Doğan Cüceloğlu

Doğan Cüceloğlu

Yazar
8.6/10
8,4bin Kişi
·
34,3bin
Okunma
·
4.217
Beğeni
·
63bin
Gösterim
Adı:
Doğan Cüceloğlu
Unvan:
Türk İletişim Psikolojisi Uzmanı, Yazar
Doğum:
Silifke, Mersin, Türkiye, 1938
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 16 Şubat 2021
Cüceloğlu'nun dilinden...

On bir çocuklu bir ailenin on birinci çocuğu olarak Mersin'in Silifke kasabasında doğmuşum. On yaşındayken annemi kaybettim ve ölümün ne demek olduğunu anladım: artık onu bir daha hiç göremeyecek, dokunamayacak, naz edemeyecektim.

Silifke'de en yüksek dereceli okul olan ortaokulu bitirdikten sonra subay olan ağabeylerimin yanında Ankara ve Kırklareli'nde okudum ve Kırklareli Lisesi'nden mezun oldum. Kırklareli Lisesi'nde ilk aşk şiirimi yazdım.

Ankara Atatürk Lisesi'nde edebiyat ve kompozisyon öğretmenim olan Cahit Okurer bir gün ne olmak istediğim sordu; mühendis olmak istediğimi söyledim. Bilim adamı olmak istemez misin, dedi. Onun etkisi altında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne yazıldım ve oradan mezun olduktan sonra ABD'de Illinois Üniversitesi'nde doktoramı yaptım. Uzmanlık alanım iletişim psikolojisidir.

Amerika'da doktora öğrencisiyken, benim gibi doktora öğrencisi olan Kaliforniya'da doğmuş büyümüş Emily ile tanıştım ve evlendim. On bir yıl süren evliliğimizde üç çocuğumuz oldu: Ayşen, Elif ve Timur.

Evlendiğimde ne kendimi tanıyormuşum, ne de evliliğin ne olduğunu. Silifke'de büyürken çevremde gördüğüm evlilik, koca, baba modelleriyle Kaliforniya'da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalıştım. Sonuç: hem ben çok ıstırap çektim hem de Emily'ye acı çektirdim. Benim şimdi yüreğimi en çok yakan çocuklarıma verdiğim acılar. Onlardan dört yıl ayrı yaşadım.

Yaşadığım acılar her şeyi bilmediğimi, öğrenmem gereken çok şey olduğunu gösterdi ve yalnız bilgi yönünden değil, insan olarak gelişmem gerektiğine ikna oldum.

Kendimi geliştirme süreci içinde kitap yazmaya başladım; ilk kitabım İnsan İnsana bu sürecin ilk ürünüdür. Gelişim süreci içinde kazandıklarımı kitaplar yoluyla paylaşmaya devam ediyorum.

Amerika'daki görevimden emekli olup ayrıldıktan sonra Türkiye'de kitap yazmayı sürdürdüm. Kitap yazmanın yanı sıra konferanslar ve seminerler verdim, televizyon programlarına başladım.

Şu devrede önceliğim kitap yazmak.

Ünlü psikolog 16 Şubat 2021 tarihinde İstanbul Beşiktaş 'taki evinde hayatını kaybetmiştir.
İçimizdeki Çocuk sağlıklı olmadan biz yetişkinlerin sağlıklı ve doyumlu bir yaşam gerçekleştirmesi olanaksızdır.
Doğan Cüceloğlu
Sayfa 22 - Remzi kitabevi
Yola çıkınca her sabah,
Bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara, Atlara, otlara,
İnsanlara selam ver.
Ne görürsen selam ver.
Sonra çıkarıp cebinden aynanı
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığa,
Bir kısmı seni de sarsın.

Üstün Dökmen
208 syf.
·7 günde·10/10 puan
/. Güncelleme: Nur içinde uyu Doğan hocam, vefatını öğrendiğimde çok üzüldüm, açtığın çığırı yüz binlerce öğretmen olarak takip edeceğiz...
/. Eski staj okulumda Zehra Nur adında bir öğrencim vardı, kâhküllü siyah saçlı, sınıfın en çalışkan ilk dördüne giren bir öğrenciydi.Benim Zehra’da dikkatimi çeken, diğer kızlarla konuşmuyor sadece iki suriyeli kız öğrenciyle ilgileniyordu, çünkü normalde çalışkanlar çalışkan öğrencilerle birlikte olurdu, hele özellikle de kız çocukları.

Bir gün Zehra’nın yanına gittim teneffüste,bir kez sormuş bulundum artık bana tüm hayat hikayesini anlattı tabi; Meğer Zehra dört yaşındayken ülkesinde olan iç karışıklıktan dolayı Türkiye’ye göçmen olarak gelen bir afkanmış, bana o yolculuğu aynen şöyle anlattı;
-hocam biliyor musunuz ben hiç unutmadım buraya gelişimizi, babam omzuna iki büyük çanta almıştı ve bir dereden geçiyorduk, babam düştü buz gibi suyun içine, annem kucağında kardeşimle arkasından koştu ama o da düştü hava buz gibiydi, ben de koştum ayağım takıldı burnumun bakın tam burası yırtıldı ve kanadı o kadar çok ağladım ki, sonra annem yanıma gelip, üzülme kızım büyüyünce unutursun dedi.
biliyor musunuz hocam bakın ben büyüdüm ama hala unutmadım.

Kendini artık büyük biri gibi görmesine mi yoksa bunları bana şikayet edercesine anlatmasına mı bilmiyorum çok duygulanmıştım ve gözümün içine bakıyordu, sonra anlatmaya devam etti, babasının sanayide bir işe girdiğini ve geçen yıl iş kazasından bir gözünü kaybettiğini, daha sonra tazminat davası açtıklarını fakat iş verenlerin evinin kapısına dayandıklarını anlattı.
Ve daha bir sürü şey, sonra ben orada neden diğer kızlarla değil sınıfta daha çok dışlanmış olan Suriyeli arkadaşlarıyla ilgilendiğini de anlamıştım tabi.

Zehra daha 13 yaşındaydı ve dünya kadar şey yaşamıştı, büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorduğumda, sırf bir teneffüs sohbet ettik diye ve sanırım bundan etkilenip, benim bölümümün öğretmeni olmak istediğini söyledi ve en güzel kalemini bana hediye etmek isteyip başka da bir kalem gösterip; hocam bakın ben bununla da yazarım bir şey olmaz dedi.

Her çocuk bir hazine ve hepsi birbirinden güzel, Doğan hocamızın da dediği gibi gözlerimizin içine bakıyorlar bir şeyler almak öğrenebilmek için.
Bunları buraya not ediyor ve inanıyorum ki sen bir gün dünyanın en güzel öğretmeni olacaksın Zehra..

Uğur Çelik/ Malatya
254 syf.
·33 günde·Beğendi·10/10 puan
Herkesin kendinden bir parça da olsa bir şeyler bulabileceği bir kitap.

İlişkilerimizde yaşadığımız sıkıntıların aslında geçmişte yaşadıklarımızın etkisinin olması herkesi ister istemez çocukluğuna götürüyor. Çocukluğumuzda yaşadığımız iyi veya kötü tüm anıları hatırlamak okuyucunun kendi sıkıntısını kendi çözmesine ittiğini düşünüyorum. Sağlıklı olan da budur diye düşünüyorum. İnsanın kendini tanıması hayatını kolaylaştıracaktır her zaman.

Ben bu kitabı okurken bilinçaltımda biriken bazı anıların yer yer gözümün önüne gelmesi kitabın bana karşı albenisini artırdığını söyleyebilirim. Zaten bir kitap okuyucunun konuya dahil olmasına izin vermiyorsa o kitap okuyucu için bir ızdıraba dönüşür. Ama bu kitap öyle değil işte.

Kitabın adından da anlaşılacağı üzere bu kitap içindeki çocuğu küstüren kişiler için birebir. Kitapta içimizdeki çocuk ile içimizdeki ana-babanın ne kadar uyumlu hareket ettiğini görmemizi sağlıyor. Özellikle verdiği örnekler çoğumuzun kendi yaşamımızda gördüğümüz ya da çevremizde gelişen olaylar olduğu için konuyu anlamakta güçlük çekmiyoruz. Özellikle kitabın son kısmında yapılan etkinlikler içindeki çocuğu küstürenler için faydalı olacağını düşünüyorum.

Son olarak bu kitabı ailelerin kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum. Eğitim fakültesi öğrencileri, psikolojiye ilgisi olan herkesin de okumasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar.
208 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Doğan Cüceloğlu'nun kitaplarıyla geç tanışmış olmanın üzüntüsü yaşıyorum. Ancak en azından Öğretmen Olmak kitabını zamanında okuduğumu düşünürek teselli buluyorum.
Sadece öğretmenlerin değil eğitim sisteminde kimler yer alıyorsa bu kitabı önyargılarından arınarak okumalı.
Kitapta konuşulanlar bilmediğimiz şeyler mi? Hayır. Ama biliyoruz ki insan olarak yaptığımız en büyük hatalardan biri de en basit ve en göz önünde olan şeyleri kaçırmamızdır. Genellikle yanıldığımız durumlar en çok bildiğimiz konular değil midir? Bu yüzden konuşulanlar için bilindik şeyler denilebilir belki ama önemsiz asla..
Kitabın en sevdiğim yanı ise bir şeyleri dikte etmek yerine vermek istedikleri mesajları sohbet havasında vermesiydi. Iki yakın arkadaşın samimi sohbetini okuyorsunuz. Bulundukları ortamda keşke ben de orada olabilseydim diyorsunuz.
Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kitabın merkezinde öğretmen var. Öğretmeni eğitimin öznesi olarak görüp öğretmen ve eğitim üzerine önemli düşünceler ve tespitler ortaya koyuyorlar.
Bazı şeyler vardır bir kere farkına vardınız mı başka türlü bakamazsınız olaya. Ben de bu kitapla bu deneyimi yaşadım. Öğretmen olmak ve Öğretmenlik yapmak. Bu iki ifadenin bu kadar farklı şeyleri temsil edebileceğini  hiç düşünmemiştim. Şimdi ise mesleğimi farkına vardığım bu ayrımı sürekli düşünerek icra edeceğim. Bunun için ne kadar teşekkür etsem azdır.
  "Öğretmen, bir insanın karakterinin ve geleceğinin yaratılmasına eşlik eden ve tanıklık eden kişidir." Yüklenen sorumluluk bu kadar büyükken sadece "Öğretmenlik yapmak" öncelikle o öğretmenin öğrencilerine daha sonra da içinde yaşadığımız topluma zarar verir.

Son olarak kitapta vurgulandığı için çok mutlu olduğum bir düşünceyi de belirtmek isterim.Bir toplumun gelişebilmesi için sadece mesleği öğretmen olanlara ihtiyacı yoktur. Öğrenmeyi ve öğrendiklerini paylaşabilmeyi ilke edinmiş ama mesleği öğretmen olmayan "Öğretmenlere" de çok ihtiyacımız var.
208 syf.
·2 günde·10/10 puan
Kütüphanede eğitim fakültesi dekanının bütün öğretmenlik okuyanlara okutulması için kütüphane müdürüne söylemiş ve başka bir kitap alırken bu kitapla tanıştım diyebilirim. Bir öğretmen adayı olarak üniversite üçüncü sınıfta bu kitapla karşılaşmak bana çok iyi geldi gerçekten, öğretmen nedir bunu çok iyi anlıyorsunuz bu kitabı okuyunca. Bir meslek olarak öğretmenlik yapmak ve öğretmen olmak arasındaki farkları bize anlatıyorlar. Kitabın içinden iki örnek vermek istiyorum bir kısımda bir öğretmen çocuğu azarlaması sonucu çocuk öğretmenden nefret etmiş hatta okulu bırakmıştır burda öğretmenliğin aynı zamanda bir insanın sadece eğitimine değil kaderine dokunduğumuzu belirtiyor. Çok üzücü ki genelde okulda ki öğretmenlerin tümü kazanç elde etmek yani bir meslek olarak yapmaktadır ve sinirlendiğinde bağırıp çağıran kişilerdir, birey - birey ilişkisi yerine öğretmen - öğrenci ilişkisi içerisinde olan öğretmenler oldukça fazla. Şuan dahi öyle öğretmenlerimin olduğunu söyleyebilirim üniversitede bile notla tehtit eden öğretmenler vs ne yazık ki var. Bir öğretmen hatası bir çocuğun kaderini olumsuz etkileyebilir... İkinci örnekte ise lise 2. Sınıf bir öğrencinin günlüğünden alıntı kısım koyulmuş. Çocuk ailesinde yaşanan olaylar sebebi ile o gün çok mutsuzdur ve sinirlidir. İlk derste bir hocası dikkatsizliğinden ona bağırıp çağırır ve kızar. İkinci dersinde öğretmen sınıfa girer ve derisini anlatıp gider hiç kimseyi umursamadan. Üçüncü öğretmen ise onunla çıkışta konuşmak istediğini belirtir ve ona bir derdi olup olmadığını sorar, bana anlatabilirsin diye yanında olur. Bu öğretmen onun kalbine dokunan hiçbir zaman unutamayacağı biri olarak kalacaktır o çocuk için. Kitapta öğretmen farkı olarak öğretmenlerin, öğretmenlik yapmak değilde öğretmen olmasına değinmektedir. Bir öğretmen adayı olarak bu kitabı okuduğumda kendimi daha değerli hissettirdi ve öğretmenlik mesleğinin ne kadar güzel bir meslek olduğunu bana tekrar hatırlattı. Kitabı tüm öğretmenlik okuyanların kesinlikle okumasını belirtiyorum ve onun dışında kurs öğretmenlerininde müzik kursları , spor kursları ve bir çok faaliyet türü kurslarda ki öğretmenlerin de okuması gerekli. İnsan hayatı boyunca sürekli öğrenecek ve öğretecektir, siz yeterki öğrenmeye açık biri olun. Bugün derste öğretmenimin belirttiği cümle ile incelemeyi tamamlıyorum "bir çobandan bile öğreneceğiniz bir sürü şey olacaktır siz yeterki öğrenmeye açık olun". Öğrenmeye açık tüm okurlara iyi okumalar.
320 syf.
·5 günde
İnsanlık tarihi boyunca insanoğlunun anlam arayışı sürmüş ve halen de sürüyor. Bu anlam arayışında birçok filozof, düşünür, gönül insanı “kendini bilme, tanıma ve keşfetme”nin önemine dikkatleri çekmek için çağları aşan sözler söylemiş. Platon, “Kendini bilmek ruhunu bilmektir” derken, Aristoteles, “Kendini bilmek tüm bilgeliğin başlangıcıdır” sözünü söylüyor. Yunus Emre ise “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir” ifadeleriyle bu kervana katılıyor.
• • •
İşte Doğan Cüceloğlu da vefatından hemen önce hazırlanan “Var mısın?” kitabında insanın anlam arayışı üzerinde duruyor uzun uzun. “Bana göre hayatın anlamı ‘keşif’tir. Hayat bir keşif yolculuğudur. Neyi keşfedeceksin? Özünü, kendini” ifadeleriyle o da kendinden önceki düşünürlerin işaret ettiği bir hakikate dikkatlerimizi çekiyor.  Cüceloğlu, mülakat tekniği kullanılarak hazırlanan eserinde insanın “öz”ünü nasıl bulabileceğinden kendini nasıl gerçekleştirebileceğine; ailenin ve toplumun insanı nasıl şekillendirdiğinden karşılaştığı engelleri nasıl aşabileceğine; meslek seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğinden eş seçimine; neleri okumamız gerektiğinden izlenmesi gereken sinema filmlerine ve gezilmesi gereken yerlere kadar birçok konuya değiniyor. 
 • • •
Cüceloğlu tüm bu konuları seksen iki yıllık yaşamından örnekler vererek anlatıyor. Çocukluğundan başlayarak anne babasıyla ilişkilerinden ilkokul öğretmenin kendisine olan tutum ve davranışına; lise ve üniversite yıllarından ABD’de doktora eğitiminde karşılaştığı zorluklara; evliliğinden çocuklarıyla ilişkilerine; öğretim üyeliğinden öğrencileriyle iletişimine; emekliliğinden yazdığı kitaplara, halka yönelik verdiği konferans,  katıldığı televizyon programlarına kadar birçok örnekler veriyor. Cüceloğlu’nu tanıdıkça “İnsan İnsana” kitabı başta olmak üzere, “İçimizdeki Çocuk”, “Yetişkin Çocuklar” ve “Savaşçı” gibi tüm kitaplarında onun kendi hikâyesini, bir yönüyle de bizim hikâyemizi yazdığına şahit oluyorsunuz.
• • •
Gerçekten de Doğan Cüceloğlu’nun hikâyesi ve anlattıkları hem bireysel olarak hem de toplum olarak alınması gereken derslerle dolu. “Var Mısın?”, hem onu daha yakından tanıma hem de kendi yaşam serüvenimizi yeniden gözden geçirme açısından eşsiz bir eser. Kitabın özellikle kendini keşfetme, kendini gerçekleştirme ve bu süreçlerde karşılaşılan engelleri aşma noktasında rehber niteliğinde olduğunu söylemeliyim. Bu açıdan kitabı, Cüceloğlu’nun kitaplarına ilgi duyan okurlar başta olmak üzere kendisiyle, ailesiyle, eşiyle, çocuklarıyla, öğrencileriyle, iş ve sosyal hayatında iletişim sorunları yaşayanların mutlaka okuması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca onun diğer eserlerini “Var mısın?” kitabıyla birlikte okumalarının istifadeyi daha da artıracağını belirtmeliyim.
 
Kendinizi tanımaya, içinizdeki özü keşfetmeye ve zorluklarla başa çıkmaya var mısınız?
Keyifli okumalar dilerim!
  
208 syf.
Herkese merhaba,

Yeni bir kitap incelemesi ile birlikteyiz.
Kendini bu hayatta hem öğretmen hem de öğrenci hisseden herkesin okuyabileceği ve içerde bir yerlere dokunacak bir kitap diyerek başlamak isterim ilk önce..

Bir öğretmen olarak eğitim ile ilgili veya eğitime destek sağlayacak her türlü kaynak kıymetlidir, okunmaya değerdir diyip istifade etmeye çalışırım. Alınacaklar ve alınmayacaklar elbette olacaktır.

Öğretmen olunca öğrenciliğin daha yeni başladığını fark ediyor insan. Buna yaşam boyu öğrenme de diyebiliriz. İnsan yaşarken hep öğrencidir de diyebiliriz.
Hayattaki misyonumuz ne olursa olsun ister anne/baba ister bir komşu, ister bi akraba, fark etmez! Hepimiz birbirimizden bir şeyler öğreniriz ve birbirimize bir şeyler öğretiriz.
Öğretmenlik sadece bir meslek değildir. Hayattaki yaşam tarzıdır zannımca. Annelerimizi düşünelim: ilk harflerimizi, ilk şarkılarımızı, ilk adımlarımızı ve nicesini öğreten İNSAN, babalarımız mesela.... Çoğunun mesleği öğretmenlik de değil oysaki ama onlar ne güzel öğretmenler kıymetini bilene, başımızda oldukları için şükür edebilene.... Öğretmenler günü kutlanacak ilk insanlar onlar sanki ne dersiniz?

Kitap, insana bir farkındalık kazandırıyor ya da farkındalığını arttırıyor.
Herkese öğretmen gözüyle bakmak! Gözlem yeteneği ile hani leblebiden nem kapmak denir ya aynen öyle her şeyde bir sebep aramak ve görebilmek, algılayabilmek.
Öğretmenlik yapılmaz, öğretmen olunur diyerek ince ince işlemeye devam ediyor. Görmek gerekir her bir öğrenciyi, var olduklarının farkında olduğumuzu göstermek gerekir. Hissettirmek, kalbe dokunmak, ilk önce sevmek gerekir; kendini çevreni, aileni, işini. Yük değil yoldaş görmek gerekir herkesi.
Herkesin yaradılış gayesini sorgulamak bize düşmez, had bilmek gerekir. SAYGI gerekir SAYGI...!
Yöntem ve teknikten önce öğrencinin ADINI bilmek gerekir.

Kısacası, öğretmen olmanın çok kıymetli ve muhteviyatı derin bir meslek olduğunu kavramak gerekir.

Okuyunca istifade edilebilecek çok noktası olan bir kitap.
Okumanız tavside edilir.

Teşekkür ederim.
Hayırlı günler dilerim....
268 syf.
·1 günde
İletişim kurmakta zorlanan her bireyin rafın da mutlaka bulunması gereken bir kitap. Nasıl daha höşgörülü olabileceğimizi, iletişim becerilerimizi nasıl geliştireceğimize dair bilgiler bulunmakta...
Dil anlatımı ise çok sade ve anlaşılır okurken yazarın sizle onlan samimiyeti çok içten.
Eminim ki bu kitabı okuduktan sonra iletişim kurarken yanlışlarınızın farkına varacaksınız..
İletişim nedir ? İletişim nasıl başlar ? Nasıl daha sağlıklı bir iletişim kurulabilir ? Bunların cevabını alacaksınız..
Kitapta kendinizi test etmek için bazı uygulamalar var ben bir iki tanesini uyguladım... Bende olan sorunların farkına vardım..
Yani demem o ki kitabın okunması hem bireyi bilgilendirecek hem de değiştirecek (tabi değişmek isteyenleri)
.....
254 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bizi biz yapan biz miyiz yoksa ailemiz mi? İşte bu sorunun cevabı burada, bu kitapta.
Ülke olarak çocuk yetiştirme konusunda bence çok eksiğimiz var. Yani çocuk yapmayı biliyoruz ama maalesef yetiştirmeyi bilmiyoruz.
Dur, sus, yapma, etme, bağırma, ağlama, koşma, göster oğlum amcana vs demek bizim için klasikleşmiş bir tabu olmuş. Her ne kadar yeni nesil bu tabuyu yıkmaya çalışsa da maalesef ki yıkım konusunda yetersiz kalmaktayız. Çünkü bizler de kalıplaşmış bu tabular içinde büyütüldük.
Bence anne baba olmak için psikolojik testten geçmeliyiz, herkes anne baba olamaz ki olamıyor da bunun örnekleri maalesef günümüzde çok fazla.
Bilinçli bir ebeveyn olmak istiyorsak önce kendi çocukluğumuzla yüzleşip olumsuz duyguları olumlu davranışlara dönüştürmeliyiz ve anne baba olmak isteyenleri psikolojik teste soksunlar, belirli bir eğitimden geçirsinler gerekirse anne baba olmaya hak kazandı diye sertifika versinler..

Kitabın en sevdiğim bölümleri ise; kendimizi test ettiğimiz anlar oldu. Çok keyif aldım ve kendimle yüzleştim .. Kitap aslında rutine binen temel sorunlarımız ile bizi yüzleştiriyor ve rutine bindiği için sorunlarımızı sorun olmaktan çıkartarak nasıl bir hata yaptığımızı bizim yüzümüze vuruyor.
Kitabı bitirdiğimde ise her ne kadar hala içimde bir çocuk var ve ben o çocuğu öldürmedim desem de içimde ki çocuğu çok ihmal etmişim bunu fark ettim..
Herkesin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum , özellikle anne baba adaylarının ve içinde ki çocuğu kaybedenlerin ..

İyi ki tanıdım seni Doğan Cüceloğlu..
İyi ki içimde ki çocuğu bana hatırlattın..
Ve iyi ki gelecekte nasıl bir anne olmam gerektiği konusunda bana öğütler verdin..


Rahmetle..


Günlerdir inceleme yap diye diye başımın etini yiyen
Batuhan Babaoğlu 'na itafen
224 syf.
·14 günde·10/10 puan
ÇEYİZ HAZIRLIĞI - 2

Çeyiz hazırlığı 1 için; #32703778

Benim evlilikte doğru adımlar için akıl alabileceğim, evliliğinde başarılı ilerleyen bir büyüğüm hiç olmadı .. Bu yüzden onlara (anne babama) sitemim var: Bana gençliğimin en deli anlarında mütemadiyen "anne baba hakkını oku da öğren" derken, mutlu huzurlu yuva için neler yapmak gerektiğini okuyup öğrenmedikleri için..

Güzel evlilik hikayeleri ne ailemde ne akrabalarımda mevcut olmadığı gibi, ömür boyu bekar kalmaya ve kötü bir evlilik yapmaya niyetim olmadığı için ve en önemlisi evliliğin sadece romantik anlardan ibaret olmadığını bildiğim için, bu işin üstesinden en doğru şekilde nasıl gelirim sorusunun cevabını bir yerden öğrenmem gerekiyordu. Çeyiz hazırlığı deme sebebim bundandır. Çeyizimi mutlu bir evlilik yapabilmem açısından anne babam hazırlayacak durumda olmadıklarından, iş başa düştü.

Kitaba gelince.. Doğan Cüceloğlu'nun daha önce hiç kitabını okumamıştım. Ama bu kitabını diğerlerinden farklı kılan, kitaptan anladığım kadarıyla, insanların evliliklerinden örnekler vermesi. Yani kitapta tahmini 30-40 (belki daha fazla) çiftin evlilik öyküsünü okuyabilirsiniz ve Doğan Bey'in bu evlilikler üzerindeki analizlerini. Aynı zamanda birkaç bilgi veriyor. "Kitap bu kadarcık mı yani?" dedirtecek kadar kısa oldu söyleyeceklerim ama net olmasını istedim. Okumanız faydalı olacaktır, tavsiye ederim.

Kitaptan çok hoşuma giden birkaç evlilik örneğini ve yazarın verdiği benim de katılıp altını çizdiğim bazı bilgileri nişanlıma okudum. Size de öneririm bunu. Hem beraber çok güzel vakit geçireceksiniz, hemde sevdiğinizi daha iyi tanıma fırsatı yakalayacaksınız. Nişanlıma okuduktan sonra ben, aynı şeylere üzülüp aynı şeylere "buna bende katılıyorum, böyle olmasını bende istiyorum, bak bu konu benim de çok dikkat ettiğim konular arasında" dediğimiz için, onunla evlenme kararıma bir kere daha şükrettim.

Dilerim ki O ve ben, sen ve ben gafletini aşıp "Biz" olabiliriz, ömrümüzce..
352 syf.
·10 günde·9/10 puan
Doğan Cüceloğlu, kırktan fazla bilimsel makalesi  yayınlanan bir psikolog ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanıdır. Çok sayıdaki kişisel gelişim kitabı ile Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını inceler.

Sahi neydi mış gibi yaşamak. Böyle insanlar varmı gerçekten çevremize bakmamız lazım hatta biz bille çoğu zaman mış gibi yaşayan insanlardan biriyiz. Ben gibi yaşamak yerine biz gibi yaşamayı öğrenmeliyiz. Düşüncelerin altındaki niyetin, sözün arkasındaki düşüncenin, fikrimizin, aklımızın davranışlarımızın birbirine uymadığı biz insanların yaşamı demek mışgibi yaşamak. Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin ben duygusu ile hareket ettiği, yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak Ve yaşamadığının farkında bile olmamak. Kısaca kişisel gelişim kitaplarında okuduğum en iyi kitaplar arasında rahatlıkla yer alıyor.


ALINTILAR

Kadının insan olarak temel hak ve hukukunu bu toplum henüz tartışmış değil; yani tartışılmamış olduğunu sanıyorum.

Bir toplumun uygarlık düzeyini ben o toplumumun duygudaşlık, yanı empati düzeyinde görüyorum.

Turkiye'deki ana babalar çocuklarına birey olmamayı çok erken yaşta öğretmek için büyük çaba harcarlar. İçimizdeki çocuk utanca boğulup kendi kendimize söz verip bir birey olmama yemini ettiğimiz zaman ana, babamız, dedemiz, ninemiz, konu komşu, herkes bizi çok sever. Sürünün yeni üyesi olarak sevilirsiniz. Çok uslu maşallah, çok söz dinler, benim oglum/kızım benim sözümden hiç çıkmaz övgüleriyle yemininizin doğru bir yemin olduğuna inandırırlar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Doğan Cüceloğlu
Unvan:
Türk İletişim Psikolojisi Uzmanı, Yazar
Doğum:
Silifke, Mersin, Türkiye, 1938
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 16 Şubat 2021
Cüceloğlu'nun dilinden...

On bir çocuklu bir ailenin on birinci çocuğu olarak Mersin'in Silifke kasabasında doğmuşum. On yaşındayken annemi kaybettim ve ölümün ne demek olduğunu anladım: artık onu bir daha hiç göremeyecek, dokunamayacak, naz edemeyecektim.

Silifke'de en yüksek dereceli okul olan ortaokulu bitirdikten sonra subay olan ağabeylerimin yanında Ankara ve Kırklareli'nde okudum ve Kırklareli Lisesi'nden mezun oldum. Kırklareli Lisesi'nde ilk aşk şiirimi yazdım.

Ankara Atatürk Lisesi'nde edebiyat ve kompozisyon öğretmenim olan Cahit Okurer bir gün ne olmak istediğim sordu; mühendis olmak istediğimi söyledim. Bilim adamı olmak istemez misin, dedi. Onun etkisi altında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne yazıldım ve oradan mezun olduktan sonra ABD'de Illinois Üniversitesi'nde doktoramı yaptım. Uzmanlık alanım iletişim psikolojisidir.

Amerika'da doktora öğrencisiyken, benim gibi doktora öğrencisi olan Kaliforniya'da doğmuş büyümüş Emily ile tanıştım ve evlendim. On bir yıl süren evliliğimizde üç çocuğumuz oldu: Ayşen, Elif ve Timur.

Evlendiğimde ne kendimi tanıyormuşum, ne de evliliğin ne olduğunu. Silifke'de büyürken çevremde gördüğüm evlilik, koca, baba modelleriyle Kaliforniya'da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalıştım. Sonuç: hem ben çok ıstırap çektim hem de Emily'ye acı çektirdim. Benim şimdi yüreğimi en çok yakan çocuklarıma verdiğim acılar. Onlardan dört yıl ayrı yaşadım.

Yaşadığım acılar her şeyi bilmediğimi, öğrenmem gereken çok şey olduğunu gösterdi ve yalnız bilgi yönünden değil, insan olarak gelişmem gerektiğine ikna oldum.

Kendimi geliştirme süreci içinde kitap yazmaya başladım; ilk kitabım İnsan İnsana bu sürecin ilk ürünüdür. Gelişim süreci içinde kazandıklarımı kitaplar yoluyla paylaşmaya devam ediyorum.

Amerika'daki görevimden emekli olup ayrıldıktan sonra Türkiye'de kitap yazmayı sürdürdüm. Kitap yazmanın yanı sıra konferanslar ve seminerler verdim, televizyon programlarına başladım.

Şu devrede önceliğim kitap yazmak.

Ünlü psikolog 16 Şubat 2021 tarihinde İstanbul Beşiktaş 'taki evinde hayatını kaybetmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 4.217 okur beğendi.
  • 34,3bin okur okudu.
  • 2.434 okur okuyor.
  • 18,8bin okur okuyacak.
  • 793 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları