat tecrübeleri kazandıktan sonra kitabını okuyunca gayet iyi anladım Sıdıka karakterini.

İlk olarak 1997 yılında yayınlanacak bir TV dizisine senaryo olarak kaleme alındı Sıdıka, 2008 yılında ise yazarın başka birkaç öyküsü ile birlikte kitap şeklinde basıldı. 2019’da da benim karşıma çıktı.

Ataerkil sistemin eve kapattığı bir ev kızı Sıdıka. Okulu tamamlayamadan okuldan alınmış. Sarhoş babası, ev hanımı annesi ve faydasız abisi ile birlikte yaşıyor. Her yaptığı kabahat, her hareketi başta annesi olmak üzere ailenin her ferdi tarafından yanlış yorumlanıyor. Olaylara getirdiği akılcı yorumlar önce onu dinleyen tek kişi olan annesinden veto yiyor, ardından abisinin ya da babasının kulağına gidiyor. Annesinden gördüğü tepki terlik yemek boyutunda kalmakla birlikte abisinden ve babasından gördüğü tepkinin sınırları zamanla şiddet boyutunu da aşıp komalık olmaya kadar varıyor.

Sıra dışı bir ev kızı Sıdıka. Türkiye ve Dünya gündemini takip eden, oturduğu pencerenin kenarından çevre sorunlarını dert eden, bindiği taksinin sürücüsüne şoförlük dersi veren, çeyizinde teleskopla mikroskop olan, ev telefonundan Birleşmiş Milletler’i arayan, Beyaz Saray'a frigofrik kargoyla aşure gönderen...

Ataerkilliğin had safhada olduğu bir ortamda sağlam bir feminist duruş gerçekleştirmiş Sıdıka. Sergilediği direniş pasif bir direniş olsa da o yıllarda mühim bir başarı. Açık açık ''haydi kızlar kalkın, ayaklanın!'' diyen bir televizyon dizisi kumanda egemenliğini elinde tutan erkekler tarafından daha ilk bölümde baltalanabilirdi. Sıdıka güldürürken ince mesajları yavaş yavaş işleyen güzel bir çalışma olmuş, böylelikle çok izlenmiş ve televizyon dünyasında da yer edinebilmiş. İyiki ;)

Günümüz şartlarında okununca zamanımıza bir hayli uzak görünüyor Sıdıka’nın yaşadıkları ama hiç yabancı gelmiyor, maalesef. Aile içi şiddet, ataerkil kafa yapısı, kadının ezilmesi ve değersiz görülmesi, düşünce özgürlüğü denen şeyin esamesinin okunmaması hikayelerde belirgin şekilde gözlemleniyor. Şimdiki durumu da çok yeterli görmüyorum ama bugünden o yıllara baktığım zaman yine de bir arpa boyu yol gidebilmişiz diyorum.

Her ne kadar mizah unsuru ağır bassa da acıtan bir tarafı vardı kitabın. Yalnızca Sıdıka hikayeleri için demiyorum bunu, Öpücük Balığı ve Fabrıga öyküleri de öyleydi. Her yönüyle beğendiğim bir kitap oldu.

Kapanışı da kafamda çınlayıp duran o melodi ile yapayı o halde ;) https://www.youtube.com/watch?v=fCdXE9bta18
224 syf.
·10/10
muhteşemsin sıdıka. çocukluğumun kahramanı. 9-10 yaşlarındayken arkadaşımdan ödünç alıp okuduğum sonra 26 yaşındayken kütüphanemde bulunsun, çocuğuma kalır diye edindiğim şaheser. değeriniz bilinmedi sıdıka ve atilla atalay... yanarım yanarım ona yanarım.
224 syf.
·Beğendi·10/10
Sıdıka ilk söylediği kelime "viyadük" olacak kadar enteresan, inanılmaz bir zeka ve potansiyel saklayan bir kız. Ama okuması engellenmiş, çılgın annesi, doğu sporlarıyla kafayı bozmuş yarım akıllı ağabeyi, içkici+baskıcı babası ve ev dolusu evcil hayvanla aynı eve kapanmış kalmıştır. Ailesi onu tam bir ev kızı olarak yetiştirmeyi, hayattan izole etmeyi görev saymışlardı kendilerine... Hayırlı bir kısmetle baş göz etmek gerekliydi onu, Sıdıka'nın neyin hayalini kurduğu pek de önemli değildi.
İşte tüm bu harcanmasına inat Sıdıka hafif çatlaklığa vurup işi, yine de tüm entellektüelliğiyle konuşurdu. İzlerken de okurken de hep kara mizah olarak gördüm ben Sıdıka'yı... Çok da sevdim... Hatta günlük tutmaya bile ondan özenip başladım, hala da karalama da olsa devam ederim... :)
224 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sıkıda, dizisinden ziyade karikatür çizimlerini sevmiştim küçükken. Başlarken o çizimlerin geçişlerine bakar sonra kapatırdım tvyi. Meğer o dizi bir kitaptan uyarlamaymış. Merak ettim ve okudum.
Sıdıka çok zeki bir kız ama ailesi tarafından bastırılıyor. Babasının şarap şişesini sardığı gazeteye kadar ne bulursa okuyor. Bosna'daki barış gücüne atkı örüp gönderen iyi yürekli br kız, ilişkilerimizi kuvvetlendirmeye çalışmak için Bush'a aşure yapıp gönderen, ülke meselelerine kafa yoran, annesinin tabiriyle bir deli kız. Okurken çok keyiflendim.
Yazar güldürürken düşündürüyor. Birçok mesaj var yazdıklarının içinde.
Roman okurken araya öykü tarzı , küçük eserlere de yer veriyordum, bu hafta bu konuma Sıdıka denk geldi. Gülmeye ihtiyacınız varsa bu kitaba başvurabilirsiniz.
224 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Aile içi şiddetin mizahi yönden eleştirildiği güzel bir kitap...
Kara mizah dediğimiz olgunun en başarılı örneklerinden biri olarak ülkenin dönemsel problemlerini gözler önüne sermiştir.
224 syf.
·2 günde
Dört duvar arasına tıkılmış olduğu halde dünya barışı için savaşan... Hayırlı kısmetlerini değil gezegenleri düşleyen... Hazırcevaplığı ile yüzlerde bir gülümseme yaratan, yaptığı göndermeler ile akıllarda iz bırakan... Evet, o bir Sıdıka. Kitabı okurken, dizisi gözümde canlandı. Cümleleri ben okudum ama Hasibe Eren seslendirdi sanki. Ne deyim? Keyifliydi! Hızlı okunuyor. Arada böyle çıtır çerez kitaplar da okumak lazım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Atilla Atalay
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1963
Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul) yazar.

İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.

"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini TV dizisi ise ATV'de yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 40 okur beğendi.
  • 551 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 186 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.