1000Kitap Logosu
Ulysses
Ulysses
Ulysses

Ulysses

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.7
219 Kişi
567
Okunma
330
Beğeni
33,4bin
Gösterim
841 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 23 sa. 50 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Yapı Kredi Yayınları · Şubat 2019 · Karton kapak · 9789753631480
Diğer baskılar
Joyce, 1904'te Nora Barnacle adında bir genç kadınla tanışmıştı. (Nora Barnacle ile 1931'de, evliliğe karşı olmasına rağmen, kızının ısrarları üzerine evlendi.) Ulysses, Joyce'un kendi anlatımıyla Nora Barnacle'ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 günü Dublin'de geçer. (Romanın asıl kahramanı bir bakıma Dublin kentidir. Her yıl 16 Haziran günü Dublin'de düzenlenen "Bloomsday" yani Bloomgünü'nde, kitaptaki bölümlerde geçen yerlerin dolaşıldığı turlar düzenlenmektedir.) Konu, özünde son derece yalındır: Öğrenci Stephen Dedalus ile serbest çalışan Yahudi asıllı bir reklam toplayıcısı olan Leopold Bloom'un karşılaş(tırıl)maları. Ancak asıl anlatılan, bu iki kişinin bireysel kimliklerini aşan daha büyük bir gerçeğin parçası olduklarıdır: Stephen "sanatsal" doğanın, Bloom ise "bilimsel" doğanın temsilcileridir. Öte yandan, bu iki dışlanmış kişilik, hem Joyce hem de birbirleri için de özel bir öneme sahiptirler: Stephen, Joyce'un gençliğinin, Bloom ise olgunluğunun yansımalarıdır; Bloom, Stephen'ın, deyim yerindeyse, "manevi babası"dır vb. Ama kitabın edebiyat açısından asıl önemi, çatısının Homeros'un destanı Odysseia ile simgesel koşutluğundan ve Joyce'un kullandığı değişik teknik ve biçemlerden, özellikle de 18. ve son bölümde Bloom'un karısı Molly'nin düşüncelerinin yansıtıldığı "bilinç akışı"ndan gelir. Ulysses, yılar boyunca, kimine birkaç kez olmak üzere, Fransızca, Almanca, İtalyanca gibi bellibaşlı dillere, bu arada Çince gibi "uzak" dillere de çevrildi; üzerine onlarca kitap yazıldı. Türk okuru ise, şimdiye kadar ancak, içlerinde özellikle Doğu ve Uzakdoğu gizemciliği ve Geştalt terapisi üzerine çeviri vb. etkinliklerinden tanıdığımız Nevzat Erkmen'in de bulunduğu, bir iki çevirmenin, deyim yerindeyse "cüret ettiği" deneme niteliğindeki "parça" çevirileriyle yetinmek zorunda kalmıştı. Kitabın "tam ve tekmil" çeviri serüveni, 1991'de Yapı Kredi Yayınları Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi'nin kurulmasıyla başladı. Ulysses, danışma kurulunun dizide yayımlanmak için ilk seçtiği kitaplar arasındaydı. Yarışmaya gönderilen deneme çevirelerinden Nevzat Erkmen'in çevirisi yayımlanmak için uygun bulundu ve Nevzat Erkmen yoğun bir şekilde çalışmaya başladı (1992). Dört yıl süren zorlu bir uğraştan sonra, geçtiğimiz aylarda biten çeviri, Enis Batur'un da redaksiyonundan geçtikten sonra yayımlanmaya hazır duruma geldi. Kitap, Enis Batur'un "Joyce'un Kulesi" başlıklı "Ön-Söz"ü ve "1992'de Bir 'Ulysses', 1984'te Bir Başka 'Ulysses'" başlıklı "Arka-Söz"ü ile sunuluyor. Böylece, Nevzat Erkmen'in kitabı yazdığı "Çevirmenin Sözü"nde söylediği gibi: "Joyce'un ulusesi" nihayet Türkçede...
