Varoluşun o devasa, grotesk tiyatrosunda herkes, adeta görünmez bir kırbacın şaklamasıyla bir yerlere sürükleniyordu; zira bir hedefe gitmek, aklın o en korkak, en zavallı illüzyonuydu. Aslında hiç kimse bir yere varmıyor, herkes sadece kendi içindeki o karanlık boşluktan, durağanlığın getireceği dehşetten kaçıyordu.