Dublinliler

7,9/10  (21 Oy) · 
57 okunma  · 
11 beğeni  · 
1.279 gösterim
Murat Belge çevirisi ve önsözüyle,
Robert S. Ryf'in sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,

Joyce, Dublin'in yaramaz çocuklarının, sokak müzisyenlerinin, siyasetçilerinin, rahiplerinin ve bu şehirden kaçmak isteyenlerle kaçamayanların hikâyelerini anlatıyor. Dublinliler'de Joyce sarsılmayan bir gerçekçilikle, doğduğu ve büyüdüğü Dublin'de yüzyıl sonunda yaşamdan kesitleribize sunuyor. 1905 yılında tamamladığı bu hikâye derlemesi konu aldığı hayatlar ve kullandığı dil yüzünden İrlanda'da ve İngiltere'de yayınevlerince ahlâka aykırı bulunup kabul edilmemiş, yayımlanması, ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'yle aynı zamanı bulmuştu. Joyce bir ölümle başlayan ve "Ölüler" ile sona eren on beş hikâyesinde şehrin farklı katmanlarında gezinmekle kalmıyor, aynı zamanda şehrini ve İrlanda'yı özetleyen manevi felç, pişmanlık ve iki arada kalmışlık gibi hisleri de bu kitabın her bir satırına işliyor.

"Dublinliler'in sakinleri için 'kolonize edilmiş' tanımını kullanmak basit kaçar; siyasi özerkliği olmayan bir ülkede, güç bela yaşadıkları kamu alanının nasıl tahrip edilmiş olduğunu göz ardı edemeyiz."
-Colm Tóibin-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2015
  • Sayfa Sayısı:
    276
  • ISBN:
    9789750517303
  • Çeviri:
    Murat Belge
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

JAMES JOYCE / Dublinliler

İletişim Yayınları 1. Basım
Çeviri Murat Belde 232 sayfa


James Joyce yapılan bir araştırmada en zor okunan yazarlar arasında yer alıyor kendisi. Dublinliler Murat belde nin çevirisi ve önsözü olmasa , acaba ne kadar anlaşılırdı o da tartışılır. Öncelikle Murat Belde kitabın içine girmiş ve oldukça sevmiş kitabı ve okura kitabı çevirmekle kalmamış , sorgulama noktalarını da sunmuş ön sözünde. 15 hikayeden oluşan kitap . Hikayeler kısa kısa olsa da okurun üzerinde oldukça ağırlık bırakıyor. Bu ağırlık yazarın anlatmak istediğini direk gözüne sokmak yerine , küçük ince nüanslarla yapıyor oluşu. Hikayeyi okuyorsun... öylesine.. diyorsun. Sonra tekrar okuyorsun için açıyor. İrlanda halkının dini ve töresel bağlarını , yoksunluk ve yoksulluklarını , ait olamama duygularını ve arada kalmışlıklıklarını James Joyce çok hoş bir şekilde ifade etmiş. Her öyküde insani duyguların sorgulanışı , Özelikle Eveline öyküsünde gitmekle kalmak arasında gidip gelen genç kızın duygu dünyası ve korkuları yüzünden hapishanesinde yaşamaya devam edişi , seçimini bildiği , gördüğü , ve sonunu tahmin ettiği yaşamdan yana kullanışı . Beni etkileyen öykülerden birisidir. Gitme hayalleri kuran ve ruhunun her zerresiyle prangalarından kurtulamayan bir kız . Tanıdık bir öykü ... Ölüler öyküsüde beni en az diğer öyküler kadar etkilemiş bir öyküdür. İçinde ince duyguların acı serzenizlerin olduğu tüm öyküler gibi.

Genel anlamda Dublinliler Murat Beldenin iyi çevirisi ve ön sözü sayesinde okura daha anlamlı gelen bir kitap. Üzerimde oldukça ağır duygular bıraktığını söyleyebilirim.İrlanda halkını kendi toplumumumla kıyasladıkça acılar ve dini baskılar ve geleneksel prangalar açısından başa baş diyebilirim. James Joyce halkına dair güzel bir anlatımı olan hikayelerden oluşan lakin geleneksel yapıyı , dini , insanların üzerinde ki düşünsel esareti iyi anlatma adına gerçek bir eser ortaya koymuş . James Joyce Türk topraklarında yaşamış bir yazar olsaydı , sanırım 1500 tane hikaye oluşturabilecek sorgulama noktası bulabilirmiş ülkemizde , kitabı okurken uzun uzun bunu düşündüm. 100 yıl önce yazılmasına rağmen hala geçerliliği olan bir kitap.

güzin tanyeri ışık 
04 Oca 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

meğer ulysses önyargım yüzünden mesafeli durduğum james joyce en sevdiğim öykü anlatma tekniğinin mucidiymiş: hikayeye herhangi bir yerinden giriş yaparak başlama ve bittiğinde ardında neticeyi değil, sızıyı bırakma. bence öyküler murat belge'nin söylediği gibi tutsaklık temasında değil, tutsaklığa direnme/boyun eğme noktasında birleşiyor ve dublinli olmayı değil, daha evrensel bir bakış açısını sunuyor. bunu biliyorum, çünkü eveline benim.

Kitaba verdiğim puan ve yarıda bırakma kısmı çelişkili fakat James Joyse'un güzel yazının yanında verdiği sıkıcı konular beni pek cezbetmedi. Ama James'in başka eserlerini okumak isterim. Geriye dönüp baktığımda içindeki hikayelerin kurguları aklımda kaldığını fark ettim ayrıca. Ama hala devam edip okuyacağımı sanmıyorum.

Hayrettin Hayro Güler 
04 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Üzücü bir olay, ölüler en sevmiş olduklarımdı. Diğerlerinide beğendim çok heyecanlı bir kitap değil fakat tasvirler olsun, olay örgüsü esnasında dublinli oluyorsunuz. İletişim yayınlarınından çıkan baskıyı okudum baskı kaliteside yerindeydi. Siteye onunda eklenmesi şart.

KeMâL 
17 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Çok fazla övülmesine rağmen çok da beğenmediğim kitaplar arasına girdi. Ama okumaya değer mi değer... Çeşitli öykülerle karışık bir kitap... Bir anda eski Dublinli olup çıkabilirsiniz.

Kitaptan 27 Alıntı

abdullah bektaş 
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Lakin benim bedenim bir arp, onun sözleri ve hareketleri ise arpın tellerinde gezinen parmaklar gibiydi.

Dublinliler, James JoyceDublinliler, James Joyce
seher 
21 Şub 11:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Geçmişi düşünürüz, gençliğimizi, değişiklikleri, bu gece özlediğimiz, aramızda olmayan yüzleri. Hayatta yürüdüğümüz yol böyle birçok acılı anıyla döşelidir; eğer hep bu düşüncelere dalıp gidecek olsaydık yaşananlar arasında işimizi cesaretle yapacak yürekliliği bulamazdık: Hepimizin yaşayan ödevleri ve yaşayan sevgileri var ve bunlar, haklı olarak, bizim zorlu çabalarımızı ifade ediyor

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 239)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 239)

"...çünkü artık başıma gerçek serüvenler gelmesini istiyordum. Ama gerçek serüvenler de evde oturan insanlara gelmez diye düşünüyordum. Uzaklarda aramalı onları."

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 51 - İletişim Yayınları)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 51 - İletişim Yayınları)
seher 
21 Şub 11:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çarpık çurpuk mezar taşlarının, haçların arasında, küçük kapının sivri parmaklıklarında ve çıplak dikenler birikip bir kalın örtü oluşturmuştu. Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihai sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine.

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 258)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 258)
seher 
19 Şub 17:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İçinden şiirle anlatmak istediği öyle çok ruh hali ve izlenim vardı ki. İçinde duyuyordu bunları. Bir şair ruhu olup olmadığını anlamak için ruhunu tartmak geldi içinden. Mizacının vurgulu noktası melankoli idi, kendi yorumunca, ama gelip giden bir iman ve kendini bırakma ve sade bir sevinçle dengelenen bir melankoli. Bir şiir kitabında bunu dile getirebilse belki de insanlar ona kulak verirdi.

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 106)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 106)
sule sevinc 
06 Şub 21:18 · Kitabı okudu · 6/10 puan

"Hoşlanması gereken pek çok şeyi önemsiz bulmuş, cüretkâr davranmaya davet eden hiçbir bakışa da yanıt vermemişti. Çok konuşacağını, uyduracağını ve eğlendireceğini biliyordu ama hem beyni hem de boğazı böyle bir görev için çok kuruydu."

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 74)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 74)
sule sevinc 
 06 Şub 21:36 · Kitabı okudu · 6/10 puan

"Kadın ona neden düşüncelerini yazmadığını sordu. Ne için yazmalı, diye yanıt verdi, tedbiri elden bırakmayan tepeden bir bakışla. Bir düşünceyi altmış saniyeliğine bile devam ettiremeyen laf ebeleriyle yarışmak için mi? Ahlakını polise, güzel sanatlarını taklitçilere emanet eden, cahil burjuvanın eleştirilerine katlanmak için mi?"

Dublinliler, James Joyce (Sayfa 144)Dublinliler, James Joyce (Sayfa 144)
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.