Yağmur (Seçme Şiirler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
10,9bin
Gösterim
Adı:
Yağmur
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753621861
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Yağmur
Yağmur
Nurullah Genç, Yağmur'la Gelen Adam... Ona bu sıfatı kazandıran 1990 yılında yazdığı ve birincilik ödülü aldığı Yağmur isimli şiirdi. YAĞMUR' Nurullah Genç'e 1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü'nü kazandıran 'Yağmur' şiiriyle birlikte şairin diğer seçme şiirlerinin yer aldığı bir eserdir.

Yağmur Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü…
224 syf.
Allah'ım herkese 'Yağmur' şiirini yazdıran ilimden nasip et..
..
1990 yılında Türkiye Diyanet Vakfı ‘N’at-ı Şerif Büyük Ödülü’nü kazandıran ‘Yağmur’ şiirini yazan sevgili Nurullah Genç sonunda kısmet oldu kavuşmak..
°°
Yağmur Şiiri ve Hikayesi-Nurullah Genç
Nurullah Genç verdiği bir ropörtajında “Yağmur”un yazılma hikayesini şöyle anlatıyor:
“10 yıl yağmur, yağmur diyorsunuz ama bir şey yazamıyorsunuz. 90 yılına geldiğinde “Artık ben şiir yazmayı bırakayım çünkü naat yazamıyorum” dedim. Tam böyle bırakmayı düşündüğüm zamanlarda Cenabı Hak yol açtı önümde. İstanbul’dan Erzurum’a dönüyorum. Bir filmin galasına davet edilmiştim. Üniversitede öğretim üyesiyim. Otobüsün camından dışarı bakıyorum. O zaman İstanbul’da Topkapı’daydı otogar. Trafikten dolayı tıkış tıkış olurdu. 4, 5 saat kaldık. İniyorum, geliyorum. İhtiyaçlarımı karşılıyorum.
Otobüs bir türlü hareket etmiyor. Yağmur yağdı, camlar puslu. Gölgeler gidip geliyor, camlarda siluetler. Kendi kendime bir anda dedim ki, “Nereye gidiyor bu insanlar?” Otobüsün kapısından baktım. Herkes bir yerlere gidip geliyor. Koşuşturuyorlar yağmur altında. Okçular Tepesine gitti aklım. Yani Hz. Peygamber ‘buradan ayrılmayın’ dediği halde niye terk ettiniz dedim, niye gidiyorsunuz? Hepsi ashap mübarek insanlar, yıldızlar. Ama böyle sanki onlara sitem ettim. Orada dursaydınız diye. Abdülhamid Han’a gitti aklım bir anda. Onu böyle tahtından indirmek üzere, azletmek üzere gidenlere sitem ettim. Bazılarına kızdım, haykırdım. Siz niye onu indiriyorsunuz. Osmanlı yıkılmasın diye uğraşıyor. Siz Osmanlıyı yıkmak için tahtından indiriyorsunuz. Osmanlı ondan sonra çöktü, yıkıldı zaten. Böyle bir hal içerisinde kendime sordum; ‘Sen nereye gidiyorsun?’
Ellinin üzerinde denemeler yaptım ve hepsine ‘Yağmur’ adını verdim.
*
(Şiir kitabını okumadan önce hikayesini dinlemeyi hiç bir şeye değişemem)
..
.. Nurullah Genc' e olan hayranlığınızı görür görür kıskanırdım bir köşede ve buna sevdiğim ve değer verdiğim arkadaşlarımda eklenince neden bende Nurullah Genç okumuyorum diye sordum kendime.. Biraz geç oldu ama listemdeki kitapları bitirmeden, yeni bir yazarla tanışmak istemedim..
İşte Şimdi zamanı geldi dedim, Nurullah genc'in en çok sevilen şiir kitaplarından bir tanesi olan 'Yağmur' ile yolculuğa çıkmaya karar verdim..
Yazarın iç dünyasını hissederek başladım okumaya,
Şimdi bütün iş sevgili şairimizi ve şiirlerini tanımaya kaldı.

Çiçekler Üşümesin 1986 ~

Bir birinden güzel ve duygu yüklü şiir kitabını sizde okuyun lütfen benim gibi geç kalmayın :(
İyi ki böyle mükemmel bir yazarın şiir kitabını okuyup onu daha yakından tanıma fırsatını yakaladım, çok şükür..
224 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Hasretin alev alev içime bir an düştü,
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü,
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde,
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü."

◦ Nurullah Genç, Şiire adını veren yağmur metaforuyla bütün mısralarına “yağmur “ imgesini sindirerek çağın hastalıklarından kurtulabilme reçetesinin Hz Muhammed’de (sav) saklı olduğunu belirtiyor. Taşlaşmış ölü toprağı serilmiş kalplerin o yağmurun tek bir damlasıyla tekrar hayat bulacağını ve zulümlerin böylelikle sona ereceğini ifade ediyor.
◦ ◦ ◦
Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından
◦ ◦ Kitabın başlarında Nurullah hocamızın yağmur ve diğer şiirleri yer alırken yarısından sonra ise “yağmur” şiirinin şerhi yer alıyor. O kısmı da okumak yağmur şiirini daha iyi anlamak açısından kelimelerin manalarını idrak açısından çok güzel olmuş. Sayfa aralarında yer alan kartpostallar bile kitabı çok özel kılmış. Bayılarak okuduğum, kitap hediye edilecekse eğer birine ilk sıralarda yer alması gerektiğini düşündüğüm bir kitaptı.
◦ ◦Yağmur aynı zamanda Allah’ın rahmetinin en coşkun olduğu vakittir. Bu yüzden bu vakitte edilen dualar makbuldür. Bir hadiste şöyle buyurur Efendimiz ; “Peygambere salat ü selam getirilmedikçe, her dua önlenir. (Allah’a ulaşmaz, itibar görmez)” çünkü Allah’a edilen duaların makbul olduğu ağız, hiç şüphesiz Efendimizinkidir (sav).
224 syf.
·10/10 puan
Her gönle nasip olmayan bir incelik ve hassasiyetle "Yağmur" adıyla taşıyor satırlara, Peygamberi;

Yağmur'un ölü tabiatı yeniden dirilttiği gibi Muhammed'in (sav) de ölü kalpleri dirilteceği umudunu taşıyor dizelerinde...

Yağmur'u yazmaya bir yolculuk sırasında başlıyordu Nurullah Genç ve yıllar sonra şu sözlerle dile getiriyordu hâlini:

Yolculuk dört beş saat sürdü. Bileti çıkardım arkasına; 

''Sensiz ufuklarıma, yalancı bir tan düştü
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü.'' diye yazdım.

Sonra dedim ki; Allah’ım ben herhalde bir şey yazmaya başladım… Bir halin içerisine girdim. Bu bir naat mı acaba diye. Onu böyle sıkıştırdım göğsüme. Otobüs hareket etti gidiyoruz. Ben unutmuyorum. Arada bir bakıyorum, okuyorum.

"Oh ya Rabbim diyorum ben bir şey yazmaya başladım”.

Çünkü mısralar zorluyor beni artık. Eve gittim kapıyı çaldım, eşim açtı kapıyı. İki çocuğum var. Eşime dedim ki, ''Ben bir şey yazmaya başladım ama ne olduğunu da tam bilmiyorum. Biraz sıkıntılı bir haldeyim, içim çok dolu. Bu süre içerisinde, bu bitene kadar bana tahammül eder misin?'' ''Tabi ki sen yaz yeter ki'' dedi.

40 metrekare bir evdeyiz, asistan lojmanı küçük, iki tane oda. Dedim ki, ''Şu odada ben bununla uğraşırken sen çocuklara bu odada sahip ol olur mu? Konsantrasyonumu bozarlar.” Allah razı olsun. 3 ay gerçekten o odadan çocukları sokmadı içeri. Ama günler bitmiyor. O da merakla bekliyor.

Ben geliyorum,
odaya kapanıyorum.
Yemek yiyorum odaya kapanıyorum. 
Duvarlakonuşuyorum.

Bütün bir tarih. Hz. Adem'den bugüne kadar. Peygamberler tarihi, İslam tarihi, Batı tarihi, Bizans, Roma, Orta çağ… Bütün bir kainat, bütün dünya bir muhasebe içerisinde o duvarlarla konuştum ve benim ufkuma hücum ettiler. Sonra mısralar dökülmeye başladı.

“Var edenin adıyla insanlığa nur”

diye başladı ve devam etti şiir..


O üç ay içerisinde derslere gidiyorum. Arkadaşlarıma ‘merhaba’ diyorum, ‘Allaha ısmarladık’ deyip ayrılıyorum. Oysa benim sosyal hayatım çok zengindir. İnsanlarla bir araya gelirim. Fıkralar anlatırım, kurgular yaparım, şakalar yaparım. Azıcık yüzüm dökük olsa sorarlar zaten ''sana ne oldu?'' diye. Arkadaşlar demişler ki: "Bu hasta oldu, doktora götürmemiz lazım.”

Bir doktor psikiyatrist arkadaşımız var Erzurumlu. Ona gitmişler o demiş ki: ''Mutlaka bir problem var. Böyle olmaz bir insan birdenbire. Depresyondadır alın getirin."
Geliyorlar diyorlar ki: ''Ya hastaneye gidelim. Bir arkadaş var rahatsız, onu görelim.'' Beni mahsusen oraya götürmek için. “Sonra gideriz arkadaşlar selam söyleyin, Allaha ısmarladık” deyip ben çekip gidiyorum. Gitmiş anlatmışlar, “getiremiyoruz” demişler. Demiş ki: ''Tamam bu kesin rahatsız. Çünkü gelmek istemez zaten. Takip edin omuzlarının düştüğünü anladığınız an yakalayın getirin. Çünkü artık tedavi olması lazım'. Bunlar beni takip etmeye başladılar omuzlarım düşecek mi diye...

 Üç ay bitti, şiir bitti. 

Bugünkü haliyle, hiçbir şey değişmemiştir. Yani harf değişmemiştir. O odadan nasıl çıktıysa öyledir o şiir.

Aldım gittim. Arkadaşları topladım dedim ki: "Arkadaşlar hakkınızı helal edin. Böyle bir hal oldu. Ben garip bir şekilde bir odaya kapandım ve bir şiir yazdım ‘Yağmur’ adında. Bir naat yazmak nasip oldu Efendimizi anlatan. Bir mutlu oldular. Sonra şiiri okudum. Gözleri doldu hepsinin. Sonra gittim Horasan'a. Peygamberimizin bir torunu, mübarek bir zat vardı Muhammed Zeki Bayram diye. Sahih bir peygamber torunu, zarif bir insan, mübarek bir insan. Hiç ona şiir okumamıştım. ''Size bir şiir okuyacağım'' dedim. ''Oku'' dedi. Şiiri baştan sona okudum.

''İşte şimdi adam olmuşsun'' dedi. Ben böyle duygulandım. Ağladım. Dedim ki "Amcamla konuştunuz mu?''. ''Hayır, neden'' dedi. ''Çünkü o böyle derdi'' dedim. ''Bilmem oğlum amcanın ne dediğini. Ama bu şiiri yazan adam olmuş demektir'' dedi. Bir garip duygular içerisinde Erzurum'a döndüm.

‘Yağmur’ böyle oldu işte. Böyle yazıldı.


Ben şiir bittikten sonra ertesi gün gerçekten hastaneye gittim. Sebebi de şu… El parmağımın ucundan ayak parmağımın ucuna kadar bütün vücudum çıbanlarla doldu. Kıpkırmızı çıbanlar sardı vücudumu… Doktor muayene etti ve “çok büyük bir gerilim, büyük bir stres yaşamışsınız ve zona diye bir hastalığa yakalanmışsınız, bir deri hastalığı” dedi. Bir yıl kadar tedavi gördüm ve ondan sonra izi kalmayacak şekilde iyileştim. '' diyerek son veriyor sozlerine.

İşte elimizdeki bu kitap bir sancı'nın en güzel neticesi ile karşılıyor sizi. Yağmur naatı ile. Böylesi bir sevginin, özlemin karşısında insanı mahcup ve aciz hissettiriyor her bir satır. .

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım...

Kitap içeriğinde Genç'in birkaç şiiri ve Yağmur'un şerhi isimli bölümleri de barındırıyor olsa da siz Yağmur'da tutulup kalıyorsunuz.
Okunası düşünülesi muhteşem eserdir. Keyifli okumalar dilerim.

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım.
224 syf.
·29 günde·9/10 puan
Kitabı ilk açtığımda aklıma bir cümle takıldı nereden estiyse “Birini son görüşünüzden daha acı olan şey onu bir daha göremeyecek olmanızdır.” Kitap başladı bu cümle bitti bu cümle.

"Var Eden’in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur"

Benimle birlikteliği ayı bulan Yağmur şehir şehir eşlik etti bana. Kitap aslında okuduğum Nar Ağacı kitabının yanında çerez olsun diye taşıdığımdı. Lakin görünen o ki boynuz kulağı geçmiş, çerez dediğimiz kitap asıl kitaptan çok ama çok dolu ve içerikli çıktı.

"Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kâinat."

Her zaman okuduğum asıl kitapların arasına ufak tefek şiir kitapları sıkıştırır, bazen açar okur, sonra aslolan kitabıma devam ederim. Bu huy iyice oturdu üzerime ve hoşuma da gitmeye başladı.

"Yıllardır boz bulanık suları yudumladım,
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları,
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım."

Nurullah Genç’ten bahsetmeye herhâlde lüzum yoktur. Ki kendisi benim en sevdiğim ahir zaman şairlerindendir. 29 harfin öyle güzel bir kombinasyonunu yapıyor ki, direkt hem akla hem de kalbe hitap ediyor.

"Hasretin alev alev içime bir an düştü,
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü,
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde,
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü."

Gönülden yazılan eserler her zaman kendi kendini okutturmaya heveslidir. Yağmur şiiri de bunlardan bir tanesi olup, kitaba ismini veren şiirdir. Fuzuli’nin Su Kaside’si olsun, Kur’an Şairi Mehmet Akif Ersoy şiirleri olsun, Yunus Emre şiirleri olsun hep tasavvufi bir tat ile bezenmiştir. Bu haliyle de okuyanını mest etmekten başka çareleri olmayan eserlerdir.

"İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin,
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla,
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin,
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla,
Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak,
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak."

Toplamda 43 şiirden ve kitabın belli bir yerinden sonra Yağmur adlı şiirin şerhi ile devam etmektedir. Muazzam güzellikteki sözcük toplulukları okunmaya değecek kadar manalı ve güzeldir.

"Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım,
Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı,
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım."

Sözün özü; kitap harika içeriklerle dolu. Okunulası ve tavsiye edilesidir.

Sevgi ile kalın.
224 syf.
·7 günde
Yağmur 1990 yılında katıldığı yarışma ona Türkiye Diyanet Vakfı Nat-ı Şerif Büyük Ödülü'nü kazandırmıştır.

Yağmurun rahmet olması, hayat için gerekli olması ve temizleyip, arındırma özelliklerinin bulunması sebebiyle yazar; Peygamberimiz (sav)'e "YAĞMUR" hitabında bulunmuştur. Satırlar o kadar özenle ve ahenkle işlenmiş ki, tonlamasız dahi okunsa güzel bir lezzet bırakıyor dudaklarda ve kulaklarda.

Kitap Yağmur şiiri ile birlikte toplam 42 şiirden oluşmaktadır ve en sonunda da Yağmur şiirinin şerhi ile son bulmaktadır. Yazar, Efendimiz (sav) dönemindeki birtakım olaylara değinmiş ve metafor kullanmış olduğundan, son kısımdaki şerh, bunların anlaşılması açısından oldukça fayda sağlamaktadır.

Normalde şiir kitabı okuyunca araya yazı ekleyince çok sinir oluyorum ama sondaki açıklama kısmı öyle hissettirmedi bilakis aydınlattı ama nedendir bilinmez bir türlü sona gelmedi :) Ayrıca kitabın belli bölümlerindeki farklı resimli kart postallara değinmeden edemeyeceğim çok güzellerdi ama onlara nasıl kıyıp koparırım bilmiyorum, kısaca hem şiirleriyle hem dış hem iç dizaynıyla çok güzel bir kitaptı tam hediyelik ;) mutlaka okuyunuz okutturunuz...

Dipnot: Yağmur şiirinin doğuşunu yazmak isterdim ama yazan çok olmuş birde çok uzun olduğu için buraya eklemedim merak eden zaten bakıp okuyabilir diye düşündüm ama merak ediniz gerçekten çok ilginizi çekecektir.

Keyifli okumalar
224 syf.
·3 günde·9/10 puan
Nurullah Genç'in Peygamer Efendimiz'e yazdığı şiirle başlayan, "Yazarken üç ay boyunca duvarlarla konuştum." dediği ve ismini de bu şiirden alan kitabı: Yağmur.

Kitabın sonunda Yağmur şiirinin incelemesi mevcut. Kesinlikle okunması gereken bir bölüm. Şiir Efendimiz'e olan hasretten tutun da O'nun gidişiyle ve eksikliğe dünyada olan her şeye kadar cümleler ve dizeler içeriyor. Kitaptaki diğer tüm şiirler de gerçekten güzel; ama Yağmur, farkını hissettiriyor okurken.

Bu şiir ve önemi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanız için Nurullah Genç'in şiiri okuduğu ve hakkında röportaj yaptığı iki adet video linki bırakıyorum. Dinleyip izlemenizi tavsiye ederim.

Şiir: https://www.youtube.com/watch?v=bNLt_i8j8bI
Röportaj: https://www.youtube.com/...E8ENTMfZc&t=348s
224 syf.
·3 günde·10/10 puan
Nurullah Genç'i Yağmur şiiriyle tanımıştım uzun zaman önce. Çokta sevdiğim bir şiirdir. Kitap iki kısımdan oluşuyor. Başta "Yağmur" olmak üzere şiirler kısmı ve Yağmur'un şerhinin yapıldığı ikinci yazı kısmı. İkinci kısmı bir hanımefendi yazmış ve Yağmur'u çok güzel şerh etmiş. Nurullah Genç hayatını anlattığı bir röportaj videosunda Yağmur'u yazdığı zamanı da anlatıyor. O videoyu izlemenizi ve kitabı da okumanızı öneririm.

https://youtu.be/oqE8ENTMfZc
224 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Esselâmünâleyküm ve Rahmetûllah

Okudum, yaşadım, hissettim, ve hâlâ hissediyorum...
Sevgi tarifi olmayan o yoğun, o saf duygu her satırına ince ince işlenmiş bu eserin.

Bir Sevgi ne kadar büyüktür ki bu eşsiz kelâmlar dilinden dökülmüş mısralara, uykusuz bırakmış aylarca, yazıp yazıp sildirmiş defalarca.
Nasıl derin bir hissiyat uyandırıyor damarlarımda.
Özlüyorum yüzünü görmediğim, sesini duymadığım, kokusunu içine çekmediğim Allâh Resûlünü, kâinatın efendisini...
Ben de isterdim ben de, ayak bastığı çölde bir kum tanesi olmayı hem de çok isterdim.
Nurullah Genç ne de güzel sevmiş Efendimizi (s.a.v)
Nasıl güzel işlemiş sevgisini mısralarına.

Yağmur demiş, yağmur belki günlük hayatta sıradan gelen kelime bu eserde nasıl da anlam kazanmış.
Yüreklerinde yangın olanlara, ümit çiçekleri solmuş olanlara, sevgisizlikten kuruyup giden çocuklara, herkese herşeye bir Yağmur gibi yağdı Efendimiz (s.a.v)
Herkesin gönlünü fethetti, küçük büyük ayırt etmeden sevdi,
saydı, özür diledi, teşekkür etti nasıl bir zarafet, nasıl bir incelikti O'nun (s.a.v) ki

Affet Şefaat et sana layık bir Ümmet olamayan uğruna bir sürü cân feda edilen ümmetini...
Sevdi, Seviyor, Sevecek seni Ümmetin Yâ Resûlullâh

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım.
224 syf.
·9/10 puan
Sayın Genç'in farklı bir üslûbu bulunmakta. Her şiirinde ayrı bir üslûp... Kitabın içerisinde kartpostallar bulunmakta. Bazılarında çiçek bazılarında manzara resimleri var. Kitabın bu özelliği çok hoşuma gidiyor. :)

O zaman Yağmur kitabından bir şiir bırakalım buraya. Hem şiiri hem de kitabı mutlaka okuyunuz.

Sitem

"Benden anlamadın,şiirden anla
Senin gülüşünle yaşadığımı
Akşamı ettiğim senden kalanla
Sabaha seninle başladığımı
Benden anlamadın,şiirden anla"
Yaşamını kolaylaştırmak adına yitirdiği, yok saydığı değerler; insanlardan intikamını onları mutsuz etmekle alır.
Nurullah Genç
Sayfa 186 - Timaş Yayınları
Gitme ey nazlı mevsim, benim toprağında kal
Canlandır susturulan şarkıları yeniden
Kurtar beni bu sisten, bu vahşi zemheriden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yağmur
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753621861
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Yağmur
Yağmur
Nurullah Genç, Yağmur'la Gelen Adam... Ona bu sıfatı kazandıran 1990 yılında yazdığı ve birincilik ödülü aldığı Yağmur isimli şiirdi. YAĞMUR' Nurullah Genç'e 1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü'nü kazandıran 'Yağmur' şiiriyle birlikte şairin diğer seçme şiirlerinin yer aldığı bir eserdir.

Yağmur Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü…

Kitabı okuyanlar 910 okur

  • Çağatay önalan
  • Yasemen
  • Müberra Mercan
  • Burçak Kübra Erdem
  • Ayşe Nur Tuzcu
  • Sare Akın
  • fatih
  • Figan Kılınç
  • Y.Emre Keser
  • Ergün köşşekoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%28.1
25-34 Yaş
%24.6
35-44 Yaş
%40.4
45-54 Yaş
%1.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55
Erkek
%45

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51 (134)
9
%20.5 (54)
8
%11 (29)
7
%3.8 (10)
6
%1.9 (5)
5
%0.4 (1)
4
%0
3
%0.4 (1)
2
%0.4 (1)
1
%0