Armağan Ekici

Armağan Ekici

YazarÇevirmen
9.0/10
1 Kişi
·
151
Okunma
·
0
Beğeni
·
128
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Fazlasıyla eğlenceli bulduğum bir eser oldu ulysses..evet zorlandığım baya bir ter akıttığım bölümler oldu sonuçta sizden istediği ön hazırlıklar hiçte azımsanacak şeyler değil. Nedir bunlar 1. Odysseia 2. Shakespeare'ın hayatı ve hakkında çıkmış rivayetler 3. Shakespeare'ın tüm eserlerini okumuş özümsemiş analizini yapmış olmanız 4. İrlanda'nın İngiltere ile mücadele tarihi 5. Hristiyanlık tarihi 6. Ve tabiki mitoloji..Ben bunların hepsini yaladım yuttum mu tabiki hayır onun yerine okurken elimde cep telefonum sürekli internetten araştırmalar yaptım bu da kitabı okuma hızımı düşürdü dolayısıyla. Ya önden hazırlığınızı yapacaksınız ya da okurken araştırmanızı yoksa kitabı okumanız anlamsız oluyor. Kitabın Nevzat Erkman tarafından yayınlanmış bir sözlüğü bulunduğunu da ekleyim..Kitap 18 bölümden oluşuyor ve her bölüm farklı bir üslupla yazılmış. Örneğin son bölüm Molly'nin monoloğundan oluşuyor başka bir bölüm tümüyle röportaj tekniğiyle yazılmış. Bunların dışında fantasik öğelerin bulunduğu gerçekle bilinçaltının karıştığı bir bölüm ve olay örgüsü yerine sırf detaylardan oluşan bir başka bölüm barındırıyor kitap..Bazı bölümler sizi çok zorlarken bazıları gayet rahat akıcı bir şekilde okunabiliyor. Aslında James Joyce sizin nerelerde zorlandığınızı kafanızın nerelerde karıştığını gayet iyi biliyor ve bunlarla dalgasını geçiyor. Beni en çok zorlayan durumlardan biri kitabın birden çok anlatıcısı olması ve bazı yerlerde anlatıcının kim olduğunu çıkarmada kafa karışıklığı yaşamam oldu. Yazar son bölümlere doğru bu konuyla ilgili sizinle baya eğleniyor :) Kitapta geçen isimleri de atlamamak lazım herhalde toplansa binin üstünde çıkar. Yazar bunun da tadını çıkarıp bir yerden sonra fazlasıyla sallama ve eğlenceli isimler türetiyor..Sonuç itibariyle ben tüm zorluğuna rağmen ( kesinlikle sizden talepleri olan bir eser ) kitabı sevdim. Kitapla ilgili okuduğum analizlerden birinde dediği gibi kitaptaki her bir göndermeyi anlayacağım diye kasmanıza gerek yok biraz kendinizi rahat bırakın ve kitaptan alabildiğinizi alın alamadığınızı da zamana bırakın belki bir başka okumamızda ( evet bu kitap birden fazla okunmalı ) o mertebeye de ulaşırız :)
Bu güzel kitabı kütüphaneme eklemeden önce, yapmış olduğum ufak ön araştırmalar ile okunacak en iyi temel eserler arasında olduğunu öğrendikten sonra almaya karar verdim. Yazarımız James Joyce'un 1904 yılında kaleme aldığı eseri, Nevzat Erkmen’in katkıları ile dilimize çevrilmiştir ve 850 sayfaya yakın bir kitap ortaya çıkmıştır. Joyce, 1914-1921 yıllarında Dublin'de vuku bulan iç karışıklık ve ayaklanmalardan dolayı, kitabın yayımlanabilmesi için Fransa’da bulunan bir kitabevi ile anlaşarak taslakları onlara teslim etmiştir. Her zaman ki gibi, kendi dilleri dışında bir başka yabancı dile sıcak bakmayan milliyetçi Fransız dizgicilerin iyi derece İngilizceye hâkim olmamalarından ve Joyce'un el yazması taslaklarının neredeyse okunaksız olmasından dolayı, kitap o zaman diliminde üzerinde birçok dizgi hataları ile 1922’de basılarak yayımlanmıştır. Yazarın tüm bu hataları fark ederek düzeltme gayreti, gözlerinde yaşamakta olduğu rahatsızlığı sebebiyle boşa çıkmıştır ve kendisi de vazgeçmek zorunda kalmıştır. James Joyce’in ünlü romanı Ulysses’in yayınlanması ile birlikte, çığır açan bir bilinç akışı olmuştur ve kitap, cinsel konulu içeriği ile çok tanınan edebi bir esere dönüşmüştür. Birçok eleştirmen, eseri şimdiye kadar yazılan en iyi romanlardan biri olarak da övmekten geri kalmamıştır diyebilirim. Joyce, 1934’te ABD’de ve 1936’da İngiltere’de dönüm noktası davaları kazanana kadar Ulysses müstehcen olduğu gerekçesi ile yasaklandı.

Ulysses'in üç ana karakteri vardır: Leopold Bloom, Molly Bloom ve Stephen Dedalus. Orta yaşlı Leopold Bloom reklamcı olarak çalışır. Kendisi Yahudi’dir ve Molly Bloom'la evlidir. Stephen Dedalus, Genç Adam olarak Sanatçının Portresi'nde ana karakter olan bir öğretmen ve hevesli, istekli bir yazıdır.

“Senin kalbine dokunuyor belki de iki seksen uzanıp ayaklarını papatyalara dayamış adamcağıza ne faydası var? Ona dokunması zor biraz. Duyguların makamı. Kırık kalp. Epi topu bir pompa, her gün binlerce galon kan pompalıyor. Günlerden bir gün arıza yapıveriyor, al bakalım, kendini burada buluyorsun. Etrafımızda bir sürüsü gömülü duruyor: akciğerler, kalpler, karaciğerler. Eskimiş, paslı pompalar: başka hiçbir şey değil valla. Kıyamet ve hayat. Öldün mü ölüyorsun. Şu ahiret günü inancı. Hepsini mezarlarından çekip çıkaracaklarmış. Lazar, dışarı gel! Lazar da dışarı geldi ve korundular. Ayaklanın! Ahiret günü! Sonra bütün millet kendi karaciğerini, akciğerlerini ve diğer sakatatını aramaya başlayacak. Zor bulursun bütün parçalarını o sabah.” s.107.

Joyce Ulysses ve Homer Odyssey arasında bir dizi paralellik yaratır. Ulysses, Homer'in epik şiirinin kahramanı Odysseus'un Latince versiyonudur. Odysseus ve Leopold Bloom, Penelope ve Mary Bloom karakterleri ile Telemachus ve Stephen Dedalus'un karakterleri arasında bir dizi benzerlikler vardır. Kısacası Ulysses adlı bu güzel eser ile 16 Haziran 1904 tarihinin sabah 8'inden, akşam saat 3'üne kadar eşi Nora Barnacle ile ilk defa buluşacağı Dublin'de bir yerden bir yere giderken Leopold Bloom'a eşlik edeceğiz. Tarihte bugün, James Joyce'un yıllık “Bloomsday Festivali” olarak bilinir ve Dublin dâhil, dünyanın her yerinde kutlanır.

"Tüm bu sefil tartışmalar, naçizane kanaatince, tüm bu düşmanlık tohumu ekmeler, -artık insan kafasındaki hırçınlık çıkıntısı yüzünden midir yoksa bir bezenin salgısı mıdır o tarafını bilemiyordu fakat bunların falanca şeref meselesinin ıncığının cıncığından ya da vatan millet bayrak meselelerinden çıktığını sananlar yanılıyordu- hepsinin dönüp dolaşıp bağlandığı yer yine para meselesiydi her şeyin arkasında bu vardı, açgözlülük ve tamah vardı, insanlar hiç nerde durmaları gerektiğini bilmiyorlardı." s.617.

Ulysses adlı eserimiz kısa bir yapıt değildir ve üç kısma ayrılmaktadır: Telemachiad, Odyssey ve Nostos. Roman ayrıca on sekiz bölüme ayrılmıştır ve bölüm başlıkları bile neredeyse çözülemeyecek kadar uzundur. Her bölümün başlığı Homer'ın Odyssey'deki bir karakter veya olaydan gelmektedir. Birçok bölüm başlıklarında ayrıca bir vücut organı, sanat, renk, sembol ve edebi teknik bulunmaktadır. Ek olarak, bilinç akışı tekniği Ulysses'i okuması zor bir yapıt yapar. Burada şunu da ifade etmek gerekir ki, o zaman diliminde çevirisinde yazarın kaleminden çıkan birçok yeni kelimelerin varlığı ve bu kelimeleri dilimize çevrilmesinde uygun kelime bulunmakta zorlanılması da, eserin okur tarafından okunma ve idrak sürecini çok daha da uzattığı görülmektedir. Ayrıca roman punta, parodi ve aldatmacalarla doludur.

“İçine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zekâ oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur,”

"Takip eden tartışma kapsamı ve gidişatıyla hayat macerasının bir özeti gibiydi. Ne mekânın ne de meclisin vakarında bir noksan vardı. Tartışmacılar memleketin en keskin zekâlılarıydı, ele aldıkları konu da konuların en yücesi ve en hayati olanıydı." s.400.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
Bazı kitaplar için farklı yaşlarda ya da durumlarda okunduğunda farklı tatlar verir,değişik duygu yoğunlukları yaşatır derler ama Ulysses için her okuduğumda ancak yeni bir bölümünü daha iyi anlamlandırabildim diyebilirim. Kitabı evet evet evet nidalarıyla bitirdim, bir daha bu denli zorlayıcı bir kitapla karşılaşır mıyım(?) bilemiyorum. Kitabın başında daha önce karşılaştığım(Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi) Stephan’ı görünce kitabın ana değişkenini bu karakterin belirleyeceğini düşünmüştüm ama Joyce modern bir destan olarak kurguladığı ve Odysseus’nın yolculuğuna paralel bir şekilde ilerleyen Bloom gibi bir karakter armağan ediyor edebiyata. Gerek bilinç akışının en iyi örneği olması gerekse kullandığı tekniklerle(bir bölümde geçen olayları anlatmak yerine soru cevap olarak ilerletmesi, farklı yüzyıllardaki yazma tekniğini kullanması ki akılıma Tutunamayanlarda yer alan rubailer,nesirler geldi) daha değerli bir hale geliyor Ulysses. Kitaptaki göndermelere; Hristiyanlık tarihi ve ritüelleri, Britanya tarihi, mitoloji, Shakespeare külliyatı.Bu konulara hakim olmadan kitabı okumak hem zorlayıcı hem de kitabın havada kalmasına neden oluyor. Daha önceki yorumda denildiği gibi Ulysses Sözlüğüyle eş güdümlü okunduğunda kitap daha anlamlı hale geliyor.
Okudum,okumayı denedim,son sayfaya kadar inat ettim.Kitabı bitirince okuduğum kitaplar listesine ekledim.Ama anladım mı ? Hayır..İlginç,katmanlı,bir gün içinde geçen bir roman.Birçok gönderme,alt metin var.Geçen yıl Nevzat Erkmen'in Ulysses Sözlüğü'nü aldım.Her iki kitap ta kitaplığımda yanyana duruyor.Ama ben hala cesaret edip tekrar okumaya başlayamadım.Önümüzdeki bir yıl içinde tekrar okumayı düşünüyorum.
Kitabı anlatmayacağım ama ne kadar da zorlandım okurken.ders çalışır gibi kağıt kalemle not alarak okudum bazı yerleri.200. sayfaya gelince kitabı çözer gibi oldum geri dönüp baştan okudum..Tutunamayanları okuyanlar bilir Ulysses'te de son bölümde bi benzerlik var..sürpriz olsun :)
Hatırlayamadığım bir kaynakta eşinin James Joyce'a "Neden insanların okuyacağı şeyler yazmıyorsun" diye çıkıştığını okumuştum. Kitabın bazı yerlerinde -karakter karmaşasıyla aşırı sıkı fıkı olduğumda- yengemize hak vermeden edemedim. Ulysses ne kadar ağır bir kitap da olsa Armağan Ekici'nin, çeviride oluşturduğu dil, onu gayet okunaklı kılmış. Önceki çeviriyi okumadığım için karşılaştıramam belki ama artık ne zaman bir kitabın çevirmen kısmında Armağan Ekici'nin adını görsem tereddüt etmeden okuyabileceğime eminim.
Uykusuzluktan muzdarip birisi olarak uyumak için çokça okuduğum ve fakat biraz anladığımı, düşümde Şirke koşan atlar poetle ırmağında çırpınırken gördüğümde hatırladığım an bıraktığımdır. Dini kaygılar olan korkak zamanlardı. İşte Sonra da uyumaya başladım. Uyanınca bir daha deneyeceğiz. Ve Joyce diyeceğiz haydi bizi kaybet.
Joyce'un kelime oyunları ve birçok esere atıflarıyla süslü kitap anlaşılması zor ama olağanüstü güzeldi. Dendiği gibi bulmaca çözmeye benziyor Ulysses okumak. Nevzat Erkmen'in hazırladığı sözlükle beraber okunmalı. İngiliz kültürüne, geleneklerine ve dinine alışkın olmadığımız bir kültür olduğu için sözlüksüz okunduğunda havada kalan bir eser olacaktır Ulysses.
Önceden çok okumayı isteyip ama bir türlü cesaret edemediğim bir kitap. Aslında hayatımda yarıda bıraktığım nadir birkaç kitaptan biri oluyor.Sabirla ve inatla 60 sayfa okudum bırakın kitap ın taslağını karakterleri bile anlayamadım ya da kafamda canladiramadim. Çok savurgan bir üslup kullanmış. Konu bütünlüğü neredeyse yok. Eğer bu kitabı okuyacaksanız kesinlikle rahat bir kafa ile okumanızı tavsiye ediyorum.(Okul zamanı dışında herhangi bir zaman yazın olabilir mesela) Dağınık bir kafa ile bu güzelim kitabı hicbir şey anlamadan okumak istemediğim için bıraktım. Umarım tekrar baslarim
Kesinlikle kolay okunacak bir eser değil. Hele öyle tek solukta okunacak cinsten hiç değil. Ben ki kolay kolay kitap yarım bırakmam, mecbur bıraktı Bay Joyce. Kafamı toparladıkça aralıklarla okuyorum artık. Herkesin okuması gereken bir eser mi? Kesinlikle! Mutlaka okunmalı, tavsiye ederim. =)

Yazarın biyografisi

Adı:
Armağan Ekici
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 151 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 705 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.