5 mağazanın 14 ürününün ortalama fiyatı: ₺50,52
8.7
10 üzerinden
219 Puan · 61 İnceleme
Erhan
Ulysses'i inceledi.
653 syf.
·
120 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Ulysses Hakkında Bir Çok Şey
Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla. Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı yola girmiş, insanları kızdırmış. Hipster’larla karşılaştıranlar bile var. Evet, akademisyenler hala tartışıyor tıpkı tahmin ettiği gibi. Ve evet, Ulysses, üzerinde binlerce kitap, makale, araştırma vb. yazılan bu kitap, modernizmin bir (belki de en önemli) klasiği olmuş ve birçok otorite tarafından yazılmış en önemli romanlar arasında tanımlanıyor. Zor bir kitap ve 1996’da Nevzat Erkmen’in yaptığı çevirinin de okumayı kolaylaştırmadığı bir gerçek. Bu yüzden ilk önce kitaba başlamadan önce birkaç ipucu paylaşayım dedim. Daha önce yazdığım ve kitap hakkında bir ön bilgi içeren yazıya ( sacmaninbagladiklari.wordpress.com/2020/01/12/sacma-sa... ) adresinden ulaşabilirsiniz. İlk önce Ulysses’i neden okumak istediğimizi kendimize sorabiliriz belki. Gerçekten gerekli mi, ya da bir katkısı olacak mı bana Ulysses’i okumanın? Bu soruyu, kitap neden okumalı, ya da klasiklerin bana ne faydası var gibi sorularla karşılaştırabilir ve benzer cevaplar verebiliriz elbette. Ulysses’i okumak isteyen kalabalık da genelde kitabı aşılması gereken bir zirve olarak görür ve bitirdiği gün o tamamlamış/tamamlanmış olma hissini, o tatmini arar. Ne yazık ki o duyguya ulaşamayacaksınız Ulysses bitince. Çünkü yazarımız, o kötü adam James Joyce, kitabın içerisine bağımlılık yapıcı bir madde bırakmış, bitirdikten sonra bölümleri tekrar tekrar okumak istiyor insan. Adeta beşinci bölümdeki “Nilüfer Yiyiciler”in ülkesi gibi ayrılamıyorsunuz bir türlü her şeye vakıf olmak için. Sonra da kitaptan etkilenen diğer eserleri arıyorsunuz doğal olarak. 1900’lerin tamamını etkisine aldığını düşünürsek oldukça kolay bu. Bize en yakın örnek tabii ki Tutunamayanlar . Okudukça okuyorsunuz, Körleşme , Aylak Adam , 2666 …Ve yavaş yavaş değişiyor okuma zevkimiz, aldığımız keyif, ya da kitapla ilgili bildiğimiz hemen her şey.Yani Ulysses’i okumamak belki de hiçbir şey kaybettirmiyor aslında. Ama okuyunca kazandığımız şeylere gerçekten değiyor. İkna edebildiysem okumaya sıra ikinci soruya geldi Ulysses nasıl okunmalı? Öncelikle faydalı olan birkaç ön okuma sayabiliriz belki; (Bunlar kesinlikle mecburi değil, sadece alınan zevki biraz daha artırmaya yönelik kitaplar) - Kitapta geçen karakterlerin bir çoğunu içinde barındıran ve James Joyce’un hikayelerini içeren Dublinliler - Stephen Dedalus’un kitap öncesi yaşamını anlatan ve Joyce’un anlatım diline aşinalık kazandıracak Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi - Kitabın ismini aldığı ve tamamen paralel olarak işlendiği Odysseia , - Shakepeare ile ilgili bir çok gönderme var ama en fazla olan yine de Hamlet , Aristo’nun, Shakespeare’in daha bir çok Büyük Britanyalı yazarın kitabı var okuyabileceğiniz, ya da İrlanda tarihi ile haşır neşir olabilirsiniz bolca kitaba başlamadan önce. Ama söylediğim gibi hiçbir şey okumadan da başlayabilirsiniz Ulysses’e ve keyif alacağınız, ilginizi çeken bir şeyler çıkar karşınıza her durumda. Bir diğer soru da hangi çeviri? İmkân varsa tabii ki orijinal metin, kitabın içine tam olarak girebilmek için. Aşağıdaki linklerde paylaşacağım zaten. Ama ileri düzey İngilizce gerektiren bu cevap bir çok okuyucuya hitap etmeyecek haliyle. Ben bölümleri yazarken üç çevirmenin de tarzına bir parça aşina oldum, o kapsamda düşüncelerimi yazayım, siz değerlendirirsiniz. Öncelikle Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Nevzat Erkmen çevirisi ben dahil bir çok insanı kitaptan soğutmasıyla meşhur. Kitaptan çok bulmaca gibi yanaşmış Ulysses'e Erkmen. Ve kendisi için çözmüş bu bulmacayı, okur oldukça uzakta kalıyor metne. Metnin İngilizcesi ile beraber okuyunca yapmak istediklerini anlayabiliyorsunuz ama. Açıkçası en eksiksiz çeviri kendisinin, ama en zor çeviri de onun. Norgunk Yayınlarından çıkan Armağan Ekici çevirisi Erkmen'inkine göre oldukça sade, yine bunaltan yerler var ama o kadar çok değil. Joyce'un vermek istediklerini büyük bir oranda vermiş Ekici. Bazı kelime seçimleri - Mr./Bay Allah/tanrı vb. kullanımı- az da olsa bazı yerlerde metinden uzaklaşması ve Nevzat Erkmen gibi yabancı dildeki ibareleri çevirmemesi bana göre zayıf yanları. Ama kitabın orijinaline en çok yaklaşan metin bu bence. Bence bu Ulysses için - Joyce'un ne yapmak istediğini, kelime oyunlarını vb. tam olarak anlatabilmesi açısından- önemli. Fuat Sevimay çevirisi günümüz okuruna en çok hitap edebilecek çeviri. Ben de birçok yeri ordan okudum. Diğerleri gibi büyük oranda başarılı. Sevimay Joyce'un kelime oyunlarını Nevzat Erkmen'e benzer bir şekilde dilimiz karşılıkları ile değiştirmiş. Dil kullanımı onunki kadar ağır değil üstelik. Bazı yerler oldukça güzel. Ama bazı yerler orijinal metinde verilmek istenenden oldukça uzaklaşıyor. Bazı kısımlarda Joyce farklı bir şey kastetmişken Fuat Sevimay günümüze uydurmak için apayrı bir deyim de kullanabiliyor. Bu da Joyce'un yapmak istediğinden farklı olarak çevirmenin yapmak istediğine götürüyor bizi. Bazı kitaplarda böylesi uygun olabilir ama dil oyunlarıyla bezeli bu kitap içinde hatalı yerler çıkıyor ara sıra. Çok az da olsa bazı eksiklikler ve kitaba göre bile ağır argo kullanımı, bazı isimlerin gereksizce çevrilmesi ve kendi kıllanmalarım (zahir:) bu çevirinin bana göre diğer olumsuz yanları. Diğerlerinin aksine Fuat Sevimay dip notlarla desteklemiş bu kitabı, ama çoğunlukla yabancı dilde yazılan cümleler var ve sözlük kadar kapsamlı değil. Bir de Ulysses Sözlüğü var tabii Nevzat Erkmen tarafından yazılan. Detaylı bir incelemesini burada ( #70530837 ) yapmıştım. Ulysses’in bir kaynak kitap ile okunması alınan zevki kat ve kat arttıracaktır kanımca. İngilizce bolca var ve paylaşacağım bildiklerimi aşağıda. Ama Türkçe için şu an bir tek Ulysses sözlüğü var (Bir de fazla detaylı olmasa da benim yazdıklarım) Kitabı okurken bölümleri ayrı ayrı okumakta fayda var. Her bölümü bir gün ile bir hafta içinde okuyabilirsiniz. Aslında bölümü okumadan önce de bölümle ilgili benim yazdığım incelemeleri ya da internette geçen açıklamaları okumak (En azından şemalara bakıp, Odysseia karşılıklarını incelemek) yararlı olabilir bence. Yine de ben bir şeyden etkilenmeden saf bir okuma istiyorum diyenler de çıkabilir elbette. Anlamadığınız ya da kafanıza takılan yerleri not alıp daha sonra Sözlüğe ya da İngilizce kaynaklara bakabilirsiniz her zaman. Ama en azından kitabın ikinci yarısında bölümlerden önce açıklayıcı bir metine bakmanız kuvvetle tavsiye edilir. Evet, Ulysses neden, nasıl, neyle (ne zaman?) okunur gibi bazı soruları yanıtlamaya çalıştım. Şimdi de kitabı tanıtayım biraz. 3 ana bölüm ile 18 kısımdan (episodes) oluşuyor Ulysses. Kısımların isimleri kitapta yazmıyor anca Joyce’un daha sonra bölümlere ilişkin çıkardığı şemalarda her bölüme Odysseia‘da geçen bir olay/karakterin adı verildiği anlaşılıyor. Daha önce söylediğim gibi paralel bir yapıda işleniyor kitap Odysseia‘ya. Joyce kitabı 1914 ile 1921 arasında yazıyor ama kitapta sadece 16 Haziran 1904 günü olan olaylar yazılı. O gün kitabın üç ana karakteri olan Stephen Dedalus, Leopold Bloom ve Molly Bloom’un başından geçenler kitabın üç bölümüne karşılık geliyor. Çoğunluğun bildiğinin aksine kitabın en önemli özelliği bu 18 bölümün hepsinin ayrı bir yazım tekniğiyle yazılması ve farklı bir teme işlenmesi. Bölümün içinde geçenleri Joyce daha önce bahsettiğim şemalardaki teknik, organ, renk ve sanat çerçevesinde şekillendiriyor ve bu kitap boyunca birçok farklı şeyle karşılaşmamızı sağlıyor. O kitabın alamet-i farikası olmuş bilinç akışı tekniği bu tekniklerin sadece bazılarında geçiyor. Evet, Joyce bilinç akışını ilk kullanan yazarlardan birisi, 1800’lerin sonunda ortaya atılan bu teori yüzyılın başlarında 2-3 yazar tarafından kullanılmışsa da bunu kitlelere ulaştırıp modernizmin araçlarından biri haline getiren Joyce. Ulysses gerçekten de sadece dilin sınırlarını zorlamakla kalmıyor, açtığı ufuklarla bir çok yazara ilham veriyor. Ama biz Ulysses’i sadece bunların ilk uygulaması olduğu için değil, şu an bile Joyce’un eserine yaklaşabilen çok az kitap olduğu için okuyoruz bu baş yapıtı. Kitabı okumak isteyenlere yardımcı olmak için bölümlerin detaylı açıklamalarını yaptım, aşağıda da linklerini vereceğim Ama kısaca bu 16 Haziran günü (Dublin’de halen Bloomsday olarak kutlanıyor) neler olmuş anlatayım. (İsteyen SPOILER olarak algılayabilir bu paragrafı) Stephen Dedalus odakli ilk üç kısmı sabah uyanma, arkadaşlarla kahvaltı, öğrencilere tarih anlatma, müdürle konuşma ve kumsalda beyin fırtınası olarak özetleyebiliriz. Daha sonra Leopold Bloom’a geçiyoruz 12 kısım boyunca. O da sabah kalkıyor, kasaptan sakatat aldıktan sonra eşine kahvaltı çıkarıyor, Daha sonra uzun bir yürüyüş ve gizli mektup arkadaşı, bir tanıdığın cenazesi, gazetede reklam işleri, yemek, kütüphane (ve Stephen Dedalus odaklı bir Shakespeare tartışması), resmi geçit töreni esnasında Dublin halkının davranışları, Bir barda atıştırma ve müzik ziyafeti, Pub’da beklerken İrlanda milliyetçiliği dersi, akşam sahilde genç kızları izleme, doğum hastanesini ziyaret, gece bir iki bira ve Stephen’ın arkasından geneleve giriş. Son bölüm “Eve Dönüş”te ise Leopold ve Stephen’ın bir arabacı barınağında ve evde konuşmaları ile ayrılışları var. Son kısım ise diğer kahramanımız Molly Bloom’un bilincindeyiz noktalama işaretleri olmadan. 700 sayfalık kitabın özeti bu kadar. Ama bölümlerin incelemesinde de göreceğiniz gibi kitap kesinlikle bu kadar değil. Kitabın anlatım şekli ile de bir iki şey söyledikten sonra yararlı linklere geçeyim. En başta bilinç akışı var tabii. Bu iki şekilde gösteriyor kendini. İç monolog ve gösterme. İç monolog bildiğiniz bilinçli olarak beyinde kurulan cümleler, göstermelerde ise bu bilinçli bir cümle şeklinde olmayabiliyor, bazen çevrede oluşan bir olayın etkisiyle bir anda farklı bir şeye geçebiliyor bilinç, biz de bağlamaya çalışıyoruz birbirine kelimeleri. Özellikle Bloom’un ürettiği birleşik kelimelerde epeyce karışabiliyor kafamız. Bazı yerlerde de anlatıcı sadece düşüncelerini veriyor ana karakterin iki üç kelimeyle. Metinde anlatıcı ile bilinç akışı genelde iç içe oluyor. Birisinin bitip diğerinin başladığı yeri bulmakta da zorlanabiliyor bazen insan. Diğer anlatım şekli üçüncü tekil şahıs, yukarıdaki anlatıcı kelimesinden anlayacağınız gibi. Ama bu üçüncü tekil şahıs tam olarak bir tanrı anlatıcı değil. Yani yalnız bir anlatan değil aynı zamanda kitabı düzenleyen kişi. Daha ilk sayfadan kitabın tamamına hakim, girdileriyle bunu da gösteriyor. Herhangi bir zamanda olacak bir olayın ipuçlarını daha önceden verebiliyor bize klasik metin anlayışından farklı olarak. O zaman fark edemesek de olay olunca bir şeyleri seziyoruz. Sadece bu değil, bir karakter gibi metne de müdahale ediyor bazen, oyun oynuyor adeta. Günümüzde bile aykırı bulunan bazı şeyleri yüz yıl önce denemiş Joyce. Anlatıcının bir diğer özelliği ise anlattığı kişinin durumuna göre değişmesi, hayır bilinç akışı değil, 3. tekil şahıs. Anlatıcımız da bir çocuğu anlatırken o hale girebiliyor ilginç bir şekilde. Bu özellikle kitabın ikinci yarısından sonra bolca tekrarlanıyor. Zaten kitap ikinci yarısından sonra coşuyor aslında. Bunun dışında bölümlerde bolca farklı anlatım usulleri mevcut. Ben en genel olanlarını açıklamaya çalıştım sadece. Daha önce paylaştığım için bölümlerle ilgili sayfaları buraya tekrar kopyalamıyorum. Onları ve faydalandığım web sayfalarının linklerini bu yazının blogdaki halinden ( sacmaninbagladiklari.wordpress.com/2020/05/14/demek-ul... ) ulaşabilirsiniz. Unuttuğum bir şey kaldı mı bilmiyorum, güncellerim artık varsa. Ayrıca isteyenlere takıldığı yerlerde ben de yardımcı olabilirim elimden geldiği kadar. Teşekkürler buraya kadar okuduğunuz için. Umarım Ulysses’i de keyifle okursunuz.
Ulysses
8.7/10
· 567 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
43
330
Liliyar
Ulysses'i inceledi.
844 syf.
"KİMMİŞ BU SARI ÇİZMELİ MEMEDAAA?" Joyce.. İrlandalı yazar. Altı yaşından itibaren Cizvit okulunda yetişmesine rağmen, onlar tarafından kabul görmeyen kitapların ateşli okuyucusu. Yoksullukla iç içe yaşayan on kardeşin en büyüğü. Yazar olabileceğini çevresine kanıtlamak için verdiği uzun uğraşların sonunda Ulysses 'i yazıyor ve diyor ki ; "İÇİNE O KADAR ÇOK BİLMECE, BULMACA VE ZEKA OYUNU KOYDUM Kİ PROFESÖRLER YÜZYILLARCA NE DEMEK İSTEDİĞİMİ TARTIŞACAKLAR. İNSANIN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ GARANTİLEMESİNİN TEK YOLU DA BUDUR." İşte böyle bir kitaba inceleme yazmak ne kadar mümkünse o kadar. :) Yedi yılda yazımı tamamlanan ama sadece on yedi saati anlatan 841 sayfa. Joyce 'un beynindeki mekanizmanın hayret uyandıracak derecede net bir aynası sanki. 19. yüzyılı kapatan eser olarak biliniyor. Çok duru bir dili yok, bunun sebebi ; karmaşık çalışma yöntemi, okunaksız el yazısından dolayı çıkan problemler ve göz sağlığı bozulduğu için gerekli düzenlemelerin yapılamaması olarak gösteriliyor. Eserde sadece (!) 5000 'i aşkın düzeltme yapılabilmiş. O kadarcık. :) Ulysses kelime anlamı olarak Odysseia' nın latincesi. On sekiz bölümden oluşuyor ve hemen hemen her bölümde farklı teknik, anlatım, renk ve semboller görmek mümkün. Mesela benim en sevdiğim kısım olan 18. bölüm, Bloom 'un karısı Molly' nin dilinden anlatılıyor. On beşinci bölümde anlatıcı yokken, üçüncü bölümde anlatıcı Stephen 'ın iç sesi. Geri kalan bölümlerin çoğunda bilinmeyen bir anlatıcıdan dinliyoruz Ulysses' i. Ana karakterler, Stephen ve Bloom. Kitap, daha çok, on bir günlük oğlunu kaybeden Bloom 'un bir gününü anlatıyor gibi görünse de sembolik babasını arayan Stephen, çok önemli bir karakter. Kitapta aldatma olgusu çok yoğun işleniyor. Oyunlu, müstehcen ve mizahlı 800 küsür sayfa söz konusu. Okuduğunuzu her yöne çekip bir cümleye onlarca anlam vermeniz mümkün. Hatta kitabın uzunca bir bölümünde röportaj romana örnek bile var. Kurgu soru - cevap şeklinde ilerliyor ki ben bu türün örneğini ilk defa okudum. Bloom 'un şahsında (kendisi aslen Yahudi, sonradan Katolik olan biridir) tüm dini değerleri pek acımasız ve alaycı bir şekilde yargılıyor. Fransız eleştirmen Larbaurd' un Ulysses yayınlanmadan yaptığı konuşmada ; "Her bölüm belirli bir sanat ve bilimle ilgilidir, belirli simgeler içerir, insan vücudunun belirli bir organını temsil eder, belirli bir renge ve tekniğe sahiptir ve belirli bir zamanda geçer." demesine rağmen, Joyce 'un bu planı hiç uygulanmadığı ve değiştirerek yayımladığı söyleniyor. Hasıl - ı kelam, Nevzat Erkman çevirisi yaklaşık üç haftadır zaman zaman güldürüp zaman zaman beynimi yaksa da hala düşünmüyor değilim ; JOYCE NE YAZDI Kİ SÜZME AŞURE OLARAK ÇEVRİLDİ diye. Süzme yoğurdu bile anlarım ama süzme aşure çeviride son nokta. :) Küfürlü dili, bilinç akışı tekniği ve çözülemeyen taraflarıyla Ulysses, birkaç kere yasaklanmış ve yakılmış olsa da, bir baş yapıt olarak kabul görüyor. Kaldı ki Ulysses 'i okumak, bütün o bilmeceleri çözmek ya da çözmeye çalışmak değil bence. Joyce' un duruşunu, kaleminin tavrını anlamak ve payımıza düşeni almak, ikinci ya da üçüncü okuyuşta daha da kolaylaştıracaktır her şeyi. Bir ara Thomas Bernhard ve hatta Vüs'at Bener tarzı cümleler bile görsem, Mulligan 'ın dediği gibi ; "Yalnızca fikirleri ve hisleri hatırlarım." Keyifli okumalar.. :)
Ulysses
8.7/10
· 567 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
133
Ozan Çetin
Ulysses'i inceledi.
656 syf.
·
12 günde
·
Puan vermedi
Ulysses Maceram
James Joyce’un 1914 - 1921 yılları arasında yazdığı, edebiyatta yeni bir çağ açtığı söylenen modernist romanı Ulysses, yıllardır okumayı düşündüğüm fakat zorluğu hakkında söylenenleri öğrendiğimden bir türlü okumaya cesaret edemediğim bir eserdir. En sonunda cesaret edip okumaya karar verdiğimde, kitaba başlamadan önce birtakım ön hazırlıklar yapılması gerektiğini gördüm ve önce bir hazırlık aşamasından geçtim. Bu aşamada Odysseia ve Hamlet kitaplarını okudum. Tabii ki kitaba hazırlık yapmak da yeterli değildi. Kitap boyunca rehberlere ihtiyacım olacaktı. Bana Ulysses yolculuğumda rehberlik eden kişiler Erhan ve Nevzat Erkmen oldular. 18 bölümden oluşan romanın her bölümünde, bölüme başlamadan önce Erhan’ın o bölümle ilgili yazısını ( sacmaninbagladiklari.wordpress.com/2020/05/14/demek-ul... ) okudum. Romandaki bölümleri okurken de Nevzat Erkmen’in Ulysses Sözlüğü’nden faydalandım. Ulysses’in dilimize üç adete çevirisi yapılmış. Bu çevirilerden kendime en uygun olarak Fuat Sevimay’ın çevirisini gördüğümden onu seçtim. Pişman da olmadım. Kitaba gelecek olursak 16 Haziran 1904 günü Dublin’de bulunan 38 yaşındaki reklamcı L. Bloom ve 22 yaşındaki şair Stephen Dedalus merkezde olmak üzere sıradan insanların bir gün boyunca yaşadıkları sıradan olaylar anlatılmış. Fakat sıra dışı bir biçimde anlatılmıştır. Zaten romanın bu kadar etkili yapan unsur da anlatım biçimidir. Klasik roman anlatımının dışına çıkılan Ulysses’te çok sayıda üslup tarzı, farklı anlatıcı kişileri ve anlatım teknikleri kullanılmıştır. Bilinçakışı ve monolog teknikleri romanda en çok tercih edilen anlatım tekniklerindendir. Olaylar anlatılırken bir anda anlatıcı kenara çekilir ve bilinçakışı ve monolog teknikleriyle kahramanın zihnine girilir. Romanın çatısı Homeros’un Odysseia adlı eseri üzerine kurulmuştur. Bölümler üstü kapalı da olsa Odysseia ile paralel ilerler. Her bölüm aynı zorlukta ve aynı tarzda yazılmamıştır. Kimi bölümler kısmen de olsa rahat bir şekilde okunabilirken kimi bölümler çok zor okunmaktadır. Beni en çok zorlayan bölümler 9. (Skylla ve Kharybdis) ve 14. (Güneş Tanrının Kutsal Sığırları) bölümler oldu. 9. Bölümde (Skylla ve Kharybdis) bir kütüphanede bulunan Stephen, Kütüphaneci Lyster, John Eglinton, Best, Russel ve Mulligan merkezinde Shakespeare’in olduğu tartışmalar yaparlar. Ulysses Sözlüğü’nden takip ettiğimizde nerdeyse her iki cümlede bir gönderme olduğunu görürüz. Homeros’un “Odysseia”sında, Odysseus’un eve dönüş yolculuğunda karşılaştığı en zorlu engellerden birisi, bir tarafında Skylla ve bir tarafında da Kharybdis adlı yaratıkların bulunduğu dar bir geçitten geçtiği kısımdır. “Skylla ve Kharybdis” adıyla anılan “Ulysses” romanının 9. bölümünde yazar adeta biz okurlara Odysseus yaşadığı zorluğu yaşatmak istemiştir. 14. bölümde (Güneş Tanrının Kutsal Sığırları) pastiş yoluyla (başka bir yazarın, eserin uslup özelliklerine öykünme) oluşturulmuş 32 farklı üsluptan oluşan, 36 sayfalık bir bölümdür. Dolayısıyla takip edilmesi, anlaşılması zor bir bölüm olmuştur benim için. Bölümde anlatılan başlıca olay ise bir doğum olayıdır. Romanın ana karakteri olan Bloom, Homeros’un Odysseia’sındaki Odysseus adlı karakterle benzerlik göstermektedir. Tıpkı 10 yıl süren Troya Savaşı’ndan sonra 10 yıl boyunca memleketi İthaka’ya dönme mücadelesi veren Odysseus gibi, romanımızın kahramanı Bloom da sabah evden çıkar ve gece evine dönünceye kadar romanın büyük bir bölümünü oluşturan olaylar yaşar. Fakat Odysseus’un yaşadığı olağanüstü maceralara karşılık kahramanımız Bloom, sıradan olaylar yaşamıştır. Romanın bir diğer önemli kahramanı Stephen Dedalus da Homeros’un Odysseia’sında Odysseus’un oğlu olan Telemakhos’a karşılık gelmektedir. Fakat Stephen, Bloom’un oğlu değil, onda adeta bir oğulmuş gibi sahiplenme duygusu uyandıran yeni tanıştığı bir şairdir. Kuşkusuz Bloom’un bu hislerinde 11 yaşındayken ölen oğlunun yarattığı boşluk hissi etkili olmuştur. Romanın bu kadar meşhur olması ve baş tacı edilmesinde etkili olan unsurlardan bir diğeri de içinde bulunan çok sayıdaki göndermelerdir. Yazar roman boyunca İrlanda’nın tarihi ve siyasi olayları, romanın yazıldığı dönemde İrlanda’da yaşayan şahsiyetler, Shakespeare’in eserleri ve farlı sanatçıların eserleri vb. birçok konuda gönderme yapmıştır. Romanın zor okunmasında bu göndermelerin anlaşılamaması da etkili olmuştur. Romanın yazımının bittiği tarih olan 1922’den bu yana kitabı eline alan insanlar ya bu kitabı yarım bırakmış ya da tamamına vakıf olamadığını söylemiştir. Ben de kendimce, az da olsa, kitaptan nasibimi aldım.
Ulysses
8.7/10
· 567 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
10
Uzun zamandır çok merak ettiğim bir yazar.
çok uzun zamandır okumayı arzu ettiğim yazar James Joyce ve eseri Ulysses kitabına başlamış bulunmaktayım. Nietzsche’nin Zerdüşü ve bu eseri günü ikiye bölerek böylesine bir çılgınlığı en son iki yıl kadar öncesine kadar yapardım. Neyse ki şuan çalışmam gereken dersler ya da sınavlar yok. Okuduktan sonra incelememi sizler ile paylaşacağım.
Ulysses
8.7/10
· 567 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8