·
Okunma
·
Beğeni
·
11,5bin
Gösterim
Adı:
Dublinliler
Baskı tarihi:
28 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418735
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Bal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
“…amaç Dublin'deki hayatın o denli gerçek bir tasvirini yapmaktı ki, orada yaşayanlar şehirlerindeki bu düşünce ve duygu felci karşısında dehşete düşerek hatalarından arınacak ve bu sanat eserini bir tür manevi dirilişin lokomotifi olarak göreceklerdi. Bu, eseri belki de fazlaca didaktik kılar ki Joyce'dan daha az didaktik bir yazar da yoktur. Joyce yargılamaz, sadece gösterir.”

-Anthony Burgess

Korkuyla ürperen, aşkı keşfeden, haylazlıkla coşan, ölümle tanışan, macerayla tutuşan ve kimi zaman şefkat dolu çocukların; ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak isteyip de yerinden kımıldayamayan genç kızların; kızlarına yol çizen annelerin, anneliği akıllarını perdeleyen kadınların; zorba babaların, babalık bilmez hayalperestlerin; despot amirlerin ve tembel memurların; değişmez arkadaşlığın ve değişen arkadaşların; hayal kırıklıklarının, hovardalığın, siyasi çatışmaların, insani çelişkilerin, hesapsızca geçirilen günlerin ve harcanan paranın, susamanın ve susadıkça içmenin, üçkağıtçılığın, nerede akşam orada sabahın, ihtiraslı kaçak aşkların, batıl inancın ve tanrıya imanın, haklı haksızlığın, geçmişe özlemin, günahkarlığın ve yakarışın, birlikteliğin ve duygusal soyutlanmanın; ara sokakların, ana caddelerin, nehir boylarının, kenar mahallelerin; müziğin, piyanonun, ağıtların… öykülerini dinliyoruz Joyce’un Dublinliler’inden.
276 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Ulysses'e hazırlık olsun diye başladığım,sonu hiçbir yere bağlanmayan, birbirinden farklı kısa hikayelerden oluşan,anlatımı olağanüstü olan kitap.

Sanıyorum zaten amaç; bir bütünlük içerisinde başlangıç-son döngüsü yaratmak değil, anneler, babalar çocuklar, patronlar,işçiler üzerinden o dönemin Dublin'ini anlatmaktı.

Kendi insanları için çizdiği portre üzücü olmakla beraber; kendince İrlanda'nın belli tutumlarına haklı bir başkaldırı olduğunu savunanlar da var elbette.
Ancak bu başkaldırının gerçekliği konusunda haklı bulunsa da, ne kadar insancıl olduğu tartışılır.

'Üzücü bir olay' bilinen en güçlü hikayedir, ancak benim için 'Suretler' gerçekten çok daha dokunaklıydı.

Her hikayede tahmin edeceğiniz üzere yazardan gerçek bir parça olup, ön sözde bu yönde etraflıca bir çözümleme mevcuttur.

Ben iyi ki okumuşum diyorum.

Keyifli okumalar.
276 syf.
·2 günde·Puan vermedi
James Joyce’u yayınlanmış ilk eseri olan Chamber Music (Oda Müziği) ile tanıdım. Yıllar sonra bu kitabındaki şiirlerin yayınlanmasından utanç duyduğunu söylemiş. Oysa çok duygu yüklü bir eserdi. Belki de şiirlerinde cinselliği kullanmaktan rahatsız oldu. İnsan yazar da olsa, okur da olsa cayma hakkı vardır değil mi?

Dublinliler kitabını Ulysses’ten önce yazarın tarzına aşina olmak için okudum. Murat Belge “Joyce’un Dublinliler’i sonuç olarak acı bir kitap.” demiş.

On beş hikâye var kitapta. Hikâyelere dair ayrıntıya girmiyorum. Yorumlayan birçok okura göre, bir araya geldiğinde bir bütünlük oluşturuyorlarmış. Bense, dinî duygular ve millî göreneklerle donatılmış bir orta sınıfın yaşamını başarıyla gözler önüne seren bu eserde, bahsedilen bütünlüğü tam olarak yakalayamadım.

Dinin İrlanda insanı üzerinde kurduğu hakimiyetin, yoksulluğun ve taşra yaşamının kırık dökük evleri, çamurlu sokaklarına kadar başarılı betimlemelerle aktarıldığı bu eseri okumaya hazır değildim belki de. Sevdim mi, sevmedim mi, emin olamıyorum doğrusu. Yalnızca şunu net söyleyebilirim. “ İyi ki okumuşum!” diyeceklerim arasına girmedi.

Evet, bir ülkenin geçtiği süreçlerle, orada yaşayanların bireysel acılarını çok güzel harmanlamış, ülke ve bireyin birbiri için tamamlayıcı olduğunu çok güzel sezdirmiş okuyana. Sıkmayan, akıcı ve net bir anlatım da kullanmış. Ancak ben hayal ettiğim okuma tadını bu kitapta bulamadım.
276 syf.
·4 günde·9/10 puan
James Joyce’un İrlanda insanını farklı yönleriyle ele aldığı bu kitap, 15 farklı hikâyeden oluşuyor. Murat Belge yazdığı önsözle kitabı detaylı bir şekilde ele alarak okuyucu için oldukça önemli detaylar sunuyor ve bu detaylar sayesinde kitapta verilmek istenen mesajları çok daha iyi anlıyoruz. Joyce nesnelere, olaylara ve insanlara farklı anlamlar yükleyerek, imge bakımından zengin bir eser sunuyor bize. Murat Belge her ne kadar bu imgelerin bir kısmını açıklasa da kitaptaki detayları ve imgeleri görebilmek okuyucunun dikkatine kalıyor biraz da.
Kitaptaki hikayeler bir bütün olarak ele alındığı zaman, tek bir hikâye ya da bir roman olarak da okunabiliyor. Ben bir bütün olarak okumaya çalıştım. Çünkü kitap çocukluk döneminden başlayarak her dönemi sırasıyla ele alıyor. Her karakter içinde bulunduğu dönemin psikolojisini, içinde bulunduğu toplumla ilişkisini ve elbette İrlanda insanını anlatıyor bizlere. Özellikle “yaşayan ölüler” olarak görülen bu karakterlerin iç dünyasını, ruhsal bulantılarını James Joyce gibi usta bir yazarın kaleminden okumak çok güzeldi. Herkese tavsiye ederim.
Kitapla Kalın!
276 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
İnceleme Öncesi Giriş Notu: Bu incelemeyi okumak yerine izlemeyi tercih ediyorum diyenler için:
https://youtu.be/qx9pdFtPRlo

James Joyce'un 22 yaşındayken yazmaya başladığı 15 öyküden oluşan bu kitap, normal, standart, düz olana bir isyanıdır. Normalde hikayeler, aynen hayatın akışı gibi doğum, erişkinlik ve ölüm çizgisinde ilerlerler. Yani çizgi sıfırdan başlayıp yukarı tırmanıp zirveyi görür ve ani keskin bir inişle biter. Joyce'un bu kitaptaki tüm hikayeleri ise gayet sıradan finallerle bitiyor. Birçok yazar tarafından yazılmaya bile değer görmeyecek son derece sıradan insanları sıradan başarısızlık, hayal kırıklığı öykülerini sade, akışkan bir dille ve olabildiğince güçsüz, basit finallerlerle sona erdirmiş. Bu tercih hem Joyce'un daha o yaşta oluşan yazım üslubunu hem de herkesin yaptığına karşılık kendisinin farklılığını, isyanını, sorgulamasını göstermektedir.

Açıkçası kitaptaki hikayelerin en güçlüsü, yaklaşık 35 sayfa süren uzunca bir hikaye olan "Ölüler"di. Bu kitapta Joyce'un dilinin ne kadar akıcı olduğunu, aslında anlatım dilinin hikaye kapsamında sınırlı kalamadığını, o çok sevdiği çok sayıda karakter ve diyaloğa yer yer bulaştığını gözlemleyebiliyoruz.

Son olarak Dublinliler, Ulysses'i yazarak kendini edebiyat dünyasında ölümsüz kılan Joyce'un edebi hayatına göz atmak için son derece güzel bir başlangıç eseri.
276 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Kitap 1904 yılında yazılıp anca 1914 yılında yayınlanabiliyor. Bu yıllarda İrlanda’ya bakalım isterseniz. İrlanda o zamanlar İngiliz sömürgesi altındaydı ve okullarında İngilizce eğitim gören öğrenciler, kendi kültürüne düşman edilen gençler , tarihinden koparılmaya mahkum edilen bir halk vardı. 1919-21 yılları arasında İrlanda da Bağımsızlık Savaşı yaşanıyor ve neyseki dillerine, kültürlerine dönüyorlar. Ancak bizim Kurtuluş Savaşı’mız gibi başarı elde edemiyor ve kuzey-güney olmak üzere ikiye bölünüyor. Ayrıntılı Bilgi için Vikipedi’ye bakabilirsiniz.
Dönelim kitabımıza James Joyce böyle bohem bir dönemde yaşıyor. Yüzü hep Avrupa’ya dönük. Onun bütün isteği Avrupalı gibi olmak, ülkenin mutsuzluğunu-çaresizliğini orada gidermek. Bu düşünceler altında yazılmış on beş hikaye yer alıyor kitapta. ‘Bir Anne’ hikayesinde kızın İrlanda diliyle konuşması bile arkadaşları tarafından bayağı görülüyor.

1910’ların İrlanda’sı ile 1950’lerin Türkiyesi çok benzer özellikler gösteriyor. Ancak bizim Orhan Veli’miz, Yaşar Kemal’imiz halkın yanındaydı diye düşünüyorum.

Kitabın içindeki insancıklara üzülmedim değil. Acıları, beceriksizlikleri, sınırlılıkları olan insanlarla yaptığım yolculukta bizim insanımızın bir izdüşümünü görmüş gibi oldum.

....yaşantının gerçekliğiyle karşılaştırmak ve ruhunun nalbantında soyunun yaratılmamış vicdanını dövmek için yola çıkmıştı...
Yukarıdaki alıntı yazarın imgeleri hakkında bir fikir verir belki.Bilirsiniz Joyce bilinç akışı tekniğini çok kullanır. Bizim edebiyatta Oğuz Atay etkilenmiştir kendisinden. Ben de bu bilgileri kitabı okuyunca öğrendim. Çünkü başlarda ne diyor bu adam, neden hiçbir şey anlamıyorum diye çırpındım durdum.

Kitap çok hızlı ilerliyor öyleki siz geride kalıyorsunuz. Neredeyse her hikayeyi iki kere okudum anlayabilmek için. Allahtan Murat Belge’nin önsözü, Robert S. RYF’nin sonsözü var. Yoksa üçüncü okumayı da yapardım.

Ben James Joyce’yla tanışmak için okudum bu kitabını. Asıl okumak istediğim kitabı Ulysses.
Sizde fikir sahibi olmak istiyorsanız yazarın Dublinliler kitabını okuyabilirsiniz.
276 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
James Joyce'un büyük eseri Ulysses'i okumadan önce, okunması gereken bir kitap Dublinliler.. Kitap, Dublinlilerin yaşantısına ait farklı görüntüler sunuyor. Hikayelerde merak öğesi hiç yok. Farklı bir giriş fakat sıradan bir bitiş.. Ancak üslup çok güzel..Konudan ziyade üslup zihninizi esir alıyor..
276 syf.
·5 günde
Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihaî sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine.

Kitap,James Joyce’un bütün hikâyelerinin toplandığı 15 adet kısa hikâyelerden oluşuyor. Hikayeler birbirleriyle tematik olarak bağlantılı, Hikayelerin hepsi ayrı ayrı okunabileceği gibi bir bütün olarak okunduğu zaman bir roman tadı veriyor ve kafada ki etkileyiciliği de artıyor.

Hikayelerin genel teması acı ve karamsarlık çemberine düşmüş,yaşarken ölü olan Dublin halkının yaşam ve ölü gibi manevi düşüncelerini içeriyor.

Ulysses'e başlamadan önce hazırlık amaçlı okuduğum Dublinliler'i çok beğendim. Ama bana göre hemen okunup bitirebilecek bir kitap değil yavaşça ve üzerinde kafa yorarak okuduğunuz zaman hikayelerden daha çok keyif alabilir ve bir Dublin'li olarak çıkabilirsiniz.
Keyifli okumalar dilerim..
276 syf.
meğer ulysses önyargım yüzünden mesafeli durduğum james joyce en sevdiğim öykü anlatma tekniğinin mucidiymiş: hikayeye herhangi bir yerinden giriş yaparak başlama ve bittiğinde ardında neticeyi değil, sızıyı bırakma. bence öyküler murat belge'nin söylediği gibi tutsaklık temasında değil, tutsaklığa direnme/boyun eğme noktasında birleşiyor ve dublinli olmayı değil, daha evrensel bir bakış açısını sunuyor. bunu biliyorum, çünkü eveline benim.
276 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Milan Kundera, James Joyce’un edebiyatı ile ilgili şöyle diyor: “Joyce, şimdiki anın peşine düşer ve onun büyük mikroskobu, bu uçucu ânı durdurup yakalamayı ve bize göstermeyi başarır.”
Bu tespit, tam olarak Dublinliler’de karşımıza çıkıyor.

Modernist Avrupa edebiyatının geleneğe net bir şekilde tavır koyan yazarlarından İrlandalı sanatçı James Joyce’un 1904-07 yılları arasında kaleme aldığı on beş öyküden oluşan bir kitap Dublinliler. James Joyce’un hayatından da izler taşıyan öyküler, yazarın kendisinin de söylediği gibi çocukluk, ergenlik, yetişkinlik gibi hayatın zaman dilimlerini kapsamakla birlikte, yine yazarın ifade ettiği gibi son birkaç öyküde toplumsal hayattan kesitleri de sunar. Her ne kadar ayrı ayrı öyküler olarak okunabilse de aslında yazarın niyetinin öyküler arasında bir tema bütünlüğü oluşturmak olduğunu anlıyoruz. Hepsi aslında Dublinli olmak üzerine kuruludur ve İrlanda’nın politik, dinî ve kültürel sorunlarına da göndermelerle doludur. Bütün öyküleri tek bir çatı altında toplayan tema tutsaklık, tutulup kalmış ya da paralize olma halidir. Ayrıca, yazarın Sanatçının Portresi Olarak Bir Genç Adam eseriyle de paralellikler taşır.

Özellikle çevrildiği zaman, genelde okunabilirliği bir hayli düşük olan Ulysses ve Finnegans Wake gibi eserlerinden yepyeni bir anlatım tarzı ve hatta dil icat etmiş olan James Joyce’un Dublinliler eseri yazarla tanışmak ve onun edebiyatının ilk izlerini sürmek için ideal bir eser. Öyküler arasında belli belirsiz kurulan bağlar, sembolik ve kapalı anlatım, ironi ve minik oyunlar eseri ayrıca ilginç kılıyor. Özellikle sonu açık kalan öyküler okumayı sevenlere tavsiye ederken okuma sürecinin de minik araştırmalarla desteklenmesini tavsiye ederim.
276 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10 puan
Dublinliler, James Joyce'un içinden çıktığı İrlanda toplumuna eleştirel bir bakışından, geride bıraktığı toplumuna ağıdından başka bir şey değildir. Bu toplumun dar ve geri kalıbına sığmayan, sığmak istemeyen Joyce, zamanı gelince terk edeceği toplumun gerçek yüzünü, iç yüzünü bu öykülerde ortaya koymaya çalışmıştır.

İrlanda milliyetçiliğini, dilini, dinini ve en nihayetinde yaşayışını on beş öykünün içine sığdırmış ve âdeta "nasıl bir toplumun içinden çıktığımı görünüz" der gibi bir yığın âdeti, geleneği, göreneği öykülerin içine derç etmiştir. Dublinliler, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi romanıyla paralel okunmalıdır. Portre'de Joyce, kendisinden bekleneni nasıl veremeyeceğini, ailesinin ve toplumun istediği gibi tipik bir İrlandalı olamayacağını çok sarih biçimde anlatmıştır. Bilinçlenmesini, içinde bulunduğu toplumun kalıplarına sığmadığını kerte kerte anlatmıştır.

Dublinliler kimi öykülerini zevkle okuduğum, kimi öyküleri ise bir an önce bitseydi dediğim on beş öyküden oluşuyor. Bu öyküleri değerli kılan - ister kolay okunsun isterse sıksın - 20. yüzyılın başındaki İrlandalı toplumuna edebî yetkinlikle tutulan aynadır. Bu aynadan yansıyan görüntülerin rahatsızlık yaratıp yaratmamasına aldırmadan ortaya konan bu cesaret ve cüret alkışlanmalıdır. Dublinliler, öykü okuyucularının ve Joyce hayranlarının dönüp dönüp okuyacakları nadide bir eserdir.

Murat Belge'nin önsöz mahiyetinde yazdığı giriş yazısının son paragrafı "1910'ların İrlandası sözgelişi 1950'lerin Türkiye'sinden çok uzakta mı acaba" diye sormuş. Bu soruya çok uzağında değil hatta çok benziyor diyebiliriz. Bundan öte beni ilgilendiren 1950'lerin toplumsal panoramasını yansıtan, cesur ve yetkin bir yazar çıkmış ve hâlipürmelalimizi ortaya koymuş mudur diye bir soru sormak gerekir. Bu soruya ise müspet bir cevap vermek pek mümkün değildir. 1950 kuşağı öykücülerinin edebiyatımızda yeri inkâr edilemez ama Joyce'un yaptığını yapan bir yazarımız maalesef yoktur. ..
216 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
Türkçe olarak okuduğum ilk James Joyce kitabıydı. Çevirinin muazzamlığının altını çizmek gerek. Joyce’un kendine has olan dili ve üslubunu çok güzel bir şekilde türkçeye aktarmış, içinde böylesine güzel betimlemeler bulunan çeviri bir kitabı okumak işkence olabiliyor bazen. Akıcılık sağlanmış, zengin dili yansıtılmış. İçinde 15 öykü bulunan bu kitap, anlatımıyla adeta Dublin şehrinin sokaklarında turlamak, rastgele kapıları aralayıp insanların hayatlarına dahil olmak gibiydi. Sıradan olmayan sıradan yaşamlar..harika bir mekan kitabı.
Manzarayı seyrederek hayatı düşündü; ve (hayat üstüne düşününce hep olduğu gibi) hüzünlendi. Yumuşak bir melankoli kapladı içini. Kadere karşı mücadelenin boşunalığını duydu, çünkü bunca çağdan ona miras kalan bilgelik yükü buydu.
Şu anda kırlarda çatur çutur dolanmaktan ya da buz gibi esen rüzgarda hızlı bir atın çektiği arabayla gitmekten başka bir şey istemem.
Bedeni bir şeyler yapma, dışarı fırlayıp şiddete başvurma, şiddet içinde yuvarlanma isteğiyle kavruluyordu. Hayatının bütün onursuzlukları tepesini attırıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dublinliler
Baskı tarihi:
28 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418735
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Bal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
“…amaç Dublin'deki hayatın o denli gerçek bir tasvirini yapmaktı ki, orada yaşayanlar şehirlerindeki bu düşünce ve duygu felci karşısında dehşete düşerek hatalarından arınacak ve bu sanat eserini bir tür manevi dirilişin lokomotifi olarak göreceklerdi. Bu, eseri belki de fazlaca didaktik kılar ki Joyce'dan daha az didaktik bir yazar da yoktur. Joyce yargılamaz, sadece gösterir.”

-Anthony Burgess

Korkuyla ürperen, aşkı keşfeden, haylazlıkla coşan, ölümle tanışan, macerayla tutuşan ve kimi zaman şefkat dolu çocukların; ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak isteyip de yerinden kımıldayamayan genç kızların; kızlarına yol çizen annelerin, anneliği akıllarını perdeleyen kadınların; zorba babaların, babalık bilmez hayalperestlerin; despot amirlerin ve tembel memurların; değişmez arkadaşlığın ve değişen arkadaşların; hayal kırıklıklarının, hovardalığın, siyasi çatışmaların, insani çelişkilerin, hesapsızca geçirilen günlerin ve harcanan paranın, susamanın ve susadıkça içmenin, üçkağıtçılığın, nerede akşam orada sabahın, ihtiraslı kaçak aşkların, batıl inancın ve tanrıya imanın, haklı haksızlığın, geçmişe özlemin, günahkarlığın ve yakarışın, birlikteliğin ve duygusal soyutlanmanın; ara sokakların, ana caddelerin, nehir boylarının, kenar mahallelerin; müziğin, piyanonun, ağıtların… öykülerini dinliyoruz Joyce’un Dublinliler’inden.

Kitabı okuyanlar 994 okur

  • “hayretdiyebiri”
  • mziron
  • Çita
  • Asuman Şahin
  • Kahveeguzelii
  • Barış
  • Ankiloz
  • Mehmet Yıldız
  • Céline
  • Gümüşservi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.6 (2)
9
%0
8
%0
7
%0.3 (1)
6
%0.6 (2)
5
%0
4
%0
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları