·
Okunma
·
Beğeni
·
59,4bin
Gösterim
Adı:
It
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
1376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781473666931
Kitabın türü:
Dil:
English
Yayınevi:
Hodder
Baskılar:
O
O
O
O
O
It
'They float...and when you're down here with me, you'll float, too.'
To the children, the town was their whole world. To the adults, knowing better, Derry Maine was just their home town: familiar, well-ordered for the most part. A good place to live.It was the children who saw - and felt - what made Derry so horribly different. In the storm drains, in the sewers, IT lurked, taking on the shape of every nightmare, each one's deepest dread. Sometimes IT reached up, seizing, tearing, killing . . .
The adults, knowing better, knew nothing. Time passed and the children grew up, moved away. The horror of IT was deep-buried, wrapped in forgetfulness. Until they were called back, once more to confront IT as IT stirred and coiled in the sullen depths of their memories, reaching up again to make their past nightmares a terrible present reality.
1216 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Okuma alışkanlığı kazanmama vesile olan bu kitaba inceleme yapmayı, bir borç değil de bir görev bilirim.

2017 yılıydı. Her sene çıkan John Flanagan'ın kitaplarını okumak dışında kitap okumakla uzaktan yakından hiçbir alakam yoktu. Kardeşim vizyona giren bir korku filmi olduğunu söyledi ve benim de gelmem için ısrar etti. Uyarlama filmin adı ''O'' ve kitabın yazarı ise Stephen King... Stephen King ismini çok fazla duyuyordum; malum Yeşil Yol, Esaretin Bedeli, Medyum, Mahşer, Hayvan Mezarlığı gibi kitapları yazan adam olması ve bu kitapların çoğunun filme veya diziye uyarlanmasından dolayı aklımda yer etmiş. Merak ettim ve ''tamam, arkadaşları da alıp geliyorum'' dedim. Vardık salona bizimkiler bana en köşedeki yeri ayarladı. Sinema ve film çok izlemediğimden ilk başta sebebini anlayamadım ama 5 dakika sonra film başlayınca oturduğum yerin hoparlörün hemen altı olduğunu çok acı bir şekilde anladım. Tabi bunun yanı sıra filmin korku-gerilim türünden kaynaklı olmasından dolayı önümde ve arkamda da sevgililer vardı da o konulara girmiyorum, sonra inanılmaz düzeyde konudan sapıyorum.

Film başladı ve ben nedense Pennywise'a karşı inanılmaz düzeyde bir samimiyet duydum. Neden bilmiyorum, oldum olası palyaçolardan nefret etmişimdir ve Pennywise sayesinde bu nefret kat kat arttı; ama Pennywise'a karşı nefretten doğan bir sempati duydum. Filmin konusu da fena olmayınca ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti ve 2019 yılında çıkacak olan devam filmine kadar kitabı okuma kararı aldım.

Yanlışlıkla aldığım en güzel karardır diyebilirim. Bir yerden kitap okumaya başladığınız an bahaneler çerçevesinde bu durum git gide ilerliyor; ama bu bahaneler sizi olumlu yönde ilerletiyor, nasıl mı ?

Aklımda sadece bu kitabı okumak vardı. Yakınlardaki bütün kitapçılara gittim ve öncelikle kitap var mı diye aradım durdum. Tabi ki bulamadım ve bende sipariş ettim. Tam sipariş ettiğim gün 6 yıldır hiçbir sıkıntı olmadan site içinde duran ''O''nun temin edilememe durumu oldu maalesef ki, bende gittim kitapçı da çalışan abilerden birine kitabı getirtmeleri rica ettim. Kitap geldi ve geldiği gibi arkadaşın teki benden önce almış. Kafayı sıyırmak üzereydim artık. Yeniden getirmeleri için rica ettim ve 2 gün sonra tekrardan gittim. Bu sefer de ciltsiz versiyonu kalmamış. ''Abi tamam, hangi versiyonu varsa ondan istiyorum ve rica ederim kitap geldiğinde gerekirse kimsenin almaması için Fizik kitaplarının arasına saklayın, lütfen benim için çok önemli''. Kitabın temin edilmesi biraz uzun sürdüğünden ve ''O'' çok uzun bir kitap olduğundan gelirken rastgele bir King kitabı aldım: Hayvan Mezarlığı. Bana kalırsa çok çok güzel bir kitaptı ve yazarın diline aşina olmamı sağladı.

Her neyse kitabım sonunda geldi ve okumaya başladım. 1200 sayfa... Çok uzun duruyor sanki ? Ama göründüğü gibi değil... Ne zaman çocuklar bir araya geldi, Pennywise tatliş tatliş çocukları korkutmaya başladı kitap benim için efsaneleşti. Mükemmel bir kurgu; özellikle birçok insanın sevmediği ve gerçek hayatta sevenlerin onda ne bulduğuna anlam getiremediği palyaço fikrini korku unsuru olarak seçmek ve buna karşılık, Derry'de ''Kaybedenler'' isimli 7 çocuktan oluşan ve her birinin belli bir sembolü ifade ettiği çocukların (kekeme, şişko, zenci, yahudi, gözlüklü, astım hastası ve 7 kişilik gruptaki tek kız olan Beverly) arkadaşlıklarını kullanarak ''O'' isimli isimsiz şahsa karşı mücadele etmeleri beni derinden etkiledi. O kadar etkiledi ki, balık hafızalı olmama rağmen hala çoğu yeri hatırlıyorum ve ara ara dönüp baktığımda büyük bir tebessümle ayrılıyorum.

''O'' dan sonra Sefiller, Beyaz Diş, Suç Ve Ceza, Anna Kararina ve Yüzüklerin Efendisi gibi hayatımda büyük bir yer etmiş olan kitapları da okuduktan sonra tam bir kitap kurdu oldum ve o gün bugündür, her geçen gün daha da tat alarak okumaya devam ediyorum.

Bana bu alışkanlığı kazanmama vesile olan dostum King'e, Pennywise'a ve kaybedenler grubundaki bütün kankilerime teşekkür ediyorum.
1216 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10 puan
O, ilk sayfada okuyucuları etkisi altına alan, 1216 sayfa boyunca etkisinde tutan, hatta kitap bittikten sonra da etkisinde kalmasına sebebiyet veren harika bir korku/gerilim romanı...
Kitabı, Mahşer'i okumamdan sonra sitedeki dostlarımın "O'yu da oku, literatürde çok kapıştırılır" demeleri ile okudum. Dolayısıyla öncelikle bu karşılaştırma hakkında bir kaç kelime edeyim. Kıyaslayamıyorum... İkisi de gerilimin had safhada aktarıldığı mükemmel edebiyat ürünleri ancak Mahşer her ne kadar gerçek olabilecek bir kurguysa, ve insanı aslında olabilirliği geriyorsa; O da bir o kadar imkansız bir hikaye (Ya da imkansız olduğunu düşünecek kadar yaşlı mıyım yoksa), ve doğa üstü varlıkların ve olayların korkusu hakim hikayeye... O yüzden ikisi de kendi kulvarlarında birer şaheser...
Gelelim O'ya... Hikaye, Derry isimli küçük bir kasabada iki farklı zamanda geçmekte.. 1958'de 7 küçük kahramanımızın 10- 12 yaşlarındaki haliyle başlamış ve tam 27 yıl sonra, 1985'de devam etmiştir. Derry, nehirler ve su kanallarıyla dolu şirin mi şirin ama bir o kadar da tehlikeli bir yerdir. Tehlikeyi yaratan da çoğu kişide "palyaço korkusu" yaratmış olan sevgili, sevimli, çocukların dostu Pennywise'dır...
(Sonrası spoiler:))
Pennywise biçimsizdir, kişinin korkusuyla beslenip şekillenir. En çok korktuğundur. Bu şekilde biçimsiz bir varlık yaratabilmek tam bir ustalık işi... Aynı paragrafta iki kişinin aynı şeye bakarak farklı şeyler görmesini hiç kafa karışıklığına sebebiyet vermeden aktarabilmek, Stephen King'in ustalığının basit bir işareti aslında...
Öte yandan 7 kahramanımıza gelelim... Kendilerine Kaybedenler Kulübü demiş bu 7 çocuğumuzun ortak özelliği, bir şekilde ve bir nedenden dışlanmış olmaları. Birinin aşırı kiloları, diğerinin teninin rengi, bir diğerinin dini inancı, bir diğerinin cinsiyeti, ötekinin sağlık sorunları, başkasının esprileri ve esas oğlanımızın başından geçen bir olay hepsinin toplumdan dışlanmasına ve birbirini bulmasına sebebiyet vermiştir.
King'İn bu kitaptaki en beğendiğim şey, bölüm geçişleri olmuştur. 7 kişinin bakış açısı ve 2 farklı zamanı hesaba katarsak toplamda 14 boyutlu bir hikaye... 14 boyut arasındaki geçişler, cümlenin ortasındaki bir kelimeyle sağlanıyor. Tabi bunda sanırım King kadar sevgili çevirmenin de başarısı büyük.
Yine kitabı okurken sürekli olarak çocuklara ve çocukluğa övgünün olması yüzümü hep gülümsetti... Çocukken sınır tanımayan bir hayal gücümüz var, "imkansızlık" diye adlandırılan kavramı inanç ile yıkabiliyoruz. Ancak büyüdükçe kalıplara giriyoruz, mantık ise içimizdeki pek çok şeyi öldürüyor. Ve aslına bizi güçsüz kılıyor...
Özetle... 10/10'u rahat rahat hak etmiş bir kitap... Okuyun okutun:)
448 syf.
·Beğendi
Biz üç kişiydik...Bedirhan, Nazlıcan ve ben...Oo. Yanlış hikaye. Doğrusu şöyle..

Onlar 7 kişiydiler. Koca ve kekeme Bill, zenci Mike, yahudi Stan, astımlı Eddie, şişman Bill, bip bip Richie ve tabii ki kızıl saçlı Beverly olmak üzere...

Stephen King'in bu eseri, "7 farklı karaktere ve özelliklere sahip bu çocukların bir araya gelme sebeplerini işleyen harika bir gerilim romanıdır" demek isterdim ama beni hiç germediğini ya da korkutmadığını düşünürsek ben bu kitabı sadece her bir karakterin ruhumda ve aklımda yer etmesi bakımından gerçekten çok beğendiğimi söyleyebilirim.
Kusura bakmayın beni uzaydan gelmiş, sarı sivri dişli bir palyaçoyla, (ki bazen mumya ya da örümceğe dönüşebilen bir yaratıkla) korkutamazsınız. Belki de çocukluğumdan beri çok fazla korku filmi izlemiş olmamın da bunda etkisi vardır.
Okuması keyifli miydi peki? Kesinlikle evet...Özellikle de bip bip Richie karakteri güzel taklitleri ve esprileriyle favorimdi. Aslında hepsini sevdim. İmrenilecek dostluklarına da hayran kaldım. O yüzden okumak isteyenlere vakit kaybetmeden bu esere başlamalarını tavsiye ediyorum.

Keyifli Okumalar.
1064 syf.
En iyi okuduğum korku romanı. Kitaplarında hayal gücünüzü kullanarak korkunun, gerilimin tadına varabilirsiniz. 

Bir kitabında şu yazısını okumuştum: ''Vampirlere inanmıyorsanız gelin yanıma oturun size vampirlerin gerçek olduğunu inandırayım.'' 
Yani demek istiyor ki öyle bir yazarım ki aklınızı alırım. Sizlere kendimi inandırırım ve bunu kitaplarımda başarırım. Böyle bir yazardan bahsediyoruz. Gerilimde bana göre ve çoğu okura göre de listenin 1.sırasında yer alır. 

Şimdi artık ''O'' kitabına giriş yapabiliriz. Bir kasaba düşünün, bu kasabada çocukların başına bela olan bir palyaçodan bahsediyor. Palyaço ama tam bir baş belası. Şunu da belirtmek istiyorum. King'in videosunu izlemiştim söylediği: Herkes canavarlarla, vampirlerle ve iblislerle korkutur ben farklı olanı, hiç olmayanı deneyeceğim demişti. Evet bu palyaço oldu (PENNYWISE) zaten bu kitabından sonra da çoğu yönetmen Palyaço temalı korku filmleri çekmiş.
Kitaba tekrar değinirsem küçük çocuklar kasabada kayboluyor ve 27 yılda bir gelen Pennywise kaçırıyor ve onlarla besleniyor. Çocukların kabusu oluyor Elm sokağındaki Freddy gibi desek örneğe yerinde olur.

Bazen gerçek görünüyor bazende kabuslarında. Tabii baş rollerde küçük çocuklar bulunuyor, bu çocukların kendi yaşamından hikayelerde ayrı bir güzellik ve anlam katmış kitaba. King'in bir özelliği de tasvir ve betimlemeleri; öyle bir anlatır ki sizleri alır o kasabanın içine sokar sayfaları çevirdikçe kendinizi kasabada buluvermiş görürsünüz ve gerilim iyice artar. Bu işte de en iyisi diyebilirim. Çocuklar büyüyor ve tam 27 yıl sonra tekrar ortaya çıkıyor Pennywise. Bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum okuyun ve neler olduğunu görün.

Son olarak şunu da belirtmeden duramayacağım. Ben hiçbir korku filminde bu kadar gerilmemiştim. Kalbimin gece gece nasıl hızlı hızlı vurduğunu ve kitabı yana bırakıp okumadığım anlar oldu. Derin derin nefesler alıp tekrar başlıyordum. O kocaman kitabı elimden attığımı da biliyorum.

Kitap bana göre King'in en iyi kitabı hatta hatta bundan iyi kitap yok. (Korku ve gerilim tarzında en iyisi) 
Zaten Google'a sorunca da en başta ''O'' kitabı çıkıyor.
1216 syf.
·29 günde·Beğendi·9/10 puan
King insanı gerçekten de nasıl heyecanlandırabileceğini, sayfaları nasıl hızlıca çevirtebileceğini çok iyi biliyor, her romanında beceremese de bu kitapta iyi bildiğini göstermiş. Bu eserinde de okurlarını 1216 sayfa boyunca bir kere bile "kuolrofobi" nin adını anmadan bu fobi sınıfında korkusu olanların belki kitabını okumalarını imkansız hale getirip, kuolrofobisi olmayanlar ile de adeta dalga geçip bu sınıfın içinde yer almalarının aslında ne kadar da kolay olduklarını göstermekte; ama korku dediğimde de hani böyle korkudan "yok ben bu kitabı okuyamıyorum, okurken çığlık attım" seviyesinde anlamamak lazım tabii ki, okurken gerilecek hatta bu uzun soluklu eserde olayların içine o kadar çok gireceksiniz ki kesinlikle öyle veya böyle bir şekilde gece rüyanlarınıza işleyecek kalitede bir eser.

King bu külliyatında kaleminin sihirini resmen konuşturmuş; bölümleri birbirine aynı cümle içinde ortak kelimeler ile bağlaması, iki farklı karakterin gözünden bir cisimi farklı farklı görüp, aynı cümle içinde kafamızı karıştırmadan bize tek bir cisim gibi okutabilmesi (çevirmenin de büyük büyük payı var) ve yaptığı "flashback" ve "flashforwardler" ile dediğim o birbirine bağlamaları filan o kadar güzel, o kadar sorunsuz ki 1216 sayfa boyunca aksiyon filmi havasında sürekli geçişler ile beynimize oyun oynatıyor. Bir yazar düşünün daha kitabın başlarında bir karakter barda içki içsin ve o karakterin kadehleri arka arkaya devirmesini sanki kitabın finali havasında bize soluksuz okutabilsin.

Kitap içinde karakterlerin hepsini artık o kadar iyi tanıyoruz ki, Richie'yi okurken "Bip Bip Richie", Ben'i okurken "Saman Kafa" veya Bill'i okurken "Koca Bill" dememek zor oluyor ya da Beverly'i okurken de aşık olmamak elde değil, Kral bizi bu duruma sokuyor çünkü; ve karakterlerin aslında hepsinin de ayrı ayrı, uzun uzadıya incelenmesi gereken karakterler. Hepsinin bir kusuru var ve hepsinin de belli bir kesimi temsil ettiğini düşünüyorum (kadın, şişko, yahudi, kekeme, siyahi vs.).

Kitap sonrası filmini de seyrettim ve özellikle ilk 2 saat boyunca müziklerin kalitesizliği haricinde bir sorun görmemiş, kitabın havasını güzel bir şekilde verdiğini düşündüm. Tek sorun müziklerin kalitesizliği ve finalin teknolojik imkanlar yüzünden yetersiz ve günümüz şartlarına göre çok kötü olması. Gerçi kitapta da tek hoşuma gitmeyen taraf da finali idi daha doğrusu daha farklı bekliyordum.

1990 Yapımı Filmi
http://www.imdb.com/...864/?ref_=ttmd_md_nm

2017 Yılında Gösterime Girecek Filmin Prodüksiyon Bilgisi
http://www.imdb.com/title/tt1396484/
1216 syf.
·69 günde·10/10 puan
1200 küsür sayfa okumuşum, koca yaz boyunca vicdan azabı gibi kara kapaktan beni izlemiş durmuş Pennywise, çoğu gece okurken uyuyakalmışım da sabah uyanıp kaldığım sayfaya ayracı koyup kitabı kapatıp işe gelmişim. Hep diyorum tuğla kitaplarla daha çok zaman geçirdiğimiz için bitirdiğimiz zaman duygusal hissediyoruz, yaz tatili bitip yazlıktan okula dönmek gibi üzücü.

Hakan tutturdu inceleme yaz inceleme yaz, bu çocuk ileride reklamcı falan olursa şaşırmayın.

Anlatabileceğim çok fazla şey yok kitap hakkında, iyi kötü herkes fikir sahibi konuyla ilgili zaten. Bu arada kapaktaki resim güzel düşünülmüş içeriğe uygun olmuş. Örümcek ağları arasındaki korkunç palyaçomsu yaratık. (Kitabı okuyanlara çağrışım yapacaktır mutlaka.)

Stephen King okumayı seviyorum, bize ne ucuz saçma korku hikayesi sunuyor, ne bir şeyleri didakte etmek için bir hikaye uyduruyor. King bunların hepsini çok güzel harmanlayıp, insan psikolojisinden ve zaaflarından oluşan harika tablolar oluşturuyor. Kitaplarında genelde duyguları körelmiş, robotlaşmış yetişkinler ve alışılmış düzene, dönen çarklara taş koyan çocuklar var. Bir kaç kitabı hariç tutulur mutlaka ama ben bu anlatımdaki kitaplarını seviyorum. Çocukluğu her zaman yüceltmesini seviyorum.

Daha çocuk sayılacak yaşta tanışmasam kendisiyle bu kadar sever miydim bilmiyorum, belki yine severdim ama büyüdükçe hayal gücümüzün zenginliği de köreliyor sanırım. King çocuk yanını hep bilediği için mi böyle güzel kitaplar çıkartıyor ortaya, bunu da bilmiyorum. Kitabın kurgusu da aslında bir nevi bunun üzerine kurulu. Parlayan bir hayal gücüne sahip 7 çocuk, yaşıtları tarafından belirli bir özelliği sebebiyle dışlanan 7 çocuk... Zenci, kekeme, Yahudi, hastalıklı, şişman... Sürekli büyük çocuklar tarafından kovalanıp, işkence edilen, kendilerinin deyimiyle "Kaybedenler".

Stephen King'in insanların korkularına, zaaflarına göre şekil değiştiren karakterler yaratması çok gerçekçi. Karakterlerin çocuk olması da çok mantıklı seçim, zaten King de kitapta söylüyor bunu, sadece çocuklar saçma şeylere inanıp onlardan korkarlar. Palyaçolardan korkan kaç tane yetişkin tanıyorsunuz? Kaç yetişkin gece yatağının altında canavarlar saklandığına inanır? Odasından koridora gidene kadar karanlığın içerisinden bir hayaletin çıkıp kendisini kovalayacağından kaç yetişkin endişe ediyor? Yetişkinler işlerini kaybedeceklerinden korkarlar, borsa da para kaybedeceklerinden korkarlar... :) Ya da ne bileyim çocuksanız taşların para olduğuna inandığınız bir oyun kurduysanız kafanızda siz de oyuna dahil olan diğer çocuklar da o taşların para olduğundan emin olurlar. Beverly'nin sapanla taş attığı ama onun gümüş olduğunu hayal ettiği için Pennywise'ın canını yakabildiği kısım gibi...

Örneğin ben çocukken bu kitabın kısa versiyonunu okuduktan sonra, ne zaman yağmur yağsa ve ben mazgalların yanından geçsem, Pennywise çıkarsa korkusunu yaşadım. Şimdi saçma ve komik buluyoruz ama o yaşlarda olabilirliğine inanıyor insan.

Bize demiş ki King, yaşınız kaç olursa olsun inanın, kurtadamlara, insanları öldüren palyaçolara.. Hayal gücünüzün zenginliği oranında keyif alırsınız yaşamaktan.

Saçma bulduğum tek yer vardı, ne düşünerek yazmış anlamlandıramadım; çocukken ilk kez Pennywise'ı alt ettikten sonra tünellerde yollarını kaybediyorlar, aralarındaki bağ kaybolmaya başlıyor çünkü, sonra birbirlerine tekrar bağlanabilmek için yeraltı tünellerinde çocukların altısı da tek tek Beverly ile ilişkiye giriyorlar. Bu kısmına gerek var mıydı ya da hikayenin akışında nasıl bir etki yarattı sorgulaması yaptım. Bir de en sonunda Bill - karısı ve Gümüş ile yapılan finali de sevmedim. Bunun dışında laf edemem kitaba çarpılırım, bir çocuklara bir yetişkinlere dönen ilmek ilmek örülmüş bir hikaye; inanılmaz sürükleyici ve büyülü bir dünya yaratılmış.

Sinemaya uyarlanan son hali ile Bill Skarsgard'ın canlandırdığı Pennywise gerçekten ürkütücü oldu. (Bunun benim Skarsgard'ı sevmemle alakası bile yok.)

https://www.pride.com/...rsgard-pennywise.jpg

http://www.umgasmagazine.com/...8x518-1505240210.jpg

En iyi kitap/film başlangıçlarından birisine sahip olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

1990 yapımı filmdeki Pennywise ve Georgie sahnesi https://youtu.be/aUPq6X-Y1Kg

2017 yapımı filmdeki Pennywise ve Georgie sahnesi
https://youtu.be/xhZ86kjk5I4

"You'll float too!" diyerek hepinizi kitabı okumaya davet ediyorum. :)
1064 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Uçalım mı beyler bayanlar"
Bundan 10 yıl önce okudugum ilk Stephen King romanlarındandır it. O zaman okudugumda King'in en sevmediğim romanlarından olmustu kitap. Çünkü kitap kısaltılmış dörtyüz sayfaya indirgenmiş olarak çıkmıstı ülkemizde. Yaşı 25 ve üstü olanlar o basımı hatırlayacaktır. Gerçekten korku edebiyatına bir hainlik(miş) o kitap.. Aradan 11 yıl sonra, kitabın orjinal tam metnini içeren romanı edindim. Kitap 1060 sayfa uzunlugunda, eski sürümünün iki bucuk katı uzunlukta bir yapıttı. Okumaya aslında çekimser basladım. Çok fazla bir beklentim yoktu. Ama sayfaları çevirdikçe ve o sayfalar sol tarafımda biriktikçe it dünyasının, derry'nin içinde buldum kendimi. Sanki biz kitabı okumuyoruz da kitabın içinden çıkan kanlı bir el bizi kitaba sokuyordu. Elin kime ait oldugunu hatırlamıyorum ama sanırsam bir palyaço ya da vampirdi. O el bizi çekip derry'nin sessiz ve gizemli sokaklarına bırakıyordu.. Derry kitapta öyle betimlemelerle anlatılmıs ki, derry gözümüzün önünde yasayan bir kasaba. Eczaneleri, sinemaları, hastanesi, otelleri... Tabi ki lunaparkları ve panayır alanları Kitap 7 çocuğun yaşadıgı olaylar üzerinden, arkadaslık, sevgi, vicdan ve korku temaları üzerinde ilerliyor. King olay örgülerini o kadar iyi bağlamıs ki adeta derry üzerine üşememesi için kazak örüyor.. Kitapta ki en beğendiğim detaylar ara kısımları.. Anlatıcının ağzından, anlatıcının kim oldugunu söylemeyeyim okumayanlar için kaçmasın, derry'de geçmişte yaşanan garip olaylar anlatılıyor bu ara kısımlarında. Bazıları günlük parçası bazıları gazete küpürleri. Ve bu parçalar ana hikayeye o kadar güzel bağlanıyor ki sormadan edemiyorum sizde eminim edemeyeceksiniz. "ben ilk basım it'te ne okudum ondörtyüz sayfada." ilk kitapta ara yazılar yoktu. Ve kasabaya o kadar yabancıydık ki. Ve o betimlemeler. Eser yoktu.. Stephen King it romanında bize öyle bir tatil yaptırıyor ki derry'e yerleşip oradaki garip insanları tanıyasınız geliyor. Açıkçası witcham sokağına yerlesim gelmedi değil okurken.. Tabi palyaçolardan korkmuyorsanız. Kimbilir belki bir gün Derry'de yol üstünde karşılasır öylece gelip geçeriz. Belki de bir gün aynı kanalizasyon borusunda aynı cesede farkli zamanlarda bakarız...
Kitap aslında güzel, planlı ve akıllıca yazılmış. Ancak filmini izlediğim için kitaba karşı duyduğum merak bir anda sönüverdi. Aslında yarım bırakılmaması gereken bir kitap. En kısa zamanda devam edeceğim.
1216 syf.
·8/10 puan
Gerilim, korku romanları dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk isimlerden biri hiç şüphesiz Stephen King'tir. Gerilim romanları sevenlerin bayılacağı türden bir eser.
Bu kitapta 6 arkadaş ve onları en büyük korkularıyla vuran Pennywhise - palyaço- yer alıyor. Düşünsenize en büyük korkunuz ne?En büyük korkunuz sürekli başınıza gelse ne yapardınız? Onu yenmek için nasıl çareler arardınız? Bu 6 arkadaş hayatlarındaki tersliği farkediyor ve onunla mücade ediyorlar sonuna kadar. Acaba yenebilecekler mi O'yu. Çok sevdim kitabı. Ama başta da belirttiğim gibi korku kitabı kategorisindeki bir kitap. Kendine güvenmeyen okumasın.
Her daim kitapla kalın. İyi okumalarr.
1064 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10 puan
Filmini izlediğimde derinlerime kadar ürpermiştim. Cesaretin ve gücün yaşta değil; içimizde neler biriktirdiğimizde olduğunu hissetmiştim. Okurken ise bunlardan çok daha dolu hislerlerle kapağını kapadım. Sınav dönemime denk gelmesi kitabı çok yayarak okudum ancak sayfa sayısı asla göz korkutmamalı. Stephen King öyle bir kalem ki 1061 sayfayı her çevirişte heyecanınızı katlıyor.
  Oturup kitabın konusunu anlatacak halim yok. Otomatik olarak dünyaya bu bilgiyle geliyoruz bence :D Herkes konusunu bilir. Peki ya çocukların hisleri? Ben ve Bill arasında kalan Beverly gerçekten ne hissetti ve neler düşündü? Henry'nin içindeki öfke neden bu kadar derine saplanmış gibi asla azalmıyordu? Stanley'nin aldığı telefonla neler düşünüp kendini banyoya attığını, Beverly'nin içinde yıllarca tuttuğu nefreti vücudundan damla damla akıtışını tüm ayrıntılarıyla kucaklıyoruz.
Sadece kendilerinin duyup gördükleri kan ve vahşet onları nasıl delirtmedi? Çünkü biliyorlardı, yalnız değillerdi. O'nu alt etmelerini sağlayan da bu birlikti. Sayıları azalmış olsa da geri döndüklerinde yine de birliktelerdi ve bu güç onlara bir kez daha O'nu yeneceklerine dair inançlarını yeşertiyordu.
  Filmlerin birinde çocuklukları ve eğer O geri dönerse yeniden geleceklerini görürken diğerinde Derry'e geri döndüklerini izlemiştik. Kitap bu kadar net bir çizgiyle ayırmıyor. Arada bir 1958'e gidiyor, sonraki bölümde ise 1985'i (yani o zamana göre günümüzü) anlatıyor.
  Evrenin belki de en büyük hatalarından biri korkuydu. Korku bizi yerle bir eden, güçten düşüren şeydi. Korku stresi, stres çoğu zaman yenilgiyi getiriyor. King'in bu 4 senelik birikiminde de korkunun yanında büyüyen güven ile galibiyeti okudum.
  Sadece bunu değil, ayrımcılık ve faşizm unsurlarının ne büyük acılar yarattığını da görüyoruz. Birkaç milyon pigmentin kendisininkilerden farklı olması zamanında birçok insanın başına dert açtı. Asla ders almıyoruz. Asla tam anlamıyla öğrenmiyoruz. Bizden farklı olan anormal değildir. Normal kıstasını belirleyen "ben" olamam. "Ben" olması için bile bir "sen" e ihtiyacım varken, kendimi kimden üstün gördüğümü sanıyorum ki ben? Bununla da kalmıyor. İnsanların cinsel tercihlerinin sonucunda acımasızca öldürüldükleri ve bunu hak ettikleri algısı da çok korkunç bir boyutta Derry kasabasında. Keşke sadece kurgu olsaydı. Keşke sadece bu kitapta ve bunun gibi bazı kitaplarda yer alan bir iğrençlikten ibaret olsa. Ne yazık ki 2021 de bile hâlâ insanların hayatlarına karışıp onların haklarını ellerinden almaya çalışmayı kendine hak görenler var.
  Stephen King'in değindiği her nokta bir yara, bir iz. Evrenin en büyük hatalarından birisi. Yine de bir çocuğun bir sözünü hatırlatmak istiyorum: "Kaykayın üstünde dikkatli olamazsın bayım!" Tüm bu hatalarla, birlikte yalnız olmadığımızı bilerek aydınlığa çıkacağız. Bazen kekelesek de, bazen istemediğimiz kiloları anne zorula taşısak da, bazen birileri bizim için çok fazla endişelense de, bazen plasebolara göğüs germek zorunda kalsak bile... Asla yalnız değiliz.
1216 syf.
·30 günde·Beğendi·9/10 puan
Nerede olursa olsun yolunu nasıl bulacağını bilip olmayan astımını nasıl durduracağını bilmeyen Eddie Kaspbrak; babasından nefret ettiğini kendine bile söyleyemeyecek kadar korkak ama O'nun kafasında bir delik açacak kadar cesur Beverly Marsh; yanından bir an bile ayırmadığı kuş kitabıyla küçük burunlu yahudi Stan Uris; dört gözü olduğu halde tek gözden korkan binbir lisanlı Richie Tozier; yirmi yedi yıl geçse de her şeyiyle kaleyi koruyan grubun kara noktası Mike Hanlon; cüssesiyle grubun en kabası olsa da aslında en naifleri olan, kaç yıl geçse de kendini çocuk kütüphanesine ait hisseden ünlü mimar Ben Hanscom; gönül rahatlığıyla o olmasaydı hikaye olmazdı diyebileceğimiz, kekemeliğinin ardında sakladığı tonlarca cümlesiyle yazar Bill Denbrough; ve son olarak da grubun gizli sekizinci üyesi evrenin en hızlı bisikleti Gümüş...

Olaylar, kişiler, mekanlar... Kitap her yönüyle fazlasıyla kusursuzdu. Günlerce elimde taşıyıp kas yaptığım ve o sayfa sayısında en az üç kitap okuyabileceğim halde O'nu okuduğum için kendime minnettarım.

Bir şey ne kadar korkunç ne kadar güçlü olsa da somut bir varlığa sahipse yenilebilir. Görürsünüz, eksik noktası vardır bilirsiniz. Ama O, senin korkun. Ulaşılamaz, sonsuz, yok edilemez. Zaten zayıf noktası da bu. O'nu yenebileceğinizi düşünmek en büyük silahınız. Ve bu silaha ancak bir çocuk sahip olabilir...

Tüm kitaplar zamanla yavaş yavaş unutulur. Belki önce karakterlerin soy adları sonra sırasıyla her şey. Ama ben bu kitabın bana hissettirdiği umudu hiçbir zaman unutabileceğimi sanmıyorum. Teşekkürler Kaybedenler!
1216 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
- Gözlerinizi kapatın, turuncu saçlı, kırmızı ve kocaman ağızlı bir palyaço hayal edin. 1990 yılında sinemaya da uyarlanan Stephen King'in "O" orijinal ismiyle "It" adlı kitabında 1216 sayfa boyunca başlıca korku unsuru bu palyaço. Belki de bir neslin palyaçoları antipatik bulma nedeni King'in bu romanı ve daha sonra beyaz perdeye aktarılan bu film.
- Kitapta anlatılanlar genel olarak; Derry adlı küçük bir Amerikan kasabasında yaşanan esrarengiz ve bir o kadar da korkutucu olaylar, kaybolan ve sonrasında vücutları parçalanmış halde bulunan çocuklar ve bunlara neden olan yaratıkla mücadele eden yedi çocuğun başından geçen gerilim dolu günler. Yıllar sonra, artık birer yetişkin olmuş bu yedi çocuğun, yaşadıkları dehşet dolu günleri hafızalarının derinlerine gömmüşken O'nun geri dönmesi ve yedi arkadaşın kendilerini yeniden kabusun içinde bulmaları.
- 1216 sayfalık kitabın her sayfasında, her paragrafında kendinizi bu yedi arkadaşın yanındaymışsınız gibi hissedeceksiniz. Yazarın kült hale gelmiş eserlerinden olan "O", gerilim-korku ustası denildiğinde akla neden King'in geldiğini gözler önüne seren bir diğer eser. Olağanüstü betimlemeler, kitapta yer verilen tüm detayları zihninizde rahatça canlandırabilmenizi sağlarken, yazarın hayal gücüne bir kez daha hayran kalacaksınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
It
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
1376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781473666931
Kitabın türü:
Dil:
English
Yayınevi:
Hodder
Baskılar:
O
O
O
O
O
It
'They float...and when you're down here with me, you'll float, too.'
To the children, the town was their whole world. To the adults, knowing better, Derry Maine was just their home town: familiar, well-ordered for the most part. A good place to live.It was the children who saw - and felt - what made Derry so horribly different. In the storm drains, in the sewers, IT lurked, taking on the shape of every nightmare, each one's deepest dread. Sometimes IT reached up, seizing, tearing, killing . . .
The adults, knowing better, knew nothing. Time passed and the children grew up, moved away. The horror of IT was deep-buried, wrapped in forgetfulness. Until they were called back, once more to confront IT as IT stirred and coiled in the sullen depths of their memories, reaching up again to make their past nightmares a terrible present reality.

Kitabı okuyanlar 3.774 okur

  • Ülkü Armut
  • Sülfüğ
  • tavuktüyünealerjisiolancivciv

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları