Dublinliler

7,9/10  (57 Oy) · 
139 okunma  · 
40 beğeni  · 
2.464 gösterim
Murat Belge çevirisi ve önsözüyle,
Robert S. Ryf'in sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,

Joyce, Dublin'in yaramaz çocuklarının, sokak müzisyenlerinin, siyasetçilerinin, rahiplerinin ve bu şehirden kaçmak isteyenlerle kaçamayanların hikâyelerini anlatıyor. Dublinliler'de Joyce sarsılmayan bir gerçekçilikle, doğduğu ve büyüdüğü Dublin'de yüzyıl sonunda yaşamdan kesitleribize sunuyor. 1905 yılında tamamladığı bu hikâye derlemesi konu aldığı hayatlar ve kullandığı dil yüzünden İrlanda'da ve İngiltere'de yayınevlerince ahlâka aykırı bulunup kabul edilmemiş, yayımlanması, ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'yle aynı zamanı bulmuştu. Joyce bir ölümle başlayan ve "Ölüler" ile sona eren on beş hikâyesinde şehrin farklı katmanlarında gezinmekle kalmıyor, aynı zamanda şehrini ve İrlanda'yı özetleyen manevi felç, pişmanlık ve iki arada kalmışlık gibi hisleri de bu kitabın her bir satırına işliyor.

"Dublinliler'in sakinleri için 'kolonize edilmiş' tanımını kullanmak basit kaçar; siyasi özerkliği olmayan bir ülkede, güç bela yaşadıkları kamu alanının nasıl tahrip edilmiş olduğunu göz ardı edemeyiz."
-Colm Tóibin-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2015
  • Sayfa Sayısı:
    276
  • ISBN:
    9789750517303
  • Çeviri:
    Murat Belge
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

JAMES JOYCE / Dublinliler

İletişim Yayınları 1. Basım
Çeviri Murat Belde 232 sayfa


James Joyce yapılan bir araştırmada en zor okunan yazarlar arasında yer alıyor kendisi. Dublinliler Murat belde nin çevirisi ve önsözü olmasa , acaba ne kadar anlaşılırdı o da tartışılır. Öncelikle Murat Belde kitabın içine girmiş ve oldukça sevmiş kitabı ve okura kitabı çevirmekle kalmamış , sorgulama noktalarını da sunmuş ön sözünde. 15 hikayeden oluşan kitap . Hikayeler kısa kısa olsa da okurun üzerinde oldukça ağırlık bırakıyor. Bu ağırlık yazarın anlatmak istediğini direk gözüne sokmak yerine , küçük ince nüanslarla yapıyor oluşu. Hikayeyi okuyorsun... öylesine.. diyorsun. Sonra tekrar okuyorsun için açıyor. İrlanda halkının dini ve töresel bağlarını , yoksunluk ve yoksulluklarını , ait olamama duygularını ve arada kalmışlıklıklarını James Joyce çok hoş bir şekilde ifade etmiş. Her öyküde insani duyguların sorgulanışı , Özelikle Eveline öyküsünde gitmekle kalmak arasında gidip gelen genç kızın duygu dünyası ve korkuları yüzünden hapishanesinde yaşamaya devam edişi , seçimini bildiği , gördüğü , ve sonunu tahmin ettiği yaşamdan yana kullanışı . Beni etkileyen öykülerden birisidir. Gitme hayalleri kuran ve ruhunun her zerresiyle prangalarından kurtulamayan bir kız . Tanıdık bir öykü ... Ölüler öyküsüde beni en az diğer öyküler kadar etkilemiş bir öyküdür. İçinde ince duyguların acı serzenizlerin olduğu tüm öyküler gibi.

Genel anlamda Dublinliler Murat Beldenin iyi çevirisi ve ön sözü sayesinde okura daha anlamlı gelen bir kitap. Üzerimde oldukça ağır duygular bıraktığını söyleyebilirim.İrlanda halkını kendi toplumumumla kıyasladıkça acılar ve dini baskılar ve geleneksel prangalar açısından başa baş diyebilirim. James Joyce halkına dair güzel bir anlatımı olan hikayelerden oluşan lakin geleneksel yapıyı , dini , insanların üzerinde ki düşünsel esareti iyi anlatma adına gerçek bir eser ortaya koymuş . James Joyce Türk topraklarında yaşamış bir yazar olsaydı , sanırım 1500 tane hikaye oluşturabilecek sorgulama noktası bulabilirmiş ülkemizde , kitabı okurken uzun uzun bunu düşündüm. 100 yıl önce yazılmasına rağmen hala geçerliliği olan bir kitap.